|
Abruzzi
|
 |
« : Mayıs 20, 2008, 11:25:06 ÖÖ » |
|
Avrupa Topluluğunun oluşması 1. ADIM 9 Mayıs 1950 tarihinde Fransız Dışişleri Bakanı Robert Schuman Avrupa ülkelerine bir çağrı yaparak, savaş sanayinin ana maddeleri olan kömür ve çeliğin üretim ve kullanımının uluslarüstü bir organın sorumluluğunda yönetilmesi gerektiğini belirtmiş ve böylece Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu kurulması için ilk adım atılmıştır. Schuman Planı esas alınarak yapılan görüşmeler sonunda AKÇT’yi kuran ve aynı zamanda bugünkü Avrupa Birliği’nin temelini oluşturan Paris Antlaşması, Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, İtalya ve Lüksemburg arasında 18 Nisan 1951 tarihinde Paris’te imzalanmış ve 25 Temmuz 1952 tarihinde yürürlüğe girmiştir. AKÇT’ye İngiltere, İrlanda ve Danimarka 1.1.1973, Yunanistan 1.1.1981, Portekiz ve İspanya 1.1.1986, Finlandiya, İsveç ve Avusturya ise 1.1.1995 tarihinde katılmışlardır. 'Montanunion' olarak da anılan bu anlaşma ile, üye ülkeler arasında bir ortak kömür ve çelik pazarı oluşturulması, ekonominin geliştirilmesi ve istihdam ile hayat seviyesinin yükselmesinin sağlanması hedeflenmiştir. 2. ADIM 1957 yılında altı Batı Avrupa Devleti (Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda, Lüksemburg ve İtalya) arasında imzalanan 'Roma Antlaşması' ile Avrupa ekonomik Topluluğu, kurulmuştur. AET’ye hukuken ve fiilen uluslararası bir kuruluş olma niteliğini kazandıran Antlaşma, 1 Ocak 1958 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Roma Antlaşması, 248 madde, ekler ve protokollerden oluşmaktadır. AET’nin nihai hedefi Avrupa’nın siyasal bütünlüğe ulaşmasıdır. Bu hedefe varmak için öngörülen ekonomik dengeyi sağlamak üzere, ilk araç olarak üye ülkeler arasında malların, hizmetlerin, sermayenin ve emeğin serbestçe dolaştığı bir ortak pazar ve gümrük birliği kurulması öngörülmüştür. Roma Antlaşması’nın 2 nci maddesinde AET’nin hedefi 'Topluluğun görevi, ortak pazarın kurulması ve üye ülkelerin ekonomik politikalarının giderek yaklaştırılması suretiyle, Topluluğun bütünü içinde ekonomik etkinliklerin uyumlu olarak gelişmesini, sürekli ve dengeli bir yayılmayı, artan bir istikrarı, yaşam düzeyinin hızla yükseltilmesini ve birleştirdiği devletler arasında daha sıkı ilişkileri gerçekleştirmektir' şeklinde özetlenmiştir. 3. ADIM Paris Antlaşması’nı imzalayan altı ülke arasında AKÇT ile sınırlı bir alanda başlatılan bütünleşme çabalarını çeşitli alanlara yaygınlaştırma girişimleri kapsamında, öncelikle, Avrupa genelinde siyasi alanda bir bütünleşme gerçekleştirme yoluna gidilmiştir. Ancak, 1952 yılında Avrupa Savunma Topluluğu ve 1953 yılında Avrupa Siyasal Topluluğu (European Political Economy) olarak somutlaşan dış politika ve savunma politikası alanlarındaki bütünleşme girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanması neticesinde, ekonomik entegrasyon gerçekleştirilmeksizin siyasi entegrasyona ulaşılamayacağı şeklindeki görüş ortaya çıkmış ve bu doğrultuda ekonomik entegrasyon çabaları yoğunluk kazanmıştır. Bunun üzerine, Messina’da, 1-2 Haziran 1955 tarihinde düzenlenen konferansta iki yeni Avrupa Topluluğu’nun daha kurulması kararlaştırılmıştır. uzun süren görüşmeler ve teknik çalışmalardan sonra 25 Mart 1957’de, bu kez Roma’da imzalanan Antlaşmalar ile AET ve EURATOM kurulmuştur. EURATOM’un amacı, atom enerjisinin barışçı amaçlarla kullanımını geliştirmektir. Antlaşma’nın 1 inci maddesi çerçevesinde EURATOM’un temel hedefi, nükleer endüstirinin süratle kurulması ve gelişmesi için gerekli şartların gerçekleştirilmesi yolu ile üye ülkelerin hayat seviyelerinin yükseltilmesi ve diğer ülkelerle ilişkilerin geliştirilmesi olarak özetlenmektedir. Avrupa Toplulukları’nın Gelişimi ve Genişleme Süreci Roma Antlaşması’nın 1958 yılı başında yürürlüğe girmesinden sonra, her üç Topluluk (AKÇT, EURATOM, AET) bakımından, özellikle de Roma Antlaşması’nın uygulanması açısından başarılı olarak nitelendirilebilecek bir dönem başlamıştır. Üye devletler arasındaki gümrük birliği, Roma Antlaşması’nda öngörülen tarihten bir buçuk yıl önce, 1 Temmuz 1968’de gerçekleşmiş, ulaştırma ve enerji alanlarındaki gecikmelere rağmen AET, 'geçiş dönemi' adı verilen ilk uygulama devresinin sonunda 31 Aralık 1969 tarihinde Antlaşma ile saptanan hedeflerin çoğuna ulaşmayı başarmıştır. Diğer taraftan, 1969 yılında La Haye’de yapılan Zirve’de, Topluluklara katılma talebinde bulunan İngiltere, İrlanda, Danimarka ve Norveç ile konuya ilişkin müzakerelerinin başlatılması kabul edilmiştir. İki yıl süren müzakerelerden sonra İngiltere, İrlanda ve Danimarka tam üye olarak, 22 Ocak 1972 tarihinde Topluluğa katılmışlar, Norveç’in katılma anlaşması ise, adıgeçen ülkede yapılan bir referandum ile reddedilmiştir. 1981 yılında Yunanistan’ın da Topluluğa katılmasıyla üye sayısı 10’a çıkmıştır. 1.1.1986 tarihinde İspanya ve Portekiz’in katılmasıyla Topluluğun üye sayısı 12’ye yükselmiştir. Topluluğa üye ülkelerin sayısının 12’ye yükselmesi sonrasında, üyelik için başvuruda bulunan ülkelerin sayısında da artış gözlenmiştir. Türkiye’nin 14 Nisan 1987 tarihinde Topluluğa tam üyelik başvurusunda bulunmasının ardından, 17 Temmuz 1989’da Avusturya da müracaatta bulunmuştur. 4 Temmuz 1990’da Kıbrıs Rum Kesimi, 16 Temmuz 1990’da Malta, 1 Temmuz 1991’de İsveç, 18 Mart 1992’de Finlandiya, 20 Mayıs 1992’de İsviçre, 25 Kasım 1992’de Norveç, 31 Mart 1994’de Macaristan, 5 Nisan 1994’de Polonya, 22 Haziran 1995’de Romanya, 26 Haziran 1995’de Slovakya, 13 Ekim 1995’de Letonya, 24 Kasım 1995’de Estonya, 8 Aralık 1995’de Litvanya, 14 Aralık 1995’de Bulgaristan, 17 Ocak 1996’da Çek Cumhuriyeti,10 Haziran 1996’da Slovenya bu doğrultuda karar almışlardır. 1 Ocak 1995 tarihi itibariyle, daha önce Avrupa Serbest Mübadele Bölgesi (EFTA) üyesi olan, Avusturya, Finlandiya ve İsveç AB’ne tam üye olmuşlardır. İrlanda’nın 31.7.1961, Danimarka’nın 9.8.1961, İngiltere’nin 10.8.1961 ve Norveç’in 30.4.1962 tarihlerinde Topluluğa yaptıkları ilk katılma müracaatları reddedilmiştir. Norveç’in Katılma Anlaşması Eylül 1972’de gerçekleştirilen referandum sonucunda, % 53.5 olumsuz oyla reddedilmiştir. AT-Yunanistan Ortaklık Anlaşması 9.7.1961 tarihinde imzalanmış ve 1.11.1962 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Malta 26.10.1996 tarihinde tam üyelik başvurusunu dondurmuştur. Malta Eylül 1998’de başvurusunu yinelemiştir.
AVRUPA EKONOMİK TOPLULUĞU’NUN HEDEFLERİ .Bir ortak Avrupa Pazarını kurmak .Üyelerin Ekonomi politikalarını yaklaştırmak .Üyeler arasındaki ilişkilerin ve yaşam düzeylerinin yaşam düzeylerinin dengeli ve devamlı gelişmesini sağlamak .Ekonomik ve parasal birlik oluşturmak .Ortak bir dış politika ve güvenlik politikası uygulamak .Birlik vatandaşlığı kavramını oluşturmak .Hukuk ve iç işleri alanında daha sıkı işbirliğini gerçekleştirmek .İnsan Haklarını Topluluk Hukukunun Genel İlkesi olarak kabul etmek HEDEFLERE ULAŞABİLMEK ÜZERE FAALİYETLERİ; Üye ülkeler arasındaki ticarette vergi ve resimlerden arınmak Miktar kısıtlamalarını kaldırmak Bir ortak Gümrük tarifesi (OGT) tesis etmek Üretim faktörlerinin serbest dolaşımını sağlamak Tarım, Balıkçılık, Ulaştırma, Çevre alanlarında ortak politika belirlemek Ortak Pazar’da rekabet ortamı yaratmak Ulusal Mevzuatların uyumunu sağlamak Bir Avrupa Yatırım Bankası kurmak Üye Ülkelerin Ekonomi Politikalarında sıkı koordinasyonu sağlamak AVRUPA TOPLULUKLARINDA YAPILAN ANTLAŞMALAR İLE GETİRİLEN DEĞİŞİKLİKLER 1958 ROMA ANTLAŞMASI / AAET (EURATOM) Roma Antlaşması, 1 Temmuz 1987 Tarihli Tek Avrupa Senedi (SINGLE EUROPEAN ACT) ile önemli değişikliklere uğramıştır. Bu değişikliklerin temelinde Avrupa Parlementosu'nun yetkilerini arttırma ve Topluluğun Tek Avrupa Pazarı’nın tamamlanmasına dönük engellerin giderilmesi için karar alma sürecinin kolaylaştırılması düşüncesi bulunmaktadır. 1993 MAASTRICHT ANTLAŞMASI İLE GETİRİLEN YENİ DÜZENLEMELER Birlik Vatandaşlığı,Ekonomik Ve Parasal Birlik,Avrupa Merkez Bankası, Avrupa Merkez Bankaları Sistemi, Avrupa ,Para Enstitüsü,Eğitim,Kültür ,Kamu sağlığı ,Tüketicinin korunması ,Trans-Avrupa Şebekeleri ,Sanayi ,Ortak Karar Prosedürleri ,Ombudsman Müessesesi ,Bölgeler Komitesi ,Ortak Dış Politika Ve Güvenlik Politikası,Hukuk Ve İç İşleri alanında işbirliği ,Avrupa Parlementosu’na yeni yetkiler tanınması ,İkame etme prensibi (SUBSIDIARITY) 1999 AMSTERDAM ANTLAŞMASI İLE GETİRİLEN YENİ DÜZENLEMELER Özgürlük, Güvenlik ve Adalet Avrupa Birliği ve Avrupa Vatandaşlığı Uyumlu ve etkin bir dış politika Birliğin Kurumları Daha sıkı işbirliği ve etkinlik Antlaşmaların basitleştirilmesi ve düzenlenmesi
ÜYE ÜLKELER Almanya Birliğe Giriş Yılı: Kurucu üyePolitik Sistem: Federal cumhuriyet Başkent: Berlin Yüzölçümü: 356.854km2 Nüfus: 82 milyonPara Birimi: Euro Avusturya Birliğe Giriş Yılı: 1995Politik Sistem: Cumhuriyet Başkent: Viyana Yüzölçümü: 88.945km2 Nüfus: 8.1 milyon Para Birimi: Euro Belçika Birliğe Giriş Yılı: Kurucu üye Politik Sistem: Anayasal monarşiBaşkent: Brüksel Yüzölçümü: 30.158km2Nüfus: 10.2 milyonPara Birimi: Euro Birleşik Krallık (İngiltere) Birliğe Giriş Yılı: 1973Politik Sistem: Anayasal monarşi Başkent: Londra Yüzölçümü: 242.500km2 Nüfus: 58.6 milyon Para Birimi: İngiliz sterlini Danimarka Birliğe Giriş Yılı: 1973 Politik Sistem: Anayasal monarşi Başkent: Kopenhag Yüzöçlümü: 43.094km2 Nüfus: 5.3 milyon Para Birimi: Danimarka kronu Finlandiya Birliğe Giriş Yılı: 1995 Siyasi Sistem: CumhuriyetBaşkent: Helsinki Yüzölçümü: 338.000km2 Nüfus: 5.1 milyon Para Birimi: Euro Fransa Birliğe Giriş Yılı: Kurucu üye Politik Sistem: Cumhuriyet Başkent: Paris Yüzölçümü: 550.000km2 Nüfus: 60.4 milyon Para Birimi: Euro Hollanda Birliğe Giriş Yılı: Kurucu üye Politik Sistem: Anayasal monarşi Başkent: Lahey Yüzölçümü: 41.864km2 Nüfus: 15.8 milyon Para Birimi: Euro İrlanda Birliğe Giriş Yılı: 1973Politik Sistem: Cumhuriyet Başkent: Dublin Yüzölçümü: 70.000km2 Nüfus: 3.7 milyon Para Birimi: Euro
İspanya Birliğe Giriş Yılı: 1986Politik Sistem: Anayasal monarşi Başkent: Madrit Yüzölçümü: 504.782km2 Nüfus: 39.4 milyonPara Birimi: Euro İsveç Birliğe Giriş Yılı: 1995Politik Sistem: Anayasal monarşiBaşkent: Stokholm Yüzölçümü: 450.000km2 Nüfus: 8.9 milyon Para Birimi: İsveç Kronu İtalya Birliğe Giriş Yılı: Kurucu üye Politik Siste: CumhuriyetBaşkent: Roma Yüzölçümü: 301.263km2 Nüfus: 57.6 milyon Para Birimi: Euro Lüksemburg Birliğe Giriş Yılı: Kurucu üye Politik Sistem: Anayasal Monarşi Başkent: Lüksemburg Yüzölçümü: 2.586km2Nüfus: 429.200 Para Birimi: Euro Portekiz Birliğe Giriş Yılı: 1986Politik Sistem: Cumhuriyet Başkent: Lizbon Yüzölçümü: 92.072km2 Nüfus: 10.8 milyonPara Birimi: Euro Yunanistan Birliğe Giriş Yılı: 1981 Politik Sistem: Cumhuriyet Başkent: Atina Yüzölçümü: 131.957km2 Nüfus: 10.5 milyon Para Birimi: Euro AVRUPA BİRLİĞİ VE TÜRKİYE Türkiye, Avrupa Ekonomik Topluluğunun 1958 yılında kurulmasından kısa bir süre sonra Temmuz 1959'da Topluluğa tam üye olmak için başvurmuştur. Cumhuriyetin kurulmasından bu yana, hatta daha öncesinden beri, batılılaşma ile modernleşmenin eş tutulması, özellikle ikinci Dünya Savaşından sonra Avrupa kıtasında veya onu merkez alarak kurulan siyasi ve güvenlik oluşumlarının tümüne katılmaya ülkemizi yöneltmiştir. Bu suretle Türkiye, Avrupa Konseyi, OECD ve NATO'ya girmiştir. Aynı neden, Türkiye'yi Avrupa'nın bu en iddialı entegrasyon hareketine karşı kayıtsız kalmamaya sevketmiştir. Dolayısıyla, Avrupa ile entegrasyonun başlangıçtan itibaren Türkiye için ekonomiden ziyade politik amaçları olduğu söylenebilir. Tam üyelik başvurusuna o zamanki adıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu tarafından verilen cevapta, Türkiye'nin kalkınma düzeyinin tam üyeliğin gereklerini yerine getirmeye yeterli olmadığı bildirilmiş ve tam üyelik koşulları gerçekleşinceye kadar geçerli olacak bir ortaklık anlaşması imzalanması önerilmişti. Sözkonusu anlaşma 12 Eylül 1963 tarihinde Ankara'da imzalanmıştır. Ankara Anlaşmasının önsözünde Türk halkının yaşam standardının yükseltilmesi amacıyla Avrupa Ekonomik Topluluğunun sağlayacağı desteğin ilerdeki bir tarihte Türkiye'nin Topluluğa katılmasına yardımcı olacağı belirtilmektedir. 28. maddede ise, "Anlaşmanın işleyişi, Topluluğu kuran Antlaşmadan doğan yükümlülüklerin tümünün Türkiye tarafından üstlenebileceğini gösterdiğinde, Akit Taraflar, Türkiye'nin Topluluğa katılması olanağını incelerler" denmektedir. Bundan da görüleceği üzere Ankara Anlaşmasì uyarınca kurulan Türkiye-AB ortaklık ilişkisinin nihai hedefi Türkiye'nin Topluluğa tam üyeliğidir. Ancak gerek Ankara Anlaşması gerek Katma Protokol öngörüldüğü şekilde uygulanamamıştır. Bunun sorumluluğunu Türkiye ile Topluluk arasında paylaştırmak gerekir. Ülkemiz 1970'li yıllarda içinde bulunduğu ekonomik krizler ve bazı siyasi tercihlerle Katma Protokol'den kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçınmıştır. O tarihlerde yaygın olan kanaat, AET ile ilişkinin bir çeşit sömürü düzeni kurmakta olduğu, pazarı Topluluk ürünlerine açmanın sanayileşmeyi ve kalkınmamızı baltalayacağı, dolayısıyla koruma duvarlarının muhafaza edilmesi gerektiği yolundaydı. Başka bir deyimle, AB ile ortaklık ilişkimizin ve gümrük birliğinin temsil ettiği kalkınma modeli dışarıya açık, bütünleşmeyi öngören bir model iken, 1970'li yılların tamamı boyunca bu modelin tam tersini sembolize eden içe dönük, ithalat ikamesine dayalı politikalar uygulanmıştır. Türkiye kendi yükümlülüklerini yerine getirmemeye ve Toplulukla ilişkilere soğuk bakmaya başlayınca, Topluluk da kendi yükümlülüklerini aksatmaya ve ortaklık ilişkisinin geliştirilmesi istikametinde çaba harcamaktan kaçınmaya başlamıştır. Başlangıçta sadece ekonomik olan sorunlar, 12 Eylül döneminde ve Yunanistan'ın 1980'de Topluluğa tam üye olmasıyla siyasi boyutlar da kazanmaya başlamıştır. Topluluk-Türkiye ilişkileri dondurulmuş ve mali işbirliğine son verilmiştir. Katma Protokolün ise sadece ticari hükümleri işlemeye devam etmiş, diğer bütün hükümleri atıl kalmıştır. GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1983 yılında Türkiye'de sivil idarenin yeniden kurulması ve 1984 yılından itibaren ülkenin ithal ikamesi politikalarını hızla terkederek dışa açılma sürecini başlatması ilişkileri yeniden canlandırmıştır. Türkiye bir taraftan 14 Nisan 1987'de AB'ne tam üyelik müracaatında bulunmuş, diğer taraftan ertelenmiş bulunan gümrük vergileri uyum ve indirim takvimini 1988 yılından itibaren hızlandırılmış bir şekilde yeniden yürürlüğe koymuştur. AB Komisyonu tam üyelik müracaatına 1989 yılında verdiği yanıtta, Türkiye'nin AB'ne üyelik konusundaki ehliyetini kabul etmekle birlikte, Topluluğun kendi içindeki derinleşme sürecini tamamlanmasına ve gelecek genişlemesine kadar beklenmesini ve bu arada Türkiye ile gümrük birliği sürecinin tamamlanmasını önermiştir. Bu öneri Türkiye tarafından da olumlu değerlendirilmiş ve gümrük birliğinin Katma Protokolde öngörüldüğü şekilde 1995 yılında tamamlanması için gerekli hazırlıklara başlanmıştır. İki yıl süren müzakereler sonunda 5 Mart 1995 tarihinde yapılan Ortaklık Konseyi toplantısında alınan karar uyarınca Türkiye ile AB arasındaki gümrük birliği 1 Ocak 1996 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Gümrük Birliğinin tamamlanmasıyla Türkiye AB ülkeleriyle entegrasyon istikametinde çok önemli bir merhale katetmiştir. En azından, Türk ekonomisi ve sanayii gümrük birliğini tamamlayarak altından kalkılamayacak bir yük üstlenmediğini ispatlamış, dolayısıyla tam üyeliğin gerektireceği yükümlülükleri de zaman içinde üstlenebileceğini göstermiştir. Bir yerde Gümrük Birliği Türkiye için bir test olarak görülebilir. Türkiye, AB ile Gümrük Birliğine girebilmiş tek üçüncü ülkedir. Ticaret açığının önemli ölçüde büyümesine rağmen ekonomi, Gümrük Birliğinden kaynaklanan yükü rahatlıkla kaldırabileceğini göstermiştir. Ancak, Gümrük Birliğinin sorunsuz yürüdüğü de söylenemez. Bir kere, AB Gümrük Birliği ile birlikte Türkiye'ye karşı üstlendiği bazı yükümlülükleri yerine getirmemiştir. AB, Gümrük Birliği kararının kabul edildiği Ortaklık Konseyi toplantısında üstlendiği ve ülkemize 4-5 yıllık bir dönem içinde 2,5 milyar EURO'ya varan mali yardım yapma yükümlülüğünü yerine getirememiş, aynı şekilde kurumsal alanda entegrasyonu kolaylaştırmak amacıyla öngörülen bazı tedbirleri alamamıştır. Bu yükümlülüklerin yerine getirilememiş olmasının başlıca iki nedeni vardır. Birisi Yunanistan'ìn, diğeri Avrupa Parlamentosunun muhalefetidir. Türkiye tabiatıyla bu taahhütlerin yerine getirilmesi üzerinde ısrar etmeye devam etmektedir. Zira bunlar Gümrük Birliği anlaşması paketinin bir parçasını teşkil etmekte olup, yerine getirilmemeleri ilişkimizin dengesini bozma sonucunu doğurmaktadır.
TABLO 1: AVRUPA TOPLULUĞU’NUN GENİŞLEME SÜRECİ VE TOPLULUĞA TAM ÜYELİK BAŞVURULARI
ÜLKELER TAM ÜYELİK MÜRACAATI KOMİSYON GÖRÜŞÜ ÜYELİK MÜZAKERELERİ AB ÜYELİĞİ I.GENİŞLEME(*) İngiltere Mayıs 1967 Ekim 1960 Haziran 1970 1 Ocak 1973 İrlanda Mayıs 1967 Ekim 1960 Haziran 1970 1 Ocak 1973 Danimarka Mayıs 1967 Ekim 1960 Haziran 1970 1 Ocak 1973 Norveç(**) Mayıs 1967 Ekim 1960 Haziran 1970 1 Ocak 1973 II. GENİŞLEME Yunanistan(***) Haziran 1975 Ocak 1976 Temmuz 1976 1 Ocak 1981 III. GENİŞLEME Portekiz Mart 1977 Mayıs 1978 Kasım 1978 1 Ocak 1986 İspanya Temmuz 1977 Kasım 1978 Şubat 1979 1 Ocak 1986 IV. GENİŞLEME İsveç 1 Temmuz 1991 31 Temmuz 1992 1 Şubat 1993 1 Ocak 1995 Finlandiya 18 Mart 1992 4 Kasım 1992 1 Şubat 1993 1 Ocak 1995 Avusturya 17 Temmuz 1989 1 Ağustos 1991 1 Şubat 1993 1 Ocak 1995 BAŞVURULAR Türkiye 14 Nisan 1987 Kasım 2000 - - G.Kıbrıs Rum K. 4 Temmuz 1990 30 Haziran 1993 31 Mart 1998 - Malta(****) 16 Temmuz 1990 30 Haziran 1993 Şubat 2000 - İsviçre 20 Mayıs 1992 - - - Norveç 25 Kasım 1992 24 Mart 1993 5 Nisan 1993 - Macaristan 31 Mart 1994 15 Temmuz 1997 31 Mart 1998 - Polonya 5 Nisan 1994 15 Temmuz 1997 31 Mart 1998 - Romanya 22 Haziran 1995 15 Temmuz 1997 Şubat 2000 - Slovakya 26 Haziran 1995 15 Temmuz 1997 Şubat 2000 -
ÜLKELER TAM ÜYELİK MÜRACAATI KOMİSYON GÖRÜŞÜ ÜYELİK MÜZAKERELERİ AB ÜYELİĞİ Letonya Estonya Litvanya Bulgaristan Çek Cumhuriyeti Slovenya 13 Ekim 1995 24 Kasım 1995 8 Aralık 1995 14 Aralık1995 17 Ocak 1996 10 Haziran 1996 15 Temmuz 1997 15 Temmuz 1997 15 Temmuz 1997 15 Temmuz 1997 15 Temmuz 1997 15 Temmuz 1997 Şubat 2000 31 Mart 1998 Şubat 2000 Şubat 2000 31 Mart 1998 31 Mart 1998 - - - - - - (*) İrlanda’nın 31.7.1961, Danimarka’nın 9.8.1961, İngiltere’nin 10.8.1961 ve Norveç’in 30.4.1962 tarihlerinde Topluluğa yaptıkları ilk katılma müracaatları reddedilmiştir. (**) Norveç’in Katılma Anlaşması Eylül 1972’de gerçekleştirilen referandum sonucunda, % 53.5 olumsuz oyla reddedilmiştir. (***) AT-Yunanistan Ortaklık Anlaşması 9.7.1961 tarihinde imzalanmış ve 1.11.1962 tarihinde yürürlüğe girmiştir. (****)Malta 26.10.1996 tarihinde tam üyelik başvurusunu dondurmuştur. Malta Eylül 1998’de başvurusunu yinelemiştir. (Kaynak :TurkiyeOnline.com)
|