|
Abruzzi
|
 |
« Yanıtla #2 : Mart 11, 2008, 16:41:40 ÖS » |
|
E)ulusal güvenlik açisindan önemli olan stratejik ulusal sanayilerin korunmasi ; F)başka ülkeleri koruma oranlarini düşürmeye zorlamak; G)ulusal üreticileri dampinge karsi korumak; Hangi tür olursa olsun korumacilik politikalarinin iktisadi refahi olumsuz etkilediğine birdaha dikkat çekmek isteriz.
Korumacilik türleri: Uluslararasi ticarete konu olan engeller genel olarak tarife engelleri(gümrükler)ve tarife dişi engeller olarak siniflandirilabilir. Tarifeler, diş ticarete konu olan mallar üzerine konan vergilerdir. Diş ticarete konu olan mallar "ihraç edilen mallar" ve "ithal edilen mallar" olmak üzere ikiye ayrilabilir. Bu açidan bakildiğinda tarifeleri de "ithalat tarifeleri" ve "ihracat tarifeleri" diye ikiye ayirmak mümkündür. Yaygin olarak kullanilan tarife türü, ithalat üzerine konan tarifelerdir. Ihracat tarifeleri ise daha ender olarak kullanilmakta ve ithalat üzerine konan tarifelerin aksine, ulusal sanayii korumaktan çok bir vergi hasilati elde etmek amaciyla uygulanmaktadir. Tarife dişi engeller; gümrük tarifelerinin dişinda uluslararasi mal ve hizmet akimlarini serbest ticaret koşullari altindaki normal gelişme seyrinden saptiran her türlü amaç ve politikalar olarak tanimlanabilir. Sözkonusu kisitlamalari ihracat yönlü ve ithalat yönlü olarak iki gruba ayirmak mümkündür. Ithalat yönlü tarife dişi kisitlamalar, ithal mallarinin yurtiçi fiyatlarini yükselterek yerli üreticileri korur. Ihraç yönlü tarife dişi kisitlamalar ise, suni olarak diş satişlari arttirmak için ihracata yapilan yardimlar ile ihracatin kisitlanmasi için alinan tedbirleri kapsar. Tarife dişi engeller tarifelerden farkli olarak kesinlik taşimaz ve geniş ölçüde idari kararlara bağli olduğundan zaman içinde büyük değişiklikler gösterir, bu nedenle ihracat ve ithalat üzerinde artan bir risk ve belirsizlik yaratirlar. Tarife dişi engelleri incelediğimizde karşimiza çok çeşitli uygulamalar çikmaktadir.en bilinen ve en yaygin olarak kullanilan türler şöyle sayilabilir;
İthalat kotalari: Hükümetler tarife sisteminde olduğu gibi ithal edilen bir mala gümrük vergisi koymak yerine doğrudan ithalat hacmini fiziki miktar veya değer olarak sinirlandirabilirler. Kotalar ithalati kisitladiklari ölçüde, yerli sanayii diş rekabetten korur ve ödemeler bilançosunda düzeltici etki doğururlar. Kotalar tarifelere göre çok daha kesin bir koruma sağlamaktadirlar.çünkü tarife uygulamasinda yüksek tarifelerden de olsa ticaret mümkündür,tarife uygulamasinda ihracatçi, bir ülkenin koyduğu gümrük duvarini sattiği malin fiyatini düşürerek aşabilir. Ancak kota uygulamasinda böyle bir olanak yoktur. Tarife-kotalar: Tarife-kotalar da son yillarda uygulamasi yayginlik kazanan diş ticaret politikasi araçlarindandir. Adindan da anlaşilacaği üzere bu politika araci, tarifelerle kotalarin bir melezidir. Bu uygulamada , ithalat miktari üzerinde bir üst sinir sözkonusu değildir. Sözkonusu olan, belli bir miktarda veya değerde malin, gümrüksüz olarak ithal edilebilmesi, bunu aşan kismin daha yüksek tarife oranina veya oranlarina konu olmasidir. Tarife-kotalar, tarifelerin ve kotalarin hem teknik niteliklerini hem de idari güçlüklerini bünyelerinde taşiyan bir diş ticaret politikasi aracidir. Bu politika araci, çoğu uygulayici tarafindan hem tarifeden hem de kotadan daha liberal bir araç olmasi nedeniyle yararli bulunmakta ve benimsenmektedir. İhracatin kontrolü: Ihracat çeşitli şekillerde kontrol edilmektedir. Bunlari şöyle sinirlayabiliriz;
Gönüllü ihracat kisitlamalari: Bu uygulama iki ülke arasinda yapilan anlaşmaya dayanir. Bu anlaşma ile ihracatçi ülke belli bir ithalatçi ülkeye yönelik mal ihracini sinirlar. Ihracatçilar daha koruyucu önlemlerle karşilaşma korkusuyla bu tür miktar sinirlamalarini kabul ederler. Gönüllü ihracat kisitlamalari günümüzde ticareti kisitlama yönünde kullanilan çok önemli bir araç haline gelmiştir.
Uluslararasi mal anlaşmalari: Belli bir malin dünya piyasalarindaki fiyatina istikrar kazandirmaya yönelik olan bu anlaşmalar genellikle üç değişik biçimde yapilmaktadir. Birinci şekilde ihracati kisitlama anlaşmasi ile pazarlanan mal miktari üretici ülkenin üretim yada ihracatina kota konularak kontrol altina alinir. Uluslararasi mal anlaşmalarinin ikinci şekli olan "tampon stok uygulamasi" ise fiyati daha önce belirlenmiş bir aralik içinde tutmayi amaçlar. Bir diğer uygulama da "çok tarafli anlaşmalar"dir. Bu anlaşmalar üretici ülkelerin anlaşma ile belirlenmiş miktardaki malinin azami satiş fiyati ile tüketici konumundaki ülkelerin üretici ülkelerden alacaklari anlaşma ile belirlenmiş mal miktarinin azami aliş fiyatini belirlemektedir. Bu konuya en iyi örnek gatt çerçevesinde tekstil alaninda yapilan ve sanayileşmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelerden yaptiklari tekstil ürünleri ithalatini kontrol altina almayi amaçlayan çok elyaflilar sözleşmesidir.
Damping-antidamping: Ihracat endüstrisindeki bir büyük firmanin malini diş piyasada iç piyasadan daha düşük bir fiyattan satmasina damping adi verilir. Genel olarak, ulusal sanayii dampingin yikici etkilerinden koruma amacina yönelik ticaret sinirlamalarinin hakli gösterildiğine tanik olunmaktadir. Bu ticaret sinirlamalari genellikle, antidamping vergileri veya telafi edici vergiler şeklinde olmaktadir.bu vergilerden amaç, damping uygulamasinin yarattiği fiyat avantajini ortadan kaldirmak ve damping yoluyla düşük tutulan fiyati, konulan denkleştirici vergi ile olmasi gereken düzeye çekmektir. Hükümetler tüm damping uygulamalarina karşi çok büyük duyarlilik göstermekte ve yüksek antidamping vergileri veya telafi edici vergilerle bu uygulamalari önlemeye çalişmaktadirlar.
Üretim sübvansiyonlari: Üretim sübvansiyonlari belli bir ulusal üretim miktarini gerçekleştirmek amaciyla kullanilirlar. Tarife uygulamasindan daha dolaysiz bir politika aracidir ve bu bakimdan ve iktisadi açidan tarifelere üstündür.
İhracat sübvansiyonlari: Hükümetler ithalati ve ticareti kisitlayici tedbirler yaninda ihracati artirmak için de sübvansiyon vermektedirler. Ihracat sübvansiyonu, hükümet tarafindan, bir firmaya dişariya gönderilen her birim mal için yapilan ödemedir. Burada sübvansiye edilen, ihracata konu olan malin yurtiçi üretimi değil, ihraç edilen kismi olup bu ayirim çok önemlidir. Ihracat sübvansiyonlari, ihraç edilen ürünlere verilen dolaysiz üretim sübvansiyonlari şeklinde olabileceği gibi, ihracatçilara veya yabanci ithalatçilara piyasa faiz oranlarindan daha düşük faiz oranlarinda kredi sağlanmasi veya ihracatçilarin vergi muafiyetlerinden yararlandirilmasi şeklinde de olabilir. Bütün güçlü sanayileşmiş ülkeler,ihracat mallarinin alicisi olan ülkelere, ithalatin finansmanini sağlamak amaciyla düşük faizli krediler sağlamakta ve bu amaç doğrultusunda ihracat-ithalat bankalari kurmaktadirlar. Sübvansiyonlarin önemli bir silah haline gelmesi ile beraber, sübvansiyon savaşlarini önlemek de ciddi bir sorun haline gelmiştir. Sübvansiyonlu ticaret adil olmayan ticaret olarak kabul edildiğinden ithalatçi ülkenin, soruşturma sonucu subvansiyon verildiğinin belirlenmesini takiben telafi edici vergi koymasi doğal karşilanmaktadir. Sübvansiyonlarin yerli ekonomi üzerindeki etkileri damping ile ayni yöndedir. Ayirimci devlet satin almalari: Çoğu ülkelerde devlet,mal ve hizmetlerin en önemli alicilarindandir. Devletin, mal ve hizmetleri satin alirken ulusal ve yabanci firmalar arasinda ayirim gözetmesi oldukça yaygin olarak rastlanan bir uygulamadir. Bu konuyla ilgili bir başka uygulama da, bellibir resmi kuruluşun, ithalat yerine başka bir resmi kuruluşun ürününü satin almaya zorlanmasidir. Ayirimci uygulama her ne şekli alirsa alsin, sonuç, ulusal firmalarin sübvansiye edilmesi anlamina gelmektedir. İdari, teknik ve diğer engeller: Ürünlerin tüketici ve çevre için güvenli olmasini sağlamak amaciyla ülkeler bazi standartlar kullanmaktadirlar. Doğrudan korumacilikla ilgili olmasa bile, hükümetler tarafindan alinan karar ve konan çok sayidaki kurallar ticaretin serbestçe akmasini engellemektedir. Idari ve teknik diş ticaret engelleri konusundaki en büyük güçlük, bu uygulamalarin ekonomik etkilerinin ölçülmesinin çok güç olmasinda yatmaktadir. Idari ve teknik diş ticaret engelleri aslinda, diş ticareti doğrudan doğruya engelleme amaciyla oluşturulmazlar. Bunlarin diş ticaret üzerindeki etkileri de özü itibariyle dolaylidir. Ancak, en etkili tarife dişi ticaret engeller kadar etkili olabilmektedirler. Thalat hacmini doğrudan etkileyen bütün idari ve teknik düzenlemeler "görünmeyen engeller" olarak da tanimlanmaktadir. Görünmeyen diş ticaret engellerinin uygulamada pek çok çeşitleri olup;. *paketleme ve etiketlemeye ilişkin düzenlemeler, *sağlikla ilgili kurallar, *kalite standartlari, *gümrük işlemleri ve bu işlemlerle ilgili formaliteler, *milli standart düzenlemeleri, *lisanslar, *menşe şehadetnameleri, *sinirlardaki bürokratik işlemler, *çeşitli sebeplerle konan ambargolar Görünmeyen diş ticaret engelleri olarak sayilabilir.
Kambiyo denetimi: Bu sistem genellikle kotalarla birlikte uygulanir. Kotalar mal akimlarinin, kambiyo denetimi ise diş ödeme akimlarinin kisitlanmasina dayanir. Hükümet yetkilileri ülkenin döviz rezervlerine göre ithalat kotalarini belirler ve her mala ne kadar döviz tahsis edileceğine karar verirler.
Diş ticaretin devlet tarafindan yapilmasi: Devletin bazi belirli mallarda diş ticarette tekel kurmasi ve bu mallarin ticaretini bizzat kendisinin yürütmesidir.
Yerli girdi kullanma şarti: Ticaretin kontrolü ile ilgili bir yaygin uygulama da bir nihai mamülün belli bir parçasinin dahilde üretilmesi konusunda getirilen kurallardir. Bu tür kurallar, yerli üretim faktörlerine ve kullanilan parçalarin yerli üreticilerine koruma sağlamakta ve nihai ürünün üreticisinin kullandiği girdi fiyatlarini yükseltmektedir.
Yukarida görüldüğü gibi koruma önlemleri en çok bilinen koruma türü gümrük vergileri,fark giderici vergiler,birer miktar kisitlamasi olan kotalar,lisans olarak bilinen ithalat müsadeleri ,teknik,anbalaj ve sağlik standardlari nihayet özel gümrüklerde gümrükleme zorunluluğu ve benzeri gümrük dişi engelleri kapsayan başliklar altinda siralanabilmektedir.
TÜRKİYEDE TEŞVİK SİSTEMİ:
Teşvikler tasarrufların kalkınma planı hedeflerine ulaşacak şekilde yatırımlara yöneltilmesini hedefler.
Teşvik verilirken AB normları ve uluslararası anlaşmalara uymak zorunluluğu vardır.
Teşvik sistemimiz teşvikleri verirken şu kriterlerin göz önüne alındığını ortaya koymaktadır;
Uygun teknoloji Verimli üretim kapasitesi İstihdam yaratma derecesi Bölgeler arası dengesizlikleri gidermek Gelir artışı İhracatta rekabet gücü artışı.
Teşvik sistemi ve mevzuatı hazine müsteşarlığının bağlı bulunduğu bakanlıkça yürütülür.
Bakanlık mevzuatı tebliğ ve genelgelerle yürütür.
Uygulama yetkisi müsteşarlıkca halen belli bir büyüklük altında ticaret ve sanayi odaları gibi organizasyonlara ve aracı bankalara devredilmiştir.
Teşvik sistemimizle sağlanan destekler şu başlıklar altında toplanabilir:
Gümrük vergisi ve toplu konut fonu istisnası
Yatırım indirimi
Katma değer vergisi istisnası
Vergi resim harç istisnası
Fondan kredi tahsisi
Ayrıca teşvik belgesinin varlığına bağlı olarak bazı konularda sağlanan avantajlar da teşvik sistemimizde mevcuttur.
Teşvik uygulamasındaki bölgelerin tanımları ve belirlenmesinde yetki yüksek planlama kurulundadır.
Teşvik sistemimiz
Gelişmiş, Normal ve Kalkınmada öncelikli olmak üzere üç ana bölge temeline dayanır.
Projeler yetkili kuruluşlarca
Makro ekonomik politikalar,
Arz talep dengesi
Teknik değerelendirme
Mali değerlendirmeler göz önüne alınarak incelenir.
İnceleme sonucu uygun görülenler teşvik belgesi alır.
Teşvikte asgari sabit yatırım tutarı Gelişmiş bölgelerde 600 milyar Tl Normal yörelerde 400 milyar Tl Kalkınmada öncelikli yörelerde ise 200 milyar Tl dır.
Finansal kiralama projelerinde bu meblağın %25 i uygulanır.
Kobi yatırımlarında devlet yardımları hakkında karar
çerçevesinde destek unsurlarından faydalanan yatırımlar için ayrıca teşvik belgesi düzenlenmez.
Yabancı sermayeli yatırımlar hariç 2 trilyon tl yı aşmayan yatırımlar için belge müracaatı odalara yapılır.
Odalar değerlendirme sonuçlarını liste halinde müsteşarlığa iletir.
Hangi odaların yetkili kılınacağı TOBB ile ilgili müsteşarlık tarafından ortaklaşa kararlaştırılır.
Verilen teşvikler aylık olarak resmi gazetede yayınlanır.
Teşvik almak için yapılacak müracaatlarda belirli bir para ödenmesi gerekir.Bu bedel 200-600 milyon tl arasında değişir ve teşvik alınamadığı takdirde iade edilir.
Teşviklerden kalkınmada öncelikli yöre,normal ve gelişmiş yöreler yanında Organize sanayi bölgelerinde,küçük sanayi sitelerinde yapılan yatırımlar da yararlanırlar.
Sağlanan teşviklerin kısa açıklaması aşağıda verilmiştir;
1*GÜMRÜK VERGİSİ VE TOPLU KONUT FONU İSTİSNASI; İthalat rejim kararı dolayısı ile ithal edilen mallardan alınmakta olan vergi ve fon teşvik belgesi gereği ithal edilen makine ve teçhizattan alınmaz.
Bu kapsamda CKD parçalar ve yedek parça ithalatına da teşvik sağlanabilir.
Ham madde ve işletme malzemesine bu tür teşvik verilmez.
Kullanılmış makine ithalatına devlet bakanlığınca yayınlanan tebliğ ve genelgelerle özel bir düzenleme getirilmiştir.
2*YATIRIM İNDİRİMİ;
Yatırım indirimi teşvik alan firmanın bu indirim meblağına ulaşana kadar gelir vergisi ödemekten muaf tutulmasını ifade eder.
Yatırım indirimi sağlamak için bir projede aşağıda yazılı özelliklerin en az ikisinin bulunması şartı aranır
A)Uluslar arası rekabet gücü kazandırması B)Yüksek teknoloji gerektirmesi C)Katma degerinin yüksek olması D)Vergi gelirlerini arttırıcı etkisi olması E)İstihdam arttırıcı etkisinin bulunması.
Yatırım indirimi gelişmiş bölgelerde%40,Normal bölgelerde %60 ve OSB ile kalkınmada öncelikli yörelerde %100 dür.
250 milyon USD düzeyini aşan yatırımlarda aynı oran yöre farkı gözetmeksizin%200 olarak uygulanmaktadır.
Özel önem taşıyan bir listede bulunan yatırımlar da %100 yatırım indiriminden yararlanırlar.
Bu kriterlere göre teşvik alamayan yatırımlar normal bölgelerde %60 yatırım indiriminden yararlanır.Gelişmiş bölgede bulunanlar ise yararlanamaz.
3*KATMA DEĞER VERGİSİ İSTİSNASI:
25/10/1984 tarih ve 3065 sayılı KDV kanunu 13. Maddesi teşvik belgesi haiz yatırımcılara teşvik belgesi kapsamında yapılacak ithal ve yerli makine teslimlerinde KDV den istisna getirmiştir.
4*YATIRIMLARI TEŞVİK FONUNDAN KREDİ TAHSİSİ:
Bu teşvik kapsamımda aşağıda yazılı konulardaki projelere kredi tahsisi yapılabilmektedir.
A)ARGE projeleri.
B)TEKNOPARK kurulması ve teknoparklarda yatırım yapılmasına yönelik projeler
C)ÇEVRE korumaya yönelik projeler
D)Hammaddesini sözleşeli üretim ile sağlayan tarımsal sanayi yatırımı projeleri.Bu konuda işletme kredisi verme olanağı da vardır.
E)Bilim teknoloji kurulu ve TUBİTAK tarafından belirlenecek öncelikli teknoloji alanlarında yapılacak yatırım projeleri
F)Bölgesel gelişmeye yönelik yatırımlar.(Bu yatırımlar sadece bazı illerde uygulanmaktadır) G)OSB ye veKSS ye taşnaCAK YATIRIMLAR.
Serbest bölgeler de bu fondan kredi sağlayabilmektedir.
Teşvikle alınan ithal makineler 5 yıl ,yerli makineler ise 2 yıl devir temlik ve satış konusu olamazlar.
Yatırımların değerlendirmede öngörülen sürede gerçekleşmesi esastır
Gerçekleşmeme halinde bu süre projede öngörülen sürenin ½ si kadar uzatılabilir.
Süre bitimini takiben 6 ay içinde yatırım tamamlama vizesi alınması gerekir.Yapılmaz ise belge iptal edilir ve verilen teşvikler geri alınır.
Mevcut yatırımlara başka bir yöreye veya OSB,NORMAL YÖRE ve Kalkınmada öncelikli yöreye nakil amacı ile proje bazında yapılacak değerlendirme sonucu izin verilebilir.
Teşvik belgesi ile verilen teşvikleri ilgili tüm kurum ve kuruluşlar uygulamakla yükümlüdür.
Yatırımları teşvik fonu teşvik belgeli olsun olmasın projelere düşük faizli yatırım ve işletme kredisi sağlayabilir.Fon kaynaklı kredi faizi yatırım kredilerinde %15 ve işletme kredilerinde %25 dir.
|