bedava ödev indir
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. Kasım 20, 2008, 11:26:51 ÖÖ


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz



Reklamlar

  İletileri Göster
Sayfa: « 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 »
441  Akademik-Üniversite Kaynaklar / Hukuk Kaynakları / EŞİTLİK : Mart 20, 2008, 12:12:07 ÖS
EŞİTLİK
      Eşitlik ilkesi, 1982 Anayasasının 10’uncu maddesinde şu şekilde ifadesini bulmuştur: “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep, ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”
      Kanun önünde eşitlik ilkesinin hukuki mahiyeti tartışmalıdır. Bu ilkenin hukuk devleti kavramı içinde mevcut olduğu düşünülebileceği gibi, bir temel hak yada devlet yönetimine egemen bağımsız bir temel ilke olarak ta değerlendirilmesi mümkündür. Eşitlik ilkesinin, bu ilkeden yararlananlar açısından bir temel hak, yani eşit işlem görmeyi yada ayrım gözetilmemesini isteme hakkını doğurduğu kuşkusuzdur. Ancak eşitlik, aynı zamanda, muhatapları yani devlet organları ve idare makamları açısından da anayasal bir buyruk, devlet yönetimine egemen temel bir ilkedir. 1961 Anayasasının eşitlik ilkesine “temel haklar ve ödevler” kısmında (m.12)  yer vermiş olmasına karşılık, 1982 Anayasasının bu ilkeyi “genel esaslar” kısmında düzenlemiş olması da, eşitliğin temel bir devlet yönetimi ilkesi olarak düşünülmesi gerektiği görüşüne güç katmaktadır.
      Eşitlik ilkesinin, devlet organlarına hitap eden bir anayasa olması yönüyle, hem kanunun uygulayıcılarını (idare makamları) hem kanun koyucuyu (yasama organı) muhatap aldığı kuşkusuzdur. Anayasa Mahkemesinin, kanun koyucunun takdir yetkisini eşitlik ölçü normu açısından ne ölçüde denetleyebileceği sorununa gelince, burada ilkin 10’uncu maddenin birinci fıkrasında yer alan özgül ayrım yasakları ile genel anlamdaki kanun önünde eşitlik ilkesi arasında ayrım yapılması gerekir. 10’uncu maddede ifade edilen özellikler (dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep) bakımından ayrım yapan bir kanunun Anayasaya aykırı olacağı açıktır. 1982 Anayasası, 1961 Anayasasının aksine, maddede sayılan özgül ayrım yasaklarına “… ve benzeri sebeplerle” kelimelerini eklemek suretiyle, Anayasa Mahkemesinin bu alandaki takdir yetkisini genişletmiştir.
         Genel anlamda eşitlik ilkesi ise, şekli hukuki eşitlik ve maddi hukuki eşitlik olarak iki anlamda yorumlanabilir. Şekli hukuki eşitlikten kastedilen kanunların genel ve soyut nitelik taşıması, yani kapsadığı herkese eşit olarak uygulanmasıdır. Anayasanın 10’uncu maddesinin, hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa “imtiyaz” tanınamayacağı yolundaki ikinci fıkrası da bu anlamda eşitliği hedef görünmektedir. Ancak şüphesiz ki, eşitlik ilkesinin anlamını şekli hukuki eşitlikle sınırlandırmak mümkün değildir. Maddi hukuki eşitlik, şekli eşitliğin ötesinde, aynı durumda bulunanlar için haklarda ve ödevlerde, yararlarda ve yükümlülüklerde, yetkilerde ve sorumluluklarda, fırsatlarda ve hizmetlerde eşit davranma zorunluluğunu içermektedir. Bu anlamda eşitlik ilkesinin ihlal edilmiş olup olmadığının anlaşılabilmesi için anayasaya uygunluk denetiminde sadece kanunların genel ve soyut nitelik taşyıp taşımadıklarının değil, onların içeriklerinin de araştırılması gerekir.
       Öte yandan bir kanunun her zaman herkes için aynı hükümler taşıması mümkün değildir. Kanun yapma hemen daima kişilerin ve durumların bazı özellikler yönünden benzerlikleri veya farklılıklarına dayanan sınıflandırmaları içerir. Şu halde kanunların maddi hukuki eşitlik normu açısından denetlenmelerinde sorun, hangi sınıflandırma veya farklılaştırma türlerini eşitlik ilkesine aykırı düşeceğidir. Anayasa mahkemesine göre kanun önünde eşitlik ilkesi, “herkesin her yönden aynı hükümlere bağlı olması gerektiği anlamına gelmez. Bu ilke ile güdülen amaç, benzer koşullar içinde olan özdeş nitelikte bulunan durumları yasalarca aynı işleme uyruk tutulmasını sağlamaktır.” Aynı yönde başka bir kararda da şöyle denilmiştir. “Anayasada öngörülen eşitlik… herkesin aynı hak ve yükümlülüklere sahip olması anlamında değildir. Eşitlik her yönüyle aynı hukuki durumda olanlar arasında söz konusudur.” Hukuk felsefesine girmiş bir deyimle “eşitlerin eşitliği” anlamındadır.
Farklı durumda olanlara, yani eşit olmayanlara, farklı kurallar uygulanması, yani “eşit olmayanların eşitliği eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz.”
       Türk Anayasa Mahkemesi, kanunlardaki sınıflandırmaların eşitlik ilkesine aykırı olup olmadığını denetlerken, genellikle “haklı neden” kriterine dayanmaktadır. Mesela, kanun önünde eşitlik ilkesi, “tüm yurttaşların mutlaka her yönden, her zaman aynı kurallara bağlı tutulmaları zorunluluğunu içermez. Bir takım yurttaşların başka kurallara bağlı tutulmaları haklı bir nedene dayanmakta ise böyle bir durumda kanun önünde eşitlik ilkesine ters düşüldüğünden söz edilemez.” Aynı yönde başka bir kararda da şöyle denilmiştir. “Anayasanın 10’uncu maddesinde öngörülen eşitlik, mutlak anlamda bir eşitlik olmayıp, ortada haklı nedenlerin bulunması halinde, farklı uygulamalara imkan veren bir ilkedir.”
Anayasa mahkemesine göre kamu yararı ve haklı nedenin, “anlaşılabilir”, “amaçla ilgili”, “makul ve adil” olması gerekir. “Getirilen düzenleme herhangi bir biçimde birbirini zamanlayan, birbirini, doğrulayan ve birbirini güçlendiren bu üç ölçütten birine uymuyorsa eşitlik ilkesine aykırı bir yön vardır denilebilir.”
         Anayasa Mahkemesi çeşitli kararlarında, haklı neden kavramını somutlaştırıcı ölçütler olarak, “gereklilik”, “zorunluluk”, “işin özelliklerine ve gereklerine uygunluk”, “dengeli ve makul görülebilecek ölçütler”, “adaletli ve eşit ölçütler”  gibi değişik ifadeler de kullanmıştır. Şüphesiz, haklı neden kavramının genel bir tanımını vermek mümkün değildir; kanundaki sınıflandırmanın haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı ancak o kanunun somut içeriği göz önüne alınarak belirlenebilir.




KAYNAK
           Anayasa Mahkemesi Kararları Dergisi
442  Akademik-Üniversite Kaynaklar / Hukuk Kaynakları / TİCARET HUKUKU TİCARİ İŞLETME : Mart 16, 2008, 11:49:07 ÖÖ
TİCARET HUKUKU
TİCARİ İŞLETME, TİCARİ İŞ VE TİCARİ HÜKÜM, TACİR,TİCARET ÜNVANI,TACİR YARDIMCILARI, HAKSIZ REKABET

1.   Ticari işletme kavramının unsurlarından olmayan aşağıdakilerden hangisi olabilir?
a.   Kazanç sağlamayı hedef tutmak
b.   Daimilik
c.   Belli bir çapı aşma
d.   Esnaf faaliyeti sınırlarını aşma
e.   Hiçbiri
2.   Aşağıdakilerden hangisi ticari işletmenin maddi olmayan unsurudur?
a.   Good Will
b.   Demirbaşlar
c.   Hammadde
d.   Mamül mallar
e.   Taşıt araçları
3.   Ticaret hukukunda taciri esas alan sistem nedir?
a.   Objektif sistem
b.   Subjektif sistem
c.   Karma sistem
d.   Hepsi
e.   Hiçbiri
4.   Ticaret hane fabirka yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseseler ticari işletme sayılır hükmü hangi kanunda yer alır
a.   Türk ticaret kanunu
b.   Ticaret sicil nizamnamesi
c.   Borçlar kanunu
d.   Medeni kanun
e.   Hiçbiri
5.   Ticari işlerde faiz ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yalnıştır?
a.   Şart edilmemiş olsa dahi ticari işlere faiz yürütülür.
b.   Ticari işlerde faiz oranı serbestçe tayin edilir.
c.   Ticari işlerde faize faiz yürütülmez
d.   Ticari işlerde temerrüt faiz oranı senelik %30 dur.
e.   Hiçbiri
6.   Ticari hükümlerin uygulama sırası aşağıdakilerden hangisinde doğrudur?
a.   Sözleşme hükümleri, emredici hükümler, ticari hükümler, ticari örf
b.   Ticari hükümler,emredici hükümler, sözleşme hükümleri, ticari örf
c.   Emredici hükümler, sözleşme hükümleri, ticari hükümler, ticari örf
d.   Sözleşme hükümleri, ticari hükümler, emredici hükümler, ticari örf
e.   Ticari örf, ticari hükümler, sözleşme hükümleri
7.   Taraflardan biri için ticari iş niteliğinde olan işler hangi halde karşı taraf içinde ticari iş niteliğindedir?
a.   Karşı taraf tacir sıfatını taşıyorsa
b.   İş bir ticari işletmeyi ilgilendiriyorsa
c.   Bu konuda bir kanun hükmü varsa
d.   Ticari iş bir akitten doğmuşsa
e.   İş resmi bir memur aracılığı ile yapılmış ise
8.   Türk Ticaret Kanununda aşağıdakilerden hangisi esas olarak benimsenmiştir?
a.   Tacir
b.   Ticari işletme
c.   Esnaf
d.   Ticari işlem
e.   İktisadi işlem
9.   Ticari işlerde faiz oranı nasıl tespit edilir?
a.   TTK hükümlerine göre
b.   Serbestçe
c.   Tacir sıfatını taşıyan tarafın isteğine göre
d.   Banka iskontosuna göre
e.   Piyasa koşullarına göre
10.   Aşağıdaki işlerden hangisi ticari niteliktedir.
a.   Alım satım işleri
b.   Kira ile ilgili işler
c.   Belediyeler ile ilgili işler
d.   Hizmet akti ile ilgili işler
e.   TTK da düzenlenen hususlardaki işler
11.   Şube ile ilgili olarak aşağıdaki unsurlardan hangisi yalnıştır?
a.   Merkez ve şube aynı gerçek veya tüzel kişiye ait olmalıdır.
b.   Şube iç ilişkiler yönünden bağımsızdır.
c.   Şubeden söz edilebilmesi için şube ile merkez arasında mutlaka mekan ayrılığı olması gerekmez.
d.   Şube dış ilişkiler yönünden bağımsızdır.
e.   Hiçbiri
12.   Şube olmanın hukuki sonuçlarından olmayan aşağıdakilerden hangisidir?
a.   Ticari mümessilin temsil yetkisi şubenin işleri ile sınırlandırılabilir.
b.   Şubenin taahütleri açısından merkezin bulunduğu yer ifa yeri sayılır.
c.   Şubeler kendi merkezinin ticaret ünvanını şube olduğunu belirtmek kaydıyla kullanır.
d.   Her şube ticaret ve sanayi odasına kaydedilir.
e.   Şube davada taraf olabilir.
13.   Ticaret ünvanı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yalnıştır?
a.   Ticaret ünvanı işletmeden ayrı olarak tek başına devredilemez
b.   Ticari işletmeyi devreden ticaret ünvanını saklı tutmak kaydı ile ticari işletmeyi devredebilir.
c.   Ticari işletmenin devri ticaret ünvanının devrini gerektirmez.
d.   Hepsi
e.   Hiçbiri
14.   Ticari işletme rehni ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yalnıştır?
a.   Ticari işletme rehni işlemlerinde ülkemizde sicil esası kabul edilmiştir.
b.   Ticaret ünvanının ve işletme adının mutlaka rehin sözleşmesinin ekli unsurlar listesinde yer alması gerekir.
c.   Sınai haklar rehne dahil edilmek zorundadır.
d.   Menkul işletme tesisatının mutlaka rehin sözleşmesine bağlı unsurlar listesinde gösterilmesi gerekir.
e.   Rehin ile ilgili eksikliklerin giderilme süresi 10(on) gündür.
15.   Ticari işletme rehninin tabi olduğu şekil nedir?
a.   Herhangibir şekle tabi değildir.
b.   Noterce düzenlenir
c.   Yazılı usül
d.   Tescil usulü
e.   Hiçbiri
16.   Ticari işletme rehni hükümlerinden olmayan hangisidir?
a.   Ticari işletmenin tescili ile herkese karşı ileri sürülebilen bir ayni hak doğar
b.   Ticari işletme sahibi rehin alacaklısının muvaffakatı olmadan, münferit unsurları devredemez.
c.   Ticari işletme sahibi işletmenin belirlenen değerini ihtimamla muhafaza etmek zorundadır.
d.   İşletme üzerindeki rehin hakkı tazminat ve sigorta bedelinide kapsar
e.   Hepsi doğrudur.
17.   Ticari işletme rehni ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yalnıştır?
a.   Rehin edilmiş olan ticari işletme üzerinde başka rehinler tesis edilemez
b.   Ticari işletmeye dahil bulunan gayrimenkuller ticari işletme rehni kapsamına dahil değildir.
c.   Sınai hakların rehin sözleşmesinde bağlı unsurlar listesinde gösterilmemesi rehnin geçersizliğini doğurmaz
d.   Hepsi
e.   Hiçbiri
18.   Tacirlik ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yalnıştır?
a.   Evli kadının tacirlik vasfını alabilmesi için kocasının açık iznine gerek vardır.
b.   Kısmen dahi olsa kendi adına ticari işletme işleten küçük ve mahcurlar tacir niteliğindedir.
c.   Memurlar ticaret ile uğraştıkları taktirde ticaretten yasaklanmış olmalarına rağmen tacir niteliği kazanırlar.
d.   Derneklerin tacir sıfatını kazanmaları için ticari işletme işletmesi ve kamu yararına dernek olmaması gerekir.
e.   Devlet il belediye köy gibi kamu tüzel kişileri ticari işletme işletselerde tacir niteliğini kazanmazlar.
19.   Tacirler arasındaki ihbar ve ihtarların geçerlilik şartlarından olmayan hangisidir?
a.   Noter
b.   İadeli taahütlü
c.   Telgraf
d.   Tescil
e.   Hiçbiri
20.   Ticaret ortaklıkları tacir sıfatını ne zaman kazanırlar?
a.   Ticari işletme faaliyete geçtiği zaman
b.   Ortaklık sözleşmesi imzalandığı zaman
c.   Tüzel kişilik kazanıldığı zaman
d.   Ortak sayısı tamamlandığı zaman
e.   Ortaklık kurulacağı ilan edildiği zaman
21.   Tacirler arasındaki ihbar ve ihtarların yazılı şekilde yapılmaması hangi sonucu doğurur?
a.   İhbar ve ihtarlar hiç yapılmamış sayılır
b.   İtiraz edilmedikçe geçerliliğini sürdürür
c.   İhbar ve ihtarı yapan açısından geçerli sayılır.
d.   İptal edilebilir.
e.   Daha sonra yazılı şekle dönüştürülebilir.
22.   Aşağıdakilerden hangisi tacir sıfatının sonuçlarından değildir?
a.   Ticaret ünvanı seçmek ve kullanmak
b.   Ticaret siciline kaydolmak
c.   Ticari defter tutmak
d.   İflasa tabi olmak
e.   Marka seçmek ve kullanmak
23.   Ticaret mahalli olarak bizzat işletmeyi tanımaya ve diğer işletmelerden ayırmaya yarayan ada ne denir?
a.   Ticaret ünvanı
b.   İşletme adı
c.   Ticaret adı
d.   Marka
e.   Coğrafi işaret(Menşe adı)
24.   Ticaret ünvanının kullanılmasında uygulanan sistemlerden hangisi ülkamizde uygulanmaktadır?
a.   Serbestlik sistemi
b.   Geçerlilik sistemi
c.   Karma sistem
d.   Karışık sistem
e.   İsbat şartlı sistem
25.   Gerçek kişi tacirin ticaret ünvanının çekirdeği nelerden oluşur?
a.   Ad ve soyad
b.   İşletme adı
c.   Ticaret ünvanı
d.   İşin niteliği
e.   Hepsi
26.   Ünvana ek olarak aşağıdaki eklerden hangisi bakanlar kurulu iznine tabidir?
a.   Ekonomik
b.   Demokratik
c.   Milli
d.   Bağlı
e.   Sınırlı sorumlu
27.   Aşağıdaki kelimelerden hangisinin ek olarak kullanılması özel kanunlarla izne tabi tutulmuştur?
a.   Türk
b.   Türkiye
c.   Banka
d.   Cumhuriyet
e.   Milli
28.   Aşağıdakilerden hangisi” Ahmet Aslan inşaatçılık  kollektif şirketinin” ticaret ünvanının çekirdeğini oluşturur?
a.   Ahmet aslan, kollektif şirketi
b.   İnşaatçılık kollektif şirketi
c.   Kollektif şirketi
d.   Şirketi
e.   KŞ.
29.   Aşağıdaki ticaret ünvanlarından hangisi doğru yazılmıştır?
a.   Ahmet aslan tuhafiye mağazası
b.   Ahmet aslan ve ortakları AŞ.
c.   Meral ak LTD.
d.   Aslan tuhafiye
e.   Şen bakkal
30.   Aşağıdaki AŞ ticaret ünvanının çekirdeği hangisidir?
a.   Mert
b.   İnşaat şirketi
c.   İnşaat anonim şirketi
d.   Anonim şirketi
e.   Mert inşaat anonim şirketi
31.   Aşağıdaki ticaret ünvanlarından hangisi doğru verilmiştir?
a.   Mehmet akkaya taşımacılık AŞ.
b.   Mert AŞ
c.   Sel inşaat AŞ
d.   Murat inşaatçılık kollektif şirketi
e.   Hiçbiri
32.   aşağıdakilerden hangisi bir kooperatif ünvanının çekirdeğidir?
a.   Sınırlı sorumlu
b.   Küçük evler
c.   Yapı kooperatifi
d.   Küçük evler yapı kooperatifi
e.   Kooperatifi
33.   Aşağıdaki ticari ünvanlardan hangisi yalnıştır?
a.   Mehmet akkaya inşaatçılık LTDŞTİ
b.   Mehmet akkaya inşaatçılık limited şirketi
c.   Mert inşaatçılık AŞ
d.   Mert inşaatçılık LTDŞTİ
e.   Mehmet Akkaya inşaatçılık anonim şirketi
34.   Hangi ortaklıklarda ortaklık konusunun gösterilmesi lazımdır?
a.   Anonim ve limited ortaklıklar
b.   Dernekler
c.   Kollektif ortaklıklar
d.   Komandit ortaklıklar
e.   Donatma iştirakleri
35.   Ortaklıktan ayrılan bir ortağın adı hangi şartla ünvanda kalabilir?
a.   Ortaklığın karar alması ile
b.   Ortağın yazılı muvafakatı ile
c.   Sicil memurluğunun izni ile
d.   Ticaret siciline tescil ile
e.   Hiçbiri
36.   Ticari işletme sahibini gösteren tanıtma aracı aşağıdakilerden hangisidir.
a.   Marka
b.   Ticaret ünvanı
c.   İşletme adı
d.   Menşe
e.   Reklamlar
37.   Aynı ad ve soyadı taşıyan tacirlerin ticaret ünvanında kullanmaları gereken ekler hangi türdendir?
a.   İhtiyari ek
b.   İzne bağlı ek
c.   Zorunlu ek
d.   Yasak ek
e.   Yanıltıcı ek
38.   Her iki tarafında tacir olması durumunda uygulanacak özel hükümlerden olmayan aşağıdakilerden hangisidir?
a.   Ticari defterler ile kanıtlama
b.   Hapis hakkı
c.   İhtar ve ihbarlarda yazılı şekil
d.   Tacirler arasındaki ticari satım ve trampalar
e.   Ücret ve faizin indirilmesini isteme
39.   Ticaret Sicilinin içeriğini ve evrakları inceleme konusunda kimler yetkilidir?
a.   İlgililer
b.   Tacirler
c.   Esnaflar
d.   Herkes
e.   Alacaklılar
40.   Aşağıdakilerden hangisi sicil memururunun tescil talebi konusunda karar verme yetkisine dahil değildir?
a.   Talebi kabul etmek
b.   Talebi reddetmek
c.   Geçici kayıt yapmak
d.   Geçici kaydı silmek
e.   Talep hakkında dava açmak
41.   Bir işlemin tescil ile doğması ve hüküm ifade etmesi tescilin hangi niteliğinin sonucudur?
a.   Yaratıcı niteliğinin
b.   Açıklayıcı niteliğinin
c.   Resmi niteliğinin
d.   Kanuni niteliğinin
e.   Zorunlu niteliğinin
42.   Tescil ve ilanın üçüncü kişilerin subjektif hüsnüniyetini ortadan kaldırması aşağıdakilerden hangisinin sonucudur?
a.   Olumsuz etkisinin
b.   Olumlu etkisinin
c.   Açıklayıcı niteliğinin
d.   Açıklık ilkesinin
e.   hiçbiri
43.   Bir hususun tescili zorunlu olmakla beraber, o husus tescilden önce doğmuş ve hüküm ifade etmiş bulunması tescilin hangi niteliğini belirtir?
a.   Yaratıcı niteliğinin
b.   Açıklayıcı niteliğinin
c.   Resmi niteliğinin
d.   Kanuni niteliğinin
e.   Zorunlu niteliğinin
44.   Tescili gerekmediği halde bir husus her nasılsa tescil ve veya ilan edilmiş ise bu durum üçüncü kişilerin subjektif hüsnüniyetini bertaraf etmemesi aşağıdakilerden hangisinin sonucudur?
a.   Olumsuz etkisinin
b.   Olumlu etkisinin
c.   Açıklayıcı niteliğinin
d.   Açıklık ilkesinin
e.   Hiçbiri
45.   Tescil sonucu yapılacak ilan nerede yapılır?
a.   Türkiye ticaret sicil gazetesi
b.   Mahalalli gazeteler
c.   Kamu kuruluşları
d.   Belediyeler
e.   Mahalli sicil gazeteleri
46.   Tescili gerekli işlemin oluşumundan itibaren tescil süresi kaç gündür?
a.   10
b.   30
c.   15
d.   60
e.   45
47.   Serbest rekabet hakkının sınırları hangi kurallar ile belirlenmiştir?
a.   Örf adet kuralları
b.   TTK.hükümleri
c.   Borçlar kanunu hükümleri
d.   İyiniyet kuralları
e.   Ekonomik kurallar
48.   Haksız rekabet hükümleri ile korunmak istenen nedir?
a.   Rakipler
b.   Tüm tacirler
c.   Rekabet hakkı
d.   Müşteriler
e.   Rekabet ortamı
49.   Haksız rekabet nedeni ile aşağıdaki davalardan hangisi açılamaz?
a.   Tespit davası
b.   Men davası
c.   İdari dava
d.   Eski hale iade davası
e.   Tazminat davası
50.   Haksız rekabetin basın yolu ile işlenmesi halinde davalı kimdir?
a.   Yazı sahibi veya ilanı veren
b.   Gazete sahibi
c.   Reklam ajansı
d.   Mesleki kuruluşlar
e.   Rakip
51.   Haksız rekabette zamanaşımı süreleri aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?
a.   1-3 yıl
b.   1-5 yıl
c.   30-60 gün
d.   60gün-1 yıl
e.   hiçbiri
i.   haksız rekabet halleri oku
52.   Haksız rekabetin unsurlarından olmayan hangisidir?
a.   İktisadi rekabet
b.   Rekabetin tacirler arasında olması
c.   Aldatıcı hareket ile iyiniyet kurallarına aykırı davranış
d.   Rekabet hakkının kötüye kullanılması
e.   Hiçbiri
53.   Kanunen onamaya tabi olmayan defter aşağıdakilerden hangisi olabilir
a.   Defteri kebir
b.   Yevmiye defteri
c.   Blanço defteri
d.   Envanter defteri
e.   Hiçbiri
54.   Ticari defterdake kayıtların sahibi lehine kanıt teşkil etmesi için aşağıdakilerden hangisi gerekmez?
a.   Anlaşmazlığın tacirler arasında olması
b.   Anlaşmazlığın her iki taraf içinde ticari iş niteliğinde olması
c.   Defterlerin usulüne uygun olarak tutulmuş olması
d.   İhtiyari defterler ancak onamaya ve beyana tabi defterler ile birlikte kanıt olabilir?
e.   Hepsi gereklidir.
55.   Aşağıdaki durumlardan hangisinde ticari defterler mahkemeye teslim edilmez?
a.   İflas
b.   Miras
c.   Satış
d.   Ortaklık
e.   hiçbiri
56.   Usulüne uygun olarak tutulmamış ticari defter kayitları ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
a.   Tacir lehine kanıt olurlar
b.   Tacir aleyhine kanıt olurlar
c.   Hem lehte hem aleyhte kanıt olurlar
d.   Kanıt olarak kullanılamazlar
e.   Hakimin taktirine bağlı
57.   Ticari defterler miras iflas, ortaklık nedeni ile doğan anlaşmazlıklarda nereye teslim edilirler?
a.   İlgililere
b.   Tacir lehine kanıt olurlar
c.   Asliye ceza mahkemesine
d.   Ticaret mahkemesine
e.   Teslim edilmezler
58.   Türk ticaret kanununa göre bir işletmenin ticaret işletmesi sayılması için gerekli unsur aşağıdakilerden hangisidir?
a.   Fabrika
b.   Fabrika,ticarethane ve ticari şekilde işletilen diğer müesseseler
c.   Devamlılık
d.   Daimilik
e.   Esnaf faaliyeti sınırlarını aşma
59.   Aşağıdakilerden hangisi ticaret hane sayılmazı?
a.   Tiyatro sinema ve otel işletmeleri
b.   Umumi mağazaların işletilmesi
c.   Borsa ve kambiyo işleri
d.   Sosyal sigortalar
e.   Hiçbiri
60.   Ticari defterler ve belgelerin zayi olması durumunda tacir kaç gün içinde mahkemeye başvurmalıdır?
a.   10
b.   15
c.   20
d.   30
e.   60
61.   Bağlı tacir yardımcılarından olmayan aşağıdakilerden hangisidir?
a.   Ticari mümessil
b.   Seyyar tüccar memuru
c.   Ticari vekil
d.   Ticari işler tellalı
e.   Hiçbiri
62.   Tacir yardımcıları içinde en geniş yetkiye sahip olan aşağıdakilerden hangisidir?
a.   Ticari vekil
b.   Acente
c.   Tellal
d.   Ticari mümessil
e.   Seyyar tüccar memuru
63.   Ticari Mümessilin yapamayacağı işlemlerden olan hangisidir?
a.   İşletmeye Gayrimenkul almak
b.   İşletmeye ait gayrimenkul satmak
c.   Gayrimenkul kiralamak
d.   Gayrimenkul kiraya vermek
e.   Şube açmak
64.   Ticari mümessil aşağıdaki işlemlerden hangisini yapamaz?
a.   Ticari vekil atamak
b.   Tacir adına bono poliçe çek düzenlemek
c.   Sulh tahkim ve davadan faragat işlemleri
d.   Kambiyo taahüdünde bulunmak
e.   Mevcut ortaklardan birini şirketten çıkarmak
65.   Ticari mümessil aşağıdaki işlemlerden hangisini yapabilir?
a.   İşletmeye ortak kabul etmek
b.   İşletme devri
c.   Tüzel kişi tacirlerde tür değişikliği yapmak
d.   Kambiyo taahüdünde bulunmak
e.   Hiçbiri
66.   Ticari mümessil tarafından ancak özel yetki alınarak yapılabilecek işlerden olan hangisidir?
a.   İrtifak hakkı
b.   Gayrimenkul mükellefiyeti
c.   Gayrimenkul üzerinde rehin hakkı
d.   Gayrimenkullere ilişkin satış vaadi
e.   Hepsi için özel yetki gerekir
67.   Ticari mümessilin temsil yetkisi aşağıdaki hallerden hangisi ile sınırlandırılabilir?
a.   Miktar
b.   Şube işleri ve veya birlikte temsil
c.   Fiyat
d.   3. kişiler bakımından
e.   hepsi
f.   hiçbiri
68.   Aşağıdaki durumlardan hangisinde temsil yetkisi sona ermez?
a.   Azil ve istifa
b.   Ölüm medeni hakları kullanma ehliyetinin kaybı
c.   İflas
d.   İşletmenin devri
e.   İşletmenin tasfiyesi
69.   Ticari mümessil sıfatını haiz olmaksızın bir ticari işletme sahibi tarafından müessesenin bütün işleri ve muayyen bazı muameleler için temsile memur edilen kimseye ne ad verilir?
a.   Ticari vekil
b.   Ticari mümessil
c.   Tacir yardımcısı
d.   Seyyar tüccar memuru
e.   Acente
70.   Ticari vekilin yapamayacağı işlerden olan aşağıdakilerden hangisidir?
a.   Kambiyo taahüdünde bulunma
b.   Ödünç alma
c.   Davacı ve davalı olarak taciri temsil etme
d.   Yukarıdakılerden hepsi
e.   Yukarıdakilerden hiçbiri
71.   Müvekkili hesabına yaptığı sözleşmelerin üçüncü kişi tarafından yerine getirileceğini garanti eden tacir yardımcısına ne ad verilir?
a.   Dükruvar komisyoncu
b.   Ticari işler komisyoncusu
c.   Ticari işler tellalı
d.   Acente
e.   Ticari vekil
72.   Aşağıdakilerden hangisi tellalın borçlarından değildir?
a.   Bordro verme mükellefiyeti
b.   Numunenin saklanması mükellefiyeti
c.   Defter tutma mükellefiyeti
d.   Mükellefin menfaatlerini gözetme
e.   Bilgi verme
73.   Aşağıdakilerden hangisi tellalın haklarından biridir?
a.   Ücret talep etme
b.   Yevmiye defteri tutma
c.   Müvekkili adına sözleşme yapma hakkı
d.   Hapis hakkı
e.   Hiçbiri
74.   Ticaret işleri tellallığından doğan taleplerde zamanaşımı süresi nedir?
a.   1yıl
b.   5yıl
c.   3yıl
d.   60gün
e.   hiçbiri
75.   ticaret işleri tellallığından doğan ücret talep etme hakkında zamanaşımı süresi nedir?
a.   1yıl
b.   5yıl
c.   3yıl
d.   60gün
e.   hiçbiri
76.   Aşağıdakilerden hangisi acentenin unsurlarından olamaz?
a.   Tacirin bağımsız yardımcısıdır
b.   İşlemleri müvekkili nam ve hesabına yapar
c.   Acentenin tacirle ilişkileri süreklilik arzeder
d.   Acentelikten söz edilmesi için bu işin meslek edinilmiş olması gerekir
e.   Acente tacir niteliğini haiz değildir.
77.   Aşağıdaki tacir yardımcılarından hangisi müvekkili nam ve hesabına işlem yapar
a.   Tellal
b.   Ticaret işleri tellalı
c.   Acente
d.   Komisyoncu
e.   Taşıma işleri komisyoncusu
78.   Aşağıdakilerden hangisi acentenin borçlarından değildir?
a.   Defter tutma
b.   Müvekkilinin işlerini görme ve menfaatini koruma
c.   Bilgi verme
d.   Verilen talimatlara uygun hareket etme
e.   Önleyici tedbirler alma
79.   Tacirin aynı bölgede aynı ticaret dalı için birden fazla acente tayin edememesine ne ad verilir?
a.   Tekel hakkı
b.   Rekabet hakkı
c.   Tek satıcılık
d.   Menfaat hakkı
e.   Hiçbiri
80.   Aşağıdaki durumlardan hangisinde acente müvekkilini mahkemede temsil edemez.
a.   Alacak davaları
b.   Haksız fiil davaları
c.   Borç davaları
d.   Sebepsiz zenginleşme davaları
e.   Hiçbiri
81.   Aşağıdakilerden hangisi acentelik sözleşmesinin sona erme sebeplerinden olamaz?
a.   Sürenin sona ermesi
b.   Feshi ihbar
c.   Taraflardan birinin ölümü iflası hacir altına alınması
d.   Azil
e.   Haklı nedenler ile fesih
82.   Belirsiz süre için yapılmış acentelik sözleşmesini taraflardan herbiri ne kadar önceden haber vererek sona erdirebilir?
a.   1 ay
b.   30 gün
c.   15 gün
d.   3 ay
e.   hiçbiri
83.   Acentelik sözleşmesinden doğan tüm talep haklarında zamanaşımı süresi nedir?
a.   1yıl
b.   5yıl
c.   3yıl
d.   60gün
e.   hiçbiri
84.   Ücret karşılığında kendi adına müvekkili hesabına hukuki işlem yapmayı üstlenen kişiye ne ad verilir?
a.   Ticaret işleri tellalı
b.   Komisyoncu
c.   Evlenme tellalı
d.   Acente
e.   Ticari vekil
85.   Aşağıdakilerden hangisi komisyonculuğun unsurlarından olamaz?
a.   Kendi adına müvekkili hesabına işlem yapar
b.   Komisyon sözleşmesinin konusu kıymetli evrak ve menkul eşya alım satımıdır
c.   Komisyoncu ile müvekkili arasındaki ilişki süreklidir
d.   Komisyoncu ücret karşılığında faaliyet gösterir
e.   Hiçbiri
86.   Komisyoncunun borçlarından olmayan aşağıdakilerden hangisidir?
a.   Müvekkilin talimatına göre hareket etmek
b.   Bilgi verme
c.   Müvekkilin menfaatlerini koruma
d.   İktisap olunan hak ve borçları müvekkile devretme ve hesap verme
e.   Hepsi doğrudur
87.   Aşağıdakilerden hangisi komisyoncunun haklarından olamaz?
a.   Ücret talep etme
b.   Masrafların ödenmesini isteme
c.   Hapis hakkı
d.   Bizzat taraf olma
e.   Hepsi komisyoncunun haklarındandır
88.   Komisyon sözleşmesinden doğan talep haklarında zamanaşımı süresi nedir?
a.   1yıl
b.   5yıl
c.   3yıl
d.   60gün
e.   hiçbiri
89.   Aşağıdakilerden hangisi acentanın haklarından değildir?
a.   Tekel hakkı
b.   Rekabet hakkı
c.   Ücret isteme hakkı
d.   Hapis hakkı
e.   Olağanüstü giderleri isteme hakkı
90.   Taşıma işleri komisyonculuğundan doğan talep hakkı ne kadar sürede zamanaşımına uğrar?
a.   1yıl
b.   5yıl
c.   3yıl
d.   60gün
e.   hiçbiri
91.   Aşağıdakilerden hangisi bir marka çeşidi değildir?
a.   Ferdi marka
b.   Garanti markası
c.   Ortak marka
d.   Hepsi marka çeşididir.
e.   Hiçbiri
92.   Gerçek ve tüzel kişiler tarafından münferiden ve bağımsız olarak kullanılan markalara ne ad verilir?
a.   Ferdi marka
b.   Garanti markası
c.   Ortak marka
d.   Hepsi marka çeşididir.
e.   Hiçbiri
93.   Markalar için tescil başvurusu nereye yapılır?
a.   Türk patent enstitiüsü
b.   İso
c.   Türk standartları enstitüsü
d.   Sanayi ve ticaret bakanlığı
e.   Hazine müsteşarlığı
94.   Marka ne kadar süre kullanılmaz veya kullanımına ara verilirse iptal edilir?
a.   1yıl
b.   5yıl
c.   3yıl
d.   60gün
e.   hiçbiri
95.   Tescilli markalarda koruma süresi nedir?
a.   1yıl
b.   5yıl
c.   10yıl
d.   60gün
e.   hiçbiri
96.   Marka sahibinin eski halin iadesi için açdığı davaya ne ad verilir?
a.   Ref davası
b.   Men davası
c.   Maddi tazminat davası
d.   Manevi tazminat davası
e.   Hiçbiri
97.   Cari hesap sözleşmesinde taraflardan hangisinin borçlu hangisinin alacaklı olduğu ne zaman belli olur?
a.   Hesabın kesilmesi ile
b.   Hesabın kapatılması ile
c.   Hesabın kesinleşmesi ile
d.   Boçlunun başvurusu ile
e.   Alacaklının başvurusu ile
98.   Her bir hesap devresi sonunda zimmet ve matlup kalemleri arasındaki farkın tespit edilme işlemine ne ad verilir
a.   Hesabın kesilmesi
b.   Hesabın kapatılması
c.   Hesabın kesinleşmesi
d.   Boçlunun başvurusu
e.   Alacaklının başvurusu
99.   Cari hesap sözleşmesinin şekil şartı nedir?
a.   Yazılı şekil
b.   Sözlü  şekil
c.   Tescil
d.   İlan
e.   Herhangibir şekil şartı yoktur
100.   Cari hesap sözleşmesinin unsurlarından olmayan aşağıdakilerden hangisidir?
a.   Cari hesap sözleşmesinin tacirler arasında yapılması şarttır?
b.   Cari hesap sözleşmesi herşeyden evvel bir ödeme şekli ve aracıdır?
c.   Cari hesap sözleşmesinde her ikitaraf borçlu ve alacaklı duruma geçebilir?
d.   Cari hesap sözleşmesinin yapılabilmesi için taraflar arasında devamlı bir ilişkinin varlığı aranır?
e.   Hiçbiri
101.   Cari hesap sözleşmesinden doğan anlaşmazlıklar kaç yıllık zamanaşımı süresine tabidir?
a.   10
b.   5
c.   1
d.   2
e.   3
102.   Belirsiz bir süre yapılmış olan cari hesap sözleşmesi ne zaman sona ermez?
a.   Hesap devresinin sona ermesi durumunda
b.   Taraflardan birinin feshi ihbar etmesi
c.   Taraflardan birinin iflası
d.   Sözleşmede öngörülmüşse taraflardan birinin ölümü
e.   Sözleşmede öngörülmüşse taraflardan birinin hacir altına alınması
103.   Aşağıdaki alacak türlerinden hangisinin cari hesaba geçirilmesi mümkündür?
a.   Takası mümkün olmayan alacaklar
b.   Belirli bir yere sarf edilmek üzere teslim edilen para ve mallardan doğan alacaklar
c.   Emre amade tutulmak üzere teslim edilen para ve mallardan doğan alacaklar
d.   Para mal hizmet ve başkaca ilişkilerden doğan karşılıklı alacaklar
e.   Alacakların cari hesaba geçirilmesi mümkün değildir?
104.   Yeni bir borcun tesisi ile eski borcun ortadan kalkması hususunda tarafların anlaşmasına ne ad verilir?
a.   Tecdit
b.   Temdit
c.   Konversiyon
d.   Konsolidasyın
e.   Version
105.   Cari hesapta tecdit(yenileme) ne zaman meydana gelir?
a.   Hesabın kesilmesi
b.   Hesabın kapatılması
c.   Hesap devresi kapatılıp bakiye diğer tarafça kabul edilirse
d.   Cari hesapta tecdit olmaz
e.   Yukarıdakilerden hepsi yalnıştır.
106.   



443  Akademik-Üniversite Kaynaklar / Hukuk Kaynakları / Ynt: TİCARET HUKUKU HAKKINDA GENEL BİLGİLER : Mart 16, 2008, 11:48:05 ÖÖ
gelince her birini ayrı ayrı inceleyeceğimiz bu hükümler gereğince ticari işler , adi işlere nazaran şu farklı kurallara ( ilkelere) tabidirler.
    A.Ticari işlerde yasal zaman aşımı süreleri sözleşme ile kısaltılamazlar. Adi işlerde ise kısaltılabilirler.
    B. Ticari işlerden doğan borçlarda "teselsül karinesi" geçerlidir. Adi işlerde ise müteselsil sorumluluk kural değil istisnadır.
    C. Ticari işlerde faiz , adi işlerden farklı hükümlere tabi tutulmuşlardır.
    D. Birer ticari iş niteliğinde olan satış ve trampa sözleşmelerinde TTK.25.m. de BK’ nun satış sözleşmesi hükümlerine nazaran farklı nitelikteki özel hükümlere yer vermiştir.
    E. Nispi ticari dav niteliğinin saptanmasında tacirin ücret ve faiz isteme hakkının ve istenildiğinde fatura verme yükümünün doğmasında, yapılan işin ticari nitelikte olması ölçü rolünü oynamaktadır.
    F. Ticari defterlerin özel kanıtlama aracı olarak kullanılması , ortada bir ticari işin var olup olmamasına göre belirlenmektedir.
    G. Ticaret işleri tellallığı ve acentelik sıfatları , yapılan işin ticari iş olup olmamasına göre belirlenmektedir.
     
   II. TİCARİ İŞ SAYILACAK OLAN İŞLER
         TTK'nun ticari işler ticari işler başlığını taşıyan 3.m.ne göre "Bu kanunda tanzim olunan hususlarla bir ticarethane veya fabrika yahut ticari şekilde işletilen diğer bir müesseseyi ilgilendiren bütün muamele , fiil ve işler ticari işlerdendir."
      Öte yandan TTK:21.m.ne göre , bir tacirin borçlarının ticari olması Şu kadar ki , hakiki şahıs olan tacir muameleyi yaptığı anda bunun ticari işletmesi ile ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına halin icabı (elverişli) bulunmadığı taktirde borç adi sayılır
     Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler , kanunda aksine hüküm olmadıkça , diğer taraf için ticari iş sayılırlar.
     TTK'nun  yukarıda  anılan her iki hükmü birlikte göz önüne alındıklarında bu hükümlerden çıkan sonuç gereğince yürürlükte ki hukukumuzda başlıca dört türlü işin "ticari iş " olduğu görülmektedir.
 
  A. TTK.da Düzenlenmiş Olan İşler
       TTK.da düzenlenmiş olan tüm işler, başkaca bir ölçüye gerek olmaksızın , yasa gereği olarak ticari iş sayılırlar. Buna göre TTK.da düzenlenmiş olan bir husus tacir ile veya tacir işletme ile ilgili olmasa dahi , yine de ticari  iş sayılırlar( örneğin tacir olsun yada olmasın , herkesin yapabileceği cari hesap sözleşmeleri , taşıma sözleşmeleri, kambiyo senetleri ile ilgili işler, sırf TTK. da düzenlenmiş oldukları için ticari iş sayılırlar.
 
B. Ticari İşletme İle İlgili İşler
     Herhangi bir iş TTK. da düzenlenmiş olmasa bile, "bir ticari işletme ile ilgili olması şartıyla" hangi kanunda düzenlenmiş olursa olsun, ticari iş sayılırlar. Demek ki bu tür işlerin ticari iş olup olmadıklarının saptanmasında ölçü, bunların bir ticari işletme ile ilgili olmaları, yani söz konusu ticari işletmenin faaliyetinin normal olarak birlikte getirdiği (bu işletmenin normal faaliyetinden sayılan) işlerden biri olmasıdır.

C. Gerçek Kişi Tacir Tarafından Yapılan İşler
     TTK.21/1.m ticaret karinesi başlığı altında sübjektif (sujeyi esas alan) sistemden esinlenerek gerçek kişi tacirlerin tüm borçlarının ticari olduğunu , yani bunların o tacirin ticari işletmesi ile ilgili bulunduğunu karine olarak kabul etmiştir.Böyle bir karineye dayanmakta olan bir kimsenin kanıtlama yükümünden kurtulacağı ilkesi uyarınca, tacir yaptığı bir işin ticari işletmesi ile ilgili olduğunu kanıtlamak  zorunda değildir. Ancak mutlak nitelikte olmayan bu karineyi iki halde çürütmek (geçersiz bırakmak) mümkündür;  gerçek kişi tacir söz konusu işi yaparken:
    1. Bunun  ticari işletmesi ile ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirmişse veya
    2. halin icabı böyle bir ilginin kabulüne elverişli değilse , yapılan iş o tacir için ticari sayılmaz.
       Tüzel kişi tacirlerde ise TTK. adi yani ticari nitelikte olmayan bir ticaret alanı tanımamıştır. Dolayısıyla bunların yaptıkları tüm işler ticari sayılırlar.

D. Taraflardan Yalnız Biri İçin Ticari İş Niteliğinde Olan Sözleşmeler
       TTK.21/2.m taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeleri kanunda  aksine hüküm bulunmadığı sürece diğer taraf içinde ticari saymıştır.
       yasa koyucunun TTK'nun uygulanmasını kolaylaştırmak için koymuş olduğu bu hüküm şu halde tacir olmayan kişilerinde tacir olmanın ağır hükümlerine tabi tutulması sonuncunu doğurduğundan , bu ağır sonucu hafifletmek amacıyla iki önemli koşul öngörmüştür.

       1. Bir taraf için ticari iş niteliğinde olan bir iş ancak bir sözleşmeden ibaret olduğu zaman diğer taraf için de ticari iş sayılır, yani bu sözleşmeden diğer taraf için doğan edimlere de ticari hükümler uygulanır. Buna karşılık bir taraf için ticari sayılan bir iş sözleşme  niteliğini taşımıyorsa , diğer taraf için adi iş sayılır(Örneğin tacir olmayan bir kimsenin özel aracıyla bir tacirin ticarethanesinin vitrinine çarpıp "haksız fiil" yoluyla ona zarar vermesi
       2. Bir taraf için ticari sayılan iş sözleşmeden ibaret olsa dahi , bu işin diğer taraf açısından da ticari sayılabilmesi için , aynı zamanda "kanunda aksine bir hüküm bulunmaması" da gerekir. Örneğin bir davada ticari defterlerin delil olarak kullanılabilmesi için veya TK:20.m.de  öngörülen belirli ihbar ve ihtarların bu maddede anılan özel şekle tabi olmaları için , her iki tarafın da tacir olması gerekir.

III.BİR İŞİN TİCARİ İŞ SAYILMASINA BAĞLANAN HUKUKİ SONUÇLAR
    Bir işin yukarıdaki ölçütlere göre ticari iş sayılması başlıca şu hukuki sonuçları doğurmaktadır .
    1. Ticari işlerde öncelikle ticari hükümlerin uygulanması ,
    2. Ticari işlerden doğan davaların ticari dava sayılması ve ticari yargı kurallarına tabi olması
    3. Ticari işlerde müteselsil sorumluluk kuralının geçerli olması
    4. Ticari işlerde zaman aşımı konusunda özel kuralların geçerli olması
    5. Ticari ilerin en tipik örneğini oluşturan ticari satış ve trampa hakkında özel hükümlerin geçerli olması
    6. Ticari işlerde faiz konusunda özel hükümlerin geçerli olması
 
 IV.TİCARİ HÜKÜMLER
 
A.Kavram ve Türleri
    TTK'nun "Ticari hükümler" kenar başlığını taşıyan 1.m.ne göre "hakkında bir ticari hüküm bulunmayan ticari işlerde mahkeme , ticari örf ve adete, bu dahi yoksa umumi hükümlere göre karar verir"
     Şu halde bu hüküm gereğince demek ki ticari hüküm, "ticari işlere öncelikle uygulanması gerekli olan hüküm " anlamını taşımaktadır.
    Bu nitelikteki hükümlerin hangi hükümler olduğu sorusunun cevabı ise aynı maddenin 1.fk. şöylece vermektedir.
      İki cümleden oluşan bu fıkra ilk cümlesinde "TTK., TMK’ nun ayrılmaz bir Cüzü’dür"demek suretiyle BK.nunda içine alan TMK’ nun temel ilkelerinin - bir sıra dahilinde de olsa- TTK.nada uygulanacağını saptadıktan sonra , ikinci cümlesinde " Bu kanundaki hükümlerle , bir ticarethane veya fabrika; yahut ticari şekilde işletilen herhangi bir müesseseyi  ilgilendiren muamele , fiil ve işlere dair diğer kanunlarda yazılı hususi hükümler ticari hükümlerdir" demektedir. Şu halde kısaltılarak ifade edildiğinde , yürürlükteki hukukumuzda başlıca iki türlü ticari hüküm mevcuttur.
    1. TTK.da ki Hükümler
         Bu hükümler herhangi bir ticari işletme ile veya bir tacir ile ilgili olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari hüküm sayılırlar.
    2.Diğer Kanunların Ticari İşletme ile İlgili hükümleri
        Bu hükümlere örnek olarak TMK1913,863/2,876-881. m BK.122/3, 179,180,187, 209/3,212/1,307/2 449-456.m; HUMK. 212, 307.m Markalar Kanunu, Ticari İşletme Rehin Kanunu, Kanuni Faiz ve Temerrüt faizine ilişkin Kanun , Bankalar Kanunu, Ödünç Para Verme İşleri Kanunu, Ticaret ve Sanayi Odalar, Ticaret Borsaları hk. Kanun vs. gösterilebilir.

B. Ticari İşlere Uygulanacak Olan Hükümler Arasındaki  Öncelik Sırası
        TTK.1/1. m.1.c hükmü gereğince aynı zamanda ticaret hukuku alan içinde geçerli nitelikte olan BK nun 149. ve 20. m.lerinde yer alan" sözleşme özgürlüğü ilkesi" gereğince , ister adi ister ticari nitelikte olsun , her hukuki ilişkide uygulanması gereken kurallar sırası genel olarak şöyledir.

   aa. Buyurucu kanun hükümleri
   bb. Sözleşme hükümleri
   cc. Düzenleyici hükümler
        Hukukun genel prensibini yansıttığı için önceliği saklı tutulması gereken bu" genel sıralama " yanında TTK.1/2.m hükmü de ticari işlere uygulanacak olan kurallar şu "özel sıralamaya" tabi tutulmaktadır.

   aa. Yazılı ticari hükümler
   bb. Yazısız ticari hükümler( Yani ticari örf ve adet kuralları)
   cc. Umumi hükümler ( Yani medeni hukuk hükümleri;)
        Bu genel ve özel sıralamanın her ikisi birlikte göz önüne alındığında şu halde ticari işlere uygulanacak kuraların sırasının sonuç olarak şöyle olması gerekir.

   bbb. Sözleşme hükümleri
   ccc. Düzenleyici(dispozitiv) nitelikte yazılı ticari hükümler
   ddd. Yazısız ticari hükümler
   eee. Ticari nitelikte olmayan umumi hükümler( Yani medeni hükümler)ki bunlar da TMK.1.m. gereğince kendi aralarında şu sıraya göre uygulanırlar
       - Yazılı medeni hukuk hükümleri
       - Yazısız medeni hukuk hükümleri
       - Yargıcın koyduğu hükümler

C. Ticari "Örf ve Adet" -Ticari "Teamül" Ayırımı
    1.Örf Ve Adet Kavramı
         Genellikle kabul edildiği gibi örf ve adet6 kuralları , bir toplumda veya belirli bir çevrede belirsiz çok uzun zamandan beri uygulanan ve bunun sonucunda o toplumda veya o belirli çevrede kendilerine uyulmasının zorunlu olduğu yolunda genel bir inancın yerleşmiş olduğu , tıpkı bir kanun gibi bağlayıcı olan davranış kurallarını ifade etmektedirler.
       Bir toplumda veya belirli bir çevrede bireylerin belirli koşullar altında sürekli olarak hep aynı davranış kurallarına uymalarından fiili adetler doğar(maddi unsur:süreklilik) zamanla bu kurala uymanın zorunlu olduğu kanısı halk bilincinde yerleşmesi sonucunda bu fiili adetler teamüle( gelenek , tradition) dönüşürler(manevi  unsur: genel inanç) ve nihayet yine zamanla böyle yerleşik geleneğe uymanın devletin somut gücüyle yani maddi yaptırımlarla da sağlanması sonucunda da (hukuki unsur: maddi yaptırım) örf ve adet kuralları dediğimiz kurallar ortaya çıkar.

    Tıpkı yürürlükte bulunan kanunlar gibi bağlayıcı nitelikte olan örf ve adet kuralları , yargıç tarafından re'sen uygulanmaları gereken hukuk kuralarıdır.  Bunların birer hukuk kuralı niteliğinde olduklarını, TTK.1/2. m.deki şu hüküm açıkça ortaya koymaktadır: " Hakkında ticari bir hüküm bulunmayan ticari işlerde mahkeme , ticari örf ve adete göre kara verir.
    Bu hüküm gereğince hakkında ticari bir hüküm bulunmayan hallerde ilgili ticari örf ve adet kurallarını re'sen araştırmak, bulmak ve uygulamak zorunda olan yargıcın , mevcut bütün ticari örf ve yaşamın içinde olan tacirlerce bilinmeleri doğaldır. Bu nedenle TTK.2/3 .m. hükmü bu kuralların yalnız tacirlere uygulanacağını, tacir olmayanlara ise ancak onların böyle bir kuralın varlığını bildiklerinin yada bilmeleri gerektiğinin kanıtlanması şartıyla uygulanabileceğini öngörmüştür. . buna göre tacir olmayan tarafın  ticari örf ve adet kuralının varlığını bildiğini veya bilmesinin gerekli olduğunu durumu göz önünde bulundurarak 5590s Odalar Kanunun 17.m.nin d bendi ile ticaret, sanayi ve deniz ticaret odalarının bir yasal organı olan "oda meclis"lerine , bölgeleri içindeki ticari  ve sınai örf ve adetleri saptamak görevini  vermiştir. Bu ihtimalle mahkemeler belli bir hususta herhangi bir örf ve adet kuralının bulunup bulunmadığı konusunda tereddüde düştüklerinde, bu hususu ilgili odaya sormaktadırlar ve bu odadan gelecek cevaba göre karar vermektedirler.

2. Örf ve Adet Kurallarının Türleri
       Bu kurallar "uygulandıklar işler çevresi bakımından" ticari örf ve adet kuralları  ve adi örf ve adet kuralları   olmak üzere ikiye ayrılırlar. Ticari örf ve adet kuralları da "yerel uygulama alanları "bakımından bunların ülkenin her yerinde ya da belirli yerlerine geçerli  olmalarına göre "genel" ve "yerel" , uygulandıkları "ticaret dalı" bakımından da "genel "ve "özel" örf ve adet kuralları olarak sınıflandırılabilir.
       TTK.2/2 m.ne göre "bir bölgeye ve ticaret şubesine mahsus olan" ticari örf ve adetler , genel nitelikte olanlara nazaran öncelikle uygulanırlar. Yine aynı hüküm gereğince ilgililerin bölgede bulunmamaları halinde , kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça , yerel nitelikteki iki farklı örf ve adet kuralından borcun "ifa yerinde" geçerli olan kurallar geçerlidir.

3. Ticari Örf ve Adet Kurallarının Uygulanacağı Kimseler
      Ticari örf ve adet kuralları ticaret yaşamından doğduklarından , bunların yalnız böyle bir kanıtlamak yükümü , bunu iddia etmekte olan tarafa düşecektir.

4. Örf ve adet - Teamül Ayrımı
    TTK.2/1. m. gereğince " kanunda aksine bir hüküm yoksa teamül, ticari örf ve adet olarak kabul edildiği tespit edilmedikçe hükme esas olamaz. Şu kadar ki , irade beyanlarının yorumlanmasında teamüllerin de göz önünde bulundurulması kuralı saklıdır.
    Bu hükümden açıkça anlaşıldığı gibi TTK.muz teamülleri örf ve adet kuralları gibi objektif hukuk kuralı olarak saymamış, bunlardan sadece taraf iradelerinin yorumlanmasında yararlanılabileceğini kabul etmiştir.
    Teamülün bir örf ve adet kuralı gibi yargıç tarafından hükme esas alınabilmesi için , bunu "kanun metninde açıkça öngörülmüş olması " gerekir . Bu gibi hallerde örnek olarak TTK.88/5 , 104/2, 108, 623/2 779, 1140/1, 1156 m. ve BK 209/3.m hükümleri gösterilebilir.

V.TİCARİ YARGI
  A. Genel Olarak Türkiye'de Yargı Örgütü
       Ülkemizde yargı örgütü , başlıca üç "yargı alanından" (yargı kolundan) oluşmaktadır:Anayasa yargısı, İdari yargı, ve adli (genel) yargı
     Ticari davaların yer aldığı adli yargı ise şu mahkemelerden oluşmaktadır.
        1. Hüküm Mahkemeleri( İlk Derece Mahkemeleri)
             a. Genel Mahkemeler
                   aa. Hukuk Mahkemeleri
                          -Sulh Hukuk Mahkemeleri
                          -Asliye Hukuk Mahkemeleri
                          -Genel Asliye Hukuk Mahkemeleri
                          -Özel Asliye Hukuk Mahkemeleri
                   bb. Ceza Mahkemeleri
                          -Sulh Ceza Mahkemeleri
                          -Asliye Ceza Mahkemeleri
                          -Ağır Ceza Mahkemeleri
             b. Özel Mahkemeler
                    aa. Tapulama Mahkemesi
                    bb. İş Mahkemesi
                    cc. Toplu Basın Mahkemesi
                    dd. İcra Mahkemesi
         2. Denetim Mahkemesi(Yargıtay) 
        Yukarıdaki şemada yer alan özel mahkemeler ile ceza mahkemeleri bir yana bırakılırsa , kişilerin özel hukuka ilişkin uyuşmazlıklarını çözümleyen ve bu arada ticari davalara da bakan hukuk mahkemeleri kısaca ilk derece mahkemeleri olarak sulh ve asliye hukuk mahkemelerinden , denetim mahkemesi olarak ta yargı taydan oluşmaktadır.
        Adli mahkemelerin kuruluşunu düzenleyen 1924t. ve 469s. kanunun 1.m ne göre bunlardan asliye hukuk mahkemelerinin görevi asıl , sulh hukuk mahkemelerinin ki ise istisnai nitelikte olup , bunlar ancak kanunda kendilerine verilmiş olan işler ile değeri para ile ölçülebilen konularda müddebihi (yani dava değeri) 400 milyon tl.nı geçmeyen davalara bakabilirler.
       Yalnızca ticari davalara bakmak üzere ülkemizde İstanbul, Ankara ve İzmir ilinde kurulmuş olan asliye ticaret mahkemeleri ise , genel nitelikteki asliye hukuk mahkemelerinden farklı  olarak üç yargıçlı toplu mahkemeler olup kendilerine gelen davalara yazılı yargılama yöntemi ile bakarlar . Özel ticaret mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde ise ticari davalara, bu davaların müdeabihinin 400 milyon tl. nin altında veya üstünde olmasına göre sulh hukuk veya asliye hukuk mahkemeleri bakar.

B. Yargı yolu, Görev, Yetki ve İşbölümü Kavramı
      Yargı örgütünü oluşturan çeşitli mahkemeler arasındaki iş dağıtım ilişkisini belirleme   
ve bununla ilgili kurallara uymanın doğuracağı hukuki sonuçları saptamak bakımından yukarıdaki kavramların birbirinden ayırtedilmesi gerekir.
      Başka yargı koluna giren mahkemeler( örneğin Adli mahkemeler ile idari mahkemeler ) arasındaki iş dağıtımı ilişkisi yargı yolu deyimi ile ifade edilir . Bu sorunla ilgili olarak ortaya çıkan olumlu veya olumsuz uyuşmazlıklar" Uyuşmazlık Mahkemesinde" çözümlenirler.
     Aynı yargı alanı içinde yer alan farklı türden mahkemeler(örneğin adli yargı alanına giren ve yukarıda verdiğimiz şemada  yer alan mahkemeler) arasındaki konu(işin niteliği) itibariyle iş dağıtımı ilişkisi ise görev deyimi ile ifade edilir. Bu alandaki bir görev uyuşmazlığını çözümleyecek merci ise , bu uyuşmazlık mahkemeleri arasında çıktığı zaman Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, ceza mahkemeleri arasında çıktığı zaman Yargıtay 3. Ceza Dairesidir.
      Aynı veya ayrı yargı alanındaki çeşitli mahkemeler arasındaki yer itibariyle iş dağıtımı da yetki sözü ile ifade edilir. Görev kavramında ana ölçü" işin niteliği" olduğu halde yetki kavramında ise "işin vaki olduğu yerdir".
     Nihayet aynı yargı alanı içinde bulunan ve aynı türden olan  mahkemeler( örneğin asliye hukuk ve sulh hukuk mahkemelerin bir yerde bulunan "çok sayıdaki daireleri" arasındaki iş dağıtımı ilişkisi de işbölümü sözü ile ifade edilir. Yukarıda anılan 469s. Kanunun 2.m. ne göre bu tür iş dağıtımı Adalet bakanlığınca düzenlenir.

C. TTK. da Genel Hukuk Mahkemeleri ile Özel Ticaret Mahkemeleri Arasındaki İşbölümü ilişkisi
            1926T. li eski ticaret kanunumuz zamanında ticari nitelikteki bir davaya ticaret mahkemesinin bulunduğu bir yerde genel bir hukuk mahkemesinin bulunduğu bir yerde genel bir hukuk mahkemesinin bakması veya bu mahkemenin ayrı bir ticaret mahkemesi bulunmayan bir yerde söz konusu davayı " ticaret mahkemesi sıfatını belirtmeksizin" çözümlemesi halinde verilen hüküm  " görev kurallarına aykırılık" nedeniyle yargıtayca bozulmakta idi.Özel nitelikteki  ticaret ve genel nitelikteki diğer hukuk mahkemeleri arasında bir "görev ayrılığı" , değil sadece bir "işbölümü" nün varolabileceğini kabul eden ve bu durumun sadece  davaların gereksiz olarak uzamasından başka bir sonuç doğurmadığını , hal bu ki gerçekte önemli olan hususun yalnızca ticari davalara ticari hükümlerin doğru olarak uygulanmasından ibaret olduğunu savunan doktrinin bu görüşünü benimseyen yasa koyucu 1957t. yeni TTK. nu hazırlarken özel ticaret mahkemeleri  ile genel hukuk mahkemeleri  arasındaki teknik anlamda bir görev ayrılığı değil , sadece bir işbölümü ilişkisinin mevcut olduğunu kabul ederek bu ilkeye dayanan aşağıdaki TTK.5.m. hükmünü sevk etmiştir.

D. Ticari Davalara Bakacak Olan Mahkemeler
      TTK. 5.m. gereğince ayrı bir ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde ticari davalara , dava olunan şeyin değerine göre sulh hukuk veya asliye hukuk mahkemelerinde bakılır." Kanunda aksine bir hüküm bulunmaması"
 şartına bağlı olan bu hüküm gereğince parasal değeri 400 milyon tl.ni aşmayan dava konularına sulh hukuk mahkemelerinde , bu miktarın üstündeki davalara ise asliye hukuk mahkemelerinde bakılır.
     Özel ticaret mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde böylece ticari davalara bakan sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemelerinin  bu davalara " ticaret mahkemesi sıfatıyla baktıklarını" verecekleri hükümleri ayrıca  belirtmeleri zorunlu değildir. Çünkü bu mahkemeler TTK.511. m.ne göre ticari davaları çözümlemekle zaten görevlidirler.

Burada önemli olan tek husus , uygulanması gereken hükümlerin uygulanmış olmasıdır.

   Ayrı bir ticaret mahkemesi bulunan yerlerde ise ticari davalara ticaret mahkemesinde bakılır. Bu tür ticaret mahkemeleri normal olarak genel asliye hukuk mahkemesinin görev alanı içinde bulunan davalara ve "TTK. 4.m gereğince ticari sayılan davalara hususi hukuk hükümleri uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere (örneğin iflas davalarına) bakarlar.

      Asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemeleri arasındaki yukarıda belirtilen işbölümü kuralına aykırı olarak bir dava ticaret mahkemesinde açılması gerekirken aynı yerdeki asliye hukuk mahkemesinde açıldığı zaman bu durum davanın karşı tarafına yalnızca iptidai itiraz hakkı verir. Böyle bir itirazın davanın esasına geçilmeden önceki 10 günlük cevap verme süresi içinde yapılmalıdır. Aksi halde itiraz yapılsa dahi dinlenmez. Yani mahkeme işbölümü itirazını resen göz önünde bulundurmak zorunda değildir.
   Davaya bakan mahkeme böyle bir itirazı ya kabul eder ya da reddeder. İtiraz kabul edildiği taktirde dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Bu mahkeme böylece kendisine gelen bu davaya bakmaya mecbur olup , yeni bir gönderme karar veremez ve davanın gerçek niteliğine göre uygulanması gerekli hükümleri uygular. Şu halde davanın açıldığı ilk mahkemede kabul edilen işbölümü itiraz isabetli olsun yada olmasın , dava dosyasının gönderildiği ve  bu davaya bakmaya mecbur olan ikinci mahkemeyi davanın niteliği (yani adi veya ticari dava olduğunu) belirlerken bağlamaz. . Tam tersine bu mahkeme davanın bu niteliğini serbestçe takdir ve tayin eder ve buna göre uygulanması gereken yasa hükümlerini uygular. İkinci olasılık işbölümü itirazının reddedilmesidir. Bu taktirde davanın açılmış olduğu ilk mahkeme davaya bakmaya devam eder ve davanın esasına geçer.

     TTK.5/3.m.3.c.ne göre "ticari bir davanın : hukuk mahkemesi , ticari olmayan bir davanın ticaret mahkemesi tarafından görülmesi, hükmün bozulması için yalnız başına kafi  bir sebep teşkil etmez" . Şu halde bir mahkemenin yasal işbölümü kuralına aykırı olarak bu husustaki iptidai itiraza rağmen davaya bakmış olması , tek başına bir bozma sebebi olamaz, yani dava sırf bu sebepten diğer bir mahkemeye gönderilerek yeniden görülmez, çünkü yargılama hukuku açısından önemli olan hususu , davaya hangi mahkemenin baktığı değil , dava konusu olan uyuşmazlığa uygulanması gereken yasa hükümlerinin doğru uygulanıp uygulanmadığıdır.

      Nihayet TTK. nun  son  m. nin son fıkrasına göre " Vazifesizlik nedeniyle  dava dilekçesinin reddi halinde yapılacak muamelelere ve bunların tabi olduğu müddetlere dair usul hükümleri , iş sahasına ait iptidai itirazın kabulü halinde de tatbik olunur". Bu fıkra ile ifade edilmek istenen husus . HUMK.193.m. de anılan tebligata ilişkin  usul kurallarından başka bir şey değildir.

E: Ticari Dava Sayılacak Olan Davalar
      1926t. li ETK.da hangi davaların ticari dava olduğunu gösteren bir hüküm yoktu. Bu kanun zamanında genel olarak " mevaddi ticariye" den ( yani ticari işlerden ) doğan davalar ticari dava sayılarak ticaret mahkemelerinde çözümlenmekteydi. Yürürlükteki  TTK .ise hangi işlerden doğan davaların ticari dava sayılacağını sayma yöntemine göre sınırlandırıcı bir şekilde belirtmiştir. BU kanunun 4. m. ne göre ticari dava sayılabilecek davalar üç gruptan oluşmaktadır.
     1.Her İki Taraf İçin Ticari İş Niteliğinde  Olan Uyuşmazlıklardan Doğan Davalar(Nispi Ticari Davalar)
          TTK.4/1.m. ne göre "21. m. ilk fıkrasına göre her iki taraf için ticari sayılan hususlardan doğan hukuk davaları  ticari dava sayılırlar" Madde  metninden açıkça anlaşıldığı gibi bu davalar tarafların tacir sıfatına "nispetle" ticari sayıldıkları için , öğretide  bu davalara nispi ticari davalar denilmektedir.
   
     TTK.4/1. m. ile yollama (atıf) yapılan TTK21/1.m. bir " ticaret karinesini " öngörmektedir. Bu karine gereğince yapılan  işin bir tarafının tacir olması , o işin bu tacirin ticari işletmesi ile ilgili bir iş yani TTK.3 m. gereğince  ticari iş sayılması gerektirdiğine ve TTK 4.m bu koşulun yalnız bir taraf için değil , her iki taraf için gerçekleşmesini zorunlu saydığına göre , TTK .4.m gereğince bir borç ilişkisinin her iki tarafın  tacir olması , bu ilişkiden doğan davanın da ticari olduğuna karine teşkil eder. Öte yandan TTK.21 /1. m. gereğince bu karine ancak adı geçen borç ilişkisinin ticari sayılmasına durumun gereğinin  elverişli olmamamsı ya da bir tarafın bu ticari ilişkiye konu olan işin ticari işletmesi ile ilgili bulunmadığını diğer tarafa açıkça bildirilmesi hallerinde geçerli olmaz. Demek ki bu  iki istisna hal dışında :
           - her iki taraf da tacir olan ve
           - bu tarafların her ikisinin de   ticari işetmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklarından doğan davalar ticari dava sayılır.
     
   2. Tarafların Niteliğine ve Ticari işletme ile ilgili   Olmak Şartına Bakılmaksızın Mutlak Şekilde  Ticari Sayılan Davalar ( Mutlak Ticari Davalar)
       Dava taraflarının tacir olup olmadıklarına ve dava konusu olan uyuşmazlığın Ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın mutlak şekilde ticari sayılan bu davalar iki gruptan oluşmaktadır.

     a.TTK.4/1.m.nin 1-6 Bentlerinde gösterilen hususlardan doğan davalar
        aa. TTK. da düzenlenen  hususlardan doğan davalar
            TTK. da düzenlenmiş olan hususlardan doğan davaların tümünü ticari dava sayan bu hüküm , bu kanunda düzenlenmiş olan işlerin tümünü " Ticari iş " sayan TTK.3.m.nin doğal bir sonucudur.
       bb. TMK.876-883. maddelerinden doğan davalar( TTK.4/1.m.2. bent)
              Rehin karşılığı ödünç para verme işiyle uğraşanlar tarafından yapılan işlemleri düzenlenmekte olan TMK.876- 883 . maddelerinden doğan davaların ticari sayılmasının sebebi , böyle bir faaliyetin kural olarak  ancak esnaf işletmesinin düzeyinin üstünde olan bir ticari işletme çerçevesi içinde yürütülebilecek  bir faaliyet niteliğini taşımasıdır.
        cc. TTK. 4/1. m.de  Anılan BK: Hükümlerinden doğan davalar
 
-   BK. 179. ve 180. m.leri
       Bir malvarlığı veya işletmenin  devralınması ve işletmelerin birleşmesiyle ilgili BK. 179-180. maddelerinden doğan davalar ticari dava sayılırlar
-   BK. 348-352 maddeleri
             Adi ( ticari olmayan) işlerde rekabet yasağını düzenlemekte olan bu hükümlerinden doğan davalar da ticari dava sayılırlar
-   BK.372-385 maddeleri
               BK ’nun “ yayım sözleşmesini düzenlemekte “olan  bu hükümlerinden doğan davalar da Ticari dava sayılırlar
-   BK.399-403 maddeleri
           BK’ nun “itibar mektubunu” ve “itibar emrini “ düzenlemekte olan bu hükümlerinden doğan davalar da  ticari dava sayılırlar.
-   BK. 416- 429 maddeleri
                BK. ‘nun “ alım satım “ komisyonculuğunu  düzenleyen bu hükümlerinden  doğan davalar da ticari dava sayılırlar. Aynı şekilde “taşıma işleri “ komisyonculuğu  da TTK .808 s. vs . maddelerinde düzenlendiğinden bundan doğan davalar da mutlak ticari dava sayılırlar. Buna karşılık BK . 430 . m de düzenlenmiş olan diğer komisyon işlerinden doğan davalar ticari dava sayılmazlar, çünkü TTK . 4/1. m de BK . 430. maddesinden söz edilmemiştir.
-   BK. 449-456 . maddeleri
               BK’ nun “ ticari mümessilleri” ve diğer ticari vekilleri düzenlemekte olan bu hükümlerinden doğan davalar da ticari dava sayılırlar.
       

444  Akademik-Üniversite Kaynaklar / Hukuk Kaynakları / TİCARET HUKUKU HAKKINDA GENEL BİLGİLER : Mart 16, 2008, 11:47:30 ÖÖ
 TICARET HUKUKU HAKKINDA GENEL BILGILER


I.   TICARET HUKUKUNUN HUKUK SISTEMI IÇINDEKI YERI

           Bilindiği gibi bir ülkede toplum yaşamını düzenleyen ve kendilerine uyulması devlet gücü ile sağlanmış olan davranış kurallarının tümüne birden “hukuk” ya da “hukuk sistemi” adi  verilir . Ve Romalılardan bu yana bu sistem bölümlemeye ayrılır.

A. Kamu Hukuku 
           Devletin örgütünü , kamunun çıkarlarını , devlet ile onun buyruğuna tabi kişiler ve diğer devletler arasındaki ilişkileri buyurucu biçimde düzenleyen bu kurallar su alt bölümlerden oluşmaktadır: Anayasa hukuku , İdare hukuku, ceza hukuku, usul hukuku,devletler genel hukuku
B. Özel Hukuk
        Kişilerin birbiriyle olan ilişkilerini bunların çeşitli ve irade özgürlüğü ilkelerine dayalı olarak düzenleyen bu kurallar da su alt bölümlerden oluşmaktadır: Medeni hukuk, Ticaret hukuku, Devletler özel hukuku

II.   TICARET HUKUKUNUN UGRASI KONUSU
         Ticaret hukuku kavramın, bu kavramın kapsamını ve uğraş konusunu belirleyebilmek için her şeyden önce “ticaret hukuku” terimi içinde yer alan ancak bu terimle ayni anlama gelmeyen ticaret sözcüğünün anlamı üzerinde durmak gerekir.

     Ticaret sözcüğü günlük konuşma dilinde genel olarak alışveriş ve karsı alma faaliyetini , ekonomistlerin dilinde de servetlerin el değiştirmesini ifade eder.
Demek oluyor ki ekonomik anlamda ticaret , malların üretimi ile doğrudan doğruya ilgilenmeksizin , sadece mevcut ürünlerin üreticilerden tüketicilere ulaşmasını sağlamaktadır. Buna göre ekonomik bakımdan ticaretin temel görevi malların “değişimi” olduğu halde , sanayiinin görevi de bu malların “üretimi olmaktadır. Hukuk dilinde ticaret sözcüğü ise daha geniş anlam taşımaktadır. Ticaret hukuku bakımından ticaret yalnızca mal değişiminden , servetlerin el değiştirmesinden, üretici ile tüketici arasında aracılık  faaliyetinden ibaret olmayıp bu anlamda ticaret , malların üretim , değişim ile ilgili tüm isleri kapsamaktadır, yani sanayii de içine almaktadır. 

      Ticari ilişki ve işlemlerin sürekli gelişmekte ve çok çeşitli nitelikte olması karşısında hukuki  anlamda ticaret kavramının kesin tanımlamasının yapılmasının güçlüğü nedeniyle , günümüzde geçerli olan Ticaret kanunlarında böyle kesin ve değişmez bir tanımın  yapılmasından kaçınılmış bunun yerine hangi hususların  ticari sayılacağının bu kanunlarda “sayma yöntemi” ile açıkça gösterilmesi yolu tercih edilmiştir.
           Çağımızın modern ticaret hukukunun uğraş konusu büyük isletmelerdir. Yani ticari isletmelerdir . Bugünün ticaret hukuku, geleneksel ticaret hukuku gibi sadece ekonomik anlamda değişim faaliyetlerini değil , bunun yanında ticari isletmeler tarafından yürütülen üretim ve tüketim faaliyetlerini de düzenleyen  geniş kapsamlı bir hukuk haline gelmiştir. Bu hukuk dalı sadece ticari isletmelerle ilgili tüm isler değil
 TT K.3.m, metninde açıkça anlaşıldığı gibi , istisna en bu kanunda düzenlenmiş bulunan diğer isler de  ticari is sayılmış ve TTK. nun kapsamına alınmışlardır.
   
      Sonuç olarak böylece sunu saptamaktayız : Ticaret hukuku, “ ticari isletmelere ve açık ticari islere uygulanmakta olan hukuk kurallarının tümünden ibarettir.

III.   TICARET HUKUKU ILE MEDENI HUKUK ARASINDAKI ILISKI
      Her ikisi de özel hukuk alanında yer alan ticaret hukuku ile medeni hukuk arasında çok yakın bir ilişki vardır . İste bu yakınlık nedeniyle ;
a)   TTK.1/1 .m.de “ TTK’nin  TMO’nu tamamlayan bir kanun olduğu belirtilmiş
b)   TTK’nin 1/2 .m.de ticari islere sırasıyla “ticari hükümler, ticari örf ve adet kurallarının ve bunların mevcut olmaması halinde  de umumi hükümlerin” yani genel nitelikli medeni hukuk hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.
    TTK’ nun birçok hükümlerine kaynak teşkil etmiş olan İsviçre Borçlar kanunu örneğinde olduğu gibi, birçok yabancı ülke hukukunda ticaret hukuku kuralları doğrudan doğruya medeni kanunda daha doğrusu onun bir tamamlayıcısı olan borçlar kanunda düzenlenmişlerdir.
         Bizim hukukumuzda birbirinden farklı nitelikte olan bu iki tür kural  grubunun birbirinden ayrı tutulmasını ve bunlardan her birinin ayrı  birer kanunda düzenlenmesini, sadece ticaret yaşamına özgü olan su temel ilkeler hakli göstermektedirler.

A.   Ticari yaşamın kaçınılmaz bir gereği olan kredi , her şeyden önce alacaklıya sağlam bir güvencenin sağlanmasını gerektir. İste böyle bir güvenceyi sağlamak için ticari islerde su iki temel kuralın geçerli olacağı öngörülmüştür:
1.   Tacirler gerek ticari gerekse adi nitelikteki “her türlü borçlarından dolayı “iflasa( yani borçluyu en fazla korkutucu takip yoluna ) tabi tutulmuşlardır(TTK.m.20)
2.    Ticari islerde ortaklasa borç veya kefalet yükümü altına giren kimseler alacaklıya karsı kural olarak müteselsil( Yani her biri borç tutarının tamamından ) sorumlu sayılırlar(TTK. m.7)
         Görüldüğü gibi ticari islerde borcun yerine getirilmesi , ticari olmayan ( yani adi medeni) islere nazaran daha güçlü yaptırımlara başlanmıştır. 

  B.   Ticari islerde çabukluk esastır. Ancak bu vazgeçilmez koşul ayni zamanda yanılma ve kuşku yolunu da açtığından, bu tür sakıncaların kaldırılmaları için ticari islerin belirli bir şekilcilik içinde yapılması zorunludur. ( Örnek: Ticaret senetleri , tacirler arasındaki belirli ihbar ve ihtarların geçerliliklerin özel bir sekil şartına tabi tutulması vb.)

C.   Ticari islerde dış görünüşe itibar (inanma , güvenme ) esastır.( örnek Kendisine tacir süsü veren kimsenin gerçekte tacir olmamasına rağmen tacir gibi sorumlu tutulması , ticaret siciline tescil işlemleri, vb.)
 
IV.   TICARET HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMI
      Ticaret hukuku ile medeni hukuku kurallarının nitelikleri bakımından birbirinden ayrı tutulmaları gerekli kurallar olduklarına göre, acaba bu husustaki ölçü ne olacaktır?

     Kara Avrupai hukukunda ticaret kanunlarına esas teşkil eden ticari isleri ve bunları düzenleyen ticari hükümleri ticari olmayanlardan (yani adi,medeni nitelikleri) is ve hükümlerden ayırmaya yarayan sistemleri “klasik sistemler”ve “modern sistemler”olmak üzere başlıca iki grupta özetleyebiliriz
A.   Klasik Sistemler
1.   Sübjektif sistem:
Yapılan isi değil , bu isi yapmakta olan kişiyi (sujeyi) esas almakta olan bu sisteme göre ticaret hukuku , ticareti kendilerine meslek edinmiş olan kimselerin (tacirlerin) özel hukukudur, kısaca bir “sınıf hukuku”dur

2.   Objektif sistem:
Bir isi yapan kişiyi değil, o isin kendisini yani objeyi esas alan bu sisteme göre ticaret hukuku , tacir sınıfının özel hukuku değil” ticari işlemler” hukukudur.
3.   Karma sistem.
Gerçekte objektif sistemi esas almakta olan bu sistem, bazı ticari hükümlerin uygulanmasını , bu hükümlere konu olan işlemlerin “tacirler arasında yapılmış olması”şartına bağlamak yoluyla her iki sisteme de birlikte yer verir.
       Yukarıda anılan klasik sistemlerin sakıncalı nitelikteki ortak özelliği, bunların tacir kavramını ticari isletmeye , ticari isletme kavramını da tacire atıf yaparak tanımlamaları idi.

B.   Modern sistem
          20. yüzyılın başlarından itibaren Avrupa’da özellikle İtalyan ,İsviçre ve Alman hukukçuları tarafından geliştirilen bu sistem , ticaret hukukunu tacir veya ticari is kavramlarına değil, ticari isletme kavramına dayandırmış ve ticaret hukukunun ticari isletmeler hukuku olduğunu kabul etmiştir.
          Modern ekonomi bilimine dayanan ticari isletme kavramını ise belirli bir is hacmi , organizasyonu ve metoduna sahip olan ekonomik bir birimi ifade etmektedir.Çağdaş ticaret hukukunun konusu , ticari isletme denilen ve emek sermaye girişim öğelerinin kazanç sağlamak amacıyla bir araya getirilmesinden ibaret olan bu ekonomik birim içinde cereyan eden olaylardan ibarettir.

             TICARI ISLETME 

I.TTK.DA TICARI ISLETMENIN TEMEL KAVRAM OLARAK ALINMASININ ÖNEMI( TICARI ISLETME KAVRAMININ ISLEVLERI)
     Yürürlükteki TTK.muzun temel kavramı olan ticari isletme kavramı, baslıca su sorunların çözümlemesinde şöylece rol oynamaktadır:

A.   Ticari isletme her şeyden önce ticari is ve hükümleri adi(ticari olmayan)  is ve hükümlerden ayırmaya ve böylece ticari hükümlerin uygulama alanını belirlemeye yaramaktadır, çünkü yürürlükteki TTK.muza göre ticari isletme ile ilgili isler” ticari is” ve bu nitelikteki isleri düzenleyen hükümlere de “ticari hüküm” sayılırlar.
B.   Ticari isletme tacir sıfatının saptanmasına yaramaktadır, çünkü TTK.na göre gerçek kişiler ve bazı tüzel kişiler ancak kendi adlarına bir ticari isletme islettikleri zaman tacir sayılırlar
C.   Ticari isletme özel ticaret mahkemeleri ile genel asliye hukuk mahkemeleri arasındaki “işbölümünü” belirlemeye yaramaktadır,  çünkü TTK.na göre ticaret mahkemeleri ticari islerden , yani ticari isletmeyi ilgili islerden doğan davalara bakarlar.
D.   Ticari isletme yine bazı islerden doğan davaların “ ticari dava” olup olmadıklarının saptanmasına yaramaktadır, örneğin TTK’nin 4.m.1.FKÖ.6.m.2.c. hükmüne göre havale , vedia ve telif haklarından doğan davaların ticari dava sayılabilmeleri için bir ticari isletme ile ilgili olmaları gerekir
E.    Ticari isletme, bir şirketin TTK anlamında “kolektif” veya “komandit” şirket olup olamadıklarını belirlemeye yaramaktadır, çünkü bu tür şirketler ancak bir ticari isletme isletmek amacıyla kurulabilirler
F.   Ticari isletme bir kimsenin  TTK. anlamında “ticari tellal” veya “acente” olup olmadığını belirlemeye yaramaktadır, çünkü bu tür yardımcılar ancak bir ticari isletmeyi ilgilendiren isler için atanabilirler.
G.   Ticari isletme, “Ticari mümessillik” sıfatının hukuken hangi andan itibaren doğduğunu saptamakta  da şöylece ölçü rolünü oynamaktadır: gerek tacir( yani ticari isletme isleten kimse) gerekse tacir olmayan  (yani ticari isletme isletmeyen kimse)  kendisine bir ticari mümessil atayabilir. Her iki halde de atama işleminin ticaret siciline tescil edilmesi  gerekir. Ancak atayan kimsenin tacir olması halinde mümessillik sıfatı atama işleminin yapılmasıyla doğduğu halde , bu kimsenin tacir olmaması halinde ticari mümessillik sıfatı ancak söz konusu atama işleminin ticaret siciline tescil edilmesi ile doğmaktadır.

II. TICARI ISLETME KAVRAMININ TANIMI VE ÖGELERI
     
A.   TANIM
           Kökeni ekonomi biliminden olan ve öğretide “teşebbüs”de denilen ekonomik isletmeler bir gelir sağlamak amacıyla mal ve hizmet üreten kuruluşlardır. “Ticari isletme “ ekonomik isletme denilen bu geniş kapsamlı kavramın sadece bir alt türü olup belirli özel niteliklere sahip ekonomik isletmeleri ifade etmektedir. Öyleyse ticari isletmeyi karakterize eden ölçütler nelerdir?
           “Ticari isletme” TTK’ nun  ana kavramı olduğuna göre , normal olarak bu kavramın ölçütlerinin de  TTK içinde aranması gerekir. Ancak  TTK’nu bu açıdan incelediğimizde bu kanunun ticari isletme kavramına birçok önemli sonuçlar bağlamasına rağmen bizzat kavramın kendisini tanımlamamış olduğunu 11 ile 13. maddelerinde sadece ticari isletmenin “türlerini “   belirtmekle yetinip, bu kavramın tanımlanmasını ve öğelerinin saptanmasını hukuk öğretisine bırakmış

        Söyle ki: TTK. 11.m.ne göre ticari isletmenin baslıca üç türü olup; ticarethane, fabrika, ve ticari şekilde isletilen diğer müesseseler ticari isletme sayılırlar
        TTK: 12/1. m. De nelerin “ ticarethane “ sayılacağı 12 bent halinde  sayma yöntemiyle (fakat sınırlandırıcı olmaksızın ) saptanmış , TTK12/2.m. de “fabrika” kavramının tanımını yapmıştır. “Ticari şekilde isletilen müesseseler” baslığını taşıyan TTK.13/3 m.  İse
 
1.   Fıkrasında : Tarım isleri ile zanaatkarlık ve güzel sanatlarla uğrasan kimselere ait müesseselerin ticari isletme sayılabilmeleri için, bu müesseselerin is hacminin :
-   Ticari muhasebenin uygulanmasını gerektirmesi
-   Adi geçen müesseselere ticari veya sınai bir müessese sekil ve mahiyetini(yani bir ticari isletme görünümü) vermesi, başka bir deyişle söz konusu müesseselerin is hacimleri itibariyle bir “ticari organizasyona sahip olması şartlarını koşmakta )
                2.      Fıkrasında :   Bu ölçülerin sadece tarım, zanaatkar ve güzel sanat isletmeleri
için değil, genel olarak ticarethane ve fabrika dışında kalan diğer tüm isletmeler için geçerli olduğunu belirtmektedir.
                    Açıkça görüldüğü gibi bu hükümde tüm ticari isletme türleri için geçerli olan genel ölçüler değil, sadece ticari isletmelerin TTK.13.m. ne konu olan üçüncü türüne özgü olan özel bir ölçü verilmekte olduğundan , bazı yazarlarca kabul edildiği gibi ticari isletme kavramının genel unsurlarının bu hükümden çıkarılması bizce olanaksızdır. Çünkü bu hüküm sadece ticarethane ve fabrika dışında kalan diğer ticari isletmelerin özel ölçütlerini ortaya koymaktadır.

               Buna göre ticari isletme kavramının tanımlanması ve bu tanıma göre böyle bir kavramın ökelerinin saptanmasa konusunda TTK. metninden bir sonuç çıkarılması olanaksızdır.
           Yürürlükteki yazılı  kaynaklarımız tarandığında , aslında TTK.da yer alması gereken ticari isletme kavramı tanımının bu kanunda değil, onun bir tamamlayıcısı niteliğinde olan Ticaret Sicili Nizamnamesinde yer aldığını görmekteyiz. Bu nizamnamenin 14. maddesinde aynen söyle demektedir.

“      TTK’ nun 12. m. de tarif edilen ticarethane ve fabrikalar ile 13. m. de tarif edilen ticari şekilde isletilen diğer müesseseler, ticari isletmedirler”

         Bir gelir sağlamayı hedef tutmayan ve devamlı olmayan faaliyetlerle TTK. 17. m. de tarif edilen esnaf faaliyeti sınırlarını asmayan faaliyetler, ticari isletme sayılmazlar”
     
   Bu hükme göre demek ki  hangi türden olursa olsun bir isletmenin ticari isletme sayılabilmesi için iki olumlu birisi de olumsuz olmak üzere başlıca üç koşulun gerçekleşmesi gerekmektedir.


      Olumlu koşullar:
a)   Gelir sağlama amacının güdülmesi
b)   Devamlılık   
      Olumsuz koşul:
               Esnaf isletmesi olmamak (yani esnaf isletmesi faaliyeti sınırlarının aşılması)
 Sonuç olarak TTK. 11-13 m. ve TSN 14. hükümleri bir arada ele alındıklarında TSN.- 14/2.m. hükmü “ tüm ticari isletme türleri için geçerli olduğuna göre , herhangi bir ticari kuruluşa “ ticarethane” veya “ fabrika “ diyebilmek için , bu kurulusun TSN. 14/2 m. deki ölçülere uyması gerekli ve yeterlidir.  Tanımı toplarsak kısaca :

     “Ticari isletme, bir gelir sağlamak amacıyla , esnaf isletmesi faaliyet sınırlarını asacak biçimde ticarethane ve fabrikacılık sayılabilecek faaliyetlerini devamlı olarak icra eden veya ticarethane ve fabrika kavramlarının dışında kalmakla beraber is hacmi itibariyle  ticari muhasebenin uygulanmasını gerektirecek bir büyüklüğe ve ticari isletme görünümüne sahip bir ekonomik isletmedir.”

B.   TICARI ISLETME KAVRAMININ ÖGELERI
1.   Genel öğeler:
a)   gelir sağlamak amacı
Bir isletmenin ticari isletme sayılabilmesi için onun her şeyden önce bir gelir sağlamayı amaçlaması gerekir. Burada  aranan şart gerçekten gelir sağlanmış olması değil , “böyle bir gelir sağlama niyetinin varlığıdır. Buna göre böyle bir niyetin varlığına rağmen  isletmenin gelir sağlayamaması veya zarar etmesi, eğer diğer şartlar mevcutsa o isletmenin ticari isletme sayılmasına engel teşkil etmez. İsletmenin faaliyetinin tamamen parasız, salt ideal nitelikte olmaması gerekir. Öte yandan buradaki gelir sağlama kavramı sadece malvarlığında doğrudan doğruya bir artış meydana getiren faaliyetleri  değil, ayni zamanda malvarlığında muhtemel bir eksilmeyi önlemeye yönelik faaliyetleri de kapsamaktadır. Dolayısıyla üyelerine ucuz kredi veya çeşitli tüketim malları sağlamakta olan kredi veya tüketim kooparetiflerinin de bir ticari isletme olduğunu kabul etmek gerekir.

b)   Devamlılık
Ticari isletme sürekli olarak belli bir ekonomik uğraşta bulunmak üzere kurulmuş olmalıdır. Bu süreklilikten amaç ise “uzun ve belirsiz bir süre için” faaliyette bulunmak değildir. Bu öğe ile anlatılmak istenen şey, isletme faaliyetinin rasgele ve gelip geçici biçimde değil, belirli islerin hiç olmazsa periyodik olarak tekrarlanması, bunların daha önce saptanmış olan  bir plana, programa göre yapılmasıdır. Bu bakımdan birkaç günlük bir sergide veya hafta pazarında faaliyette bulunmakla ticari isletme kurulmuş sayılmadığı halde, mevsimlik sergi, fuar, otel, sayfiye isletmelerinin isletilmesi gibi aralıklı sürdürülmekle olan faaliyetler pekala ticari isletme sayılabilirler.
       Devamlılık öğesi, isletme faaliyetinin girişimci bakımından bir “mutat sanat” haline getirilmiş olmasını ifade etmektedir.
         Tıpkı yukarıda anılan gelir sağlama öğesinde olduğu gibi devamlılık öğesinde de önemli olan  nokta fiili devamdan çok devam kastidir, yani devam niyetidir.

c)   Esnaf faaliyeti sınırlarını asma
TSN. 14/2.m gereğince yukarıda sayılan öğelere sahip bir isletmenin ticari isletme sayılabilmesi için, o isletme içinde yürütülmekte olan faaliyetin (yani isletmenin is hacminin() esnaf isletmesi faaliyetinin sınırlarını aşması, yani daha geniş bir is hacmine sahip olması gerekir.
 
 Esnafın tanımı TTK.17. m. de yapılmış olup bu hükme göre bir kimsenin esnaf sayılabilmesi için onun:
-   İktisadi faaliyetinin nakdi sermayesinden çok bedeni çalışmasına dayanması
-   Kazancının ancak geçimini sağlayacak kadar az olması gerekir. Anca