|
Abruzzi
|
 |
« : Mart 26, 2008, 14:07:39 ÖS » |
|
EĞİTİMDE TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ
Dünyadaki hızlı teknolojik gelişme ve bilgi ağı içinde bulunma gerekliliği daha da dara-lan dünya pazarında üründe, hizmette ve insan gücünde rekabeti artırmış ve bu rekabet kalite devrimini doğurmuştur. Öncelikle üretim daha sonra da hizmet sektöründe yaşanan kalite dev-rimi örgütlerin yönetim yapılarını değiştirme zorunluluğu getirmiştir. Rekabet yalnız mal üreten fabrikalar, firmalar arasında değil, hizmet üreten banka, okul, hastane, tapu müdürlüğü, nüfus müdürlüğü, belediye başkanlığı vb. her kurum için geçerlidir. Toplam Kalite Yönetimi aslında bir yönetim tekniğinden çok bir yönetim felsefesi ve hatta bunun ötesinde bir yaşam tarzıdır. Bu noktada Toplam Kalite Yönetimi diğer yönetim anlayışlarından ayrılır (Peker, I996, s:43). Toplam Kalite Yönetimi performansın yükseltilmesi, bireysel ve kurumsal vizyonların oluşturulması, oto kontrolün sağlanması, insanların bütün yeteneklerini sergileyebilecekleri ta-kım çalışmalarıyla sinerji oluşturulması, ödül sistemine işlerlik kazandırılması ve bütün eleman-lara karara katılma imkanlarının sağlanması vs. gibi uygulamalarla örgütlerin başarı grafiklerinde önemli değişiklikleri gündeme getirmektedir. Toplam Kalite Yönetiminin önemini artıran özellikler şunlardır: Yeni bir örgüt kültürü yaratmaktır.
Örgüt yapısını basitleştirerek yalın hale getirmektir.
Örgütteki tüm çalışanları sisteme dahil etmektir.
Eğitime büyük önem vermektir.
Çalışanların kişisel gelişmesini ve mesleki ilerlemesini sağlamaktır. Çalışanların fikirle-rine saygı duymaktır.
Düşünce yapısında tamamen değişiklik yapmaktır.
Yeni fikirler, yöntemler ve teknikler üretmektir.
Bilgiyi ve beceriyi işe tatbik etmektir.
Takım çalışması demektir.
Çalışanların yaptığı işe sahip çıkması demektir.
Örgütsel davranışların değişmesi demektir.
İşlerin ve sistemlerin standartlarını sürekli uygulamak, geliştirmektir.
İç ve dış müşterilerin mutluluğunu en üst seviyeye çıkarmaktır.
Toplam Kalite Yönetimini temel ilkeleri doğrultusunda açıklayacak olursak;
1- MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ
Eğitimde ürün kavramının belirlenmesinde tartışma ortaya çıkmaktadır. İnsanoğlunun belir-lenmiş bir standardı olmadığı için öğrencilerin yetiştirilmesinde de özel bir garanti standardı yoktur. İnsanlar tecrübelere, heyecanları ve düşünceleri oranlarında eğitimle şekillenirler. Kalite kararı bir fabrikanın çıktısının gözlemlenmesinden çok farklıdır.
Her bir öğrencinin yapısı birbirinden farklıdır. Düşünce yapısı ile yetenekleri ile tecrübeleri ile ortaya çıkan bu farklılık aynı zamanda Toplam Kalitenin ortaya çıkış felsefesini oluşturmak-tadır. Burada iki farklı kavramla karşılaşmaktayız: Bunlar ürün ve hizmet kavramlarıdır.
Hizmet kalitesini belirlemek fiziki bir ürünü belirlemekten çok zordur. Zayıf kalite ve kalite başarısızlığı sebepleri hizmet ve üründe farklılaşmaktadır. Zayıf ürün bazı zaman materyallerden veya parçalardan dolayı hatalı alabilir. Fakat hizmet direkt olarak çalışanların tutum ve davranış-larıyla yorumlanmaktadır. Hizmetteki başarısızlığın temel prensibi doğrudan eğitime yönelmek-tedir.
Hizmet direkt olarak insandan insana yapılır. Müşteri ile hizmeti veren arasında yakın bir ilişki vardır. Hizmet onu sağlayan ve onu alandan hiç bir zaman ayrılmaz. Her etkileşim farklı farklıdır. Etkileşimin kalitesi de müşteri tarafından belirlenir. Hizmet kalitesi de hem hizmeti veren hem de alan tarafından belirlenir.
Hizmeti i1k defada ve mükemmel olarak vermek amaç olmalıdır. İnsan hatası daha sonraları telafisi mümkün olmayan yaralar açabilir. Hizmet somut olmayan problemlerle yüz yüzedir. Müşterilerin hizmetten ne beklediklerini, nasıl bir hizmet beklediklerini ortaya çıkarmak ve bunları anlamak biraz zor görünmektedir. Araştırmalar yönetici ve personelin uygulamalarda, müşterilere çok yakın olmadıklarını göster-mektedir. Bunların müşterilerle iç içe olmaları, onların beklenti ve isteklerine cevap vererek, ortaya çıkacak hata ve problemleri ortadan kaldırmaları örgüt için aranan ve istenen davranışlar arasındadır. Hizmet verimliliğini ve çıktı başarısını ölçmek zordur
Eğitimde Müşteriyi Tanımak İçin Önce Şu Sorulara Cevap Aranmalıdır: Eğitimin Özel Amacı Nedir?
Eğitimde temel müşterim kimdir?
Onların gerçek ihtiyaçları nelerdir?
Ben bu ihtiyaçları nasıl karşılayabilirim?
Bu ihtiyaçları karşılamada kendi yeteneklerimi nasıl ölçebilirim?
Bu ihtiyaçları ölçebilmek için gerekli kapasiteye sahip miyim?
Sürekli olarak bu ihtiyaçları karşılayabilir miyim?
İhtiyaç değişmelerini sürekli nasıl izleyebilirim?
Eğer bu sorulara açık ve net cevaplar verilir ise eğitim hedeflerini belirleyecek ve fonk-siyonel hale gelecektir. Eskiden öğrenci yalnızca bilgi aktarılabilen kişi, bilbi toplayıcısı olarak görülürdü. Artık yeni yönetim anlayışında öğrenci pasif rolden aktif role geçmektedir. Artık Toplam Kalite Yönetimi felsefesi ile müşteri tatmini ön plana çıkınca, eğitim organizasyonların-da bulunan ve bulunmayan herkesin ihtiyaç ve görev boyutu yeni anlamlar kazanmıştır. Öğrenci-ler, öğretmenler ve diğer personelin istekleri nelerdir, onlara kim ve nasıl hizmet edecek, bunların her birinin detaylı olarak belirlenmesi Top-lam Kalite Yönetimi ile detaylanır hale gelmiştir
Eğitim sektörünün en önemli özelliği ve diğer sektörlerden ayıran yanı onun insanları şekillendirmesi ve belirlenen değerler ile donatmasıdır. Bursalıoğlu bunu "Okul dediğimiz ör-gütün en önemli ve açık özelliği, üzerinde çalıştığı hammaddenin toplumdan gelen ve top-luma giden insan oluşudur" cümlesi ile ifade ederken toplumun üzerine dikkatleri toplamakta-dır. İnsana hizmet, eğitim örgütlerinin temel felsefesidir.
İnsanları yarının dünyası için hazırlaması gerekliliği eğitim örgütlerinin omuzlarına ağır sorumluluklar yüklemektedir.
Değişen dünyada, eğitim örgütlerinin bu insanlara kaliteli bir eğitim vermeleri gerekir. Değişen toplumsal yapıya katkıda bulunabilecek üretken, yenilikçi ve sürekli gelişme felsefesini benimsemiş insanlara olan ihtiyaç tartışma götürmez bir gerçeği oluşturmaktadır.
Temelinde insan kavramının olduğu eğitim sistemleri de çağın getireceği değişimlerden etkilenecektir. Artık kalite kavramı sadece mamullere ve ürünlere ait bir özellik değil, hizmet sektöründen eğitime bir çok alanda aranmaya başlanan bir özellik olmaya başlamıştır. Çağdaş dünya düzeninde artık ülkeler nitelikli insan gücü kaynakları ile ayakta kalacaklardır. Nitelikli insan gücü yetiştirmenin ilk şartı ise, eğitimde kalite standartlarının yükseltilmesidir. Özellikle bugünün dünyasından yarının dünyasına geçişte köprüleri kuracak olan genç nesilleri yetiştirme-de gerekli olan eğitim sistemi içinde kalite büyük önem arz etmektedir. Bireylerin, özellikle gençlerin değişime ayak uydurmaları, problem çözme yollarını kullanabilmeleri, anında ve ye-rinde karar verme yetisi kazanmaları, geçerli çözüm yolları üretmeleri, reel düşünebilme yetisi kazanabilmeleri, çağdaş. eğitim anlayışının hedeflerindendir. Başarının ve kalitenin artırılmasın-da gerekli ola•n bir husus da kalite anlayışının yönetime bütünsel olarak uygulanmasıdır
Eğitimde müşteri denilince eğitim hizmetinden dolaylı ve dolaysız hizmet alan herkes bu kavram içine girmektedir. Eğitimde temel olan amaç, kendisinden hizmet bekleyen herkesin istekleri doğrultusunda hizmet götürmektir. Bunun için müşterilerin beklentilerinin neler olabi-leceğinin araştırılması gerekir. Bu çalışma müşteri doyumu için önemli bir adımdır. Hatta müşte-rinin bulunabilen, araştırılabilen görünen isteklerinin yanısıra olabilecek saklı isteklerinin da (cazip kalite) saptanabilmesi çalışmaları hedeflenmelidir. Bu da müşteri tatmininin organizas-yonda temel hareket noktası olarak alınması ve hizmetlerin müşterilere en iyi şekilde sunulması ile mümkün olabilecektir .
Eğitim sisteminde iç müşteri olarak öğrenci, öğretmen, yöneticiler ve destek personel alınmaktadır. Dış müşteri olarak alınan aile, iş çevresi ve okul dışı yönetimin, eğitimin iç müşte-rilerden kendi hedefleri doğrultusunda beklentileri bulunmaktadır. İş dünyası kendi organizas-yonlarında verimli ve aktif çalıştırabilecekleri, belli özelliklere sahip elemanların yetiştirilmele-rini eğitim örgütlerinden beklemektedir. Öğrenciler de mezun olur iken belli vasıflar ve yeter-likler ile mezun olmayı istemektedir. Çünkü bunların da kendilerine ait bir vizyonu bulunmakta-dır . Eğitimin temel müşterileri hiç kuşkusuz ki öğrencilerdir. Öğrencilere eğitim kurumları-nın kazandırdığı ve kazandıracağı katkılar çok önemli olup, okulların kendilerini mutlaka öğren-cilerin yapılarına ve onlardan elde edebilecekleri güçlere göre ayarlamaları gerekmektedir.
Öğrenciler eğitim örgütlerinin varlıklarının teme! gerekçeleri olarak onların devamlarını sağlayacaktır. Öğrencisiz eğitim örgütlerini düşünebilmek mümkün değildir. Eğitim örgütlerinin dayanağı olan öğrenci ihtiyaçları temel alınıp örgüt çalışanları bu doğrultuda sürekli yenilenme-lidir. Öğrencileri yetiştirecek olan öğretmenlerdir ve bir takım problemleri çözüp akıcılığı sağla-yacak olan da okul yönetimidir. Bunların ortak çalışma kültürü ve işbirliği içinde belli bir amaca yönelmeleri arzulanan gerçeklerdir .
Toplam Kalite Yönetimi merkeze müşteri beklentilerini alırken artık bu felsefeyi be-nimseyecek olan eğitimde müşteri olarak kabul edilen bütün elemanlarının ihtiyaçlarına göre yapılanmalı ve bunu geliştirmelidir.
Eğitim, öğrencilere bilgiyi aktarabilecek, yeteneği geliştirebilecek, profesyonel amaçla-ra yönlendirebilecek ve onları öğrenmeden hoşlanır hale getirebilecek şekilde güçlendirilmelidir. Eğer öğrenciye mutlu olacağı, öğrenme isteği ve arzusu uyandırabilecek bir ortam yaratılmaz ise, öğrencinin gerçek yeteneklerini ortaya çıkarabilmek zorlaşacaktır. Öğrencilere "yeteneklerini her zaman ortaya çıkarabilecekleri" ve "her öğrencinin öğrenebileceği" varsayımı temel alınarak ve değişen ihtiyaçları göz önünde bulundurularak sağlıklı eğitim ortamlarının hazırlanması gerekir.
Öğretmenler ve destek personel için kendilerini sürekli geliştirecekleri bir ortam hazır-lanmalı, okul içindeki iç müşterilerin ortamdan ve yaptıkları işlerden hoşnut olacakları bir eğitim öğretim ortamı geliştirilmelidir.
Sanayi dünyası ve diğer işverenler de eğitimden beklentilerini kendileri için en uygun elemanın yetiştirilmesi ile ortaya koymaktadırlar. Çünkü kendilerinin de sürekli gelişme zinciri-ne ayak uydurabilmeleri ve hayatta kalabilmeleri kendileri için en uygun, yetenekli, becerikli ve zeki elemanları kendi organizasyonlarında istihdam edebilmeleri ile mümkün olacaktır.
Toplumunda eğitimden beklentisi toplumun devamını sağlayabilecek aktif, politik üye-ler yetiştirmesidir. Aynı zamanda birçok aktivitelerde çalışacak, yeteneklerini ortaya koyacak gönüllülere de ihtiyacı vardır. En önemlisi de toplumlar çeşitli alanlarda çalışmalarıyla, disipli-niyle ve üretkenliği ile topluma rehber olabilecek liderleri yetiştirmesini eğitimden beklemekte-dir. İster iç müşteri ister- dış müşteri olsun ihtiyaçları ve bakış açıları değişmez değildir. Özellikle eğitim gibi toplumun bütün fertlerine hitap eden bir sektörde problem ve zıtlıkların olması kaçınılmazdır. Bu aynı zamanda organizasyonu sürekli dinamik tutup farklı çözüm yolla-rı, farklı metotlar ve farklı varoluşları tanımaya zemin hazırlayacaktır.
Ama şu konuya mutlaka dikkat etmek gerekir ki; eğer yeni bir sistem organizasyonlarda uygulanmak istenir ise mutlaka kendi iç yapısı tarafından oluşturulan vizyon, misyon ve strateji-ye uygun olarak değer ve inanç setininkurulması gerekir. İşte eğitimde de Toplam Kalite Yöne-timinin uygulanması isteniyorsa eğitim örgütleri vizyon, misyon ve stratejilerini net olarak belir-lemek ve işlem basamaklarını oluşturmak zorundadır (s:109-I I7). 2- TAM KATILIM
Toplam Kalite Yönetiminde, herkesin etkin katılımı önemlidir. Katılım sadece kalitede sürekli gelişim için değil, motivasyonu artırıcı ve eğitsel katkısı bakımından da önemlidir.
Kalite programlarının başarılı olabilmesi için, herkesin katılımının sağlanması esastır. En alt kademeden en tepedeki yöneticiye, hizmeti verenden, üretimi yapana kadar herkes hataları önlemeye çalışmalıdır.
Günümüzde çalışanlar, kendilerini ilgilendiren her türlü kararın görüşülmesine ve so-nuçlandırılmasına aktif olarak katılıp, düşüncelerini ifade etmek ve bu konularda fikirlerinin alınmasını talep etmektedir. Yönetilenlerin bu tutum değişikliğinin başlıca sebebi; kültür düzeyi ve bilgi seviyesi yükselen bireylerin "başkaları tarafından yönetilen bir araç" durumunda olmak istememeleridir.
Tam katılım için sorumluluk paylaşımının sağlanması şarttır: Tam katılım, kesinlikle yetkili kılınma ile karıştırılmamalıdır. Tam katılım, bir talebi ve gönüllülüğü ifade eder. Tam katılım, sorumluluğu ve katkıyı kapsar. Yönetimden ve yönetilenlerden "ben bu kuruma nasıl katkıda bulunabilirim, bu organizasyonu nasıl geliştirebilirim?" sorusunu sorması beklenir.
Toplam Kalite yönetiminde tam katılımın hedefi, üstün düşünüp, astın bu düşüncelere katkıda bulunarak uygulaması değildir. Kurumdaki her birey için hem "düşünmenin" hem de "uygulamanın" birleştirilmesidir.
Sosyal katılım, tam katılımı destekleyen bir motivasyon aracıdır. İş gören kuruma gir-diğinde ve ya işyerini değiştirdiğinde, önce sosyal gruplara katılma gereğini duyar, daha sonra pasif olarak katılır. Ancak belirli bir süre sonra grup çıkarlarını savunun, grup içinde ve grup için yaşayan aktif bir üye durumuna dönüşür.
Yöneticilerin birçoğu iş görenlerin ön planda ekonomik ihtiyaçlara yer verdiğini düşü-nerek, sosyal katılımını yararına pek inanmayabilir. Diğer taraftan iş görenlerin çeşitli gruplara katılma ihtiyacı sosyal olduğu kadar doğal bir olgudur. Bunun bilincine varan yönetici, sosyal ilişkilerin engellenmesi değil, geliştirilmesi yönünde uğraş verir. Çeşitli fırsatlardan ve araçlar-dan yararlanarak iş görenler arası ilişkilerin kurulmasına yardımcı olur.
Katılımın, kurum üyelerinin gruplar halinde organize olduklarında daha etkili olduğu da bir gerçektir. Çünkü katılımcı yönetimin temellerinden biri de grup halinde çalışan kişilerin çıktıları, kişilerin ayrı ayrı gösterdikleri çabaların çıktılarından çok daha fazla olduğudur.
Takım veya grup halinde çalışırken; problemleri belirleme, analiz etme ve çözümleme, yeni fikirler ve uygulamalar üretme süreçleri daha kolay, etkin ve verimli bir şekilde yürütül-mektedir. Katılımcı yaklaşıma, yönetimin desteği ve katılımı mutlaka
sağlanmalıdır. Yönetimin, grubun başarılarını tehdit unsuru veya kendi başarılarını ve yükselmesini engelleyici olarak görmemesi sağlanmalıdır. Bu durum yönetimin teşvikiyle sağ-lanabilir. Herhangi bir programın başarısı için çalışanın yönetime katılımı ve desteği en kritik unsurdur
Örgüt içinde çalışanların katılımını sağlayabilmek için; örgüt içinde tüm personele sürekli eğitim verilmelidir, Ayrıca, yöneticilerin liderlik özelliklerine de sahip olması ve sahip olunan bu özelliklerin geliştirilmesi, örgüt içinde küçük ekiplerin oluşturularak bu ekiplerin etkin çalış-masına olanak tanınması, bunun sonucunda sorumluluk paylaşımının sağlanması, personelin yaptıkları çalışmalarını yönetim tarafından desteklenmesi, personelin örgüt içinde teşvik ve ödüllendirilmelerinin sağlanması, örgüt vizyonunun herkes tarafından paylaşılan ortak bir vizyon olmasının sağlanması, iç müşterinin önemini kavrayarak örgüt içindeki birimler ve bireyler arası iletişimin sağlanması ve geliştirilmesi, örgüt içinde işbirliği anlayışının oluşturulması gerekmek-tedir.
3- ÖRGÜT KÜLTÜRÜ
Çağdaş bir yönetim tarzı olan Toplam Kalite yönetimi demokratik yönetim tarzı gerektirir. Demokratik yöneticilerde astlarını dinleyen, onların fikir ve isteklerine değer veren, onlara hedef gösterip hedefe nasıl ulaşacağını kendilerine bırakan liderlerdir. Ayrıca hızla değişen ve gelişen çevre şartları da bir kişinin yetenekleri ve kapasitesiyle sınırlı kalamayacak kadar karmaşık, ge-niş ve hızlıdır. Bu yüzden iyi bir yönetici astlarının bilgi, görgü ve enerjisinden yararlanarak bu bireysel görgü, bilgi ve enerjiyi işletmenin amaçları ve hedefleri doğrultusunda yönlendirebile-cek bir insan olmalıdır.
Toplam Kalite Yönetimi felsefesine bağlı olarak örgüt yapıları değişmiştir. Esnek, yalın ve sınırsız örgütler oluşmaktadır. İşlevsel yönetimin yerine işlemsel yönetim önem kazanmıştır. Bu yeni yönetimde iletişim işlevi de klasik yönetimdeki öneminden daha önemli bir hale gelmiştir. Bu yüzden içinde bulunduğumuz çağa iletişim çağı da denilmektedir. İç ve dış iletişimi sağla-yamayan bir işletme yaşayamayacaktır. Buna bağlı olarak iletişim araçları ve şekli de çok ge-lişmiştir. Hem teknolojik olarak hem de yöntem olarak gelişen bu araçların kullanımı işletmelere yeni bir bakış açısı vermiştir. İşletmeler uluslar arası olmak,dünya çapında olmak gibi nedenlerin yanı sıra sadece bu yüzden bile yeni bir felsefe ve yeni bir kültür yaratma gereğini duymuşlardır. Toplam Kalite Yönetiminin yarattığı bu kültüre kalite kültürü denilmektedir. Bu kültür insanla-rın yaşam biçimi haline gelerek gelişmeyi sağlamaktadır.
Kalite olgusunun dönemde küçük, sürekli ve düzenli iyileştirmelerle gerçekleştirilebilmeli ve örgütün tüm kademesine yayılmalıdır. Toplam Kalite uzun vadeli bir felsefe olup bir anlamda kültür değişimi gerektirdiğinden bazı kişileri doğal olarak rahatsız etmektedir. Bu nedenle üst yönetimin inancı ve desteği zorunlu olmaktadır. Çalışanların risk ve sorumluluk alması için ce-saretlendirildiği, kararlı, konuşan ve dinleyen, iletişimi yaşatan örgütün en büyük değerinin insan olduğuna inanan liderlere ve yöneticilere ihtiyaç vardır. Örgütsel kültür örgüt üyelerine değişik bir kimlik sağlar. Örgütlerdeki kültürel değişim bugünden yarına hızla olabilecek bir süreç değildir. Öncelikle değişime açık olmak, işe; rolleri, sorumlulukları ve ilişkileri saptayarak başlamak gerekmektedir. Bir örgütte kültürü, çoğunlukla yerleşimi ve kalıplaşmış olması nedeniyle değiştirmek oldukça güçtür. O nedenle örgütlerde değişime dirençle karşılaşmak mümkündür. Liderlerin yerleşmiş olan kültürü dikkate almadan değişimi sağlaması olanaksızdır. Bu nedenle liderlerin kültürel değişimleri yaparken sabırlı ve dikkatli olmaları gerekmektedir.
Ayrıca liderler kültürel değişimin özetle düşünce sistemine, davranış şekillerine, yetki ve sorumluluklara, ilişkilerine, hiyerarşinin azalmasına, verilen sözlerin mutlaka, tutulmasına, çalı-şanların gücünü yaptıkları işten almalarına, işin bütününün düşünülmesine ve aynı zamanda saygı, güven ve şeffaflık ilkelerine dayalı bir süreç olduğunu unutmamaları gerekir.
Kültürel değişim karşısında oluşan dirençlerin ortadan kaldırılabilmesi için, çalışanlara bilgi verilmesi, çalışanların kararlara katılımının sağlanması önemlidir .
Örgüte Toplam Kalite felsefesini aktarmak çok çabuk olabilecek bir olgu değildir. Her şey-den önce örgütün çok iyi tanınması gerekmektedir. Yapılacak tüm değişimlerin bir plan içinde uygulanması gereklidir. Ayrıca dünyada uygulanan Toplam Kalite modellerinin aynısını her ör-güte aktarmak doğru değildir. Çünkü her ülkenin ve toplumun değişik kültürleri, farklı insanı davranışları vardır. Bu farklılıklar sistemlerin aktarılmasında problem yaratabileceği gibi örgütte çalışanların direncine de maruz kalabilir. Dolayısıyla örgüte uygun bir Toplam Kalite modeli geliştirmek için örgütün kültürüne göre hareket etmeli ve sistemleri bu doğrultuda geliştirmek gereklidir .
Bütün örgütlerde olduğu gibi eğitim örgütlerinde de bütün elemanların kendi örgütleri hak-kındaki düşünceleri önemlidir. Çünkü bu düşünceler davranışlarına yansıyacağı .için eğitim örgütünde sunulan hizmetin kalitesinde önemli belirleyici olmaktadır. Órgütlerde verilen hizme-tin müşterilerin beklenti düzeylerine uygunluğu önemlidir. İşte bu uygunluk örgüt kültürünü ve onun kalitesini belirleyecek temel faktörlerdendir.
Eğitim örgütlerinde hataları gidermek herkesin görevi ve sorumluluğunda olup, en aza indi-rilmesi de örgütün kalitesinin önemli göstergesidir. Kaliteye olan inanç, ortak tutku olmalıdır. Kaliteyi artırma bireysel çabalardan ziyade ekip çalışması içinde koordineli olarak sürdürülen bir çabayı gerektirmektedir.
Artık eğitim örgütlerinde kalite kültürü zamanla oluşan bir yaşam tarzı olarak tanımlanmalı-dır. Örgütteki insanların sunduğu davranışlar zamanla örgütte bir kalite kültürünün doğmasına neden olacaktır. Ortaya çıkan bu kalite kültürü de "biz" ruhu ile gelişecektir. İşte bu biz ruhunun temelinde de örgüt kültürünü yaşatacak ve sürdürecek olan örgüt vizyonu vardır. Bu vizyonla şekillenecek örgüt kültürü aşağıdaki özelliklere sahip olmalıdır.
Uzun dönemli stratejik düşünme,
Güven ve paylaşım,
Takım temelli süreç ve paylaşım,
Değişmenin bir parçası olma,
Açık iletişim ve katılım,
Değişmenin zorunluluğuna olan inanç,
İnsanların yeteneklerini geliştirmeleri için sürekli öğrenmeye duydukları inanç,
Gücün inşası olarak birlikler,
Açık ve olumlu beklentiler,
Mücadeleci performans için ortak amaçlar,
Müşteri odaklılık,
İnsanların farklılıkları yaratmasıdır.
Eğitim kurumları verdikleri hizmet kalitesini geliştirmek zorundadırlar. Hizmet kalitesini geliştirmede karşılıklı etkileşim üzerine kurulmalıdır. Hizmet boşluğu tatminsiz insanlar ortaya çıkarmaktadır. Hizmet kalitesinin stratejisi ile eğitim kurumlarının öğrenci, öğretmen, aile;'çevre ve iş dünyasının ihtiyaçlarına cevap veren, etkili ve daha az bürokratik olması gerekmektedir.
Eğitim kurumlarının artık;
Vizyonlarını, misyonlarını netleştirme,
Öğrenmeden gurur duyma,
Açık bir çevre ve iklim oluşturma,
Farklılıkları geliştirme çabalarını olması gerekmektedir,
Kaliteli hizmet için de;
Öğrenci ve öğretmenlerin ihtiyaçlarının net olarak sürekli gelişme çerçevesinde değer-lendirilmesi,
Tepe yönetiminin katılımının sağlanması,
Kendi kendinin sürekli geliştirilmesi,
Süreç ve sistemin sürekli geliştirilmesi,
Okulun içinin ve dış çevresinin geliştirilmesi için öğrenci, öğretmen ve yardımcı perso-nelin motive edilmesi, heyecanlandırılması,
Elde edilen verilerin değerlendirilmesi,
Takım çalışmasının uygulanması ve öğretilmesi,
Gözlem yapılması ve bu gözlemlerin ortak değerlendirilmesi,
Değişme için bireysel arzunun cesaretlendirilmesidir.
Okul içinde eleştirmeyen, kınamayan ve şikayet etmeyen, dürüst ve içten bir esirgeme-yen, karşıdakini sürekli olarak geliştirmeye yönelen bir iletişim ortamı oluşturulmalıdır.
Okulda öğrencilerle
İçtenlikle ilgilenilmeli,
Onlara sürekli gülümsenmeli,
Dinlemesini bilmeli,
Önemli olduğu hissettirilmeli,
Öğrencilerin düşünce ve isteklerine önem verilmeli,
Hataları içtenlikle kabul edilmelidir.
4-ÖNCE İNSAN ANLAYIŞI VE İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ
İnsan kaynaklarının yönetimi organizasyonunu amaçlarına (karlılık, verimlilik, kalite vs.) ulaşabilmesi için tüm çalışanların en etkin ve verimli bir şekilde kullanılmasıdır. İnsan kaynaklarının ,yönetimi organizasyonda "insan" kaynaklarının en etkili şekilde kullanılmasını amaçlar. Daha başka bir ifadeyle insan kaynaklarının yönetimi; insan kaynaklarının planlan-ması, geliştirilmesi, eğitimi, motivasyonu, performans değerlendirilmesinin yapılması, yöne-time katılması vs. konuları içeren bir alandır.
Toplam Kalite ile insan kaynakları yönetimini iki ayrı yönetim tarzı olarak görmemiz imkansız hale gelmektedir. Çünkü üretilen her mal veya hizmetin içinde örgütte çalışanların katkısı bulunmaktadır. İnsan kaynakları yönetiminin Toplam Kaliteyi tamamlayıcı bir unsur olduğu düşünülmektedir .
5- SÜREKLİ GELİŞME (KAIZEN)
Japonların KAIZEN olarak adlandırdıkları sürekli gelişme ile kuruluşlarda yer alanların seyirci değil oyuncu, sıradan değil farklı, kabullenmeyi değil değiştirmeyi isteyen bireyler olması teşvik edilmelidir. Sürekli iyileştirmenin önemli süreçlerinden biri de P-U-K-O (Planla-Uygula-Kontrol et-Önlem al) çevrimi olarak ifade edilmektedir. Diğer bir deyişle P-U-K-O çevrimi bir yönetici ile astının organizasyonun üst yönetiminin tespit ettiği hedef ve önceliklerin açık tanım-larına göre, birlikte, kişisel sorumluluk alanlarını ve beklenen sonuçları, bu sonuçların nasıl ölçülüp değerlendirildiğini belirtmek ve böylece her elemanın faaliyetlerinin kuruluşa katkısının tespit edilmesine imkan veren bir yönetim sürecidir (Gerçel.1999, s:340- 341
Örgütler ürün ve hizmet kalitesini iyileştirmek için gerekli çalışmaları, sürekli gelişme yaklaşımı içinde yapmalıdırlar. Dolayısıyla sürekli gelişme Toplam Kalitenin en temel faaliyetidir.
Kaizen'in bir özelliği de kalitenin ürün ve hizmetle sınırlı olmayıp sistemin bütününün kali-tesi, dolayısıyla tüm çalışanların kalitesi ile ilgili olduğudur. Eğer sistem ve çalışanlar kaliteli ise diğer tüm faaliyetlerin de kaliteli olacağı düşünülmektedir. Sürekli gelişmenin yararları ise şun-lardır:
Örgütün tüm faaliyetlerinde bir canlılık meydana gelmesi,
Örgütün aynı amaç ve hedef doğrultusunda çalışması,
Birimlerin işlerini daha etkin ve verimli biçimde yürütmesi,
Çalışanların bilgi ve beceri düzeyinin yükselmesi,
Güdülenmenin artması,
Etkileşim içindeki birimlerin ortak sorunları en kestirme ve kalıcı biçimde çözümlemele-ri
Sürekli gelişmeyi örgütün iyileştirme çabaları olarak ele aldığımızda başlangıç noktası, iyi-leştirmeye olan ihtiyacın fark edilmesidir. İhtiyaç bir problemin fark edilmesi ile ortaya çıkar. Fark edilen bir problem yoksa iyileştirmeye de ihtiyaç yoktur. Mevcut durum ile yetinmek Kaizen in en büyük düşmanıdır. Dolayısıyla Kaizen problemlerin bilincinde olmayı öngörür ve problemleri tanımlayabilmek için ipuçları sağlar. Bir kez belirlendikten sonra problemler çö-zümlenmelidir. Yani kısaca Kaizen aynı zamanda bir problem çözme yöntemidir ve standartlaş-mayı öngörür. Her işyerinde çalışanlar yönetimin açıkça belirlediği standart(ara göre çalışmaya başlarlar. Bu standartları belirlemek aşamasında eğitim ve disiplin önemli bir yer tutar
Toplam Kalite Yönetiminde kaliteyi oluşturan unsurların ve kaliteye etki eden tüm birey ve grupların sürekli ve aktif olarak kalitenin İyileştirilmesi çabasına katılımları amaçlanır.
İşi ilk defa da ve her defa da doğru ve tam yapma,
Sıfır hata,
Mutlak müşteri memnuniyeti,
Hatayı olmadan önleme gibi hedefler ancak tüm çalışanların sistemi global olarak kavrama-ları, analitik düşünebilmeleri ve her şeyden önce bunu bir yaşam felsefesi haline getirebilmeleri ile mümkündür.
Eğer "Kaliteyi" ferdi ve kurumsal bir yaşam tarzı olarak görmek yani kendi hayatımızın her parçasında ve kuruluşlarımızın bütününde israfı önleyerek verimliliği azami düzeye çıkarmak ve ülke olarak top yekun bir seferberlik başlatmayı düşünüyorsak İşe eğitimden başlamalıyız. Yalnız bugünü değil yarını da mükemmelleştirmek için her alandaki eğitimin kalitesini artır-mak gerekir .
TOPLAM KALİTE YÖNELTİMİNİN UYGULAMASININ EĞİTİME GETİRECEĞİ YARARLAR
Eğitimde Toplam Kalite Yönetimi İlkeleri
Toplumun beklentilerine uygun hedeflerin belirlenmesi,
Belirlenen hedefe ilk seferde ulaşılması,
Hedeflere ulaşma düzeyinin ölçülmesi,
Gelişmeleri takip etmenin ilke edinilmesi,
Nitelikli eğitime önem verilmesi,
Etkin bir iletişim ağı kurulması,
Yönetimde takım çalışmasına önem verilmesi,
Yönetimde motivasyonun sağlanması
Demokratik bir yönetim sistemi kurulması.
Bu ilkelerin uygulandığı eğitim sistemlerinde toplumun ve bireyin beklentileri nelerdir?
Sosyal statü kazanmak, aldığı eğitime paralel olarak diploma elde etmek, bürokrasideki en-gelleri kaldırmak, sosyal tabakasını değiştirmek (dikey hareketlilik) aldığı eğitime paralel olarak gelir elde etmek gibi beklentileri ;çeşitlendirmek mümkündür. Bu beklentilerin gerçekleşmesi için rasyonel hedeflerin tespiti ve bu hedeflere ulaştıracak sürekli ihtiyaçların göz önünde tutul-duğu uygulamaların yapılması gerekmektedir.
Eğitim örgütlerinin bilginin üretildiği, genelleştirildiği, korunduğu ve aktarıldığı örgütler olarak devamlı yeni çalışma yollarını arayıp, yeni sistemleri uygulamaya geçirmeleri gerekmek-tedir. Renksiz, tekdüze, klasik eğitim artık yetmiyor, çağdaş, akıcı, bilimsel metotlar gereklidir. Unutmamalıdır ki; Toplam Kalite Yönetimi, temelinde insana dayanan, insana değer veren bir yönetim felsefesidir.
Toplam Kalite Yönetiminin Okulda Uygulanmasının Öğrenci Açısından Değerlendirilmesi
Eskiden olduğu gibi eğitim sisteminin yenileştirilmesi ve geliştirilmesi toplumsal değişmeler-le sıkı bir ilişki içinde olmuştur. Ekonomik değişmeler kadar davranış biçimlerindeki, değerler-deki ve yaşama ait düşüncelerindeki değişmeler de rol oynamıştır. Eğitimin artık küreselleşen dünya paralelinde geniş olarak,yorumlanması ve ciddi bir biçimde öğrenci ve toplum ihtiyaçları-na yönelmesi gerekirken bunda yetersiz kaldığı, bireysel ve toplumsal ihtiyaçlara büyük ölçüde cevap veremediği ve hazırlıksız olduğu görülmektedir. Eğitim kurumlarının öğrenciye, öğretme-ne ve topluma öğretim ve araştırma ortamını sunmasının yanı sıra öğrenci ve öğretmende "ideal etki" oluşturarak örnek alacağı bir ilişki kalitesini de sunması gerekmektedir. Şimdiye kadar ihmal edilen bir alan olması birçok probleme zemin hazırlamıştır. Fakat Toplam Kalite Yönetimi çalışmaları ile bu alanlardaki boşlukların en ideal biçimde doldurulması amaçlanmak-tadır. Eğitimde akademik kalite ve yönetim kalitesinin yanında bir de liderlik ve ilişki kalitesi boyutunun eklendiği görülmektedir. Çünkü eğitimin temel özelliği insanlar arasındaki etkileşi-min kalitesidir.
Eğitim kurumlarında iki hassas unsurdan bahsedilmektedir. Bunlar: öğretmen ve öğrencidir. Bunların sahip oldukları ilkeler ve değerler eğitim kalitesini belirlerken, olması gereken yerde olmamaları da israf göstergesi olarak alınabilir.
Önce "öğrenmenin öğrenilmesi" meselenin bir yaşam felsefesi olarak algılanması ve öğren-cilerin sisteme aktif katılımları bu konuda en önemli faktörleri oluşturmaktadır. Dünyadaki deği-şim gitgide hızlanmakta ve her şey giderek daha karmaşık, çok boyutlu ve çok bağıntılı hale gelmektedir. Bu arada bilgi, İnternet yoluyla kolay ve hızlı ulaşılabilir bir özellik kazanmışsa da doğru bilgiyi elde etmek ve sonra bunu yorumlayarak doğru kullanmak gitgide zorlaşmaktadır. Bütün bu şartlar geçmişin eğitim metotlarını geçersiz kılmakta ve yeni yaklaşımların geliştiril-mesini zorunlu hale getirmektedir.
Ezbere dayalı klasik eğitim arılayışı yerine, düşünme/sorgulama eksenli eğitime geçilmelidir. Öğrenciye işin en başında öğrenmenin amacı, hedefi ve yararı anlatılmalı, bilgiler sebep-sonuç ilişkileri ile birlikte aktarılmalıdır. Zira bilgi onu üreten ve uygulayan düşünme faaliyetinden bağımsız değildir. Eldeki bilgi eğer düşünme yoluyla analiz edilip değerlendirilmemişse ölü ve kullanışsızdır. Bu yaklaşım öğrenciye; erişilen ham bilgiyi yorumlayıp özümseme' imkanı ver-mektedir. Buna göre bilgiler hafızaya alınırken birbirinden kopuk parçalar halinde değil, parçala-rın arasındaki ilişkiler ve bağlantıların açıklandığı bir bütün olarak sunulmalıdır. Bilgileri birbi-riyle bağlantılı modüller halinde düzenleyerek öğrenen bir kimse, önüne çıkan problemleri hızlı ve doğru tanımlayarak alternatif çözümlere ulaşabilir. Düşüncenin esas alındığı sorgulayıcı eğitim sisteminde öğrenci sadece temel kavramları ve ilişkili parametreleri kavrayıp ezberler ve bu modüller arasındaki ilişkiyi bağlayabildiği taktirde bu ilişki fonksiyonlarını kullanarak daha üst düzeydeki bilgiyi kendisi oluşturabilir.
Artık öğrenci düz bilgileri hafızasına yerleştiren bir bilgisayar değil bilgiler arasındaki ilişki-leri ve bağlantıları kurmaya çalışan “akıllı bir sistem” dir. Mekanik ilişkiden organik ilişkiye geçişi sağlayan bu model öğrencinin psikolojik, fizyolojik ve sosyolojik boyutunu da göze almak zorundadır.
Sonuç olarak dünyayı ve hayatı doğru anlamak, hızlı erişilebilen bilgiyle hızlı öğrenme, problem çözme ve iletişim kurma becerilerini artırmak için bazı "ideal" prensipler ortaya ko-nabilir:
Öğrencilerin düşünme yetenekleri geliştirilmelidir.
Ürün, hizmet ve davranış kalitesinin yükselmesi için düşünme kalitesi yükseltilmelidir.
Soru sorma teşvik edilmelidir. Çünkü soru-cevap tarzı hem öğreteni hem de öğreneni dü-şünmeye ve alternatif getirmeye sevk eder.
"Ne" sorusuyla birlikte "niçin" ve "nasıl" sorularının da yanıtlarını vermelidir.
Anlatılar öğrenciye mutlaka anlamlı ve önemli gelmelidir.
Sunulan bilgi ve örnekler gelecekte birey ve toplumun yaşam kalitesini artırmaya yönelik olmalıdır. Öğrenci anlatılanların hedefini tayın edebilmelidir.
Öğrenmede hem yöntem hem de sonucun önemi vurgulanmalıdır.
Problem çözme için günlük hayattan seçilmiş senaryolar kullanılmalı ve bilgilerin yaşam-la ilişkileri gösterilmelidir.
Toplam kaliteye yönelik aktif katılım sağlanmalı, ortak akıl ve ortak değer üretebilmek için bilgi ve düşüncelerin paylaşılması benimsetilmeli, bunun için grup çalışması uygu-lanmalıdır.
Tümel bakış açısının ayrıntıda boğulmaksızın yakalanabilmesi için parça- bütün bağlantı-sı ve sebep-sonuç ilişkisi kurulmalıdır .
Bu bilgiler ışığında nasıl bir öğrenci istiyoruz?
Her öğrenci kendi içinde bir bütün oluştururken bu oluşturulan yapının da işlerliği diğer-lerinden farklıdır. Öğrenciler arasında;
Öğrenme gücü bakımından farklar vardır. Öğrencilerin öğrenme kapasiteleri birbirinden farklıdır.
Biyolojik şartlar bakımından farklar vardır.
Psikolojik şartlar bakımından farklar vardır.
Hazır bulunuşluk bakımından farklar vardır.
İşte bu farklılıklar her öğrenciye ait yapıyı oluşturur. Eğitimde önemli olan her öğrencideki bu farklılığı ve özelliği ortaya çıkarabilmektir. Çünkü her öğrencinin kendine ait farklılıkları yaratıcılığın temelini oluştururken, bu da ülke kalkınmasında önemli rol oynayan "sıradan olmayan insan gücü" potansiyeline rahatlıkla ulaşabilmeye zemin hazırlayacaktır.
Artık tek tip insan yetiştirme arzusu büyük boyutlarda insan israfına yol açmaktadır. R. H. Reeves'in "Hayvan Okulu" adlı kitabından yapılan aşağıdaki alıntı farklılıkların tek tip özel-likler yaratma arzusu karşısında nasıl bastırıldığını ve sahip olunan yeteneklerin nasıl köreltildi-ğini esprili bir biçimde anlatmaktadır.
"Hayvanlar vaktiyle yeni dünyanın problemlerini çözmek için kahramanca bir şeyler yapmak gerektiğine karar verirler. Bu nedenle bir okul açarlar. Koşma tırmanma, uçma ve yüzmeden oluşan bir faaliyet programını hazırladılar Uygulamayı ı kolaylaştırmak için ise bütün hayvanlara programdaki bütün dersleri verdiler.
Ördek yüzmede çok ustaydı. Hatta öğretmeninden de usta. Uçma dersinde çok iyi notlar aldı. Ama koşma konusunda çok beceriksizdi. Koşmadan düşük not aldığı için derslerden sonra okulda kalması gerekti. Ayrıca koşma alıştırmaları yapmak için yüzmeyi bir tarafa bıraktı. Buna perdeli ayakları iyice yıpranıncaya kadar yaptı. Yüzmede de orta bir not aldı. Ama okulda orta notlar da kabul görüyordu. Bu nedenle duruma ördekten başka üzülen olmadı.
Tavşan, önceleri koşmada sınıfın birincisiydi. Ama yüzme konusunda durumunu telafi etmesi için çok çalışması gerektiğinden bunalım geçirdi. Sincap tırmanmada çok mükemmeldi. Ama sonra uçma dersinde düş kırıklığına uğradı. Çünkü öğretmeni onu ağaç tepesinden değil de yerden yukarı uçmak için zorluyordu.ayrıca sin-cap kendisini fazla zorladığı için kaslarına kramp girmeye başladı . Ve tırmanmada “c” koşma-da ise “ d” notunu aldı.
Kartal sorunlu bir öğrenciydi ve onu sert bir biçimde disipline sokmaları gerekli idi. Tırmanma dersinde diğer öğrencilerin hepsinden önce ağacın tepesine erişiyordu. Ama oraya çıkmak için kendi yöntemlerinden faydalanmakta ısrar ediyordu. Yılın sonunda olağanüstü bir biçimde yüzen ayrıca koşabilen,tırmanan, biraz da uçabi-len anormal bir yılan balığının not ortalaması diğer öğrencilerinkini geçti ve mezuniyet günü sınıf birincisi olarak veda konuşmasını o yaptı.
Çayır köpekleri, okul yönetimi programlara yer kazma ve tünel açmayı koymadığı için, okula gitmedikleri gibi alınan vergiyi de ödemediler. Çocuklarını porsuğun yanına çırak olarak verdiler. Daha sonra da yer sincapları ve dağ fareleri birleşerek başarılı bir okul açtılar.”
Eğitimin amacı tek tip bir kişilik oluşturmak, benliği bastırarak bireye yapay kişi-likler aşılama olmayıp, kendi özgün kişiliğini fark edip, gelişmesinde yeteneklerinin ve zaafları-nın farkına varıp, onları yaşamına yön verecek şekilde değerlendirmesinde, düşünme yeteneğini geliştirmesinde yardımcı olmaktır. Öğrencinin yeni bilgi ve beceriler edinmek için çaba gös-termesi ve edinilen bilgileri yaşamına yansıtmasıyla birlikte bir değişim söz konusu olacaktır. Kendini sürekli olarak geliştiren öğrenci artık olaylara farklı paradigma ile bakabilmeyi öğrene-cektir. Her farklı fikri bir öğrenme deneyimi olarak kabul edecek ve değerlendirecektir. Artık o "hayat boyu öğrenci" olacaktır. Yani bilgi birikiminin giderek çoğalması karşısında eğitim ve öğrenme, öğretim süreleri ile sınırlı olmaktan çıkıp tüm yaşama yayılacaktır. Hayat.boyu öğren-me felsefesiyle öğrenci artık aktif bir öğrenen olarak toplumdaki yerini alacaktır. Bireyin aktif öğrenmeyi başarabilmesi de sahip olduğu düşünme sistemiyle yakından alakalıdır.
Öğrencilerin hepsinin öğrenebileceği düşüncesi ile hareket etmelidir. Her öğrencinin kendine ait bir .öğrenme kapasitesi ve sahip olduğu zekası vardır. Öğrenciler aynı bilgilerle test edilme yerine bu sahip oldukları yetenekler çerçevesinde değerlendirilmelidirler.
Bu değerlendirmeyi yapabilmek için sahip olduğumuz öğrenci kitlesinin özelliklerinin bilinmesi gerekmektedir. Bunun içindir ki;
Bizim öğrencilerimiz kimler ve onlar niçin buraya geliyorlar?
Mezun ettiğimiz. öğrencilerimiz hangi özelliklere sahip olmalıdır?
Öğrenciler neden ve nasıl değişirler?
Öğrenciler kendi öğrenmeleri konusunda neler düşünüyorlar?
Eğitim programlarının organize edilmesinde daha iyi bir yol var mıdır?
Sürekli gelişme için ihtiyacımız olan düzeltme faaliyetleri nelerdir?
Sorularına eğitimde sürekli gelişmenin sağlanması ve öğrenci israfına yol açmamak için cevap aranmalıdır.
Toplam Kalite Yönetiminin Okulda Uygulanmasının Öğretmen Açısından Değerlendirilmesi
Yaratıcılığın aktif ajanı öğretmenlerdir. Öğretmenlerin öğrencilere sunacakları ortamlar öğ-renci kapasitesinin tam olarak kullanılabilmesi için ilk çalışmaları başlatacaktır. Kaliteli sınıfla-rın oluşturulması ve burada yetişen öğrencilerin geleceği kucaklayabilmesi için;
Sınıf yönetimi ve öğretmen-öğrenci ilişkilerinin kalitesi,
Öğretmenin önceden yaptığı hazırlık ve planlarının kalitesi ,
Öğrenciler için yapılan çalışmanın ve öğretim-öğrenimin kalitesi,
Soru teknikleri ve sınıfta kullanılan dilin kalitesi gittikçe önem kazanmaktadır. Çünkü birçok yetenek duyarlı periyotlar veya fırsat pencereleri ile daha kolay kullanılabi-lir hale gelecektir.
Toplam Kalite Yönetiminin oluşmasıyla sınıf ortamında da belirli oranda değişimler yaşana-caktır. Toplam Kalite Yönetiminin uygulanmasıyla öğrenci öğretmen arasındaki resmi ilişki ye-rine, öğrenci ile diyalog kurabilen; öğrenci üzerine odaklaşan, ona rehberlik eden, eleştiren değil yol gösteren, öğrenci ile koordineli, bilgi vermekten çok bilgiyi paylaşan, bilgiyi sınıf içinde değil, dış ortamlarda da arayan bilim ve teknolojideki değişimleri takip eden; öğrencileri araş-tırmaya iten, öğrencinin her türlü ihtiyacını bilen, başarısız,lığı yargılayan değil; nedenini araştı-rıcı bir öğretmen profili çizilir .
İşte her bir öğrenci özelliğini dikkate alarak "farklılıklardan bütüne" yönelmesi gereken 21. yy. insanını yetiştirebileceklerdir. Sahip olunan her bir değerin hiçbirisinin israf edilmeden ye-tiştirilmesi ve dünyaya güvenle bakabilecek seviyeye getirilmesi gerekir. Bunun için de; Yeni eğitim paradigmasını bütün yönleriyle bilen ,
Yeni bilgilere ulaşabilen,
Yaratıcılığını kullanabilen,
Liderlik özelliklerine sahip olan,
Öğrenciyi zirveye çıkarılması gereken bir insan olarak görebilen,
Düşünebilen,
Değişimle beraber ortaya çıkan sürekli gelişmelere cevap verebilecek öğretmenler yetişti-rilmelidir.
Akıl ile kalplerini bütünleştirerek kullanacak öğretmenler, eğitimdeki problemlerin çözüm-lerinin aktif üreticileri konumunda olacaklardır.
Toplam Kalite Yönetiminin Okulda Uygulanmasının Yönetim Açısından Değerlendirilmesi
Her okulun kendi kalite kurulu, kalite geliştirme ekipleri olacağından sorunlarını kendi çözme sürecine gideceği,
Okullar bazında çözülemeyen sorunun azalacağı
Okulların iyileştirilmesi ve eğitim ite ilgili daha çok araştırma yapılabileceği ,
Bu araştırma sonuçlarına göre kısa zamanda uygulamaya geçilebileceği
Sorunlara çözüm için öneriler getirme aşamasına gelmiş ekiplerin bu araştırma ve koor-dinasyona katkıda bulunacakları,
Yalnızca derse girip çıkmanın dışında okuldaki sorumlulukları paylaşan öğretmenlerin sorunların çözüldüğünü görüp kendi katkılarının gözardı edilmediğini fark ettiklerinde çalışma isteklerinin artacağı,
Her türlü savurganlığın önüne geçileceği,
Her düzeyde temsille gerçekleştirilecek kararların uygulanmasının kolaylaşacağı,
Çalışma yükleri, sorumlulukları, çalışma süreleri ve verimlilikleri konusunda takdir alan öğretmenlerin bulundukları kurumda daha uzun vade çalışma istekleri ve iyileştirme katı-lımın artması,
Her çalışana şans verildiği sürece bir konuda oldukça başarılı olduğu ve bu alanlarda ku-rumların çalışanlara, çalışanların kişilere katkısının olması,
Öğrencilerin okulun problemleri ile ilgili çalışmalara katılması ve kendilerince de payla-şılan sorunlarını çözümünde yer almaları, onların da okulu benimsemeleri ve çözümleri kolaylaştırmaları gibi yararlar getirecektir. Ayrıca Toplam Kalite Yönetimi katılımcı ve demokratik yaklaşımı geliştirecektir.
Öğrencilerin ve idari kadroların tüm karar mekanizmalarında temsil edilmesini gerektirecek olan Toplam Kalite Yönetimi uygulaması; daha iyi toplantılar yapmayı, verilerle konuşmayı, karar aşamasında demokrasinin tüm gereklerini uygulama şartını, toplantıyı yönetenlere ve katı-lanlara daima hatırlatacaktır.
Toplam Kalite Yönetimi Uygulamalarında Ortak Hata ve Sorunlar
1-Güçlü bir liderliğin yokluğu ve tepe yönetiminin bağlılığı: Tepe yönetimi Toplam Kali-te Yönetimine inanmıyor ve bağlılık göstermiyorsa kurumda uygulamayı kolaylaştıran vizyoncu liderlik yoktur. Toplam Kalite Yönetiminin gerektirdiği mentorluğu ve model olmayı ancak viz-yoncu bir lider başarabilir. İşte ancak güçlü bir liderlik kurumu eğitimde kaliteyi sağlayan ve sürekli onu sağlamaya doğru çalışan bir kültür içine sokabilir.
2-Yetersiz Destek: Kültürün yeniden gözden geçirilmesine ve yeniden biçimlendirilmesine dayalı bir kurumsal değişme zaman ve enerji gerektirir. Çabalar sınırlı kalır ve bazı boyutlarda yetirilirse gerekli davranış ve kültürel değişmeler kendini gösteremez. Eninde sonunda yeniliğin destekleyicisi "yalnız bir şampiyon" durumuna düşerse yeniliğin kök salması beklenemez.
3-Maliyeti tanımada başarısızlık: Toplam Kalite Yönetimi öğretim elemanları ve yöneti-cilerin yetiştirilmesini eğitilmesini ve yeniden eğitilmesini zorunlu kılar. Bunlar da bir maliyeti ortaya çıkarır. Bu maliyetin ve bu zamanın ihmal edilmesi durumunda Toplam Kalite Yönetimi-nin başarısından söz etmek mümkün olmaz.
4-Çok karmaşık projeler, çok az zaman ve çok az insan: Kurumlar bazen problemi sezer, ancak onun altındaki faktörlerin çokluğunu göz ardı ederler. Özellikle de acelecilik buna neden olur. Problemlerin görülmesi, bölünmeleri ve çözümleri geleneksel tavır ve tutumların değişti-rilmesini gerekli kılar. Oysa Toplam Kalite Yönetimi küçük, iyi tanımlanmış, görülebilir proje-lerdir, çok zaman gerektirirler ve başarılı olma olasılığı da yüksektir. Küçük projeler de sırasıyla hem okulların güvenirliğini artırır hem de daha büyük projelere başlamak için onları güdüler.
5-Çabaların yönetsel ve destek fonksiyonları ile sınırlı kalması: Eğitimin varlık nedeni sınıftaki eğitim ve öğrenimdir. Bu durumda geliştirme etkinliklerinin sadece yönetsel ve destek fonksiyonlarla sınırlı kalması sınıfta olup bitenleri yüzeysel olarak etkileyecektir. Esasen öğret-menler öğrencinin gelişen ve gelecek ihtiyaçlarını karşılamak üzere eğitimsel çevreyi değiştir-medikçe sınıfta olup bitenler fazla bir değişime uğramayacaktır. Oysa gerek finansman sınırlılık-ları gerekse topluma kalite için sorumluluk duyma bu çabaların yönetsel ve destek hizmetlerin ötesine geçmeyi gerektirmektedir.
Toplam Kalite Yönetimi temelde bazı belirsizlikler taşımaktadır. Bir yandan yönetim çalı-şanlardan adanma ve işbirliği bekler, bir yandan da iş süreci üzerindeki kontrolünü artırır. Bu ikincisi Toplam Kalite Yönetiminin köşe taşıdır. Toplam Kalite Yönetiminin lehinde olanlar onun yararını, yarışmacılığı teşvik edici, sorumluluğu gerçekten işi yapanlara aktarmak suretiyle güçlendirdiği görüşündedirler. Doğaldır ki; artan sorumluluk çatışanlarda gurur, iş doyumu ve daha iyi iş yapmayı sağlayacaktır. Buna karşılık Toplam Kalite Yönetimini eleştirenler özellikle de yönetsel kontrolün daha da daraltılması nedeniyle değişkenliği azalttığını savunurlar. Esasen Toplam Kalite Yönetiminin başarısında esneklik, kalite ve takım çalışması, görüş birliğine ve güvene dayalı bir ortam rol oynamaktadır. Ancak esneklik iş yoğunluğu ile kalite artan kontrolle, takım çalışması ise çalışanların yakın gözcülüğü ile sağlanır.
|