bedava ödev indir
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. Kasım 22, 2008, 15:18:07 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz



Reklamlar

Sayfa: 1
  Yazdır  
Gönderen Konu: AVRUPA BİRLİĞİ OMBUDSMANI  (Okunma Sayısı 119 defa)
Abruzzi
Çalışkan öğrenci
****
Mesaj Sayısı: 1031



Üyelik Bilgileri
« : Mart 14, 2008, 18:27:07 ÖS »

OMBUDSMAN
1.   GİRİŞ
Yurttaşların temel hak ve özgürlüklerinin korunması ve güvence altına alınması günümüz demokratik toplumlarının temel özelliklerindendir. Temel hak ve özgürlüklerin yurttaşların birbirine karşı korunması kadar siyasal iktidarı kullananlara karşı korunması da önemlidir. Siyasal iktidarın büyük bir çoğunlukla işbaşına gelmiş olması da devletin siyasal iktidarı tercih etmemiş bireylerin temel hak ve özgürlüklerini koruma sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Korumanın da ötesinde devlet, artık bireylerin temel hak ve özgürlüklerin geliştirilmesine katkı yapmak, varsa engelleri kaldırmak görevi ile karşı karşıyadır.
Temel hak ve özgürlüklerin yönetenlere karşı korunması ve güvence altına alınması düşünce ve çabası çok eskilere dayanmakla birlikte kurumlaşması ancak, Fransız Devrimi ile birlikte gündeme gelen “Hukuk Devleti” anlayışının toplum hayatında yerleşmesi ile mümkün olabilmiştir. Vatandaşlarına hukuk güvenliği sağlayan, devletin eylem ve işlemlerinin hukuk kurallarına bağlı olduğu  hukuk devleti anlayışı, yalnız temel hakların güvence altına alınması ile gerçekleşmez. Yasaların anayasaya uygunluğunun sağlanması, yasal yönetim, yargı bağımsızlığı, demokratik rejim ilkelerinin yürürlükte olması ile birlikte anayasaya uygun kuralları uygulayacak ve devlet işlerini yürütecek yönetim mekanizmasının da hukuk düzenine bağlı kalması gerekir .
Hukuk devleti anlayışının geçerli olduğu ülkelerde, bireyler gibi yönetimin de hukuk kurallarına bağlı kalmasını sağlamak ve yurttaşların hak ve özgürlüklerinin yönetime karşı korunması amacıyla, başta yönetimin yargısal denetimi olmak üzere birçok kurum ve korunma yolları oluşturulmuştur. Geleneksel kurumlar olarak adlandırılan bu kurumlar, hak ve özgürlüklerin korunmasında çok önemli işlevler görmekle birlikte devlet ve yurttaş arasındaki ilişkilerin çok gelişmesi nedeniyle yetersiz olmaya başlamışlardır. Bu durum, birçok demokratik ülkeyi, yurttaşları yönetenlere karşı koruyabilmek için doğrudan, esnek, hızlı ve maliyetsiz kurumlar yaratmaya yöneltmiştir. Bu alanda 18. yy. başında İsveç’te ortaya çıkan ve hukuksal gelenekleri ile kültürleri benzer olan ülkelerde kısa sürede (Danimarka, Norveç, Finlandiya), buna karşılık gelenekleri farklı olan birçok demokratik ülkede ise kendi hukuk sistemleri ve özel gereksinmelerine göre değiştirilerek uygulanan bir kurumun büyük ilgi topladığına tanık olunmuştur. 20. yy.ın ikinci yarısında, gelişmiş ülkelerde olduğu kadar gelişmekte olan ülkelerde de, hukuk devletinin güçlendirilmesi ve demokratikleşmenin bir elemanı olarak görülen bu kurum büyük bir hızla yayılmıştır .
2.   TARİHSEL GELİŞİMİ
Tarihçiler, zaman zaman, Ombudsman ile Roma’daki Halk Tribünleri arasında, 17. yüzyıl Amerikan kolonilerindeki “censors” arasında ve hatta Çin’deki Han Hanedanlığı (M.Ö. 206- M.S.220) sırasında var olan “Coutrol Yuan” kurumu arasında benzerlikler kurmuşlardır. Ancak, kurumu ilham alan ülkeler, Ombudsmanın örneğini İsveç’te bulmuşlar ve daha gerilere gitme gereği duymamışlardır. Bu yüzden Ombudsmanın tarihi genellikle 18. yüzyılın başlarına dayandırılmaktadır.
Aslında Ombudsman kurumu nitelik olarak bize pek yabancı sayılmaz. Osmanlıların idari sistemindeki “Başkadı (Kadıasker (Kazasker)”nın görevi, İslam Hukukunun tüm hükümet görevlileri tarafından insanların kendi aralarındaki ilişkilerinde ve devlet ile olan ilişkilerinde uygulanmasını sağlamaktı. Böylece Başkadı insanların haklarını adaletsizliğe ve kamu görevlilerinin güçlerini kötüye kullanmalarına karşı korumaktaydı. Bu kurum; ülkemizde Demirbaş Şarl olarak tanınan İsveç Kralı XII. Şarl’ın Osmanlı Ülkesinde yaşamak zorunda olduğu 1709-1714 yıllarında Stockholm’deki yöneticilerin ve yargıçların yasalara gereği gibi uymasını gözetecek, uzaktaki kralın gözü kulağı olacak bir bireyi (Hogst Ombudsman) atamasıyla doğan ve 1809 İsveç Anayasası’nda da Anayasal bir kurum olarak yer alan “Ombudsmanlık” kurumudur.
Kurum halen İsveç’te kamu görevlilerinin görevlerini yasalara uygun ve gerektiği gibi yerine getirip getirmediğini denetlemekle görevli bulunmakta ve yurttaşların bu konulardaki şikayetlerini incelemektedir.
Ombudsmanlar, günümüzün gittikçe genişleyen ve karmaşık bürokratik bir yapıya sahip olan, modern devletlerinde ortaya çıkan sorunları çözmek için oldukça önemli bir işlev görmektedirler. Özellikle üst düzey yöneticilerine verilen takdir yetkilerindeki artışın neden olduğu yönetsel kararlarda meydana gelen haksızlıkların düzeltilmesi ve yönetim bozukluklarına karşı yurttaşın korunması ihtiyacı, kurumun önemini daha da arttırmaktadır.
1713 yılında İsveç’te kurulan  ve 1809 yılında İsveç Anayasasına girerek  anayasal bir kurum niteliğine bürünen Ombudsman müessesesi, iki asra yakın uygulanmasından sonra, önce İskandinav ülkelerince benimsendi. İsveç sisteminden etkilenerek Ombudsmanı uygulayan ilk ülke 1919’da Finlandiya oldu. Finlandiya’yı 1955’te Danimarka takip etti ve 1963’de Norveç’te ve Yeni Zellanda’da da kabul edildi .
 Bu zamanda Ombudsman kurumu, aralarında Fransa, İngiltere, İtalya, İspanya, İsrail, Hindistan, Nijerya ve Portekiz’in de bulunduğu 40’ın üstündeki ülkede ulus, bölge, şehir ve belediye bazında uygulanmaktadır. 1980’lerden itibaren özel sektör kuruluşlarında (bankalarda, sigorta, emlak ve yatırım şirketlerinde) ve üniversitelerde kullanılan bir kurumdur.
7 Şubat 1992’de, Maastricht’te imzalanan Avrupa Birliği Antlaşmasında; ortaklık yaşamının demokratikleşmesi süreci içerisinde, ortaklık kurumlarının saydamlığını sağlayarak yurttaş ile bu kurumlar arasındaki güven ilişkilerini güçlendirmeyi, ayrıca yurttaşın şikayetlerini kabul ederek ortaklık kurumlarının demokratik işlemlerinde yurttaşa yardımcı olmayı amaçlayan “Avrupa Ombudsmanı” yaratılmıştır.
Sonuç olarak, kamu hizmet birimlerinin kendi çalışmaları ile ilgili şikayetleri doğru ve mantıklı bir biçimde ele alma ve yanıtlama yetenekleri hakkında kuşkuların artması ve getirilen diğer denetim yollarının eksiklikleri nedeniyle Ombudsmanlık oldukça önemli bir işlev üstlenmiş, uluslararası kuruluşların da desteği ile yayılmaya başlamıştır.
3.   OMBUDSMANLIK KURUMUNA DUYULAN İHTİYAÇ
Denetimin amacı, yönetim birimlerinin görevlerini yönetimin amaçları doğrultusunda zamanında, eksiksiz ve hukuka uygun olarak yerine getirip getirmediklerini yaptırımlı bir biçimde izlemektir.
Yönetimin eylem ve işlemlerinin denetlenmesi hukuk devleti ilkesinin temel gereklerindendir. Yurttaşların yönetimin eylem ve işlemleri karşısında korunma idealini gerçekleştirmek bakımından yargı denetimi, en nesnel ve etkili bir denetim biçimidir. Ancak, yargı sürecinin çok ağır işlemesi, formalitelerinin çokluğu ve pahalı olması, ayrıca yetkisinin sadece hukuka uygunlukla sınırlı kalması gibi sebeplerle her zaman uygun bir başvuru yolu olmamaktadır . Mevzuata uygun ancak, toplum vicdanının hakkaniyet ölçülerine aykırı eylem ve işlemler görev alanı dışlında kalır.
Yönetsel denetim biçimlerinden hiyeraşik denetim, daha çok örgütün iç disiplinini ve yasal yönetim ilkesini sağlamayı amaçlar. Hiyeraşik amir kendi sorumluluğunu ön planda tutar ve maiyetini koruma eğilimi taşır. Hiyeraşik yapı ve dayanışma duyguları gibi sebeplerle bu denetim, vatandaş için bir güvence olmaktan uzaklaşmaktadır. Esasen yönetsel denetimin temel işlevi, birinci plânda idarenin etkinliğini ve verimliliğini sağlamaya yöneliktir. Böylece kamuya ve onun çıkarlarına yabancılaşan bu denetim yolu konumundan sapmış, giderek sadece kendi kurallarını yürüten ve bu kuralların yürümesini biricik varlık nedeni sayan bir noktaya gelmiştir .
Yönetimin dışardan başka kurum, kurul veya kişiler eliyle denetlenmesi olan vesayet denetimi de kanunla tespit edilen belli konularda yapılır. İşletilmesi formalitelere bağlı ve zaman alıcıdır. Yapılan eylem ve işlemlerin hukuka uygun olup olmadığına bakılır, yerindelik denetimi amaç dışındadır. Vesayet makamları da kısmen siyasal iktidarın emrindedir.
Yurttaşların şikayetlerini parlamenterlere iletmeleri, onlar aracılığı ile çözüm aramaarı demokratik parlamenter sistemin en temel özelliklerinden biridir. Ancak, Parlamento denetiminin işlevi, parti içi disiplini ve yasama-yürütme bütünleşmesi sebebiyle yetersiz kalmaktadır. Aslında kolay harekete geçirilemeyen hele hele kolay netice alınamayan ve genel meseleler dışındaki konularla ilgilenmesi de pek mümkün olmayan bu denetim yolunun sade vatandaşın idare hakkındaki şikayetleriyle ilgili olarak yeterli bir işlevi yerine getirmesi zordur. Parlamenterlerin kendi siyasal tercihlerine göre hareket edecekleri hususu ise ayrı bir kuşku konusudur.
Hak ve özgürlüklerin korunması ve vatandaş şikayetlerinin dile getirilmesinde diğer önemli bir araç da kitle iletişim araçlarıdır. Yazılı ve görsel kitle iletişim araçlarında yer alan “Tüketici Köşesi”, “Serbest Kürsü”, “Arena” gibi programlar vatandaş şikayetlerini ilgililere duyurmakta, kısmen de sonuç alınmaktadır. Ancak, şikayetlerin çok azının bu tür programlarda yer bulması, şikayetlerin ele alınmasında seçici davranılması, yönetimde egemen olan gizlilik ilkesi nedeniyle yeterli ölçüde bilgi ve belgelere ulaşılmaması, konuyu inceleyen basın mensubunun üzerinde çalıştığı konularda derinliğine bilgi sahibi olmaması arzu edilen sonuçlara ulaşmayı engellemektedir.
İdarenin denetlenmesinde klasik yollarla yapılan denetlemelerin yetersizliği yeni arayışlara yol açtı. Ombudsmanlık, idarenin denetlenmesinde idare edilenler açısından ortaya çıkan yetersizlikten kaynaklandığı söylenebilir. Gerçekten, idare çeşitli şekillerde denetlenmektedir. Ancak bu denetim şekillerinden her birinin çeşitli sakınca ve noksanlıkları bulunmaktadır. Çağdaş idarenin gücü, geleneksel denetim yollarının ve vasıtalarının başa çıkamayacağı bir hızla gelişmekte, büyümektedir .
Çağımız devletinin artan görevleri ve karmaşıklaşan yapısı karşısında, fertler haklarının ve sorumluluklarının kapsam ve sınırı konusunda yeterli bir bilgiye sahip olmaktan gün geçtikçe uzaklaşmaktadır. Bu durum fertleri, idare karşısında günden güne güçsüzleştirmekte ve korunmaya muhtaç duruma itmektedir. İnsan, varlık sebebi kendisinin mutluluğunu temin etmek olan bürokrasi çarklarının arasında ezilmekte, tam bir çaresizlik içine düşmektedir. İnsan hakları alanında katedilen merhaleler bu karmaşık ortam içerisinde etkinliğinin kaybolması veya azalması tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Bundan dolayı siyaset adamları ve hukukçular bu gidişten kurtulmayı temin edecek yeni denetim yolları aramaya koyulmuşlardır.
İşte bu arayış içerisinde, idarenin yargısal denetiminin tarafsız idari yargı yerlerince yapılageldiği ülkelerde bile, idarenin bünyesine daha kolaylıkla girip nüfuz edebilen, daha süratli, daha kişisel, daha az biçimci, karşılıklı ilişki kurmada önemli bir boşluğu doldurabilen, daha iyi bilgi sahibi olabilen, keyfilikle mücadelede daha etkili olan, tutarlı bir kuruma duyulan ihtiyaç gözlerin İsveç’e çevrilmesine sebep olmuştur.
Son senelerde bütün ülkelerde, moda gibi, dalga dalga yayılan, ancak yurdumuzda henüz kurulmamış ve yeterince tanınmayan Ombudsmanlık kurumu, Avrupa Konseyi İstişari Asamblesi’nin 1975 de 457 sayılı Tavsiye Kararında insan haklarını korumada iyi bir metot olarak kabul edilmiş ve üye devletlere tavsiye edilmiştir. Bugün dünyanın birçok ülkesi İsveç Ombudsmanını kendi iç bünyelerinin özelliklerini de dikkate alarak benimsemektedirler.
4.   OMBUDSMANIN TANIMLANMASI
Ombudsman birçok değişik şekilde tanımlanabilir. Çünkü Ombudsmanı uyarlayan her ülke, kurumu kendi sistemine uyarlayarak kabul etmiştir.
Ombudsman kelimesi İsveç Dilinde genellikle delege, avukat, vekil veya bir diğer kişi veya kişiler tarafından o kişi veya kişiler adına hareket etmeye ve onların haklarını korumaya yetkili kılınmış kimseyi ifade etmek için kullanılır. Kurum olarak ise Ombudsman terimi Parlamento tarafından Parlamentoyu temsil etmek üzere seçilmiş kimse veya kimseleri simgelemektedir. Ombudsmanın Türkçe karşılığı olarak; yüksek yönetim denetçisi, kamu denetçisi, arabulucu, kamu hakemi, medeni hakların savunucusu, Parlamento komiseri gibi tanımlamalar kullanılmaktadır .
Bazen Ombudsman, – bu bileşik sözcükteki “man” sözcüğünün kadınlar aleyhine yorumlanmaması için– “Ombudsperson” veya doğrudan doğruya “Ombuds” olarak adlandırılmaktadır. Bu kurum, bazı ülkelerde örneğin İspanya’da olduğu gibi “defensor del pueblo” (halkın savunucusu), Avusturya’da olduğu gibi “Volksanwalt” (halk avukatı), Fransa’da olduğu gibi “médiateur de la république” (Cumhuriyet arabulucusu) adıyla veya benzeri başka adlarla önemli bir görevi yerine getirmektedir.
Aslında, Ombudsmanın evrensel olarak kabul edilmiş bir tanımı yoktur. Bu kurumu benimseyen bazı ülkelerde, bazı araştırmacılarca ve yasa gereği yapılan değişik tanımlamalar söz konusudur. Bu değişik tanımlamaların bir kısmına aşağıda değindikten sonra, bu modeli uygulayan ülkelerdeki Ombudsman kurumlarının ortak yönleri dikkate alınarak nesnel bir tanımlama yapılmaya çalışılabilir. Ombudsmanla ilgili çeşitli tanımlar şöyle vurgulanabilir:
Ombudsman, sokaktaki adamın, adaletsizliklere, keyfiliklere ve yürütmenin, yetkilerini kötüye kullanmasına karşı koruyucu bir kurumdur .
Ombudsman, yönetsel kurumlarla uyuşmazlığa düşen yurttaşların başvurabilecekleri bir tür yargı yeridir .
Ombudsman, halkın şikayetlerini dinleyen, onları araştıran, araştırma bulgularını şikayetçi kişilere ve araştırılan örgütlere bildiren bir bürodur .
Ombudsman hem halk, hem de bürokrasi için gerekli olan ve ek bir koruma sağlayan kamu gözeticisi bir kişidir .
Ombudsman, çoğu kez halkın avukatı konumunda olan ve hatta bazı ülkelerde mahkemelerde dava bile açabilen bir kişidir .
Ombudsman Parlamento adına yönetimi gözeten ve etkinlikte bulunan bir bürodur .
Ombudsman, hükümet görevlileri ve çalışanları tarafından haksızlığa uğrayan vatandaşın şikayetlerini dinleyen, amacı bunlara çözüm bulmak olan ve başında Ombudsman adı verilen yüksek seviyeli ve bağımsız bürokratın bulunduğu bir kurumdur .
Ombudsmanların görevli olduğu konular çoğunlukla, bireylerin temel haklarının korunması ya da yönetimin karşısında zor durumda kalan yurttaşlara yardım etme esasına dayandırılmakta, görev alanları ise genellikle kamu hizmeti gören kurumları kapsamaktadır.
Bu durumda Ombudsmanın görev alanı, Kamu gücü ile bireyler arasındaki ilişkilerdir. Dolayısıyla görevi, kişi hak ve özgürlüklerini savunmak, yurttaşları yönetime karşı korumak, kötü yönetimden doğan haksızlıkları önlemek amacıyla yönetimin iyileştirilmesine çalışmaktır.
Ombudsman çatışan çıkarlardan bağımsız olarak soruşturmalarını yürütmekte, çözümler önermekte ve bunları kamuya açıklamaktadır.
Ombudsman bir yargıç değildir, hatta hukukçu olması da zorunlu değildir. Politikacı ya da Parlamento üyesi olarak da kabul edilemez. Esas mesleğinin yargıçlık, memuriyet ya da akademisyen olması bir şey değiştirmez.
Ombudsman ilke itibariyle Parlamento tarafından atanan, ancak hükümete karşı olduğu kadar Parlamentoya karşı da bağımsız olan, yönetimin mağdur ettiği bireylerin hiçbir şekle bağlı olmaksızın yaptıkları şikayetler üzerine harekete geçen, geniş bir soruşturma ve araştırma yetkisi ile donatılmış olan, yönetimin yaptığı haksızlıkları ortaya koymak, takdir yetkisinin kötüye kullanılmasını engellemek, mevzuata saygılı olmayı ve uygun hareket etmeyi temin etmek, icrai karakter taşımayan önerilerde bulunmak, hakkaniyet tedbirleri salık vermek ve nihayet kamu hizmetlerinin daha iyi görülmesi için gerekli reformların yapılması önerilerinde bulunmak amaçlarını güden bir kamu görevlisidir.
Uluslararası Baro Ombudsmanı; Anayasaya göre veya yasama organının veya Parlamentonun aldığı bir karar uyarınca oluşturulan, yasama organına karşı sorumlu olan, hükümet birimleri, memurları ve çalışanları hakkındaki şikayetleri alan, şikayetler üzerine ya da kendi isteği doğrultusunda harekete geçen ve araştırma yapan, aksaklıkları gidermek için izlenecek yollar hakkında tavsiyede bulunma ve rapor hazırlama yetkisine sahip, bağımsız, üst düzey devlet memuru olarak tanımlamaktadır.
Bu tanımlardan sonra bir genelleme yapılarak Ombudsmanın nesnel tanımlaması şöyle yapılabilir:
Ombudsman, devlet kuruluşlarına, devlet memurlarına ve işgörenlerine karşı duyguları incinmiş olan kişilerin, adaletsizlik, haksızlık ve kötü yönetime ilişkin olarak vaki olan şikayetlerini kabul eden, bağımsız, tarafsız ve tam anlamıyla özerk bir üst düzey yöneticisinin başında bulunduğu, anayasa veya yasa ile kurulan kamu gözeticisi bir bürodur. Ombudsman, kendisine iletilen şikayetleri araştıran, inceleyen, eleştiren, düzeltici önlemler öneren ve saptadığı bulgularını kamuoyuna duyurma yetkisine sahip olan bir bürodur. Ancak, genelde resmi bir yaptırım yetkisi yoktur.
Anılan büronun başında bulunan Ombudsmana kolayca ulaşılabilir. Bu kişi çok hızlı işleyen, biçimsel ve pahalı olmayan yöntemleri kullanır. Bir kişi olarak Ombudsman, dürüstlüğü, saygınlığı temsil eder ve tarafsızlık ve yüksek düzeyde profesyonel yetkinlik içinde görev yapar. Genelde, daha açık bir deyişle Ombudsman, fertlerin kamu personeli, polis ve diğer makamlar aleyhindeki şikayetlerini incelemek ve Parlamentoya rapor etmekle görevli tarafsız, bağımsız, özerk ve özgür bir memurdur .
5.   OMBUDSMANLIK KURUMUNUN ÖZELLİKLERİ
Bir kamu kurumu olarak faaliyet gösteren Ombudsman, İsveç kökenli olarak bazı özellikler arzetmektedir. Bu özellikler Ombudsmana tanınan yetkileri de belirlemektedir. Ancak bu durum, Ombudsmanın bütün ülkeler için geçerli, değişmez özellikler taşıdığı anlamına gelmez. Ülkeden ülkeye bazı farklılıklar bulunulması kaçınılmazdır. Fakat, bu tür farklı özelliklerin bulunması, öz itibariyle Ombudsman kurumunun niteliğini değiştirecek bir boyutta olmadığı gibi, çoğunlukla ayrıntıya yönelik özelliklerdir.
Bugün uluslararası düzeyde, devlet düzeyinde ve yerel yönetimler düzeyinde görev yapan Ombudsmanların yanında, ihtisas Ombudsmanlarına (askeri, tüketici, çocuk, sinema, basın Ombudsmanları gibi), ticari Ombudsmanlara (banka, sigorta, taşımacılık Ombudsmanları gibi) ve bulundukları yerlere göre örneğin aile, üniversite Ombudsmanlarına rastlanılmaktadır.
Ombudsman kurumu çoğunlukla bir bazen de birden çok kişiden kurulur. Yetkisini anayasadan, ya da kendi kuruluş yasasından alır. Kuruluş, görev ve çalışma esasları yönetmelikle de düzenlenebilir.
Ombudsmanlar genellikle Parlamento tarafından seçilmektedir. Parlamento dışında, Cumhurbaşkanı (Devlet Başkanı), Hükümet ya da bir başka organ tarafından atansalar bile görevden alınmaları mutlaka Parlamentoya bırakılmaktadır. Bu durum, onları iktidarın etkilerinden koruyup bağımsızlıklarını sağlarken otoritelerinin kaynağı olmaktadır. Bağımsızlıkları yürütme organına olduğu kadar kendisini seçen Parlamento ya da diğer organlara karşı da sağlanmaktadır. Bağımsızlık kurumun özüdür.
Ombudsmanların görev süreleri ülkeler arasında farklılık göstermekte ve bu süre 4-7 yıl arasında değişmektedir. Kimi ülkeler bağımsızlıklarını güçlendirmek için yeniden seçilmeme ilkesini getirirken, kimi ülkeler de yeniden seçilmelerinde bir sakınca görmemektedirler.
Ombudsmanlar görevlerini yaparken parlamenter dokunulmazlığına benzer dokunulmazlıkları vardır. Görüşleri ve yaptıkları işlemler nedeniyle yargılanamaz, tutuklanamaz ve sorgulanamazlar. Faaliyetleri denetim dışındadır. Hiçbir makam Ombudsmana görevi ile ilgili olarak emir veremez, telkin ve tavsiyede bulunamaz.
Ombudsman, ortaya çıkışından beri gelişmiş ülkelerde olduğu gibi gelişmekte olan ülkelerde de hukuk devletinin güçlendirilmesi ve demokratikleşmenin bir elemanı olarak görülmeye başlamıştır. Kurumun popülaritesinin artması nedeniyle neredeyse yargı dışında oluşturulan “her şikayet mercii” Ombudsman olarak anılmaya başlamış, böylece de kurum konusunda bir kavram karışıklığı olduğu izlenimi belirmiştir.
Ancak, çeşitli ülkelerde uygulanan Ombudsman sisteminin başlıca üç ortak yönünün bulunduğunu söylemek mümkündür . Bunlardan birincisi, arabulucuların yürütme organı
Logged

OgrenciForum.Org
Sponsor

Logged
Abruzzi
Çalışkan öğrenci
****
Mesaj Sayısı: 1031



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Mart 14, 2008, 18:27:42 ÖS »

karşısında bağımsız bir statüye sahip olmasıdır. İkincisi, şikayetlerin kişiler tarafından yapılmasıdır. Üçüncüsü de arabulucuya gelen konuların, idarenin kötü işleyişi ve haksızlık yönünden adil olarak değerlendirilmesi ve kötü yönetimin neden olduğu sonuçlara önlemler önerilmesidir.
5.1. Yürütme Organı Karşısında Bağımsızlık
Ombudsmanın müdahalesi ne tür olursa olsun, normal olarak siyasal sorumluluğu hükümetler tarafından üstlenilen yönetsel faaliyetlerin parlamenter denetimi çerçevesinde cereyan eder. Yani Ombudsman yönetimin denetlenmesi görevinde Parlamentonun bir temsilcisi, bir tür kolu gibidir. Bu demektir ki, Ombudsman, hükümet karşısında bağımsızlığının korunmasına yönelik bir statüye sahiptir.
Az önce de belirtildiği gibi, Ombudsman bağımsız bir statüye sahiptir. Bu bağımsızlık yürütme organına olduğu kadar kendisini seçen Parlamento ya da diğer organlara karşı da sağlanmaktadır. Bağımsızlık, haklı olarak Ombudsmanların çok bağlı oldukları, olmazsa olmaz bir nitelikleridir. Ombudsmanların devletin diğer organlarına karşı yasal/anayasal bağımsızlığı, politik ve diğer sonuçlardan korkmaksızın gerçeği arama özgürlüğü sağlarken, diğer yandan da Ombudsmanın hiçbir baskıyla karşılaşmaksızın serbestçe çalışabilmesi yanında herhangi bir beklentiye girerek kendi kendini sınırlandırmamasını sağlamaktadır.
Ombudsmanın yetki ve statüsü genel olarak anayasa ve yasalarda belirtilmiştir. Örneğin İsveç’te Anayasa’nın 6. maddesinde temel ilkeler belirtilmiş, ayrıca ayrıntılar tüzükle saptanmıştır. Finlandiya Anayasası’nın da 49 ve 59. maddelerinde Ombudsmanın Parlamento tarafından seçileceği, devlet sivil ve askeri yönetimini denetlemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir .
Bağımsızlığın yasalarda açıkça belirtilmesi yanında Ombudsmanlara bağımsızlıklarını sağlayan diğer bir önemli unsur da, atanma biçimleridir. Ombudsmanı atayan kurum itibarını Ombudsmana yansıtmakta, dolayısıyla atanma ve görevden alınma biçimleri Ombudsmanın statüsünün belirleyicisi olmaktadır. Ombudsmanların Parlamento tarafından atanması bağımsızlık yanında Ombudsmanın otoritesinin de kaynağı olmaktadır.
Genel kural olarak Ombudsmanlar, Parlamento tarafından seçilmektedirler. Hükümetler tarafından atanması halleri çok azdır. Bağımsız bir organ olmaları da bunu gerektirmektedir. Ayrıca halkın seçtiği kişilerden oluşan Parlamento tarafından seçilmiş olma Ombudsmanların demokratik yasallığını da güçlendirmektedir. Ombudsmanın Parlamento tarafından seçilmesi sistemi, aynı zamanda gerektiğinde onun tarafından görevden alınabilmesi olanağını da sağlar.
Ombudsmanın faaliyetleri hiçbir şekilde denetime tabi tutulmamakta, görevini gereğince yapıp yapmaması denetim dışı bırakılmaktadır. Bununla birlikte Ombudsmanlar, başarısızlık, yetersizlik, görev ihmalkarlığı veya iletişimsizlik söz konusu olduğunda, Parlamento tarafından görevden alınabilmektedir. Örneğin, İsveç’te Ombudsman, yıllık çalışma raporlarını inceleyen komitenin isteği üzerine, Parlamentonun güvenini kaybederse, yine Parlamento (Riksdag) tarafından görevden alınabilmektedir.
Ombudsmanlara, genellikle söylediği ve yayınladığı görüşleri ya da işlevlerini yerine getirmesi sırasında yaptığı işlemler nedeniyle, izlenemeyeceği, sorgulanamayacağı, tutuklanamayacağı ve yargılanamayacağı belirtilerek, parlamenter dokunulmazlığına benzer bir dokunulmazlık sağlanmaktadır.
Parlamento tarafından uygun görülen bütçesinin sınırları içerisinde her türlü harcamayı, hiçbir makamdan talimat almaksızın serbestçe, yapabilmektedir.
5.2. Vatandaşlar Tarafından Başvurma
Ombudsman, yalnız yönetimin denetlenmesi ile görevli bir kişi değildir. Aynı zamanda vatandaşların yönetimle ilişkilerinde yönetime karşı savunmasını da üstlenen bir kurumdur. Vatandaşların haklarının korunmasının bir güvencesidir. Yani Ombudsmanın görevi kamu otoriteleri ile bireyler arasındaki ilişkiler nedeniyle ortaya çıkan sorunlarla ilgilenmektir. Ombudsman kamu yönetimine karşı bireylerin şikayetlerini kabul etmekte ve yaratılan sorunlara bir çözüm getirme çabasına girişmektedir. Kamu otoriteleri hep birlikte ya da seçenekli olarak, (Devlet, yerel yönetimler ve bağımsız kamu yönetim ve müesseseleri) Ombudsmanın görev alanına girmektedir.
Hak ve özgürlüklerin koruyuculuğu görevini üstlenen Ombudsmanlar kendilerine aracısız olarak ulaşan şikayetler üzerine ya da kendi inisiyatifleri ile harekete geçmekte ve yönetim tarafından uygulanan kanunların kötüye kullanılmasında ya da temel hakların korunması dahil, gerekli bütün hallerde soruşturma görevini yerine getirmektedirler.
 Hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla yönetsel işlemlerin Ombudsmanlar tarafından denetimi, kötü yönetim nedeniyle haksızlığa uğrayan bireylerin şikayeti üzerine yapılan denetimden çok daha kapsamlı bir denetim olmaktadır. Ombudsmanlar hak ve özgürlüklerin savunucusu olarak görüldükleri ülkelerde sadece kötü yönetim olarak adlandırılabilecek olaylarla kendilerini sınırlandırmazlar. Yapılan haksızlıkların nedenlerini bulmak için sistematik araştırmalara girişir ve böylece mevcut yönetimi iyileştirmek amacıyla önerilerde de bulunurlar.
Ombudsmanlar kamu otoritelerine karşı birey haklarını savunurken bu otoriteler tarafından yapılan işlemleri, bir işlemde bulunması gereken tüm nitelik ve kalite bakımından olduğu kadar eşitlik ilkesi bakımından da inceleyebilmektedirler.
5.3. Eşit ve Adil Değerlendirme
Ombudsmana yapılan şikayetler, idarenin işleyişindeki bozukluklar ve karşılaşılan haksızlıklarla ilgilidir. Bumlar arasında sosyal sorunlarla ve sosyal güvenlik sorunları ile ilgili konular vardır. Bunlar dışında mali, askeri, hapishane, imar ve çevre konuları ile ilgili şikayetler de olabilir. Ayrıca Ombudsman yabancı uyruklu kişilerin sorunları ile idare arasındaki ilişkilerde de önemli rol oynar.
Ombudsmanın kendisine gelen şikayetleri hangi ölçülere göre, nasıl değerlendirdiği hususunda tüm ülkelerde uygulanan ortak ilkelerden söz etmek güçtür. Farklı yasalar ve uygulamalar vardır. Genel olarak, Ombudsman, her şikayetle ilgili dosyaları incelerken adalet ve eşitlik ilkelerini göz önünde bulundurur. Değerlendirmesinin temel amacı dayanışmanın sağlanmasıdır. Konuların hukuka uygunluk çerçevesinde değerlendirilmesi esastır.
Ombudsman kendisine gelen konularda, öncelikle yönetimin davranışının doğru olup olmadığı üzerinde durur. Anayasaya, yasalara ve uluslararası anlaşmaların uyulması gereken ilkelerine uygun olup olmadığını araştırır. İncelemelerinin sonucunda emretmez, ikna etme, inandırma esastır. İkna etme, inandırma yönteminde Ombudsmanın yeteneği önemlidir. Ombudsman genel öğütler, tavsiyelerde bulunur. Bu hususları Ombudsman Parlamentoya sunacağı yıllık raporda da belirtir .
Bazı durumlarda Ombudsmanlar tüm çabalarına karşın bazı işlemleri hakkaniyetli bir hale getiremezler. Bu durumda Ombudsman için yapılacak şey, Parlamentoya o konunun düzeltilmesiyle ilgili yasa önerileri sunmaktır.
Ombudsmanlara verilen roller, aslında, bir yandan birbirini tamamlarken, bir yandan da birbirleriyle çatışmaktadırlar. Örneğin, Ombudsmanlar şikayetlerin giderilmesinde sık sık uzlaştırma yöntemleri kullanmaktadırlar. Bu gibi durumlarda Ombudsman hem şikayetçi hem de yöneticinin kabul edeceği bir sonuca varırsa, konu üzerinde daha fazla durmaya gerek görmeyebilir. Böylece şikayetçi tatmin olacak, ancak, şikayete neden olan yönetimin uygulaması hakkında kapsamlı bir araştırma yapılmamış olacaktır.
Kaldı ki, araştırma yapılsa bile, bireysel şikayetler üzerine harekete geçen Ombudsmanın yönetimin iyileştirilmesi için yaptığı öneriler, bir yan ürün olarak ortaya çıkacaktır. Halbuki Ombudsmanların yönetimin iyileştirilmesi için yaptıkları çalışmaların bir yan ürün değil, temel işlevlerinden biri olarak görülmesi gerekir.
Yukarıda yapılan açıklamaların da ışığında Ombudsmanın belirleyici özelliklerini şu şekilde sıralamak mümkündür :
1.   Genellikle yasa ile kurulur. Kanun ile korunmak, Ombudsmana görevini yürütürken diğer kurumlarla olan ilişkilerinde büyük destek sağlar. Mesela, Ombudsman Kanununda açık olarak, gerekli her türlü dokümanın ve bilginin kamu görevlileri ve bürokratları tarafından Ombudsmana sağlanması gerektiği belirtilmiştir. Bu yüzden Ombudsmana gerekli bilgiyi vermemek mümkün değildir. Bunu yanı sıra birçok kaynak Ombudsman Kanunu’nun pragmatik bir esnekliğe sahip olmasının Ombudsmanın başarısının temeli olduğunda birleşmektedirler. Mesela böyle bir esneklik Ombudsmana bir şikayetin araştırma gerektirip gerektirmediğine, şikayeti ele alıp almamaya, şikayetin kapsamını genişletmeye veya araştırmaya istediği zaman sona erdirmeye karar verme serbestliğini tanır. Böylece Ombudsman şikayetleri ele alırken Kanun onu aşırı şekilde kısıtlamaz ve bireyin şikayetine özel davranmayı mümkün kılar.
2.   İşlevsel anlamda özerkliğe sahiptir. Yönetimin dışında yer alır.
3.   Yasama ve yürütme organlarından bağımsız olarak çalışır. Her ne kadar Ombudsman Parlamento tarafından seçilse de, Parlamentodan veya diğer yüksek seviyeli kurumlardan bağımsız olarak hareket etmelidir. Bu bağımsızlık, Ombudsmanın fikirlerinin tarafsızlığına kamuoyu tarafından duyulan güvenin sarsılmaması açısından önemlidir. Bunu yanında fikirlerinde ve kararlarında bağımsız olması Ombudsmanı politik ihtilaflara oyuncak olmaktan da kurtarır.
4.   Tarafsız ve bağımsızdır. Ombudsmanın görevini yürütürken her türlü partizanlıktan uzak kalması görevinde başarılı olması için şarttır. Bu yüzden Ombudsmanın siyasi partilerle olan ilişkisi minimize edilmelidir.
5.   Uzman kişilerden yardım ve öneri isteyen kişilerin merkezleştirildiği, yönetime karşı olmayan bir kurumdur.
6.   Halk tarafından kolayca bulunabilir, başvurulabilir, biçimselliği olmayan, şikayetçiye maliyet yüklemeyen bir kurumdur. Ombudsmana başvurmak için ne herhangi bir ücret talep edilir, ne de karmaşık bir prosedürü aşmak gerekir. Şikayetin nedenini ve ilgili dokümanları içeren doğrudan Ombudsman adına yazılmış sıradan bir mektup yeterlidir. Başvuru şekli diğer mekanizmalara kıyasla çok kolay ve masrafsızdır.
7.   Genellikle, Parlamento tarafından seçilir. Cumhurbaşkanı (Devlet Başkanı), Hükümet ya da bir başka kurum tarafından atansa da görevden alınmalarında Parlamento söz sahibidir.
8.   Parlamentonun bir temsilcisi olarak yönetim üzerinde Parlamento adına denetim yapar. Arkasında Parlamentonun desteği vardır. Ombudsman Parlamento tarafından Parlamentoyu temsil etmek üzere seçilmiştir. Ombudsmanın otoritesinin Parlamentodan çıkması, hükümet görevlilerini (özellikle bakanlar) yönetimi ile ilgili fikirlerinde Ombudsmana ayrı bir itibar sağlar. Aynı zamanda denetlemekle yükümlü olduğu devlet idare sisteminden de ayrı bir konumda bulunduğunun altını çizer. Ombudsman kurumunun düzgün çalışması için Parlamento ve Ombudsman arasında çok iyi bir iş ilişkinin varlığı vazgeçilemez bir ön koşuldur. Bu iyi iş ilişkisinin sağlanması büyük miktarda Ombudsmanın faaliyet gösterdiği Anayasal veya Kanuni çerçeveye dayanır.
9.   Ombudsmanın Parlamento ile bağı bir ast-üst ilişkisi biçiminde değildir.
10.   Hiçbir makam Ombudsmana görevi ile ilgili olarak emir veremez, telkinde bulunamaz.
11.   Ombudsman tarafsızlığı, uzmanlığı saygınlığı tartışılmaz olan kişiler arasından seçilir. Gerek ilgileneceği vakaların miktarı ve içeriği nedeniyle kaldırması gereken ağır iş yükü, gerekse maruz kalacağı politik ve diğer baskılar nedeniyle Ombudsman seçilen kişinin hem hukuka son derece hakim olması hem de kişilik bakımından olgun, her koşul altında tarafsızlığını muhafaza edebilecek, dürüst, görevine bağlı olan bir insan olması gereklidir.
12.   Temel değeri ve ilkesi verimliliktir.
6.   ÇEŞİTLİ ÜLKELERDE UYGULANAN OMBUDSMAN SİSTEMİNİN AYRILAN YÖNLERİ
Çeşitli ülkelerde uygulanan Ombudsman sisteminin birçok benzer noktaları olmasına karşın önemli farklılıklar, ayrılan noktalar da vardır.
6.1. Statülerde Farklılık
Genel ilke, Ombudsmanın yürütme organı karşısında bağımsız ve tarafsız olmasıdır. Birçok ülkede bu tarafsızlığın sağlanmasına yönelik kurallar vardır. Ancak bunlar ülkelere göre farklılık göstermektedir. Bazı ülkelerde bağımsızlığı güçlendirici kurallar vardır. Atama usulleri, görev uyuşmazlıkları, yemin biçimi, sır saklama, yargısal dokunulmazlık, görevin sona ermesi ve ücret tutarı ülkelere göre değişiklikler gösterir.
6.1.1. Ombudsmanın Kişiliği
Ombudsmanın kişiliği, görevin önemi de göz önünde tutulursa, hizmetlerin iyi yürütülmesi yönünden büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, kamuoyuna güven vermesi yönünden de Ombudsmanın kişiliği önemlidir. Bazı ülkelerde Ombudsman, kamuoyunda büyük bir saygınlığa sahiptir.
Bu görevlere atanmanın koşulları da ülkelere göre farklılıklar göstermektedir. Parlamento Ombudsmanın bir hukukçu olması zorunlu değildir. Ancak Danimarka’da Ombudsmanın hukuk eğitimi almış olması gereklidir. Diğer ülkelerde çeşitli çevrelerden, kamu görevlilerinden veya üniversite çevrelerinden olabilir. Bütün ülkelerde Ombudsmanın kadınlar arasından seçilmesinde bir sakınca yoktur.
6.1.2. Ombudsmanlık Kurumunun Görünüşü
Birçok Avrupa devletinde Parlamento Ombudsmanı tek kişilik bir kurumdur. Yani Ombudsmanlık görevi bir tek kişi tarafından yürütülmektedir. Yardımcıları yoktur. Sorumluluk tek kişiye aittir.
İsveç’te 1968 yılından itibaren üç Ombudsmanlı bir heyet eşit koşullar altında bu görevi yürütmüştür. 1975 yılında Ombudsman sayısı üçten dörde çıkarıldı. Bunlardan biri başkan durumuna getirildi. 1986 yılında birinci Ombudsmanın rolü daha önemli hale getirildi. Ancak, heyet halindeki bu çalışma sisteminden vazgeçilerek her Ombudsmanın görev alanının farklı olması kabul edildi.
Ombudsman kurumunun bir heyet, komisyon olarak oluşturulması, etkililik ve kişisel sorumluluk yönünden, tek kişinin sorumluluğundaki Ombudsman kurumunun avantajlarına sahip değildir. Bu nedenle Fransa’da médiateur kurumunun tek kişiden oluşan biçimine dokunulmamış, ona bağlı olarak taşra kuruluşları kurulmuştur.
6.2. Yetkilerdeki Farklılıklar
Ombudsman kendisine intikal eden dosyalar, konular üzerinde nesnel bir değerlendirme yapmak durumundadır. Araştırma sonunda konunun hangi kurum veya kuruluş ile ilgili olduğunu, adalet makamlarına intikal ettirilip ettirilmeyeceğine karar vermek durumundadır. Ancak, ilgili kuruluşlar ve araştırma konusundaki yöntem, ülkelere göre farklılık gösterir.
6.2.1. İlgili Yönetsel Kuruluşlar Konusundaki Farklılık
İlke olarak Parlamento Ombudsmanları merkezi idare ve taşra kuruluşları ile ilgili şikayetleri ve hatta bakanlar hakkındaki şikayetleri inceleyebilirler. Ancak bu yetki ülkelere göre bazen çok sınırlı, bazen çok geniş olabilir. Sınırlamalar, kamu yönetimi alanında memurlar ile kurumları arasındaki ilişkilerde olabilir. Örneğin Fransa ve İngiltere’de bu alanda Ombudsmanın yetkileri sınırlıdır. Bazı ülkelerde askeri konular, dış ilişkiler ve kamu kuruluşlarının ticari faaliyetleri ile ilgili konularda Ombudsmanın yetkilerine sınırlamalar getirilmiştir.
Bazı ülkelerde Parlamento Ombudsmanı daha geniş yetkilere sahiptir. Güvenlik güçleri ve askerlerle ilgili konularda ve adalet alanında yönetsel işlemler konularında yetkilidirler. Örneğin İspanya’da halk savunucusu denilen Ombudsman adaletin bizzat muhakeme işlevi ile ilgili olmamak üzere adalet mekanizmasının işleyişi ile ilgili usul konularında şikayetleri incelemeye yetkilidir.
Bir diğer konu da yerel yönetimler konusudur. Bazı ülkelerde yerel yönetimler Ombudsmanın denetim kapsamı dışında olduğu halde, bazılarında yetki alanına girer. Örneğin İrlanda’da Ombudsman yerel idarelerle ilgili şikayetleri kabul edebilir.
Logged

OgrenciForum.Org
Abruzzi
Çalışkan öğrenci
****
Mesaj Sayısı: 1031



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Mart 14, 2008, 18:28:15 ÖS »

Portekiz’de Adalet Savunucusu denilen Ombudsman, kadın personelin atanmasını sürekli olarak reddeden bir kamu kuruluşu ile ilgili şikayeti incelemiştir.
6.2.2. Yararlanılan Araştırma Yöntemleri Konusundaki Farklılıklar
İsveç Anayasası’nın on ikinci bölümünün 6/2 maddesine göre, Ombudsmanlar mahkemelerin duruşmalarına ve müzakerelerine katılabilirler, yönetsel kuruluşların toplantı ve müzakerelerinde hazır bulunabilirler, ilgili karar ve işlemleri bildirebilirler. Mahkeme ve yönetsel kuruluşlar ve bunların görevlileri Ombudsmana gerekli bilgileri ve dokümanları vermekle yükümlüdürler.
Ombudsman, incelemeleri dolayısıyla idarenin bazı dokümanlarına girmek, onları incelemek yetkisine sahip olur. Bu durum ilgili kuruluşun bazı dosyalarının açıklanması sonucunu doğurur. İlgili memurların dinlenmesi ve görüşlerinin alınması gerekebilir. Şahit dinlenebilir. Birimlerin denetlenmesi söz konusu olabilir. Tüm bu uygulamalar ülkelere göre farklılıklar gösterebilir. Bazı ülkelerde örneğin İspanya’da bu araştırmalara güçlük çıkaran, cevap vermeyen memurlar cezalandırılabilir.
6.2.3. Yargı Organlarına Başvurma Olanakları
İsveç’te Ombudsman kurumunun kabul edilişinden bu yana, Ombudsmanlar ceza mahkemelerine müddei sıfatı ile başvurabilirler. Uygulamada bu yetki, hizmet kusuru işlediğinden kuşkulanılan memurlar hakkında kullanılır.
Diğer bazı ülkelerde de Parlamento Ombudsmanları benzer yetkileri kullanırlar. Finlandiya Anayasası’nın 49/2 maddesine göre, Ombudsman, hizmet kusuru veya ihmali dolayısıyla görevliler hakkında dava açabilir.
Bazı ülkelerde de Ombudsman, Anayasa Mahkemesi nezdinde de teşebbüse geçebilir. Örneğin İspanya’da halk savunucusu Anayasa’nın 162. Maddesine göre, kanun hükmünde olan bir maddenin veya bir kanunun anayasaya aykırılığı konusunda Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilir.
7.   OMBUDSMAN KARARLARININ ETKİLİLİĞİ
Genel bağlamda Ombudsmanlık kurumunun etkisi konusunda bir değerlendirme yapmak zordur. Ombudsmanın verdiği kararın hiçbir hukuki değeri yoktur. Yani hiçbir kurum ve kuruluşu bağlamaz. Fakat nasıl etkin olduğu merak konusudur.
Sahip oldukları çok geniş sorgulama ve araştırma yetkileri ile çelişkili görünse de Ombudsmanların, kamusal eleştiri ve ikna dışında, zorlama yetkileri bulunmamaktadır. Karar verme, yönetimce verilmiş bir kararı ortadan kaldırma ya da değiştirme yetkilerinin olmaması Ombudsmanların genel niteliğidir. Burada hemen yanıtlanması gereken soru şudur: Kendisine ulaşan şikayetler üzerine geniş soruşturma yetkisini kullanarak varmış olduğu karar yönetimin önceki kararını değiştiremiyorsa ya da ortadan kaldıramıyorsa Ombudsmanın işlevi ne olmaktadır.
Ombudsmanın temel işlevi yönetimin yurttaşlarla ilişkilerindeki eksik ve yanlışları ortaya koymak, yönetimin yurttaşa karşı olan kararlarını düzeltmemesi  halinde de bunu Parlamentoya bildirmek ve kamuoyuna açıklamaktır. Yönetimin hatalarının kamuoyuna bildirilmesi ve hak ve özgürlük ihlallerine, kötü yönetime karşı bir kamuoyu oluşturulması Ombudsmanlık kurumunu etkin kılan en önemli unsurdur.
Kararlarının sonuçları; eleştiri, yönetimi daha önceki kararlarını yeniden gözden geçirerek kaldırma ya da değiştirmeye ikna, olayları kamuoyuna açıklayarak halkın demokratik denetimini sağlamaktan ibaret olan Ombudsman denetim görevini yerine getirirken çok geniş yetkiler kullanmaktadır. Ombudsmanların her türlü dosyaya ulaşabilme, yöneticileri çağırabilme, gerektiğinde birimleri denetleyebilme yetkileri bulunmaktadır. Bu geniş soruşturma yetkisi Ombudsmanı yönetim mekanizmasının kalbine götürerek gerçeği olduğu gibi ortaya çıkarmasına ve sıradan bir yurttaşın, hatta Parlamento üyesinin bile sahip olmadığı, yönetsel işlemlerin gerçek öğelerini öğrenmesine olanak vermektedir. Yönetsel işlemle ilgili her türlü belge ve bilginin Ombudsmana verileceği, aykırı davranışların ise cezalandırılacağı hüküm altına alınmaktadır.
Her türlü bilginin verilmesi zorunluluğu yönetime “aleyhteki kararlarını da gerekçeli olarak hazırlama yükümlülüğü” getirmektedir ki, bu Ombudsmanların yönetim alanında halka dönüklük açısından gerçekleştirdikleri en önemli katkılardan biridir.
Ombudsmanlara, yasalarla, dosyaların tamamına girme hakkının verilmesi yönetsel işlemlerde açıklık ilkesinin yerleşmesine de öncülük etmektedir.
Ombudsmanlar yaptıkları denetimlerin sonuçlarına göre, disiplin soruşturmaları başlatma, yargıya başvurma, Anayasaya aykırılık başvurusunda bulunma, yasa ya da diğer düzenlemelere ilişkin reform önerilerinde bulunma yetkilerine de sahip bulunmaktadırlar.

Genellikle Ombudsmanlar yönetimin her türlü olanağından yararlanabilmekte, Ombudsmanın istemesi halinde kamu yönetimleri ve özellikle denetim birimleri her türlü desteği sağlamakla yükümlü tutulmaktadırlar.
Ombudsmanlık kurumu, kamunun idari sisteme karşı mevcut güveninin devamına yaptığı katkı bakımından önemlidir. Böylece vatandaşlar kamu yönetimindeki kusurların cezasız kalmayacağını görürler. Bir Ombudsman tarafından bir kamu görevlisine yöneltilen eleştiri temelde bir disiplin cezasına eşdeğerdir. Bu etki, eleştirinin çoğu zaman basında yer alması nedeniyle daha da güç kazanmaktadır.
Ombudsmanlar, ayrıca idari makamlara hukuki mütalaa vermek ve idari ve kazaî usulle ilgili mevzuatın içeriği bakımından kanunları yorumlamak suretiyle de yardımcı olmaktadırlar. Bazı hallerde bir Ombudsman idari makamların yöntem ve metotlarında veya mevzuatta önemli değişikliklere yol açacak girişimlerde de bulunabilir. Uygulamada idare makamları herhangi bir yasal yükümlülük olmamasına rağmen, Ombudsmanların görüşlerine uymaya büyük bir özen göstermektedirler. Ombudsmanlık kurumunun en önemli işlevlerinden biri de İsveç idare ve usul kanunlarının geliştirilmesine yaptığı katkıdır. İdeal olan Ombudsmanların yanlışları önlemeleridir.
Pek çok birey Ombudsmanlara belli konularda yardım etmeleri için yazı ile başvurur. Ancak Ombudsmanların bu durumda yetki dereceleri oldukça sınırlıdır ve bir resmi makama kararını değiştirme ya da belli bir yönde hareket etme talimatı veremezler. Buna ek olarak Parlamento Ombudsmanlarının şikayet sahibi ile idari makam arasında arabuluculuk yapamayacaklarını da söylemek gerekir.
Ancak bu durum Ombudsmanların etkinliklerinin belli olaylarda şikayetçiler için önemsiz olduğu anlamına gelmez. Bir idari davanın yeterince hızlı yürümediğini ya da idareye gönderilen bir yazıya cevap verilmediğini iddia eden bireyler için Ombudsmanın o makam ile görüşmesi bile işin hızlanmasına yetebilmektedir. Ayrıca pek çok şikayetçi Ombudsmanın yaptığı eleştirilerin soruna yeterince çözüm getirebildiği kanısındadır .
Ombudsman tarafından ilgili makamın eyleminde bir yanlışlık olmadığının belirtilmesi kendisine hatalı işlem uygulandığını düşünen şikayet sahibini rahatlatmaktadır. Birçok şikayetler de aslında polis, savcılık ya da bölge yönetiminde veya idari ya da adli yargı merciinde incelenmekte oldukları için reddedilmektedir.
Şikayetlerin bu gibi hallerde olumlu sonuç vermemesinin bir başka nedeni de İsveç gibi bir ülkede bile pek çok bireyin Ombudsmanların elindeki yetkilerin sınırlarını bilmemesinde yatar. Bankalar ve sigorta şirketleri gibi özel sektör kurumlarına karşı şikayetler Ombudsmanların yetki alanı dışında kaldığı gibi bir mahkeme kararının değiştirilmesi ya da iptali veya tazminat ödenmesi gibi istekler de re’sen reddedilmektedir. Bu gibi durumlarda şikayetçiye nereye başvuracağı bildirilebilir.









































-BÖLÜM II-
AVRUPA BİRLİĞİ OMBUDSMANI
1.   GİRİŞ
Bugün için Avrupa Birliği adını taşıyan Avrupa Bütünleşmesi hareketinin hukuki temelleri, esasen 1951 tarihli “Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu”nu kuran Paris Antlaşması ve 1957 tarihli “Avrupa Ekonomik Topluluğu” ve “Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu”nu kuran Roma Antlaşmaları ile atılmıştır.
1965 yılında bu üç Avrupa Topluluğunun ortak organı olarak Bakanlar düzeyinde Avrupa Konseyi ve Komisyonu kurulmuştur. Ayrıca, 1968’de Gümrük Birliği gerçekleşmiş, ortak gümrük tarifeleri yürürlüğe girmiştir. 1970’de ise üç Topluluk için özel mali kaynaklar kabul edilmiştir.
1974’de üç Topluluğun beyni sayılabilecek en üst düzeyde “Avrupa Konseyi” oluşturulmuştur.
1987 yılında Avrupa Tek Senedi (Single European Act) ile 31 Aralık 1992 tarihine kadar bütün engellerin kaldırılacağı bir iç pazarın tamamlanması kabul edilmiş ve üye devletlerin dış politikasının birlikte yürütülmesi için özel organlar oluşturulmuştur.
1992’de Maastricht (Avrupa Birliği) Antlaşması ile Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun adı “Avrupa Birliği” olarak değiştirilmiş; fakat Avrupa Toplulukları aynen muhafaza edilmiştir. Avrupa Para Birliği’nin 1999 yılına kadar gerçekleştirilmesine de karar verilmiştir.
7 Şubat 1992’de, Maastricht’te imzalanan Avrupa Birliği Anlaşması’nda; Ortaklık yaşamının demokratikleştirilmesi süreci içerisinde ortaklık kurumlarının saydamlığını sağlayarak yurttaş ile bu kurumlar arasındaki güven ilişkisini güçlendirmeyi, ayrıca yurttaşın şikayetlerini kabul ederek ortaklık kurumlarının demokratik işlemesinde yurttaşa yardımcı olmayı amaçlayan “Avrupa Ombudsmanı” yaratılmıştır .
Ayrıca bunun yanında, Avrupa Birliği dahilinde meydana gelecek ve özel sektörle ilgili anlaşmazlıklar için, “Toplum Ombudsmanı” oluşturulmuştur. Bu Ombudsman, gerekli yasal işlemlerin Avrupa veya ulusal mahkemelerin hangisinde görüleceğine de karar vermektedir. Ombudsmanlar şikayet konusu olayları inceleyerek bireylere gerekli düzeltmeleri uygun bir şekilde nasıl yapacakları konusunda tavsiyelerde bulunmaktadır.
Bu Antlaşma ile ayrıca dış ilişkiler ve güvenlik, adalet ve içişleri alanında Birlik düzeyinde işbirliği yapılmasına, birlik vatandaşlığı ihdas edilmesine, insan haklarının birlik hukukunun genel ilkesi olarak kabul edilmesine karar verilmiştir.
1997’de Amsterdam’da imzalanan Antlaşma ile 1957 ve 1992 metinlerindeki madde numaraları değiştirilmiş ve yeni önemli hükümler ilave edilerek Topluluk Antlaşmaları tek metin olarak birleştirilmiştir.
Avrupa Bütünleşmesi hareketi bugün için sıradan bir uluslararası bütünleşmenin sınırlarını aşan bir görünüm arz ettiği gibi, nihai hedefleri itibariyle de tarihte bugüne dek benzeri bulunmayan bir oluşumun meydana gelmekte olduğuna işaret etmektedir. Ancak, bu tarihi bütünleşme deneyiminin temellerini oluşturan unsur, başta ekonomik bütünleşme olarak tasarlanmıştır ve bugün için de ekonomik bütünleşme Avrupa Birliği hareketinin esasını oluşturmaktadır. Ekonomide kaydedilen gelişmelerin bütünleşmenin siyasi alana da yayılmasında hem teşvik edici, hem de zorlayıcı bir işlev yerine getirmesi öngörülmektedir. Bu yaklaşımın ulaştığı başarı ise, bugün için Avrupa Birliğinin gerçekleştirmiş olduğu ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasi bütünleşmenin düzeyi ve kapsamı dikkate alındığında ortaya çıkmaktadır.
Bu seminer konusu olan Avrupa Birliği Ombudsmanının Birlik içindeki yerini anlayabilmek ve yaptığı görevleri anlatabilmek için Avrupa Topluluğunun kurumsal yapısına aşağıdaki satırlarda değinilecek ve Topluluk kurumsal yapısı çerçeve olarak çizilecektir. Bu kurumların görevlerinden de kısaca bahsedilerek Ombudsmanın görevinin sınırları da bir nebze olsun çizilmeye çalışılacaktır.
2.   AVRUPA TOPLULUĞUNUN KURUMSAL YAPISI
2.1. Asli Yapısal Kurumlar
2.1.1. Avrupa Parlamentosu
Avrupa Parlamentosu, Avrupa Birliği içinde halkların temsilcisi konumuna sahip olan kurum niteliğindedir. Avrupa Parlamentosu aracılığı ile üye devlet vatandaşları Topluluğun işleyişinde işbirliği yapmaktadırlar.

Diğer Birlik kurumlarına ve sonuçta Avrupa Bütünleşmesine demokratik denetim ve meşruiyet sağlamak üzere öngörülmüş bulunan Avrupa Parlamentosu’nun yetki ve görevleri ile işleyişi, Avrupa Topluluğu Antlaşması’nın 189-201. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
Avrupa Parlamentosu üyeleri, her üye devlette yapılan doğrudan genel seçimlerle, beş yıllık bir süre için seçilirler. Avrupa Parlamentosu üyeleri, seçildikleri ülkenin değil, Avrupa halklarının temsilcisi konumundadırlar. Dolayısıyla, bu parlamenterler, vatandaşı oldukları üye devlete göre değil, siyasi görüşlerine göre grup oluştururlar, bireysel olarak oy kullanırlar ve herhangi bir yerden talimat alamazlar.
Parlamento’nun aldığı kararlar esas olarak “görüş” şeklinde isimlendirilir. Hukuki bağlayıcılığı bulunmayan, belli bir konuda Parlamento’nun eğilimlerini ve siyasi görüşlerini yansıtan işlemlerdir.
Bir danışma organı konumundaki Parlamento, Avrupa Tek Senedi ile yetkilerini arttırmaya başlamıştır. Maastricht Antlaşması ile tanınan “ortak karar süreci” çerçevesinde bugün artık Parlamento birçok alanda Konsey ile eşit düzeyde karar süreçlerini etkileyebilecek konuma ulaşmıştır.
Parlamento, Ombudsman atanması ve bu kurumun kendisine sunduğu raporlar yoluyla diğer Topluluk kurumları üzerinde denetim yetkisi kullanabilmektedir.
2.1.2. Avrupa Komisyonu
Avrupa Birliği’nin uluslarüstü yönünün en belirgin olduğu kurum görünümündeki Avrupa Birliği Komisyonu, ortak çıkarları belirlemek ve korumanın yanı sıra, daha fazla bütünleşmeye itici güç teşkil etmek amacıyla oluşturulmuştur.
Avrupa Birliği Komisyonu, üye devlet hükümetlerinin karşılıklı mutabakatı ve Avrupa Parlamentosu’nun onayı ile 5 yıllık bir süre için atanan 20 komisyonerden oluşmaktadır. Komisyon, Avrupa Birliği kurumsal yapısı içinde yürütme organı benzeri bir işlevi yerine getirir.

Komisyon, Topluluk hukukunun uygulanmasını gözetir, görüş ve tavsiyeler hazırlar ve açıklar, karar önerileri hazırlama konusundaki münhasır yetkisi çerçevesinde karar alma sürecini başlatır ve bu sürece katılır.
2.1.3. Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi
Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi, Topluluk hukuk düzeni içinde üye devlet menfaatlerinin doğrudan ifade bulduğu kurum olup, üye devletlerin Topluluk karar alma sürecine katılımının çerçevesini sağlar.
Konsey üyeleri, üye devletlerin temsilcileridirler. Konsey toplantılarına katılacak temsilciler gündemin özelliğine ve önemine göre değişir (devlet başkanları, başbakanlar, veya ilgili alanların bakanları). Devlet başkanları-başbakanlar düzeyinde toplanan ve “Avrupa Birliği Konseyi” adı da verilen Konsey, Birliğin beyni, itici gücüdür.
Konsey, Birliğin siyasi karar ve yasama organıdır. Konseyin görev ve yetkileri kurucu anlaşmalarla ve 1993 tarihli Konsey Usul Kuralları (iç tüzüğü) ile ayrıntılarıyla düzenlenmiştir. Konseyin karar alma yetkisi, özellikle yasama (ya da daha doğru bir ifade ile düzenleyici işlem yapma), bütçe ve uluslararası anlaşmalar konusunda mevcuttur. Konsey, ayrıca, yaptığı düzenlemeleri uygulama yetki ve görevini Komisyon’a verir ve bu uygulamayı denetler. Bu çerçevede, Komisyon’u denetleme yetkisi de Bakanlar Konseyi’ne ait bulunmaktadır.
2.1.4. Avrupa Toplulukları Adalet Divanı
Avrupa Topluluklarının kuruluşu ile başlayan ve bugün için Avrupa Birliği adı altında daha ileri entegrasyon düzeylerine doğru ilerleyen Avrupa Bütünleşmesini, kendisinden önceki benzer denemelerden ayıran en önemli ve belirgin unsurun, ortak ve uluslarüstü bir hukuk düzeni yaratması ve bu hukuk düzenine göre faaliyet göstermesi olduğu, genel olarak kabul gören bir olgudur.
Avrupa Topluluğu hukukunun üye devletlerin ulusal hukuk düzeni içinde aynı şekilde ve etkili biçimde uygulama bulmasında, bütünleşmeyi ilerletici biçimde algılanıp yorumlanmasında ve ulusal yargı organları ve üye devlet vatandaşları tarafından benimsenmesinde ise, kurucu antlaşmalar ile kurulan Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’nın (ATAD) son derece önemli bir işlevi ve katkısı bulunmaktadır.
Logged

OgrenciForum.Org
Abruzzi
Çalışkan öğrenci
****
Mesaj Sayısı: 1031



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : Mart 14, 2008, 18:28:45 ÖS »

Avrupa Bütünleşmesi çerçevesinde yargı işlevini yerine getiren organlar, Avrupa Toplulukları Adalet Divanı ile 1987 tarihli Avrupa Tek Senedi ile kurulan İlk Derece Mahkemesi’dir.
Ancak, Topluluk hukukunu uygulayan tek yargı makamı ATAD değildir. Roma Antlaşması’nın 240. maddesinde belirtildiği üzere, “işbu antlaşma tarafından Divan’a verilen yetkiler saklı kalmak üzere, Topluluğun taraf olduğu ihtilaflar, bu nedenle milli yargı organlarının yetkisi dışında tutulmuş değildir.” Böylece, üye devlet yargı organları da gerektiğinde Topluluk hukukunu uygulamak ve yorumlamak durumundadırlar. Bununla birlikte, Topluluk hukukunu yorumlama konusunda son sözü söyleme yetkisi ile, Topluluk düzenlemelerinin geçerliliği konusunda son söz söyleme yetkisi, Adalet Divanı’na aittir.
ATAD, hukuki denetim işlevi çerçevesinde, Topluluk hukukunun gerektiği gibi ve etkili bir biçimde uygulanmasını, kapsamı içine giren faaliyetlerin, Topluluk hukukuna uygun biçimde yürütülmesini denetlemekle görevli organ konumundadır.
ATAD, yorum işlevi çerçevesinde, Topluluk hukukunun yorumu ve uygulanmasında birliği ve bütünlüğü sağlamakla görevli organdır.
ATAD, ihtilaf çözme işlevi çerçevesinde, Topluluk hukukundan doğan bir kısım ihtilafı çözen yargılama makamı konumundadır. Divan söz konusu işlevlerinin arasına, Topluluk hukukunu yaratma ya da yeniden biçimlendirme işlevi de eklenebilmektedir.
2.1.5. Avrupa Sayıştayı
Avrupa Birliği asli yapısal kurumları arasına, Maastricht Antlaşması ile Sayıştay da dahil edilmiştir. Avrupa Sayıştay’ı Topluluğun tüm gelir ve giderlerini inceleyecek, işlemlerinin hukukiliğini ve usule uygunluğunu temin etmektedir. Aynı şekilde, tüm Topluluk kurumlarının gelir ve giderlerinin incelenmesi de, söz konusu kurumların kuruluş belgelerinde aksi öngörülmedikçe, Sayıştay tarafından yerine getirilmektedir.
2.2. İşlevsel Kurumlar
2.2.1. Ekonomik ve Sosyal Komite
Ekonomik ve Sosyal Komite, Bakanlar Konseyi ve Komisyon’a yardımcı olması amacıyla öngörülmüş danışma nitelikli bir kurumdur. Kararları da bağlayıcı değil, istişari niteliklidir.
Bu Komite, Topluluk çapında menfaat gruplarından seçilen üyelerden oluşur ve bu grupların kendileri ile ilgili bir karar alma faaliyeti sırasında temsil edilmelerine imkan verir. Komite 3 grup menfaat temsilcilerinden oluşmaktadır: 1- İşverenler, 2- İşçiler, 3- Tüketiciler, çiftçiler, serbest meslek sahipleri, akademisyenler, kamu yararına çalışan kurum temsilcileri vs.den oluşan çeşitli grup. Komite, Avrupa Bütünleşmesinin genel çıkarları çerçevesinde faaliyet gösterir.
Herhangi bir üye devletten veya Topluluk kurumundan talimat alamazlar; bağımsızları çeşitli hükümler aracılığı ile güvence altına alınmıştır.
AT Antlaşmasında öngörülen durumlarda Konsey ya da Komisyon’un Ekonomik ve Sosyal Komite’ye danışması zorunludur. Aynı şekilde, Avrupa Parlamentosu da gerekli gördüğü durumlarda Komite’ye danışabilir. Komite, ayrıca, uygun gördüğü durumlarda kendiliğinden de görüş bildirebilir. Dolayısıyla, Komite’ye danışılması bazı durumlarda zorunlu, bazı durumlarda ise ihtiyari nitelik almaktadır.
2.2.2. Bölgeler Komitesi
Avrupa Birliği’ni kuran Maastricht Antlaşması ile Topluluk kurumsal yapısına getirilen bir başka değişiklik de, Bölgeler Komitesi olarak adlandırılan ve Topluluk içindeki yerel ve bölgesel toplulukların temsilcilerinden oluşan, danışma nitelikli bir komitenin kurulması olmuştur.
Komite, genel itibariyle gittikçe merkeziyetçilikten uzaklaşma amacını güden Batı Avrupa demokrasilerinin yerel ve bölgesel gereksinimlere ve bunların idari açıdan karşılanmasına verdiği önemin Avrupa Birliği’ndeki yansıması görünümündedir.
Herhangi bir üye devletten veya Topluluk kurumundan talimat alamazlar; bağımsızlıkları çeşitli hükümler aracılığıyla güvence altına alınmıştır. AT Antlaşmasında öngörülen durumlarda Konsey ya da Komisyon’un Bölgeler Komitesi’ne danışması zorunludur. Bundan başka, söz konusu kurumlar, özellikle sınır ötesi işbirliğine ilişkin, uygun gördükleri her durumda da Komite’ye görüş için başvurabilirler.



2.2.3. Avrupa Yatırım Bankası
Avrupa Birliği’nin finans kurumu olan Avrupa Yatırım Bankası, kurucu antlaşma ile Birliğin hedeflerini gerçekleştirilmesine yardımcı olacak yatırımları finanse etmek amacıyla kurulmuştur. Avrupa Yatırım Bankası, tüzel kişiliğe ve mali özerkliğe sahiptir. Banka üyeleri, Avrupa Birliği üyesi devletlerdir.
Avrupa Yatırım Bankası’nın öncelikli hedefi, Avrupa Birliği’nin dengeli gelişimine katkıda bulunmaktır. Bunun yanı sıra, Trans-Avrupa ulaşım ve telekomünikasyon ağlarının geliştirilmesine, çevrenin korunmasına, enerji kaynaklarının devamlılığının sağlanmasına ve Avrupa sanayii ve KOBİ’lerinin uluslararası düzeyde rekabet gücünün arttırılmasına yönelik finansman kredisinin sağlanması, Avrupa Yatırım Bankası’nın temel görevini oluşturmaktadır.
Banka, Avrupa Birliği’ne üye olmayan üçüncü ülkelerdeki uygun projelerin kredi yoluyla desteklenmesi aracılığıyla Birliğin üye olmayan ülkelere yönelik işbirliği politikalarının hayata geçirilmesine yardımcı olmaktadır.
2.2.4. Ombudsman
Ombudsman ya da kamu denetçisi de Maastricht Antlaşması ile Topluluk kurumsal yapısına kazandırılmış işlevsel bir kurumdur. Kurucu Antlaşmanın 195. maddesi ile düzenlenen Ombudsman, Avrupa Parlamentosu tarafından atanır. Görev süresi 5 yıl olup uzatılması mümkündür; bağımsızlığı çeşitli hükümlerle güvence altına alınmıştır.
Görevi, üye devlet vatandaşlarından veya üye devletlerde ikamet eden tüm gerçek ve tüzel kişilerden gelecek, Adalet Divanı ile İlk Derece Mahkemesi hariç, diğer Topluluk kurumlarının faaliyetlerine ilişkin kötü idare ve hukuka aykırılık iddialarını incelemektir.
Ombudsman bu konularda resen soruşturma başlatabileceği gibi, doğrudan veya bir Avrupa Parlamentosu üyesi aracılığıyla kendisine iletilecek şikayetleri de inceleyebilecektir. Ombudsman, hukuka aykırılık ya da kötü idare durumunu saptadığında, 3 aylık bir süre içinde cevap verilmesi için ilgili kuruma başvuracak ve sonuçları Avrupa Parlamentosuna ve ilgili kuruma bir raporla sunacaktır. Ayrıca, her yıl Ombudsman tarafından soruşturmalarının sonuçlarını içeren genel bir rapor da Avrupa Parlamentosuna sunulmaktadır.
3.   AVRUPA BİRLİĞİ OMBUDSMANI
3.1. Genel
Yukarıda da kısaca bahsedildiği gibi Avrupa Birliği Ombudsmanı, Birliğin işlevsel kurumları arasında yer almaktadır. Yurttaşların Adalet Divanı’na başvuruları yanında, ayrıca bir de bireysel olarak, Topluluk yönetimi hakkında (kurumlar ve organların işlem ve eylemlerinde aksaklık durumunda) şikayette bulunma olanağını bulunmaktadır.
Avrupa Birliği'nin en önemli kazanımlarından biri de Avrupa vatandaşlığıdır. 1992 yılında Maastricht Antlaşması ile tesis edilen vatandaşlık AB vatandaşlarına tanınan bir dizi hakkı içermektedir. Avrupa denetçiliği kurumuna başvuru hakkı da bu haklar arasında yer almaktadır.
7 Şubat 1992’de, Maastricht’te imzalanan Avrupa Birliği Anlaşması’nda; Ortaklık yaşamının demokratikleştirilmesi süreci içerisinde ortaklık kurumlarının saydamlığını sağlayarak yurttaş ile bu kurumlar arasındaki güven ilişkisini güçlendirmeyi, ayrıca yurttaşın şikayetlerini kabul ederek ortaklık kurumlarının demokratik işlemesinde yurttaşa yardımcı olmayı amaçlayan “Avrupa Ombudsmanı” yaratılmıştır.
Birçok Avrupa ülkesinde (Kuzey ülkelerinde Ombudsman, Fransa’da Médiateur) bulunan bir yönetsel denetim kurumu, Avrupa Birliği Antlaşmasıyla Avrupa yönetimi düzeninde yer almaktadır. Avrupa Parlamentosu seçildikten sonra, kendi görev süresi boyunca görev yapacak bir Ombudsman atayacaktır. Ombudsmanın yeniden atanması mümkündür. Ombudsman görevi uyarınca, ister kendiliğinden, ister doğrudan ya da bir Parlamento üyesi tarafından kendisine iletilen şikayetlere dayanarak –yöneltilen iddiaların yargıya intikal etmiş olması durumu dışında- gerekli gördüğü soruşturmaları yapacaktır. Eğer Ombudsman yönetimde bir aksaklık bulursa ilgili kuruma durumu bildirecektir. Kurum o konudaki görüşünü üç ay içinde Ombudsmana ulaştırır. Ardından Ombudsman raporunu Avrupa Parlamentosuna ve ilgili kuruma iletir. Şikayette bulunan kişi de soruşturmanın sonucundan haberdar edilir .
3.2. Avrupa Birliği Ombudsmanlık Kurumu Fikrinin Tarihi Gelişimi
Avrupa Konseyi’nin insan haklarının korunması ve geliştirilmesi için ulusal kurumlar arasında ve ulusal kurumlarla işbirliğini amaçlayan faaliyetleri çerçevesinde yürürlüğe konulan ilk uygulama, “İnsan haklarının korunma ve geliştirilmesinde Yargı dışı araçlar: ‘Ombudsman’” konusunda, Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Sienne (İtalya) Üniversitesi işbirliği ile, 28-30 Ekim 1982 tarihinde Sienne’de gerçekleştirilmiştir.
Bu seminer çerçevesinde, Ombudsmanlar, parlamento komiserleri, arabulucular ve Avrupa Konseyi’ne üye devletlerde benzer işlevleri yerine getiren diğer bireyler bir araya geldi. Seminer süresince Ombudsmanları, parlamento komiserlerini, arabulucuları ve benzer işlevleri yerine getiren diğer bireyleri ilgilendiren bir seri öneri kaleme alındı. Bu öneriler aşağıdaki gibi özetlenebilir:
•   Henüz bu kurumu uygulamayan üye ülkelerde Ombudsmanların işlevlerine benzer işlevleri yerine getiren bireylerin ulusal, bölgesel ve/veya yerel düzeyde isimlendirilmesi sağlanacaktır.
•   Avrupa Konseyi bünyesinde Ombudsmanların yetkilerinin ve işlevlerinin iyileştirilmesi, genişletilmesi ve uyumlaştırılması konusunda incelemeler yapılacaktır.
•   Ombudsmanların yetkilerinin genişletilmesi olanakları, insan haklarının korunması konusundaki yasal düzenlemelerde görüş bildirmelerine olanak tanıyacak şekilde, üye ülkelerce araştırılacaktır.
•   Avrupa Konseyi bir yandan üye ülkelerin Ombudsmanları, diğer yandan da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yargıçları ve Avrupa Komisyonu’nun üyeleri arasında, bilgi değişiminin koordinasyon merkezi rolünü oynayacaktır. Bu amaçla farklı Ombudsmanların kararlarına ilişkin bilgilerin değişimini kolaylaştırarak Ombudsmanların faaliyetlerine ilişkin güncelleştirilmiş bilgileri yayacak ve yayınlayacak, insan haklarının korunması ve geliştirilmesi konusunda çalışan uluslararası ve ulusal yargı dışı ve yargısal araçların birlikte çalışmasından doğan ortak sorunlar üzerine görüş alışverişleri organize edecektir.
•   Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Komisyonu’nun, bireyin yönetsel kararlara karşı korunması konusundaki kararlarının ayrıntısı Ombudsmanların yararlanmalarına açılacaktır.
•   Ombudsmanlık kurumu tarafından sunulan olanaklara ilişkin bilgilerin, zorunlu bilgiler programı dahilinde, yurttaşlara broşürlerle ulaştırılması sağlanacaktır.
Seminerde bu öneriler dışında ayrıca, Devletlerin, insan hakları konusunda uluslararası alandaki gelişmeleri izleyerek yetkili ulusal makamların dikkatini çekecek kurumları oluşturmaları gereğinin önemi ayrıca belirtilmiştir. Bu amaçla Ombudsmanlara alışılmış yetkilerini aşan ve ayrıca Avrupa İnsan Hakları sözleşmesi ile hedeflenen bütün alanları kapsayan özel bir işlevin verilmesi de önerilmiştir.
Ayrıca Seminerde, Ombudsmanların, yönetime karşı bireyin korunması konusunda, gördükleri işlevin önemi belirtildikten sonra, Ombudsmanların görüşlerinin sadece, sonucundan zarar görülen ya da yöneticinin tutumundan şikayet edilen, yönetsel işlemlerin sonuçlarını etkilemekle kalmadığı, ayrıca yöneticilerin eğilimlerini ve yönetimin işleyişini belirleyen genel kuralları etkileyerek yönetimin gelişmesine katkıda bulunduğu da vurgulanmıştır.
3.3. Avrupalı Ombudsmanın Hukuki Statüsü İle İlgili Karar
Avrupa Birliğini kuran anlaşmanın 138/e ve 8/d maddesine, Avrupa Kömür ve Çelik Birliğini kuran anlaşmanın 20. maddesine ve Avrupa Atom Enerji Birliğini kuran anlaşmanın 107. maddesine, Ombudsman görevlerinin çerçevesini düzenleyen genel kurallar ve düzenlemelerle ilgili Avrupa Parlamentosunun 14 numaralı kararına uygun olarak Ombudsmanın faaliyetlerinin uygulanması ile ilgili maddeler (kurallar) tespit edilmiştir.
Bu kuralların tespitinde 4 Ekim 1996 tarihinde temel olarak açıklayıcı geçici anlamda kabul edilen hukuki statüye karşılık 1997 süresince resmi ve sürekli statünün kabulünün gerçekleşmesi dikkate alınmıştır. Ayrıca, 4 Ekim 1996’yı temel alan geçici ve açıklayıcı bazda kabul edilen hukuki statünün güçlendirmesini ve yeniden tasarlanmasını sağlayan bu kurallar, 24 Mart 1997 tarihli Avrupalı Ombudsman kararı, şu şekildedir;
Madde-1. Tanımlar
1.1. Bu belgede “Vatandaş”, Ombudsmana bir şikayeti gönderen özel veya tüzel kişilerdir.
“İlgili Kurum”, şikayetin öznesi durumunda olan kurum veya örgüt anlamına gelir.
“Statü”, Ombudsmanın görevlerinin sınırlarını belirten genel durumlar ve  düzenlemeleri ifade eder.
Madde-2. Şikayetin Alınması
2.1. Şikayet alındığı zaman tanımlanır, kaydedilir ve numara verilir.
2.2. Şikayet konusu durumla ilgilenen görevlinin kim olduğunu ve şikayet belgesinin kayıt numarasını belirten şikayetle ilgili bir belge vatandaşa gönderilir.
2.3. Şikayette bulunanın rızası ile Avrupa Parlamentosu tarafından Ombudsmana gönderilen bir dilekçe bir şikayet olarak kabul edilir.
2.4. Şikayetçinin rızasıyla ve uygun durumlarda Ombudsman şikayeti, taleple ilgisi olan Avrupa Parlamentosu’na gönderilebilir. 
2.5. Şikayetçinin rızasıyla ve uygun durumlarda Ombudsman şikayeti diğer yetkili merciye gönderebilir.
Madde-3. Şikayetin Kabul Edilebilirliği
3.1. Anlaşma ve statünün içinde yer alan kriter temel alınarak, Ombudsman şikayetin kendi yetki sınırları içinde olup olmadığına karar verir; eğer yetki sahası içindeyse karar vermeden önce vatandaştan daha fazla bilgi veya doküman talep edebilir.
3.2. Eğer şikayet yetki sahası dışında ise veya kabul edilemez ise, Ombudsman şikayetle ilgili dosyayı kapatır. Bu kapatma kararı ve sebepleri ile ilgili olarak şikayette bulunanı bilgilendirir. Ombudsman, vatandaşa müracaat edilecek diğer mercileri gösterebilir.
Madde-4. Kabul Edilebilir Şikayetlerle İlgili Araştırma (Soruşturma)
4.1. Ombudsman, kabul edilebilir şikayetle ilgili soruşturma yapmayı haklı kılacak yeterli sebeplerin olup olmadığına karar verir.
4.2. Ombudsman soruşturma yapmayı haklı kılacak yeterli sebep bulamazsa dosyayı kapatır ve vatandaşı bilgilendirir.
4.3. Ombudsman, soruşturma yapmayı haklı kılacak yeterli sebep bulursa vatandaşı ve ilgili kurumu bilgilendirir. İlgili kuruma şikayetin bir kopyasını gönderir ve 3 aydan daha uzun olmayan bir süre içerisinde belirlenecek bir tarihte görüşünü ortaya koymaya davet eder. İlgili kuruma yapılacak davet şikayetin genel sınırlarını (görünümünü) tanımlayabilir veya kurumun görüşünün ortaya konmasında önemli olan konuları belirtebilir.
4.4. Özel bir durum gerektirmedikçe Ombudsman kurumun görüşünü vatandaşa gönderir.Bir aydan uzun olmayan bir süre içinde belirlenecek bir tarihte vatandaş Ombudsmana kendi görüşlerini açıklama şansına sahiptir.
4.5. Vatandaşın gözlem ve fikirleri ile kurumun görüşleri üzerinde düşündükten sonra, Ombudsman gerekçeli kararla dosyayı kapatmaya ya da soruşturmasına devam etmeye karar verebilir, verdiği kararla ilgili olarak vatandaşı ve kurumu  bilgilendirir.
Madde-5. Araştırmanın Unsurları
5.1. Mevcut statüde yer alan durumları kontrol altına alabilmek için, Ombudsman birlik kurumlarından; üye devletlerin mercilerinden, uygun bir zaman içinde araştırmanın amaçları için gerekli bilgi ve doküman desteği talep edilebilir.
5.2. Ombudsman şikayet konusu ile ilgili delilleri vermelerini birliğin kurumlarından ve yetkili yerlerinden talep edebilir. Şikayette resmi bir kamu görevlisi özel olarak eleştirilmişse bu kişi görüşlerini belirtmesi için davet edilir.
5.3. Ombudsman, konu ile ilgili araştırmasını sürdürmek için birlik kurum veya kuruluşlarından düzenlemeler yapmalarını talep edebilir.
5.4. Ombudsman, soruşturmanın başarısı için gerekli gördüğü, maliyetleri ayrılan bütçeye bağlı olarak değişebilen, komisyon veya uzman raporlarının hazırlanmasını talep edebilir.
Madde-6. Dostane Çözümler
6.1. Ombudsman, bir yönetim hatası bulursa mümkün olduğunca çok açıdan vatandaşı tatmin etmek ve dostane bir çözüme ulaşmak için ilgili kurumla işbirliği yapar.
6.2. Eğer Ombudsman işbirliğinin başarılı olacağını düşünürse, gerekçeli kararla dosyayı kapatır. Vatandaşı ve ilgili kurumu bilgilendirir.
6.3. Ombudsman, dostane çözümün mümkün olmadığına veya dostane çözüm arayışının başarısız olacağına karar verirse, ya şikayet konusu hakkında yorum içeren gerekçeli kararla dosyayı kapatır yada belirli çözüm önerileri sunan bir rapor hazırlar.
Madde-7. Eleştirici Yorum
7.1. Ombudsman, aşağıda belirtilenleri inceleyerek gerekli görürse eleştirici bir yorum yapar;
a.   Yapılan yönetim hatasının kabul edilmemesinin ilgili kurum tarafından daha fazla mümkün olamayacağını,
b.   Hatalı yönetim davranışının uygulamada genelleşmediğini,
7.2. Ombudsman, eleştirici bir yorumla dosyayı kapatırken ilgili kurum ve vatandaşı kararla ilgili olarak bilgilendirir.
Madde-8. Yapıcı Önerileri Kapsayan Raporlar
8.1. Ombudsman, aşağıda belirtilen durumlardan herhangi birinin olması durumunu göz önüne alırsa, ilgili kuruma yapıcı önerileri kapsayan bir rapor yazabilir.
a. Yapılan yönetim hatasının bundan sonra yapılmaması veya bunun gibi yanlış uygulamalardan sakınmanın kurum için mümkün olması,
b. Yanlış uygulamaların genel bir uygulama gücüne sahip olması,
8.2. Ombudsman, ilgili kuruma ve vatandaşa raporunun ve önerilerinin bir kopyasını gönderir.
8.3. İlgili kurum üç ay içinde Ombudsmana detaylı bir görüş gönderir. Bu detaylı görüşün (kurumun konu ile ilgili inceleme ve sonuç yazısı), önerilerin uygulanmaya konulması için alınan tedbirleri ve Ombudsmanın kararının kabul edildiğini kapsaması gerekir.
8.4. Eğer Ombudsman detaylı görüşün tatmin edici olduğu kararına varmazsa yönetim hatasına sebep olan veya bu hatayla ilgili olan diğer unsurları belirten bir rapor kaleme alır. Bu rapor önerileri de kapsayabilir.
8.5. Avrupa parlamentosuna bu rapor gönderilir. Ombudsman vatandaşa ve ilgili kuruma bu raporun bir kopyasını gönderir.

Madde-9. Kendi İnisiyatifi Dahilinde Soruşturma
9.1. Ombudsman kendi inisiyatifi ile soruşturmayı üstlenmeye karar verebilir.
9.2. Ombudsmanın kendi inisiyatifi ile icra ettiği soruşturmadaki yetkileri şikayeti takiben yapılan mutad soruşturma ile aynıdır.
9.3. Şikayeti takiben yapılan mutad soruşturmalardaki prosedürler kendi inisiyatifi ile yapılan soruşturmalarda da benzeşim yoluyla uygulanır.
Madde-10. Prosedürlerle İlgili Hususlar
10.1. Eğer vatandaş özellikle talep ederse, Ombudsman şikayeti “gizli” gizlilik derecesi ile sınıflandırır. Ombudsman üçüncü bir şahıs veya kurumun yada şikayet edenin yararı için gerekli olduğunu düşünürse kendi inisiyatifi ile şikayeti “gizli” gizlilik derecesi ile sınıflandırır.
10.2. Ombudsman böyle bir şey yapmanın uygun olacağına karar verirse, şikayetin öncelik derecesine sahip bir konu olarak işlem görmesini sağlayacak işlemler yapabilir.
10.3. Kanuni prosedür Ombudsmanın yaptığı araştırma konusu ile ilgili bağlantılar üzerinde kurulmuşsa Ombudsman dosyayı kapatır. Böyle bir durumda tamamladığı soruşturmanın nihai kararı herhangi bir sonuç doğurmayacaktır.
10.4. Ombudsman eğer gerekli görürse ilgili milli makamları bilgilendirir. Ceza konusundaki suçlarla ilgili kurum ve kuruluşlar, soruşturma aşamasında Ombudsmanın ilgilendiği konulara yardımcı olabilirler. Ombudsman, kendi alanındaki konuyla ilgili cezalandırma işlemlerinin doğruluğunu tespit edecek kurum ve kuruluşları bilgilendirir.
Madde-11. Avrupa Parlamentosuna Gönderilen Raporlar
11.1. Ombudsman, soruşturmaların sonucunu kapsayan genel yıllık bir raporu Avrupa Parlamentosu’na gönderir.
11.2. Avrupa Parlamentosu’na Ombudsman tarafından gönderilen raporun formatı paragraf  8.4’de belirtilen raporun formuyla aynıdır.
11.3. Ombudsman ayrıca Avrupa Parlamentosu’na anlaşma ve hukuki statü ile belirlenen sorumluluklarını yerine getirmek için yapılmasını gerekli olarak düşündüklerini belirten özel raporlar sunabilir.
11.4. Ombudsmanın yıllık özel raporları, anlaşma ve hukuki statüde belirtilen sorumlulukları yerine getirmek için uygun olduğunu düşündüğü önerileri kapsayabilir.
11.5. Ombudsman, yazılı dokümanlara geçişi sağlayan ve kamuoyunu ilgilendiren yıllık ve özel raporların benimsenmesi ile ilgili bildirileri C serisi resmi belgeler içinde yayınlar.
Madde-12. Milli Ombudsmanlarla İşbirliği
Ombudsman, Avrupa vatandaşlarının hak ve yararlarını etkiler bir şekilde karşılamak ve üye devletlerin kurum ve Ombudsmanlarıyla üstlenilen görevlerin ve de kendi soruşturmalarının etkinliğini arttırmak amacıyla üye devletlerin kurum ve Ombudsmanlarıyla birlikte çalışabilir.
Madde-13. Ombudsman Tarafından Hazırlanan Dokümanlardan Kamunun Faydalanması
13.1. Aşağıdakiler kamu ile ilgili dokümanlardır;
a.   Gizlilik derecesi olmayan şikayetlerin genel kayıtları,
b.   Vatandaşlar tarafından eklenen doküman ve şikayetler,
c.   Vatandaşlar tarafından yapılan gözlemler ve ilgili kurumlardan gelen görüşler ve detaylı açıklamalar,
d.   Ombudsmanın dava dosyasını kapatan kararı,
e.   8.4 numaralı paragrafta belirtilen öneriler ve raporlar.
13.2. Önceki paragrafta b’den e’ye kadar olan dokümanlar eğer şikayet gizlilik derecesi ile sınıflandırılmamış ise 10.1 numaralı paragrafa göre gizlilik derecesine göre işlem yapılır.
13.3. Avrupa parlamentosuna gönderilen Ombudsman raporlarında geçen ve gizlilik derecesi olan bir şikayet yetkilendirilmemiş kişilerin bilgi sahibi olamayacağı şekilde yayımlanır.

13.4. Ombudsman ofisi tarafından muhafaza edilen diğer dokümanlar, Ombudsman gizlilik derecesinin gerekli olduğunu düşünmedikçe, kamuya açık dokümanlardır.
Gizlilik derecesinin olduğu durumlar:
a.   Anlaşmalarla, Ombudsmanın hukuki statüsü gereği veya birlik kanunları gereği belirtilen durumlar,
b.   Ombudsmanın ofisinin faaliyetleri veya Ombudsmanın önceliklerinin gizliliği ile ilgili konuların muhafaza edilmesinin gerektiği durumlar   
13.5. Ombudsmanın istediği dokümanları yeterli şekilde hazırlayan yetkili el yazısı taleplerle kendi ofisi tarafından muhafaza edilen kamu dokümanlarına ulaşmayı sağlar.
13.6. Belgelere giriş izni belirli konularda veya belgenin kopyasıyla müracaat eden kişiye verilir. Ombusman doküman kopyalarının muhafazası için görevler verebilir.
13.7. Kamunun yararlanması için yapılan taleple ilgili karar, talebin alınmasından itibaren 15 gün içinde ve çok gecikmeksizin verilir.
13.8. Bir dokümana başvurmak için yapılan talep tümüyle veya kısmi olarak reddedilirse,  reddetme ile ilgili nedenler bildirilir.
13.9. Yukarıda belirtilen başvuru talepleri Ombudsmanın kendi yazdığı belgelerin haricindeki belgelere başvurmak için kullanılmaz.
Madde-14. Dil
14.1. Şikayet anlaşmada belirtilen 12 dilden herhangi biriyle Ombudsmana yapılmalıdır.
14.2.   Ombudsman tarafından yapılan faaliyetlerin dili de 12 dilden biri olmalıdır.   
14.3.   Ombudsman yapılan faaliyetlerin dilinde hangi dokümanların yazılacağına karar verir.
14.4.   Üye ülkelerin makamlarıyla yapılacak yazışmalarda devletin resmi dili kullanılır.
14.5.   Yıllık raporlar, özel raporlar ve mümkün olduğunda diğer dokümanlar Ombudsman tarafından tüm resmi dillerde yayımlanmalıdır.
Logged

OgrenciForum.Org
Abruzzi
Çalışkan öğrenci
****
Mesaj Sayısı: 1031



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : Mart 14, 2008, 18:29:12 ÖS »

Madde- 15.  Yürürlüğe Giriş
15.1.   Bu karar 1 Ocak 1998’de yürürlüğe girecektir.
15.2.  1 Ocak 1998’den itibaren 4 Ekim 1996 tarihli karşılıklı ve açıklamalı olarak kabul edilen uygulamalar ve Avrupalı Ombudsmanın ofisi tarafından muhafaza edilen şikayetle ilgili olmayan dokümanlara kamunun ulaşmasını sağlayan 24 Mart 1997 tarihli karar yürürlükten kalkacaktır.
Bu kararda da görüldüğü gibi, Avrupa Ombudsmanı, Avrupa Parlamentosu tarafından atanmakta ve Avrupa Adalet Mahkemesi ile aynı statüde bulunmaktadır. Herhangi bir birey, memur veya üye devletlerin herhangi bir birimi, doğrudan veya bir Avrupa Parlamentosu üyesi aracılığı ile şikayette bulunabilmektedir. Ombudsmanların çalışmaya başlamadan önce belirli bir birim tarafından görevlendirilmelerine gerek yoktur. Adalet mahkemesi ve ilk derece mahkemesinin yargı işlevleri haricinde, Birlik içindeki kuruluşlarda veya birimlerde ortaya çıkacak kötü yönetim ile ilgili şikayetleri araştırabilmektedir. Haklarında araştırma yapılan birimler veya bireyler Ombudsmanların istediği her türlü bilgiyi sağlamakla yükümlüdürler ve gizlilik gerektiren konular da buna dahildir. Ombudsman araştırmalarının sonuçlarını rapor halinde Avrupa Parlamentosu’na sunmaktadır.
3.4. Avrupa Birliği Ombudsmanının Görev ve Yetki Alanı
AB’nin Maastricht Antlaşması 1993’de yürürlüğe girmiştir. Bu antlaşma Avrupa vatandaşlığını konu almıştır. Avrupa Birliğinin vatandaşlığını taşıyan herhangi bir kimse Avrupa vatandaşı olarak Avrupa Birliği içinde oy verme, belediye başkanlığına aday olma, Parlamento seçimlerine katılma, Birlik içinde özgürce hareket etme ve oturma hakkına sahiptir. Ayrıca bu vatandaşlar, Birlik dışındayken kendi ülkelerinin diplomatik temsilciliği olsa dahi birlik üyelerinin herhangi birinin temsilciliği varsa ondan diplomatik yardım alma hakkına sahiptir.
Sözleşmede belirtildiği gibi, AB Parlamentosu’na dilekçe verme hakkına sahiptir. Sonuç olarak, herhangi bir Avrupa vatandaşı veya kanuni olarak Avrupa’da oturma ve çalışma iznine sahip kimse Avrupa Ombudsmanına başvurma hakkına sahiptir.
Temmuz 1995’te ilk Avrupa Ombudsmanı, Avrupa Parlamentosu tarafından seçilmiş ve Eylül 1995’te görevine başlamıştır. Nisan 1996’da 27 Eylül’den başlamak kaydıyla 1995 sonuna kadarki ilk yıllık raporunu sunmuştur.
3.4.1. Avrupa Birliği Ombudsmanının Görevleri
Ombudsmanın görevleri, toplum kurumlarından kaynaklanan kötü yönetimlerle ve Adalet Divanı’nın verdiği kararlar dışında veya İlk Derece Mahkemesi’nin yetki alanı dışında ortaya çıkan haksızlıklarla ilgilenmektir. Kurucu Antlaşmanın 8/d maddesine göre, her bir AB vatandaşının Ombudsmana başvurma hakkı vardır. Ombudsman araştırmaya başlamak için kendi insiyatifini de kullanabilmektedir.
İlk başlarda, sadece Avrupa vatandaşının şahsi olarak kendilerinin taraf olduğu bir haksızlık durumunda Ombudsmana başvurması gerektiği konusunda tartışmalar olmuştur. Şimdiki Maastricht Antlaşması şartlarına göre ve Ombudsman statüsünü belirleyen karara göre böyle bir gereklilik yoktur. Fakat bu gereklilik dilekçe yazmak için gereklidir.
Burada, Kuzey Avrupa Ülkelerinin genel anayasal yapılarındaki Ombudsmana şikayet hakkına klasik bakış açılarında vatandaşın şikayet için bizzat olaya karışmış olması gerekmemektedir. Aslında, olaya karışmış haksız taraf dahi kendisini başarılı bir şekilde savunarak Ombudsmana gidebilir.
3.4.2. Avrupa Birliği Ombudsmanının Yönetsel Faaliyetleri
Antlaşma, mantıklı bir şekilde Adalet Divanı’nın ve İlk Derece Mahkemesi’nin adli rollerini Ombudsmanın sorumluluğundan çıkarmıştır. Fakat Antlaşma, Avrupa Parlamentosu’nun politik rolünü ve Avrupa Konseyi ve Komisyonu’nun yasamaya ilişkin rollerini hiçbir şekilde konu almamıştır. Diğer taraftan yasama rolü yürütme ile da alakalı değildir. Öyle görülüyor ki, yasama kısmı Ombudsmanın çözüm buluculuğu dışına çıkmıştır. Buradaki zorluk ise, bazı ölçütlerin, düzenlemelerin ve kararların yürütme alanında kullanıldığı gibi yasama amaçlı da olmasından kaynaklanmaktadır. Bu durumda yorum düşünülmelidir. Belki görevin, gücün kötüye kullanılması veya temel insan haklarının çiğnenmesi gibi konular Ombudsmanın ilgilenmesi gereken konular olarak seçilebilir.
1995 yılındaki birinci yıllık rapora göre, kamu kuruluşlarının Antlaşmanın şartlarına uymamaları, kurallarını ve prensiplerini gözetmemeleri, İlk Derece Mahkemesi ve Adalet Divanı’nın kararlarını yürütmeleri kötü yönetim olarak ifade edilmiştir. Temel insan haklarına kamu kuruluş ve kişilerinin uymaları konusunda Ombudsman, Maastricht Antlaşmasının F maddesine göre tedbir alacaktır. Daha birçok şey kötü yönetime dahil edilebilir. Bunlara örnek olarak; yönetim düzensizliklerini, gücün kötüye kullanılması, gerekli önemin verilmemesi, kanunsuz uygulamalar, eşitsizlik, yetersiz ve kötü çalışma, ırk ayrımcılığı, bilginin gecikmeli verilmesi veya hiç verilmemesi davranışları gösterilebilir. Aynı yıllık raporda belirtildiği gibi, Ombudsmanın katı tarifler yapmaması, kötü yönetim konusunda sınırları çizmemesi gereklidir.
3.5. Sonuç ve Değerlendirme
Avrupa Denetim Görevlisi, Avrupa Topluluğu'nun adli rolleri çerçevesinde hareket eden Adalet Divanı ve İlk Derece Mahkemesi dışındaki kurumları ve organlarının kötü yönetimleri hakkında vatandaşlar tarafından iletilen şikayetleri inceler.
AB üyesi devletlerin vatandaşları veya üye bir devlette ikamet eden şahıslar, Avrupa Denetim Görevlisine (Ombudsman) şikayette bulunabilirler. Kayıtlı merkezi Birlik içinde olan ticari işletmeler, ortaklıklar veya diğer kuruluşlar da Denetim Görevlisine şikayette bulunabilirler.
Kötü yönetim yetersiz veya başarısız yönetim anlamına gelir. Kötü yönetim, kurumlar yapmaları gereken şeyi yapmadıklarında, yanlış biçimde yaptıklarında veya yapmamaları gereken bir şey yaptıklarında söz konusu olur. Örneğin, idari düzensizlikler, haksızlık, ayrımcılık, yetkinin kötüye kullanılması, bilgi eksikliği veya bilginin reddi, gereksiz gecikme, vb. Üye Devletlerin ulusal, bölgesel veya yerel yönetimleriyle ilgili şikayetlerin Avrupa Denetim Görevlisince ele alınamayacağı da açıktır.
Denetim Görevlisi her Parlamento seçiminden sonra Avrupa Parlamentosu tarafından seçilir ve bir sonraki seçime kadar görev yapar. Görevlerini ifa ederken tümüyle bağımsız olarak hareket eder. Şikayet için gerekçe olduğunda, Avrupa Denetim Görevlisi, ilgili kurumla dostane yolla bir çözüme varabilmek için, konuyu araştırmakla işe başlar. Avrupa Denetim Görevlisi gerekirse, şikayetin nasıl çözümlenebileceği konusunda ilgili organa tavsiyelerde de bulunabilir. Tavsiyelerin üç ay içinde kabul edilmemesi durumunda, Avrupa Denetim Görevlisi konu hakkında Parlamentoya özel bir rapor sunabilir.
Avrupa Denetim Görevlisi, Avrupa Parlamentosu ile işbirliği yaparak Avrupa vatandaşlarının haklarını korumak ve teşvik etmek için benzersiz bir olanak sağlar. Avrupa Denetim Görevlisi yetki alanı dışında kalan, ancak dilekçe konusu olabilecek bir şikayet aldığında, şikayetçiye Avrupa Parlamentosu'na dilekçe vermesini önerir veya şikayetçinin izin vermiş olması durumunda, şikayeti, dilekçe olarak ele alınmak üzere Parlamentoya iletir.
Bu denetçilik kurumu, Topluluk hukuku çerçevesindeki hakların adli korumasının alternatifi değil, tamamlayıcısı olarak düşünülmelidir.

















































KAYNAKÇA
1.   AKINCI, Müslüm: Bağımsız İdari Otoriteler ve OMBUDSMAN, Beta Yayınları, 1. Bası, Temmuz, 1999.
2.   AKTAN, Adil: “İdare Hukukunda Yeni Bir Adım: Arabulucu”, Mülkiyeliler Birliği Dergisi, sayı:50, Ankara, 1977.
3.   ALTUĞ, Yılmaz: “Vatandaşı İdarenin Yetki Tecavüzlerine Karşı Koruyan Ombudsman Müessesesi”, Yargıtay 100. Yıldönümü Armağanı, Adalet Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1968.
4.   ARSLAN, Süleyman.: “İngiltere’de Ombudsman Müessesesi”, Amme İdaresi Dergisi, C.19, S.1, TODAİE Yayınları, Ankara, Mart 1986, .
5.   BAYLAN, Ö.: Yurttaşın Devlet Yönetimi Hakkındaki Şikayetleri ve Türkiye için İsveç Ombudsman Formülü, T.C. İçişleri Bakanlığı Tetkik Kurulu Başkanlığı Yayınları, no.12, Ankara.
6.   EKLUNDH, Claes.: “İsveç Ombudsmanlığı” , Hukuk Kurultayı 2000, C.4.
7.   FLIFLET, Arne: The Parliamentary Ombudsman for Public Administration: The Ombudsman, Oslo, 1994.
8.   GÖZÜBÜYÜK, Ş.: “Yönetsel Yargı”, “S” Yayınları, Ankara, 1991.
9.   HALLER, W.: The Place of the Ombudsman in the World Community, Fourth International Ombudsman Conference Papers, Canberra, 1988.
10.   Kamu Denetçisi Kanun Taslağı
11.   KUYASGİL, Ali: “Devlet Denetleme Kurulu”, Türk İdare Dergisi, Yıl:66, Sayı:405, Ankara, 1994.
12.   ODYAKMAZ, Zehra: “Türk Hukuk Kurultayı’na Sunulan İsveç Parlamento Ombudsmanlığı ile İlgili Bildiri Üzerine Düşünceler”, Hukuk Kurultayı 2000, C.4.
13.   OYTAN, Muammer: “Ombudsman Eli ile İdarenin Denetimi Konusunda Kıyaslamalı Bir İnceleme”, Danıştay Dergisi, Yıl:5, S.18-19, Danıştay Yayınları, Ankara, 1975.
14.   BOZKURT, Ömer: “Maastricht Antlaşması ve Avrupa Bütünleşmesi”, Amme İdaresi Dergisi, Cilt:26, Sayı:1, Ankara, Mart 1993.
15.   ÖZBUDUN, Ergun: Türk Anayasa Hukuku, Yetkin Basımevi, Ankara, 1989.
16.   PİCKL, J. Victor: “Ombudsman ve Yönetimde Reform”, (Çev. T. Ergun), AİD, C.19, S.4, TODAİE Yayınları, Ankara, 1986.
17.   SOYSAL, Mümtaz: 100 Soruda Anayasanın Anlamı, Gerçek Yayınevi, Ankara, 1976.
18.   SÖDERMAN, Jacob: “The Role of The European Ombudsman”, 6th Meeting of European National Ombudsmen, Jerusalem, Israel, September 9-11, 1997.
19.   SÖDERMAN, Jacob: The European Ombudsman, http://europea.eu.int/europarl /mediateu/media.en.htm. (21.03.2001)
20.   TEMİZEL, Zekariya: Yurttaşın Yönetime Karşı Korunmasında Bağımsız Bir Denetim Organı OMBUDSMAN, İstanbul, 1997.
21.    TAYŞİ, İsmet.: “Ombudsmanlık Kurumu ve Ülkemizde Uygulanabilirliği”, Sayıştay Dergisi, S.25, Ankara, Nisan-Haziran 1997.
22.   THE SWEDISH PARLIAMENTARY OMBUDSMAN, Report for the Period –1 July 1995 to 30 June 1996.
23.   TORTOP, Nuri: “Ombudsman Sistemi ve Çeşitli