|
Abruzzi
|
 |
« : Mart 11, 2008, 16:37:56 ÖS » |
|
1991 - 2000 ARASI İÇ VE DIŞ BORÇLAR ( MİLYON DOLAR ) YILLAR DIŞ BORÇLAR İÇ BORÇLAR TOPLAM BORÇ 1991 50.489 $ 24.068 $ 74.557 $ 1992 55.592 $ 27.676 $ 83.268 $ 1993 67.356 $ 32.095 $ 99.451 $ 1994 65.601 $ 28.685 $ 94.286 $ 1995 79.278 $ 28.409 $ 101.687 $ 1996 84.666 $ 38.161 $ 122.827 $ 1997 92.264 $ 40.019 $ 132.283 $ 1998 106.052 $ 44.612 $ 150.664 $ 1999 111.215 $ 53.769 $ 164.984 $ 2000 114.324 $ 58.874 $ 173.198 $
2000 yılı toplam 114.324 Milyon Dolar olan dış borçlar hazine garantili 52 Milyar Dolar özel sektör borçları dahildir. 2000 yılı iç ve dış borçları toplamı olan 173.198 Milyon Dolara kamu bankalarının görev zararı olan 40 Milyar Dolar ve (T.M.S.F) fona devredilen bankaların 30 Milyar Dolarlık zararları dahil değildir. Kamu bankalarının ve fona devredilen bankaların zararlarına karşılık, verilecek tahvil ve bonoların karşılığı iç borçlarımız ilave 70 Milyar Dolar artacaktır. Son 10 yıllık borç değerlendirilmesinde 1991 - 1995 arası ilk dilimde toplam borç artışı %36 olarak gerçekleşmişken, 2000 yılında 1991'e oranla toplam borçtaki artış %132 olmuştur. 1991 de toplam borç 74.557 Milyon Dolar iken, on yılda 98.641 milyon Dolar artarak, 173.198 Milyon Dolara yükselmiştir. 1991'de yıllık Gayri Safi Milli Hasıla toplamı olan 156 Milyar Dolara karşılık toplam borcumuz 74 Milyar Dolar iken, 2000 yılı GSMH toplamında 188 Milyar Dolara karşılık toplam borcumuz 173 Milyar Dolar dır. Dünyada Gayri Safi Milli Hasılaya oranla borçlanma %40 ile uzun vadeye yayılmışken, ülkemizde 2000 yılında Gayri Safi Milli Hasılaya oranla iç ve dış borçlanma %92 ye çıkmış olup çoğunluğu kısa vadelidir.
1991 - 2000 YILLARI ARASI ÖDENEN İÇ VE DIŞ BORÇ FAİZİ TOPLAMI YILLAR DIŞ BORÇLAR İÇ BORÇLAR TOPLAM BORÇ Trilyon TL Karşılığı Milyon $ Trilyon TL Karşılığı Milyon $ 1991 7.1 TL 1.750 $ 17.0 TL 4.190 $ 5.940 $ 1992 9.8 TL 1.396 $ 30.5 TL 4.345 $ 5.741 $ 1993 24 TL 2.155 $ 92.5 TL 8.307 $ 10.462 $ 1994 65.1 TL 2.336 $ 233.2 TL 8.368 $ 10.704 $ 1995 100.6 TL 2.099 $ 475.5 TL 9.927 $ 12.026 $ 9.736 $ 35.137 $ 44.873 $ 1996 168.3 TL 2.040 $ 1.329.1 TL 16.106 $ 18.146 $ 1997 300 TL 1.910 $ 1.978.0 TL 12.600 $ 14.510 $ 1998 547.1 TL 2.101 $ 5.629.5 TL 21.625 $ 23.726 $ 1999 896.2 TL 2.102 $ 9.824.6 TL 23.048 $ 25.150 $ 2000 1.395.1 TL 2.255 $ 21.296.3 TL 34.426 $ 36.681 $ 1996-2000 TOPLAMI 10.408 $ 107.805 $ 118.213 $ 1991-1995 TOPLAMI 9.736 $ 35.137 $ 44.873 $ 1991-2000 GENEL TOPLAM 20.144 $ 142.942 $ 163.086 $
2000 yılı 114 Milyar Dolar dış borcumuza dahil olan 52 Milyar Dolar özel sektör dış borçlarını çıkardığımızda kamuya ait 62 Milyar Dolarlık dış borcumuza bütçeden ödenen son on yıldaki faiz 20.144 Milyon Dolar dır. Son on yılda 1991 e oranla 2000 yılına kadar ilave, 63 Milyar Dolar borçlanmamıza rağmen ödenen faiz 20.144 Milyon Dolar dolardır. Buna karşılık aynı dönemde, iç borçta 1991 e oranla 2000 yılına kadar ilave 34 Milyar Dolar borçlanmamıza rağmen iç borcun sadece faiz ödemesi son on yılda 142.942 Milyon Dolar olmuştur. Son on yılda iç ve dış borcumuza karşılık, sadece faiz ödemesi, toplam 163.086 Milyon Dolar olmuştur. Son on yılda ilave 98.641 Milyon dolar borçlanarak toplam borcumuz 173.198 Milyon Dolara çıkmış olmasına rağmen aynı dönemde, anapara borcumuz kadar faiz ödenmiştir. Tabloyu karşılaştırdığımızda; ilk beş iç ve dış borçlanmada yılda ilave 27 Milyar Dolar borçlanmamıza rağmen, birinci döneme oranla yılda 1996 - 2000 arası birinci döneme oranla ilave 71 Milyar Dolar borçlanılmıştır. Faiz tablosunda ise; ilk beş yıllık 44 Milyar Dolar faiz ödenmiş olup, ikinci beş yılda 1996 - 2000 arası iç dış borç faizi olarak 118 Milyar Dolar ödenmiştir. Genel toplamda 163 Milyar Dolar faiz ödenmiştir. Tabloyu değerlendirdiğimizde, dış borcumuz iç borcumuzun dört katı olmasına ve aynı dönemde dış borçlanma iç borçlanmanın iki katı olmasına rağmen iç borç faiz ödemesi dış borç faiz ödemesinin 7 katıdır. Bu kadar yüksek oranlı ve kısa vadeli iç borçlanma karşılığı son on yılda bütçe gelirlerinin %41 inin sadece iç borç faizine ödendiğini gösteriyor. Son on yılda iç borçlanma faizi olarak 142.942 Milyon Dolar faiz ödememiz, gelişmemizin önündeki en büyük engeldir. 65 milyon insanımız, çalıştığı on yıldan bir yılını ürettiği tüm mal ve hizmetini, iç borç faizi alanlara vermiştir. Uzun vadeli, düşük faizli dış borca rağmen iç borçlanmaya gidilmesi, borç verenlerin ekonomi üzerinde hakimiyetini sağlamıştır.
2001 YILI İÇ BORÇ VE FAİZ ÖDEMELERİ (MİLYAR TL) AYLAR ANA PARA FAİZ TOPLAM OCAK 1.413.674 1.172.624 2.586.297 ŞUBAT 3.175.197 2.172.411 5.347.607 MART 2.695.938 681.489 3.337.427 NİSAN 388.000 394.430 782.430 MAYIS 3.640.900 2.056.670 5.697.570 HAZİRAN 3.559.317 1.233.543 4.792.859 TEMMUZ 2.812.980 1.177.250 3.990.230 AGUSTOS 1.878.350 984.645 2.862.995 EYLÜL 621.807 41.436 663.243 EKİM 1.932.945 347.930 2.280.875 KASIM -- -- -- ARALIK 1.299.934 515.840 1.815.774 TOPLAM (TL) 23.419.042 10.778.267 34.197.309 DOLAR KARŞILIĞI İÇ BORÇ 18 ŞUBAT KUR 34.439 MİLYON $ 15.850 MİLYON $ 50.290 MİLYON $ 01 NİSAN KUR 21.290 MİLYON $ 9.798 MİLYON $ 31.088 MİLYON $ 2000 yılı dahil gerçekleştirilen iç ve dış borçlanma ve faiz ödemesi, Türkiye'yi her borçlanma öncesinde çok daha ağır bir borç yükü altına sokmaktadır. 2000 yılında sadece iç borç faiz ödememiz 34.426 Milyon Dolar iken, 2001 yılında iç borç faiz ödememiz artarak 50.290 Milyon Dolara çıkmıştır. Borç anapara ve faiz ödemeleri, yeni borçlanma ile yapıldığından borçlarımız hiç azalmamakta her borçlanma döneminde ilave borç artmaktadır. 1994 ve 2001 devalüasyonları, iç borçları devalüasyon yapıldığı dönemde anapara ve faiz toplamı dahil 30 Milyar Dolar azaltmıştır. SON 10 YILLIK (1991-2000) BÜTÇE DEGERLENDİRMESİ ( x 1000 USD ) YILLAR GELİRLER GİDERLER BÜTÇE AÇIĞI % YATIRIM % 1991 23.835.346 32.117.328 8.281.982 34 4.214.937 1992 25.562.838 31.789.683 6.226.845 24 4.588.000 1993 31.560.984 43.578.228 12.017.244 38 4.778.156 1994 26.743.226 32.201.686 5.458.460 20 1.812.309 1995 29.098.044 35.706.681 6.608.637 22 1.916.212 ARA TOPLAM 136.800.438 175.393.606 38.593.168 28.2 17.309.614 10 1996 32.744.370 47.749.581 15.005.211 46 2.885.431 1997 36.622.974 50.893.585 14.270.611 39 3.760.317 1998 45.667.440 59.872.919 14.205.479 31 3.835.072 1999 44.510.365 65.728.287 21.217.922 47 3.613.222 2000 52.675.310 75.514.493 22.839.183 45 2.764.267 ARA TOPLAM 212.220.459 299.758.865 87.538.406 41.25 16.858.305 5.6 GENEL TOPLAM 349.020.897 475.152.471 126.131.574 36.13 34.167.923 7.2
1991 - 2000 DÖNEMİ BÜTÇE AÇIKLARI Trilyon TL Milyon $ Trilyon TL Milyon $ 1991 33.500 TL 8.287 $ 1996 1.238.1 TL 15.005 $ 1992 43.600 TL 6.226 $ 1997 2.240.6 TL 14.270 $ 1993 133.900 TL 12.017 $ 1998 3.697.8 TL 14.205 $ 1994 152.200 TL 5.458 $ 1999 9.044.5 TL 21.218 $ 1995 316.600 TL 6.608 $ 2000 14.128.7 TL 22.840 $ 38.593 $ 87.538 $ 1991 - 2000 DÖNEMİ BÜTÇE AÇIĞI 126.131 MİYON DOLAR
1991 - 2000 ARASI ÖDENEN İÇ - DIŞ BORÇ FAİZİ 1991 - 1995 DÖNEMİ 44.873 MİLYON USD 1996 - 2000 DÖNEMİ 118.213 MİYON USD 1991 - 2000 GENEL TOPLAM 163.086 MİLYON USD
1991 - 2000 yıllarına ait bütçeyi değerlendirdiğimizde, bütçenin %36 oranında, 126 Milyar Dolar açık verdiğini görüyoruz. On yıl içinde ödenen 163 Milyar Dolar faizi çıkardığımızda bütçe 37 Milyar Dolar fazlalık vermektedir. 1991 de bütçe açığı %34 iken, 2000 yılı bütçesinde açık %45 e çıkmaktadır. Faiz ödemeleri, Sosyal Güvenlik ve Kit'lere transferler bütçenin gelir gider dengesini bozmaktadır. Bütçede yatırıma ayrılan payın son on yılda %7.2 olması, buna karşılık bütçede giderleri karşılamak için her yıl ilave borçlanmaya gidilmesi bütçe açıklarını büyütmektedir. 1991 - 1995 arası ilave iç ve dış borç olarak 27 Milyar Dolar borçlanılmasına rağmen bütçede yatırıma ayrılan pay bu dönemde %64 oranında 17 Milyar Dolar iken 1996 - 2000 döneminde ilave 71 Milyar Dolar borçlanırken bu dönemde bütçeden yatırıma ayrılan payın alınan borca oranı %23 ile 16 Milyar Dolar dır. Son on yılda toplam yeni borçlanma 98 Milyar Dolar iken bütçede aynı dönemde yatırıma ayrılan pay borca oranla %33 ile 34 Milyar Dolar dır. Alınan borçların yatırımlardan çok kamu harcamalarına KİT açıklarının transferine, sosyal güvenlik kurumlarının açıklarını kapatmak için kullanılması, bütçe açığına neden olmaktadır. Borçların ödenmesine kaynak oluşturulamadığı ve giderler azaltılamadığı için, borç yeni borçla ödenmekte, faizler borcu katlayarak arttırmakta, ana borç ödenemez hale gelmektedir. BÜTÇE GELİRLERİ - TOPLAM BORÇ VE BORÇ FAİZLERİ ÖDEMESİNİN GAYRİSAFİ MİLLİ HASILAYA ORANLARI (MİLYON USD ) YILLAR G.S.M.H BÜTÇE GELİRLERİ TOPLAM BORÇ ÖDENEN FAİZ BÜTÇE GELİRİ FAİZ ORANI 1991 156.370 %15.3 %47.6 %3.8 %24.9 1992 157.253 %16.2 %52.9 %3.6 %22.5 1993 179.389 %17.6 %55.4 %5.8 %33.1 1994 139.526 %19.1 %67.5 %7.6 %40 1995 163.961 %17.7 %62 %7.4 %41.3 1996 181.512 %18 %67.6 %10 %55.4 1997 187.208 %19.5 %70.6 %7.8 %39.6 1998 196.888 %23.2 %76.5 %12 %51.9 1999 183.314 %24.3 %90 %13.7 %56.5 2000 188.000 %28 %92.1 %19.5 %69.6
Tabloda görüleceği gibi, bütçe gelirimiz yıllık gayri safi milli hasılamızdan ortalama %20 lik bir pay almasına rağmen, aldığı bu paydan 2000 yılında sadece faize bütçe gelirinin %70 i ödenmiştir. Toplam iç ve dış borcumuz 1991 yılında gayri safi milli hasılanın %47 si oranındayken bu oran 2000 yılında %92 ye çıkmıştır. Borçlanma aynı oranda devam edip kamu giderleri azaltılmayıp borca dayanmayan gelir getirici kaynak oluşturulamadığı sürece 2001 yılı dahil toplam borcumuz yıllık gayri safi milli hasılayı aşacaktır. Borç açmazından kurtulmak için; ekonomiyi borçlanma sarmalından kurtarmak, borçlanmaya neden olan etkenleri ortadan kaldırmak, popülist politikaları terk edip, üretime, istihdama, ihracata yönelmek gerekmektedir. İç kanyakları harekete geçirmeden, üretmeden, ihracata yönelmeden, borçlanarak ekonomi çarklarını döndüremeyiz. Tarihte borçla kalkınan ülke örneği yoktur. Ağır borç yükü ülkemiz için en büyük tehlike haline gelmiştir.
SEKTÖREL - BÖLGESEL
1996 - 2000 ARASI TEKSTİL HAZIR GİYİM İHRACATI ( MİLYON $ ) YILLAR TEKSTİL HAZIR GİYİM TOPLAM 1996 2.352 6.344 8.696 1997 3.730 7.088 9.819 1998 2.811 7.644 10.459 1999 2.733 7.551 9.878 2000* 2.655 7.459 10.114 Kaynak ( DTM ) Kümülatif artış 1996-2000 arası toplamı = 5.486 Milyon Dolar
Türkiye'nin ihracatında ve istihdamında %40 lık bir paya sahip olan Tekstil Hazır Giyim Sektöründe ülkemiz; dünya tekstil, hazır giyim ihracatında 5 inci , Avrupa'da 2 inci konumdadır. Tekstil sektörü ülke ekonomisinin dinamosu olup geniş istihdam alanıyla Türkiye'nin sosyal dengesinin korumaktadır. Yaşadığımız ağır ekonomik, sosyal krizde %40 lık bir paya sahip olan sektörümüzü ayakta tutmak, gelişimi için her türlü desteği vermek krizden çıkışta en önemli faktör olacaktır. Ülkemizin bulunduğu coğrafi konum nedeni ile; pazarlara olan yakınlığımız, iş gücümüz, moda tasarımımız, kalitemiz ve hızlı teslimatımızla bu sektöre yaptığımız 150 Milyar Dolarlık yatırımımızla çok önemli bir potansiyelimiz bulunmaktadır. Ağır borç altında yeniden borçlanma ile kalkınmak mümkün değildir. Ancak üretimle, özelliklede ihracata yönelik üretimle ve istihdamla ayağa kalkarız. Yeter ki sektörde, rekabet ettiğimiz diğer ülkelerle aynı kulvarda yarışalım. Aynı şartlarda rekabet edelim. Hammadde, enerji, finans, işgücü ve sosyal kesintilerdeki maliyetlerde eşit şartlarda olabilmemiz bize çok önemli bir avantaj sağlayacaktır. Girdi maliyetlerinde diğer rakip ülkelerle rekabet edemememiz Pazar kaybına neden olmaktadır. Türkiye'nin en büyük yatırımı olan tekstil sektörünü diğer ülkelere kaptırıyoruz. Talep daralması ile üretimde büyük bir düşüş yaşanmakta, tesisler atıl vaziyette beklemektedir.
Türkiye'nin ülke genelinde; tekstil sektörüne yapmış olduğu yatırım tutarı 150 Milyar Dolar dır. Türkiye'nin yıllık gayri safi milli hasılasının 150-180 Milyar Dolar olduğu bir dönemde sadece tekstil yatırımları bu rakama eşittir. Bu yatırımın karşılığı sektör geçmiş dönemlerde, çok büyük bir kapasiteyle büyük cirolar gerçekleştirmişti. Sektör beraberinde birçok yan sanayi ve hizmet sektörünü bünyesinde oluşturmuştur. Türkiye'nin Tekstil Hazır giyim sektörüne bu kadar büyük bir yatırımı hangi pazarların talebini karşılamak için yaptığını geçmişe dönük olarak çok iyi tahlil etmeliyiz. Türkiye'nin tekstil ürünleri ihracatı 1980 lerde 100 Milyon Dolardan 1996 yılından itibaren yıllık 10 Milyar Dolara çıkmıştır. 150 Milyar Dolarlık bir yatırıma dayanan sektörün üretimi, mevcut ihracat ve iç Pazar talebinin çok üstündedir. Sektörün bu kadar büyük bir yatırım yapmasına neden olan özellikle 1980'in ikinci yarısından itibaren başlayan ve Laleli üzerinden 40'ı aşkın ülkeyle gerçekleştirilen, simgesel adıyla Bavul Ticaretinin talebini karşılamak içindir. Sektör Türkiye'de birçok şehrin tekstil yatırımlarıyla gelişmesini sağlamıştır. Bir Bursa, Antep, Maraş, Denizli, Uşak, Adana, Mersin, Çorlu, Çerkezköy tekstil kentleri haline gelmiştir. İstanbul'da başta Laleli olmak üzere Merter, Osmanbey, Zeytinburnu gibi bölgeler uluslararası pazarlar konumuna gelmiştir. İstanbul'da bir çok bölgelerinde on binlerce firma, tesis tekstil ürünleri üreten ve pazarlayan konuma gelmiştir. 1996 dan itibaren özellikle, Laleli bölgesinin hitap ettiği pazar ülkelerin bölgeden beklentilerini bulamaması, işadamı ve idari bazda gerekli tedbirlerin alınmaması, bölgenin bir şekilde potansiyeli dikkate alınmadı, idare ve kamuoyu nezrinde gözden düşürülmeye çalışılması, Türkiye'nin içinde bulunduğu şartlar gereği diğer ülkelerle rekabet edememesi bölge ticaretinin daralmasına neden olmuştur. Lalelinin potansiyeli başka ülkelere kaptırılmıştır. Pazarların daralmasından çok, pazarın başka ülkelere yönelmesine neden olmuştur. Bölge ticaretinin 1996'ya oranla ilerleyen yıllarda yaklaşık olarak %70 azalması özellikle Türkiye'de tekstil sektörünün yaşadığı krize neden olmuştur. Sektörün %60'lık kapasitesini taşıyan bölgemiz, daralma neticesinde, sektörün kapasite kullanımının çok gerilere gitmesine neden olmuştur. Talep daralmasıyla üretim düşmüş, birçok firma çalışamaz duruma gelmiş, yüzlerce fabrika kapanmış, yüzbinlerce kişi işsiz kalmıştır. Sektörün yeniden canlanması, çarkların dönmesi, istihdam alanlarının açılması için kaybettiğimiz pazarları canlandırmalı, yeni pazarlar geliştirmeliyiz. 150 Milyar Dolarlık yatırımıyla büyük bir üretim gücüne sahip olan tekstil sektörümüzü, milyonlarca çalışanıyla tekrar ayağa kaldırmak için, ülkenin ihtiyaç duyduğu ihracat artışı için, 40'ı aşkın ülkeye yapmış olduğumuz ihracatı ve bu ülkelerin alış veriş merkezi konumunda olan Laleli Bölgesi ve bu pazara yönelik çalışan diğer bölgeleri canlandırmak zorundayız. Özellikle Laleli Bölgesi olarak, simgeselleşmiş adıyla gerçekleştirdiğimiz Bavul Ticaretinde, müşteri beklentileri ve rekabet şartları sağlandığında, bölgemiz ve ticaretimiz eskisinden çok daha iyi bir potansiyel yakalayacaktır. 1996 - 2000 YILLARI ARASI DIŞ TİCARET DÖVİZ GİRDİSİ (MİLYON DOLAR) YILLAR İHRACAT ARTIŞ % BAVUL TİCARETİ ARTIŞ% 1996 23.225 7.3 8.842 1997 26.261 13.1 5.849 - 34 1998 26.974 2.7 3.689 - 37 1999 26.588 - 1.4 2.255 - 39 2000 27.324 + 2.7 2.944 + 31 KÜMÜLATİF TOPLAM ( Artış ) 14.247 ( Düşüş ) - 20.631
İşe önce pazarları yeniden kazanmak ve yeniden yapılanmaya gitmekten başlayıp önceliği ülkemizin sınır komşularına vermeliyiz.
1998 YILI İTİBARIYLE NEFTA ÜLKELERİNİN DURUMU ÜLKE ADI İHR 1000 $ TÜRKİYE'YE İHRACATI % İÇİNDE PAYI İTH 1000 $ TÜRKİYE'DEN İTHALATI % İÇİNDE PAYI TOPLAM İHR İÇİNDE PAYI TOPLAM İTH İÇİNDE PAYI AZERBAYCAN 678.000 50.000 7,37 1.724.000 325.000 18,85 1,22 0,12 BULGARİSTAN 4.316.000 367.000 8,51 5.526.000 213.700 3,87 0,80 0,90 ERMENİSTAN 230.000 --- --- 840.000 --- --- --- --- GÜRCİSTAN 194.000 91.000 46,91 1.049.000 161.000 15,35 0,20 0,60 IRAK 5.000.000 550.000 11,00 3.000.000 126.000 4,20 1,65 1,30 İRAN 12.200.000 689.000 5,65 13.800.000 268.000 1,94 1,24 1,93 SURİYE 4.200.000 258.000 6,14 5.700.000 272.000 4,77 1,20 0,70 YUNANİSTAN 12.400.000 369.200 2,98 27.700.000 319.000 1,15 1,00 0,60 RUSYA FED. 76.100.000 2.155.000 2,8 71.900.000 1.348.000 1,87 5 4,69 TOPLAM 115.318.000 4.529.000 3,92 131.239.000 3.033.500 2,31 11,24 9,86 Rusya Federasyonunda meydana gelen 1998 krizi dış ticaretinde %8.7 daralmaya neden olmuştur. Aynı dönemde Türkiye'nin Rusya Federasyonuna ihracatı 1997 ye oranla %65 azalmıştır. Ülkelerin Türkiye'ye olan ihracatında ve ithalatında Bavul Ticareti dahil edilmemiştir. İhracat seferberliği içinde, önceliği sınır komşularımıza vererek her türlü ikili ilişkilerle karşılıklı ticareti geliştirmeliyiz. Komşularımız olan; Azerbaycan, Bulgaristan, Ermenistan, Gürcistan, Irak, İran, Suriye, Yunanistan ve Rusya Federasyonunun toplan yurt dışından yaptığı ithalat 132 Milyar Dolar dır. Ülkemizin bu ülkelere yaptığı ihracat %2,31 ile 3 Milyar Dolar dır. Birbirlerine sınır olan diğer Avrupa ve Amerika ülkelerinin komşu ülkeleriyle olan dış ticaretleri %30 - 40 oranındadır. Ülkemizin komşu ülkelere olan ihracatını %10 a çıkarması ilave 12 Milyar Dolar ihracat sağlayacaktır. Bavul Ticareti kanalı ile ihracat gerçekleştirdiğimiz diğer ülkelerle mevcut potansiyelimizi iki kat arttırmamız bize çok önemli bir döviz girdisi sağlayacaktır. Merkez Bankası ödemeler dengesinde 1996 dan itibaren, Bavul Ticaretinin azalması 21 Milyar Dolarlık bir döviz kaybına neden olmuştur. Bunun reel kaybı 60 Milyar Dolar dır. Ülkemiz bu kadar büyük bir kaynağı kaybetmeseydi, bu dönemde bütçe açıklarını kapatmak için 71 Milyar Dolar borçlanmayabilirdi. Bu borçlanma sonucu son beş yılda sadece borç faizi olarak ödediği 118 Milyar Dolarlık bir faiz yükü olmayabilirdi. Gelir elde etmek için yeniden su toplayacağımız kovamızın deliklerini kapatalım. Gelir getirici kapıları ardına kadar açalım. Gelire giden yoldan engelleri kaldıralım.
SONUÇ
2001 yılı şubat ayından itibaren Cumhuriyet tarihi boyunca yaşadığımız en ağır ekonomik krizden çıkış yolumuz giderleri azaltmak gelirleri arttırmaktır. Giderleri azaltmak için; 1. Kamu açıklarını asgariye indirmek, kamu harcamalarını kısmak, 2. KİT açıklarını kapatmak, KİT'lere transferleri durdurmak, 3. Verimsiz atıl KİT kuruluşlarını tasfiye etmek, 4. KİT'lerin özelleştirilmesi, 5. Kamunun ekonomiden çekilmesi, 6. Sosyal güvenlik kuruluşlarının ıslah edilmesi, özelleştirilmesi, 7. Kamu'nun elindeki atıl taşınmazların devri, 8. Kamu personel sayısını azaltmak, verimliliği arttırmak, 9. Bankaları reel ekonomiye asli görevlerine yönlendirmek, mali sektöre düzen vermek, 10. Kamu bankalarını kamuyu finanse eder konumdan çıkarmak, 11. Kamu bankalarını siyasetin etkisinden çıkarmak, 12. Milli güvenlik stratejisine uygun askeri harcamaları azaltmak, 13. Sübvanse yerine verimliliği arttıracak uygulamalara gitmek, 14. Yeni borçlanma yerine iç borçları mutabakatla uzun vadeye yaymak, 15. Bürokratik işlemleri asgariye indirmek, alışkanlıkları terk etmek, 16. Yolsuzluk ve yoksullukla mücadele etmek, 17. Uzun vadeli düşük faizli dış borçlanma ile iç borçların kapanması, faiz sarmalından çıkılması, denk bütçe yapılması.
Gelirleri arttırmak için; Giderleri azaltan, geliri arttıran her türlü yasal veya mevzuat değişikliği yapmak;
1. Toplumsal barışı sağlamak, topyekün kalkınmayı başlatmak, 2. Topluma güven vermek, 3. Siyasal istikrarı ve siyasi iradeyi tesis etmek, 4. Şeffaf ekonomi, şefkatli yaklaşım, 5. Kovaya yeniden su koymak için delikleri kapatmak, 6. Halkın fedakarlığı için kamunun fedakarlıkta öncü olması, 7. İç kaynaklara yönelmek, iç kaynakları harekete geçirmek, yurtiçi ve yurtdışı tasarrufları yatırıma dönüştürecek projeler yapmak, bunun için güven ortamını sağlamak, 8. Ekonomiyi siyasallaştırmamak, 9. Uluslararası ilişkilerde ekonomi ile siyasal ilişkiyi ayırmak, 10. Piyasaların, sektörlerin kredi ihtiyaçlarını sağlamak için bankaların asli görevlerine dönmesi, 11. Üretim ve istihdamı arttırmak, teşvik etmek, sanayiinin çarklarını döndürmek, 12. İhracat, Turizm ve Bavul Ticaretini arttırıcı tedbirler almak, 13. İhracatın önündeki engelleri kaldırmak, ülkeler arası ticari ilişkileri geliştirmek, serbest ticaret anlaşmaları yapmak ve kotaları kaldırmak, 14. İhracatçının diğer ülkelerle rekabet edeceği, hammadde, enerji finans, işgücü, sosyal kesintilerde, maliyette rekabet edilebilir şartları sağlamak, 15. İhracatçının, işadamının önündeki mevzuattan, işlemlerden kaynaklanan engelleri temizlemek,
16. İhracatı hızlandırmak ve risk olmaktan kurtarmak için gümrük, kambiyo, ihracat rejimi ve mali mevzuatta günün ve uluslararası koşullara ve rekabet şartlarına uygun değişiklik ve düzenlemelerde bulunmak, 17. İş hayatının, ihracatın, önünü açacak, yeni yasal düzenlemeler getirmek, 18. KDV iadelerinin gecikmesinin kamu finansmanını rahatlatmasına rağmen ihracatçıların önceden ödediği KDV nin gecikmesinin ihracatçı ve imalatçıyı finansal krize soktuğu için KDV iadelerine hız kazandırılması, 19. İşadamının, ihracatçının arkasından müfettiş göndermekten çok, önünde gidecek rehberler göndermek, ihracatçıya sahiplenmek, yalnız bırakmamak, 20. Yurt dışındaki elçilikleri, ticari ataşelikleri, daha etkin hale getirmek, 21. Yabancı sermayeyi çekmek, işadamlarını yurtdışı yatırımlara teşvik etmek, bunun için zemin hazırlamak, 22. Vergi oranlarını düşürüp vergiyi tabana yaymak, 23. Ekonomik bölgelerin ve turistik yörelerin altyapı ve emniyet hizmetlerini arttırmak, 24. Enflasyonla mücadelede; enflasyonu düşürmek için ekonomiyi küçültmek gelirleri azaltmak demektir. Gelirlerin azalması talebin daralması sonucu üretimin düşmesi ve işsizliğin artmasını getirir. Üretim ve istihdam için sosyal hayatın, yaşam standardının devamı için tüketimi ve talebi canlandırmak için tedbirleri gecikmeden almak gerekmektedir. NİSAN 2001
|