bedava ödev indir
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. Kasım 22, 2008, 03:56:52 ÖÖ


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz



Reklamlar

Sayfa: 1
  Yazdır  
Gönderen Konu: AFLATOKSİN İLE İLGİLİ BAZI ÇALIŞMALAR VE HABERLERİN DERLENMESİ  (Okunma Sayısı 273 defa)
Abruzzi
Çalışkan öğrenci
****
Mesaj Sayısı: 1031



Üyelik Bilgileri
« : Mart 11, 2008, 09:47:43 ÖÖ »

      Serbest ve Bağlı Aflatoksin B1 (3H-AFB1) Kalıntısı İçeren Piliç Karaciğeri ile Beslenen Sıçanlarda Serbest ve Bağlı Kalıntı Durumunun Araştırılması

      Bu çalışmanın amacı, etlik piliçlerde, kursağa sondayla 1 mg/kg canlı ağırlık miktarında ve tek dozda verilen 3H-aflatoksin B1’in karaciğer dokusunda serbest ve bağlı kalıntı miktarını belirlemek ve bu kalıntılı karaciğer dokusunun sıçanlar tarafından tüketilmesi durumunda bu hayvanların karaciğer ve kas dokularında tekrar serbest ve bağlı aflatoksin B1 kalıntılarının şekillenip şekillenmediğini ortaya koymaktır.
 
      Çalışmada 30 adet Ross PM-3 ırkı etlik piliç ve 49 adet Sprague-Dawley ırkı, erkek sıçan kullanıldı. Hayvan denemesi iki aşama olarak yapıldı.
 
     Birinci aşamada, civcivler kuluçkadan çıktığı gün alındı. Civcivler beş hafta süreyle aflatoksin B1 kalıntısı içermeyen yemle beslendi. Bu sürenin sonunda piliçler 10 adet kontrol ve 20 adet deneme olmak üzere iki gruba ayrıldı. Kontrol gurubuna herhangi bir uygulama yapılmayarak normal yemle beslendi. Deneme grubuna ise 1 mg/kg canlı ağırlık dozunda 3H-aflatoksin B1 sondayla kursağa verildi ve normal yemle beslenmelerine devam edildi. Kimyasal madde uygulanmasından 12 saat sonra tüm piliçler kesildi. Kontrol ve deneme grubu piliçlerden karaciğer dokuları alındı ve analiz edilene kadar derin dondurucuda bekletildi. Piliç karaciğer dokularındaki serbest ve bağlı kalıntı miktarlarının ölçümleri sıvı sintilasyon sayacı ile yapıldı.
 
      İkinci aşamada, sıçanlar iki aylık olarak alındı. Çalışma ortamına uyum sağlamaları amacıyla beş gün aflatoksin B1 kalıntısı içermeyen sıçan yemi ile beslendiler. Daha sonra 7 adet kontrol (Grup 1), 21 adet bağlı halde 3H-aflatoksin B1 kalıntısı verilen grup (Grup 2) ve 21 adet de serbest halde 3H-aflatoksin B1 kalıntısı verilen grup (Grup 3) olmak üzere gruplara ayrıldılar. Kontrol grubu normal sıçan yemi ile beslendi. İkinci gruba 150 ng/100 g canlı ağırlık dozunda bağlı 3H-aflatoksin B1 kalıntısı, üçüncü gruba ise 200 ng/100 g canlı ağırlık dozunda serbest 3H-aflatoksin B1 kalıntısı yeme karıştırılarak pelet şeklinde tek seferde verildi. Deneme grubu sıçanlar verilen yemleri tek öğünde tüketebilmeleri için bir gün aç bırakıldılar. Uygulamayı takiben 12 saat sonra kontrol grubunun tümü, 2. ve 3. gruptun ise 7’şer adet, 24. ve 48. saatlerde de deneme gruplarından 7’şer adet kesildiler. Tüm sıçanlardan karaciğer ve kas dokuları alınarak analiz yapılıncaya kadar derin dondurucuda bekletildi. Sıçan karaciğer ve kas dokularında, serbest ve bağlı kalıntı analizleri sıvı sintilasyon sayacıyla yapıldı.
 
      Piliç deneme grubu karaciğer dokusunda 12. saatte serbest aflatoksin B1 kalıntısı 39,302,32 ng/g ve bağlı aflatoksin B1 kalıntısı 146,709,94 ng/g (100,176,80 pmol/mg DNA) düzeyinde bulundu.

      Bağlı halde aflatoksin B1 kalıntısı verilen gruptaki sıçanların karaciğer ve kas dokularında gerek serbest ve gerekse bağlı kalıntı tespit edilemedi.
 
      Serbest halde aflatoksin B1 kalıntısı verilen gruptaki sıçanların karaciğer ve kas dokularında serbest kalıntı miktarı sırasıyla (12., 24. ve 48. saatlerde) 0,520,04; 0,350,02; 0,110,02; 0,200,02; 0,130,01; 0,060,01 ng/g doku olarak ölçüldü. Yine aynı gruptaki sıçanların karaciğer ve kas dokularında bağlı kalıntı miktarı ise sırasıyla 2,010,13; 1,730,09; 1,110,04; 0,460,03; 0,390,03; 0,280,03 ng/g (1,400,12; 1,190,08; 0,800,04; 0,840,07; 0,690,07; 0,490,06 pmol/mg DNA) düzeyinde bulunmuştur. Gerek karaciğer ve gerekse kas dokularından elde edilen bulgularda, bağlı aflatoksin B1 kalıntısının serbest olana göre daha yüksek düzeyde şekillendiği, bununla birlikte her iki kalıntının da geçen zamana paralel olarak azalma kaydettiği görüldü. Bu azalmanın istatistik açıdan önemli olduğu bulundu (P<0,05).
 
      Çalışma sonunda, piliç karaciğer dokusunda bağlı halde bulunan aflatoksin B1 kalıntısının ratlarda herhangi bir etkisinin olmadığı, serbest kalıntının ise piliçlere benzer şekilde, ratlarda hem bağlı hem de serbest kalıntıya yol açabileceği ortaya konulmuştur. Bu sonuca bağlı olarak aflatoksin B1’in hedef canlıdakine benzer etkisinin ikincil türlerde de meydana gelebileceği ortaya konulmuştur.
 
      Anahtar Sözcükler: Aflatoksin B1, serbest kalıntı, bağlı kalıntı, piliç, rat.




                     Antepfıstığı kalp riskini azaltıyor

       Antepfıstığının kandaki kolestrol düzeyini düşürerek, kroner kalp hastalığı riskini azalttığı bildirildi.10 Kasım- 100 gram antepfıstığının vücudun günlük protein, vitamin B1 ve fosfor ihtiyacının yüzde 35'ini sağladığı, yağ oranının düşük olduğu belirtildi. Ayrıca içinde kolesterol bulunmayan antepfıstığının, ince bağırsakta glikoz emilimini azaltarak, kan şekerinin yükselmesini önlediği, iran fıstığı gibi kanserojen madde olan aflatoksin içermediği kaydedildi.

      Antepfıstığı Araştırma Enstitüsü (AAE) Müdürü                           Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Tekin, antepfıstığının insan sağlığı ve beslenmesine önemli katkılar sağlayan bir ürün olduğunu, günde 10-12 adet yenilmesi halinde vücudun günlük yağ ihtiyacının karşılanabileceğini söyledi. Antepfıstığının 100 gramının, vücudun günlük protein, vitamin B1 ve fosfor ihtiyacının yüzde 35'ini karşıladığını ifade eden Yrd. Doç. Dr. Tekin, "Antepfıstığında kolestrol yok. Kandaki kolestrol düzeyini düşürür, kroner kalp hastalığının riskini azaltır" dedi.

           Üstünlükleri: Antepfıstığının sığır etine göre protein yönünden 2, fosfor yönünden 4 kat daha üstün olduğunu kaydeden Yrd. Doç. Dr. Tekin, "Vitamin E, B ve C kompleksince zengin olan antepfıstığı şeker hastalığında kullanılabilir. 100 gram antepfıstığında 4 gram posa bulunur. Posa miktarı yönünden pirinç, patates ve buğdaydan daha üstündür" diye konuştu.

       İnce bağırsakta glikoz emilimini azaltan ve kan şekerinin yükselmesini önleyen antepfıstığının yapısındaki lipidlerin çoğunluğunun monounsature yağ asiti içerdiğinden kan şekerini yükseltme yönünden buğdaydan daha az riske sahip olduğunu anlatan Yrd. Doç. Dr. Tekin, şöyle devam etti:

     "Antepfıstığı, İran fıstığı gibi kanserojen madde olan aflatoksin içermiyor. Bölgedeki kuru ve sıcak hava nedeniyle antepfıstığı aflatoksin riski taşımıyor. ABD'de satışa sunulan fıstık ambalajları üzerine büyük harflerle (High, Low ve No) yazıyor. Yani, (Yüksek protein ve besin elementleri, düşük doymuş yağ asiti, kolestrol yok). ABD'lilerin böylesine tanıtım ve reklamla tanıttığı bu ürünün gen merkeziyiz."

      Antepfıstığının bileşimine de değinen Yrd. Doç. Dr. Tekin, sözlerini şöyle tamamladı: "100 gram antepfıstığı 594 kalori, 20,8 gram protein, 51.6 gram yağ, 16.4 gram karbonhidrat ve 0 kolestrol içeriyor, 158 miligram magnezyum, bin 20 miligram potasyum, 136 miligram kalsiyum, 500 miligram fosfor ve 7,3 miligram demir bulunuyor. 100 gramında vitamin olarak 5,2 miligram E, 7 miligram C, 0,62 miligram B1, 0,20 miligram B2 ve 1.45 miligram nicotinamide bulunan antepfıstığının daha çok tüketilmesi için kullanım alanının genişletilmesi gerekir."

Logged

OgrenciForum.Org
Sponsor

Logged
Sayfa: 1
  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC

Tagged evden eve nakliye - evden eve taşıma - Sesli Chat
forumtahtasi.com elektornik devre - Sohbet - AVOYUN - Dönem ödevi - ödev - e-okul - evden eve nakliyat - msn nickleri - Ödev Sitesi
XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu! Dilber MC Theme by HarzeM