Bedava Ödev İndir

Reklamlar

  Mesajları Göster
Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 »
1  Akademik-Üniversite Kaynaklar / Eğitim Kaynakları / ÖĞRETİMDE METOT VE TEKNİKLER : Mayıs 29, 2008, 08:51:40 ÖÖ
                                                         ÖĞRETİMDE METOT VE TEKNİKLER
   Bilgilerin, becerilerin ve davranışların öğretilmesi ve kazandırılması için kullanılan usullere, yollara veya tekniklere öğretim metodu denilmektedir. Çünkü öğretim işinde metot esastır. Metotsuz yapılan çalışmalar, tesadüflere bırakılmış demektir. Halbuki öğretim etkinlikleri tesadüflere bırakılamaz. Öğretim metotları, öğrenmenin etkili bir şekilde gerçekleşmesinde önemli bir rol oynar.
Nasıl Öğreniyor ve Öğrendiklerimizi Nasıl Akılda Tutuyoruz?
   Bireylerin çevresiyle olan etkileşimini sağlayan onun duyu organlarıdır. Diğer bir deyişle, bireyler, görerek, duyarak, dokunarak, koklayarak, ve tat alarak etrafında olanları anlamaya çalışır. Öğretim ortamlarının amacıda, bireyin duyu organlarına hitap edecek görsel-işitsel unsurları öğretim ortamına taşımak ve öğretimin etkinliğini artırmaktır.  Öğrendiklerimizin ne kadarının hangi duyu organları yoluyla kazanıldığını anlamak, görsel-işitsel araçların tasarlanmasında, kullanılmasında ya da seçilmesinde yol gösterecek önemli bir unsurdur.   Bu amaçla yapılan çalışmalar göstermiştir ki duyu organları yoluyla öğrendiklerimiz içinde görselliğin ayrı bir yeri vardır.  Diğer bir deyişle, bir resim, grafik ya da bir şekil kullanarak aktaracağımız içerik, öğrenci için öğrenilmesi daha kolay ve anlaşılması daha kısa zaman alacak bir içerik olacaktır.  Bu anlayışa temel oluşturabilecek araştırmalardan bir tanesi Çilenti tarafından aşağıdaki şekilde özetlenmiştir.
Duyu Organlarımız   Öğrendiklerimiz
Görme   %83
Duyma   %11
Koklama   %3.5
Dokunma   %1.5
Tatma   %1

   Bu tablodan da anlaşılacağı gibi, öğrendiklerimizin %95’i görsel-işitsel duyularımıza hitap eden öğrenme ortamlarında gerçekleşmektedir. Diğer bir değişle, görsel-işitsel materyallerle zenginleştirilmiş öğrenme ortamları, etkin öğrenmenin gerçekleşmesinde vazgeçilemeyecek unsurlardır.
   Öğrenmenin gerçekleşmesi ile eş öneme sahip diğer bir faktör ise, öğrendiklerimizi akılda tutabilme ve bunları günlük hayatta kullanabilmedir.  Farklı öğrenme yaşantıları ile elde ettiğimiz bilgilerin hatırlanma ve tekrar kullanılma oranları ise şu şekilde verilebilir.
Öğrenme Yöntemleri   Hatırlama/Kullanma
Okuduklarımız   %10
İşittiklerimiz   %20
Gördüklerimiz   %30
Görüp/İşittiklerimiz   %50
Söylediklerimiz   %70
Söyleyip/Yaptıklarımız   %90

   Yukarıdaki karşılaştırmadan da anlaşılacağı gibi, görsel-işitsel araçların kullanılmasıyla gerçekleşen öğrenmelerde, öğrendiklerimizin yaklaşık %50’sini hatırlayabilmekte ve bu bilgileri tekrar kullanabilmekteyiz. Görsel-işitsel araçların kullanımına ek olarak, eğer bu yaşantılar öğrenciler için anlamlı hale getirilebilir ve öğrenci tarafından gerçekleştirilebilir ise öğrendiklerimizin kalıcılığı %90 oranlarına ulaşmaktadır.  Bu da göstermektedir ki, öğrencinin aktif katılımı sağlandığında ve öğrenme ortamı görsel-işitsel materyallerle desteklendiği taktirde öğrenme anlamlı ve kalıcı olmaktadır.
Öğretim Ortamlarının Etkinliğinin Araştırılmasında Temel Alınan İlkeler:
Farklı öğretim ortamlarının farklı amaçlar için kullanıldığı bir gerçektir. Kullanılan öğretim materyalleri, bazı öğretim ortamlarında öğretmeni destekleyici amaçla kullanıldığı halde, bazı ortamlarda ise tamamen öğretmen rolü üstlenerek içeriği doğrudan öğrencilere aktarmaktadır.
Öğretim ortamlarının zenginleştirilmesinde kullanılan görsel işitsel araçların öğrenme üzerindeki etkilerinin araştırılması, uzun yıllardan bu yana araştırmacıların ilgisini çekmektedir. Örneğin 1937’lerde Hoban et al, tarafından görsel-işitsel araçların etkinliği üzerine bir sınıflandırma yapılmıştır. Buna göre, eğitim ortamında kullanılan materyaller, sundukları eğitim ortamının soyuttan somuta oluş özelliğine göre sınıflandırılmıştır.













•   Öğrenme işlemine katılan duyu organlarımızın sayısı ne kadar fazla ise, o kadar iyi öğrenir ve öğrenmelerimiz o kadar kalıcı olur.
•   En iyi öğrendiğimiz şeyler, kendi kendimize yaparak öğrendiğimiz şeylerdir.
•   En iyi öğretim somuttan soyuta ve basitten karmaşığa doğru gidilendir.
Bu sınıflandırmalardan da anlaşılacağı gibi, görsel-işitsel araçların öğretim ortamında  en etkin kullanılma amaçları, öğretilecek içeriğin somuttan soyuta doğru aşamalandırılması ve öğrencinin birden fazla duyu organına hitap etmesini sağlamaktır. Örneğin, Piaget’e göre, ilkokul çağındaki çocuklar somut işlemler dönemindedir. Bundan dolayı da, bu dönemdeki çocuklara kazandırmak istediğimiz davranışlar için hazırladığımız ders içeriği, onların beş duyu organına hitap edecek özellikte somut materyallerle desteklenmiş olmalıdır.
Öğrenmenin meydana gelebilmesi, öğrencilerin kendilerine aktarılan bilgileri hatırlamaları ve kullanmaları,  öğretimin metot ve teknikle yürütülmesi ihtiyacını doğurmuştur.
Başlıca öğretim yöntemleri şunlardır:
1-   Anlatma (Takrir) Metodu
2-   Soru – Cevap Metodu
3-   Problem Çözme Metodu
•   Tümevarım Metodu
•   Tümdengelim Metodu
•   Çözümleme Metodu
•   Bireşim Metodu
4-   Grupla Çalışma Metodu
5-   Tartışma Metodu
•   Münazara
•   Panel
•   Zıt Panel
•   Sempozyum
•   Açık Oturum
•   Forum
•   Kollegyum
•   Beyin Fırtınası
              6-  Laboratuvar Metotları
•   Gözlem
•   Deney
•   Gösteri
              7-   Örnek Olay Metodu
              8-   Gösterip Yaptırma Metodu
                                                                ANLATIM (TAKRİR) METODU
               Öğretmenin herhangi bir konuyu, karşısında oturan öğrencilere iletmesi biçiminde uygulanmaktadır. Günümüzde ise, öğrencilerin pasif olarak oyurmalarına neden olduğu, onlara düşüncelerini açıklama fırsatı vermediği için sıkıcı ve etkisiz bir metot olarak kabul edilmektedir.
 En büyük tehlike öğretmenin gereğinden çok konuşmasıdır.
 Dinleyiciler ne kadar küçük yaşta ise anlatma o ölçüde kısa ve dramatize edilmiş biçimde uygulanmalıdır. Açık bir ses tonu, ses tonundaki değişiklikler, yerinde ve zamanında jest ve mimikler öğrencileri üzerinde unutulmayacak etkiler bırakır.
 Bu metot mümkün olduğu kadar az kullanılmalı, mutlaka kullanılması gerekiyorsa öğretmen konuşmasını çok dikkatli ve ayrıntılı olarak hazırlamalı, anlatacaklarını nasıl anlatacağını da planlamalıdır.
Faydaları :
•   Emek ve masraf bakımından daha ekonomiktir. Öğretmen ve öğrenciyi fazla yormaz.
•   Öğretim konularının belli bir sıra ve düzene göre öğrencilere sunulmasını sağlar. 
•   Gezi, gözlem deney, proje, tümevarım, tümdengelim vb. metotların uygulanışı sırasında ve sonrasında anlatma gerekli ve yararlı olmaktadır.
•   Dinleme alışkanlığı kazandırır.
Sınırlılıkları :
•   Öğretimde uyaran ne kadar çok ise öğrenme de o ölçüde kuvvetli olmaktadır. Anlatma ise daha çok bir duyu organını, kılağı hedef almaktadır.
•   Her konuda anlatma yöntemine yer verilmesi öğretimi sıkıcı hale getirir, öğrencilerin ilgi ve isteklerini azaltır.
•   Öğrenci etkinliğine dayanmadığı için kazanılan bilgiler tam olarak özümlenemez ve kısa zamanda unutulur.
•   Öğrenciyi öğrenme sorumluluğundan uzaklaştırır.
•   Öğrencileri ezberciliğe ve hazırcılığa alıştırır. Bu nedenle öğrenciler akıl yürüterek öğrenme ve problem çözme becerisini kazanamazlar.
•   Öğrencilerin anlatılanları dikkatle dinleme süreleri 15 – 20 dakikayı geçmediği için bilgilerin ayrıntılı olarak iletilmesi güçtür.
Anlatma Metodu Etkili Olarak Nasıl Uygulanabilir ?
•   Sınıftaki bütün öğrencilerin anlatılanları rahatlıkla işitebilmeleri ve anlayabilmeleri için öğretmenin ses tonu açık ve samimi, diksiyonu iyi olmalıdır.
•   Öğretmen konuyu canlı ve heyecanlı bir şekilde anlatmalı, tam yerinde el kol hareketleri, ses tonu değişikliği ve yüz işaretleri gibi bazı jest ve mimikler de yapmalıdır.
•   İçerik tek tek ve anlamlı bir sıra ile anlatılmalı, anlatma belli bir plana göre ve bilinenden bilinmeyene, örnekten kurala, basitten karmaşığa doğru bir sıra izlenmelidir. Konunun ana hatları ders başında öğrencilere de bildirilmelidir.
•   Anlatmaya başlamadan önce öğrencilerin dikkat ve ilgileri çekilmeli, anlatma sırasında resim, levha, grafik ve filmlerden yararlanılmalı, yazı tahtası önemli noktalara öğrencilerin dikkatini çekmek için bir araç olarak kullanılmalıdır.
•   Anlatan kimse hitap ettiği öğrencilerin seviyesini bilmeli ve anlatma sırasında bunu göz önünde bulundurmalıdır.
•   Öğrenci düşünmeye yöneltilmeli, anlatan kimse ara sıra öğrencilere soru sormalı, konu onların anlama durumlarına göre geliştirilmelidir. Çünkü öğrenci, öğretilenleri yanlış anlayabilir, yanlış yorumlayabilir ya da anlatılanlar arasındaki bağlantıyı büsbütün kaçırabilir.
•   Anlatan kimse yönünü ve bakışlarını öğrencilere yöneltmeli ve her öğrenci mümkün olduğu kadar   
      öğretmenin bakışlarını üzerinde hissetmelidir. Tahtaya, pencereden dışarıya ya da sürekli olarak önündeki       
       notlara bakarak ders anlatan öğretmenler sınıfa yeteri kadar etkide bulunamazlar.
•      İlginin dağıldığı, öğrencilerin yorgunluk belirtileri gösterdiği anlarda mizahtan yararlanılmalı, dikkati tazeleyici önlemler alınmalıdır.
•   Anlatmadan sonra mutlaka bir değerlendirme yapmalıdır. Önceden kısa cevaplı sorular hazırlanmalıdır. 
                                                                      SORU – CEVAP METODU 
Soru – cevap metodu, önceden hazırlık yapıldığı takdirde daha başarılı olunur. Bunun için öğretmen önce konuyu ayrıntılı olarak ve planlı şekilde taramalı sorular hazırlamalıdır. Bu işlemin öğrenciler tarafından da yapılması istenmeli ve böylece konu ile ilgili cevaplandırılacak sorular dersten önce hazırlanmış olmalıdır. Bu metodun etkili ibr şekilde uygulanması için öğretmenler, öğrencilerine soru sorma fırsatı hazırlamalı, mümkün olduğu kadar öğretimin amacı ve yönü öğrencilerin sorularına dayandırılmalıdır. Böylece öğretmenin öğrencilerin ilgi ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak öğretim yapması da sağlanmış olur. Öğretmen öğrenci sorularına yer ve önem verdikçe onların daha dikkatli olmalarını ve konuyla daha çok ilgilenmelerini de teşvik etmiş olacaktır.
Faydaları :
•   İyi hazırlanmış sorular, öğrencileri n derse ve konuya karşı ilgi ve dikkatlerini artırır, onların derse istekle         
                    katılmalarını sağlar.
•   Sorular, öğretimde tekrar ve pekiştirmeyi sağlar. Öğretmen, yeni bir konuya başlamadan bir önceki konuyu   
                    sorularla tekrarlatır. Böylece öğrenme pekişmiş olur.
•   Öğrencilerin sordukları sorular, öğretmenin öğrencilerinin seviyesini anlamasına ve öğretimi bu seviyeye
                    göre ayarlamasını sağlar.
•   Ezberlemeyi ortadan kaldırarak gerçek öğrenmeyi sağlar.
•   Öğrencilerin soru sormaları veya sorulara cevap vermeleri, onların öğretim etkinliklerine aktif olarak
                    katılmalarını sağlar.
•   Öğretim etkinliklerinin ve öğrencilerin başarısının ölçülmesini ve değerlendirilmesini sağlar.
•   Öğrencileri düşünmeye teşvik eder.
•   Öğrencilerin düşüncelerini anlamlı biçimde açıklamalarına imkan verir.
Sınırlılıkları :
•   Derste sürekli soru sorulması ve cevap istenmesi öğretimi sıkıcı hale getirir.
•   Anlatma metoduna göre daha fazla süre gerektirir.
•   Sorular gerektiği biçimde cevap veremeyen öğrencilerin kendine güveni azalır.
Soru – Cevap Metodu Etkili Olarak Nasıl Uygulanmalıdır ?
•   Soru önce bütün sınıfa sorulmalı, öğrencilerin düşünmeleri için bir süre beklendikten sonra cevap
                    istenmelidir.
•   Soruların cevapları hep aynı öğrencilerden istenmemelidir. Parmak kaldırmadığı halde cevap
                    verebileceklerden ilgisiz ve başka şeylerle meşgul olanlardan sınıfın konuşmasını istediği öğrencilerden de     
                    cevap istenmelidir.
•   Öğrenci cevap veremediği zaman fazla ısrar etmemeli, başka bir öğrenciden cevap istenmelidir.
•   Öğretmen, soruları samimi ve tatlı dille sormalı, öğrencilere güveni olduğunu belirten tavırlar takınmalıdır.
•   Sınıfta konuşma güçlüğü çeken heyecanlı öğrencilere yardım yapılmalı ve bu öğrenciler konuşmaya 
                    isteklendirilip cesaretlendirilmelidir
•   Öğrencilerin sorulara verdikleri cevapların, sınıftaki bütün öğrenciler tarafından işitilmesi sağlanmalıdır.
•   Sorular sık sık tekrar edilmemelidir.
•   Sorulan soru sınıfta cevapsız kalırsa , soru birkaç parçaya ayrılarak yeniden sorulmalıdır.
•   Doğru cevap veren öğrencini cevabı ‘doğru’, ‘iyi’, ‘tamam’, ‘güzel’ gibi sözlerle pekiştirilirken , yanlış ya
                    da eksik cevap veren öğrencilerin sınıf içinde utanmasına neden olacak söz ve davranışlardan kaçınılmalıdır.
                                                                    PROBLEM ÇÖZME METODU
Okulun görevlerinden biri de öğrencilerin hayata başarıyla uyum sağlayacak şekilde yetişmelerini sağlamaktır. Bu nedenle problem çözme metoduna yer verilmesi, okulun bu görevini gerçekleştirmesi bakımından önemlidir.
Problem Çözme Bir Öğretim Metodu Olarak Kullanılırken Aşağıdaki Basamaklar İzlenir :
•   Problemi hissetme ve problemin ortaya çıkması
•   Problemin tanımlanması ve sınırlandırılması
•   Problemle ilgili olan bilgilerin toplanması
•   Problemin çözümüyle ilgili hipotezler ileri sürme
•   En uygun hipotezin uygulanması
•   Problemin çözülmesi ve sonuca varılması
Problem çözme metodunda,bir problemin ele alınışı ve çözümlenmesi esnasında dört metot dikkate alınır.
Tümevarım Metodu : Özel durumlardan veya örneklerden genel bir sonuca ulaşmaktır.
Tümdengelim Metodu : Genel ilkelerden özel durumlara giden bir akıl yürütme şeklidir.
Çözümleme Metodu : Bir bütünü elemanlarına ayırma, çözümleme ve tahlil etmedir.
Bireşim Metodu : Bir konuyu, tümevarım ve tümdengelim metotlarından giderek zihni gerekçeleri birleştirmek suretiyle açıklamak ve sonuca varmaktır. Çünkü düşünce eyleminin olması, incelemelerin bir sonuca yönelmesi ve bunları yeni alanlara uygulamak için sentez şarttır. Birleşim metodu bir anlamda, parçalardan yeni bir bütün veya bir sentez oluşturmaktır.
Faydaları :
•   Öğrencilerin, öğretme – öğrenme etkinliklerine aktif olarak katılmalarını sağlar.
•   Öğrencileri, planlı ve düzenli çalışmaya alıştırır.
•   Öğrencilerin, bilimsel görüş ve düşünüş kazanmalarını sağlar.
•   Öğrenmeye karşı ilgi ve istek uyandırır.
•   Öğrencilerde sorumluluk duygusunun gelişmesine yardım eder.
•   Öğrencilerin problemleri cesaretle karşılamalarını ve bilimsel yaklaşımla ele almalarını sağlar.
•   Öğrencilere başkalarıyla yardımlaşmanın ve başkalarının fikirlerinden yaralanılması gerektiği görüşünü
                    benimsetir.
•   Öğrenmeyi daha mantıklı ve sağlam bir temele dayandırır.
•   Öğrencilerde, cesaretle önerilerde bulunma veya hipotezler ileri sürme yeteneği gelişir.
•   Öğrencilere, karar vermede acele edilmemesi gerektiği düşüncesini benimsetir.
Sınırlılıkları :
•   Çok zaman alan bir yöntemdir.
•   Bütün disiplinlere uygulanması mümkün değildir.
•   Problem çözümünde gerekli olacak birtakım materyal ve kaynakların öğrenci tarafından sağlanması güç
                    olabilir.
•   Öğrenmenin değerlendirilmesi güçtür.
                                                                    GRUPLA ÇALIŞMA METODU
Grup; birbiriyle ilişkileri ve aralarında ortak değerleri olan , birbirlerine bağlı iki veya daha fazla kişiden oluşan toplumsal bir birimdir. Grupla çalışma, ferdin sosyal gelişimini ve değişimini sağlayan bir metottur. Bu metotla ferdin sorumluluk duygusu, başkaya veya gruba katkıda bulunmak zevki de artırılmış olur. Bu metot öğrencilerden oluşturulan gruplara birer konu verilmesi ve konunun öğrencilerce araştırılarak, sınıfta grup halinde anlatılması şeklinde olmaktadır.
Faydaları : 
•   Öğrenciler arasında karşılıklı etkileşme mümkün olur.
•   Öğrencilerin ilerlemelerini değerlendirmek, onların daha iyi beceri kazanmalarına imkan sağlamak
                    mümkün olur.
•   Öğrencilerin, başkalarının fikirlerine daha çok saygı duymalarını sağlar.
•   Öğrenci, başkalarını dikkatle dinlemeyi ve bir topluluk karşısında nasıl konuşulacağını öğrenmiş olur.
•   Öğrenci, diğer insanlarla yardımlaşma ve işbirliği yapmayı öğrenir.
•   ‘Ben’ yerine ‘biz’ kavramının gelişmesine yardımcı olur.
•   Birlikte öğrenme ve başarma azminin kuvvetlenmesine neden olur. 
Grupları Teşkili :
3 – 7 kişiden meydana gelen gruplar en iyi çalışma gruplarıdır. En ideali 5 kişilik çalışma gruplarıdır. Her grupta bir başkan, bir sözcü ve bir de sekreter bulunmalıdır.
Gruplar teşkil edilirken; ilgi grupları, seviye grupları, aynı semtte oturanların bir grup meydana getirmeleri, numara sırasına göre gruplama sınıfta oturdukları yere göre gruplamaya başvurulabilir.
Çalışmaya başlayan grup içindeki her fert, öğretmenin rehberliği ile çalışmanın inceliklerini, her birinin ne yapacağını, sorumluluğunu iyice öğrenmelidir.
Konuların Paylaştırılması :
              Konuların paylaştırılmasında genellikle üç yol izlenir.
•   Konunun tamamını sınıftaki öğrenciler alır, sonunda –sıra ile veya kura ile tespit edilen- grup derste
                    diğerlerine aktarır.
•   Konu kısımlara ayrılır, her grup bir kısmı alır, hazırlanır, sınıfa aktarır ve çalışmalarını bir rapor haline
                    getirirler.
•   Gruplar, tamamen ayrı konular ele alırlar. Grubun dışındakiler, anlatan grubun konusunu ders anında
                    öğrenirler.
Grup İçi Çalışma :
•   Konu hakkında grupta bulunanların bildikleri ve ilgileri tespit edilir.
•   Birleşik konular ayrıştırılır.
•   Konunun işlenmesinin hangi safhada ve nasıl yapılacağı taslak plan halinde hazırlanmalıdır.
•   Konu işlenirken yapılacak iş ve çalışmalar, yapacak kişiler, ayrılacak zaman tespit edilmelidir.
•   Karşılaşılacak muhtemel zorluklar ve çareleri gözden geçirilmeli, önceden tespit edilmeyen fakat çalışma
                    sırasında ortaya çıkabilecek güçlükler dikkate alınmalıdır.
•   Kullanılacak araç ve gereçler, nereden ve nasıl temin edileceği, temin edecek öğrenciler tespit edilmelidir.
•   Ferdi çalışmalar başladıktan sonra grupça ara değerlendirme yapılır.
•   Konu sınıfa aktarılmadan önce ferdi çalışmalar grupça değerlendirilir. Grup raporu hazırlanır, konu sınıfa
                    aktarılmaya hazırdır.
Aktarma (Konunun Sınıfta İşlenmesi)
Değerlendirme :
•   Ara değerlendirme
•   Grup içi değerlendirme (Rapor hazırlamadan önce)
•   Aktarmadan sonraki değerlendirme
Grup Çeşitleri :
Türdeş (Mütecanis) Gruplama :
•   İlgi ve İhtiyaç Grupları : Öğretimde en çok yer verilen grup şeklidir. Hayat Bilgisi, Sosyal Bilgiler ve Fen Bilgisi derslerinin öğretiminde geniş ölçüde yararlanılır.
•   Seviye Grupları : Türkçe, Matematik ve Yabancı Dil derslerinde seviye gruplamasından büyük ölçüde yaralanılır. Bu derslerin öğretmenleri belli konularda problemleri olan öğrencileri bir araya getirir, onlara yardımcı olabilir.   
Karışık Gruplama :
•   Fısıltı grupları: Çok kısa bir süre için ve çok özel bir amaç için beşer altışar kişiden oluşturulur.
•   İş Grupları
•   Küçük Grup Tekniği (Buzz Grup Çalışması)
                                                                            TARTIŞMA METODU
Tartışma, herhangi bir grubun, bir başkanın yönetimi altında, belirli bir düzen içinde hepsini ilgilendiren sorunlar üzerinde ve belli bir amaca dönük karşılıklı görüşmelerdir.   
Öğrenci sayısı az sınıflar için en uygun bir tekniktir. Tartışma metodunda hem öğretmenle öğrenci arasında hem de öğrenciler arasında dinamik bir etkileşim, alış – veriş vardır.
Tartışma metodu, öğrencilerin ilgisini uyandırır, anlayışlarını değerlendirme, gerçekleri kavrama, eleştirici düşünme kabiliyetlerini geliştirir.
İyi Bir Tartışmanın Özellikleri :
Tartışılacak konu, tartışılabilir özellikte olmalıdır. Tartışmanın başarıyla sonuçlanması için üyelerin konuştukları konu üzerinde yeterli bilgiye sahip olmaları ve konuşmalarını bulgulara dayandırması gerekir.
Tartışmaya katılanlar, açık ve kesin olarak konuşmalıdırlar. Açık ve yalın bir üslup kullanmalıdırlar.
Tartışmada Yöneticinin Rolü :
•   Hoş ve samimi havanın oluşması için uygun bir giriş yapmalı, neyin tartışılacağını ve tartışmanın nasıl
                    yapılacağını açıklayarak tartışmayı başlatmalıdır.
•   Herkesi tartışmaya teşvik etmeli.
•   Lider, yarar gördüğü hallerde grubun tartışmada konu dışına çıkmasına izin verebilir.
•   Tartışmayı zaman zaman özetler, gelişimin değerlendirilmesine yardım eder.
•   Tartışmanın sonunda bütün fikirleri, sonuçları özet halinde birbirine bağlamaya çalışır.
Tartışma Çeşitleri :
     Münazara : İki ekibin; bir konuyu ele alarak, dinleyiciler ve bir jüri önünde iki karşı tezi savunmalarıdır. Bu metot, öğrencilerin görüşlerini düzenli ve anlaşılır bir biçimde açıklamalarına, konuları çok yönlü kavramalarına, karşıt görüşleri çürütmek için bilgilerden süratle yararlanmalarına yardım eder.
     Dikkat edilecek hususlar : 
•   Konuya inanmış tipler ekibe seçilmelidir.
•   Ekiptekiler, hem kendi savunacakları hem de karşı tezi iyice bilmeye çalışmalıdır.
•   Konu, karşı tez biçiminde seçilmelidir.
Panel : 3 – 5 kişilik bir grubun önceden belirtilmiş bir konuyu dinleyici grubu önünde samimi bir hava içinde tartışmasıdır. Panelin gayesi, bir meseleyi çeşitli yönleriyle aydınlatmak, çeşitli eğilim ve görüşleri ortaya koymaktır. Amacı, gerçeği bulmak veya bir kavrama varmak değildir. Panel grubunda başkan ve üyeler birbirlerini ve dinleyicileri rahatlıkla görebilecekleri şekilde bir masa etrafında toplanır. Panel bir anlamda bir grubun, bir konu üzerinde sohbeti demektir.
Zıt Panel : Bu teknik ile, işlenmiş olan konuların tekrar edilmesi mümkün olmaktadır. Sınıf ikiye ayrılır. Yarısı soru soran yarısı da cevap veren grup içinde yer alır. Uygulamaya geçilmeden önce konuşmaları yönetecek lider seçilir. Her bir bölüm tekrar dört yada altı kişilik gruplara ayrılır. Soru soracaklar sorularını tespit ederken diğerleri de kendilerine sorulması muhtemel olan sorulara cevap hazırlar. Hazırlık için 15 – 20 dk  zaman ayrılır. Sorular cevaplandırılır. Bilinen konular üzerinde fazla durmadan bilinmeyen ve pek açıklığa kavuşmamış konulara ağırlık verilmesi olumlu yönüdür. Yanıltıcı soruların sorulmasına imkan verdiği için gerekli bilgilerin kazanılmasının engellenmesi ihtimali ve iyi öğrencilerin faaliyetleri tekellerine alması ihtimali olumsuz yönleridir.
Sempozyum : Bir konunun çeşitli yönleriyle küçük bir grup tarafından sunulması için yapılan seri halde konuşmadır. Sempozyumda, her oturumda üye sayısı 3’den az 6’dan çok olmamalıdır. Her üye belli bir konuda yada o konunun bir kısmı üzerinde bir konuşma yapmakla görevlidir.
Açık Oturum : Bir grubun bazı kurallara uygun olarak bir konuyu dinleyiciler önünde tartışmalarıdır. Üyeler başkandan söz alarak konuşurlar.
Forum : Genellikle sınıfta panelden sonra bir de forum yapılarak, sınıftan konu üzerinde söz almak isteyen öteki öğrencilere söz verilir.
Kollegyum : İki panel grubundan meydana gelir.
Beyin Fırtınası : Bir konuya çözüm getirmek, üretici problem çözme gücünü geliştirmek amacıyla öğretmenlerin sınıf içinde uyguladıkları bir yöntemdir. Üretici fikirlerin, aniden akla gelen görüşlerin ortaya çıkması sağlanır. Olaylar arsında fikir bağlantısı kurulur.
Beyin fırtınası tekniği uygulanırken aşağıdaki özellikler göz önünde bulundurulur:
•   Toplantının amacı belirlenir.
•   Zaman sınırı belirlenir. Bu süre içinde herkesin katkı getirmesi istenir. Eleştiriler için zaman ayrılır.
•   Tartışmaların süresi bitince söylenenler analiz edilir. Değerlendirme ve yeniden analiz edilmesi sağlanır.
•   Toplantı sonunda tartışmalara devam edilip edilmeyeceğine karar verilir.
                                                                    LABORATUVAR METOTLARI
Laboratuvar metodu, öğrencilerin öğrenme konularını laboratuvar yada özel dersliklerde bireysel yada küçük gruplar halinde gözlem, deney (yaparak – yaşayarak öğrenme) gibi tekniklerle araştırarak, öğrenmelerinde takip ettikleri yoldur. Laboratuvar metodunda, işin bizzat öğrenciler tarafından yapılaması şarttır.
Laboratuvar metodu öğrencileri, öğrenme sırasında aktif yapmakta, araştırmaya karşı arzu ve ilgilerini artırmakta, üretici düşünceye yöneltmektedir.
Laboratuvar metodu; gözlem, deney ve gösteri metotlarına yer verilerek uygulanmaktadır.
Gözlem Metodu: Öğretimde gözlem, belli eğitsel amaçları gerçekleştirmek için herhangi olay yada varlığı önceden hazırlanmış olan bir plan çerçevesinde incelemek demektir. Gözlem, amaçlı ve planlı bir etkinliktir. Çocukta var olan inceleme ve araştırma eğiliminin öğretimde bilimsel bir şekil almasıdır.
  Faydaları :
•   Öğrencilerin; eşya, olay ve varlıkların doğrudan kendilerinden bilgi edinmelerini sağlar.
•   Öğrenciler, yakın çevrelerini daha iyi tanıma imkanını elde ederler.
•   Daha çok duyu organının öğrenmeye katılmasını sağlar.
•   Öğrencilere gerçek ve hayati bilgiler kazandırır.
•   Öğrencilerin iyi bir gözlemci olmalarını sağlar.
Sınırlılıkları :
•   Çok vakit almakta ve pahalıya mal olmaktadır.
•   İyi planlanmazsa boşuna zaman harcanmasına yol açar.
Gözlem Metodu Etkili Olarak Nasıl Uygulanmalıdır ?
•   Gözleme başlamadan önce hazırlık yapılmalıdır.
•   Öğretmen, gözlem yerini önceden görmeli, üzerinde durulacak noktaları belirlemeli, yerine göre bilgi
                       verecek insanlarla görüşmeli, en uygun zamanda öğrencilere gözlem yaptırmak üzerine gerekli tedbirler   
                       almalıdır.
•   Gözlem planı hazırlanmaya başlanırken; gözlem konusu belirtilmeli,yapılan hazırlıklardan
                       bahsedilmelidir.
•   Öğrencilerin düşüncelerini ve isteklerini de dikkate alarak birlikte plan hazırlanır.
•   Gözlemden sonra mutlaka bir de değerlendirme –uygunsa gözlem yerinde yapılmalı, gerekirse gözlem
                       yenilenmeli- yapılmalıdır. 
Gezi – Gözlem Planı Örneği :

                                                                                                                             ...../....../.......

Dersin Adı :
Gezi Tarihi :
Gezi Yeri :
Gezinin Amacı :
Konunun Adı :
Geziye Çıkış ve Dönüş Saatleri :
Gezi Grubu Başkanı :
Gezi Yerine Gidiş ve Dönüş Yolu :
Geziye Hangi Araçla Gidileceği :
Gezi Grubu :
Uygulama :
Değerlendirme :


                     
      Öğretmen                                                                                                      Okul Müdürü
Deney Metodu : Öğretimde deney, herhangi bir olay yada varlığı meydana getiren ilişkilerin daha iyi anlaşılmasını (kavranmasını) sağlamak amacıyla kullanılan bir metottur. Deney metodu;belli bir doğa olayını, etmenleri denetim altında tutarak sınıf veya deney odasında (laboratuvar) öğrencilere göstermek için yapılan planlı bir deneme veya sınama işi olarak tanımlanabilir. Varlık yada olaylar gözlem metodunda tabii halde incelenirken, deney metodunda kontrolümüz altında incelenir.
Faydaları :
•   Öğrencinin sağlam bilgi kazanmasını, kazandığı bilgileri pratik alanda uygulamasını sağlar.
•   Yaparak – yaşayarak öğrenmeyi gerçekleştirdiği için kazanılan yaşantılar somut, derin izli ve kalıcı olur.
•   Öğrencilere çalışma hayatlarında bazı deneyleri yapmalarını sağlar.
•   Öğretimi sıkıcılıktan kurtarır, öğrencilerin ilgi duyarak, severek ve zevk duyarak çalışmalarını sağlar.
Sınırlılıkları :
•   Derslerin zaman ve kapsam yönünden planlanıp yürütülmesini sağlar.
•   Masraflıdır.
•   Deney hazırlıkları öğretmenin çok zamanını alır.
•   Kalabalık sınıflarda uygulanması zordur.
Deney Metodu Etkili olarak Nasıl Uygulanmalıdır ?
•   Deney metodunda esas, deneyin öğrenciler tarafından yapılmasıdır.
•   İlk deneyin öğretmen tarafından yapılması uygun olur.
•   Deney yapıldıktan sonra deneyin sonuçları mutlaka öğrenciler tarafından tartışılıp değerlendirilmelidir.
•   Deneye başlamadan önce deney düzeneği kontrol edilmeli ve deneyin başarıyla gerçekleştirilmesi için
                       gerekli tedbirler alınmalıdır.
•   Deney öğretmen tarafından yapılsa bile, öğrencilerin etkinlikten kopmamaları için onlardan yardım
                       alınmalıdır.
  Deney Planı Örneği :
       
Deneyin Yapıldığı Ders :
Sınıf / Şube :
Tarih :
Süre :
Deney No :
Deneyin Konusu :
Deneyin Amacı :
Araç ve Gereçler :
Uygulama :
Sonuç :

                                                                                                      Öğretmenin Adı – Soyadı
                                                                                                                       İmzası
Gösteri (Demonstrasyon) Metodu :  Gösteri; öğretmenin sınıfta, atölyede yada laboratuvarda herhangi bir konuyu öğrencilerin önünde birtakım araç ve gereçler kullanarak açıklaması demektir. Öğretmen sınıfta bir konuyu işlerken, atölyede teknik bir sorunu açıklarken, laboratuvarda deney yaparken; gerçek araç gereçler, modeller, resimler, fotoğraflar, harita, slayt, film şeridi, hareketli filmler, basit çizimler, levhalar vb. kullanıyorsa gösteri metodunu uyguluyor demektir. Gösteri metodunda aktif olan, deneyi yapan veya bazı ders araçlarını gösteren ve açıklayan öğretmendir.
Faydaları :
•   Öğrencilerin gösteri sırasında görev almaları, onları etkinliğe teşvik eder.
•   Hem göz hem kulak yoluyla öğrenmeyi sağladığı için söze dayanan metotlardan daha etkilidir.
•   Becerilerin kazanılmasında etkilidir.
Sınırlılıkları :
•   Gösterinin hazırlanması fazla zaman alabilir.
•   İyi bir gösterinin hazırlanması çok iyi bilgi ve beceri sahibi olmayı gerektirir.
•   Gösteri sırasında öğrencilerin dikkati canlı tutulamazsa etkisiz olabilir.
•   Gösteri sırasında fazla zaman harcanır.
Gösteri Metodu Etkili Olarak Nasıl Uygulanmalıdır ?
•   Gösteri sırasında yapılacak işler ayrı ayrı sıraya konularak ayrıntılı bir biçimde planlanmalıdır.
•   Kullanılacak araç ve gereçler, dersten önce gösteri yapılacak yerde hazır olmalıdır.
•   Yapılacak gösteri önceden bir defa yapılarak kontrol edilmelidir.
•   Gösteri bütün öğrencilerin görebileceği yerde yapılmalıdır.
•   Gösterinin amacı, öğrencilere iyice açıklanmalı ve gösteri sırasında amaç gözden kaçırılmamalıdır.
•   Gösteri sırasında öğretmenin yapacağı açıklamalar; kısa, öz ve anlaşılır olmalıdır.
•   Her basamağın sonunda öğrencilere sorular sorulmalıdır.
•   Gösteri sonunda önemli noktalar öğretmen tarafından özetlenmeli, öğrencilerin sorularına cevap
                       verilmeli, öğrencilere sorular sorularak varsa yanlış anlamalar düzeltilmelidir.
•   Mümkünse gösteri bir – iki öğrenciye tekrarlatılmalıdır.
                                                                         ÖRNEK OLAY METODU
Gerçek hayatta karşı karşıya kalınan problemlerin sınıf ortamına getirilerek çözülmesi yoluyla öğrenmenin sağlanmasıdır. Buluş yoluyla öğretme yaklaşımında ve kavrama düzeyinde kazandırılacak bilişsel hedef davranışların kazandırılmasında kullanılabilen bir metottur.
Bu metot öğrenci merkezlidir. Bu metotla öğrenciler; bildiklerini ve kavradıklarını gerçek bir duruma uygulama şansı bulurlar. Bir problemi çözmeyi ve analiz edip sonuca ulaşmayı öğrenirler.
Örnek Olay Metodunun Uygulanışında Nelere Dikkat Edilmelidir ?
•   Sınıfta alınacak örnek olayda temel ayrıntılar iyi belirlenmelidir.
•   Örnek olayda ana bir problem olmalıdır.
•   Problemin analiz edilmesi istenmelidir.
•   Örnek olay; hedefler, ilişkiler ve değerler açısından değerlendirilmelidir.
•   Mümkünse örnek olay ile ilgili film, slayt vb. araç ve gereçler kullanılmalıdır.
•   Yönlendirici tartışma soruları olmalıdır.
•   En çok ortaya konulan öneriler belirlenmelidir.
                                                          GÖSTERİP YAPTIRMA METODU
Genelde bir  aracın nasıl çalıştırılacağı, bir işlemin bütün basamaklarıyla nasıl uygulanacağı konularında öğrenciye alıştırma yaptırarak uygulanan bir öğretme yoludur. Bu metotta gösteri öğretmen merkezli, yapma işi ise öğrenci merkezlidir. Öğrenciler bu metot ile yaparak yaşayarak öğrenirler. İş ilkesine göre şekillenen bir metottur.
Gösterip Yaptırma Metodunun Uygulanışında Nelere Dikkat Edilmelidir ?
•   Kazandırılmak istenen beceri önce öğretmen tarafından yapılarak öğrencilere gösterilmelidir.
•   Her öğrenciye zaman ve tekrar yapma şansı verilmelidir.
•   Göster anında kullanılacak slayt, film, şema, grafik vb. önceden hazırlanmalıdır.
•   Bir beceri iyice öğretilmeli, iyice öğretilmeden bir başkasına geçilmemelidir.
•   Öncelikle basit, anlaşılabilir ve yapılabilir olandan başlanmalıdır.
•   Derslik veya atölyede her türlü tedbirler alınmalı, yeterli araç – gereç bulundurulmalı, öğretim için gerekli   
             olan hazırlık tam olarak yapılmalıdır.
•   Yapılacak işler, bir akış çizelgesinde veya yazı tahtası üzerinde gösterilmelidir.
KAYNAKÇA :
                Büyükkaragöz S. Savaş Çivi, Cuma.         Genel Öğretim Metotları. İstanbul : Öz Eğitim, 1996
               Ertuğrul, Halit                                           Öğretmenin Başarı Kılavuzu. İstanbul : Nesil Yayınları, 1999
2  Akademik-Üniversite Kaynaklar / Eğitim Kaynakları / TEFTİŞ TARİHİ : Mayıs 28, 2008, 09:04:28 ÖÖ
İmparatorluk Devrinde Teftiş
Eğitim sisteminde teftiş hizmetlerinin ne zaman başladığı ve bu göreve atananlar için hangi unvanın kullanıldığı kesin olarak saptanamamıştır.

Kanunlar ve İrade-i Seniyyeler (Padişah Emirleri)
Nizamnameler (Bakanlar Kurulu)
Kararnameler
Talimatnameler ve Programlar

1838 yılında hazırlanan Rüşdiye mekteplerinin açılmasına esas teşkil eden mahalle mektepleri hakkında layihada, bu okullarda öğretimin aksaklıklarının giderilmesi amaçlanmıştır. Bu okullarda öğretmenlerin mesleki yeteneklerini sağlamak üzere görevlendirilecek memurlar tarafından teftiş edilmeleri öngörülmüştür.

1846 yılında Mekatib-i Umumiye Nezaretine bağlı olarak Mekatib-i Sibyaniye Muinliği ve Mekatib-i Rüşdiye Muinliği adları taşıyan iki birim kurulmuş ve teftiş görevi yapan muinler atanmıştır. 1847 yılında yayınlanan Sibyan Mekatib-i Hocaları Efendilere ita Olunacak Talimat adlı yönetmeliğin öğretmenlerle ilgili bölümünde, mektepleri teftiş etmek ve hocalara yol göstermek üzere memurlar olduğu ve bunlara mektep muini adı verildiği belirtilmiştir. Böylece ilk kez teftiş öğretmene yardım olarak düşünülmüş ye müfettişe de yardım eden, rehber anlamına gelen muin unvanı verilmiştir (Ayaş, 1948,s.485).

1862 yılında Rüşdiye ve Sibyan okullarını teftiş etmek üzere görevlendirilen memurlara ilk defa müfettiş denilmiş, merkez ve taşra okullarım teftiş etme görevi verilmiştir.

1869 yılında Maarif-i Umumiye Nizamnamesi hazırlanmış ve buna göre Maarif-i Umumiye Nezaretine bağlı olarak Vilayet Maarif Meclislerinin kurulması öngörülmüştür. Mâarif müdürü başkanlığındaki bu meclislerde Muhakkik ve Müfettişler görevlendirilmiştir. Nizamname hükümlerine göre muhakkikler yetki bakımından müfettişlerden önce geliyordu.

1875 yılında hazırlanan bir nizamname ile müfettişlerin öğretmenlere rehber ve yardımcı:.olmaları öngörülmüştür. Ayrıca Rüşdiyelerde teftiş defteri bulundurulması gerektiği, bu deftere müfettişler tarafından öğretim ve yönetime ilişkin gözlem ve önerilerin yazılacağı, defterin okul müdürlüğü tarafından saklanacağı ve istenildiğinde müfettişe verileceği nizamnamede yer almıştır.

1911 yılında yürürlüğe konulan Maarif-i Umumiye Nezareti Merkez Teşkilatı Hakkındaki Nizamname ile merkez hizmetleri, idare ve teftiş olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Müfettişlerin orta dereceli ve yüksek okullarda görev yapmış öğretmenler arasından Türk Dili, Arap, Dili, Matematik, Tabiat, Felsefe, Tarif ve Coğrafya, Öğretim Bilgisi, Özel Eğitim alanlarından, ayrıca bir mimar ve tip doktoru olması öngörülmüştür (Unat, 1964, s. 187).

1913 yılında hazırlanan Tedrisat-ı îpdidaiye Kanunu Muvakkati ile ilkokullarda teftişin, ilköğretim müfettişleri tarafından yapılması öngörülmüştür. Müfettişlerin bu görevi nasıl yapacaklarını belirten talimatnameye göre
ilköğretim müfettişlerinin görevleri, teftiş, tahkikat ve irşad olmak üzere üç ana grupta toplanmıştır (Koçer, 1974, s. 187).

1914 yılında Maarif Müfettişlerinin Vazifelerine dair Talimatname yayınlanmıştır. Talimatname, ortaöğretim ve Bakanlığa bağlı diğer kurumların teftişinde göz önünde bulundurulacak esasları kapsamına almıştır (S, 1974, s.13).

Cumhuriyet Devrinde Teftiş
Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldıktan sonra l Mayıs 1920 günü milli eğitim hizmetlerinin tümü Maarif Vekaletine verildi.

1923 yılında Maarif Müfettişleri Talimatnamesi ile İlk Tedrisat Müfettişlerinin Vazifelerine Dair Talimatname yayınlanmıştır. Maarif müfettişleri talimatnamesinde, müfettişlik makamının kuruluşu, müfettişlik görev ve yetkileri ile teftiş esasları açıklanmıştır. Aynı yıl bir teftiş heyeti müdürü ile on müfettişten meydana getirilen bir Teftiş Kurulu kurulmuştur.

3 Mart 1924 tarihli Tevhidi Tedrisat Kanunu ile tüm medrese ve okullar Maarif Vekaletine bağlanmıştır. Bu durum, teftiş kurulu görevlerinin yeniden gözden geçirilmesini gerektirmiştir. 1-20 Mayıs 1925 tarihleri arasında Konya'da Maarif Umumi Müfettişleri toplantısı yapılmış ve Bakanlar Kurulunun onayladığı Maarif Müfettişleri Umumiyelerinin Hukuk Selahiyet ve Vazifelerine Dair Talimat hazırlanmıştır. Bu yönetmelikle, Maarif Vekili adına tüm eğitim kuruluşlarını kanun, tüzük ve yönetmeliklere uygun olarak denetlemek üzere Müfettişi Umumiye ve muavinlerinin atanması öngörülmüştür (Karagözoğlu, 1974, s.l).

1926 yılında 789 sayılı Maarif Teşkilatı Kanunu yürürlüğe konmuştur. Bu kanuna göre, Maarif Emirlikleri kurulması üzerine, maarif müfettişlerinin hak, yetki ve görevlerine ilişkin yönetmelik hazırlanmıştır. Bu yönetmelikte, öncekilerden farklı olarak, Müfettişi Umumi yerine Vekalet müfettişi unvanı kullanılmış ve müfettiş muavinliği kaldırılmıştır. Vekalet müfettişleri de merkez ve mıntıka müfettişleri olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Merkez müfettişleri görevlerinin çeşit ve niteliğine göre, terbiye ve tedrisat, idare, kütüphane ve müze müfettişleri olmak üzere üç gruba ayrılmışlardır. Mıntıka müfettişleri kendi bölgeleri içindeki tüm eğitim kuruluşlarını teftiş etmekle yükümlü kılınmışlardır. 1931 yılında maarif emirliklerinin kaldırılmasıyla birlikte mıntıka müfettişleri de, Vekalet müfettişi olarak göreve devam etmişlerdir (Su, 1974, s.22).
Gelişmekte olan ülkenin eğitim hizmetlerinin daha iyi yürütülmesini sağlamak üzere 1933 yılında 2287 sayılı Maarif Vekâleti Merkez Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanun hükümlerine göre Milli Eğitim Bakanlığı örgütü
genişletilmiştir.  Adı geçen kanunun  onuncu  maddesinde  Teftiş  Kurulunun oluşturulması ve görevleri aşağıdaki şekilde belirlenmiştir.
Teftiş heyeti müfettiş sıfatı ve selahiyetini haiz bir reis ve lüzumu kadar müfettişten teşekkül eder. Reisin vazifesi, teftiş ve tahkikat işlerine ait talimat ve emirleri izhar, müfettişlerin çalışma tarzlarını tayin, teftiş faaliyetlerini takip, teftiş raporlarını tetkik ve tahlil etmek, neticeleri vekalet makamına bildirmektir.

1938 yılında yürürlüğe konan 3407 sayılı İlk Tedrisat Müfettişlerinin Muvazene-i Umumiye İçine Alınmasına Dair Kanunla ilköğretim müfettişleri genel bütçe içine alınmış ve müfettişler arasındaki öğrenim süresi bakımından görülen menşe farklılığını kaldırmak üzere ilköğretim müfettişliğine atanacak olanların Gazi Terbiye Enstitüsü veya yabancı ülkelerdeki benzer okullardan mezun olma şartı getirilmiştir.

1949 yılında bir kararla Bakanlık Müfettişleri bölgelere dağıtılmış ve kısa bir süre sonra uygulamadan vazgeçilmiştir. 1950 yılında Bakanlık müfettişleri Ankara, İstanbul ve İzmir merkezlerinde toplanmıştır.
Milli Eğitim Bakanlığı kuruluş ve görevleri hakkındaki 2287 sayılı Kanunla ilgili 4337, 4926 ve 5021 sayılı yasalarda değişiklik yapılmasını sağlayan 6389 sayılı kanun 1954 yılında çıkartılmıştır. Bu kanunun birinci maddesi ile Bakanlık ve yabancı ülkelerdeki öğrenci müfettişlerinin atanmasına ilişkin hükümler getirilmiştir.

1967 yılında Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Yönetmeliği hazırlanarak yürürlüğe konulmuş ve halen uygulanmaktadır. Bu yönetmelikte teftiş kurulunun görevi aşağıdaki şekilde saptanmıştır (Teftiş Kurulu Yönetmeliği, 1968, s. 10). Bu yönetmeliğin bazı maddeleri 1979 yılında değiştirilmiştir.
Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu, Milli Eğitim Bakanlığının murakabesine tabi kurumları ve kuruluşları teftiş ve murakabe etmekle, bunlar hakkında alınması gereken tedbirlere mesnet olacak, inceleme ve araştırmaları yapmakla, özellikle idareci, öğretmen ve memurların meslek alanında ve fikir yönünden gelişmelerini sağlayacak mesleki yardım hizmetlerini yerine getirmekle ve gerekli hallerde soruşturma yapmakla görevli bir kuruluştur.
Bakanlık müfettişlerinin teftişleri esnasında nelere dikkat etmeleri gerektiğini belirli esaslara bağlamak üzere Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından aşağıdaki kitaplar hazırlanmış ve müfettişlere dağıtılmıştır. (Teftiş Kurulu Başkanlığı, 1995.S.9)

1 .Türkçe-Türk Dili ve Edebiyat Derslerinin Teftişinde Gözönünde Bulundurulacak Esaslar.
2.Felsefe Grubu-Psikoloji Derslerinin Teftişinde Gözününde Bulundurulacak
Esaslar.
3.İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Derslerinin Teftişinde Gözönünde Bulundurulacak Esaslar.
4.Coğrafya Vatandaşlık Bilgisi Derslerinin Teftişinde Gözönünde Bulundurulacak Esaslar.
5.Matematik Derslerinin Teftişinde Gözönünde Bulundurulacak Esaslar. 6.Fizik-Kimya Derslerinin Teftişinde Gözönünde Bulundurulacak Esaslar.
7.Biyoloji-Sağlık Bilgisi Derslerinin Teftişinde Gözönünde Bulundurulacak Esaslar.
8.Fen Bilgisi Derslerinin Teftişinde Gözönünde Bulundurulacak Esaslar.
9. Yabancı Dil Derslerinin Teftişinde Gözönünde Bulundurulacak Esaslar.
10.Resim Iş-Sanat Tarihi Derslerinin Teftişinde Gözönünde Bulundurulacak Esaslar.
11 .Müzik Derslerinin Teftişinde Gözönünde Bulundurulacak Esaslar.
12.Beden Eğilimi Derslerinin Teftişinde Gözönünde Bulundurulacak Esaslar.
13. Kız Teknik Öğretim Meslek Derslerinin Teftişinde Gözönünde Bulundurulacak Esaslar.
14.Erkek Teknik Öğretim Meslek Derslerinin Teftişinde Gözönünde Bulundurulacak Esaslar.
15.Ticaret ve Turizm Meslek Derslerinin Teftişinde Gözönünde Bulundurulacak Esaslar.
16-İmam-Hatip Lisesi Derslerinin Teftişinde Gözönünde Bulundurulacak Esaslar.
17.İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne Bağlı Kurumların Teftişinde Gözönünde Bulundurulacak Esaslar.
a) İl Milli Eğitim Müdürü Hakkında Kanaat Formu.
b) İl Milli Eğitim Müdürü Yardımcısı Hakkında Kanaat Formu.
c) İlköğretim Müfettişler Kurulu Başkanı Hakkında Kanaat Formu.
18.Öğrenci Yurtları ile Benzeri Kuruluşların Teftişinde Gözönünde Bulundurulacak Esaslar.
19.Azınlık Okullarının Teftişinde Gözönünde Bulundurulacak Esaslar.
20.Sınav Denetim Raporlarının Düzenlenmesiyle İlgili Muhtıra.
21.Öğretmen Denetim Raporlarının Düzenlenmesiyle ilgili Muhtıra.
22.Özel Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Denetleme Muhtırası.
23.Milli Eğitim Bakanlığı Adli ve İdari Soruşturma Rehberi.
24.Yöneticiler Semineri Notlan (Yöneticiler El Kitabı).
25.Döner Sermaye İşletmeleri Denetleme Muhtırası.
26.Özel Dersaneleri Denetleme Muhtırası.
27.Resmi ve Özel Okulların Genel Denetiminde Gözönünde Bulundurulacak Esaslar.
28.Denetim Elemanları Genel Mevzuatı El Kitabı.
29.İdari ve Adli Soruşturma Rehberi.
30.Teftiş Kurulu Albümü.
31 Teftiş Kurulu Tüzüğü ve Yönetmeliği.
32.İzmir Konak Kültür Sarayı 26.3.1993 Tarihinde Yapılan Panel Kitapçığı.
33.Azınlık ve Yabancı Okulların Genel Denetimlerinde Gözönünde Bulundurulacak Esaslar.
34.Sınv Denetimlerinde Gözönünde Bulundurulacak Esaslar.
35. Resmi ve Özel Okulların Genel Denetimlerinde Gözönünde Bulundurulacak Esaslar.
36.İl ve İlçe Mili Eğitim Müdürlerinin  Genel Denetiminde Gözönünde Bulundurulacak Esaslar.
37.Milli Eğitim Bakanlığı Dışındaki Diğer Bakanlıklara Bağlı Okulların Genel Denetiminde Gözönünde Bulundurulacak Esaslar.
38.Öğrenci Yurtlan ve Benzeri Kurumların Genel Denetiminde Gözönünde Bulundurulacak Esaslar.
39.Özel Dershanelerin Genel Denetiminde Gözönünde Bulundurulacak Esaslar.
40.Teftiş Kurulu Tarihçesi

Ayrıca Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından aşağıdaki kitaplar bastırılmıştır.
1.Ders Teftişlerinde Dikkate Alınacak Esaslar, 1967.
2.Adli ve İdari Tahkikat Rehberi, 1968.
3.Müessese Teftişlerinde Dikkate Alınacak Esaslar, 1969.
4.İmtihan Teftişlerinde Dikkate Alınacak Esaslar, 1969.
5.Orta Dereceli Ortaokullarda, Azınlık ve Yabancı Okullarda Yapılacak Teftiş ve Soruşturmalarda Dikkate Alınacak Esaslar, 1970.
6.Milli Eğitim Bakanlığı Bakanlık Müfettişlerinin Yetiştirilmesi ve Teftişin Geliştirilmesi, Baş Müfettiş Cevdet Cengiz, 1993.

Eğitim sisteminde yardımcı ve rehber olması beklenen müfettişlerin denetim hizmetleri ile birlikte inceleme ve soruşturma işlerini de yürütmeleri, yardımlaşma ve değerlendirmeyi güçleştirmektedir. Bu durumu önlemek üzere 1973 yılında müfettişlerin bir kısmı soruşturma işlerine ayrılmış ve bu görevin sıra ile yapılması esas kabul edilmiştir (Su, 1974, s.39).
İlköğretim müfettişlerinin bölge merkezleri gerektiğinde ilçelerdir. illere atanan ilköğretim müfettişleri, Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde İlköğretim Müfettişleri Kurulunu oluşturur. İlköğretim müfettişlerinin görevleri yönetmelikte aşağıdaki şekilde belirlenmiştir (İlköğretim Müfettişleri Yönetmeliği, 1969, s.l).
İlköğretim müdürlüklerinin, resmi ve özel ilköğretim, okul öncesi eğitim, yetişkinler eğitimi kurumlarının, çocuk kitaplıklarının, her türlü kurs ve dershanelerin çalışmalarım ve bütün bu kurumlarda çalışanları teftiş etmek ve denetlemek, bu kurumlardaki görevlilerin işbaşında yetiştirilmelerine yardımcı olmak, gerekli incelemeleri yapmak ve verilecek soruşturma görevlerini yürütmektir.
İlköğretim müfettişlerinin görevleri a)teftiş ve denetleme, b)mesleki yardım ve işbaşında yetiştirme, c)inceleme ve araştırma, d)soruşturma olmak üzere dört grupta toplanabilir.
1970 yılında 1261 sayılı kanunla Teftiş Kurulu Başkanının Milli Eğitim Şurasının tabii üyesi olması sağlanmıştır.
1980 yılında, Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Koordinatörlük Hizmeti İç Yönetmeliği çıkartılmıştır. Bu yönetmeliğe göre İstanbul ve İzmir merkezlerinde olmak üzere İki Koordinatörlük kurulmuş ve koordinatörlük görevine birer baş müfettiş atanmıştır.
1983 yılında, Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı Denetleme Devamlı Yönergesi ile Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Diyarbakır ve Erzurum illeri teftiş merkezleri olarak belirlenmiştir. Ancak bu uygulamadan kısa bir süre sonra vazgeçilmiştir.
1987 yılında, Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından Genel Hükümler ve Okul Denetimleriyle İlgili Rapor Yazımında Uyulması Gereken Esaslar
hazırlanarak uygulamaya konulmuştur. Aynı yıl Dershanede Görevli Öğretmen Denetim Raporlarının Düzenlenmesiyle ilgili Muhtıra hazırlanmıştır. Ayrıca Müfettişlerin teftişlerde uymaları gereken hususlar, a)Müfettişin üslubu, tutum ve davranışı, b)Müfettişin mesai içinde ve dışında daima uyması gereken hususlar, c)Denetlemeler sırasında, d)Müfettişin protokolde yeri, e)Müfettişin bilmesi ve uygulaması gereken nezaket kuralları, Müfettişin çevresi ile olan ilişkilerinde, g)Müfettişin yanında kaynak bulundurması, h)Soruşturma hazırlık safhasında, i)Soruşturma sırasında başlıkları altında 199 madde halinde sıralanmıştır.
1990 yılında Milli Eğitim Bakanlığı Resmi ve Özel Okulların Denetiminde Gözönünde Bulundurulacak esaslar belirlenmiştir.
1992 yılında yayınlanan 3797 sayılı Milli Eğitim Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un öngördüğü Teftiş Kurulu Tüzüğü 19 Şubat 1993 tarih ve 21501 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmış, Tüzükte öngörülen Yönetmelik 3 Ekim 1993 tarih ve 21717 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur.
Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından çeşitli zamanlarda yapılacak teftişlerle ilgili turne emirleri, programlan ve talimatları yayımlanmıştır (Bilir, 1991, s.61).
Yükseköğretim Kanunu yürürlüğe girmeden önce Milli Eğitim Bakanlığına bağlı yüksek okulların teftiş ve soruşturma işleri Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından yerine getirilirken, 2547 sayılı Kanunun uygulanmasıyla yüksekokul ve akademilerin tamamı üniversitelere devredilmiş, denetim işleri de Yükseköğretim Kuruluna bağlı olarak çalışan Yükseköğretim Denetleme Kurulu tarafından yapılmasına başlanmıştır. Yükseköğretim Denetleme Kurulu, Yükseköğretim Kurulu adına üniversiteleri, bağlı birimlerini, öğretim elemanlarını ve bunların faaliyetlerini gözetim ve denetim altında bulunduran bir kuruluştur (Kanun No.2547, 1981, madde Karizmatik.
 
TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNDE DENETİM
Bu bölümde Türk eğitim sisteminde denetim uygulamasının gelişimi üzerinde durulmakta ve bugünkü denetim uygulaması, ilk ve ortaöğretim düzeylerinde ayrı ayrı ele alınmaktadır. Ayrıca, son on beş yılda denetim konusunda ülkemizde yapı¬lan araştırmalar üzerinde durulmaktadır.
İlköğretimde Denetim
Türk eğitim sisteminde, ilköğretim düzeyinde denetim hizmetinin Tanzimat Döneminde başladığı görülmektedir. İlk kez 1846 tarihli "Sıbyan Mekatibi Hocaları Efendilere İta Olunacak Talimat" adlı bir yönetmelikte "Mekatibi Muin" olarak ilkokullar müfettişliğinden söz edilmektedir. Bu dönemde denetim hizmetlerinin "İl Eğitim Kurulları"nın üyeleri tarafından yürütüldüğü görülmektedir.
İlköğretim müfettişlerinin görev ve yetkilerinin belirlendiği ilk yönetmelik "Mekâtib-i İptidaiye Müfettişlerinin Vezaifine Müteallik Talimat" 1910'da yürürlüğe konulmuştur. Yönetmelikte soruşturma, teftiş ve aydınlatma konuların yer aldığı görülmektedir.
Soruşturma konusuna ilişkin olarak, köylerde yaptırılacak okulların öğrenci sayısına göre dersane sayısının saptanması, okulun yaptırılacağı yerin belirlenmesi, yapım için gerekli işlemin yapılması ve yapımın kontrol edilmesi noktaları üzerinde durulmaktadır.
Teftiş konusunda da öncelikle okul binalarının, demirbaş eşyaların, öğretim araç ve gereçleri ile öğretimin teftişi yer almaktadır.
Yönetmelikte ayrıca, "Eğitim Büyük Kurulu"nun (Meclis-i Kebire Maarif) onaylamadığı kitapların ilköğretim kurumlarında okutulmasının, engellenmesi de müfettişlerin görevi olarak yer almaktadır.
Müfettişlerin teftiş gezilerinde halkı aydınlatmaları, onlara eğitim ve öğretim konularını açıklamaları, bu konularda onları bilgilendirmeleri de "aydınlatma" bölümünün esasını oluşturmaktadır.
Geçici İlköğretim Yasası. İlköğretimle ilgili en önemli gelişme hiç kuşkusuz, 1913 yılında kabul edilen "Geçici İlköğretim Yasasıdır." Okulların teftişi de bu yasada yer almaktadır. İlköğretim müfettişlerinin resmi ve özel ilkokulları denetmenleri yasada öngörülmektedir. Ayrıca, yasada "Genel Eğitim Müfettişlerinin bulunmadıkları yerlerde onların teftiş görevlen de ilköğretim müfettişlerine verilmektedir. İl merkezlerindeki "ilköğretim Kurullarında" Bakan tarafından seçilen bir ilköğretim müfettişinin bulunması da yasada belirtilmektedir.
MEB İlköğretim Müfettişlerinin Görevlerine İlişkin Yönetmelik. Bu yönetmelik 1914 yılında yürürlüğe konulmuştur. Yönetmelikte müfettişlerin görev ve yetkileri, teftişlerde göz önünde bulundurulacak esaslar yer almaktadır. Yönetmeliğin kapsamı, denetimi eğitim sistemindeki yeri ve rolünün öneminin daha iyi anlaşıldığını göstermektedir.
Yönetmeliğin "Esas Görevler" bölümünde teftiş, soruşturma ve yol gösterme gibi görevler yer almaktadır. Okulların maddi durumları ile birlikte öğrencilerin yetişme ve olgunluk düzeylerini, sağlık durumlarını kontrol etmek, öğretmenlerin derslerindeki başarılarını, ahlaksal durumlarını denetlemek ve gerektiğinde ödüllendirmek ya da cezalandırmak gibi görevler esas görevler olarak belirtilmektedir.
Yönetmelikte ayrıca, müfettişlerin teftiş bölgelerinin nüfusu, ekonomik durumu ve yaşam biçimine ilişkin bilgileri toplamaları ve bu bilgileri yıllık raporlarında belirtmeleri de öngörülmektedir.
Öğretmenlerin eğitim ve öğretim alanındaki eksikliklerinin tamamlanması, örnek dersler verilmesi, rehberlik edilmesi gibi görevler de teftişin kapsamına girmektedir.
Müfettişlerin öğretmenlere yol gösterirken, direktif verirken, duyarlı olmaları gereği de yönetmelikte yer almaktadır. Müfettişlik görevinin, öğretmenin onurunu korunarak yerine getirilmesi istenmekte, öğretmenin eksikleri üzerinde durulurken teke tek ilişkiler yeğlenmektedir.
Öğretmenlere ve halka zaman zaman konuşmalar yaparak onları aydınlatma gibi görevler de teftiş hizmetinin kapsamında yer almaktadır. Okullarda kitaplıklar kurulması, bu kitaplıklarda Bakanlığın onayladığı kitapların bulundurulması, ders kitaplarının zamanında okullara ulaştırılması gibi konular da müfettiş görevi olarak kabul edilmektedir.
Görüldüğü gibi, müfettişler hem yönetici hem de denetmen olarak algılanmakta ve görevlendirilmektedir. Öğretmene ve öğrenme ile doğrudan ilişkili olmayan ve öğretmeni doğrudan hedef almayan konular da müfettiş görevi olarak belirlenmektedir.
İlköğretim Müfettişlerinin Görevlerine İlişkin Yönetmelik. Bu yönetmelik 1923 yılında yürürlüğe konulmuştur. Daha önce yürürlüğe konulan yönetmeliklerden özde farklı olmadığı anlaşılmaktadır. Ya da bir yenilik getirmediği görülmektedir (Su, 1974,s. 2).
İlköğretim Müfettişleri Yönetmeliği. 1927 yılında yürürlüğe giren bu yönetmelikte aşağıdaki konular yer almaktadır:
1. Teftişe İlişkin Görevler,
2. Öğretim ve Yol Göstermeye İlişkin Görevler,
3. Soruşturmaya İlişkin Görevler,
4. Görevlerin Yerine Getiriliş Biçimi ve Sonuçları,
5.Diğer Konular (Su, 1974,s.3).
Yönetmelikte ayrıca, her ilçede bir ilköğretim müfettişinin bulunacağı kaydı yer almaktadır. Yönetmeliğin kapsamına giren diğer konular da şunlardır:
ilköğretim müfettişleri yıllık çalışma programlarına göre, bölgelerini yılda dokuz ay teftiş etmekle yükümlüdürler. Teftiş bölgesinde istatistik bilgiler toplamak, çevrede toplumsal incelemeler yapmak, Bakanlıkça onaylanmayan kitapların okutulmasını engellemek, ders kitaplarının fiyatlarından fazlasına satılmasına engel olmak, öğretmenlerin ve diğer okul personelinin maaşlarını zamanında almalarını ve halk eğitim programlarının açılmasını sağlamak.
1962 Yönetmeliği. Cumhuriyet döneminin üçüncü yönetmeliği olan bu doküman da "İlköğretim Müfettişleri Yönetmeliği" adını taşımaktadır. Yönetmelikte aşağıdaki konuların yer aldığı görülmektedir.
İlköğretim müdürlükleri, ilköğretim kurumları, türlü dersaneler, halk eğitim kurumları ve çocuk kitaplıklarının denetimi, bu kurumlarda görevli öğretmenlere rehberlik edilmesi ve yetiştirilmesi, ilköğretimle ilgili inceleme ve araştırmaların yapılması, ilköğretimin gereksinimlerinin saptanması, okul arsalarının seçimi ve binalarının yapımı gibi konular yönetmeliğin "Genel Hükümler" bölümünde yer almaktadır.
"İlköğretim Müfettişlerinin Görevleri" bölümünde ise, öğretmen, "eğitmen" ve yöneticilerin işbaşında yetiştirilmeleri, mesleğe yönlendirilmeleri ve kendilerine rehberlik edilmesi gibi konulara yer verilmektedir.
"Görevlerin Nasıl Yapılacağı"na ilişkin bölümde de, yıllık teftiş programlarının hazırlanması ve uygulanması, teftiş raporlarının düzenlenmesi, yıllık toplantılar ve yıl sonu raporları üzerinde durulmaktadır.
Bakanlığın ve Milli Eğitim Müdürlüğü'nün duyurularının, genelgelerinin ve emirlerinin ilköğretim kurumlarına zamanında ulaşıp ulaşmadığının ve dikkate alınıp
alınmadığının izlenmesi, çocuklar için zararlı olan yayımların engellenmesi, okullara yardım derneklerinin kurulmasının özendirilmesi gibi hususlar ise yönetmeliğin "Türlü Maddeler" bölümünde yer almaktadır.
Ayrıca 1963'de yayımlanan "İlköğretim Müfettişliği Yönetmeliği"nde Ulusal Bayramların değerlerine yaraşır bir biçimde kutlanmalarının sağlanması vurgulan¬makta ve konuda müfettişlere sorumluluk verilmektedir.
1969 Yönetmeliği. 1969'da kabul edilen "İlköğretim Müfettişleri Yönetmeliği" daha önceki yönetmeliklerde yer alan noktaları içermekle birlikte bazı yeniliklere de yer vermektedir. Örneğin, eğitim sistemine yeni bir organ olarak "İlköğretim Müfettişleri Kurulu"nu getiren yönetmelikte, müfettiş görevleri yerine "Kurul Görevlerinden söz edilmekte, "İlköğretim Müfettişliklerinin Kaçınacakları Konular"da yeniden düzenlenmektedir.
Bu yönetmelikte, ilköğretim müfettişlerinin görevleri ise şöyle belirlenmektedir;
İlköğretim müdürlerinin, resmi ve özel ilköğretim, okul öncesi eğitim, yetişkinler eğitimi kurumlarının, çocuk kitaplıklarının, her türlü kurs ve dersanelerin çalışmalarını ve bütün bu kurumlarda çalışanları teftiş etmek ve denetlemek, bu kurumlardaki görevlilerin işbaşında yetiştirilmelerine yardımcı olmak, gerekli incelemeleri yapmak ve verilecek soruşturma görevlerini yürütmektir (Taymaz, 1977, s. 16).
Böylece, 1969 Yönetmeliğinde, ilköğretim müfettişlerinin görevleri (a) Teftiş ve Denetleme, (b) Mesleki Yardım ve İşbaşında Yetiştirme, (c) İnceleme, (d) Soruşturma olarak dört grupta toplanmaktadır.
1990 Yönetmeliği. "Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Müfettişleri Kurulu Yönetmeliği" 27.10.1990 tarih ve 20678 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Kendisinden öncekilerden daha ayrıntılı olarak düzenlendiği görülen yönetmelik ve daha sonra 28.10.1991 tarih ve 2346 sayılı Tebliğler Dergisi'nde yayınlanan "Milli Eğitim Bakanlığı ilköğretim Kurumları Rehberlik ve Teftiş Yönergesi", denetim anlayışına önemli yenilikler getirmiştir. Örneğin, "Stajyer Müfettiş" statüsü kaldırılmış, "İlköğretim Müfettiş Yardımcısı" statüsü benimsenmiş ve bu statüye atanma koşulları belirlenmiştir. Yönetmelik, 222 sayılı ilköğretim ve Eğitim Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca, müfettiş ve müfettiş yardımcılarının görev alanlarını şöyle belirlemektedir: İlkokullar, bağımsız ortaokullar, ilköğretim okulları, yetiştirici ve tamamlayıcı sınıflar ve kurslar, özel eğitime muhtaç çocuklar için açılmış okullar ve sınıflar, okul öncesi eğitim kurumları ile tamamlayıcı sınıflar ve kurslarda rehberlik, teftiş, inceleme ve soruşturma hizmetlerini yürütmekle görevlidirler (Madde 26).
Yönetmelik ayrıca, bağımsız ortaokullardaki alan öğretmenlerinin denetimini de ilköğretim müfettişlerine vermektedir.
 
MAARİF-İ UMUMÎYE NİZAMNAMESİDİR C1) • BÂB-I EVVEL
(Mekâtibin aksam ve derecatı beyanmdadır)
Birinci madde — Memâlik-i Devlet-i Aliyyede bulunan mekâtip esasen iki kısma münkasımdir. Birinci Mekâtib-i umumiyedir ki nezaret ve emr-i idaresi devlete aittir. İkincisi mekâtib-i hususiyedir ki yalnız nezareti devlete ve tesis ve idaresi efrad veyahut cemaata aittir.
Rısm-ı evvel Mekâtib-i umumiye
ikinci madde — Meratib-i tahsiliye esasen üçtür. Birincisi sıbyan ve rüşdiye ve ikincisi idadiye ve sultaniye mekteplerine ve üçüncüsü mekâ¬tib-i âliyeye mahsus olan derslerdir. Bu cihetle Memâlik-i Devlet-i Aliyye¬de mekâtib-i umumiye beş sınıfa münkasımdir. Birincisi sıbyan, ikincisi rüşdiye, üçüncüsü idadiye, dördüncüsü sultaniye mektepleri olup, beşin¬cisi dahi mekâti'b-i âliyedir.
'Fasl-ı evvel Mekâtib-i sıbyaniye
Üçüncü madde — Her ma'halle ve karyede ve icabına göre bir iki mahalle veyahut ıbir iki karyede lâakal birer sıbyan mektebi bulunacak ve muhtelit olan karye ve mahallelerde islâm mektebi başka ve etfâl-i gayri müslime mektebi başka olacaktır.
Dördüncü madde — Sıbyan mekteplerinin masarif-i inşaiye ve tami-riyesi ve muallimlerinin muhassasatı ve masarif-i sairesi mahalle ve kar¬yesinde bulunan cemaatlerinin heyeti umumiyesi tarafından tesviye olu¬nacaktır.
Beşinci madde — Mekâtib-i sıbyaniye için iktiza eden muallimler ni¬zamnamesine tevfikan intihap ve tayin kılınacaktır.
Altıncı madde  —  Mekâtib-i  sübyaniyenin müddet-i tahsiliyesi  dört sene olup zirde muharrer dersler tedris olunacaktır :
Usul-i cedide veçhiyle elifba Sunuf-ı gayr-i müslime  etfâline kendi
Kur'ân-ı Kerîm usul-i   diniyeleri  tedris  olunacaktır  ve
Tecvit işbu usul-i diniye    tedrisleri    rüesay-ı
Ahlâka müteallik risail ruhaniye marifetleriyle bittayin tedris
Ilm-i hal kılınacaktır.
Yazı tâlimi
Muhtasar fenn-i hesap
Muhtasar tarih-i osmani Muhtasar coğrafya Malûmat-ı nafiayı cami risale
İşbu dersler sunuf-ı   gayr-i müslimeye kendi lisanları üzere okutturulacaktır.
Bu müddetten sonra hıfz-ı kur'ân etmek isteyen bir müddet daha mektepte kalmakta muhayyerdir.
Yedinci madde — Bu derslerin tağyir ve tadili lâzım geldiği halde mahalli maarif meclisinin Maarif Nezareti celilesinden vâki olacak istizanı ve Meciis-i Kebir-i Maarifin rey ve tensibi üzerine icra kılınacaktır.
Sekizinci madde — Srbyan mekteplerinde sunuf-i müslime ve gayr-ı müslimenin a'yad ve eyyam-ı mahsusalarından ve bilumum mektepler için cülus-i hümayuna müsadif olan yevm-i mahsustan rnaâda eyyamda sabahtan akşama kadar iki nöbet ders okutturulmak mukadder olduğun¬dan hocalar vakt-i muayyenesinde hazır bulunup talim ve tedrise ve ma¬halle ve karyenin esnan-ı tahsilde bulunan çocukları mektebe devama mec¬burdur.
Dokuzuncu madde — Memalik-i Devlet-i Aliyyede mekâtib-i sıbya¬niye derslerinin tahsiline devam olunması etfâl-i inas için altı yaşından on yaşına ve etfâl-i zükûr için yedi yaşından onbir yaşına kadar mecburi¬dir.
Onuncu madde — Bir mahalle veya karyede sıbyan mektebine gitmek için zükûr ve inas esnan-ı tahsilde ne kadar etfâî var ise isimlerini ve on¬ların iaşesiyle mükellef olan valideyn ve akaribinin esamisini mübeyyen ihtiyar meclisi marifetiyle bir defteri yapılıp ve zeyli temhir edilip mek¬tep hocasına teslim kılınacaktır.
On birinci madde — Onuncu maddede "beyan olunduğu veçhiyle ter¬tip edilecek defterde isimleri muharrer çocuklardan mektebe gelmeyenler olur ise, hoca tarafından mahalle muhtarına haber verilerek ol çocuğun peder veya validesi veyahut en yakın akrabası ihtiyar meclisine celbolu-narak çocuğu mektebe göndermesi teklif ve ihtar olunacaktır.
On ikinci madde — Bir çocuğun mektebe gitmesi için valideynine veya akrabasına bir ayda üç kere ihtar vuku bulupta çocuğun on üçüncü mad¬dede muharrer a'zar ile mazur olmayarak gönderilmediği tahakkuk eder ise talimat-ı mahsusasına tevfikan o makulelerden haline ve iktidarına göre beş kuruştan yüz kuruga kadar cezay-i nakdi alınıp maarif idaresi sandığına teslim kılınacak ve cezay-ı nakdi alındıktan sonra yine tesiri görülemez ise çocuk hükümet-i mahalliye tarafından cebren mektebe ko¬nulacaktır.
On üçüncü madde — Esnan-ı tahsilde bulunanların muamele-i cebri¬yeden müstesna tutulmalarını icap eden özürlerin birincisi çocuğun hükü¬met-i mahalliye marifetiyle ledelmuayene tahsil-i ilim ve marifete mâni olduğuna hükmedilen a'raz-ı cismaniye ve maneviyesi, ikincisi bir âciz fa¬kirin bir çocuğu olup ta kendisinin o çocuğu istihdam ihtiyacı sabit olma¬sı, üçüncüsü bir çocuğun ekin ve harman vakitleri çiftçilik ile iştigal olun¬ması, dördüncüsü mahall-i ikametine mektebin yarım saat mesafede bu¬lunması, beşincisi çocuğun bulunduğu mahalde mektep olmaması veya olup ta kifayet etmemesi, altıncısı çocuğun hanesinde veya sair bir ma¬hall-i mahsusta okuyup yazdığının tahakkuk etmesi, elhasıl bunlara mü¬masil ahvalden 'dolayı hükümet-i mahalliye nezdiınde şayan-ı kabul ola¬cak a'zar-ı kaviye bulunması hususlarıdır. Sıbyan mekteplerine devam etmeyen çocuklardan her hangisinin işbu ahvalden biriyle mazur olduğu sabit olur ise, ol çocuğun valideyninden veya akrabasından cezay-ı nakdi alınmaz. .
On dördüncü madde — Sıbyan mektebinde müddet-i tahsiliyesini ik¬mal eden talebe imtihan nizamnamesi mucibince haiz olduğu şahadetna¬me ile bilâ imtihan nisaiyeye kabul olunur.
Kız Sıbyan üVfektepleri
•On beşinci madde — Bir mahalle veya karyede bir cemaate mahsus olarak iki sıbyan mektebi olduğu ve mevkien mahzur dahi bulunmadığı halde biri yerine o cemaatın etfâl-i zükûruna ve diğeri inasına tahsis kılı-
nacak ve bu suretin icrası kabil olmayan yerlerde etfâl-i inasa mahsus mektepler vücuda gelinceye kadar erkek sıbyan mekteplerine mensup oldukları cemaatlerin kız çocukları dahi kabul oiunup fakat erkek çocuk¬larla mahluten ikame edilmeyecektir.
On altıncı madde — Müstakil olan kız sıbyan mekteplerinin hoca ve dikiş ustaları kadın olacaktır. Fakat matlup derecede ehliyetli muallim¬ler yetiştirilinceye değin müsin ve edip adamlardan muallim tayini caiz¬dir.
On yedinci madde — Kız sıbyan mekteplerinin u'sul-i tadris ve suret-i idaresi ve müddet-i tahsiliye ve tatiliyesi ve şâkirdanın tahsilce olan mec¬buriyetleri ve ahval-i sairesi erkek sıbyan mektepleri hakkında mevzu olan ahkâm-ı nizamiyeye tabi olacaktır.
Mekâtib-i Rüşdiye
On sekizinci madde — Beş yüz haneyi mütecaviz olan bir kasaba ahalisi sırf islâm ise yalnız islâm ve sırf hıristiyan ise yalnız hıristiyan için birer mekteb-i rüşdiye olacaktır ve eğer ahalisi muhtelit ise islâm için başka ve hıristiyan için 'başka birer mekteb-i rüşdiye yapılacaktır ve bu veçhiyle muhtelit kasabada mekteb-i rüşdiyesi olacak sunuf-ı ahalinin adedi yüz haneden ziyade olmak lâzımdır vesair sunuf-ı .gayr-i müslime hakkında da bu kaide caridir.
On dokuzuncu madde — Mekâtib-i rüşdiyenin masarif-i inşaiyesi ve muallim ve hademesinin muhassasatı vesair kâffe-i masarifatı vilâyet maarif idaresi sandığından tesviye kılınacaktır.
Yirminci madde — Tesis olunacak mekâtib-i rüşdiye ebniyesi Mec-lis-i Kebir-i Maariften verilecek resme tatbikan inşa kılınacaktır.
Yirmi birinci madde — Her mekteb-i rüşdiyenin gâkirdanı miktarı¬na göre birer veya ikişer muaîlim-i evvel ve sânisi olup bunlar muallimin nizamnamesine tatbikan intihap ve tayin kılınacak ve bundan başka her mekteb-i rügdiyenin bir mubassır ve bir bevvabı dahi olacaktır.
Yirmi ikinci madde — Rüşdiye muallim-i evvellerinin sekizer yüz ve muallim-i isânilerinin beşer yüz kuruş maaşı olacak ve mubassıra iki yüz elli ve bevvaba yüz elli kuruş maaş verilip masarıf-ı müteferrikası için senevi dörder bin kuruş tahsis edilecek ve bu hesaba göre her mekteb-i rüşdiyenin masarif-i âdiye-i seneviyesi nihayet kırk bin kuruş olacaktır.
Yirmi üçüncü madde — Mekâtib-i rüşdiyenin müddet-i tahsiliyesi dört sene olup zirde muharrer dersler tedris olunacaktır.
Mebadi-i ulûm-ı diniye,
Lisan-ı Osmani kavaidi,
imlâ ve inşa,
Tertib-i cedit üzere kavaid-i Arabiye ve Farisiye,
Tersim-i hutut, '
Mebadi-i hendese,
Tarih-i umumî ve tarih-i Osmani,
Coğrafya, .              •     '
Cimnastik, '
Mektebin bulunduğu mahalde galiben müstamel olan lisan.
Mevki-i ticaret olan mekteplerde ezkiyay-ı talebeden istekli olanla¬rın dördüncü sene içinde Fransızca derse başlamaları caizdir.
îşbu derslerin umur-ı mezhebiye ve fünun-ı mezkureye dair olan ders¬ler her milletin kendi lisanı üzere takrir olunacak ve kendi lisanları dahi okutturulacaktır. Ve gayri muslini etfâlin umur-ı mezhebiye dersleri al¬tıncı maddenin fıkra-i munzammesinde beyan olunan kaide mucibince rüesay-i ruhaniye marifetleriyle bittayin tedris olunacaktır,
Yirmi 'dördüncü madde — îşbu cedvelde muharrer fünun-ı ulumun suret-i tedrisi cetvel-i mahsus mucibince günlere münkasım olduğundan ol veçhiyle tedris olunacaktır ve mahallerince bittecrübe bazılarının tağ¬yir ve tebdili lâzım yelir ise, bu tağyirat ve tashihat mutlaka Maarif Ne-zaret-i Celilesinden istizana ve Meclis-i Kebir-i Maarifin rey ve tensibine mevkuftur.
Yirmi beşinci madde — Müslim ve gayrî muslini rüşdiye mekteple¬rinin tatil-i umumi zamanı Ağustosun iptidasından üçüncü haftası niha¬yetine kadar yirmi iki gündür. Her mekteb-i rüşdiyenin Temmuz iptidasın¬da dersleri tatil olunup on -beş gün müzakereye ve Temmuz onbeşinden nihayetine kadar on beş gün dahi imtihana maihsus olduğundan hitam-ı imtihanda mektepler bütün bütün kapanıp Ağustosun yirmi üçüncü günü tekrar açılacaktır ve andan sonra islâm mekâtib-i rügdiyesi için Rama¬zanın üçüncü haftası nihayetinden Şevvalin birinci haftası nihayetine ka¬dar on beş gün ve kurban bayramı için bir hafta müddet tatil olunarak bundan ve Cuma tatilinden vesair eyyâm-ı mahsusadan başka günlerde
tatil caiz değildir ve kezâlik gayr-i müslim mektepleri her milletin a'yad ve eyyam-ı mahsuslarından başka 'günler tatil edilmeyecektir ve bilumum nisaiyeler cülus-ı hümayuna tesadüf eden yevm-i mahsusta tatil edilecek¬tir.
Yirmi altıncı madde — Mekâtib-i rüşdiyede müddet-i tahsiliyesinî ikmal edip imtihan nizamnamesi mucibince şahadetname alanlar bilâ im¬tihan idadiyeye kabul kılınacak ve imtihanda ispat-ı ehliyet edemeyen¬ler istedikleri halde mektepte bir sene daha kalabileceklerdir.
Kız Mekâtib-i Rüşdiyesi
Yirmi yedinci madde — Büyük şehirlerde ahalisi sırf islâm ise yalnız islâm ve sırf hıristiyan ise yalnız hıristiyan birer kız mekteb-i rüşdiyesi olacak ve ahalisi muhtelit olduğu halde islâm için başka ve hıristiyan için başka birer mekteb-i rüşdiye yapılacaktır. Ve bu veçhiyle muhtelit şehir¬lerde mekte!b-i rüşdiyesi olacak sunuf-ı ahalinin adedi beş yüz haneden mütecaviz olmak lâzımdır ve bu mekteplerin müceddeden tesisi şimdilik Dersaâdet'e ve badehu re'si vilâyet olan mahallere mahsustur vesair su¬nuf-ı gayr-i müslime hakkında dahi kaide-i mebhusa caridir.
Yirmi sekizinci madde — Kız mekteplerinin hocaları kadın olacak ve kadınlardan derece-i matlübede ehliyeti muallimler yetiştirilinceye ka¬dar müsin ve edip adamlardan muallim tayini caiz olacaktır.
Yirmi dokuzuncu madde — Kız Rüşdiye mekteplerinin müddet-i tah-siliyesi dört sene olup zirde muharrer dersler talim olunacaktır.
Mebâdi-i ulûm-ı diniye
Muhtasar tarih ve coğrafya
Lisan-ı Osmani kavâidi
Hesap ve defter tutma usûlü
Mebâdi-i kavâid-i Arabiye ve Farisiye
Nakşa medar olacak derecede resim
îmlâ ve inşa
Ameliyât-ı hiyatiye
Müntehabat-ı edebiye
Tedbir-i menzil
Musiki (mecburi değildir)
îsjbu derslerden umur-ı mezhebiye ve fünûn-ı mezkûreye dair olan dersler her cemaatın kendi lisanı üzere takrir kılınacak ve sunuf-ı gayr-i müslime kız rüşdiye mekteplerinde mebâdi-i kavâid-i Arabiye ve Farisiye yerine kendi lisanları okutturulacaktır ve altıncı ve yirmi üçüncü madde¬lerde beyan olunan kaideye tevfikan gayr-i müslim etfâlin umûr-ı mezhe¬biye dersleri rüesay-ı ruhaniye marifetleriyle bittayin tedris olunacaktır.
Otuzuncu madde — Kız mekteb-i rüşdiyelerinin ikiden dörde kadar mualiimesi olacak ve bunlardan başka ameliyât-ı hiyatiye ve musiki için dahi birer hocası ve birer mubassır ile bewabı bulunacaktır. Bu mektep¬lerin tahsisat-ı seneviyesi nihayet kırkar bin kuruş olup maarif idaresi sandığından tesviye kılınacaktır.
Otuz birinci madde — Yedlerinde sıbyan mektebi şahadetnamesi olan kızlar bilâ imtihan rüşdiyeye kabul kılınacak ise de şahadetnamesi olma¬yanlar imtihan olunup mertebe-i kâfiyede ehliyeti salbit olduğu halde alı¬nacaktır.
Otuz ikinci madde — Kız mekteplerinin suret-i idare ve eyyâm-ı ta-tiliye ve şerait-i sairesi etfâl-i zükûra mahsus rüşdiyeler hakkında mev¬zu olan ahkâm-ı nizamiyeye tâbi olacaktır.
Fasl-ı Sâni Mekâtib-i İdadiye
Otuz üçüncü madde — Mekâtib-i idadiye mekâtib-i rüşdiyede ikmal-i tahsil etmiş olan islâm ile sunuf-ı gayr-i müslime çocuklarının muhteliten talim ve tedrisleri için mevzudur.
Otuz dördüncü madde — Bin haneyi mütecaviz olan ve hal ve mev-kilerince lüzum görünen kasabalarda birer mekteb-i idadiye yapılmak mukarrerdir.
Otuz beşinci madde — Mekâti!b-i idadiyenin masarif-i inşaiyesi ve muallim ve hademesinin muhassasatı ve sair kâffe-i masarifatı vilâyet maarif idaresi sandığından tetsviye kılınacaktır.
Otuz altıncı madde — Her mekteb-i idadiyenin ulûm-ı muhtelife için muavinleriyle beraber altışar nefer muallimi olnp bunlar Der-saâdetteki Büyük Darülmualliminin şahadetnamesi ve Maarif Nezaret-i Celilesinin reyi ile intihap ve tayin kılınacaktır ve her mekteb-i idadiyenin mubassır ve bevvab gibi hademesi dahi olacaktır.
Otuz yedinci madde — Her mekteb-i idadiyenm muallim ve hademe maaşı şehriye altı bin ve masarif-ı müteferrika-i seneviyesi sekiz bin ku¬ruş olup bu hesaba igöre masarif-i âdiye-i seneviyesi nihayet seksen bin kuruştan ibaret olacaktır.
Otuz sekizinci madde — Mekâtib-i idadiyenin müddet-i tahsiliyesi üç sene olup zirde muharrer dersler tedris olunacaktır.
Mükemmel Türkçe kitabet ve inşâ     Hikmet-i tabiiye Mebadi-i ilm-i servet-i milel Mantık Hesap ve defter tutmak usulü            İlm-i mevalid Fransızla                                                   Kimya Coğrafya                                                   Cebir Hendese ve ilm-i mesaha                     Resim Kavanin-i Osmaniye Tarih-i umumi
Otuz dokuzuncu madde — Madde-i sabıkada muharrer fünun ve ulû¬mun suret-i tedrisi cetvel-i mahsusu mucibince günlere münkasım oldu¬ğundan olveçhiyle tedris olunacaktır ve mahallerince bittecrübe bazıla¬rının tebdil ve tağyiri lâzım gelir ise tadilat-ı müktaziyesi Maarif Neza-ret-i Celilesinden istizana ve Meclis-i Kebir-i Maarifin rey ve tensibine mevkuftur.
Kırkıncı madde — Mekâtib-i idadiyenin tatil zamanlan ve müddet-î imtihanları ayniyle rüşdiye mektepleri gibi olup fakat bir sınıfın a'yad-ı mahsusa için tatili mektebin muhtelit olması cihetiyle iki sınıf hakkında b'rden ve müsavatan icra olunacaktır.
Kırk birinci madde — Mekâtib-i idadiyede müddet-i tahsiliyesini ik¬mal etmiş olan talebeden usulü üzere .imtihanları bilicra rüûs alanlar im¬tihan nizamnamesinde beyan olunan imtiyazata kesb-i istihkak edecekler¬dir ve imtihanda ibraz-ı ehliyet edemeyenler istedikleri halde bir sene müddet daha mektepte kalacaklardır.
Mekâtib-i Sultaniye
Kırk ikinci madde — Her vilâyetin merkezi olan şehir ve kasabada bir mekteb-i sultani olup mekâtib-i idadiyeden ıbilimtihan çıkmış olanlar her hangi sunuf-ı tebaa-i Devlet-i Aliyyeden olur ise olsun işbu mektebe üc¬retle kabul olunacak ve Mekâtib-i Rüşdiyede ikmal-i fünun etmiş ve şa-
hadetname ile çıkmış olanlar dahi ücretle alınıp bunlar kısm-ı âdi sınıfı¬na dahil olacaklardır ve idadiye mekteplerinde tahsil-i fünun etmiş olan¬lar içinde en ziyade müsait ve ehliyetli olup da ücret itasına bikudret bu¬lunanlara teshilat olmak için mekâtib-i sultaniyeye alınacak her sınıf talebeden yüzde beşi mecca'nen ve yüzde onu rubu' ve nısıf ücretle kabul edilecektir.
Kırk üçüncü madde — Mekâtib-i sultaniyenin masarif-i inşaiyesi ta-raf-ı saltanat-ı seniyyeden tesviye olunup şâkirdandan istihsal olunacak ücret mektebin idare-i daime masarifini ödemediği halde fazlası ayrıca canib-i hazine-i celileden ita olunmak üzere her sene maarif bütlesine it¬hal olunacak ve suret-i sarf ve idaresi maarif meclisi marifetiyle olacak¬tır.
Kırk dördüncü madde — Mekâtib-i sultaniyenin talebesi leyli ve ne-hari olacak ve yalnız derslerde hazır olmak için hariçten dahi talebe ka¬bul olunacaktır. Leylî ve neharî ve haricî talebenin mıktar-ı ücreti ma¬halleri hükümetiyle meclis-i maarif tarafından mevkilerinin haline göre tahsis kılınacaktır. Fakat her halde leylî talebe için tam ücretin mıktar-ı senevisi yirmi Osmanlı lirasından aşağı ve otuz Osmanlı lirasından yuka¬rı olmayacak ve nehari talebenin tam ücreti leylî talebe ücretinin rub'u olacaktır.
Kırk beşinci madde — Her mekteb-i sultaninin edebiyat ve uîum-ı fünun ve kanun dersleri için sekiz neferden on iki nefere kadar muallimi olacak ve bunlar dahi muallimin nizamnamesine tevfikan intihap ve tayin kılınacaktır. Her mekteb-i sultaninin müdür ve muhasebeci ve vekilharç ve aşçı ve bevvab ve mubassır gibi hademesi lüzum ve ihtiyacına göre tertip olunur ve mekteb-i sultaninin idaresi vilâyet maarif idaresi müdü¬rünün taht-ı nezaret-i mahsusasında bulunur.
Kırk altıncı madde — Mekâtib-i sültaniyede okunacak dersler iki kı¬sımdır. Bir kısm-ı âdi ve diğeri kısm-ı âlidir. Kısm-ı âdi mekâtib-i idadi-yede okutturulan derslerdir. Kısm-ı âli dehi iki sınıfa münkasem olarak 'biri edebiyat ve diğeri ulum-ı f ünün dur. işbu kısm-ı âliye göre mekteb-i sultaninin müddet-i tahsiliyesi üç, kısm-ı âdi ile altı senedir. Kısm-ı âdi dersleri mekteb-i idadiye cetvelinde gösterildiği gibi olup kısm-ı âli ders¬leri zirdeki cedvelde beyan olunur.
Kısm-ı âli Edebiyat sınıf: :
Türkçe fenn-i kitabet ve ingâ Tarih
Arabi ve Farisiden edebiyata Hukuk-ı milel
müteallik müellefat ilm-i servet-i milel
Maâni
Fransızca
Ulûm sınıfı :
Hendese-i resmiye
Menazır, cebir ve cebrin hendeseye tatbiki
Müsellesat-ı müstaviye ve küreviye
Hey'et
Hikmet-i tabiiye ve kimyanın muhtasar suretle sanayi ve ziraate tat¬biki
İlm-i mevalid Fenn-i tahtit-i arazi
Kırk yedinci madde — Kırk altıncı maddede muharrer fünun ve ulu¬mun suret-i tedrisi cedvel-i mahsusu mucibince günlere münkasem oldu¬ğundan ol veçhiyle tedris olunacaktır ve mahallerince bittecrübe bazıla¬rının tebdil ve tağyiri lâzım gelir ise, tadilat-ı muktaziyesi Maarif Neza-ret-i Celilesinden istizana ve Meclis-i Kebir-i Maarifin rey ve. tensibine mevkuftur.
Kırk sekizinci madde — Mekâtib-i Sultaniyenin tatil zamanlan ve mevsim-i imtihanları ayniyle mekâtib-i rüşdiye ve idadiyedeki gibi olup fakat leylî olan talebenin tatil geceleri mektepte veyahut hariçte kalması mahalleri maarif idarelerinin kararına muallaktır.
Kırk -dokuzuncu madde — Mekâtib-i sultaniyede tahsil-i ulûm-ı fü¬nun eden talebeden kısm-ı âli derslerinde bulunanlar nizamı mucibince imtihan olmak salâhiyetine nail olacaklarından esnanda bulunan talebe¬nin kısm-ı âli derslerinden imtihanları bilicra iktidarları sabit olur ise o sene kur'asmdan muaf tutulacaklardır.
Ellinci madde — Mekâtib-i sultaniyede müddet-i tahsiliyesini ikmal etmiş olup ta usulü üzere imtihanları icra kılınanlardan rüûs alanlar im¬tihan nizamnamesinde beyan olunan imtiyazata kesb-i istihkak edecek-
lerdir ve imtihada isbat-ı ehliyet edemeyenler bir sene daha mektepte ka¬labileceklerdir.
Fasl-ı Sâlis
Mekâtib-i Âliye
Elli birinci madde — Mekâtib-i âliye Darülmuallimin ve Darülmual-limat ve Darülfünun ile fünûn ve sanayi-i muhtelife mektepleridir.
Darühımallimin
Elli ikinci madde — Mekâtib-i umumiyenin derecat-ı muhtelifesi için mükemmel muallimler yetiştirmek üzere Der-saâdette bir Büyük Darül¬muallimin tesis olunup üç şubeye ve her şube biri edebiyata ve diğeri ;ulûm-ı fünuna mahsus olmak üzere iki sınıfa münkasemdir. Birinci şube rüşdiye ve ikinci şube idadiye ve üçüncü sulbe sultaniye mekteplerine ye¬tiştirilecek muallimlere mahsustur.
Elli üçüncü madde — Rüşdiye şubesi iki daireye mürikasem olup bi¬rincisi islâm ve ikincisi sunuf-ı gayr-i müslime mekâtib-i rüşdiyesi için yetiştirilecek muallmlere mahsustur.
Elli dördüncü madde — Rüşdiye şubesi müddet-i tahsiliyesi üç sene olup sınıfına göre zirde muharrer dersler okutturulacaktır :
Edebiyat sınıfı
Türkçe kitabet ve inşâ
Tertibi cedit üzere tedrise iktidar kesbedilecek derecede Arabi ve Farisi
Her cemaatın kendi lisanı
Tarih-i Umumi, Her milletin kendi lisanı üzere tedris edilecektir.
Ulûm sınıfı
Tersim-i hutut
Hesap
Defter tutmak usulü
Defter tutmak usulü Her cemaatın kendi lisanı üzere tedris
kılınacaktır. Hendese Mesaha Cebir
55555
55555
,55555
 
Vilâyet Maarif Meclisleri
143. madde - Der-saâdet Meclis-i Kebir-i Maarifinin şubesi ve vasıta-i icraiyesi olmak ve riyaseti Maarif Müdürü ünvaniyle bir zatın uhdesinde bulunmak üzere her merkez-i vilâyette bir Meclis-i Maarif teşkil olunacaktır ve bu heyet iktizasına göre biri müslim diğeri gayr-i müslim iki muavin ve kezâlik ikisi gayr-i muslim olarak dört nefer muhakkik ve dörtten on nefere kadar müslim ve gayr-i muslim azay-ı gayr-i muvazzafa ile bir kâtip ve bir muhasip ve bir sandık emininden mürekkep olacak ve elviye-i mülhaka merkezlerinde daha icabına göre bir müslim ve diğeri gayr-i müslim olarak müfettiş namiyle ikişer nefer memur bulunacak ve makam-ı vilâyetin nezaret-i mahsusası altında hareket ve icray-ı memuriyet edecektir. Bunların dahi cümlesi tebaa-i Devlet-i Aliyyeden olmak meşruttur.

144. madde — Mecalis-i Maarifin reisi ve muavin ve muhakkik ve müfettişleri Maarif Nezaret-i Celilesinin intihap ve istizanı üzerine bâ irade-i seniyye tayin olunur ve memurin-i sairesi mahalli erkânından olmak üzere makam-ı vilâyetin intihap ve inhası ve Maarif Nezaret-i Celilesinin tasdiki üzerine nasp ve tayin edilir ve bunların azl ve tebdili dahi Maarif Nezaret-i Celilesinin inzimam-ı reyi ile icra olunur.

145. madde — Meclis-i Maarifin reisi ve muavin ve muhakkikleriyle sandık eminleri muvazzaftır. Şöyle ki reis maaşı üç binden beş bine ve muavinlerle muhakkik ve müfettişlerin iki bin ve kâtip ve muhasip ve sandık eminlerinin maaşı dahi beş yüzden bin kuruşa kadar olacak ve muhakkiklerin liecelitteftiş bir tarafa azimetlerinde harcırah dahi verilecektir. Müfettişlerin harcırahları maaşlarına dahildir.

146. madde — Vilâyet meclis-i maarifinin vezaifi Maarif Nezaretinden alacağı evamir ve talimatın ahkâmını icra etmek ve işbu nizamname ahkâmının vilâyet dahilinde tamami-i cereyanına ve canib-i hazineden verilen tahsisat ile ahaliden alınacak iane hasılatının muhafazasına ve suret-i sarf ve istimaline dikkat eylemek ve dahil-i vilâyette bulunan bilcümle mekteplerle kütüphane ve matbaalara ve emsali tesisata nezaret etmek ve mekâtibin daima teftiş-i ahvaliyle ıslahat-ı muktaziyesine bakmak ve her sene vilâyetin maarifçe olan halini ve olbabda yapılması lâzım gelen şeyleri Maarif Nezaretine bâ-mazbata bildirmek ve bu mazbatanın bir suretini dahi vilâyet meclis-i umumisine verip bütçesini tanzim ettirmek velhasıl ilim ve marifetin merkez-i kemale isali esbabını taharri ve icra eylemek hususlarından ibaret olduğu gibi muallimleri intihap ve tebdil ve iktizasına göre mükâfat ve mücezatlarını tayin ve icra ettirmek ve daavi-i mahsuslarını görmek ve imtihanları icra ettirmek ve şahadetname vermek dahi cümle-i vezaifindendir.

147. madde — Müdür ve muavinler mesalih-i cariyenin tesviyesine ve ıslahat-ı mukarrerenin icraat-ı fiiliyesine ve nizamname ahkâmının ve Maarif Nezaret-i Celilesinden alınacak talimatın tamami-i icrasına nezaret ve dikkat etmeğe memur oldukları gibi merkez-i vilâyette bulunan mektep ve kütüphaneleri ve alelhusus idadiye ve mekâtib-i sultaniye ve aliyeyi teftişe ve vilâyet maarifi tahsisatının karar ve nizamı dairesinde sarf ve istimaline ve telef ve şereften vikayesine dikkat edecekler ve bu ibabda birinci derecede anlar mesul olacaklardır.

148. madde — Muhakkiklerin vezaif-i memureleri dahi lüzum görüldükçe bilmünavebe devre çıkıp dahil-i vilâyette bulunan mektep ve kütüphaneleri ve livalarda bulunan müfettişlerin harekâtını teftiş ve tahkik etmek ve mektepler iraresinin kaide-i mevzuası dairesinde hüsn-i cereyanını muhafaza eylemek ve mezuniyetleri derecesinde olan tedabiri bilâ-istizan ittihaz edip icraat-ı külliyeyi vilâyet meclis-i maarifine arzetmek ve avdetlerinde tahkikat ve icraat-ı vakıa ve olbabda mülâhazat-ı mahsusalarını mübeyyin meclise lâyiha takdim eylemek kaziyelerinden ibarettir.

149. madde — Müfettişlerden her biri sancak dahilinde bulunan mekâtibi iptida üç ayda bir ve mekteplerin tanzimat-ı lâzimesi hitampezir olduktan sonra altı ayda bir devir ve teftiş edip muhtaç oldukları ıslahatı mezuniyetleri derecesinde bilâ istizan icra edecekler ve icraat-ı külliye için vilâyet meclis-i maarifine müracaat eyleyeceklerdir. Ve şehriye vukuat jurnallarını meclis-i mezküre göndereceklerdir.

150. madde — Azay-ı gayr-i muvazzafa vakti oldukça meclise gelen mesalihi erkân-ı muvazzafa ile birlikte rüyet edecek ve meclis karariyle uhdelerine maarife müteallik bir memuriyet-i mahsusa havale olunduğu halde anı dahi göreceklerdir.

151. madde — Dahil-i vilâyette bulunan mekatip muallimlerinin ledelhace merci-i muhakkik veyahut müfettişler ise de bunlar bulunmadıkları zamanlarda mekâtib-i sıbyan hocaları mesafenin kurbiyet ve budiyetine göre rüşdiye ve yahut idadiye muallimlerine ve rüşdiye hocaları dahi idadiye muallimlerine veyahut doğrudan doğruya müfettişlere ve müfettişler dahi icab-ı maslahata göre mutasarrıf-ı livaya veyahut vilâyet meclis-i maarifine müracaat edeceklerdir.