|
Abruzzi
|
 |
« : Mart 12, 2008, 12:10:13 ÖS » |
|
DÜŞÜNCE VÜCUDA HAKİMDİR Düşüncenin hayatımızda büyük önemi vardır. İyi düşünceler güzelliği, kötü düşünceler ise hayal kırıklığı yaratır. Düşünceler yaşantımıza, bedenimize ve vücudumuzdaki bütün organlara yön verir. Yapılmak istenen bir iş eğer düşüncede de varsa bu işte başarılı olunur. Fakat yapılan işte düşünce yoksa çok az yarar sağlanır. Düşüncemizin alın yazımıza mutlak surette hakim olduğuna ve her fikrimizin alın yazımızı yaratmakta bir payının olduğu unutulmamalıdır. 2. DÜŞÜNCE HEM SAĞLIĞA HEM DE HASTALIĞA SEBEP OLUR Düşüncenin gerek sağlık gerek hastalık üzerindeki gücünü ispatlamak için bilimsel deneylere gerek yoktur. Korku, telaş yahut büyük sevinç gibi şiddetli düşüncelerin vücutta ağır hasarlara yol açıp kişiyi öldürdüğü gibi, kişinin ıstırabını ve hastalığını ortadan kaldırdığı da görülmüştür. Bu fikirleri verilen örneklerle daha iyi anlayabiliriz. Sevgilisini kaybeden bir adam duyduğu şiddetli acının tesiriyle hastalanmış ve bu hastalık ilerleyerek onun ölümüne sebep olmuştur. Hiçbir hastalığa tutulmaksızın yalnız kayıp acısını düşünmekten ölenlerin olduğunu bilmekteyiz. Kuzey Afrika Kumandanlarından Mevlay Mah ümitsiz bir hastalıkla can çekişme halinde yatarken orduları Portekizlilerle dehşetli bir savaşa tutuşmuşlardı. Askerlerin zayıflamaya başladığını duyar duymaz yatağından fırlayarak ordularının başına geçti ve zaferi kazandı. Burada kumandanın hissettiği onun hastalığını ortadan kaldırmıştır. 3. EN BÜYÜK DÜŞMANIMIZ KORKU Hayatı mahveden en öldürücü alet korkudur. Korku karakterin kişiyi miskinleştirdiği, yaşama sevincini yıktığı, herhangi bir işte elde edeceğimiz başarıya engel olduğu anlatılmaktadır. Korkunun beynin ve bedenin canlılığını azalttığı başarının bütün elemanlarını öldürtmektedir. Gençliğin öldürücü düşmanı ihtiyarların en iyi arkadaşıdır. Doğduğumuz günden beri bu korku düşüncesinin etkisi altında yaşamaktayız. Anne ve babamızın küçüklükten beri çeşitli uyarılarıyla örneğin; “bu yemekten zehirlenirsin, şu hayvan seni ısırır” sözleriyle bizlerin zararsız şeylere yaklaşmamızı engellemişlerdir. Korku düşüncesini bir çocuğun hassas hayal gücüne işlemek ona yapılabilecek en büyük kötülüktür.
4. KORKUYU NASIL YENMELİ Korkuyu yenebilmemiz için neden korktuğumuzu bilmemiz gerekir. Korktuğumuz şey henüz meydana gelmemiş olaylardır. Örneğin; sarı sıtmadan doğan tehlike ve ıstıraplardan korktuğumuzu farz edelim. Hastalık mikrobu vücudumuza girmediği sürece bizim için bir şey ifade etmez fakat merak ve endişemiz bizi zayıf düşürür ve acımızı arttırır. Zinde ve korkusuz bir kimseye ise bu hastalık kolay kolay bulaşmaz. En basit örnek olarak bulunduğumuz mevkii kaybetme korkusu bizim işlerimizi olumsuz etkileyecek ve vermememizi düşünecektir. Halbuki bu çektiğimiz kaygı ve ıstırapların faydası olmadığı gibi zararı olmaktadır. Korkularımızı yenmek için düşüncelerimizin daime korktuğumuz şeylerin hayalimizden başka bir yerde var olmadığına inanmalıyız.
Sayfa 35-63 5. HEYECANLARI NASIL YENMELİ Zayıf kalpli insanlar duydukları heyecanın bir gün hayatlarına mal olabileceğini bilirler. Heyecan öldürecek derecede şiddetli olmadığı zamanlarda bile çok zararlı olabilir. Şiddetli heyecanlar yaşadığımız zaman kanun dolaşımı gecikmekte yanaklar solmakta gözler çukurlamaktadır. Huzurumuzu bozan, hayatımızı kısaltan bu zararlı heyecanlardan her birimizin çaresini kendimizde kendi düşüncelerimizde, kendi hareketlerimizde bulmaya çalışmalıyız. 6. NEŞELİ BİR MİZAÇ KAZANMAK İÇİN Kendi mizacımıza hakim olmadığımız müddetçe işlerimizde üstünlük gösteremeyiz. Duygularının emirlerine boyun eğen kimse hür bir insan değildir. Hür insan yalnız manevi düşmanlarına rağmen kendi nefsine hakim olmayı bilen insandır. Kederli zamanlarımızda ısrarla hayatımızdaki en hoş hadiseleri, en mesut günleri hatırlamalıyız. Keder yaklaşırken sevinçli düşünceler yaratmak kederin yerleşmesine izin vermemeliyiz. Ufkumuzda parlak ve bereketli bir geleceğin hayalini görmeliyiz. Bu yapacaklarımız neşeli bir mizaç kazanmamız için yeterli olacaktır. 7. KÖTÜMSERLİK ZARARLIDIR Tasayı aramak, onu büyütmek, geliştirmek kişiye her zaman zararlı olmaktadır. Zira üzüntü arayan kimse onu mutlaka bulur. Zihnini üzüntüye açık bırakması yeterlidir. Bu kişiler hayatları boyunca kötümser olurlar. Bu düşünceler içinde olan insanlar her zaman sefil ve umutsuz yaşarlar. Kötümser kişiler her gittikleri yerde etrafa zarar veren bir sıkıntı havası yaratırlar. Onlara göre yaşanan her olay olumsuzlukla sonuçlanacaktır. 8. NEŞELİ DÜŞÜNCELERİN GÜCÜ Neşeli insanlar hayatta her zaman yaratıcı olurlar. İyimser bir mizaç kadar hayatı güzelleştiren hayatın acılarını gideren bir şey yoktur. Neşe ruhun güç kaynağıdır. Neşeli mizaçlı insanın vücudu karamsar insanın ki kadar çabuk erimez. Sakin ve dengeli bir zihinle yapılan iş sağlam ve sürekli olur. Neşeli bir kişi işlerinde daima başarılı olur. Çünkü herkes neşeli insanlarla ilişki kurmaktan haz duyar. Gülümseyen adama bütün kapılar açılır, neşe saçan adam her yere çağrılır. Sayfa: 63-89 9. OLUMSUZLUĞU YOK EDELİM Olumsuz ruha sahip olanlar hiçbir zaman bir işi beceremezler. Yalnız miskinlik, beceriksizlik, yıkıcılık vardır. Herhangi bir dersi öğrenemeyeceğini, sınavda beyninin karışacağını, zihnine yerleştirilen kişi o dersi öğrenemez ve sınavda başarılı olamaz. Bunun tersi olarak karşısına çıkan engelleri aşacağına inanan kişi her zaman başarıya ulaşır. Örneğin; bir avukat sürekli doktorluğu yahut makineleri düşünürse mesleğinde mevki sahibi olamaz. Olumsuz ve yıkıcı bir düşüncenin zihnimizde yer tutmasına izin verdiğimiz sürece hiçbir şey yaratamaz ve başarılı olamaz. 10. İNANÇ VE GÜVEN Başarının yolları yapacağımız işe inanmakla ve kendimize güvenmemizle gerçekleşir. Güvenin bir işi başarmada önemli bir faktör olduğu unutulmamalıdır. Başardığımız bir iş inanç, azim ve güvenimizin damgasını taşır. Bir hedefe ulaşmak istiyorsak zihnimizdeki olumsuz düşüncelere müsaade etmemeliyiz. Eğer ki; kendi gücümüze olan inanç ve güvenimiz ne kadar sağlam olursa bütün arzu ve emellerimize kavuşuruz. 11. DÜŞÜNCELERİN NÜFUZU Düşüncelerimizin hayatımıza etkisi kuvvetli olmakla beraber, bu etki yalnız kendi hayatımıza ait olarak kalmaz. Düşüncelerimiz zihnimizde ve kalbimizde hapis olmadıklarında her an dışımıza çıkarak başkalarında iyilik veya kötülük getirirler. Her ferdin kendine ait bir havası olmakta, bu havayı yaratan şeyin de ferdin karakteri, emek ve gayeleridir. Ferdin yaptığı işleri idare eden sebepler bu havanın yönünü tespit ederler. Temas ettiği kimseler üzerinde bıraktığı izlenim, güttüğü gayeye tesir eder. Bu izlenim ise söylediği sözlere göre değil, zihninden geçirdiği düşüncelere göre ortaya çıkar. Başkalarının bizim için düşündüklerini tahmin etmenin en güzel ölçüsü bizim onlar hakkındaki düşüncelerimizdir. Uygulamaya geçirmek istediğimiz düşüncelerin iyi veya kötü niyetle olması bizim çevremizdeki nüfuzu olumlu ve olumsuz etkiler. 12. BAŞARI YARATAN DÜŞÜNCELER Çoğu zaman neticeyi belirleyen şeyin maddi kuvvet değil, akıl kuvveti olduğu unutulmamalıdır. Örneğin; zayıf, cılız bir kadın, korkunun verdiği kuvvetle kendisinden daha ağır bir insanı denizde boğulmaktan kurtarabilir. Yaşanan olaylara boyun eğmek zorunda kalmak bir zayıflıktır. Fakir ve sefil kalmamızın en önemli sebebi bu zayıflığımızdır. Yapacağımız işlerde kabiliyetimizden şüphe etmek başarısız olmamıza neden olur. Genelde büyük işler başaranlar kendi kabiliyetlerine olumlu bir şekilde güvenenlerdir. Tasarladıkları işi mutlaka başarıyla sona erdirirler. Güven ve inanç yaratıcı, yapıcı ve tamamlayıcı bir kuvvettir. İnançsızlık ise uyuşturan , yıkanı yok eden bir olumsuzluktur.
Sayfa: 89-105 13. BAŞKALARINI KENDİMİZE NASIL İNANDIRALIM Başarı yalnız kendimize inanmamıza değil başkalarının da bize inanmalarına bağlıdır. başkalarının bize inanmaları bizim kendimize inanmamızın bir tepkisinden ibarettir. Kendimize ne kadar güvenirsek başkalarına aktaracağımız güven de o kadar kuvvetli olur. Kendine güvenenler olumlu ve sağlam karakterli insanlardır. Bu tip insanlar sözleriyle etrafındakilere güven ve inanç verir, başkalarını şüphe ve tereddütlerden kurtarır, çünkü herkes onun manevi kuvvetine inanır. Kendine inancı olmayan kişiye hiç kimse inanmaz ve güvenmez. İnsan kendi kabiliyetini şüpheli gösterecek bir tavır ve harekette bulunursa başarısızlığa meyil verir. Yolumuz ne kadar çetin olursa olsun, güvenimizi bir an bile zayıflatmamalıyız. Bu yapacağımız hareketler daima karşı tarafı etkiler. Örneğin, bir öğretmeni ele alacak olursak öğrencilerine sergilediği olumlu veya olumsuz davranışlar öğrencilerinin de ona aynı davranmasını sağlar. 14. KARAKTERİN KURULUŞU Kötü duygularımızı yenmeye devamlı bir gayret sarf edersek yavaş yavaş iyi huyları alışkanlık haline getirebiliriz. Ahlak güzelliği kazanmak için kötü huyları değil, iyi huyları aramalı ve zihnimizi onlarla yormalıyız. Örneğin, bir tıp öğrencisinin hastalık kitapları okuya okuya o hastalıkların belirtisini kendisinde duyar. Çocuğa küçük yaşta iyi huylar öğreten bir ailede yetişen çocuklar, iyi huylu ve sağlam karakterli olurlar. Diğer taraftan ailenin sergileyeceği tembellik, kötümserlik, çalışkanlık, azim gibi olumlu ve olumsuz davranışlar çocuğu ileriki hayatında nasıl bir davranış sergileyeceğini belirler. 15. ZAYIF NOKTALARIMIZI KUVVETLENDİRELİM Kişilerde çocukluktan gelme birçok zayıf nokta vardır. Olan bu zayıflıkların çaresini aramaksızın büyümesine izin vermek hayatımızı bozmaktadır. Çocuğun gelişmesinde etkili olan kişi ve kurumlar çocukta fark ettikleri zayıf noktaları kuvvetlendirerek o taze varlığa büyük yarar sağlamış ve pek çok uçurumdan kurtarmış olacaklardır. Sağlam bir düşünce ve biraz enerji bu zayıf noktaları kuvvetlendirmek için tesirli bir davranıştır. Zayıflığımızı hoş gördükçe bizi küçülten ve düşünen düşüncelerimizin zihnimizde yer tutmalarına müsaade ettikçe, bu düşüncelerle işbirliği yapmış oluruz. Her yeri karanlık görme alışkanlığı hayatımızı karartır ve başarımızı görmeye engel olur. Zayıf noktalarımızı kendi hallerine bırakıp bir idman yaptırmazsak bunların kuvvetlenmesini bekleyemeyiz. Kullandığımız bu özellikler paslanır ve bozulurlar. 16. GÜZELLİK NASIL KAZANILIR Hakiki güzelliğin sırrı sevgi taşıyan iyi bir kalp, her yere güneş ve sevinç saçma arzusudur. Sevgi ve neşe eğilimleri kişinin çehresine akseder, ona güzellik verir. İyi bir karakter sahibi olmak arzusu ve gayreti, hayatı güzelleştirir. Örneğin, bir genç kız veya icadın ne kadar boya çehreli olursa olsun, eğer iyi kalpliyse, tanıdıklarına güzel görünebilir. Kalbimizde var olan güzellik, iyilik ve sevgi duyguları diğer duygulardan üstün bir yer tutmuşlarsa her gittiğimiz yerde güzel izlenimler bırakırız. Örneğin son derece çirkin olan bir genç kızın ümitsizliğini maddi çirkinliğini telafi edip kalp meziyetini yükseltmek için bütün gayret ve iyi niyetini kullanıp bu ümitsizliğini yenmiştir.
Sayfa: 105-130 17. HAYALİN GÜCÜ Dünyanın ilerlemesini, medeniyetin ilerleme hamlelerini hayal perisine borçluyuz. Hayal her fiilin öncüsü ve ilham kaynağıdır. Örneğin, Morse hayalinde noktadan daha iyi haberleşme aracı görmüş ve insanlığa telgrafı hediye etmiştir. Bell telgraftan daha iyisini hayal edebildiği için telefonumuz olmuştur. Radyo, televizyon ve gelecekteki diğer icatların hepsi irade kuvveti ve çalışma azmi sayesinde hayalin gerçekleşmesinden ibarettir. Ruhumuzu besleyen müzik şaheserleri büyük bestekârların hayallerinden çıkmıştır. En nefis sanat eserleri büyük sanatkârlarımızın hayalinde doğmuştur. Bu hayalcilere dünyanın ne büyük nimetler borçlu olduğunu kimse tahmin edemez. Şu halde çocukların hayal gücünü yalnız saflık, fedakârlık ilham eden ve temiz düşünceleri yetiştirecek, geliştirecek bir tarzda eğitilmeli ve onlardan yararlanılmalıdır. 18. İHTİYARLIKLA MÜCADELE EDİLMESİ Ruhunun edebiliğine ve sonsuzluğuna inanan ruhun kemaline hiçbir arza ile insanlık erişemeyeceğine kalbinden inanan insanın yaşı ne kadar ilerlerse vücudunda ve aklında düşüklük oluşmaz. Genç görünmek ve beynini zinde tutmak için yaşları saymamayı adet etmelidir. Zihne ihtiyarlık telkinleri yapmaktan sakınmalıdır. Bir insan kalbinde kendini nasıl hissederse öyledir. Yaşı ilerlediği halde gençliğine inanan kişi gençtir. Bizi ihtiyarlatan şey yaşımız değil yaşama tarzımızdır. Her türlü aşırılıklar gençliği kısaltır. Geçmiş yılların kötü hatıraları adımların esnekliğini ağırlaştırır. Karamsar ve zevksiz ihtiyarlık hazırlar. 19. DÜŞÜNCEYE HAKİM OLMANIN YOLLARI Fikri devamlı kontrol altında tutarak ruhun eğilimini değiştirmek mümkündür. Ruhumuzun her yana yalpalamasına ve çeşit çeşit konularla yüzeysel olarak uğraşmamıza meydan vermemiz manasızdır. İradenin kontrolü altında akıl ve mantıkla idare edilen bir itina ruhu ve düşünceyi disiplin altına sokarak daima daha yükseklere, ideale kadar götürebilir. O zaman kötü duygular, kötü düşünceler şuurun dışına çıkar ve akıl varmış olduğu ideal zirvesinde kalır. İnsan istediği şeyi hareket ve arzusuyla istemelidir. Düşünceye hakim olabilmek için en mükemmel metot sessizlik içinde düşünüp karar vermek, sonra da bu kararı var kuvvetiyle yürürlüğe koymaktır. 20. GELECEĞİN İNSANI MÜKEMMEL OLACAKTIR Bilmeye, anlamaya başladığımız zaman bütün sırlar çözülür. Bilmek ve hür olmak herkesin amacıdır. Güvensizlik, tereddüt, dengesizlik başarıya set çeken öğelerdir. Bütün ihtiyaçlarımızı veren büyük yaratıcıya mutlak mir güven ve sınırsız iman ile bağlı olan dengeli bir zihnin başarılı ve verimli bir mesleğe kavuşması mukadderdir. Bütün varlıkları yaratan ve idare eden büyük ruhun birer parçası olduğumuza sarsılmaz bir imanla inanmalıyız. Doğarken sahip olduğumuz haklardan bizi hiçbir kuvvetin mahrum edemeyeceğini aklımızdan çıkarmamalıyız.
ANA FİKRİ Düşünce, hayatımızda büyük rol oynamaktadır. Düşünce, yapılacak bir işte vücudu etkileyerek olumlu ve olumsuz sonuçlar alınmasına sebep olur.düşüncenin insan üzerindeki etkileri büyüktür. Düşünce, sağlığa sebep olduğu gibi hastalığa da sebep olmaktadır. Örneğin; sevgilisini kaybeden bir adam üzüntüden hastalanarak yaşamını yitirmiştir. İnsanı başarıya götüren en önemli sebebin düşünce olduğunu unutmamalıyız. Kötümser düşünceler çevremizdeki nüfuzu azaltmakta ve yaptığımız işlerde başarısız olunmasına sebep olmaktadır. Düşünceyi bir geminin dümeni ve bu düşünce gemisinin kaptanı da kişinin kendisidir. Ruhsal yapı ve düşünce bedene hakimdir. Kişi kendi karakterini düşünceleriyle şekillendirir. Kişinin düşünceleriyle başaramayacağı bir iş yoktur. Yapacağımız işlerde hedefe ulaşmak için kendimize güvenimiz tam olmalı ve inançlı olmalıyız. Karakter yapımızla kişileri kendimize inandırmalı ve onları etkilemeliyiz. Yaşamımızda hayalin önemi de büyüktür. İnsanlar hayal kurarak hedeflerine biraz daha erken ulaşırlar. Buna en güzel örnek G. Bell Telgrafı bularak haberleşmeyi biraz daha kolaylaştırmıştır. Yapacağımız işlere asla kötümser yaklaşmamalıyız. Hedefe ulaşmak için hayatımızdaki olumsuzlukları yok edip kendimize güvenmeli ve inanmalıyız, aksi takdirde başarısız oluruz.
|