Bedava Ödev İndir > Akademik-Üniversite Kaynaklar > Maliye Kaynaklar > DOLAYLI VERGİLER

Reklamlar
Sayfa: 1
  Yazdır  
Gönderen Konu: DOLAYLI VERGİLER  (Okunma Sayısı 129 defa)
Mart 30, 2008, 16:59:41 ÖS
Abruzzi
Çalışkan öğrenci
****

Rep +4/-0
Mesaj Sayısı: 1031



Üyelik Bilgileri
« : Mart 30, 2008, 16:59:41 ÖS »




DOLAYLI VERGİLER
Vergi, devletin veya vergilendirme yetkisi verilen kamu kuruluşları tarafından kamu gücüne dayanılarak, kişilerden karşılıksız olarak alınan iktisadi değerlerdir .Vergi denince iki türlü vergi aklımıza gelir:
a) dolaysız vergiler (gelir vergisi ve kurumlar vergisi gibi)
b) dolaylı vergiler(KDV, ATV gibi)
Dolaysız Vergiler, önce beyan edilip sonra ödenen servet ve gelir üzerinden, yönetimin belirlediği oranlarda alınan vergilerdir. Dolaylı Vergiler ise, yasama organı tarafından fiyatlara eklenmesi istenerek, tüketicilerden alınan vergidir . Satış vergileri, bu tip vergilere bir örnektir. Akaryakıt ürünlerinden başlayarak vatandaşın kullandığı pek çok üründen alınan vergilere bilindiği gibi dolaylı vergiler denmektedir. Dolaylı vergiler, zengin ya da fakir olsun, yaşamak zorunda olduğu için temel malları tüketen insanların üstüne aynı yükü getirir. Dolaylı vergiler, vergi yükümlüsünün şahsi durumlarını dikkate almaksızın üretim, tüketim, değişim gibi olaylara dayanırlar. Gelir ve serveti elde edildikleri zaman değil, harcandıkları zaman mal ve hizmetlerin fiyatları içine gizlenmiş olarak vergilendirirler. Bu nedenle vergilendirilmiş malları daha çok kullananlar diğerlerine göre daha fazla vergi öderler.  Bu nedenle adaletsiz bir vergi olduğu herkesçe kabul edilir. Çünkü, kazanandan kazancı oranında değil, zorunlu harcama yapan herkesten eşit alınan vergilerdir.
Vergi sistemimizin sağlıklı olup olmadığının kriteri olarak genellikle dolaylı ve dolaysız vergilerin vergi gelirleri toplamı içindeki payı kullanılmaktadır. Dolaylı vergilerin payının artması sistemin sağlıklı olmadığının bir işareti olarak değerlendirilmekte ve vergi sistemimiz bu açıdan eleştirilmektedir Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’nın  73. Maddesi gereği; “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikalarının sosyal amacıdır”. Vergi gelirlerinin bu maddeye dayanılarak dolaysız vergiler yoluyla toplanması, Anayasa’nın ruhuna uygun düşer. Ancak  Türkiye’nin sıkıntısı, önce beyan edilip sonra da ödenen dolaysız vergilerde istenen düzeye ulaşılamamasıdır. Bunun nedeni Türk halkının vergi vermek istememesi ve mümkün olduğu kadar vergi kaçırmaya çalışmasıdır. Bu durumda Devlet gelir ihtiyacını dolaylı vergileri arttırarak karşılamaya çalışır. Bu ihtiyacın yansıması olarak 2002 bütçesinde 57,9 katrilyon lira olarak öngörülen tüm vergi gelirlerinin üçte biri KDV’den oluşmaktadır. Dolaylı vergiler ise gerçekte, Anayasa’nın 73. Maddesine tezat oluşturacak şekilde, yurttaşların mali gücünü dikkate almadan, herkese aynı düzeyde uygulanan vergilerdir. Toplam vergiler içinde “dolaylı vergilerin” oranı arttıkça, vergi düzeni daha adaletsiz bir yapıya dönüşür.
.Ülkemizde Vergi Yükü, Batılı ekonomiler normlarına göre düşüktür; dağılımı adaletsizdir. Vergi sistemi ağırlıklı olarak dolaylı vergi görüntüsündedir. 1990 yılında %43 olan “dolaylı vergi gelirlerinin toplam vergi gelirleri içindeki payı” 2000 yılında %59’a çıkmış, 2001 yılında %60 civarında gerçekleşmiştir. 2002 yılında ise %66 civarında gerçekleşmesi beklenmektedir . Özellikle KDV ve Akaryakıt Tüketim Vergisi (ATV)’ne getirilmekte olan artışlar ile, dolaylı vergi yükü adaletsizce tırmandırılmaktadır. “KDV ve ATV toplamının Gayrı Safi Milli Hasıla’ya oranı”, 1995 yılında % 4,01 iken; bu oran, 1998 de % 5,02’ye, 1999’da % 5,6’ya, 2000 yılı bütçesinde ise % 6,91’e tırmanmıştır. Konsolide Bütçe toplam vergi gelirleri içinde ATV’nin payı 1994’de %7,9 iken, 2000 yılında % 16,7 olması öngörülmüştür.
2000 yılında öngörülen 24 katrilyon TL. lık toplam vergi gelirinin 9,8 katrilyon TL.sı (%41) ağırlıklı olarak “ücret vergisi” niteliğinde olan dolaysız vergilerden, 14,2 katrilyon TL.sı (% 59’u) ise dolaylı vergilerden oluşmaktadır. Dolaylı vergilerin bu çapta yaygınlaşması, ulusal gelirden sadece %46 düzeyinde pay alan toplumun alt % 80’lik kesimi, yani “işçiler- emekliler- üreticiler- esnaf- sanatkarlar- aydınlar- işsizler- bakıma muhtaçlar” dan oluşan kesimi, yani toplumun belkemiğini ezmekte; toplumda eşitsizliklerin daha da tırmanmasına neden olmaktadır. Dolaylı ve dolaysız vergilerin 1993-2002 yılları arasında, toplam vergi geliri içindeki oranı aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.




Yıllar   Dolaysız   Dolaylı   Vergi Gelirleri/ GSMH
   Gelir   Servet   Toplam   Mal ve Hiz.   DışTic.   Toplam   
1993   47.6   1.0   48.6   34.0   17.5   51.4   13.2
1994   42.0   6.3   48.3   36.5   15.3   51.7   15.1
1995   39.9   0.8   40.7   41.3   18.0   59.3   13.8
1996   38.6   0.8   39.7   43.4   17.3   60.6   15.0
1997   40.0   0.7   41.9   41.9   17.4   59.3   16.1
1998   45.8   0.8   46.6   39.1   14.3   53.4   17.2
1999   44.2   1.2   45.4   41.3   13.4   54.6   18.9
2000   38.6   1.3   40.9   42.9   16.2   59.1   21.0
2001   38.6   1.0   39.6   45.4   14.9   60.3   20.7
2002*   32.9   1.2   34.1   49.4   16.5   65.9   20.6
       VERGİ GELİRLERİNİN DAĞILIMI
 











*Tahmini gerçekleşme oranı
 Vergi sisteminin gelir dağılımı üzerindeki etkisi, dolaylı-dolaysız vergi oranları yardımıyla incelenebilir. Vergiler içinde dolaylı vergilerin payının artması, gelir dağılımını ücretliler aleyhine değiştirmektedir. Ülkemizde dolaylı vergi oranları, tabloda görüldüğü gibi, 1993 yılından itibaren, bazı arızi dalgalanmalar olmakla birlikte, dolaysız vergi oranlarının üzerinde gerçekleşmiştir. Dolaylı vergi oranlarının vergi gelirleri içinde ağırlıkta olması, emek gelirinin kaybını arttırmaktadır. Ayrıca mal ve hizmetlerden alınan vergilerdeki artışlar da, emek geliri üzerindeki baskıyı arttırmaktadır. Katma değer vergisi ve fon uygulamaları, düşük gelirlilerin vergi payını arttıran önemli faktörlerdir.
Devletin vergi toplamak için kullandığı en önemli dolaylı vergi türü KDV’dir. Ancak KDV uygulamaları nedeni ile mal ve hizmetlerin fiyatı arttığı için, bunun sonucunda talep iyice daralır, ekonomi durgunluğa doğru sürüklenir. Bu durumda uygun olan politika, KDV oranlarının indirilerek fiyatlarda düşüşün sağlanması ve akabinde gelecek talep artışı ile derin bir durgunlukta olan ekonominin canlandırılmaya çalışılmasıdır. Ancak Türkiye’de, ekonominin durumu pek göz önüne alınmaksızın, gelir elde etmek amacıyla, KDV oranları yüksek tutulmuştur. Örnek vermek gerekirse, KDV dahil genel tüketim vergilerinden sağlanan gelirin vergi gelirleri toplamı içindeki payı Türkiye'de yüzde 31.4'tür (1997).
Aynı yıl AB'de en yüksek oran Yunanistan'da  olup yüzde 22.9’dur. Bu oranlar Türkiye'de vergi sisteminin gözden geçirilmesinin gerekli olduğunu ortaya koymaktadır.
Ekonominin canlanması için kimi zaman KDV indirimine gidilmektedir; yakın tarihte otomotiv sektöründe yapılan %6’lık KDV indirimi gibi. Fakat bu uygulama, gerçekçi ölçülerde yapılmadığı için, başarısızlıkla sonuçlanmıştır. KDV indiriminde arzu edilen şey tüketimin artışını sağlamak, bunun ek üretimi teşvik etmesi, üretim esnasında geliri harcama çarkının işlemesi olduğundan, uygulanacak politikanın da bunu gerçekleştirecek düzeyde olması gerekir. Ancak Türkiye’deki uygulamalar bunun çok uzağındadır.
Öte yandan, ülkemizde, dolaylı vergilerin birleştirilme çalışmaları başlamıştır. 18 Ocak 2002 tarihinde IMF’ye sunulan Niyet Mektubu çerçevesinde ÖTV ile ilgili düzenlemelerin yapılacağı öngörülmüştür. Maliye Bakanlığı bünyesinde  yürütülen bu çalışmalarda, ÖTV Yasa Tasarısı’nın getirilmesiyle birlikte, hemen tespit edilen 3 konu vardır. Bunlardan birincisine göre, bu tasarı, mevcut vergi yükünde hiçbir değişiklik meydana getirmiyor. Ayrıca bu tasarıyla ne bir vergi kaybımız söz konusu, ne de yeni bir vergi ihdası söz konusu. Herhangi bir ilave yük getirmemekte ve herhangi bir şekilde de vergi kaybına sebebiyet vermemektedir. Özel Tüketim Vergisi'nin (ÖTV) esas itibarıyla ''sadece belirli mal gruplarının vergilendirildiği, tek aşamalı, az sayıda yükümlüsü olan, yönetimi kolay yapıda'' bir vergidir. Türkiye’de, ÖTV'nin temel amaçlarından bir tanesi dolaylı vergilerde sadeleştirme, diğeri de AB'ye uyumdur. Hazırlanan bu tasarıyla, 16 dolaylı vergi, ÖTV adı altında yeniden düzenleniyor. Mevcut beş kademeli KDV’nin son iki kademesi ÖTV kapsamına alınıyor. 57 katrilyon liralık vergi tahminimizin yaklaşık yüzde 22’sine eşdeğer vergi hasılatını ilgilendiren bu vergi tasarısıyla, 14 katrilyon liralık vergi hacmi üzerinde düzenlemeler getiriliyor . Maliye Bakanı Sümer Oral, ÖTV'nin tek safhada uygulanacağını, imalat veya ithalat safhasında bir kez alınacağını vurgularken, ''kapsama giren mallar sınırlıdır, mükellefi az bir vergidir ve etkin bir vergi sistemidir'' diyerek konuya açıklık getirmiştir. Bakan Oral, bu düzenlemeyle, kesinlikle ilave bir vergi yükü getirilmediğini de ifade etmiştir . Bu konudaki düzenlemelerin etkinliği zamanla görülecektir.

Tüm dünyada uygulanan vergi sistemlerine göz attığımızda, gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkelerde uygulanan vergi sistemlerinde farklılıklar olmakla birlikte, temel olarak gelir üzerinden alınan vergilerin hakim olduğunu, aynı vergi sistemi içinde hem gelirin, hem de harcama ve servetin vergilendirildiği görülmektedir. Gelişmiş ülkelerde dolaysız vergiler hakim iken, gelişmekte olan ülkelerde dolaylı vergiler ağırlık kazanmaktadır. Vergi sistemlerinde önemli ölçüde artan oranlı vergi tarifesi uygulanmaktadır. Devletler bir çok nedenle vergi sistemlerine çok sayıda vergi istisna, muafiyet ve indirimleri dahil etmektedirler. Öte yandan tüm dünyada vergi kanunlarının yapısı birbirine benzer özellikler taşımaktadır. Vergi kanunları sık sık değiştirilmekte ve bu değişiklikler vergi kanunlarını karmaşık ve anlaşılmaz bir hale getirmektedir. Gerek kanunların gerekse vergi sisteminin karmaşık bir hal alması, hem vergi idaresinin hem de vergi mükelleflerinin bu konudaki maliyetlerini artırmaktadır. Bu durumda ilk yapılması gereken adil ve dengeli bir vergi kanununun yürürlüğe konmasıdır. Vergilendirmenin daha adil bir hal alabilmesi için, dolaylı vergiler yerine dolaysız vergilerin tercih edilmesi daha adilane görünmektedir. Çünkü adil bir vergi politikası ile vatandaşlar vergi kaçırma isteğini daha az duyacaklar, böylece devletin vergi gelirleri artacağından dolaylı vergi koyma yoluna daha az başvuracak, bu vergi türünün toplum üzerinde sebep olduğu olumsuz etkiler azalacaktır.












KAYNAKÇA

     DİLEYİCİ, Dilek& ÖZKIVRAK, Özlem, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Cilt 2, Sayı:2, 2000

ERGİNAY, Akif, Kamu Maliyesi, Sevinç Matbaası, Ankara, 1976, s.121
HAMZAÇELEBİ, M.Akif, Finansal Forum, 13.12.2000
TOSUNER, Mehmet, Vergi Usul Hukuku, Dokuz Eylül Yayınları, İzmir, 2000, s.3
YAŞAR, Ertuğ, Hedef Dergisi, Kasım 2001, sayı 95
http:// www.f-almanak.com/finhat/menu/sozluk/sozlukm.html
http://www.iktisat.uludag.edu.tr/dergi/11/05, ADANUR AKLAN, Nejla,
http://www.maliye.gov.tr
http://www.ntvmsnbc.com/news/
http://www.superonline.com/haber/
http://www14.brinkster.com/musavir2000/default.
Logged

OgrenciForum.Org
Sayfa: 1
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
Rengli Theme By Burak & Forum - Tagged
intaniye - barbie oyunları - kpss 2008 - iyinet webmaster forumu 2008 seo yarışması - evden eve nakliye - evden eve taşıma - Sesli Chat
izlesene bilgi - Forumlar - Blouse - Sohbet - sohbet - bayrak - ingilizce eğitim seti - ÖDEV - Ayyıldız - AVOYUN - Dönem ödevi - ödev
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Arşiv (Basit Görünüm)
Bu Sayfa 0.198 Saniyede 18 Sorgu ile Oluşturuldu