bedava ödev indir
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. Kasım 20, 2008, 10:48:02 ÖÖ


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz



Reklamlar

Sayfa: 1
  Yazdır  
Gönderen Konu: ORTAK TİCARET POLİTİKASI  (Okunma Sayısı 293 defa)
Abruzzi
Çalışkan öğrenci
****
Mesaj Sayısı: 1031



Üyelik Bilgileri
« : Mayıs 22, 2008, 10:29:40 ÖÖ »

ORTAK  TİCARET  POLİTİKASI

Avrupa Birliğinin  kurulmasındaki temel prensiplere bağlı kalınarak , öngörülen hedeflere ulaşılabilmesi  ve üye ülkelerin mevzuat  ve uygulamaları  arasında yeknesaklığın sağlanabilmesi  amacıyla bazı alanlarda  ortak  politikalar tespit etmiştir. Bu politikalardan biri ticaret politikasıdır.
 
   Ortak Ticaret  Politikası , gümrük birliği  çerçevesinde  giderek gelişen bir şekilde ortak kuralların geçerli olduğu bir birleşik Pazar yaratmak amacıyla bir araya gelen üye ülkelerin dış ticaret politikalarının  , Topluluk organlarının münhasır yetkisi dahilinde ortak kurallar ve politikalar haline getirilmesi zorunluluğundan doğmuştur. Ortak Ticaret Politikası, dış  ticaretin tüm üyeler için haiz olduğu önemi  göz önünde bulundurarak, özellikle üçüncü ülkeler kaynaklı  malların  iç pazarda serbest dolaşım ilkesinin herhangi bir şekilde bozulmasını veya ortaya çıkabilecek  trafik sapmalarının  üye ülkeler arasında  sorun yaratmasını engelleme amacını gütmektedir. Dış ticaret karşılaşılması muhtemel haksız uygulamaların neden olabileceği rekabeti bozucu etkilere karşı tüm üyeleri koruyucu önlem alınmasını gereği  ve arzusu da Ortak Ticaret Politikasını yön veren önemli bir noktayı oluşturmaktadır. bunun  dışında üye ülkelerin  üçüncü ülke pazarlarında  kendi aralarındaki  rekabeti bozucu haksız eylem girişimlerinin önlenmesi de  Ortak Ticaret Politikasının amaçlarından biridir.
   Ortak Ticaret Politikasının uygulanmasına yönelik araçların çoğu ithalatta ortaya çıkabilecek ve topluluk üreticileri üzerinde ciddi zarar veya zarar tehdidi yaratabilecek durmların önlenmesine ilişkindir. GATT müzakereleri neticesinde tarifelerin iç piyasaları düzenleyici etkisinin büyük ölçüde ortadan kalkmış olması sonucunda, hem hassas olarak algılanan sektörlerin korunması, hem de rekabetin sürdürülmesi gayesine yönelik olarak ithalatta serbest dolaşımı en az etkileyecek ve iç pazarı dış ortamın olumsuz yönlerinden koruyacak ortak korunma araçlarına ihtiyaç duyulmuştur. Ortak Ticaret Politikası ve Ortak Korunma Araçları bu bakımdan topluluk için büyük önem taşımaktadır.
   Diğer taraftan üye ülkelerin ikili veya çok taraflı uluslar arası ilişkilerin çerçevesinde, birbirlerinden bağımsız olarak anlaşma müzakerelerine girişmeleri ve bunları uygulamaya koymaları durumunda bu anlaşmaların  içerdikleri  tarife tavizleri  ve diğer ticari hükümler nedeniyle  ortak pazarda  sorunlarda karşılaşılması kaçınılmazdır.
   Ayrıca tek ve  büyük bir pazarın varlığı , üye ülkeleri bir bütün olarak dünyanın en büyük ticari bloğuu haline getirmekte, bu kapsamda ticari konulardaki  ortak hareket uluslar arası  ticaret alanındaki müzakerelerde , gerek GATT  görüşmelerinde gerekse ikili veya çok taraflı tercihli ticaret görüşmelerinde , çıkarları  daha güçlü korunmasını sağlamaktadır. Keza , birlikte hareket edilmesi , otonom önlemleri  maruz kalan ülkelerin çıkarlarının zedelenmesi kaygısıyla anlaşma zemini aramasını çabuklaştırmakta, topluluğa karşı ekonomik misillemelere gidilmesini engellemektedir.
   Bu çerçevede , Ortak Ticaret Politikasını amacının kısaca , topluluğun dış ticari ilişkilerinin topluluk çıkarlarına en fazla hizmet verecek şekilde düzenlemesine sağlamasına yönelik olduğu , bu bakımdan ulusal ticaret politikalarından ayrı bir amaç taşımadığı söylenebilir.

Kapsamı :

   Ortak Ticaret Politikası esas olarak doğrudan ticaretin yönünü ve hacminin düzenlenmesine yönelik bir politika olarak ele alınmaktadır. Bu nedenle doğrudan ticaret politikasının hacmine veya yönüne etkisi olmayan diğer ekonomik politika ve araçlar,(standartlar veya insan ,hayvan ve bitki sağlığı ) ticaret politikaları kapsamında değerlendirilmemektedir. Bu bakımdan malların niteliklerine yönelik topluluk düzenlemeleri(belgeleme ve  standart zorunlulukları ) Ortak Ticaret Politikası alanına girmektedir.
   Diğer taraftan  tarım ürünleri ticareti , esas olarak ,Ortak Ticaret Politikası  kapsamı dışında tutulmuştur. Ortak Tarım Politikası , tarım ürünlerinin üretim , dağıtım , dış alım ve dış satımını yönlendiren bir bütün olarak ele alınmaktadır. Hassas sektörlerin  başında kabul edilen  tarım  kesimi , bu kapsamda yüksek koruma duvarlarının (gümrük vergileri ,eş etkili önlemler , korunma önlemleri) arkasına alımıştır.
   Ayrıca , Roma  Antlaşmasının 113. maddesinde Ortak Ticaret Politikasının hizmet Ticareti açısından  da geçerli olduğu yönün de  açık bir hüküm bulunmamaktadır. Amsterdam Antlaşması ile hizmetler ve fikri mülkiyet  haklarına  ilişkin  müzakere  ve anlaşmalar  da 113 üncü madde  kapsamına  dahil edilmiştir.
Ortak Ticaret Politikası, Ortak Gümrük Tarifesi (OGT) uygulanması gereğinin, diğer bir deyişle gümrük birliğine ulaşmanın kaçınılmaz sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.
Gümrük birliğinin ertesinde ulusal düzeydeki ticaret politikası uygulamalarının sürdürülmesinin, üye ülkeler arasındaki rekabet koşullarını etkileyerek ticaret sapmalarına yol açabileceği gerçeğinden hareketle ve gümrük birliğinin uygun şekilde işleyebilmesi için üye ülkeleri bağlayıcı ortak kuralların ihdası zaruret arz etmiştir.
Ayrıca, Topluluk Ortak Ticaret Politikası, uluslararası müzakerelerde, üye ülkelere, münferiden sağlayamayacakları bir pazarlık gücü kazandırmıştır.
GATT’ın XXIV’ncü maddesine uygun olarak, Avrupa Ekonomik Topluluğu’nu Kuran Antlaşma’nın 3(b) maddesi, Topluluğun göstereceği faaliyetler arasında “üçüncü ülkelere karşı ortak bir gümrük tarifesinin ve ortak bir ticaret politikasının oluşturulmasını" da saymakta, Antlaşma’nın 110-116’ncı maddeleri hükümleri de Ortak Ticaret Politikası alanında üye ülkelerin yükümlüklerini ve uyacakları ilkeleri belirlemiş bulunmaktadır.
Maastricht Antlaşması, Roma Antlaşması’nın 111’inci, 114’üncü ve 116’ncı maddelerini kaldırmış, 113’üncü ve 115’inci maddelerinde de değişiklik yapmıştır.
Ortak Ticaret Politikası, yukarıda belirtilen hükümler çerçevesinde, AB’nin dış ticaretinin düzenlenmesine yönelik çok sayıda aracı bünyesinde bulundurmaktadır.
Bu araçlar kısaca şöyle sıralanabilir:
•   Ortak Gümrük Tarifesi: Üçüncü ülke kaynaklı malların Topluluk içinde tam anlamıyle serbest dolaşımda olmasının ilk şartı, bu mallara uygulanacak gümrük vergilerinin her üye ülke tarafından aynı oranda tahsil edilmesidir. OGT, halen 2658/87 sayılı Konsey Yönetmeliği çerçevesinde uygulanmakta, tarifeleri gösterir liste her yıl yenilenmektedir.
•   İthalatta Ortak Kurallar: İthalat, esas itibariyle serbest olmakla birlikte, gerektiği takdirde gözetim ve korunma önlemlerine konu olabilmektedir. Farklı uygulamaların, oluşturulmuş bulunan Tek Pazar ilkelerine aykırı olacağından hareketle, ithalatta uygulanabilecek bu tür önlemler ortak kurallara bağlanmıştır. Bu amaçla çıkarılan ve Uruguay Round çerçevesinde kabul edilen Korunma Önlemleri Anlaşması’nı da dikkate alan 3285/94 sayılı Konsey Yönetmeliği, ithalatta gerektiği takdirde, belirli usul ve şartlar dahilinde olmak üzere, başvurulabilecek gözetim ve korunma önlemlerine ilişkin esasları düzenlemektedir. “Ticareti devlet eliyle yürüten ülkeler” kaynaklı ithalata ilişkin olarak ise ayrı bir düzenleme sözkonusudur. 519/94 sayılı Konsey Yönetmeliği çerçevesinde, bu ülkeler kaynaklı ithalata karşı alınabilecek gözetim ve korunma önlemleri daha kısıtlayıcı temellere dayanmaktadır. Çin Halk Cumhuriyeti'ne karşı kota uygulanacak ürünler ile diğer ülkelere uygulanacak gözetim önlemleri Yönetmelik ekinde yer almaktadır.
•   Dampingli İthalata Karşı Korunma: Topluluk üreticilerine zarar verecek düzeyde dampingli fiyatlarla yapılan ithalat, gerekli soruşturma neticesinde önleme tabi tutulabilmektedir. Dampingli ithalata karşı, geçici vergi (soruşturma süresince) veya kesin vergi uygulanabilmektedir. İhracatçı fiyat taahhüdünde de bulunabilmektedir. 384/96 sayılı Konsey Yönetmeliğinin esas teşkil ettiği damping mevzuatı, Topluluk tarafından halen en sık kullanılan korunma aracı olma özelliğini sürdürmektedir.
•   Sübvansiyonlu İthalata Karşı Korunma: 2026/97 sayılı Konsey Yönetmeliği çerçevesinde ihracatçı veya üretici devletin yaptığı sübvansiyonlar neticesinde rekabet gücü kazanarak Topluluk pazarına giren ve Topluluk üreticilerine zarar veren ithalata karşı, zararı ortadan kaldırmak amacıyla telafi edici vergi uygulanabilmektedir.
•   Miktar Kısıtlamalarının (kotaların) İdaresi: İthalata karşı herhangi bir kota uygulamasının yürürlüğe sokulması halinde, tespit edilecek kota miktarının Topluluk ithalatçıları arasında hangi esaslar ve prosedür çerçevesinde dağıtılacağına ilişkin kurallar 520/94 sayılı Konsey Yönetmeliği (Uygulama Yönetmeliği 738/94 Komisyon Yönetmeliği) ile tespit edilmiştir.
•   Haksız Ticari Uygulamalara Karşı Topluluk Haklarının Korunması: Üçüncü ülkelerin uluslararası anlaşmalara aykırı ticari uygulamalarının Topluluk çıkarlarına zarar vermesi halinde, Topluluğun çıkarlarının öncelikle Dünya Ticaret Örgütü bünyesinde oluşturulacak organlar nezdinde korunmasına ve bu organların etkisiz kalması halinde Topluluk tarafından tek taraflı olarak alınacak karşı önlemlere ilişkin olarak 3286/94 sayılı Konsey Yönetmeliği kabul edilmiş bulunmaktadır. Sözkonusu mevzauta paralel olarak yürütülen “Pazara Giriş Stratejisi” kapsamında bir bilgi bankası oluşturularak, ihracatçılar, üye ülkeler ve Komisyon’un ilgili servisleri arasında bilgi akışının hızlandırılması sağlanmıştır. Sözkonusu veri tabanından Türkiye’nin de tam anlamıyla yararlanabilmesi için çalışmalar devam etmektedir.
•   İthalatta Uygulanan Diğer Mevzuat: AB, yukarıda belirtilen temel mevzuatın yanısıra ithalattaki bazı uygulamalarda da ortak esaslar çerçevesinde hareket etmektedir. Bu uygulamaların başlıcaları şunlardır :
Ticari Markaların Korunması ve Taklit Ürünlerin Serbest Dolaşıma Girmesinin Önlenmesi (3295/94 sayılı Konsey Yönetmeliği, uygulama Yönetmeliği 1367/95 sayılı Komisyon Yön.)
Çeşitli standart ve teknik şartlara ilişkin düzenlemeleri
Tekstil ve Konfeksiyon ürünleri ithalatında özel düzenlemeler
•   İhracatta Ortak Kurallar: İhracat ilke olarak serbesttir. 2603/69 sayılı Konsey Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde yürürlüğe sokulabilecek kısıtlamalar dışında, ihracatta miktar kısıtlaması yapılamaz. 2603/69 sayılı Yönetmelik uyarınca, temel maddelerin üretiminde görülen yetersizlikler nedeniyle ihracat kısıtlamaları yapılabilmektedir.
•   Resmi Destekli İhracat Kredileri: Konuyla ilgili olarak kabul edilen 93/112 sayılı Karar, bu alandaki OECD Uzlaşması'nı Topluluk mevzuatı haline getirmektedir. Bu düzenleme ile, kamu kredi ve sigorta kurumlarınca sağlanan orta ve uzun vadeli ihracat kredilerinin limit ve şartları kurumsal bir çerçeve içine oturtulmaktadır.
Ortak Ticaret Politikası araçlarına bir örnek: Damping mevzuatı
384/96 sayılı Konsey Yönetmeliği ile son şekline kavuşan Topluluk Damping mevzuatı, Uruguay Round sonucunda imzalanan Dünya Ticaret Örgütü’nü Kuran Anlaşma’ya ekli GATT 1994’ün VI’ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Anlaşma hükümleri dikkate alınarak hazırlanmış, bu çerçevede daha önceki mevzuatta (2423/88) damping ile ilgili hükümlerle birlikte yer alan sübvansiyona ilişkin hükümler ise ayrı bir Yönetmelik ile düzenlenmiştir.
Damping mevzuatı, Uruguay Round sonuçlarına uygun olarak, son derece teknik ve bu mevzuatın sadece zarara yol açan dampinge karşı uygulanacak bir ticari koruma olma özelliğini kaybederek doğrudan ithalatı kısıtlayıcı bir araç olmasını engelleyici hükümler taşımaktadır.
384/96 sayılı Konsey Yönetmeliği, zarara yol açan dampingli bir ürüne karşı anti-damping vergisi konulabileceğini belirterek, dampingi; malın ihraç fiyatının, aynı malın veya benzerinin ihracatçı ülkenin iç fiyatından (normal değer), mevzuatta sıralanan kabul edilebilir nedenler dışında, düşük olması olarak tanımlar.
Mevzuat, normal değerin belirlenmesinde, karşılaşılabilecek güçlükleri dikkate alarak, çeşitli yöntemler belirlemektedir. Fiyatların karşılaştırılması da, belirtilen yöntemler dahilinde yapılabilmektedir.
Topluluk üreticilerinin zarar gördükleri dampingli ithalata karşı korunmak üzere ne şekilde başvuruda bulunacakları, bu başvuruda istenilen bilgiler, Komisyonun inceleme prosedürü, inceleme neticesinde soruşturma açılmasının gerekli görülmesi halinde izlenecek yöntem, soruşturma usul ve esasları 384/96 sayılı Konsey Yönetmeliğinde açıkca belirlenmiştir.
Acil önlem gereken hallerde, ne şekilde geçici önlem alınacağı da metinde yer almaktadır.
Dampingli ithalata karşı önlem alınabilmesinin ön şartını oluşturan dampingin zarara neden olması koşulu da sözkonusu Yönetmelikte ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
Dampingli ithalata karşı alınabilecek önlemler, zarara yol açan ülke veya firma ürünlerine, zararı giderecek düzeyde anti-damping vergisi konulması ile ihracatçı ülkenin fiyat taahhüdünde bulunmasıdır. Vergi, belirli koşullarla geriye dönük olarak da uygulanabilmektedir. Vergi, belirli bir süre ile uygulanabilmekte, bu sürenin sonunda gözden geçirilerek, dampingin ve zararın devam ettiğinin tespiti halinde uzatılabilmektedir.
Uluslararası Anlaşmalar
AB tarafından otonom ve anlaşmalara dayalı olarak tercihli rejim uygulaması yapılmaktadır. Ancak, AB’nin tercihli sistemi dinamik bir yapı arz etmektedir. Bu çerçevede, Topluluk yeni anlaşmalar yapmakta, mevcut anlaşmaların ise, yapısı değiştirilebilmektedir.
Örneğin, Türkiye ile AB arasında 1/95 sayılı Karar’ın imzalanması üzerinden bir yıl geçmemesine rağmen, AB-Baltık Ülkeleri ve AB-İsrail Serbest Ticaret Alanı Anlaşmaları, yapı değiştirerek, Ortaklık Anlaşmaları halini almıştır. Yine Ortaklık ilişkisi perspektifinde, Tunus ve Fas ile görüşmeler tamamlanmış olup, Mısır ile de devam ettirilmektedir. Ayrıca, AB ile ABD ve MERCOSUR ülkeleri arasındaki serbest ticaret alanına ilişkin araştırıcı görüşmeler sürdürülmektedir.


A) Ortaklık Anlaşması
Bu çerçevede, Topluluğun, Visegrad (Macaristan, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya), Bulgaristan, Romanya, Malta, Kıbrıs, Slovenya (parafe edildi) ile ortaklık anlaşmaları bulunmaktadır.
B) Serbest Ticaret Bölgesi Anlaşmaları
Topluluk, EFTA ülkeleri (Norveç, İsviçre, Lihtenstayn), İsrail, Faroe Adaları, Litvanya, Letonya, Estonya (imzalanan Avrupa Anlaşmaları mevcut STA’ların yerini almıştır) ile serbest ticaret anlaşması imzalamıştır.
C) Tercihli Ticaret Anlaşmaları
i) Lomé Anlaşmaları
İngiltere’nin 1973 yılı başında Topluluğa katılmasının ardından İngiliz Uluslar Topluluğu ülkeleriyle Topluluk arasında ayrıcalıklı ticaret ilişkilerini düzenlemek amacıyla yeni bir anlaşma yapma gereği ortaya çıkmıştır. Bunun üzerine, bir yanda Topluluk üyesi ülkeler, diğer yanda Afrika, Karayibler ve Pasifik’te yer alan 46 İngiliz Uluslar Topluluğu üyesi arasında 28 Şubat 1975 tarihinde Lomé Anlaşması imzalanmıştır. Bunun ardından, sırasıyla II., III. ve IV. Lomé Anlaşmaları imzalanarak yürürlüğe girmiştir.
ii) Akdeniz Ülkeleriyle Yapılan Anlaşmalar
Topluluk, ileride daha ayrıntılı şekilde ele alınacak olan Akdeniz politikası çerçevesinde, Akdeniz ülkeleriyle tercihli ticaret anlaşmaları imzalamıştır. Bu ülkelerden Fas ve Tunus ile ortaklık anlaşmaları parafe edilmiş olup, onay süreçlerinin tamamlanması beklenmektedir. Ayrıca, bu kapsamda, Mısır ile müzakereler de sürdürülmektedir.
D) Tekstil Anlaşmaları
Hammadde ve işgücü açılarından karşılaştırmalı üstünlüğe sahip gelişme yolundaki ülkelerin giderek artan rekabetiyle karşılaşan Avrupa Toplulukları, tekstil ve konfeksiyon sektörü bakımından izlediği ticaret politikasında ilk hedef olarak, iç piyasasının artan ithalat nedeniyle sarsılmasını önlemeyi ve giderek bu piyasada kendi imalatçılarının yeterli bir pay almasını sağlamayı amaçlamıştır.
Bu amaca ulaşabilmek için, Topluluk, ihracatçı ülkelerle teker teker müzakereler yaparak ihracat miktarlarını sınırlamak ve ikili denetim (double checking) yöntemiyle ihracat artışlarının doğuracağı sarsıntıları zamanında önlemek yolunu seçmiştir. Böylece, Avrupa Toplulukları, ihracatçı ülkelerin yıllık ihracat artışlarını ürünün cinsine ve duyarlılık derecesine göre denetim altına aldığı gibi, gerekirse ihraç fiyatlarının yükseltilmesini de sağlayarak (fiyat anlaşmaları veya anti-damping prosedürü), kendi sanayini korumaya ve iç piyasada fiyat istikrarını kurmaya yönelmiştir.
Böylece, Avrupa Toplulukları’nın, sanayi sektöründeki koruma mekanizmasını mevcut gümrük vergileri yerine “miktar kısıtlamaları ve damping/sübvansiyon mevzuatına dayandırdığı dikkate alınırsa, yukarıda sunulan bilgilerin de ışığına, Topluluğun özellikle tekstil sektöründe Ortak Ticaret Politikası’nın araçlarını başarılı bir biçimde kullandığı görülmektedir.
Sözkonusu anlaşmalar incelendiğinde, temel hükümlerin aynı olduğu ve ortak olarak belirlenmiş kota düzeylerine uyularak ihracat ve buna paralel olarak ithalatın yürütülmesinin öngörüldüğü, bu amaçla idari işbirliği yöntemlerinin geliştirildiği ve anlaşma hükümlerine aykırı hareket edilmesi halinde, anlaşma hükümlerine dönülmesini sağlayan korunma mekanizmasına başvurulmasının mümkün olduğu görülmektedir.
Öte yandan, bu anlaşmalarda, Topluluk menşeli hammadde kullanılarak üretilen maddelerin Topluluğa gümrük vergisinden kısmen veya tamamen muaf olarak ihraç edilmesi konusu da düzenlenmektedir (fason rejimi).
Bu arada, kısıtlama anlaşmalarında, anlaşma kapsamına dahil edilen tekstil ve konfeksiyon mamullerinin tamamı belirli kategoriler itibariyle zikredilmekte ve bu kategoriler için Topluluk genelinde ve üye ülkeler bazında geçerli olacak yıllık kota düzeyleri gösterilmektedir.
E) Genelleştirilmiş Preferanslar Sistemi (GSP)
Gelişmiş ülkelerin, gelişme yolundaki ülkelere sağlayacakları tek taraflı tavizlerle bu ülkelerin Dünya Ticareti’nden aldıkları payın arttırılmasını hedefleyen GSP, 1 Temmuz 1971 tarihinde Topluluk tarafından uygulamaya konulmuştur. Bugün, Avrupa Birliği, ABD, Japonya, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda, Norveç, İsviçre, Rusya Federasyonu, Çek Cumhuriyeti, Slovak Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya, Bulgaristan tarafından uygulanmakata olan 14 otonom GSP düzenlemesi bulunmaktadır. Bu uygulamalar gerek tercihli rejim kapsamındaki ürünler gerek preferans tanınan ülkeler açısından farklılıklar göstermektedir. GSP uygulamasının temel amacı gelişmekte olan ülkelerin dünya ticaret sistemine entegrasyonunun sağlanması ve bu ülkelerin pazara giriş koşullarının geliştirilmesi, ihracat gelirlerinin arttırılması ve ekonomik büyümelerinin hızlandırılmasıdır.
Uruguay Round sonrasında gelişmiş ülkelerin sanayi ürünleri taahhütlerinde ortalama % 40 civarında bir indirim yapmayı kabul etmeleri, bunun sonucunda Gelişme Yolundaki Ülkeler (GYÜ) için en önemli pazarlar olan gelişmiş ülkelerin, % 6.3 olan Round öncesi koruma oranlarının Round sonrasında (5 yıl içinde) % 3.8’e inecek olması GSP kapsamında verilen tavizlerin getirdiği avantajları önemli ölçüde erozyona uğratmıştır. Bu itibarla gelişmiş ülkeler GSP rejimlerinin etkin kullanımının sağlanması ve tercihli rejimden gelişmişlik düzeyi düşük ülkelerin daha fazla yararlanabilmelerini teminen çalışmalar başlatmışlardır.
Bu yönde atılan adımların en önemlisi “graduation” adı verilen ve bazı ülkelerin gelişmişlik ve uzmanlaşma düzeylerine bağlı olarak sistem dışına çıkarılmasını öngören uygulamadır.
AB tarafından, sanayi ürünlerinde, GSP kapsamındaki tercihli rejim, En Az Gelişmiş Ülkeler için uygulanan gümrük vergilerinin tamamen askıya alınmasını, Gelişme Yolundaki Ülkelere ise, ürünlerin hassasiyetine göre 4 farklı kategori içerisinde değişik tercih marjları uygulanmasını öngörmektedir. Tarım ürünlerindeki yeni rejim üzerindeki çalışmalar ise, devam ettirilmektedir. Bu ürünlerdeki mevcut sistem içerisinde, sanayi ürünlerine göre dar kapsamlı bir tercihli rejim uygulanmaktadır.
Ortak Sanayi Stratejisi ve Ortak Rekabet Politikası
Ortak Sanayi Stratejisi
Topluluklar sanayi stratejesinin esasını; tüketici ihtiyaçlarına cevap verebilecek kalite ve miktarda üretim yapılırken, fiyatların iç ve dış piyasalarda rekabet edebilecek düzeyde olması teşkil etmektedir.
Bu kapsamda, Topluluğun sanayi stratejisinin temel hedefi Topluluk içi rekabeti düzenleyici ve Topluluk içi ticareti arttırıcı bir sistemin kurulmasıdır. Sözkonusu stratejinin esaslarını aşağıdaki gibi özetlemek mümkündür:
•   Topluluğun gelişen dünya pazarlarındaki rakiplerine karşı ortak tutumun saptanması
•   Rekabeti sağlayabilecek teknolojik gelişimin planlanması
•   Makro ve mikro düzeyde toplum kesimlerinin geniş tabanlı uzlaşısının sağlanması
•   Topluluk yeni sanayi yapılanmasının en az orta vadeli bir perspektif ile değerlendirilmesi,
•   Yeni tip sanayi işbirliği metodları ile Topluluk olarak rakip ülkelerde ortak yatırımlara gidilmesi
•   Yukarıda temel esasları özetlenen sanayi stratejisinin uygulanması ile ulaşılmak istenen hedefler ise aşağıda yeralmaktadır:
•   Yapısal ayarlamayı hızlandırarak sanayi dokusunun kendi sınırları içerisinde uyumlu dağılımını sağlamak,
•   Sanayi örgütlenmelerini Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler (KOBİ) düzeyinde şekillendirmek,
•   Oluşturulacak Araştırma ve Geliştirme (AR-GE) ve mesleki eğitim programları ile uluslarüstü bir rekabet üstünlüğüne sahip olmak.
Tarım sektörünün aksine, Roma Antlaşması’nda sanayi sektörü için ortak bir politika öngören hükümler getirilmemiştir. Anılan Antlaşma’nın sanayi mamulleri ile ilgili olarak öngördüğü hükümler, rekabet politikası ile devlet yardımlarının denetimini içermektedir.

Ortak Ticaret Politikası alanında Türkiye’nin uyum sağlaması gereken Topluluk mevzuatı, 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı’nın 12’nci maddesinde sıralanmış bulunmaktadır. Bunlar kısaca;
•   ithalatta ortak kurallarla ilgili mevzuat;
•   bazı üçüncü ülkeler kaynaklı ithalatta ortak kurallarla ilgili mevzuat;
•   miktar kısıtlamalarının idaresi ve dağıtımındaki kurallarla ilgili mevzuat;
•   dampingli ve sübvansiyonlu ithalata karşı korunmayla ilgili mevzuat;
•   Yeni Ticaret Politikası Aracı ile ilgili mevzuat;
•   ihracatta ortak kurallarla ilgili mevzuat;
•   resmi destekli ihracat kredileriyle ilgili mevzuat ;
•   tekstil ve konfeksiyon için dışarda işleme rejimine ilişkin mevzuat;
•   tekstil ve konfeksiyon ithalatında ortak kurallara ilişkin mevzuat;
•   otonom düzenlemelerle gerçekleştirilen tekstil ürünleri ithalatına ilişkin mevzuat;
olarak sıralanabilir. Bu mevzuatın büyük bir kısmı ile ilgili uyum çalışmaları tamamlanmış ve yayımlanmıştır.
Türkiye, Topluluğun yukarıda bahsi geçen mevzuatına uyum sağlarken aynı zamanda, AB’nin üçüncü ülkelere yönelik olarak uyguladığı otonom ve tercihli rejimleri de adapte etmektedir. Bu husus, 6 Mart 1995 tarih ve 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı’nda da öngörülerek, Türkiye’ye, Topluluğun tercihli anlaşmalarını tedricen üstlenmesi konusunda 5 yıllık bir süre tanınmıştır.



Logged

OgrenciForum.Org
Sponsor

Logged
Sayfa: 1
  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC

Tagged evden eve nakliye - evden eve taşıma - Sesli Chat
forumtahtasi.com elektornik devre - Sohbet - AVOYUN - Dönem ödevi - ödev - e-okul - evden eve nakliyat - msn nickleri - Ödev Sitesi
XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu! Dilber MC Theme by HarzeM