|
admin
|
 |
« : Aralık 01, 2007, 15:54:28 ÖS » |
|
Çamlığın Başında Tüter Bir Tütün (ZİYA'NIN TÜRKÜSÜ) - Yozgat yöresi
(Fikriye'nin Söylediği Şekliyle)
Çamlığın başında tüter bir tütün; Acı gormiyenin yürüğü bütün Ziya'nın atını pazara tutun Gelen geçen Ziyam ölmüş desinler.
At üstünde guşlar gibi dönen yar, Gendi gidip ehbabları yanan yar.
Benim yarim yaylalarda oturur Ak elini soğuk suya batırır Demedim mi yarim ben sana Çok muhabbet tez ayrılık getirir.
At üstünde guşlar gibi dönen yar, Gendi gidip ehbabları yanan yar.
Ham meyveyi koparttılar dalından Ayırdılar beni nalı yerimden Demedimmi nazlı yarim ben sana Çok muhabbet tez ayrılık getirir.
At üstünde guşlar gibi dönen yar, Gendi gidip ehbabları yanan yar.
Kemal Erdinç Çamlığın Başında Tüter Bir Tütün (ZİYA'NIN TÜRKÜSÜ) - Yozgat yöresi
"At Üstünde Kuşlar Gibi Dönen Yar Gendi gidip ehbabları kalan yar" nakaratıyla söylenen Ziya Türküsünün Hikayesi şöyledir;
Ziya yakışıklı bir delikanlıdır. Yozgat'ın Karacalar Köyündendir. Aynı köyden Fikriye adlı kızı sever ve nişanlanır. Fikriye'nin babası Karacalar Köyü imamı Ali Hocadır. Ali Hoca Kızıltepe Köyüne imam olur. Ziya sık sık nişanlısını görmeye at sırtında gider. İki tarafta birbirini oldukça sevmektedir. Ziya bir gün ekin sularken üşütmüş ve karın ağrısından şikayet etmektedir. Doktora gider ama fayda bulamaz, bir hafta içinde ölür. Bir başka söylentiye göre, Ziya Bey yakışıklı, at düşkünü, çok iyi atan binen, iyi cirit oynayan bir yiğittir. İki köy arasında oynanan ciritte attan düşer orada ölür. Fikriye, nişanlısının ani ölümü karşısında duyduğu acıyı ve kederi şiire döker böylece Ziya Türküsü ortaya çıkar. Ağıtın tamamı 30 kıtadır. Yozgat'ta çok sevilen ve söylenen bir türküdür.
Kaynak : Kemal Erdinç
Yandım Hudey Türküsü (Türkmen Gelini) - İç Anadolu yöresi
Ev damına girdim aney,yandım hudey diley diley Elleri hamur. Gözünden akıyor bir sulu yağmur oy Baba nerden aldın aney yandım hudey diley diley Sen bu gelini
Odasına girdim kahve büşürür oy Kınalı parmaklar aney yandım hudey diley diley Fincan düşürür Seni gören aşık aklın şaşurur oy Baba nerden aldın aney, yandım hudey diley diley Sen bu gelini
Odasına girdim namaz’a durmuş oy Kaşları gözleri aney, yandım hudey diley diley Kendine uymuş Seni gören aşık aklın şaşurmuş oy Baba nerden aldın aney, yandım hudey diley diley Sen bu gelini
Keten köynek giymiş yakası nazük oy Koluna yapturdum aney, yandım hudey diley diley Altun bilezük Öpmeye kıyamam sevmeye yazuk oy Baba nerden aldın aney, yandım hudey diley diley Sen bu gelini
Bacasından çıkmış ayvanın dal’ı oy Yüzüne de vurmuş aney,yandım hudey diley diley Yazmanın alı İşte görünüyor dünyanın halı oy Baba nerden aldın aney, yandım hudey diley diley Sen bu gelini Elleri kınalı aney, Yandım hudey dily diley Taze gelini
Yandım Hudey Türküsü (Türkmen Gelini) - İç Anadolu yöresi
Seferberlik yıllarında askere alınanlar, ya çok uzun yılar sonra döner, yada hiç dönmezlermiş. Hele bu gidilen yer Yemen ise, geri dönme ihtimali hemen hemen hiç olmazmış.Çünkü gidenlerin çok azı sağ olarak geri dönüyormuş. Erzincan’dan bir delikanlı, uzun yıllar sevdiği kızla nihayet evlenir.Gelinle bir hafta bile birlikte kalmadan,askere alınarak yemene gönderilir. Bunun üzerine hem gelin, hem de kendisi çok üzülür, ama; Çare yoktur, vatan hizmetine gidilecektir.
Askere giden delikanlıdan uzun bir zaman haber alınamaz. Bunun üzerine kendisinin öldüğüne kanaat getirilir. Bir süre sonrada bu delikanlının babası,oğlunun hanımını, yani gelinini kendisiyle evlenmeye ikna eder ve geliniyle evlenir. Aradan birkaç sene geçer. Delikanlı bin bir türlü meşakkat!ten sonra askerliğini bitirerek Erzincan'a döner, köyüne gider. Evine varır ki, hanımı ev damında hamur yoğuruyor. Hanımı kendisini görünce şaşkınlık geçirir ve ağlamaya başlar. Delikanlı hanımına, sevineceği yerde neden ağladığını sorar. Hanımı iki gözü iki çeşme,durumu olduğu gibi delikanlıya anlatır. Delikanlı bu durum karşısında, beyninden vurulmuşa döner. Delikanlının başına gelenlere köy halkı da çok üzülür. Bu acıklı durumu;Delikanlının ağzından, aşağıdaki türkü ile dile getirirler.
Kaynak : Anonim
Kozanoğlu - Kayseri yöresi
Çıktım Kozan'ın dağına Karı dizleyi dizleyi Yaralarım göz göz oldu Cerrah gözleyi gözleyi
Kozan Dağı karlı buzlu İçi dolu gelin kızlı Öldürürler beyim seni O kafirler dünden sözlü
Çıktım Kozan'ın dağına Kurşun attım dost bağına Aşiretten imdat olmaz Kaçalım Kozan Dağına
Kara çadırın karası Karıştı Kozan arası Ben öpmeye kıyamazdım Ak göğsü süngü yarası
Kara çadır eğmeyinen Ucu sırma düğmeyinen Ne kaçarsın Kozanoğlu Beş bin atlı gelmeyinen
Kozanoğlu avdan gelir Avını ilinden alır Buna Kozanoğlu derler Yiğit ölür namı kalır
Kıratım örkten boşandı Üzengi yere döşendi Ne yatarsın Kozanoğlu Kılıncın eller kuşandı
Anonim
Acem Kızı - Orta Anadolu yöresi
Çırpınıp da şanovaya çıkınca Eğlen şanovada kal acem kızı Uğrun uğrun kaş altından bakarken Can telef ediyor gül acem kızı
Seni saran oğlan neylesin malı Yumdukça gözünden döker mercanı Burnu fındık ağzı kahve fincanı Şeker mi şerbet mi bal acem kızı
Avrupa kurban olsun kara kaşına İngiliz Fransız değmez döşüne Amerika Belçika düşmüş peşine Bir de Alman kurban bil acem kızı
Söz-Müzik: Neş'et Ertaş
Aksaray Develisi - Aksaray yöresi
Eremedim vefasına dünyanın Bülbül konmuş sarayına Konya'nın
Aksaray'dan Bakırtolu'na yol gider Sürmelenmiş ela gözlü yol gider
Uzamışsın hay sevdiğim dal gibi Gelip geçen selam vermen el gibi
Beyler besler merrak için tazıyı Kadir mevlam böyle yazmış yazıyı
Devem yüksek atamadım urganı Susadıkça ver ağzıma gerdanı
Saçım uzun ben saçımı tararım Var mı benim Konyalıya zararım
Mehmet Tahir Sakma
|