|
Abruzzi
|
 |
« : Mayıs 22, 2008, 10:16:28 ÖÖ » |
|
1. ÖDEMELER DENGESİ TANIM Ödemeler dengesi, geniş anlamıyla, bir ekonomide yerleşik kişilerin (Merkezi hükümet, bankalar, gerçek ve tüzel kişi ve kuruluşlar), diğer ekonomilerde yerleşik kişiler (yurtdışında yerleşikler) ile belli bir dönem içinde yapmış oldukları ekonomik işlemlerin sistematik kayıtlarını elde etmek üzere hazırlanan istatistiki bir rapordur . Ekonomik işlemler, • mal, hizmet ve gelirle ilgili işlemleri, • finansal varlık ve yükümlülüklerle ilgili işlemleri, • bir ekonomide yerleşik kişilerden diğer bir ekonomide yerleşik kişilere karşılıksız olarak reel ya da mali/finansal kaynakların sağlandığı transferleri kapsar. 2. ÖDEMELER DENGESİ KAYIT İLKELERİ Ödemeler dengesinde işlemler her bir işlemin eşit değer iki kayıt ile gösterildiği çift kayıt muhasebe sistemine uygun olarak kaydedilmektedir. Örneğin, bir ihracatçı ihraç ettiği malın bedelini döviz olarak almışsa ödemeler dengesi hesaplarına ihraç edilen mallar için bir alacak kaydı, ihracatçının döviz hesabı bakiyesindeki artış (ya da başka bir tür döviz varlığı) için de dengeleyici borç kaydı yapılır. Geleneksel ödemeler dengesi muhasebe düzeninde bu girişler aşağıdaki gibi kaydedilir: Alacak Borç Mallar 100 …… Döviz varlıkları …… 100 Bu örnekte varlıkların (mallar) nakit (döviz) ile değişimi söz konusudur. Ancak gerçekleşen işlemlerin tümü her zaman nakit ödeme içermez. Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) üye ülkelere ödemeler dengesi tablosunu oluşturmada önerdiği Ödemeler Dengesi El Kitabı, ekonomik analiz açısından taşıdığı önem nedeniyle, nakit olmayan işlemleri de ödemeler dengesi kayıtlarına dahil etmektedir. Nakit olmayan işlemlerin ele alınış tarzı aşağıdaki örnekle daha iyi açıklanabilir. İlk örnekte, bir ithalatçı yurtdışından mal almakta ve alımı finanse etmek için yurtdışından borçlanmaktadır. Bu borçlanmada ithalatçının dövizi doğrudan alması yerine ithalat bedeli yurtdışında yerleşik alacaklı tarafından ihracatçıya doğrudan ödenmektedir. İşlem aşağıdaki gibi kaydedilir: Alacak Borç Mallar …… 100 Dış yükümlülükler, krediler 100 …… Ödemeler dengesi muhasebe sisteminin gerekliliklerine göre bir işlem için yapılacak girişlerin herbiri aynı değerde, farklı işarette ve aynı dönem içerisinde kaydedilecektir. Bu koşulu sağlamak için işlemler piyasa değeriyle kaydedilecek ve kayıt zamanı mülkiyet değişiminin gerçekleştiği zaman olacaktır. Uygulamada bu teorik amaçlara ulaşmak zor olabilir. Bir işleme dair iki kayıt için farklı veri kaynakları kullanılabilir ve bu veri kaynakları değerleme ve kayıt zamanı açısından yeknesak olmayabilir. Ödemeler dengesinde kullanılacak hesap birimi o ülkenin kendi para birimi veya uluslararası piyasalarda geçerliliği olan başka bir para birimi olabilir. Ancak, para birimi seçilirken diğer para birimlerine göre istikrarlı olmasına dikkat edilir. Eksik ya da fazla (çift sayma gibi) kayıt, kapsam, yeknesak olmayan fiyatlar, kayıt zamanları uygulamalarında tutarsızlıklar ödemeler dengesinde hata ve noksanlara yol açar. Ödemeler dengesi hesapları çift kayıt ilkesine göre derlendiği için alacak ve borç girişleri arasındaki fark ödemeler dengesi kayıtlarında Net Hata ve Noksan olarak gözükür. İlke olarak, bütün artı değerlerin toplamı ile bütün eksi değerlerin toplamının eşit bulunması, dolayısıyla bütün kayıtların net toplamının “0” değerde olması gerekir. Ancak, uygulamada analitik veya istatistiksel nedenlerden dolayı ödemeler dengesi tablosunda, pozitif kayıtlar ile negatif kayıtlar eşit olmaz ve pozitif veya negatif bir değerde dengeden sapma oluşabilir. Bu durum, ödemeler dengesinde kaydedilmesi gereken bir takım verilerin eksikliğini, zamanlama farklılığını veya kayıtta hatayı ifade eder. Söz konusu değer ile oluşması gereken ''0” değer arasında kalan tutar ayrı bir kalem olarak ters işaret ile Net Hata ve Noksan kalemine yansır. Standard muhasebe sistemine göre; Pozitif (+) kayıtlar: Cari işlemlerde, reel kaynak (mal ve hizmet) ihracını Sermaye işlemlerinde; • yükümlülük artışını • varlık azalışını Negatif (-) kayıtlar: Cari işlemlerde, reel kaynak (mal ve hİzmet) ithalini Sermaye işlemlerinde; • yükümlülük azalışını • varlık artışını göstermektedir 3. ÖDEMELER DENGESİ SINIFLANDIRMASI Ödemeler dengesi tablosunda iki önemli sınıflandırma, cari işlemler ve sermaye hareketleridir. Özetle, cari hesap; reel kaynaklarla (mal, hizmet, gelir) ilgili işlemleri ve cari transferleri (karşılıksız transferleri); sermaye hareketleri de reel kaynak akımlarının finansmanını (genellikle sermaye transferi ya da finansal araçlara ilişkin işlemler aracılığıyla) gösterir. 3.1. Cari İşlemler Hesabı Geleneksel olarak ödemeler bilançosu içerisinde en fazla önem verilen bölüm cari işlemler hesabıdır. Ülkelerin ithal ve ihraç ettiği mallar bu hesapta kayıt altına alınmaktadır. Cari hesaptaki önemli sınıflandırmalar aşağıdaki gibidir: • Mal ve Hizmetler • Gelirler • Cari Transferler (Karşılıksız Transferler)
3.1.1. Mal ve Hizmetler Mallar genellikle cari hesabın en büyük kategorisidir. Mallar genel ticareti, ticari altını ve Ödemeler Dengesi V. El Kitabı uygulanmasından bu yana işlem gören mallar, onarım gören mallar ve taşıtlar için limanlarda sağlanan malları kapsar. Toplam mal ithalatı ile toplam mal ihracatı arasındaki fark dış ticaret bilançosu adını almaktadır. Dış ticaret bilançosu dar anlamda mal ithal ve ihracını kapsamaktadır. Dış ticaret akımları 1- Özel ticaret sistemi, 2- Genel ticaret sistemi çerçevesinde belirlenmekte olup ülkelere göre değişme gösterebilmektedir. Özel ticaret sistemi gümrüklerden giriş çıkış yapan malları kapsamaktadır. Oysa genel ticaret sistemi milli sınırlara giren ya da sınırlardan çıkan mallar kavramına dayanmaktadır. Toplam mal ithalatı ve toplam mal ihracatı arasındaki fark dış ticaret bilançosu olarak adlandırılmaktadır. Ödemeler dengesi bir ülkenin tüm uluslararası gelir ve giderlerini, dış ticaret bilançosu ise yalnızca dar anlamda mal ithalat ve ihracatını kapsamaktadır. Hizmet ihraç ve ithaline ilişkin gelir ve giderlerin kaydedildiği ana hesaptır. Hizmet alışverişi, ödemeler dengesinde görünmeyen kalemler olarak da adlandırılır. Kapsamını, Ulaştırma (navlun dahil), Turizm gelir ve giderleri, Haberleşme hizmetleri, İnşaat hizmetleri, Sigorta hizmetleri, Mali hizmetler, Bilgisayar ve bilgi hizmetleri, Patent ve lisans komisyonları, Ticari ve ticaret bağlantılı diğer hizmetler , Finansal kiralama hizmetleri, Çeşitli teknik hizmetler, Kişisel, Kültürel ve Eğitsel hizmetler ile Resmi (Hükümet) hizmetleri oluşturur.
3.1.2. Gelirler Doğrudan yatırım, portföy yatırımları ve diğer yatırımlardan elde edilen gelir ve ödenen tutarları içermektedir. Bu kalem doğrudan yatırımlar ile ilgili olarak hisse gelirleri, kar payları, sermayeye katılan kazançlar ile şirketler arası diğer yatırımlardan doğan gelir ve giderleri içermektedir. Portföy yatırımlarında da hisse senetlerinden elde edilen gelirler (kar), tahvil ve benzeri borç enstrümanları ile ilgili gelir ve giderleri (faiz) kapsamaktadır. Diğer yatırımlarda ise diğer borçlanma ile ilgili gelir ve giderler (faiz) kaydedilmektedir. 3.1.3. Cari transferler (Karşılıksız transferler) Ülkeye mal, hizmet ya da para girişi gerçekleştiğinde, bu girişler karşılığında kaynak transferi yapılmıyorsa söz konusu kalem cari transferler (karşılıksız transferler) olarak gösterilir. Sektörlere göre dağılım; • Merkezi Hükümet (hibe, vb.) • Diğer Sektörler (işçi havaleleri ve diğer transferler) şeklinde yapılmaktadır. Cari işlemler dengesi cari yılda üretilen mal ve hizmetlerin ithalat ve ihracatını, yatırım gelirleri ve tek yanlı transferleri kapsadığı için ülkenin uluslararası işlemleri ile milli geliri arasında doğrudan bir ilişki kurulmasını sağlamaktadır. Ülke içerisinde oluşturulup yurtdışına satılan mallar ülkenin GSYİH’sının bir bölümünü oluşturmaktadır. GSYİH = C + I + (X-M) formülü göz önüne alındığında ihracatın ithalat tutarından büyük seviyelerde gerçekleşmesi ekonomide toplam harcamaların genişlemesine ve dolayısıyla istihdamın artmasına yardımcı olurken tersi durum toplam talebi azaltarak milli gelirin düşüşü ile birlikte istihdamın daralmasına yol açmaktadır. Bu bağlantı nedeni ile cari işlemler dengesinin seyri iş dünyası, hükümet çevreleri ve kamuoyu tarafından dikkatle izlenen bir hesap olarak görülmektedir. Cari işlemler dengesi diğer ülkeler ile karşılaştırma yapmak amacı ile de kullanılabilecek elverişli bir hesap olması nedeni ile de ilgi çekici bir hesaptır. 3.2. Sermaye ve Finansman Hesapları Bu kalem Sermaye Hesapları ve Finansman Hesapları olarak iki gruba ayrılmaktadır. 3.2.1. Sermaye Hesabı Bu hesap, i- Sermaye transferleri (borcun bağışlanması, göçmen transferleri gibi) ii- Üretilmeyen, finansal olmayan varlıklar (kara parçası gibi üretilmeyen varlıkların alım/satımı ile patent yayımlama hakkı gibi soyut varlıklar) olarak sınıflandırılmaktadır.
3.2.2. Finansman Hesapları Ödemeler dengesinin diğer önemli bir bölümü de sermaye (finansman) hareketleridir. Özel ve kamu kuruluşları tarafından yapılan kısa ve uzun vadeli uluslararası sermaye akımları bu hesapta incelenmektedir. Sermaye işlemlerinin dönüşüm hızının oldukça yüksek olduğu bilinmektedir. Sıcak para olarak adlandırılan sermayenin bir ekonomiye giriş ve çıkışı arasında çok kısa bir zaman fark olabileceği ihtimali göz önüne alınarak ülkeye giren ve çıkan her sermaye tutarı ayrı ayrı değil , tutarların net bakiyesi tek bir kalem olarak ödemeler dengesinde yer almaktadır. Uluslararası ekonomik işlemlerin bir bölümünü sermaye ithal ve ihracı oluşturur. Sermaye hareketleri temel olarak, bir ülkenin dış mali varlıkları ve yükümlülüklerindeki değişmeler ve bu değişmelerin karşılıklı kayıtlarını içermektedir . Sermaye hareketleri temel olarak; Fonksiyonlarına göre; • Doğrudan yatırımlar • Portföy yatırımları • Diğer yatırımlar • Rezerv varlıklar Portföy ve diğer yatırımlar kaleminde, borçluya göre; • Parasal yetkili (Merkez Bankası) • Merkezi Hükümet (Hükümet ve ona bağlı teşkilatlar, mahalli idareler vb.) • Bankalar (Kamu ve özel bankalar) • Diğer sektörler (Kamu ve özel kuruluşlar) Vadelerine göre; • Kısa vadeli (vadesi 1 yıla kadar olanlar) • Uzun vadeli (vadesi 1 yıldan uzun olanlar) sınıflandırılmaktadır. 3.2.2.1. Doğrudan Yatırımlar Doğrudan yatırım, yatırımcının kendi ülkesi dışında bir ülkede yaptığı yatırımı gösterir. Burada yatırımcının amacı kuruluşun yönetiminde etkili olmaktır. Doğrudan yatırım kalemi, yabancı sermayenin yapıldığı ülke ve yabancı sermayeyi getiren ülke ayrımında, Sermaye, Karın Sermayeye Katılımı, Diğer Sermaye olarak sınıflandırılmaktadır. Sermaye: Doğrudan yatırımcının ana merkezinin bulunduğu ülke dışındaki ülkelerde yeni bir şirket kurulması, mevcut şirketlere iştirak edilmesi için getirdiği sermayeyi, Karın Sermayeye Katılımı: Doğrudan yatırımlardan elde edilen kazançların dağıtılmaksızın sermayeye ilave edilmesini, Diğer Yatırımlar: Ana şirket ile yatırım yapılan şirket arasındaki borçlanmadan doğan yatırımları ifade etmektedir. 3.2.2.2. Portföy Yatırımları Kısaca menkul değerlere yapılan yatırımlar olarak tanımlanan portföy yatırımları, genellikle hükümet tahvilleri ya da özel kuruluşların bono ve tahvilleri ile hisse senedi satın alınması şeklinde gerçekleşir. Ayrıca, para piyasası araçları ile finansal türevleri içermektedir. Portföy yatırımlarının azalıp artmasında dış alemdeki ve yurtiçindeki faiz oranları ve yatırım yapılan ülkedeki politikalar etkili olmaktadır. Portföy yatırımcıları öncelikle kendi sermayelerinin güvende olması ve sermayenin onlara getirdikleri kazançlar gibi konularla ilgilenirler. Doğrudan yatırım ile portföy yatırımları arasında bazı önemli farklılıklar vardır. En önemli fark, yabancı ülkede yapılan yatırımın yönetimi ve denetimi konusudur. Doğrudan yabancı sermaye yatırımı durumunda, şirket yönetimi ve denetiminde etkili olunmaktadır. Oysa, portföy yatırımlarında yerleşik şirket üzerinde yönetim hakkı veya denetim söz konusu değildir; bu yolla yerleşik şirket uluslararası piyasalardan kaynak sağlamış olur. İkinci önemli fark, doğrudan yatırımlarda yatırımcının yatırım sermayesinin yanı sıra üretim teknolojisi ve işletmecilik bilgisini de beraberinde getirmesi, portföy yatırımlarında ise yabancı yatırımcının sermayeden başka bir katkıda bulunmamasıdır. Portföy yatırımları kalemi varlık ve yükümlülük ana başlıkları altında; • Hisse Senetleri • Borç Senetleri • Tahvil ve senetler • Para piyasası araçları • Finansal türevler ayrımında ve sektörel dağılımı da içerecek şekilde sınıflandırılmaktadır. Hisse Senetleri: Banka ve diğer kuruluşlarca ihraç edilen yabancı hisse senetlerine yapılan yatırımlardır. Borç senetleri: • Tahvil ve senetler yatırımcıya koşulsuz olarak sabit bir getiri sağlayan tahvil, kuponsuz tahvil gibi 1 yıldan uzun vadeli menkul kıymet araçlarıdır. • Para piyasası araçları vadeleri 1 yıl veya daha az olan ve yatırımcıya koşulsuz olarak belirli bir tarihte sabit bir getiriyi sağlayan hazine bonolan gibi menkul kıymetlerdir. • Finansal türevler sahibine ileri bir tarihte getiri sağlayan faiz veya para swapları, futures, options gibi ikincil piyasa araçlarıdır. 3.2.2.3 Diğer Yatırımlar Doğrudan yatırım, portföy yatırımları ve rezerv dışında kalan diğer tüm sermaye hareketleri bu bölümde yer almaktadır. Portföy yatırımlarında olduğu gibi, varlık ve yükümlülük ayrımında, türlerine ve sektörüne göre alt ayrımlar bulunmaktadır. • Ticari krediler • Krediler • Efektif mevcutları ve mevduat hesapları • Diğer varlık ve yükümlülükler Ticari krediler: Mal ve hizmet ticaretinin finansmanı amacıyla satıcıdan sağlanan kredilerdir. Krediler: Borçlu ve alacaklı arasında bir kredi anlaşmasına göre sağlanan borçlanma çeşididir. IMF kredilerinden kullanım, IMF'ye üye ülkelerin, ödemelerin, ödemeler dengesi sorunu ile karşılaşmaları halinde IMF’den sağladıkları kredileri içermektedir. Bu krediler, IMF tarafından belirlenen bir dizi önlemlerin alınması kaydıyla üye ülkelere kullandırılır. Efektif Mevcutları ve Mevduat Hesapları: Efektif mevcutları yerleşiklerin elinde tuttukları yabancı hükümetler tarafından tedavüle sunulan efektifler ve madeni paraları oluştururken, mevduat hesabı yabancı para üzerinden tutulan mevduat hesaplarını içerir. Diğer varlık ve yükümlülükler: Yukarıda sınıflanan finansal varlık ve yükümlülükler dışında kalan tüm varlık ve yükümlülükler bu kalemin içerisinde gösterilmektedir. 3.2.2.4 Rezerv Varlıklar Rezerv varlıklar, ülkenin parasal yetkilisi tarafından ülke ödemelerinin kontrolü ve ödemelerde ortaya çıkan dengesizliklerin dolaylı olarak döviz kurlarına müdahale yolu ile düzenlenmesine yönelik olarak kullanıma hazır olan dış varlıklardır. Rezerv tanımı, merkezi otoritenin doğrudan ve etkili kontrol kavramını içermektedir. Aynca, yurtdışından borçlanmada teminat, güven sağlayıcı unsur; yurtiçinde ise bazı gereksinmelerde yeterlilik ölçüsü olması da rezerv tutulmasına neden olmaktadır. Rezerv varlıklar, • Parasal Altın Rezervleri • Özel Çekme Hakkı (SDR's) • Fon Nezdindeki Rezerv Pozisyonu • Döviz Rezervleri • Diğer Alacak Hakları başlıklarında sınıflandırılmaktadır . Parasal Altın Rezervleri: Ülkenin parasal yetkilisinin elinde tuttuğu parasal altın rezervleri, rezerv varlıkları içerisinde yer almaktadır. Parasal altın, ülkenin para otoritesi ile diğer ülke para otoriteleri veya uluslararası para kuruluşları arasında olan işlemlerle elde edilir. Özel Çekme Hakları (SDR's): IMF tarafından yaratılan ve üye ülkelerin kotaları çerçevesinde üye ülkelere rezerv sağlamak amacıyla tahsis edilen bir uluslararası rezerv şeklidir. Fon Nezdindeki Rezerv Pozisyonu: Üye ülkelerin IMF'deki rezerv pozisyonları, üye ülkelerin kredi dilimlerinden satın alışlarının toplamı olup, üye ülkeye her an ödenebilen tutarlardır. Fon'dan satın alınan tutarlar, döviz rezervlerinde artış, rezerv pozisyonunda azalışı göstermektedir. Döviz Rezervleri: Döviz rezervleri, parasal otoritenin elinde tuttuğu dış ödemelerde kullanılabilecek yabancı paralar, yurtdışında geçerli çek, poliçe, senet, hazine bonosu gibi ödeme araçlarından oluşmaktadır. Diğer Alacak Hakları: Rezerv varlıklar içerisinde yukarıda sınıflananlar dışında kalan diğer rezerv varlıklarıdır. Örneğin, bankaların elinde tuttuğu rezerv varlıkların parasal yetkilinin kontrolüne girmesi durumunda bu başlıkta kaydedilir. 3.2.2.5 İstatistik Farklar Ödemeler dengesinde otonom veya çizgi üstü işlemlerin net bakiyesinin denkleştirici veya çizgi altı işlemler bakiyesi ile denkleştirilmesi için kullanılan ve aynı zamanda net hatalar ve noksanlar hesabı olarak da bilinen hesap istatistik farklar hesabıdır. 4. TÜRKİYE'NİN ÖDEMELER DENGESİ İSTATİSTİKLERİ Türkiye' de ödemeler dengesi verileri, IMF tarafından üye ülkelere önerilen kavram ve kayıt prensipleri paralelinde Merkez Bankası tarafından derlenmektedir. Ödemeler dengesi tablosu, ağırlıklı olarak, Türkiye'de faaliyette bulunan bankaların kayıtları esas alınarak düzenlenmektedir. Diğer taraftan, ekonomik gelişmeler ve değişen mevzuat çerçevesinde, yine uluslararası kavram ve kayıt prensipleri ışığında banka dışı kaynaklardan alınan veriler ve anket sonuçları da kullanılmaktadır . Ülkelerin ödemeler dengesi tablosu IMF tarafından önerilen kavram ve sınıflandırmalar ışığında hazırlanmakla birlikte, ülkeler arasında özellik arzeden işlemler nedeniyle bazı farklılıklar da oluşmaktadır. Örneğin, Merkez Bankası nezdinde açılan Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesapları Türkiye'nin ödemeler dengesi kayıtlarında yer almaktadır. Türkiye'de ödemeler dengesi istatistikleri 1950-1974 yılları arasında ana kalemler itibariyle Maliye Bakanlığı'nca, 1975 yılından bu yana ise Merkez Bankası’nca yayımlanmaktadır. Ödemeler dengesi verileri IMF tarafından uygulamaya konulan Ödemeler Dengesi V. El Kitabında yeralan ilke ve tanımlar çerçevesinde derlenmekte ve bu kitapta yeralan ayrıntılı sunuma uygun olarak uluslararası kuruluşlara gönderilmekte, ancak geçmiş yıllara ait serinin devamını sağlayacak şekilde farklı bir sunumda aylık olarak Merkez Bankası’nın web sitesinde kamuoyuna duyurulmaktadır. Ayrıca Merkez Bankası'nın Üç Aylık İstatistik Bülten ve Yıllık Raporlarında da benzer veriler yer almaktadır. Türkiye'de yerleşik bankalar, özel finans kurumları ile Merkez Bankası'nın dövizli işlemlere ait kayıtları, ödemeler dengesi tablosunun oluşturulmasında en temel olmakta ve bu kayıtlar aylık olarak, elektronik posta aracılığıyla, Ödemeler Dengesi Müdürlüğü tarafından belirlenen bir rapor şeklinde sözü edilen kaynaklardan elde edilmektedir. Ayrıca, Devlet İstatistik Enstitüsü’nden alınan dış ticaret verileri ile Merkez Bankası’nca özel bir piyasa araştırma şirketine yaptırılan turizm gelir ve gideriyle bavul ticareti gelirlerinin saptanmasına yönelik anketin sonuçları veri setini tamamlamaktadır. Ödemeler dengesi istatistikleri,1992 yılından itibaren, işlemlerin, işlem tarihinde geçerli olan kurlardan ABD dolarına dönüşmesi ile bulunan değerlerini içerecek şekilde hesaplanmakta olup, söz konusu kayıtlar gerektiğinde, geçmiş yıllar için yıl sonlarında, gerek uluslararası kavram ve yeniden sınıflandırmalar doğrultusunda, gerekse yıl içerisinde veri kaynaklarınca yapılan değişikliklerin yansıtılması amacıyla revize edilebilmektedir. 4.1. Cari İşlemler Hesabı 4.1.1 Dış Ticaret Gümrükten geçen, Tek İdari Belge düzenlenen bütün mallara ilişkin bilgiler, ihracat için FOB bazında, ithalat için CIF bazında, Devlet İstatistik Enstitüsü'nden (DİE) alınmaktadır. Ödemeler Dengesi V. El Kitabı'nda Dış Ticaret İstatistiklerine ilişkin olarak yapılan sınıflandırma içerisinde yer alan; işlem gören mallar, onarım gören mallar ve taşıtlar için limanlarda sağlanan mallara ilişkin verilerin henüz ayrıştırılamaması nedeniyle ödemeler dengesi tablosunda gösterilememektedir. Ancak, bu sınıflandırmada ayrı bir kalem olarak yer alan Altın İthalatı banka kayıtlarından sağlanmaktadır. Özellikle Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Türkiye için önemli bir döviz kaynağı haline gelen ''Bavul Ticareti''ne konu olan mallar, yukarıda sözü edilen gümrük kayıtları esas alınarak DİE tarafından yayımlanan dış ticaret istatistikleri içerisinde yer almamaktadır. Bu nedenle, anket yoluyla saptanan ''Bavul Ticareti'' rakamları 1996 yılında ödemeler dengesi kayıtlarına dahil edilmiştir. Dış ticaret verileri, söz konusu ithalat ve ihracat rakamlarına transit ticaret ve banka kayıtlarından alınan altın ithalatının ilavesi ile oluşturulmaktadır. CIF bazda alınan ithalat rakamları, yurtiçinde ve yurtdışında yerleşik kişilerce bu ithalattan sağlanan navlun ve sigorta hizmet bedellerinin düşülmesiyle FOB baza getirilmektedir. Yurtdışında yerleşik kişilerce verilen navlun ve sigorta hizmet bedelleri görünmeyen hizmet giderleri içerisinde ayrıca borç olarak kaydedilmektedir. Bu hizmete ilişkin yurtiçinde yerleşik kişilere ödenen bedeller ise yurtiçi kişiler arasındaki bir ilişki olması nedeniyle ödemeler dengesine alınmamaktadır. 4.1.2. Toplam Mal ve Hizmetler Toplam mal ve hizmet gelir ve giderleri; turizm, faiz ve diğer mal ve hizmet olarak sınıflandırılmaktadır.
4.1.2.1. Turizm Gelir ve Giderleri Yabancı ziyaretçilerin Türkiye'de yaptıkları harcamaların tespiti için 11 gümrük kapısında dönemsel olarak yürütülen anketler sonucunda, aylık olarak milliyet ve gümrük kapıları bazında ortalama harcama bulunmaktadır. Bu anketlerin yapıldığı gümrük kapılarından gerçekleştirilen çıkışlar, toplam yabancı ziyaretçilerin çıkışlarının yaklaşık % 90'ını kapsamaktadır. Anket yabancı ziyaretçilere ülkeden ayrılırken uygulanmaktadır. Bulunan ortalama harcama, Turizm Bakanlığı'ndan alınan kapı ve milliyet bazında çıkış yapan ziyaretçi sayılarıyla çarpılarak genel turizm gelir rakamına ulaşılmaktadır. Anket sonucunda turizm gelirleri kişisel ve iş gezisi olarak ayrıştırılabilmektedir. Yukarıdaki aynı yöntem Türkiye'de yerleşik kişilerin yurtdışında yaptıkları harcamaları saptamak üzere de uygulanmaktadır. Ancak, burada anket yurda giriş yapan kişilere uygulanmakta ve gümrük kapılarından giriş yapan Türkiye'de yerleşik kişilerle ilişkilendirilmektedir. Burada da kişisel ve iş gezisi sınıflandırması yapılmaktadır. 4.1.2.2. Faiz Gelir ve Giderleri Bu kalem doğrudan yatırımlar, portföy yatırımları ile diğer kısa ve uzun vadeli sermaye hareketlerinden elde edilen gelir ve ödenen tutarları içermektedir. Yurtdışı muhabirler nezdinde tutulan cari ve depo hesapları ile portföy hesaplarından elde edilen gelirler ve yurtdışına verilen döviz kredilerinden sağlanan gelirler bu hesapların gelir yönünde yer almaktadır. Yurtdışından yapılan borçlanmalara ilişkin faiz ödemeleri vade, borçlu ve alacaklı bazında takip edilmektedir. Bütün veriler bankacılık sisteminden elde edilmektedir. 4.1.2.3 Diğer Mal ve Hizmet Gelir ve Giderleri Diğer mal ve hizmet ihraç ve ithaline ilişkin gelir ve giderlerin kaydedildiği bu hesapta ulaştırma (navlun dahil), sigorta, girişimci hizmet, finansal hizmetler, dış ticaret hizmetleri, kişisel hizmetler, resmi sektör hizmetleri yer almaktadır. Ödemeler Dengesi V. El Kitabı'nda daha ayrıntılı olarak yer alan hizmet sınıflandırmalarına ilişkin veri sağlanma çalışmaları da ayrıca devam etmektedir. Ancak bu kalemlerin açıklanabilmesi için iki temel noktanın belirtilmesinde yarar bulunmaktadır. Birincisi tüm veriler bankalar beyanı ile alınmaktadır. İkincisi bankaların veri toplaması, sınıflandırması ve raporlaması yürürlükteki mevzuat hükümleri ile doğrudan ilişkilidir. Örneğin mevzuatta zaman içerisinde, döviz tevdiat hesaplarının (DTH) işleyişinde getirilen serbestlik yolunda yapılan değişiklikler bankaların işlem mahiyetlerini kesin olarak ayrıştırmalarını güçleştirmiştir. Mal ve hizmet ihracı dolayısıyla elde edilen döviz gelirleri; a- Bankacılık sisteminden alınan beyan esasına göre mahiyeti bildirilen ve bankalarca Türk lirasına dönüştürülen hizmet döviz gelirleri, b- Bankacılık sisteminden alınan görünmeyen kalem geliri olduğu bilinen ancak liberalleşen mevzuat çerçevesinde kaynağın sorulamaması nedeniyle mahiyeti belirlenemeyen Türk lirası karşılığı alışı yapılan döviz gelirleri, c- Bankalar nezdinde açılan yurtiçi DTH'lardan Türk lirası karşılığı alışı yapılan ve mahiyeti belirlenen döviz gelirleri, d- Bankalar nezdinde açılan yurtiçi DTH'lardan Türk lirası karşılığı alışı yapılan ancak mahiyeti belirlenmemekle birlikte hesap sahibinin faaliyet alanına göre yurtdışı hizmet geliri olduğu belirlenen döviz gelirlerinden oluşmaktadır.
4.1.3. Özel ve Resmi Karşılıksız Transferler Özel karşılıksız transferlere ilişkin gelir kayıtları işçi havaleleri ile yurtdışında çalışan Türk vatandaşlarının kazançlarıyla yaptıkları bedelsiz ithalatı içermektedir. Merkezi hükümetin karşılıksız transferlerine ilişkin gelir kayıtları, diğer ülkelerden sağlanan hibeler, kısa dönemli askerlik yapabilmek amacıyla Türk hükümetine ödenen askerlik bedellerini kapsamaktadır. Giderler ise yabancılara ödenen katma değer vergi iadesi ve yabancı elçiliklerin gelirlerinin yurtdışına transferi gibi transferlerden oluşmaktadır. Karşılıksız transferlere ilişkin veriler bankacılık sisteminin döviz kayıtlarından sağlanmaktadır. 4.2. Sermaye Hesabı Ödemeler dengesinin diğer önemli bir bölümü de sermaye hareketleridir. Özel ve kamu kuruluşlarının yurtdışında yerleşikler ile gerçekleştirdiği kısa ve uzun vadeli sermaye akımları bu hesapta incelenmektedir. Söz konusu veriler bankacılık sisteminden alınmakta olup, vade ve sektörel bazda ayrım yapılmaktadır. Doğrudan yatırımlar yurtdışına ve yurtiçine yapılan yatırımlar olarak; portföy ile kısa vadeli sermaye hareketleri varlık ve yükümlülük olarak sınıflandırılırken uzun vadeli sermaye hareketleri kullanım ve geri ödeme olarak takip edilmektedir. V. El kitabı çerçevesinde sermaye hareketleri sınıflandırılmasında yer alan sektörler ve diğer alt ayrımlar da var olan sistemden elde edilebilmektedir. 4.2.1 Doğrudan Yatırımlar Yurtdışına sermaye ihracı dolayısıyla ödenen dövizler ile yabancı sermaye girişi nedeniyle yurda gelen bedeller bankalardan temin edilen veriler ışığında, ödemeler dengesi tablosunda net olarak takip edilmektedir. Yabancı sermaye girişleri ile yabancı sermaye olarak gelen dövizlerle açılan döviz tevdiat hesaplarından alışı yapılan tutarlar, mevzuat doğrultusunda yabancı sermaye izin belge numarasının bildirilme gerekliliğinden dolayı, bankalarca saptanmaktadır. Türk lirası karşılığı alışı yapılan bu tür dövizlere ait Döviz Alım Belgeleri de (DAB) ayrıca alınarak detay bilgilere erişilmektedir. Öte yandan, yabancı ortaklı şirketlerin şirketler arası kısa ve uzun vadeli borçlanmaları ödemeler dengesi sınıflandırmasında doğrudan yatırımlar kalemine dahil edilmesi gerekirken özellikle uzun vadeli kredilerin Hazine Müsteşarlığı nezdindeki dış borç kütüğüne kaydedilme zorunluluğu nedeniyle ödemeler dengesi tablosunda da orta-uzun vadeli sermaye hareketleri içerisinde yer almaktadır. Yabancı sermaye girişlerinin ülke ve sektör bazında ayrımları DAB'lar çerçevesinde oluşturulmaktadır. 4.2.2. Portföy Yatırımları Bu kalem yurtiçinde yerleşik kişilerin yurtdışında ve yurtdışında yerleşiklerin yurtiçinde alım satımlarını yaptıkları menkul kıymetler ile yurtdışından tahvil ihracı yolu ile sağlanan borçlanmaları ve geri ödemelerini içermektedir. Yurtiçindeki bankaların kendi portföyleri için ve yurtiçinde yerleşik kişilerin bireysel olarak yurtdışından yaptıkları menkul alım ve satımlarına ilişkin veriler ile yurtdışında yerleşik kişilerin yurtiçinde yaptıkları hisse senedi ve tahvil alım ve satımlarına ilişkin veriler, istatistik kodların yanı sıra bankalardan ilgili DAB ve Döviz Satım Belgesi (DSB) ile temin edilmektedir. Portföy yatırımlarının ülke bazında ayrımı ise yine DAB ve DSB'ler çerçevesinde oluşturulmaktadır. 4.2.3. Uzun Vadeli Sermaye Hareketleri 4.2.3.1. Kredi Kullanımları Bankalar ve Merkez Bankası’nın doğrudan yurtdışından sağladıkları nakit döviz kredileri, kuruluşların yurtdışından sağladıkları ve bankaların aracılık ettikleri veya geri ödemesine garanti verdikleri nakit döviz kredileri ile ithalatın finansmanı amacıyla sağlanan uzun vadeli ticari kredilerinden oluşmaktadır. Söz konusu krediler bankacılık sisteminden alınan bilgiler çerçevesinde sektörel bazda borçlu, alacaklı ve kredi türüne göre sınıflandırılmaktadır. Ayrıca, finansal kiralama yoluyla ithal edilen mallara ilişkin borçlanmalar da DİE'den alınan verilere göre kredi kullanımlarına dahil edilmektedir. 4.2.3.2. Geri Ödemeler Yurtdışından sağlanan uzun vadeli döviz kredilerine ait geri ödemeler de yine bankacılık sisteminden sektörel bazda borçlu, alacaklı ve kredi türüne göre temin edilmektedir. Kredi kullanım ve geri ödeme bilgileri ile borçlu ve alacaklı bazında yurtdışına olan net borçluluk ve alacaklılık da takip edilebilmektedir. 4.2.3.3. Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesapları Yurtdışında çalışan kişilerin, Merkez Bankası nezdinde açtırdıkları uzun vadeli mevduat hesapları bu kalem içerisinde izlenmekte olup verilerde Merkez Bankası kayıtları esas alınmaktadır. Süper Döviz Hesapları da bu kalem içerisinde yer almaktadır. 4.2.3.4. Kısa Vadeli Sermaye Hareketleri Varlıklar: i- Bankaların döviz mevcutları: Bankalarca yurtdışı muhabirleri nezdinde tutulan cari ve depo hesaplarından oluşmaktadır. Bankaların döviz üzerinden yaptıkları her türlü işlem, bankaların döviz mevcutlarına yansımaktadır. ii- Verilen döviz kredileri: Bankalar ve Merkez Bankası tarafından yurtdışına verilen döviz kredilerinden oluşmaktadır. Yükümlülükler: Yurtdışında yerleşik kişilerce açılan döviz tevdiat hesapları (kısa vadeli KMDTH'lar dahil) ve yurtdışı bankaların depo hesaplarını içeren Mevduat kalemi ile banka ve kuruluşların yurtdışından sağladıkları kısa vadeli döviz kredileri ve dış ticaretin finansmanı amacıyla sağlanan kısa vadeli ticari kredileri kapsayan Kredi kaleminden oluşmaktadır. 4.3. Resmi Rezervler Türkiye'nin rezervleri, parasal altın, döviz rezervleri, özel çekme hakları (SDRs), Fon Nezdindeki Rezervler, IMF'den kredi kullanımları ile Merkez Bankası döviz varlıkları ve diğer alacak haklarından oluşmaktadır. Özel Çekme Hakları ve Fon Nezdindeki Rezervler, IMF'den kredi kullanımları IMF alt kaleminde; parasal altın ve depo hesapları ile portföy hesapları şeklinde tutulan döviz varlıkları ve diğer alacak hakları ise Resmi Rezervler kaleminde yer almaktadır. Parasal altın ve döviz varlıklarına ilişkin veriler Merkez Bankası kayıtlarından alınmaktadır. 5. DIŞ AÇIK VE DIŞ FAZLA Dış ödemeler bilançosu dengesizlikleri kendilerini dış açık veya dış fazla olarak göstermektedir. Bu dengesizlikler ekonomik hayatın normal işleyişi ile kendiliğinden gerçekleşen işlemler olan otonom işlemlerden kaynaklanmaktadır. Otonom işlemler açık yaratıcı, denkleştirici işlemler açık kapayıcı etkiye sahiptir. Ödemeler bilançosunun ana hesap grupları bu açıdan incelendiği vakit cari işlemler ve sermaye işlemlerinin genellikle otonom karakterli olduğu, buna karşın resmi rezerv işlemlerinin denkleştirici özelliğe sahip işlemler olduğu ortaya konmaktadır. Cari işlemler kalemi altında yer alan mal ve hizmet akımları, benzer malların iç ve dış fiyatları, döviz kurları, iç ve dış gelir düzeyleri gibi faktörlerden etkilenirken sermaye hesabında yer olan direkt sermaye yatırımları veya portföy yatırımları iç ve dış gelir oranları, faiz oranları ve risk düzeyleri gibi faktörlerden etkilenmektedir. Farklı ekonomik ve politik ortamlarda farklı tepkiler verebilecek bu değişkenler genellikle açık yaratıcı etkiye sahip olarak değerlendirilmektedirler. Resmi rezervler hesabında artış veya azalışlar ise merkez bankasının piyasadan döviz alım satımının bir sonucu olarak ödemeler dengesinde açık veya fazlanın döviz kurlarındaki etkisini ortadan kaldırmaya yönelik, denkleştirici bir hesaptır. Sınırsız sayıda yatırımcı, tüketici, çıkar ve baskı grubu, politikacı gibi faktörlerden oluşan dünya ekonomilerinin ödemeler dengelerinde açık veya fazla olmaması sıklıkla rastlanan bir durum olarak görülmemektedir. Dış ödemeler dengesinde üç ayrı dış denge tanımı temel denge, likidite dengesi ve resmi rezerv işlemleri dengeleri olarak geçerlilik kazanmıştır. Temel denge kavramına göre mal ve hizmetler, tek yanlı transferler ve uzun vadeli sermaye otonom işlemler olarak çizgi üzerine kaydedilirken, kısa süreli sermaye, ve resmi rezervler hesabı denkleştirici kabul edilerek çizgi altında kayıt altına alınmakta ve iki grubun farkı dengeyi ortaya koymaktadır. Temel denge yaklaşımında mal ve hizmetler ve uzun vadeli sermaye temel işlemler olarak değerlendirilip ekonomideki uzun dönemli değişimleri yansıttıkları varsayılmaktadır. Kısa süreli sermaye, ve resmi rezervler hesabı ise geçici olarak değerlendirilmektedir. Likidite dengesi yaklaşımında ise resmi rezervler hesabı, resmi kısa süreli sermaye denkleştirici, cari işlemler, uzun süreli sermaye ve kısa süreli özel sermaye otonom işlemler olarak değerlendirilmektedir. Resmi rezerv işlemleri yaklaşımına göre ise ülkenin yabancı resmi kuruluşlara olan kısa süreli sermaye borçları ve resmi rezerv işlemleri denkleştirici hesaplar olarak değerlendirilmektedir. Bütün özel işlemler de otonom harcama kalemleri olarak çizgi üzerine kaydedilmektedir. 5.1 Dış Ödemeler Dengesi Problemlerin Nedenleri Daha önce vurgulanmaya çalışıldığı üzere dış ödemeler dengesinde yaşanan fazla veya açıkları otonom dış dünya gelirleri ve otonom dış dünya giderleri arasında gerçekleşen fark ile açıklanabilmektedir. Uluslararası ticari akitler ve sermaye hareketleri fiyat farklılıkları, zevk ve tercihler, üretim teknolojisi, faktör donatımı, yatırım karlılığı, faiz farklılıkları, döviz kurlarında beklenen değişimler, ülkelerin politik ve ekonomik istikrarı vb. bir çok değişkenden etkilenmektedir. Sınırsız sayıdaki bu değişkenlerin zaman içerisinde değişime uğraması ve bu değişimlere bağlı olarak ülkelerin uluslar arası dış dengelerinin de değişikliğe uğraması kaçınılmaz olarak değerlendirilmektedir. Doğal olarak bir ülkenin dengede olan dış ödemeler bilançosunun zaman içerisinde bu dengeden uzaklaşmaktadır. Ödemeler bilançosunun her gün, her hafta veya her ay dengede olması beklenmemekte, tercihen 1 yıl gibi belirli dönemlerde toplam gelir ve giderlerin en azından eşit olması olumlu karşılanmaktadır. Ödemeler bilançosu dengesizliklerinin uygulanan döviz kuru sistemleri ile yakında ilgisi mevcuttur. Serbest döviz kuru politikası uygulanan ekonomilerde döviz arz ve talebi ile belirlenen döviz kuru denge kur değişmeleri vasıtası ile ödemeler bilançosunu otomatik bir mekanizma ile uluslar arası rezervlere ihtiyaç kalmadan genellikle dengeye getirmektedir. Sabit kur sistemi uygulanan ekonomiler dahilinde ise kur değişimlerine izin verilmediği için ödemeler dengesi açıkları oluşmakta bu da rezerv değişimlerini zorunlu kılmaktadır. Kısa ve uzun dönem farklılıkları ödemeler bilançosu dengesizliklerinin tamamen kur politikaları vasıtası ile giderilmesi önünde bir kısıt olara bulunmaktadır. Kur değişmeleri yeterince uzun bir dönem dahilinde piyasada serbestçe belirlenmek kaydı ile ödemeler bilançosu dengesizliklerini giderici rol oynayabilmektedir. Ancak döviz arz ve talebinin kurlara karşı esnekliğinin düşük olduğu kısa dönemde bu imkan oldukça sınırlı olarak görülmektedir. Hemen hemen hiçbir ülkede tamamen piyasada oluşan arz ve talebe göre belirlenen döviz kurları bulunmamaktadır. Ulusal paraların güçlü yabancı paralara veya bir sepete endekslendiği ülkeler mevcuttur. Yönetimli dalgalanma gibi istikrarlı kur uygulamaları da bir tür sabit kur politikası gibi algılanırken bu tarz sistemlerde dış dengenin sağlanması öncelikli ekonomi politikası olarak göze çarpmaktadır. Sabit döviz kuru sistemlerinde ödemeler dengesinde görülen sürekli açıklar ülkelerin birikmiş rezervlerinin ve uluslararası fon kaynaklarının tükenmesine neden olabilmektedir. Bu nedenle ödemeler dengesinde gözlemlenen sürekli açıkları gidermeye yönelik yapısal yenilikler ve önlemler alınması bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Aynı sistemlerde verilen fazla açık durumunda karşılaşılabilecek oranda büyük bir baskıya neden olmamaktadır. Dış ödemeler bilançosunda yaşanan dengesizlikler yapısal nedenler, iktisadi dalgalanma, geçici nedenler ve döviz spekülasyonu gibi genel gruplara ayrılmaktadır. 5.1.1. Yapısal Nedenler Ekonominin genel yapısından kaynaklanan bu tip nedenlerin önemli bir bölümü enflasyon ve buna bağlı olarak ulusal paranın aşırı değerlenmesi ile ilişkilidir. Ulusal ekonomide tercih edilen harcama genişletici politikalar hem ihraç mallarına hem de ithal mallarına olan iç talebi yükselterek dış ödeme açıklarına neden olmaktadır. Artan talebe bağlı olarak iç piyasada artan fiyatlara karşın yerli para devalue edilmediği taktirde ihracatın gerilemesi ve ithalatın artış göstermesi ile karşılaşılmaktadır. Özellikle gelişmekte olan ülkeler söz konusu olduğu vakit kalkınma hızı da ödemeler dengesi açısından önem taşımaktadır. Az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkeler yeterli bir kalkınma hızına ulaşabilmek için makine ve ara malı ithalatına yönelerek ödemeler dengesi açıkları ile karşı karşıya kalabilmektedirler. Ekonomi yönetiminde eksiklikler ve teknolojiyi takip edememe ülke ekonomisini verimlilikten uzaklaştırarak ülke içerisinde yerleşik ihracatçıların uluslararası rekabetçiliğini sekteye uğratmakta ve bu da ödemeler dengesi açıkları olarak hesaplara yansımaktadır. Faktör donatımı bakımından yetersiz, hammadde için dışa bağımlı ülkeler kendi insiyatifleri dışında hammadde fiyatlarında yaşanacak olası dalgalanmalar sonucunda ödemeler dengesi açıkları ile karşılaşabilmektedirler. 5.1.2. İktisadi Dalgalanma Ulusal ekonomiden kaynaklanan bir dalgalanmanın genişleme aşamasında gelir ve harcamalar artıp, fiyatlar yükseleceği için ödemeler bilançosu açık vermektedir. İktisadi dalgalanmanın daralma aşamasına gelindiğinde bir dış fazla ortaya çıkmaktadır. Ticari partnerlik açısından bakıldığında yabancı ülkelerdeki ekonomik dalgalanmalar da bir ülkenin ödemeler dengesini etkileyebilmektedir. Dalgalanma yaşayan ülkenin ticari partneri dalganın genişleme aşamasında ödemler dengesi fazlası verm şansına sahipken, küçülme aşamasında açık verme ihtimali ile karşı karşıyadır. 5.1.3. Geçici Faktörler Kötü hava koşulları, su baskınları, deprem vb. ülkelerin insiyatifinde olmayan değişkenler nedeni ile ihracat azalış veya artışlarının da ödemeler dengesi üzerinde etkiye sahip olduğu ifade edilmektedir. 5.1.4. Döviz Spekülasyonları ve Mali Krizler Spekülatif amaçlı, kısa süreli sermaye fonlarının ülkeye giriş-çıkışı dış dengeyi ciddi olarak etkilemektedir. Küreselleşme ile birlikte sık sık karşı karşıya kalınan ekonomik krizlerin önemli bir nedeni olarak kısa süreli sermaye akımlarının faiz ve kur değişmesi olasılıklarına karşın ani ve şiddetli tepkiler vermeleri gösterilmektedir. Oluşan bütçe açıklarının yüksek faiz politikası izlenerek kısa süreli fonlarla giderilmesi mali krizlere yol açmaktadır. Yerli paranın aşırı şekilde değerlenmesine izin verilmesi ve bankacılık kesiminde düzenlenme ve denetim eksiklikleri de krizlerin önemli nedenleri arasında gösterilmektedir. Finansal krizlerin doğacağına dair ön göstergelerin başında reel kurun aşırı değerlenmesi, M2 para arzının uluslararası rezervlere olan oranında ve/veya cari açıkların milli gelire (GSMH’ya) oranında aşırı yükselmeler gelmektedir. Gelişen ülkeler genelde sabit döviz kuru politikası uyguladıklarından, yerli paranın reel olarak belirli bir düzeyin üzerinde değer kazanması kriz beklentilerinde önemli bir faktördür. Ulusal paranın bir yıl içerisinde en azından % 10 değer kazanması spekülatörler için ekonominin fazla ısındığının bir göstergesi olmaktadır. Kriz beklentisinde dikkate alınan diğer bir gösterge M2 para arzının uluslararası rezervlere olan oranıdır. Bu oranın yüksek olması, kendi kendini besleyen krizlerin ortaya çıkma olasılığını artırmaktadır. Sermaye hareketlerinin yoğun olduğu bir ekonomide dikkat edilmesi gereken diğer bir gösterge cari açıkların GSMH oranı olmaktadır. Bu oranın % 4’ü geçmesi durumunda, ülkenin finansal kriz açısından tehlikeli bölgeye girmiş olduğu kabul edilir.
Bir ekonomide finansal krizin doğacağına dair beklentileri besleyen bu göstergeler dışında, yaşanan krizin boyutları hakkında bilgi veren temel göstergeler de söz konusudur. Döviz kurlarındaki büyük dalgalanmalar, gecelik faizlerde yaşanan aşırı yükselmeler ve döviz rezervlerindeki önemli miktarda azalmalar bu göstergelerin başlıcalarıdır. 1990’lı yıllarda yaşanan krizler İkincil Nesil Krizler olarak adlandırılmaktadır. Bu krizler ekonomide önemli bir dengesizlik olmasa bile, spekülatörlerin dövize doğru spekülatif atakları karşısında, yetkili organların dövizle ilgili gerekli önlemleri almamaları sonucu doğmaktadır. Şöyle ki ; zayıf döviz kuru piyasalarında, ülke parası kısa pozisyonda olan ve sayıları oldukça fazla olan satıcıların portföylerini yeniden tahsis etme çabaları yerli paraya karşı bir hareket başlatır. Bu hareket, ekonomide önemli bir dengesizlik olmasa bile, spekülatörlerin dövize doğru ataklarına rağmen, yetkili organların dövizle ilgili gerekli önlemleri almamaları sonucu doğmaktadır. Spekülatif atak başladığı zaman, faizlerin yükselmesi ekonomiye durgunluk getirip işsizliği artıracağından, bu maliyeti göze alamayan kamu otoriteleri, genellikle sermayenin ülke dışına çıkmasına seyirci kalarak, döviz kurunu dalgalanmaya bırakmakta gecikmektedirler. Daha açık ifade ile, merkez bankası, rezervleri tükeninceye kadar defansif işlemler yapmaya devam eder. Rezervleri tükenince de defansif işlemlere son verir ve gecikmeli olarak döviz kurunu dalgalanmaya bırakır. Bunu sonucunda ortaya çıkan veya şiddetlenen enflasyonu merkez bankası ister istemez kabullenmiş olur.
6. ÖDEMELER DENGESİNE İLİŞKİN TEMEL YAKLAŞIMLAR
Ödemeler dengesinde gözlemlenen bozulmalar kısa dönemde sermaye hareketleri ile dengelenseler dahi orta ve uzun dönemde ülkelerin para miktarında önemli değişimlere neden olmaktadırlar. Günümün küreselleşmiş piyasalarında, büyük montanlı sermayenin farklı faiz seviyelerindeki piyasalarda sık aralıklarla hareket ettiği göz önüne alındığı vakit para miktarı, faiz oranları ve dış ödemeler dengesini inceleyen belli başlı yaklaşımlar gündeme gelmektedir. Farklı kur rejimleri ve farklı konjonktürel dönemleri yansıtan yaklaşımlar aşağıda açıklanmaya çalışılmıştır.
6.1. Miktar Teorisi ve Otomatik Altın Standardı
Altın standardı yaklaşımında ekonomideki para miktarı altın giriş ve çıkışları ile parallellik sergileyerek artış ve azalış kaydetmektedir. Altın girişi para miktarını arttırarak fiyatların yükselmesine neden olarak ihracatı sınırlandırmakta, altın çıkışı da tersi biçimde fiyat mekanizmasının yardımı ile ithalatı sınırlandırmaktadır. Böylece altın girişi ve çıkışı dış ticaret açıklarını gidermekte, altın ve döviz stoklarının dünya ekonomilerine dengeli bir biçimde dağılmasını sağlamaktadır. Bir ekonomi politikası olarak kullanıldığı dönemlerde stabilizasyonun sağlanmasına yardımcı olan bu yaklaşım I. Dünya Savaşı ve 1929 Bunalımı’nın ardından terk edilmiştir.
6.2. Elastikiyetler Yaklaşımı
Keynesgil görüşün dış ekonomik ilişkiler ile ilgili geliştirdiği ilk yaklaşım olan elastikiyetler yaklaşımında fiyat ve ücret rijitlikleri bir taraftan eksik istihdama neden olurken diğer yandan ithalat ve ihracatın dengeye gelmesini engellemektedir. Ödemeler dengesinde meydana gelen dengesizlikler rezerv hareketleri ile giderildiğinde parasal büyüklükler de değişmektedir.
Elastikiyetler yaklaşımında devaluasyon ve revaluasyon dış ödemeler dengesinde karşılaşılabilecek aksaklıklara çözüm olarak önerilmektedir. Bu araç vasıtası ile içeride katılığını koruyan fiyatlar uluslararası piyasalarda değiştirilebilmekte böylece ithalat ve ihracat dengeye gelebilmektedir.
Bir devaluasyon yapıldığı varsayılırsa, yaygın beklenti ihraç mallarının uluslararası piyasalarda fiyat avantajı ile talebini arttırması ve fiyatı yükselen ithal mallarının talebinin gerilemesi olacaktır. Bu noktada önem kazanan konu ithal mallarının yurtiçi talep esnekliği ve ihraç mallarının yurtdışı talep esnekliği olmaktadır. Marshall-Lerner koşuluna göre gerçekleşen devaluasyon veya revaluasyonun ödemeler dengesinde gözlenen açığı giderme konusunda başarılı olabilmesi için ithal mallarının yurtiçi talep esnekliği ve ihraç mallarının yurtdışı talep esnekliği üniteden yani birden büyük olmalıdır.
1929 bunalımının ardından Esneklik Karamsarlığı adı verilen bir görüşün egemenliğinde kur ayarlamaları ile ödemeler bilançosunda gözlenen dengesizliklerin giderilemeyeceği görüşü hakim olmuştur. Ancak günümüzde kur ayarlamalarının etkili olduğu görüşü tekrar benimsenmiştir.
6.3. Masetme Yaklaşımı
Masetme yaklaşımı da Keynesgil özellik taşımakta ancak ödemeler dengesi konusunda kur ayarlamalarının yanısıra ödemeler dengesinde görülen aksaklıkları toplam gelir ve toplam harcamalarla ilişkilendirmektedir. Masetme yaklaşımı tam istihdamın geçerli olduğu bir ortamda devaluasyonun yetersiz kalabileceğini ve bu nedenle daraltıcı politikalar uygulanmak zorunda kalınabileceğini açıklıkla ortaya koyması olarak görülmektedir.
Masetme yaklaşımına göre ülke içerisinde toplam harcamalar toplam gelirden büyükse bu fark ithalatın ihracattan büyük olması ile ilişkilendirilmektedir. Ülke ödemeler dengesindeki açığı döviz rezervlerini eriterek veya borçlanarak harcamaları finanse edecektir. Gelirlerin harcamalardan büyük olması halinde ise döviz rezervleri artış kaydedecektir. Masetme yaklaşımı ödemeler dengesi açıklarını gidermek için Harcama azaltıcı politikalar, gelir arttırıcı politikalar (üretimi teşvik edici), ve bu iki politikanın bileşiminden oluşan politikalar önermektedir.
6.4. Mundell-Fleming Modeli
Yukarıda bahsedilen modellerden farklı olarak Mundell-Fleming Modeli ortaya konduğu dönem itibarıyla (1960) sermaye piyasalarını kapsayıcı, daha gelişmiş bir model olarak görülmektedir. Model kendisinden önce ortaya konan Keynesgil modellerin geliştirilmiş bir versiyonu olarak da değerlendirilebilmektedir.
Mundell-Fleming Modeli, döviz kurlarında dalgalanmanın beklenmediği bir ortamda iki ülke arasında yaşanan sermaye hareketlerinin faiz oranları arasındaki farkı izleyeceği temeli üzerine oturtulmuştur. Günümüz ekonomilerinde dalgalanma hayatın standart bir parçası olarak görülse de modelin geliştirildiği 60’lı yıllarda sabit kur sistemlerinin sıklıkla rastlanan ekonomi politikaları olduğunu dikkate almakta fayda görülmektedir. Aşağıda Mundell-Fleming Modeli sabit ve esnek kur rejimlerine göre incelenmeye çalışılmıştır.
6.4.1 Sabit Kur Rejimi ve Para Politikası
Kurların sabit olduğu, sermaye hareketlerinin serbest olduğu ortamda para politikası üzerinde etkisini kaybedeceği varsayılan merkez bankası faiz oranlarını yükseltmek üzere para miktarını daraltacaktır. Bu varsayımdan hareketle dış ülkelerde gerçekleşen cari faiz oranlarına ulaşılana değin ülkeye sermaye girişi beklenmektedir. Ülkede para arzı, ödemeler dengesine bağlı olarak gelişmekte ödemeler dengesinde görülen fazla veya açık para arzını daraltıp genişletmektedir.
Sermaye hareketlerinin serbest olduğu, sabit kur politikası benimsenen ekonomilerde döviz giriş çıkışlarından doğan fazla veya açığın giderilmesinde ekonomi yönetimlerine para arzını piyasanın ihtiyaçlarına göre ayarlamaları tavsiye edilmektedir. Çünkü sabit kur rejimlerinde para miktarına yönelik politika uygulamak mümkün görülmemektedir. Para arzının piyasanın istekleri doğrultusunda hareketi para arzının endojenliğini doğurmaktadır.
6.4.2. Esnek Kur Rejimleri ve Para Politikası
Esnek kur sistemini benimsemiş, sermayenin hareket serbestisine sahip olduğu ekonomilerde merkez bankalarının kurlar ve ödemeler dengesi ile ilgili bir sorumluluğunun bulunmadığı, ödemeler bilançosunda meydana gelen dengesizliklerin otomatik olarak dengeye geleceği ileri sürülmektedir.
Cari işlemler dengesinde meydana gelebilecek bir açık, ülke faiz oranı dış piyasalara göre yüksek ise sermaye girişleri ile dengelenebilmektedir. Merkez bankaları faiz oranlarını stabil tutmak gibi bir gayret içine girmedikleri için kendisine plasman alanı arayan sermaye piyasadaki mevcut tahvillere yönelerek mevcut tahvillerin fiyatını arttırırken, piyasa faiz oranlarının da düşmesine neden olacaktır. Bu süreç iç ve dış faiz oranları dengeleninceye değin gözlemlenecektir. Sonuçta da sermaye giriş çıkışlarının son bulacağı veya dengeli bir seyir izleyeceği öngörülmektedir. Şu halde ödemeler bilançosunun dengeye gelmesi iç ve dış faiz oranlarının dengede olması ile sağlanmaktadır. İç piyasada faiz oranları dış piyasalara göre yüksekse sermaye girişleri ülke parasının değerini arttırarak ihracatı negatif etkilemekte ve ödemeler dengesinde açığa neden olmaktadır. İç ve dış faizlerin örtüşmesi ödemeler dengesinde açık veya fazla verilmemesinin şartı olarak görülmektedir.
Ancak geçmiş dönemlerde Türkiye ekonomisinde gözlemlendiği üzere para politikaları ile faiz oranlarının yüksek seviyelerde tutulması ve buna bağlı olarak döviz kurlarının gerçek değerinin bulması engellendiği taktirde ödemeler dengesi açıklarının kronik bir yapı sergileyeceği ve borç stokunun sermaye girişlerine paralel olarak artış göstereceği ifade edilmektedir.
6.5. Ödemeler Dengesine Parasalcı Yaklaşım
H.G. Johnson ve R.H. Mundell gibi parasalcı ekole bağlı iktisatçılar ekonomideki para stokunun ödemeler dengesini etkileyen en önemli büyüklük olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bu iktisatçılar ödemeler dengesi açıklarını parasal bir sorun olarak görmektedirler. Parasalcı yaklaşıma göre, ekonomide istenen ve mevcut para miktarı arasındaki fark ödemeler bilançosundaki dengesizliklerin temel kaynağı olarak değerlendirilmektedir.
Sabit kur sisteminin benimsendiği bir ekonomide ödemeler dengesinde ortaya çıkan bir fazlalığın nedenleri içeride para talebinin artış göstermesi veya dış dünyada aşırı para yaratılması olarak ortaya konmaktadır. Aynı şartlar altında ödemeler dengesinde gözlenen açığın nedenleri ise ülke içerisinde aşırı para yaratılması veya yurtdışında para talebinin artış göstermesi olarak görülmektedir. Ancak ödemeler dengesi açıklarının süreklilik arz etmesi halinde içeride para arzının aşırı genişlemesi tek sebep olarak ileri sürülmektedir.
Ödemeler dengesine parasalcı yaklaşıma ilişkin ilk izlenin bu modelde reel faktörlerin es geçildiği ve ödemeler bilançosunda görülen dengesizliklerin yegane sorumlusunun parasal büyüklükler olarak ileri sürüldüğü yönünde olsa da parasalcı ekol konuya yaklaşımında reel faktörleri önce parasal çerçeveyi etkileyen bu vasıta ile de dış dengesizliklere neden olabilen konumda görmektedir.
Ödemeler dengesine parasalcı yaklaşımı savunan iktisatçılarca öne sürülen bir diğer konu da para talebinin istikrarlılığı tezidir. Ekonomide gelirin arttığı buna karşılık para arzının değişmediği bir durum göz önüne alınırsa ekonominin genelinde gelire göre elde tutmak istenen para gerileyeceği varsayılmaktadır. Bu durumda kişiler gerileyen reel ankesleri istenen duruma ulaştırmak için harcamalarını daraltacaklardır. Bu durumda fiyatların gerilemesi, ülkenin rekabet gücünün artması, cari işlemler hesabı ve ödemeler dengesinin fazla vermesi beklenmektedir. Sabit kur rejimi uygulandığı için ekonomideki fazla dövizi sterilize etmek zorunda kalan hükümet para arzını arttırarak ekonomiyi arzu edilen ankes düzeyine taşıyacaktır.
Esnek kur rejimlerinin uygulandığı ekonomik ortamda ise ödemeler dengesinin para arzındaki değişimlerden etkilenmeyeceği bu hesabın daha ziyade döviz kurlarındaki değişimlere karşı duyarlılık göstereceği ileri sürülmektedir. Parasalcı ekole bağlı iktisatçılarda Classen’e göre büyüme hızlandıkça ödemeler dengesi açık vermemeye başlamaktadır. Yani Keynesgil iktisatçıların ileri sürdüğü gibi ödemeler dengesi açıklarını gidermek için daraltıcı politikalara ihtiyaç görülmemektedir. Bir ülkede uygulanan para politikaları gevşetilmeye başlandı durumda ise ödemeler dengesi açık vermektedir.
6.6. Ödemeler Dengesine IMF Yaklaşımı
Ödemeler dengesine parasalcı yaklaşım özellikle 80’li yıllarda oldukça popüler bir yaklaşım olarak değerlendirilebilirken IMF’in ödemeler dengesine genel yaklaşımına da zemin oluşturmuştur. Bu yaklaşım aşağıda açıklanmaya çalışılmıştır.
Baz Para = Dış Varlıklar + İç Varlıklar eşitliği merkez bankası tarafından yaratılan paranın dış varlıklar alımı ve kredi vermek için kullanıldığını ifade etmektedir.
Net Dış Varlıklar = Baz Para – İç Varlıklar eşitliğinde net dış varlıklar, ödemeler dengesinde meydana gelen farkları içermekte ve rezerv hareketlerine azalma ve artış olarak yansımaktadır. Bu şekilde net iç varlıklar kaleminin kontrolü ile dış ödemeler dengesi dengeye gelmektedir.
IMF’in ödemeler dengesinde gözlemlenen bozulmalara karşı hareket noktası bir ülkenin sahip olabileceği Net Dış Varlıklar düzeyini saptamaktır. Ülkenin dış borç yükünde yaşanabilecek makul artışın tespit edilmesinden sonra bu makul artış ile paralellik gösterebilecek büyüme ve enflasyon hedefleri ortaya konmaktadır. Büyüme ve enflasyon oranları vasıtası ile uygulanacak programda öngörülecek nominal milli gelir artışını belirlemek mümkün olmaktadır. Nominal milli gelir düzeyinin belirlenmesi ile birlikte baz paranın ne şekilde gelişmesi gerektiğinin öngörülebileceği ifade edilmektedir. Bu durumda Net Dış Varlıklar hedef büyüklük, baz para ise hedef büyüklük olduğu için iç varlıklar olması gereken genişleme hedefi olarak tespit edilmektedir. Merkez bankalarına düşen görev ise baz parayı ve iç kredilerdeki genişlemeyi bir program çerçevesinde izlemektir.
KAYNAKÇA
• H. Seyidoğlu, Uluslararası İktisat (1999) • M. Paya , Para Teorisi ve Para Politikası (1998) • A. Eren, Finansal Kriz Teorileri Işığında Türkiye’de Yaşanan Krizlerin Genel Bir Değerlendirmesi (2002) • T.C Merkez Bankası Internet Sitesi
|