|
Abruzzi
|
 |
« : Mayıs 13, 2008, 11:50:13 ÖÖ » |
|
I. GİRİŞ Geride bıraktığımız yüzyılın son dönemlerinde bilgi teknolojilerinde yaşanan hızlı gelişmeler ve internet kullanımının yaygınlaşması sonucunda hayatımıza pek çok yeni kavram girdi. Aslında bu kavramların çoğu daha önceden bildiğimiz kavramların başına “elektronik” sözcüğünü simgeleyen bir “e” harfinin getirilmesiyle oluştu. Başına “e” harfi gelen bu kavramlar, eskiden geleneksel olarak yapılan faaliyetlerin veya işlerin teknolojiyle şekillendirilmiş olan günümüzdeki uzantısını oluşturmaktadır. Her ne kadar bir uzantı şeklinde de olsa bazı kavramların kökten değişiklik geçirmelerini sağlayan bir e-dönüşüm süreci yaşanmaktadır. Bu e-dönüşüm sürecinde internet teknolojileri, sanal olarak ta olsa, ülkeler arasındaki sınırları kaldırarak küreselleşmeyi sağladığı için şirketlerin iş yaptıkları sektörlerde hiç tahmin etmedikleri rakiplerin ortaya çıkmasına neden olmaya başladı. Bu rekabet ortamına uyum sağlamak için şirketlerin daha hızlı ve esnek bir biçimde hareket etmelerini sağlayacak sistemlere ve yapılara olan ihtiyaçları ortaya çıktı. Ayakta kalabilmek için hızlı karar verebilen değişime açık şirketler haline gelmek gereği oluştu. Bu nedenle geleneksel iş süreçlerinde kökten bir değişim yapılmaya başlandı. Her yaşanan değişimin başka şeyleri de değişime zorlaması sonucunda dünya ekonomisi bile yeniden şekillenmeye başladı. Şirketlerin iş süreçlerinin değişimi ve yeni iş araçlarının kullanılması işletmelerin yapısını dijitalleştirmeye başladı. Bu sayede günümüzde faaliyetlerini tamamen internet veya diğer elektronik ortamlarda gerçekleştirebilen Elektronik İşletmeler doğdu. Küreselleşen dünyada rekabetin getirebileceği dezavantajları farkedip bunları avantaja dönüştürmek isteyen şirketler E-işletme olma yönünde değişim süreçlerini başlatmışlardır. Geçmişin en köklü sayılan şirketleri bile yapılarında çağın gerektiridiği değişiklikleri yapmazlarsa, Amazon.com gibi 2-3 kişiyle kurularak 4 sene gibi kısa bir süre içinde pazarın büyük bir çoğunluğunu ele geçirme potansiyeline sahip birçok elektronik işletme karşısında aciz kalıp zamanla yok olacaklardır.
II. ELEKTRONİK-İŞ Bilgi teknolojilerinin oluşmasıyla klasik iş anlayışının değişmeye başlaması oldukça eskiye dayanmaktadır. 40 yılı aşkın süredir otomasyonun gelişmesi ve bilgi teknolojilerinde meydana gelen yenilikler, klasik anlamdaki işlerin yapılış biçimlerini değiştirmektedir. Muhasebe sistemleri, Ana Bilgisayarlar (Mainframes), PC devrimi, LAN’lar (Large Area Networks), Elektronik veri değişimi (Electronic Data Interchange), Müşteri-Sunucu teknolojileri (Client-Server), Kaynak İhtiyaçları Planlaması (ERP) yazılımları gibi teknolojik olaylar veya kavramların her biri bugünkü iş anlayışının şekillenmesinde önemli roller oynamışlardır. Fakat yaklaşık 5 yıldır internetin yaygınlaşması sonucunda dünyanın çeşitli yerlerindeki şirketler, büyük karlar vadeden bir değişimin başlamakta olduğu görüşünü benimsedi. Bu değişim; bir şirketin nasıl iş yaptığı, yeni marketlere nasıl girdiği, yatırım yapmak isteyen girişimcilere nasıl ulaştığı ve tedarikçilerle olan işlerini nasıl yürüttüğü gibi temel iş yapma kurallarında meydana gelen değişimden başka birşey değildir. [1] İnternetin iş hayatında önemli bir rol oynamaya başlamasının başlangıcı olan 5 yıl öncesine kadar eski ekonomiye uygun olarak iş yapan işletmelerin yöneticilerinin tek düşündükleri şey yaptıkları işi iyi olarak yapmaktı. Bu yöneticilerin o zamanlar başa çıkmaları gereken unsurlar maliyetlerin düşürülmesi, yeni ürün geliştirilmesi, gerektiğinde şirket evliliklerinin yapılması gibi zaman içinde sabit değişikliklere uğrayan şeylerdi. Bu değişiklikler de genellikle öngörebilecekleri tipte değişiklikler oluyordu. Bugün ise meydana gelen değişimlerin çok çabuk ve eskiye göre çok daha karmaşık olmasından dolayı bu tip firmalar rakiplerinin kim oldukları, kendi şirketlerinin üstün özelliklerinin ne olduğu veya bir zamanlar çok iyi yaptıkları işleri bırakıp bırakmamaları gerektiği hakkında artık emin olamıyorlar. Daha önce de tarihte, gerek endüstride gerekse yönetim bilimlerinde olsun pek çok büyük değişimler gerçekleştiğini biliyoruz. Fakat bu değişimlerin hiç biri internetin meydana getirdiği değişim kadar hızlı olmamıştır. Yeni teknolojilerin hepsinin oluşumu hemen hemen birbirine benzer; yani bütün yeni teknolojiler ilk başta kendisinden önce yapılanlar taklit edilerek oluşturulur. Bu internettede böyledir; örneğin e-posta’nın, kendisinden önce kullanılan ve “memo” adı verilen, çalışanların birbirleriyle şirket içi iletişimlerini sağlayan araçtan çok da farkı yoktur. Aynı şekilde elektronik faturanın (electronic invoice) kendisinden önceki kağıt üzerindeki faturanın bilgisayar ekranındaki versiyonu olduğunu da söyleyebiliriz. Veya daha net bir örnek verecek olursak işletmenin farklı departmanlarını birbirine bağlamak için kurulan intranetlerin, şirketlerin 90’lı yıllarda satın aldıkları Kaynak İhtiyaçları Planlaması (ERP) sistemlerinden çok da büyük bir farkı olmadığını görebiliriz. Bu noktada “Peki o zaman internetin böylesine bir değişim yaratmasının sebepleri ne olabilir” sorusunu sormalıyız. Bu sorunun cevabını interneti bukalemuna benzeterek verebiliriz. Internet sadece yeni bir dağıtım kanalı veya iletişim aracı değil, aynı zamanda bir bilgi sistemi, bir pazar yeri, ürün ve hizmet üretimi için bir araç ve bunlara benzer daha pek çok fonksiyonu olan bir araçtır. Internet yeni bir tedarikçi bulmaktan, müşterilerle ilgili verileri toplamaya ve bu verileri yönetmeyle ilgili projeleri koordine etmeye kadar yöneticilerin günlük hayatta yaptıkları pek çok işte değişiklikler meydana getirmiştir. Bu değişikliklerin temelinde bilgiyi işleme ve gönderme maliyetlerindeki önemli düşüşler bulunmaktadır. Planlar, reklamlar, projeler, talimatlar gibi hemen hemen tüm iş süreçleri bir takım bilgiyi içerir ve internet sayesinde tüm bu bilgilerin işlenmesi ve istenilen yerlere ulaştırılması eskiden olduğundan çok daha ucuza gelir. [2] Hızla değişen iş yaşamında iş süreçlerinin internete taşınmasıyla oluşan E-işi ve E-işin kapsadığı kendisine yakın diğer kavramları, Elektronik-İşletmeler’in yapısını incelemeye başlamadan önce tanımlamak gerekmektedir. Aşağıda verilen şekil-1 ‘de bu kavramların isimleri ve e-iş içersindeki hangi süreçlerin parçası olduğu gösterilmiştir. 2.1 Elektronik Ticaret Elektronik ortamda gerçekleştirilen alım/satım, veya daha kapsamlı bir kavram olan ticaret işlemlerini tanımlamadan önce genel olarak ticaretin ne anlama geldiğini ve ticaretin unsurlarını belirtmekte fayda var.
2.1.1 Klasik anlamda ticaret Ticaret sözcüğü kelime anlamı olarak ürünlerin ve hizmetlerin toplamının kazanç amacıyla yürütülen alım/satım işlemi olarak tanımlanabilir. Ticaret insanlık tarihinin başlangıcında ürünlerin birbirleriyle takası sonucunda ortaya çıkmış bir olgudur. Günümüzde ise ticaretin milyonlarca farklı şekilde karşımıza çıktığını görüyoruz. Değişik açılardan baktığımızda bir süpermarkete giderek raflardan bazı ürünleri seçerek satın almak, sahip olduğumuz arabayı satışa çıkarmak veya bir şirkete giderek çalışmak gibi ticaretin değişik şekilleri ve pozisyonları hakkında yorumlarda bulunabiliriz. İster NASA’ya bir uzay mekiği teslimatı, ister köşe başında patlamış mısır satmak olsun her ikisi de ticarettir. [3] 2.1.2 Ticaretin temel unsurları Ticaretin yapılabilmesi için bu işlemi gerçekleştirecek olan tarafların ve ticaretin diğer temel elemanlarının bulunması gereklidir. Örneğin bir satım işlemi gerçekleştirmek istersek, satacak bir ürünümüzün veya hizmetimizin olması gerekir. Bu ürünümüzün veya hizmetimizin satışının yapılabileceği bir yere ihtiyacımız vardır. Bu yer sattığımız ürünün niteliğine göre bir supermarket, bir büro, depo ya da mağaza olabilir. Bunların dışında ürünümüzü satın almak isteyen veya isteyebilecek olan kişileri satış yerine getirmemizi sağlayan pazarlama aktiviteleri de ticaretin temel unsurları arasında yer alır. Ticaretin diğer önemli bir unsuru da sattığımız mala/hizmete karşılık alacağımız bedelin tahsilinde hangi ödeme araçlarını kullanacağımızı belirlemektir. Nakit ödemelerin yanında kredi kartları, havale, çek ve senetler yaygın olarak kullanılan ödeme araçlarıdır. Ödemeler yapılırken ya da ödemeden önce veya sonra malın teslimatı yapılır. Malın teslimatının ne zaman yapılacağına (ödeme anında, önce veya sonra) genellikle malın niteliğine ve malın satışının yapıldığı yere göre karar verilir. Teslimat yapıldıktan sonra da ürünle ilgili destek verilmesi ve ürünün garantisiyle ilgili detaylar müşteri tatminini yakından ilgilendiren unsurlardır. Klasik ticarette bulunan bu unsurlar, elektronik ortamda gerçekleştirilen ticarette de birtakım değişikliklerle kendilerini gösterirler. 2.1.3 E-Alım/Satım (E-trade), E-Ticaret (E-Commerce) ve E-Perakendecilik (E-Retailing) Elektronik ortamda bir ürün veya hizmetin bir bedel karşılığında el değiştirmesi yani bir satın alma işleminin gerçekleştirilmesi E-Alım/Satım olarak adlandırılır. Genel anlamdaki ticaret kavramını incelerken alım/satım işlemlerinin ticaretin bir parçası olduğunu belirtmiştik. Elektronik ortamdaki alım/satım unsurunun yanına siparişler, pazarlama, destek, teslimat gibi ticaretin diğer unsurlarını da kattığımız taktirde E-Alım/Satım terimi yerini daha kapsamlı bir terim olan E-Ticarete bırakır. Yani E-Ticaretin, klasik ticaret anlayışıyla, elektronik işlemler haricinde, aynı unsurlara sahip olduğunu söyleyebiliriz. [4] Elektronik ticaretin bir tanımını yapmadan önce, elektronik ticaretin yapıldığı “elektronik ortam”ın ne olduğundan söz etmek faydalı olacaktır. Elektronik ticaret yapılmasını sağlayan 6 ana araçtan bahsedebiliriz. Bunlar telefon, faks, televizyon, elektronik ödeme ve para transfer sistemleri, Elektronik veri değişimi (EDI) ve Internet’tir [5]. Genel olarak Elektronik ticaret dendiğinde akla internet gelmektedir. Aslında elektronik ticaret, internet ticarette rol oynamaya başlamadan çok önceleri de yapılmaktaydı. Fakat internet sayesinde yazılı, görüntülü ve sesli bilgilerin kolayca transfer edilebilmesi, zaman ve mekandan bağımsız olması ve çok düşük maliyetlerle çalışılabilmesi e-ticaret kavramının büyük bir hızla iş yaşamına girmesini sağlamıştır. Dünya Ticaret Örgütünün (WTO) tanımına göre elektronik-ticaret, mal ve hizmetlerin üretim, reklam, satış ve dağıtımının telekomünikasyon ağları üzerinden yapılmasıdır. İktisadi işbirliği ve kalkınma teşkilatı (OECD) ise elektronik ticareti “sayısallaştırılmış yazılı metin, ses ve görüntünün işlenmesi ve iletilmesine dayanan, kişileri ve kurumları ilgilendiren tüm ticari işlemler” olarak tanımlamıştır. Daha pek çok kuruluş e-ticaretin çeşitli tanımlarını yapmışlardır. Bu tanımları toplayarak e-ticareti “bilgisayar ağları aracılığı ile ürünlerin üretilmesi, tanıtımının, satışının ödemesinin ve dağıtımının yapılması” olarak tanımlamamız mümkündür. [5] E-Perakendeciliği, E-Ticaretin bir alt başlığı olarak görebiliriz. Elektronik ticaretin İşletmeden İşletmeye (B2B) ve İşletmeden Tüketiciye (B2C) olmak üzere 2 boyutu bulunur. E-Perakendecilik, elektronik ticaretin işletmeden tüketiciye olan ayağını oluşturur. Elektronik ticaretin bu iki boyutunu da ürünlere göre fiziksel ve bilgisel ürünlerin sektörleri olarak 2 kısma ayırabiliriz. Elektronik ticaretin bu 4 boyutunun ilişkisi Şekil 2’de çeşitli ürünler örnek verilerek gösterilmiştir.
Şekil 2. E-ticaret için sektörel bir model [7] Massachusetts Institude of Technology (MIT) profesörü Nicholas Negroponte fiziksel ve bilgiye dayalı ürünleri Atomlar ve Bitler (Atoms and Bits) olarak adlandırarak bu iki sektör arasındaki ayrımı vurgulamıştır. Negroponte’ye göre atomlar doğal kaynaklardan elde edildikleri için bu tipteki ürünler fiziksel, Bitler ise hiç yoktan bilgi işçileri tarafından üretildikleri için bilgisel ürünler kategorisine girmektedir. [7] Ticaret elektronik ortama taşınmadan önce, perakendeciler fiziksel ürünleri üreticilerden alıp tüketicilere satma görevini üstleniyorlardı. E-ticarette de Amazon.com, Ebay.com, Migros.com.tr vs. gibi çeşitli ürünleri bir arada müşterilerine sunan online perakendeciler olduğunu biliyoruz. Bu tip perakendecilerin yine temel amacı çeşitli üreticiler tarafından üretilen ürünleri tüketicilere ulaştırmaktır. Fakat günümüzde internet sayesinde üreticiler de müşterilerine bir aracı kurum olmadan ulaşma fırsatını elde etmişlerdir. Bundan dolayı perakendecilerin, satış işlemlerine bir katma değer eklemeden, üreticilerle rekabet etmeleri ve yaşamlarını devam ettirmeleri çok zor bir hal almıştır. İşte bu nedenle, ürünler hakkında bilgi veren online kataloglar oluşturma, öneriler ve uzmanların veya diğer müşterilerin ürünler hakkındaki fikirleri yansıtan yazılar yazma, Negroponte’nin deyimiyle Bit’ler oluşturma, gibi çeşitli yollarla satış işlemini daha kaliteli ve müşterilere cazip hale getirmeye çalışmaları gerekmektedir. Bu yüzden gerek E-ticaretin işletmeden tüketiciye gerekse de işletmeden işletmeye olan kollarında fiziksel ve bilgisel ürünlerin birlikte üretilmesi uygun olacaktır. 2.1.3.1 İşletmeden Tüketiciye E-ticaret (B2C) İşletmeden tüketiciye doğru olan elektronik ticaretin yoğunlaştığı nokta, adından da anlaşılacağı gibi son kullanıcılar, yani tüketicilerdir. Bu tip elektronik ticaretin üç tane uygulama alanından söz etmemiz mümkündür. Bunlar daha önceden de bahsettiğimiz gibi çeşitli ürünlerin bir arada müşteriye sunulduğu perakendecilik (retailing), müşteriden-müşteriye e-ticaret olarak da adlandırabileceğimiz müzayedeler (auctions) ve genellikle hisse ve senet alım satımında kullanılan danışmanlıktır (advice). [7] Elektronik ticaret dendiğinde pek çok kişinin aklına fiziksel ürünlerin son kullanıcıya ulaştırıldığı işletmeden tüketiciye doğru olan e-ticaret modeli akla gelir. Yani şirketlerin yalnızca ürünlerini ve hizmetlerini müşterilerine ulaştırmak suretiyle elektronik ticaret yaptıkları düşünülür. Oysa bu işin yalnızca küçük bir kısmını oluşturur. Bu tip bir ticarette asıl önemli olan müşteri ilişkileridir. Öncelikle müşterilerin bu ticari ilişkideki rolleri tam olarak belirlenmeli daha sonrada sunulan ürünler ve hizmetler bu role uygun hale getirilmelidir. Sonuç olarak İşletmeden tüketiciye elektronik ticaretin amacını; nihai tüketicilerin ihtiyaçlarının ve isteklerinin iyi belirlenmesi ve işletmelerin yeteneklerini bu istek ve ihtiyaçları karşılayabilecek yönde geliştirmeleri olarak tanımlayabiliriz. İş teknolojilerinin gelişmesiyle oluşturulan web tabanlı veri bankaları sayesinde her şirket, müşterilerinin profili, müşterilerin satın aldığı ürün veya hizmetler ve müşterilerin beklentileri konularında daha fazla bilgi sahibi olma olanağına sahip olmuştur. Elektronik ticaretle birlikte şirketlerin elde ettiği diğer bir avantaj da nihai müşterilerle elektronik bağlantı kurabilme ve diyaloğa geçebilme olanaklarının oluşmuş olmasıdır. [8] 2.1.3.2 İşletmeden işletmeye E-ticaret (B2B) Günümüzde başarılı olmak isteyen bütün şirketler müşteri odaklı çalışmayı benimsemişlerdir. Her ne kadar şirketler, politikalarını müşteri tatmini doğrultusunda belirlediklerinden, değer zincirini son kullanıcılar oluşturuyor gibi görünse de, asıl katma değeri sağlayan arz zincirinin elemanları arasındaki entegrasyon sayesinde girdi ve çıktı alışverişinin olabildiğince verimli hale getirilmesidir. Kurumlar arası elektronik ticaret, arz zincirinin elemanları arasındaki entegrasyonu optimize etmek için oldukça etkili bir iş anlayışıdır. Küçük veya büyük tüm işletmeler belli bir miktarda satın alma yapmak zorundadırlar. Bu satın almalar, kuruluşun ürettiği hizmet veya ürüne yönelik olabileceği gibi, genel amaçlı satın alma faaliyetleri de olabilir. Satın alma hangi amaç için olursa olsun, satın alma süreçlerinde yaşanan verimsizlikler; telefon, faks ve diğer iletişim giderleri; stok düzeylerinin yüksek olması ve sipariş ile ulaştırma arasında geçen uzun süreç; kontrat dışında yapılan alımlar nedeniyle yaşanan indirim kayıpları gibi çeşitli nedenlerden dolayı işletmenin birtakım görünmeyen maliyetlere katlanması söz konusu olmaktadır. İşletmeden-işletmeye elektronik ticaret sayesinde ana firmaların yan firmalarıyla olan entegrasyonu, bu görünmeyen maliyetlerde önemli tasarruflar sağlayabilir. [10] Ayrıca devamlı tekrarlanan satın almalar veya işlemlerin belirli periyotlarla otomatik olarak yapılabilir. Bu sayede de maliyetlerin yanında zamandan da önemli ölçüde kazanç elde edilebilir. 2.1.4 E-Ticaretin Evrimi Şirketlerin yeni dünya ekonomisindeki rekabet koşullarına ayak uydurmak için elektronik ortama taşınmaya başlaması üzerinden yalnızca birkaç yıllık bir süre geçti. O günden bugüne kadar geçen kısa zaman diliminde de büyük değişiklikler yaşandı. Firmaların elektronik ortama geçmeye başlamalarından bugüne kadar geçirdikleri bu değişim sürecini 3 ayrı döneme ayırmamız mümkündür. İlk başta şirketlerin, ürettikleri ürünleri ve hizmetleri sattıkları ortamları ve pazarları değiştirmek ve yeni yerlerde satış yapmak gibi bir kaygıları yoktu. İnternet yaygınlaşmaya başladığında burada web sayfaları hazırlayarak yalnızca şirketlerin tanıtımını yapmak için çok uygun bir araç olarak görüldü. Bu web sayfalarında şirketi tanıtıcı genel bilgiler, üretilen ürünler ve sunulan hizmetlere ilişkin bilgiler ve şirketin adresi, telefon numarası gibi iletişim bilgileri bulunuyordu. Genel anlamda baktığımızda buna ticaret demek pek mümkün değildir, fakat bu faaliyetlerle de olsa şirketler elektronik ortama ilk adımı atmalarından dolayı, bu sayfaları e-ticaretin bir çıkış noktası olarak gösterebiliriz. İnternette İşletmeden tüketiciye elektronik ticaretin, yani çok genel bir tabirle internet üzerinden alışveriş yapabilmenin, başlaması sonucunda şirketler de sadece internette varolmanın yeterli olmayacağını ve faaliyetlerini burada gerçekleştirmeleri gerektiğinin farkına vardılar. Böylece daha önceden de anlatıldığı gibi müşteri odaklı teknolojilerin kullanılmasına başlandı. Fakat bu tip bir ticaret anlayışı firmaların internet ortamında birbirleriyle iş yapması açısından elverişli değildi. Çünkü bir firma yöneticisinin tedarikçilerin sayfalarını internette tek tek dolaşarak, her üretecekleri ürün için ayrı ayrı siparişler vermesi oldukça zor bir iştir. Yani bu kurumların kendi içlerinde bir şekilde entegre olmaları gerekmekteydi. Bu nedenle elektronik ticaretin 3. dönemi olan İşletmeden işletmeye elektronik ticarete geçme ihtiyacı ortaya çıktı. Bu olayı bir örnekle açıklayabilmemiz mümkündür: Bilgisayar satan bir firma bütün alışverişlerini internet üzerinden yapmak istiyor olsun. Aldığı siparişler doğrultusunda işlemci, hard disk, bellek, monitör, modem, kasa v.b. bilgisayar parçalarını internet üzerinden satın alıp montajını yaparak müşterilerine bu bilgisayarların satışını yapacaktır. İşletmeden tüketiciye elektronik ticaretin altyapısı kullanılacak olursa her bir bilgisayar parçasının alımı sırasında, incelenmesi ve seçilmesi daha sonra da siparişlerinin verilmesi oldukça zaman kaybettirici ve maliyetli bir iş olacaktır. Ayrıca bütün bu işlemleri yaptıktan sonra bu bilgileri kendi iç sistemlerimize girmemiz gerekecektir. Şimdi bu bilgisayar firmasında işletmeden işletmeye elektronik ticaretin yapılabilmesi için gerekli olan, tedarikçi ve ana firmalar arasındaki bilgi akışının otomatik ve entegre bir hale getirildiğini düşünelim ve 200 tane bilgisayar siparişi aldığımızı varsayalım. Bu 200 tane PC isteğimizi kendi sistemlerimize girdiğimiz anda (hatta müşterinin girmesiyle) bizim sistemimiz tedarikçi firmaların sistemleri ile temasa geçecektir.Bu sayede bu bilgisayarları üretmek için gerekli olan hard disk, anakart gibi parçalar otomatik olarak tedarikçi firmalardan sipariş edilecektir. Aynı şekilde bu bilgiler kendi muhasebe kayıtlarımıza ve üretim planlama sistemlerimize de aynen geçecektir, bu sayede pek çok gereksiz işlem yapılmayacak, zamandan ve gereksiz maliyetlerden tasarruf edilecektir. [9] 2.2 Elektronik iş 2.2.1 Klasik İş Anlayışı Ticaret kavramını genel olarak, kazanç amacıyla servis ve ürünlerin alım/satımları olarak tanımlamıştık. Yapılan işlerin amacı genelde ticaret yapmak olduğundan, klasik iş anlayışı ticaret kavramıyla sıkı bir ilişki içindedir. Fakat klasik bir iş modeli ticaretten çok daha fazlasını barındırır. İş modellerinde önemli olan nakit para akışından çok, yapılan işin sonucunda elde edilen kazançlardır. Bu kazançları elde etmek için müşteri ilişkileri, tedarik zincirinde bulunan şirketlerle olan ilişkiler ve iletişim önemli yer tutmaktadır. 2.2.2 İş yapış şeklindeki değişim: E-iş Klasik iş anlayışıyla , Elektronik iş arasında çok ince bir çizgi bulunmaktadır. E-iş, potansiyel müşterilerle ilişkiye geçmek ve kısa/orta/uzun vadede işimizi geliştirmek, pazarlama ve reklam faaliyetlerini planlamak,yürütmek ve denetlemek gibi klasik bir iş’te yaptığımız faaliyetleri internet haberleşme araçları (web bilgi sayfaları, e-mail , grup posta haberleşme araçları) ve diğer internet teknolojilerini kullanarak yürütebilmemize olanak sağlayan bir yeniliktir. E-iş, her türlü iş bağlantıları ve bunlarla ilgili kısımların elektronik ortamda yürütülmesini ifade eden bir kavramdır.Yani, bir iş ortamının parçası olan müşteriler, işçiler, ortaklar arasındaki ilişkiler, yeni iş bağlantı yazışmaları ve benzeri her şey elektronik ortamda gerçekleşir. IBM’in yaptığı tanıma göre E-iş, kilit iş süreçlerinin internet teknolojileri kullanılarak geliştirilmesi ve/ya değiştirilmesidir. Pek çok kuruluş bu değişimin gerekliliğini anlamış ve geleneksel iş süreçlerini e-iş’e uydurmaya başlamıştır. Bütün süreçlerini web-tabanlı hale getirerek müşteri hizmeti işlemlerini güçlendirmeye ve arz zincirini daha verimli hale getirmeye ve mevcut müşterilerini koruyup yeni müşterilere ulaşmaya başlamışlardır. [11] IBM’in yaptığı tanıma bir takım eklemeler yaparak E-iş’in amaçlarını; internet/intranet ve özellikle web teknolojilerini kullanarak potansiyel müşterileri elde tutmak, yeni müşteriler kazanmak ve müşterilerle ilişkileri geliştirmek, hizmet satış ve bilgilendirme servisleri ile mümkün olan en kısa zamanda müşterilere ulaşmak, üretimde ve her türlü iş projesinde maliyeti düşürüp verimi arttırmak ve diğer şirketlere karşı rekabet avantajı sağlamak olarak söyleyebiliriz. Geleneksel iş’te olduğu gibi elektronik işte de başlangıç noktası fikirdir. Fikir konusunda geleneksel işle e-işi birbirinden ayırmak her zaman çok kolay olmayabilir fakat ana hatlarıyla e-iş’teki fikirlerin özelliklerini şu şekilde belirtebiliriz: 1) Fikriniz Internete özgüdür. 2) Geleneksel bir işi Internete taşımaktır. 3) Gerçekleştirilen fikirler üzerine kuruludur. 4) Bundan önceki 3 maddede belirtilenler için hizmet sağlamaktır. Dosyaların internetten çok daha hızlı indirilmesini sağlayan bir yazılım geliştirmek birinciye haber sitesi açmak ikinciye, en iyi web siteleri sitesi açmak da üçüncüye örnek olarak verilebilir.[12] Fikir bazında inceleyecek olursak e-iş klasik iş yaklaşımından bu şekilde bir farklılık gösterir. 2.3 E-iş’e konu olabilecek diğer kavramlar Şu ana kadar e-işin parçası olan kavramlardan detaylı olarak sadece e-ticaret ve e-perakendeciliği incelemiştik. E-işin bir parçası olan diğer kavramlardan da bahsetmekte fayda vardır. Oluşturduğumuz e-iş fikri fiziksel ürünlerin ticareti dışında, finansal servislerle, kişilerin boş zamanlarını değerlendirmesiyle, bilgi servisleri ve eğitim, sağlık gibi diğer kişisel servislerle ilgili olabilir. Bu bölümde bu dört bölüme giren faaliyetleri tanımlamaya çalışacağız. E-bankacılık, e-sigortacılık ve e-yatırımcılık fikirleri e-işin finansal servislerine girmektedir. E-bankacılık, işletmeler ve bireyler için bankacılık ürünlerinin ve hizmetlerinin elektronik ortamda alınıp satılmasıdır. E-finans ve yatırımcılık müşteriler için elektronik olarak danışmanlık hizmeti olarak görülebileceği gibi müşteriler için hisse senedi, bono gibi kıymetli evrakların alınıp satılmasını sağlayan bir elektronik iştir. E-sigortacılık işlemleri de yine bireyler ve kurumlar için elektronik ortamda sigorta poliçelerinin alım satımıyla ilgilidir. E-Seyahat servisleri kişilerin veya kurumların bilet alma veya rezervasyon yapmalarını sağlarken, internet üzerinden insanların kumar oynayarak veya hobilerine hitap eden aktiviteler yaparak eğlenmelerini sağlayan, e-eğlence servisleri de bulunmaktadır. E-yayıncılık daha önceden çeşitli kitaplarda, magazinlerde ve gazetelerde yayınlanan bilgiler, ve haberlerin elektronik ortamda dağıtımını içeren bir e-iş yapısıdır. Elektronik bilgi servisleri de insanların araştırma yaparak çeşitli kişiler veya işler hakkında bilgi satın alabilecekleri ortamları oluştururlar. Bu bilgi servislerine örnek olarak Yahoo, Altavista gibi arama motorları ve diğer çeşitli portallar gösterilebilir. Son olarak kişisel eğitim ve sağlıkla ilgilenen elektronik servisler bulunmaktadır. Sağlık hakkında genellikle bilgi verici tarzda olan bu servisler, eğitimde bir adım daha ileri giderek uzaktan eğitime olanak sağlamaktadır. [6] 2.4 E-Ticaretten E-İş’e Günümüz ekonomisinde, şirketimizi bir e-iş kuruluşuna dönüştürmeden, e-ticareti verimli ve etkili bir şekilde yapabileceğimizi söylemek zordur. Yani yaptıkları işi sadece web üzerinden ürün sunma ve sipariş alma olarak gören e-ticaret firmalarının ömrünün çok uzun olduğu söylenemez. Bu tip firmalar görünür maliyetleri kurtarmak için pek çok görünmez maliyete katlanmak zorunda kalabilirler. Internetle yeni tanışan pek çok şirket için, B2C elektronik ticaret daha cazip görünmektedir. Çünkü bunu benimsediklerinde hem kısa dönemde çok kar edebileceklerini hem de şirketlerini elektronik bir işletmeye dönüştürmek için yapılması gereken yatırımlara katlanmayacaklarını düşünürüler. Fakat uzun dönemde bunun tam tersi gerçekleşebilir. Müşterilerle ve tedarikçi firmalarla entegrasyonunu iyi bir altyapı üzerine oturtmayan şirketler, yaşanan iletişim problemleri sonucunda, müşterilerini rakiplerine kaptırmaya başlarlar. Çünkü verilen hizmetten memnun olmayan bir müşteri için yeni ekonomide pek çok alternatif şirket bulunmaktadır. E-işin amacına uygun olarak müşterilerimizi kaybetmemek ve yeni müşterileri çekmek için e-ticareti, e-iş ve e-işin gerektirdiği iş dizaynı ve teknolojik altyapıyla birlikte ele almak gerekmektedir. Belki eskiden internet üzerinde çok fazla rakip bulunmadığı için elektronik işin gerektirdiği altyapıdan yoksun e-ticaret yapan başarılı şirketler olmuş olabilir, fakat teknolojideki hızlı değişim sonucunda bunlardan sadece gerekli altyapıyı oluşturan şirketlerin varlığını sürdürdüğünü unutmamak gerekir. Eğer yöneticiler gerçekten yeni ekonomideki rekabete dayanabilmek için etkili stratejiler geliştirmek istiyorlarsa, gelecekteki e-işletmelerin temel altyapılarının birbirlerine bağlı bir ağdan oluşması gerektiğini anlamaları gerekir.
III. E-İŞLETME YAPISI Geleneksel şirketlerin her birinin kendine özgü bir iş ve organizasyonel yapıları bulunur. Yaptığımız işi elektronik ortama taşıdığımızda aynı yapıyı muhafaza etmek oldukça zor bir iştir. Bu yüzden e-işletme olma yolunda şirketimiz, organizasyon yapısından, teknoloji kullanımına kadar pek çok yapısını değiştirmeye mecburdur. Çünkü E-İş, iş yapış şeklindeki değişimden çok daha fazlasını içerir. Çalışma mekanında meydana gelen değişiklik sonucunda oluşan hız ve esneklikten bütün çalışanlar bir şekilde etkilenir. Çalışanların bu değişiklikten olumsuz etkilenmesini önlemek için organizasyonların klasik iş yapış biçimleri ve örgütsel davranış ilkelerini yeniden gözden geçirmeleri gerekir. 3.1. İşletmenin organizasyonel yapısı Elektronik bir işletmede bütün diğer işletmeler gibi kendine özgü bir organizasyon yapısına sahiptir. Bu tip bir organizasyon yapısında ön plana çıkan en önemli faktör, kuruluşun bölümleri arasındaki iletişimdir. Çünkü bir E-işletmede tüm fonksiyonlar iletişim ve bilgi akışı üzerine kurulmuştur. Şirket içi iletişimin belirlediği organizasyon düzenini belirtmeden önce, kuruluşumuzu e-işletmeye dönüştürebilmek için nasıl bir strateji uygulamamız gerektiği üzerinde durmak faydalı olacaktır. 3.1.1. E-iş organizasyonel değişim stratejisi Bir kuruluşta organizasyonun yapısını değiştirmek ancak o kuruluşta çalışan herkesin katılımıyla mümkün olabilir. Fakat yine de en önemli görev üst düzey yöneticilere düşmektedir. Üst düzey yöneticilerin şirkete yeni bir iş anlayışı getirecek olan bir değişimi yönetebilmeleri için öncelikle kendi aralarında anlaşmaya varmış olmaları ve aldıkları ortak kararlar doğrultusunda belirledikleri stratejiler içerisinde aktif rol oynamaları gerekmektedir. Yönetimin e-işi benimsemesinin en önemli nedeni gelecekte ancak bu tip bir iş stratejisinin başarılı olabileceğini öngörmesinden kaynaklanır. Fakat, çalışanların çoğu zaman, mevcut iş stratejisi başarılı olduğu halde neden elektronik işletme olma yönünde bir değişim yapıldığı hakkında bundan daha farklı bir nedene ihtiyaçları vardır. Her zaman bu e-iş vizyonunun neresinde yer alacaklarını bilmek isteyeceklerdir. Burada yönetime düşen görev bu değişim sürecinin ilk evrelerinde çalışanlarla iyi bir iletişim altyapısı oluşturup, şirketin vizyonunun neleri kapsadığını ve amaca ulaşmak için neler yapılması gerektiğini çalışanlarına açıkça belirtmektir. Yönetim, çalışanlarına verdiği mesajlarda herkesin hedeflerini, neler yapmaları gerektiğini ve bu yapılanlar sonucunda ne gibi faydalar sağlanacağını, şirketin geleceğinin şekillenmesine katkıda bulunacak hangi rolü oynayacaklarını belirtmesi gerekir. Çalışanların bu şekilde rollerini anlamasını sağlamak, organizasyonun çabuk karar vermesi, süreçlerin verimliliğinin artması, müşteriler hakkındaki girdileri ve müşterilerin eğilimlerini bularak iş ve müşteri ilişkilerini geliştirmesi açısından çok önemlidir. [13] Organizasyonel yapının en önemli etkenlerinden biri de şirket kültürüdür. Bir organizasyonda değişen iş stratejilerini destekleyen bir şirket kültürünü benimsemek, e-işte hızla değişmekte olan pazar yerlerine uyum sağlamayı kolaylaştıracaktır. 3.1.2. Organizasyonel yapı ve iletişim Şirketlerin organizasyonel düzenini belirleyen ana faktör, bölümler arasındaki iletişimin nasıl gerçekleştirileceğidir. Geleneksel şirketlerin pek çoğu askeri bir organizasyon yapısı olan hiyerarşik düzeni benimsemişlerdir. Romalılar askerlerini bu şekilde 10 kişilik gruplar halinde oluştururlardı, her bir 10 kişilik grupta ayrı ayrı 10’ar kişilik gruplara ayrılırdı ve bu en alt kademeye kadar böyle devam ederdi. Böyle bir yapı, savaş alanında iletişimin en üstten en alt askeri birime kadar yayılmasını sağlamaktaydı. Bu sistem geleneksel organizasyon yapılarında da uzun yıllar geçerliliğini korudu. Fakat günümüzde artık bir işletmede planlama ve kontrol faaliyetlerini yürüten üst düzey yönetim, kendisine destek veren birimler ve iç ve dış çevreyle iletişimi sağlayan birimlerle (arayüz birimleri) iç içe bir organizasyon yapısına sahiptir. [6] Elektronik işletmelerin yapıları da bu şekilde bir organizasyon yapısından oluşmaktadır. Şekil-3a’da klasik bir organizasyon yapısında düzenlenmiş olan iki iş arasındaki etkileşimin tanımlanmış belirli kalıplar çerçevesinde olduğunu görüyoruz. Yani aralarında bir sınır olduğunu söyleyebiliriz. Şekil 3b’de verilen şema ise bir e-işletme yapısını göstermektedir. Burada yine iki ayrı iş arasında bir etkileşim bulunmaktadır. Fakat bu etkileşim belli kalıplarla sınırlandırılmamıştır. Bu tip bir etkileşimi, bu iki işi yürüten çalışanların devamlı olarak bir bilgi alışverişi içinde olduğu, yaptıkları çalışmalardan devamlı diğer işi yapan kişileri de haberdar ettikleri, Ad- Hoc etkileşim olarak tanımlayabiliriz. Amerika Birleşik Devletleri’nin eski Çalışma Bakanı ve Brandeis Üniversitesi Profesörü Robert Reich, geleneksel, hiyerarşik iş modellerinin artık işe yaramadığını, yeni ekonominin, şirketleri daha yatay bir organizasyon yapısı oluşturmalarını sağlayarak bölümler arası işbirliğini teşvik etmeye yönelttiğini belirtmektedir. Robert Reich ayrıca, şirketlerin müşterilere doğru devamlı bir bilgi akışını sağlayabilmeleri için, pazarlama ve bilgi teknolojisi bölümünde çalışanların sürekli olarak birbirleriyle bilgi alış verişi içinde olmaları gerektiğini belirtmektedir. Reich’a göre bugün Amerikan şirketlerinin yalnızca %20’si bu departmanları bir araya getiren müşteri odaklı takımlar oluşturmuştur. Fakat gün geçtikçe daha fazla şirket paylaşılan bilginin önemini anlayarak, bir zamanlar birbirlerinden tamamen ayrı olan pazarlama, satış gibi departmanlar ile bilgi teknolojisi bölümleri arasındaki işbirliğine önem vermeye ve en basitinden en karmaşığına kadar bütün iş yapılarını değiştirmeye başlamışlardır. [14]
Bundan altı ay öncesine kadar, First International Bank’ın CEO’su Brett Silvers Bilgi Teknolojilerinden (BT) sorumlu yardımcısıyla ayda bir kez konuşması bile çok fazla sayılabilirdi. Fakat bankanın E-değişim çabası içinde bulunduğu bugün bu iki yönetici hemen hemen her gün birbirleriyle konuşuyorlar. Bu durum E-İşi benimseyen bir şirkette iletişimin, ne kadar ön plana çıktığını göstermektedir. First International Bank’ta yaşanan değişimin hızı ve teknoloji odaklı pazaryerlerinin yeniliği çalışanlar için olağanüstü öğrenme fırsatları oluşturmaktadır. Kurum E-işletme olma yolunda ilerledikçe, bütün bölümlerde çalışanlar birlikte öğrenmeye başlıyorlar. Eskiden teknik personelle satış bölümünden çalışanların bir araya gelerek uygulamaların nasıl yapılacağı konusunda fikir alışverişi yapmaları çok olağandışıydı. Şimdi ise, iletişimin ve fikir alış verişlerinin bütün bölümler arasında gerçekleşmesinden dolayı satıştan anlayan teknik personel , ve teknolojiye yabancılık çekmeyen satış personeli oluşabilmektedir. Silver’s oluşturdukları E-iş modelinin etkinliği sayesinde BT’de çalışanların daha başarılı birer yönetici olabildiklerine dikkat çekiyor. [14]
3.2. İşletmenin E-iş stratejisi ve dizaynı Şirketimizin E-iş yapmasını sağlamak, basit bir internet sitesi hazırlamaktan çok daha fazlasını içerir. Bunu gerçekleştirmek için işletmenin, stratejisi ve operasyonlarıyla ilgili bütün detayları gözden geçirerek yeniden düzenlemeler ve değişiklikler yapması gerekir. Çünkü bu, yeni ekonomide hayatta kalmak, rekabet edebilmek ve bu rekabet sonucunda başarılı olabilmeleri için bir zorunluluktur. Elektronik işletme olma yolunda kendilerini yenileme konusunda başarısız olan şirketler, E-işin ciddiyetini kavramış ve gerekliliklerini yerine getirerek uzun dönemli stratejik planlar yapmış olan şirketler karşısında tutunamayacaklardır. Bunun için, E-işin oluşturduğu mücadelelere ve fırsatlara yönelik bir E-iş stratejisi oluşturmak, E-işletme olmak isteyen bir kuruluş için anahtar basamaklardan biridir. Fakat bu stratejiyi oluşturmadan önce şirketin kendisini çok iyi tanıması ve E-iş evriminde nereye kadar ilerleyeceğini belirlemesi gerekir. 3.2.1. İşletmenin kendini tanıması Bir E-iş stratejisi belirlemeden ve yeni bir e-iş dizaynı yapmaya başlamadan önce, şirketin kendini tanıyabilmesi için, müşterilerin, işlerin ve teknolojinin şirket üzerindeki etkilerini belirleyebileceği bir takım sorulara cevap bulması gerekir. Bu soruları kısaca şu şekilde tanımlayabiliriz; • En son yapılan teknolojik yenilikler yeni iş yapış şekilleri yaratıp önceliklerimizi yeniden düzenlemiş midir? • Şirketimiz değişen müşteri beklentilerine cevap verebiliyor mu? Müşterilerin ilgilendiği değerlerin boyutlarının farkında mı? • Şirketimiz mevcut insan kaynağını, uygulamaları ve verileri muhafaza ederek yeni fırsatların avantajın elde etmek için sayısız endüstri ihtiyacını sorgulamak ve değiştirmek konusunda istekli midir? • Şirketimiz karmaşık iş uygulamalarını, zamanın ve pazarın amansız baskısı altında değişime uyumlu ve esnek bir hale getirirken, işletim maliyetlerini düşürmede başarılı olabilmiş midir? [15] Eğer bütün bu sorulara vereceğimiz cevap evet olursa şu anda çok şanslı bir azınlık olan yenilikçiler veya pazar lideri konumundayız demektir. Bu sorulardan çoğuna evet demişsek, teknolojik yenilikleri kullanarak rakiplerine karşı üstünlük kurabilecek önde gelen ileri görüşlü ve erken adapte olan şirketlerden sayılabiliriz. Bu durumda hala azınlık şirketler arasında olduğumuzu söyleyebiliriz. Bu sorulardan çoğuna hayır demişsek o zaman şirketimiz sessiz çoğunluk grubuna dahildir. Bu grup yöneticiler, e-işin geçici bir heves olduğuna ve asla ana işin bir parçası olamayacağına inanmayı seçmişlerdir. Fakat bu tip yöneticilerin gözardı ettikleri şey toplumun da modern bir değişim içinde olduğudur. [15] Şirketlerin bu üç kategorisi (Pazar lideri, ileri görüşlü, sessiz çoğunluk) günümüzdeki iş manzarasını oluşturur. Şirketimizin bu manzara içersindeki yerini görüyor ve bunu beğenmiyorsak, olmak istediğimiz yere göre kendimize bir yol seçmemiz gerekir. Bunun için de müşteri ihtiyaçlarının nasıl değiştiğini anlamamız, kendi önceliklerimizi müşterinin önceliklerine göre belirlememiz ve bu veriler doğrultusunda stratejilerimizi oluşturmamız gerekir. 3.2.2. E-iş evrim süreci Şirketler e-işletmeye dönüşürken e-iş’in evrimini ve organizasyon, ortaklar ve müşteriler üzerindeki etkilerini düşünmelidirler. Bazı şirketler sadece web’de bulunmakla yetinirken, diğerleri arz zinciri entegrasyonu oluşturarak, endüstri değişimi yaparak, veya endüstriler arası yakınlaşma sağlayabilirler. Şekil 4’te gösterilen grafiği E-işin yaşam eğrisi olarak değerlendirebiliriz. Bu durumda bulunma, entegrasyon, dönüşüm ve yakınlaşma da bu yaşam eğrisinin evrelerini oluşturmaktadır. E-işin ilk evresi olan bulunma, şirket ile ilgili genel bilgilerin ve ürünlerin web üzerinde sergilenmesini içeren bir elektronik varolma evresidir. E-iş yaşamlarına bu evrede başlayan şirketler genellikle e-iş konusunda fazla gelişme gösteremiyorlar. Entegrasyon evresi organizasyonun e-iş stratejisini belirlemesinde çok önemli bir rol oynamaktadır. Bunun nedeni bu evrede, tedarikçilerle daha sıkı ilişkiler kurarak bir e-işletmenin stratejisinin belirlenmesinde en önemli rolü oynayan faktör olan müşteriler için geliştirilmiş daha geçerli nitelikte hizmetlerin sunulmasıdır. Yenilikçi organizasyonlar bu evrede ayrıca işleri yürütmenin yeni tekniklerini araştırırlar. Rakiplerimizin de bu evrenin önemini kavrayarak kendi kuruluşlarını bu değişim evresine sokmaları halinde onlara karşı olan rekabet avantajımız kaybolur. Üçüncü evre olan dönüşüm sürecinde kuruluş müşterilerle ve tedarikçilerle tamamen elektronik olarak bağlanmaktadır. Dönüşümün başarıyla uygulanması sonucunda müşteriler ve ortaklarla daha önceden hiç olmadığı düzeylerde bilgi paylaşımı sağlanır. Bu geleneksel iş anlayışında bilgiyi elinde tutanın daha güçlü olacağı konusundaki görüşe tamamen ters düşmektedir. Dönüşümün diğer sonuçları olarak yönetim, eğitim, yasal ve mali politika süreçlerinde ve sistemlerinde yapılan önemli değişiklikleri de gösterebiliriz. Son evre olan endüstriler arası yakınlaşmada ise kuruluşlar müşterileri için en iyi değeri oluşturabilmek için bilgi düzeylerini etkinleştirirler. Bunu sağlamak için şirketin içinde bulunduğu veya dışındaki endüstrilerde faaliyet gösteren ortaklarla tam olarak bir entegrasyon içinde bulunması gereken bir model uygulanır. Bu model zamanla endüstriler arası arz zincirlerini meydana getirebilecek olan birbirlerine bir network ile bağlı organizasyonlar ve pazarlar oluşturacaktır. [16]
Elektronik işletmelerin yaşamlarını devam ettirebilmeleri için elektronik ortamda varolma evresinin bir hayli ötesine geçmeleri gerekmektedir. Bunu başarmak ve e-iş dünyasında başarılı bir başlangıç yapmak için bazı şartları yerine getirmeleri gerekmektedir. Öncelikle yöneticiler E-işin Bilgi teknolojileriyle değil, iş süreçlerinin düzenlenmesiyle yürüdüğünü anlamaları gerekir. Ayrıca e-işin kendilerine nasıl bir rekabet avantajı sağlayacağını ve dahası e-iş sayesinde açılan yeni pazarlara nasıl gireceklerine dair bir vizyon belirlemeleri gerekir. İkinci olarak bütün e-iş faaliyetlerini konusunun uzmanı kişilerle veya şirketlerle ortaklık kurarak yürütmek yerinde olacaktır. E-iş stratejisini oluştururken kuruluşun bütün çalışanlarının katılımını ve desteğini almak her birey için, hedefler, kilometre taşları belirleyip bunların gerçekleşip gerçekleşmediğini takip etmemiz gerekir. Yasal, vergisel ve özel durumlarda oluşabilecek riskleri belirleyip bunları yönetebilirsek borçlarımız en aza indirerek kötü halkla ilişkilerimizin kötü olması riskini de düşürmüş oluruz. E-iş stratejimizi oluştururken insanları ve kültürel özelliklerini göz önünde bulundurmamız ve son olarak şirketimizin sahip olduğu yeteneklerinin dışında kalan konularda da güçlü bir hale gelmek için şirketin anahtar iş ortaklarını iyi seçmemiz gerekmektedir. 3.2.3. E-iş stratejisinin oluşması Bir e-işletme kurarken oluşturacağımız stratejileri bir bütün olarak ele almamız çok önemlidir. Başarılı olmak için pazarlama, güvenlik, yasal, teknolojik vs. bütün faaliyetlerimizi bir bütün olarak ele alıp, stratejilerimizi bu yönde oluşturmamız gerekir. İş ortaklarının seçimi, ürünlerin belirlenmesi ve fiyatlandırılması, bu ürünlerin dağıtım kanallarının seçilmesi, markada bir değişiklik yapılıp yapılmaması, veya yeni markalar yaratılması iş stratejilerinin belirlenirken göz önüne alınması gereken değişkenlerdir. Şirketler müşteri sadakati oluşturmak için, onların beklentilerine uygun olan servis düzeyini sağlamak için gerekli olan kilit başarı faktörlerini belirlemelidirler. Bunu yaparken E-işin web sayfası hazırlamaktan daha öte bir şey olduğunu unutmamaları gerekir, şirketin bütün faaliyetlerini etkiler. Örneğin web üzerinden sipariş alabilen fakat ödeme işlemlerini gerçekleştiremeyen şirketler, müşterilerini bütün işlemi online olarak gerçekleştiren şirketlere kaptırırlar. Bazı temel soruları kendimize sorararak ve bunlara cevap bularak, şirketimizin yüklerini hafifletmeye ve belirli ihtiyaçlarını karşılamaya yarayan bir e-iş stratejisi geliştirebiliriz. Bilginin nerelerde bulunduğu, sahibinin kim olduğu ve şirketimize karşı kullanılıp kullanılmayacağı e-işi planlarken cevap bulmamız gereken soruların başında gelir. İş yaptığımız şirketlerin altyapıları ne kadar güvenilirdir, güvenlik konusunda yeterli midir, gelecekte işimizde bir büyüme yaşarsak bunu destekleyebilir mi?; Müşterilerimiz, tedarikçiler ve ortaklarımız bizimkine uygun bir teknoloji kullanıyorlar mı? İş süreçleri bu teknolojileri destekliyor mu?; Sabotajlardan ve elektronik suçların diğer türlerinden nasıl etkileniriz? İş yaptığımız ülkelerin yasal yapısına uygun hareket ediyor muyuz, ediyorsak bunun finansal riskleri nelerdir? Eğer bu konuda uyum sağlayamazsak şirketimizin itibarı bundan nasıl etkilenir?, gibi sorular e-iş stratejimizi belirlemeye başlamadan önce cevap bulmamız gereken diğer sorulardır. [17] 3.2.3.1. Varolan iş modellerini yenileme Organizasyonların, E-işin sunduğu bütün fırsatlardan yararlanabilmek ve rekabet avantajı elde etmek için bugünkü ve gelecekteki iş modellerini çok iyi analiz etmeleri gerekir. Internet sayesinde bütün işlemlere aktif olarak katılan, istedikleri zaman da bu katılımdan vazgeçebilen yepyeni bir müşteri profili oluşmuştur. Bu müşterilerin sürekli olarak ilgilerini çekebilmek için, E-işletmeler iş modellerini yeniden belirlemeleri ve alışverişlere katma değer eklemek için yeni yollar bulmalıdırlar. Böyle bir ortamda, kitle pazarlarına uygun iş modellerini hedef kitleli iş modellerine dönüştürmek uygun olacaktır. Internet destekli hedef kitleli pazarlama modeli oluşturmak, müşterileri tanıyarak ve her bireyin kişisel isteklerine hitap ederek müşteri sadakati oluşturmak ve bunu korumak için çok etkili bir yöntemdir. [17] BuyItNow.com’un başkanı Randy Jo Wilcox kişisel isteklere hitap eden yazılımlar olmasa altı ay içersinde, ayda 500.000 $’lık bir artışın hayal olacağını söylüyor ve kişiselleştirme yazılımlarını, en iyi müşterilerinin benzer demografik özelliklerine sahip potansiyel müşteriler bulmak, reklamlar ve e-postalarla onları çekmek için kullandıklarını ekliyor. [18] Geleneksel iş modellerinin gerekliliklerini değiştiren, online açık arttırmalar, değiş tokuşlar gibi pek çok yeni iş modelleri oluşmaktadır. Müşterilerin bu yeni yaklaşımlara olan ilgisi şirketleri bu konularda daha fazla yatırım ve araştırma yapmak için cesaretlendirmektedir. 3.2.3.2. Müşterilerde güven oluşturma Dünyadaki E-iş hacminde meydana gelen büyüme sonucunda şirketler müşterileri hakkında inanılmaz boyutlarda bilgi edinebilecek duruma geldiler. Müşterilerle ilgili işlemleri yürütmek için toplanan bu bilgilerin korunması ve kötü niyetli kişilerin eline geçmemesi konusu herkesin merak ettiği bir konu haline geldi. Mahremiyete giren kişisel bilgilerin korunamaması şirketler için yasal işlemlerin yapılmasını ve oluşabilecek müşteri kayıpları sonucunda oluşacak yüklü maliyetleri, bütün pazar tarafından dışlanma gibi büyük sorunları da beraberinde getirecektir. Bu yüzden şirket çapında alınacak güvenlik önlemlerinde kişisel bilgilerin korunması konusuna çok dikkat etmek gerekmektedir. Risk yönetimi ve mahremiyet konularına dikkatli yaklaşan şirketler, müşteri güveninin oluşması, çalışanlarla ilişkilerin ilerlemesi ve mahremiyetin koruması konusunda gösterdiğimiz özenden dolayı geliştireceğimiz firma itibarı sayesinde E-işin sunduğu bütün nimetlerden yararlanabileceklerdir. [18] 3.2.3.3. Küresel hedefler belirleme E-İş sınırları olmayan bir iştir. Bir e-işletme dünyanın her yerinden insanları çalıştırabilir, satın alma yapabilir veya dünyanın her yerine satış yapabilir. Bunun sonucunda da vergilerini ve düzenlemelerini azaltabilir, gelirlerini ve hisselerinin değerini yükseltebilir. Fakat her zaman yeni iş modelleri oluşturmak geleneksel yasal tanımlara uymaz. Vergiler ve diğer yasal düzenlemelerin ne düzeyde olacağını tanımlayan açık uluslararası bir kural bulunmamaktadır. Böyle bir risk taşımasına rağmen başarılı bir E-iş yapısı oluşturulabilirse, aynı kanunların oluşturduğu riskler yerini kazançlara bırakabilir.
3.3. İşletmenin teknolojisi 1970’li yıllardan beri iletişim, tüketici elektroniği ve bilgisayar alanlarında sürekli bir yeni teknoloji oluşumu vardır. Fakat 5-6 yıldır bu teknolojik değişimlerin internetin etrafında şekillenmesinden dolayı, teknoloji değişiklikleri iş dünyasını daha hızlı bir şekilde yapılandırmaya başladı. 1950’lerde mainframe adı verilen büyük ana bilgisayarlar etrafında şekillendirilmeye çalışılan iş yapıları, 21. yüzyıla girdiğimiz bu günlerde, veri akışının tamamen dijital olan internet sayesinde her türlü bilgisayara ulaşmasıyla yepyeni bir boyut almıştır. Bu nedenle öncelikle, temel teknolojileri tanımlayıp zaman içinde bu alanda ne gibi değişiklikler yaşadığımızı görmemizde fayda vardır. 3.3.1. Temel Teknolojiler E-işi oluşturan temel teknolojiler Peter Cunningham’ın “Electronic Business Revolution” adlı kitabında genel yapı olarak dijital bir nehre benzetilmiştir. Cunningham’a göre bu dijital nehri de eskiden analog yapıda bulunan zamanla değişerek dijital bir yapı alan üç küçük nehir oluşturmaktadır. Bunlar bilgisayarlar, telekomunikasyon araçları ve tüketicilerin kullandığı elektronik cihazlardır. [6] Bu gün bu üç nehir ortak bir ağ olan internet sayesinde bir araya gelmiş ve bilginin bu nehirle birlikte akışını kolaylaştırmıştır. Artık herkes bu nehir çerçevesinde istediği bilgiye istediği cihazı kullanarak ulaşabilecek duruma gelmiştir. Bu üç ana teknolojiden başka E-işin şekillenmesine etkisi olan daha pek çok temel teknoloji olduğunu söyleyebiliriz. İşlemcilerin fiyat performans oranının azalması sonucunda şirketler hızlı bir altyapıya sahip olan networkler kurabilecek duruma geldiler. Hızlı sistemlerle çalışmaya alışmaya başlayan kişiler ve kurumlar için artık internetin hızı da yetersiz kalmaya başladı. Bu nedenle daha iyi ve daha hızlı internet servisi sunabilecekleri yeni teknolojiler üretilmeye başlandı. Bunun sonucunda bu seferde iş süreçlerinde meydana gelen aksaklıklar ve darboğazlardan dolayı işlemcileri üreten bilgisayar firmaları suçlanmaya başlandı ve onlarda performanslarını yükseltmek zorunda kaldılar. Telekomunikasyon ve bilgisayar sektörlerinde yaşanan bu yarış gün geçtikçe, daha verimli çalışabilecek e-iş modelleri için altyapı oluşturmaya devam ediyor. E-işletmelerin en büyük ihtiyaçlarından biri ellerinde bulunan bilgileri depolayabilecekleri sistemlerdir. Bilgisayar üreticileri bu talebi karşılayabilmek için, fiziksel olarak çok fazla yer kaplamayan., fakat içinde gigabyte’larca bilginin saklanabileceği cihazlar geliştirdiler. Dünyanın yörüngesine yerleştirilen uydular ve pil teknolojileri sayesinde kablosuz iletişimde de büyük bir teknolojik gelişme yaşandı. Bugün internete kablosuz olarak da bağlanabilmemizi sağlayan aletler, işlerimizi her yerden yürütebilmemize olanak sağlamaktadır. 3.3.2. Internet Teknolojileri E-iş yapmak için firmamız için seçmemiz gereken teknolojiyi belirlemek oldukça zor bir iştir. Bunun nedeni önümüzde donanım mimarisi ve yazılım uygulamaları açısından oldukça fazla seçenek olmasıdır. Yapacağımız işe uygun bir teknoloji stratejisi belirlemek için temel Web mimarisini, önemli yazılım standartlarını ve uygulama araçlarını tanımak bu yüzden çok önemlidir. 3.3.2.1. E-iş donanımı ve temel Web mimarisi Bilgisayarlar iş dünyasında ilk kullanılmaya başladıklarında sadece belirli amaçlar için kullanılıyorlardı. Kullanım alanları belirli işlerle sınırlı ve oldukça maliyetli olduğundan firmanın ayrı bir bölümünde tek bir ana bilgisayar bulunuyordu. Bu bilgisayarı kullanmak isteyenler işlerini sırayla yapmak zorundaydılar. Bilgisayarların boyutlarının küçülmesiyle, bir sunucunun (server) ve masaüstü bilgisayarların birbirine bağlandığı intranet adı verilen müşteri/sunucu (client/server) sistemleri ortaya çıktı. Organizasyonlar, şirket içi bilgi paylaşımı ve ortak uygulamaları gerçekleştirebilmek için departmanlardaki bilgisayarları birbirlerine sunucular, IP (Internet protocol) ve browser vasıtasıyla bağlıyorlardı. Bazı organizasyonlar bu sistemlerini çalıştıkları ortak kuruluşlarla da birleştirebiliyorlardı. Günümüzde ise müşteri/sunucu sistemleri ve internet tabanlı teknolojiler iç içe kullanılmaktadır. Bugün pek çok cihazla internet ortamına bağlanmak mümkün hale gelmiştir. Kullanıcılar bu bilgisayarlardaki browserları kullanarak internet üzerinden, şirketlerin kurduğu sunuculara ulaşabilmektedirler. Amacımıza göre seçebileceğimiz pek çok sunucu tipi bulunmaktadır. Bunlardan E-işletmeler tarafından kullanımının en yaygın olanları olarak dosya, veritabanı, Web, güvenlik ve posta sunucularını gösterebiliriz. Web sunucuları E-işletmelerin donanım altyapısının temelini oluşturur. Bu tip sunucular mesajların browserlar ve sunucular arasında değişimini sağlayan HTTP’nin (HyperText Transfer Protocol) uygulanmasını sağlayan bir programı çalıştırır. Bu server E-işletmenin Web sayfasını, kataloglar ve sipariş metotları için bir ev sahibi niteliği taşır. [19] Bir işletme, web sunucusu seçimini yaparken önünde iki seçenek bulunmaktadır. Bunlardan biri kendi Web sunucumuzu kurmak veya bir Internet Servis Sağlayıcısının sunucusunu kullanmaktır. Kendi Web sunucumuzu kurmak her zaman diğerine göre daha maliyetli olacaktır. Bunlardan ikincisi tam anlamıyla bir E-iş yapmak için uygun değildir, sadece E-işin bazı alt bölümlerini yapmamıza yardımcı olabilir. Çünkü şirketimizin internet sitesinin fonksiyonları daha zengin bir hale geldiğinde ve sayfamızın internetteki trafiği yükseldiğinde, müşterilerimize daha iyi bir hizmet verebilmemiz için kendi sunucumuzu oluşturmamız daha mantıklı hale gelir. Sistemimizde beklediğimizden fazla trafik geçekleşmesi durumunda, sistemimiz için ek veritabanı sunucuları eklemiz açısından da kendi serverimizi kurmak uzun dönemdeki maliyetlerimizi düşürebilecektir. Donanım altyapısı olarak bahsedebileceğimiz diğer bir konuda güvenlikle ilgili olabilir. Güvenliğimizi oluşturmak için Web sunucumuzun önüne firewall (sistemin dışından gelebilecek olan müdahalelere karşı oluşturulan bir güvenlik duvarı) faaliyetlerini yürütmek için bir güvenlik sunucusu konulması şarttır. Güvenlikle ilgili ileriki bölümlerde daha çok bilgi verilecektir. Temel olarak bir e-işletmenin ne tip bir donanım altyapısına sahip olması gerektiğini belirttikten sonra, Web sunucumuzun hızını belirleyen Internete bağlantı teknolojilerini inceleyeceğiz. 3.3.2.2. Internete bağlantı teknolojileri Web sunucumuzun hızını belirleyen en önemli faktör olan internet bağlantısı seçeneklerinin en düşük maliyetli olanı evlerimizde de kullandığımız 56k dialup modemlerle bağlantıdır. İşletmemizin internete bağlanması için bu seçimi yaptığımızda düşük bir hıza razı oluyoruz demektir. Fakat kendi sunucumuza sahip olduğumuzda bu tip bir bağlantının çok büyük aksaklıklar meydana getirebileceğini söyleyebiliriz. İlk aksaklık telefon bağlantımız koptuğunda sunucumuzun internet bağlantısının gitmesinden dolayı hizmet veremeyecek olmamızdır. İkincisi olarak bağlantımız kopmasa bile 24 saatlik bir internet bağlantısı sonucunda, başlangıçta oldukça düşük görünen ilk maliyetin, telefon faturalarıyla iyice yükselebilecek olmasıdır. Bu tip bir internet bağlantısını ancak tam anlamıyla entegre olmamış, sunucu hizmetini bir servis sağlayıcının verdiği basit elektronik ticaret yapan şirketlerin benimsemesi uygun olacaktır. Çünkü bu tip şirketler internete bağlanıp işlerini yaptıktan sonra bağlantılarını kesebileceklerinden, 24 saatlik sürekli bir internet bağlantısına ihtiyaçları yoktur. Tam anlamıyla bir E-işletme yapısına sahip şirketlerin, daha önceden de belirtildiği gibi kendi sunucuları ve bu sunucuyu 24 saat süreyle destekleyebilecek internet bağlantılarına ihtiyaçları vardır. Bu bağlantıların en başında kiralık hatlar (Leased Lines) gelmektedir. Kiralık hatlar araya başka bir servis sağlayıcı sokmaksızın serverımızın direkt olarak Türk Telekom internet omurgası üzerinden bağlantı yapabilmemizi sağlayan bir teknolojidir. Bu tip bir bağlantının ülkemizde firmalara getirdiği maliyet oldukça yüksektir. Bağlantı hızımızı 56k’dan 45 Mps’ye kadar olan aralıkta kendimiz belirleyebilmekteyiz. Hız arttıkça aylık ödememiz gereken ücretlerde buna paralel olarak artacaktır. Son 2-3 yıldır haberleşme teknolojilerinde yaşanan hızlı gelişmeler sonucunda işletmeler için kiralık hatlara göre daha düşük maliyetli alternatif oluşturabilecek ADSL( Asymetric Digital Subscribers Line) ve uydu bağlantıları gibi yeni sistemler ortaya çıkmıştır. ADSL bağlantısı yine bildiğimiz telefon hattı üzerinden, daha hızlı modemler kullanılarak elde edilebilen bir bağlantı türüdür. ADSL bağlantıdaki asimetrik kelimesi, veri alma ve gönderme hızlarının birbirinden farklı olduğunu göstermektedir, yani ADSL modemler için maksimum gönderme hızı 640 k iken, maksimum veri alma hızı 8 Mps’ye kadar çıkmaktadır. Bunun nedeni internet kullanıcılarının göndermekten çok veri almalarıdır. Bu servis Türkiye’de şu anda sadece üç büyük ilde bazı santrallerde ve diğer illerden sadece Çanakkale'de Türk Telekom tarafından sağlanmaktadır. [20] Bu bağlantı türleri haricinde bahsedebileceğimiz bir diğer bağlantı türü de uydu anteni aracılığıyla sağlanan bağlantı türüdür. Bu bağlantı türüyle sadece internet üzerinden verileri çok hızlı bir şekilde alabilmemiz mümkün olabilmektedir. Uydu anteni aracılığıyla internet üzerinden veri gönderebilmemizi sağlayabilecek bir teknoloji henüz bulunmadığından bu işlemi ancak yukarıda anlatılan diğer internet bağlantılarından birini uydu bağlantısına ek olarak kullanarak yapmamız mümkündür. Bu durumda alınan ek bir internet bağlantısı maliyeti zaten yüksek olan uydu bağlantısını daha da pahalı bir hale getirmektedir. Geleceğin internet bağlantısını ise kablosuz iletişim cihazlarının oluşturacağını söyleyebiliriz. Günümüzde az da olsa uygulamaya konulan cep telefonuyla internet kullanımı, ileride hızlı bir şekilde her yerden internete bağlanmamızı sağlayacak teknolojinin bir göstergesidir. 3.3.2.3. E-iş için yazılım standartları ve programlama dilleri E-işletmeler, sunucu ve diğer donanımlar için ne kadar fazla yatırım yaparlarsa yapsınlar, bu sistemleri işletmek için uygun yazılımları ve programlama dillerini kullanmazlarsa başarılı olamazlar. Bu yazılımların internet ortamına uyum sağlayabilmeleri çok önemlidir. Bu nedenle Internet için geliştirilen yazılım standartları, E-iş uygulamaları için bir adım daha öteye götürülmüştür. Bu standartlar ve programlama dilleri sayesinde dünyanın her yerindeki kullanıcılar, browserları aracılığıyla web sayfalarını nerede olurlarsa olsunlar aynı şekilde görebiliyorlar. Bu standartların başlıcalarının HTML, ve XML olarak söyleyebiliriz. 3.3.2.3.1. HTML (Hyper Text Markup Language, Web sayfası programlama dili) Daha önce HTTP protokolünün Web sunucusu ve kullanıcısı arasındaki mesajların karşılıklı olarak değiştirilmesine olanak sağlayan bir sistem olduğunu belirtmiştik. HTML’yi ise bu protokolün işlemesinde kullanılan ortak bir dil olarak, yani Web sayfalarının dili olarak tanımlayabiliriz. [7] HTML kelimesinin içersindeki M (markup) harfi , HTML’in yapı taşlarını oluşturan tag’lari temsil etmektedir. Düz yazı biçimindeki bir dokümana bu tag’lerin (etiket olarak Türkçe'ye çevirebiliriz) ilave edilmesiyle kullanıcıların browserlarında bu metinin ve içinde barındırdığı çeşitli dosyaların görüntülenmesi sağlanmış olur. Yani tag’ler yazının ve diğer içeriğin ekrana ne şekilde geleceğinin talimatlarını veren araçtır. Örneğin herhangi bir düz yazıdaki cümlenin başına <i> ve sonuna </i> taglerini eklersek, kullandığımız browser bu cümleyi italik olarak ekranımıza yansıtır. Normal bir word dokümanında yapabildiğimiz bütün değişiklikleri bu tag’leri kullanarak Web sayfalarına da uygulayabiliriz. HTML’yi bu kadar önemli kılan şey tüm dünyada kullanılan ortak bir dil olmasıdır. HTML dilini kullanmak için çok karmaşık yazılımlara ihtiyacımız yoktur. Basit bir text dosyası kullanarak da bir web sayfası oluşturmamız mümkündür. Günümüzde ise Macromedia Dreamweaver, Frontpage express yazılımları web sayfalarını görsel olarak hazırlamamıza imkan tanımaktadır. Hiç bir HTML bilgimiz olmadan da sayfa hazırlayabilmemiz mümkün hale gelmiştir. Zira görsel olarak hazırlayabildiğimiz yazılımlar, HTML için gerekli kodları da bizim görsel komutlarımıza göre kendisi türetmektedir. 3.3.2.3.2. XML (eXtensible Markup Language) HTML elimizde bulunan veriyi sadece web ortamında aynen sunmak için kullanacağımız bir standarttır. XML ise çeşitli biçimlerdeki veri türlerini tanımlamamıza yarayan yeni programlama dilleri oluşturmamıza yarayan bir standarttır. HTML ve XML arasındaki farkı daha değişik bir biçimde açıklayacak olursak, HTML’i sabit bir dil olarak, XML’i ise her bir uygulama için ayrı ayrı özel amaçlı diller geliştirebilen iki ayrı standart olarak gösterebiliriz. Bir alıcının almak istediği bir parçanın fiyatını bulmak istediğini düşünelim. Satıcı HTML kodlarıyla yazılmış olan ürünlerini tanıtan kataloğunu Web sayfasında yayınlamış olsun. Alıcı internet üzerinden bu sayfayı görüntüledi ve istediği parçanın fiyatını buldu. Alıcının bu fiyatı kopyala/yapıştır metoduyla kendi sisteminin veri tabanına girmesi gerekmektedir. Bu işlem, yani satıcının bu parçanın fiyatını kendi veri tabanından alıp diğer, bunu HTML kodlarıyla Web’de yayınlaması, Internet üzerinden alıcıya ulaşması, alıcının bu fiyatı bulup bunu kendi veri tabanına girmesi oldukça çok işlem gerektiren ve uzun sürebilecek bir süreçtir [7]. Bu süreçte çok işlem bulunmasının yanında, hata yapma riski de vardır. Ayrıca satıcının sayfasında yapacağı değişikliklerle bu parçanın fiyatının değiştirmesi alıcı tarafından, ona bu değişiklik bildirilmediği takdirde, fark edilemeyebilir. Bu maliyet hesaplarında hatalara yol açar. Yani HTML bu işleme çok az bir iş değeri katmış oluyor. XML, HTML’in yaptığı veriyi görsel olarak sunmanın yanında, verinin yapısı ile ilgili bilgiyi de içinde bulundurur. Yani fiyat değiştirildiğinde, XML bilginin yapısını ve nereye iletilmesi gerektiğini bildiğinden, bu değişiklik sistemin bağlı bulunduğu diğer veri tabanlarına da aynen iletilir. Bu iletimin şirketler arasında gerçekleşmesi olayına elektronik veri değişimi (EDI, Electronic Data Interchange) adı verilmektedir. 3.3.2.3.3. Elektronik veri değişimi (EVD) ve XML Geleneksel elektronik veri değişimi sistemleri, birbirleriyle bilgi ve doküman alışverişi içinde olan iki işletmenin birbirlerine bir ağ ile bağlanarak bu iletişimi gerçekleştirebilmelerini sağlayan bir sistemdir. Internetin yaygın hale gelmesiyle, şirketlerin bu tip bir altyapı harcaması yapması ihtiyacı ortadan kalkmıştır. Internetin veri iletişimi için oluşturduğu ortak platform, elektronik veri değişiminin de internet üzerinden yapılabilmesini mümkün kılmıştır. [19] Internet tabanlı EVD sistemleri için XML tabanlı bir dil kullanmak klasik EVD sistemlerinde meydana gelebilecek pek çok sorunun ortadan kalkmasını sağlamıştır. Ayrıca XML verisinin herhangi bir dönüşüme gerek kalmadan yalın olarak saklanabilmesi, hızlı sorgulanabilmesi ve verinin yeni biçimlerinin tanımlanmasında esneklik sağlaması, XML’in E-iş için kullanım alanlarını arttırmaktadır. 3.3.2.3.4. Programlama dilleri E-iş uygulamalarında kullanmak üzere çok çeşitli geliştirme dilleri bulunmaktadır. Bu dillerden bazıları eski “müşteri” veya “sunucu” sistemlerinin dilleri olmasına rağmen, genel olarak aynı dillerin her iki ortamda da kullanılma eğilimi vardır. Bunlar arasında gösterebileceğimiz internet ortamına da uyarlanmış olan dillerden en yaygınları Java, Java Script ve Visual Basic’tir. Bu diller her platformda bağımsız olarak çalışabilecek şekilde tasarlandıklarından, müşterilerin işletim sisteminde bulunan her türlü Web Browser (Internet Gezgini) tarafından çalıştırılabilirler. [19] E-iş için oluşturulan pek çok yazılım bu temel programlama dilleri kullanılarak oluşturulmaktadır. Java ve Java script daha çok Internet sayfalarının düzenlenmesine HTML kodlarıyla iç içe kullanılabilirken Visual Basic çeşitli yazılımların üretilmesinde kullanılır. 3.3.2.4. Yazılımların uygulama araçları Web mimarisi ve yazılım standartları, müşterilerle olan iletişimin temelini oluşturmasına rağmen, elimizde bulunan bilgiyi satışa dönüştürmemizi sağlayan araçlar uygulama yazılımlarıdır. Bu uygulamaları Kataloglar (catalogs), ürün ayarlama araçları (configurators), ve ticaret platformları (commerce platforms) olarak tanımlayabiliriz. Online kataloglar elimizde bulunan ürünleri, sayfamıza ziyaret eden veya arama motorlarında belirli bir ürün için arama yaparak sayfamıza gelmiş olan potansiyel müşterilere sunmak ve tanıtmak amacıyla oluşturulmuş yazılımlardır. Bu yazılımlar genellikle ürün hakkında genel bir bilgi verirler. Internette bir ürün için istediğimiz kadar yer ayırabileceğimizden, kağıda basılı kataloglardan daha fazla bilgiyi müşterilere sunabiliriz. Ürünle ilgili genel bilginin yanında ürünün resmi, fiyatı, stoklarımızda bulunup bulunmadığı gibi müşterinin öğrenmek isteyebileceği diğer bilgileri de kataloglarımızda belirtebiliriz. Bizim sunacağımız bilgilerin yanında daha önce bu ürünü kullanmış olan kişilerin ürün hakkındaki düşünceleri, bizim ürün hakkında ne düşündüğümüz gibi ek bilgilerde bu kataloglarda yer alabilir. Ürün ayarlama araçları, satılan ürünün özelliklerinin artması sonucunda katalogların müşterilerin elde etmek istediği bilgiler için yeterli gelmemesi veya müşterinin ilgisini çeken ürünle ilişkili diğer ürünleri de belirleyebilmelerini sağlayan özel amaçlar için tasarlanmış yazılımlardır. Diğer bir şekilde tanımlayacak olursak, müşteri ihtiyaçları doğrultusunda belirlediği kriterlere göre sayfamızda arama yaptığında karşısına istediği ürünlerin çıkmasını sağlayan yazılımlara ürün ayarlama araçları adını verebiliriz. Bu tip araçlar, bilgisayar gibi ayrı ayrı bir kaç parçadan oluşan ürünlerin toplam fiyatlarının belirlenmesi, ödemelerin hesaplanması, veya karşılaştırmalar yaparak bir ürünü kiralamanın mı yoksa satın almanın mı veya eskisini tamir ettirmenin mi yoksa yeni bir tane satın almanın mı daha uygun olacağını belirlememizi sağlayabilirler. [19] Ticaret platformları öncelikle fazlasıyla esnekliğe
|