Kararların aleni verilmesi, mahkemelerin kararlara gerekçe göstermesine sağlamak ve sanığın bu karar itiraz edebilmesi için gerekli bir koşuldur. Herkes makul sürede yargılanma, aleni ve gerekçeli karar hakkına sahiptir.
o) Cezalar
Hukukun öngördüğü cezalar, ancak uluslararası standartlara uygun , adil bir yargılanma sonucu mahkum edilen kişilere verilebilir.
Bir suç işlemekten dolayı mahkum olan herkes, mahkumiyetin ve cezanın daha yüksek bir yargı yeri tarafından denetlenmesi hakkına da sahiptir.
Tüm bu adil yargılama ilkeleri; çocuklar, ölüm cezası davaları, özel ve askeri mahkemeler, olağanüstü hal ve silahlı çatışma halleri gibi özel durumlarda hassaslıkla uyulması gereken temel ilkelerdir. Bu özel durumlarda adil yargılanma ilkesinin geçerli olabilmesi için; uluslararası standartlara uygun, katılımlı, çok taraflı uluslararası sözleşmeler akdedilmiş ve sağlanan asgari standartlar tüm bu davalarda uygulanması gereken temel sınırlar olarak belirlenmiştir.
Yargının ortaya çıkışından bu yana var olan yukarıda değinilen ilkeler, uluslararası geçerliliği olan bir metinde ve taraflar için bağlayıcı kurallar olarak bir sözleşme hükmü kimliğinde ifadesini Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde bulmuştur.
III) TÜRKİYE’NİN AİHS’NE KATILIMI, AİHS’NİN 6. MADDESİNİN İNCELENMESİ VE TÜRK HUKUKUNA YANSIMALARI
Avrupa Konseyi’nin 1949’da kurulmasından sonra aralarında Türkiye’nin de bulunduğu “aynı inancı taşıyan ve siyasi gelenekler, idealler, özgürlüklere saygı ve hukukun üstünlüğü konularında ortak mirası paylaşan” Avrupa Devletlerinin üye hükümetleri, BM Genel Kurulu tarafından, 10.12.1948’de duyurusu yapılan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde yer alan bazı hakların topluca güvenceye bağlanmasını sağlamak yolunda ilk adımlarını atarak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni 4.11.1950’de Roma’da imzalamış, söz konusu sözleşme de 3.9.1953’de yürürlüğe girmiştir.
10.3.1954 tarih ve 6366 sayılı yasa ile de Türkiye tarafından onaylanmıştır. Bilindiği üzere 1982 Anayasası 90. maddesi hükmüne göre, usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası sözleşmeler yasa hükmündedir, bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiasında bulunulamaz. Böylece sözleşmede yer alan ilke ve kurallar, söz konusu tarihten itibaren bir iç hukuk kuralı haline gelmişlerdir.
Sözleşme çeşitli zamanlarda çıkartılan ek protokollerle geliştirilmiş, bu surette AİHS, bir bakıma yer yönünden mevcut insan hakları sözleşmelerinin en gelişmiş ve etkin olanı niteliğini kazanmıştır. AİHS’nin adil yargılanma hakkına ilişkin 6. maddesi, 22.1.1984’te imzaya açılan ve 7 devletin onaylamasıyla 1.11.1988 tarihinde yürürlüğe giren(sadece onaylayan devletleri bağlayan) 7 nolu Protokol ile daha ayrıntılı bir düzenlemeye konu olmuştur. Türkiye, 7 nolu Protokolü 14.3.1985’te imzalamış, fakat henüz onaylamamıştır. AİHS 7 nolu protokole göre, özetle “Bir mahkeme tarafından cezai bir suçtan mahkum edilen her şahıs bir üst derece mahkemesine başvurmak hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılması, kullanılabilme şartları da dahil olmak üzere kanunla belirlenir; yeni veya sonradan ortaya çıkan bir delilden adli bir hata sonucu mahkum edildiği anlaşılan ve bu mahkumiyet nedeniyle cezaya çarptırılmış olan kişiye, ilgili devletin kanunlarına göre tazminat ödenir. İşlediği suç nedeniyle yargılanıp kesin hükümle beraat eden veya mahkum olan kişi –yeni veya sonradan ortaya çıkan delillerin verilen hükmü etkiler nitelikte olması hali saklı kalmak kaydıyla – ayni devlet mahkemeleri tarafından tekrar kovuşturulamaz veya cezalandırılamaz.”
Türkiye bireysel başvuru yolunu açan bildirimini ancak 28 Ocak 1987 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreteri'ne vermiş olup, bunu 9.3.1990 tarihinde yaptığı ikinci bildirim ve 25.5.1992 tarihinde yaptığı ek bildirim ve nihayet 28 Ocak 1996 tarihli üçüncü bildirimi izlemiştir. Bildirimler ile ek bildirimlerde Türkiye çekincelerini bildirmiştir. Özellikle 1987 sonrasında, yani bireysel başvuru yolunun açılıp işlemeye başlamasından sonra, Türkiye ile ilgili çok sayıdaki başvurunun yapıldığı bilinmektedir.*
'Adil Yargılama', AİHS'nin 6. maddesinde yer almaktadır.
Madde 6- Adil yargılanma hakkı
1. Medeni hak ve yükümlülüklerinin ya da kendisine isnat edilen herhangi bir suçun belirlenmesinde, herkes, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir yargı yeri tarafından, makul süre içerisinde, adil yargılanma ve aleni duruşma hakkına sahiptir. Hüküm aleni olarak açıklanır; ancak basın ve kamu duruşmanın tamamından ya da bir kısmından, bir demokratik toplumda, ahlak, kamu düzeni yahut milli güvenlik yararına, gençlerin çıkarlarının ya da tarafların özel yaşamının korunmasının bunu gerektirmesi hallerinde, ya da aleniyetin, adaletin gereklerine zarar verebileceği özel koşullar bulunması halinde, mahkemenin görüşüne göre kesin biçimde gerekli olduğu ölçüde, çıkartılabilir.
2..Bir suç isnat edilen herkes, hukuka uygun olarak suçluluğu kanıtlanana dek masum sayılacaktır.
3.Bir suç isnat edilen herkes, en azından aşağıdaki haklara sahiptir:
(a) kendisine yöneltilen suçlamanın mahiyeti ve nedeni hakkında, derhal, anlayabileceği dilde ve ayrıntılı olarak bilgilendirilmiş olmak;
(b) savunmasını hazırlamak için yeterli zamana ve olanaklara sahip olmak;
(c) bizzat ya da kendi seçtiği bir yasal yardımcı/(savunmanı) yoluyla savunmasını yapmak ya da, yasal yardım almak için yeterli ödeme gücüne sahip değil ise, bu yardımın, adaletin yararının gerektirmesi halinde, kendisine ücretsiz olarak sağlanması;
(d) aleyhine olan tanıkları sorguya çekmek ya da çektirmek ve kendi lehine olan tanıkların, aleyhine olan tanıklarla aynı koşullar çerçevesinde, hazır bulunmalarını ve sorgulanmalarını sağlamak;
(e) mahkemede kullanılan dili anlamıyor ya da konuşamıyor ise, bir çevirmenin yardımından ücretsiz olarak yararlanmak haklarına sahiptir.
AİHS’ nin 6. maddesinin 1. fıkrasında öngörülen “adil yargılanma hakkı” madde metninde açıkça belirtildiği üzere, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin anlaşmazlıklar ve ceza hukuku alanındaki suçlamalarla sınırlıdır. Böylece, gerçek ve tüzel kişiler arasındaki özel hukuk ilişkilerinden, Medeni Hukuk, Borçlar Hukuku ve Ticaret Hukuku kapsamındaki işlemlerden kaynaklanan anlaşmazlıklar ve cezai nitelikteki suçlamalar söz konusu madde kapsamındadır. Ayrıca Divan, 6. maddenin, medeni hak ve borçlara ilişkin idari işlemlerden doğan anlaşmazlıklara da uygulanacağı görüşündedir. Buna karşılık medeni hak ve borçlarla ilişkisi olmayan kamu hukuku işlemleri nedeniyle ortaya çıkacak anlaşmazlıklar 6. maddenin kapsamında değildir.
AİHS'nin 6. maddesi hükmünün uygulanmasında aranan ön koşulsa, ortada bir 'hak' ve hakka ilişkin bir 'niza'nın olmasıdır. Buna göre:
a) Ulusal hukukça 'hak' olarak tanımlanmayan diğer bir deyimle bir ulusal merciler önünde hak sıfatıyla ileri sürülüp 'makul zeminde savunulamayan bir iddia 6. madde düzeyinde ele alınamaz
b) Niza ise, geniş ve nesnel anlamda yani 'sav' olarak anlaşılmaktadır. Bunlar bir bakıma hak arama özgürlüğünün de koşullarıdır ve adil yargılanma hakkının şekli ön koşulları olarak kabul edilebilir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde yer alan adil yargılanmaya ilişkin bu hükümler, TC Anayasası 36, 37, 138, 139, 140, 141. maddeleri hükümlerinde esas olarak yer almaktadır. Sözleşmenin anılan maddesinin kimi hükümleri ise, ceza hukukunun temel ilkeleri olarak ifade edilmiştir.
Buna göre 1982 Anayasası’nın “hak arama özgürlüğü”nü düzenleyen 36. maddesine göre, “Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir.”
Anayasanın 37. maddesi ise, “ Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz. Hiç kimseyi kanunen bağlı olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz.” ibareleriyle “kanuni hakim güvencesini” anayasal bir hükümle güvence altına almıştır.
Anayasanın 38. maddesi de, “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.” ifadesinde bulunmuştur.
Yine Anayasanın 138/1. maddesinde mahkemelerin bağımsızlığından bahsedilmiştir. Buna göre, hakimler görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz. (AY. m. 138/2) Görülmekte olan bir dava hakkında yasama meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz. (AY. m. 138/3) Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez. (AY. m. 138/son)
Hakimlik ve savcılık teminatından bahseden 139. madde ise, “hakimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada öngörülen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.” hükmünü düzenlemektedir.
Anayasanın 140. maddesi de hakimlik ve savcılık mesleği başlığı altında “hakimler mahkemenin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler.” biçimindedir.
Anayasanın 141. maddesi duruşmaların aleni ve kararların gerekçeli olması konusundaki düzenlemesiyle AİHS’nin 6. maddesiyle paralellik göstermektedir. Buna göre “Mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır. Duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde karar verilebilir / Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır / davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevidir.”
Mahkemelerin kuruluşunu düzenleyen 142. madde ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu başlıklı 159. madde de adil yargılanma hakkını güvence altına alan düzenlemelerdir.
Ceza ve usul hukuku yasalarında da anayasaya paralel olarak aynı veya benzer nitelikteki koruyucu kurallar bulunmaktadır. Ancak son zamanlarda yapılan özensiz değişikliklerle özellikle AİHS’nin 6. maddesi hükümlerinde bazı dengeler kaydırılmıştır. Örneğin, HUMK 195. maddesinde bireyler için dava dilekçesine cevap süresi 10 gün, 432. maddede temyiz süresi 15 gün iken; kamu kuruluşları için bu süre 30 gün olarak düzenlenerek söz konusu hükümler silahların eşitliği ilkesine karşıt düzenlemeler haline gelmişlerdir. Oysa davada tarafların eşit silahlara sahip olmaları; kanıt sunmak, sunulan kanıtları değerlendirmek, iddialarını savunmak bakımından eşit olanak ve garantilerden yararlanabilmelerini ifade eder.
Tüm bu kurallarla, daha çok yargıya ve onunla ilgili olanlara görevler yüklendiği anlatılmak istenmiştir. Kişilerin, yargı ve yargıçlar önünde adil yargılanma hakkı olduğu dolaylı olarak anlaşılmaktadır. Oysa bu dolaylı anlatım yerine yurttaşlarda hak bilincini oluşturmak, yargılamanın adil yapılacağı güvenini vermek ve yargıçlarda karşılarında hak sahibi, bunu bilen güçlü kişilerin bulunduğu yolunda sorumluluk bilinci yaratmak için kişilerin adil yani doğru ve güvenli yargılama hakkı olduğu kuralı anayasada açıkça düzenlenmeliydi. Böyle olunca kişiler ve yargılamanın yapıldığı bütün kurumlar karşılıklı olarak bu hakkı gözeterek davranabilme yolunda vizyonlarını daha da genişleteceklerdir.
KAYNAKLAR:
ULUSLARARASI AF ÖRGÜTÜ, Adil Yargılanma Hakkı; İstanbul 2000
JACQUES VERGES, Savunma Saldırıyor
ÇETİN AŞÇIOĞLU, Doğru ve güvenli yargılanma hakkımız var; Ankara 1995
BELEDİYE- İŞ SENDİKASI YAYINLARI, İnsan haklarının uluslararası dayanakları, örgütler, belgeler; İstanbul 1991
ANIL ÇEÇEN, İnsan hakları, Ankara 2000
FEYYAZ GÖLCÜKLÜ,ŞEREF GÖZÜBÜYÜK, Avrupa insan hakları sözleşmesi ve uygulaması, Ankara 2002
SAFA REİSOĞLU, Uluslararası boyutlarıyla insan hakları, İstanbul 2001
SCHRÖDER, YENİSEY, Dürüst yargılanma hakkı
LE MONDE DİPLOMATİQUE TÜRKİYE, Ocak2002
LE MONDE DİPLOMATİQUE TÜRKİYE, Mart 2002
TERAZİ PAŞA, AÜHF Yargılanan Hukuk Topluluğu Dergisi, Nisan 2002
JACQUES MOURGEON, İnsan Hakları
MİTHAT SANCAR, “İşkence hakkı” Radikal İki, 24.03.2002
CUMHURİYET GAZETESİ “İnsan hakları iyileşiyor” başlıklı haberi , 16.04.2002
İNSAN HAKLARI DERNEĞİ veritabanı (
http://www.ihd.org.tr)
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER belge veritabanı (
http://www.un.org.tr/unic.html)
Ankara Barosu Hukuk Kurultay kayıtları; 12-16 Ocak 2000
İzmir Barosu Yargı Reformu 2000 Sempozyu