|
81
|
Lise Ödev Kaynakları / Ödev istek / Ynt: amat
|
: Mayıs 09, 2008, 09:36:44 ÖÖ
|
|
Tam olarak özet değil ama kitap hakkında fikir verebilir. Kolay gelsin.
Amat
Yazarı: İhsan Oktay Anar Yayınevi: İletişim Yayınları Basım Tarihi: 2005 Sayfa Sayısı: 235
ARKA KAPAK 'Olağanüstü' dünyaların yaratıcısı İhsan Oktay Anar yine, tarihin gizemli sayfalarını aralayan, adeta masalsı; ironik ama derin felsefi anlamlar yüklü, şaşırtıcı, sürükleyici bir romanla çıkıyor karşımıza...
Aynalar, atlaslar, okunması yasak sır dolu kitaplar, savaşlar, gülleler, yeniçeriler... üç direkli, iki güverteli ve 58 toplu bir kalyonda ilâhî düzeni bozmaya meyyal bir kaptan, karanlığa ve kırmızı atlasa sarılı bir deniz seferi...
Kıyıda ise üç direkli, iki güverteli ve 58 toplu bir kalyon, o karanlıkta usturmaçalarını puta edip iskeleye palamar vermişti. Yelkenlerin sarılı olduğu serenler hisa edilmiş ve tez zamanda yola çıkacağını ilân için mizana direğine mavi bayrak çekilmişti. Esrarengiz adam, kalabalığı yarıp elinden tuttuğu İsrâfil'le iskeleden gemiye doğru yürümeye başladı. Kalyonun
dikmesinin palangalarına asılan ve tıraka tutan gemicilere vardiyan, Yisa, sizi gidi sütü bozuk sünepeler! Yisa beraber! Varda ruhsuzlar! Varda! Bre aman! Laşka! Laşka! ? diye feryat ediyor ve hurçların, sandıkların ve fıçıların ambarlara usûlünce istifine nezaret ediyordu. Güneşin doğmasına 7 saat kala esrarengiz adam, sürme iskeleden kalyonun çukur güvertesine çıkmak istedi. Fakat eline ne kadar asılırsa asılsın Eşek İsrâfil yerinden bir türlü kımıldamıyordu. O karanlıkta eline son bir kez daha asılıp Gel yâ mübarek diye nida eyledi. Bunun üzerine çocuk her nedense inat etmekten vazgeçti. Ne var ki, sürme iskelenin kayganlığından dolayı düşmemek için midir, İsrâfil'in kuşağına 40-50 yaşlarında, iri yapılı, sırma işlemeli siyah kaput giymiş biri yapışmıştı. İşte bu adam kuşağı bırakıp küpeşteye
tutundu ve güverteye ayak bastı. Bunun ilâhi düzenin bozulması demek olduğunu hiç kimse bilmeyecekti.
KİTAPTAN Peygamber Efendimizin ve onun tebliğ ettiği kitaba iman edenlerin Mekkeli putperestlerden gördükleri ezâ ve cefâ nedeniyle Medine'ye hicretlerinden 1080-1082 yıl, İsa Aleyhisselâmdan ise 1670 yıl kadar sonra, Şevvâl ayının üçüncü gecesi, debdebesi ve cağcağasıyla yedi iklim dört bucağa nâm salmış o Kostantiniye şehri, gökyüzündeki karanlık bulutların altında yorgun bir dev gibi uyumaktaydı. Gündoğusundan delicesine esen rüzgârın dört bir yana savurduğu kasvetli bulutların arasından bir anda, dolunayın gümüşümsü ışığı tıpkı bir şelâle gibi Galata'nın üzerine döküldü ve Arap Camii'ni, Surp Krikor ile Aya Nikola Kiliseleri'ni, inşası Cenevizli tüccarlara 48.000 altına patlayan o yüksek kuleyi ve kapkara kesme taşlardan örülü surları dünyevî bir nura boğdu. Rüzgârın uğultusu kesildiğinde Kılıç Ali Paşa Camii'nin alemindeki hilâle tüneyen bir baykuş kanatlarını çırptı. Âh! Sessizliği işitip karanlığı görmek keşke mümkün olsaydı, işte o zaman müminlerin tespihlerinden gelen şıkırtılar, yediklerini köşe başında çıkartan bir sarhoşun göğsünden gelen hırıltılar, kuytularda büyü yapanların dudaklarından dökülen fısıltılar duyulabilir ve on binlerce altınlık servetlerden saçılan ışıkta parıldayan gözler, şuh kahkahaların çınladığı batakhanelerin kapılarında asılı kırmızı fenerler, tenha bir köşelerde kirli ellerin çektiği o pırıltılı hançerler seçilebilirdi. O gece dolunay kasvetli bulutların arkasında kaybolsa da Galata semti karanlığa boğulmadı; çünkü her ne kadar taş binaların kapkara mahzenlerindeki çifte asma kilitli demir kasalar içinde olsalar bile, Venedik dukası, Macar zolotası ve filorinlerden ibaret yüz binlerce altından yayılan uğursuz ve sapsarı nur, aç ve asla doymayacak gözleri aydınlatmaya, katı ve soğuk kalpleri ısıtmaya devam ediyordu. Gecenin o vakti, günlük hasılatına yer açmak için, keyfinden bir de türkü tutturarak elde kürek, mahzenindeki altınları savurup köşeye yığan bir tefeci, bu altınların her birinin acıklı da olsa bir hikâyesi olduğunu bilmezdi. Mesela, bu hırslı adamın ayakları dibindeki bir Venedik dukası, böyle bir serveti elde etmek için alnının teriyle tam 9 yıl çalışan Koca Migirdiç adlı sırık hamalının cepkenine, kara günde kullanmak için neredeyse 40 yıl boyunca dikili kalmıştı. Beli kırıldığı için yatalak kalan hamal, bu altını, Voyvoda yolunda bakkaliye dükkânı işleten Karagöz Kirami Efendi'ye 4 yıllık borcunu kapatmak için vermişti. Bakkalın para kesesindeki 19 altından biri oluveren bu sikke çok geçmeden tefecinin mahzenindeki on binlerce altına eklenmiş ve bakkal da borcunun kalan yarısını ödeyemediği için Galata Zındanı'nda 9 yıl hapis yatmıştı. Ancak Galata'da hayat tefeciler için bile kolay sayılmazdı. Nitekim, tersanedeki Kalyonlar Kâtibi Yağlıkazık Recep Ağa, damadına Azap Kapısı'nda yaptıracağı ahşap ev için aldığı borcu ödememek amacıyla, rüşvet vererek mumcubaşı emrindeki kolcuları tefeci Salamon Efendi'nin başına musallat etmişti. Bu zavallı tefeci de, Kalyonlar Kâtibinin borcunu silmesine rağmen, ayakları bir kez alıştığı için ikide bir haraç istemeye kapısına dayanan kolculara yıllarca adeta bir servet akıtmış, 100.013 altınından kala kala geriye 99.997 altını kalmıştı. 6 rakamlık serveti 5 rakama düşünce sinir buhranı geçiren bîçare tefeci, hayatında ilk kez bir hesap hatası yaparak servetinin altıda birini kaybettiği fikrine saplanmış ve adeta ilâhî bir aydınlanma sonucu, fakir din kardeşlerinin refahına katkı olsun diye her cumartesi hahama, kurye olarak kullandığı beş yaşındaki oğluyla 3-5 metelik göndermeye yeminler etmişti. İster demir kasalarda ister sadece hayallerde olsun para paraydı ve şu Galata semtinde, gemicisinden meyhanecisine, ayyaşından dindarına, bekçisinden kolcusuna kadar para peşinde koşmayan ve paranın satın alamayacağı bir tek âdemoğlu yoktu, deli marangoz hariç!
YAZAR HAKKINDA 1960 doğumlu. Lisans, master ve doktora eğitimini Ege Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde yaptı. Halen aynı okulda öğretim üyesi. Yayımlanmış üç kitabı var: Puslu Kıtalar Atlası (1995), Kitab-ül Hiyel (1996), Efrâsiyâb�ın Hikâyeleri (1998)
|
|
|
|
|
82
|
Lise Ödev Kaynakları / Ödev istek / Ynt: sporun insanları zararlı alışkanlıklardan koruması
|
: Mayıs 09, 2008, 09:34:22 ÖÖ
|
|
Bu da işine yarar dostum kolay gelsin.
Zararlı Alışkanlıklar ve Spor Alışkanlıklarınıza dikkat edin, kaderinize dönüşür...
Uyuşturucu Madde Ne Demektir? • Yunanca uyku anlamında ki "narke"den gelen ve İngilizce'ye "narkotik" olarak geçen uyuşturucu sözcüğü, uyuşturma özelliği olan, uyuşturan, duymaz hale getiren demektir. • Uyuşturucu maddeler; merkezi sinir sistemini etkileyerek kullanan kişinin ruhsal ve fiziksel dengesini bozar! • Bu kişide fiziksel ve ruhsal bağımlılığa yol açar. • Kişisel ve toplumsal yönden ekonomik ve sosyal çöküntü oluşturan maddelerdir. Uyuşturucunun Zararları! Fiziksel Etkileri Beyin ve Merkezi Sinir sisteminde : Aklı ve iradeyi işlemez hale getirir. Kişiyi dengeden, normal yaşam ve davranışlardan uzaklaştırırlar. Beyin ve akıl sağlığının en büyük düşmanı uyuşturuculardır. Sindirim Sisteminde: Bulantı, kusma, karın ağrıları, kabızlık, ishal, mide ve bağırsak spazmları, kanama ve yaraları, gastrit, ülser vs. Karaciğer ve Böbreklerde: Bu zehirlerin organizmadan atılmasında en ağır görev bu organlara düşmektedir. Karaciğer ve böbreklerde büyük arıza ve tıkanmalara, karaciğerde yetersizlik, yağlanma ,sertleşme Gözlerde: Işık ve mesafede uyumsuzluk, şaşılık gece körlüğü, göz bebeği büyümesi, küçülmesi, göz adele felci… Solunum Sisteminde: Nefes darlığı, öksürük, boğulma hissi, bu yolla kalp sıkışmaları, solunum felçleri ve ölümler bilinen olaylardır. Kan organlarında: Kan ,insan hayatının en önemli organı olup, uyuşturuculardan büyük zararlar görür. Kansızlık ,kan zehirlenmeleri, kan hücrelerinde şekil ve miktar değişiklikleri, kanın korkulu arızası olan pıhtılaşma ve kangrenler başlıca arızalardır. Sosyal ve Maddi Etkenleri İnsanın çevresi ile uyum içinde olması, akıl ve zihin sağlığı ile mümkündür. Aileden, toplumdan ve çevresinden kopararak, yalnızlığa, bunalıma ve hemen ardından da sorumsuz, hipisel (hayvani) bir hayata mahkum eder. Bağımlıyı yaşayan bir ölü haline getirir. Bu sebeple, uyuşturucuların, bağımlıya, aile hayatına, doğacak çocuklara, iş hayatına, aile ve ülke ekonomisine, ferdi ne toplumsal ahlaka (namus ,iffet, şeref, haysiyet v.s.) verdiği zararlar ifadelere sığdırılamaz.
İntiharların, cinayetlerin, her türlü fuhşiyat, gasp ve anarşinin temelinde uyuşturucu vardır.
Sigara Sigara da gerçekleri görme zamanı...
Cebe de, cana da kıyıyor ! Sigara İle İlgili Türkiye Gerçekleri! Sigara İçicisi 23 Milyon 2005 Yılında Yıllık Tüketim 5.5 Milyar Paket Harcanan Para 12 Milyar YTL 2005 Yılı 115.000 Kişi Öldü Her 5 Dakikada Bir Vatandaşımız Ölüyor İnanılmaz Ama Gerçekler! Davit Mc Lean’ın 1995’te akciğer kanserinden öldü! Wayne Mc Laren’in 1992 yılında 51 yaşında iken akciğer kanserinden öldü! Will Thornbury’in 1992 yılında 56 yaşında kanserden öldü! Davit Millar Jr.’ın 1987 yılında yakalandığı anfizem hastalığından öldü! Sigaranın dumanında gaz halinde bulunan CO (karbon monoksit) hücrelerin kandaki oksijeni kullanmasını engelleyerek, tüm organların çalışmasına zarar verir.
Sigaradan Dolayı Oluşan Hastalıklar Akciğer Kanseri Damar Sertliği Kalp Krizi Burger Hastalığı Sigara içicisi olsanız dahi, bırakmak için bir an önce başlayın ve çevrenizdekilere bunları anlatın. Toplumsal görev edinin, Küçücük yavrularımızın, halkımızın hayatlarını birlikte kurtaralım! Sigaradan Dolayı Hasta Olduğunuzda maddi giderleriniz artacak ve işinizden ayrılmak zorunda kalacaksınız! Eskisi gibi her şey yiyemeyecek, koşamayacak, eğlenemeyeceksiniz ve belki de konuşamayacaksınız. Yatalak bir hasta olduğunuzda mutlaka bir başkasının bakımına ihtiyaç duyacaksınız. Birileri sizin bakımınızı sağlamak için zamanını harcayacak. Bile bile o kişiyi bu duruma düşürmekten rahatsızlık duymayacak mısınız? Günleriniz bir yatakta veya hastane köşelerinde geçecek. Yaşamınızı soluk darlığı içinde oksijene bağımlı, yatağa bağlı halde tamamlamak ister misiniz ? Arkadaşlarınız Sizi Ölüme Götürebilir! Spor yapın ve çocuklarınızın spor yapmalarına fırsat tanıyın… Koşmak Kalbi ve Kasları Kuvvetlendirir! Kalp büyür ve kuvvetlenir! Nabzınız 75’ten 55’e düşebilir! Koşma sayesinde kalbiniz daha ekonomik ve daha uzun süre çalışır! Bir Başka Kazanç Yeni Kan Damarları… Vücudunuzda 4 kat daha fazla kan damarı oluşacaktır! Kaslarınıza daha fazla oksijen besim maddesi gidecektir! Spor, doğru ve yeterli solunum sağlar. Bu sayede kan tarafından beyne ve tüm organlara yeterli oksijen taşınır. Terleme vasıtasıyla vücuttaki toksinlerin atılmasına yardımcı olur. Spor, el-ayakların orantılı, doğru kullanılmasını sağlar.İnsana dik bir duruş temin ederek, hareketlerine esneklik ve zarafet kazandırır. Spor deriye ve saça kan pompalayarak sağlıklı ve genç görünmenize yardımcı olur. Kas ve kemik yapısının zaman içinde zayıflamasını engellemesi özelliği ve hormon üretimine katkısıyla en etkin yaşlanmayı önleyici etkendir.
Bağışıklık Sisteminiz Güçlenecek! Bol oksijen bağışıklık sistemini güçlendirir! 30. Dakikanın sonunda kandaki zararlı maddeleri öldüren hücrelerin oranı %30 artar! Askerleriniz daha iyi savaşacaklar! Koşmak Stres Giderir! Adrenalin damarların iç duvarlarında kertikler açar ve onları gözenekli yapar! Sonuç: Kalp Krizi, Damar Sertliği ve Felç Spor Kaliteli Bir Eğitim Aracıdır! Pefunday Gençlerin, sokaklarda başıboş kalmaları halinde nasıl kötü alışkanlıklara açık bir hale geldikleri ve tembelleştikleri bilinmelidir. Kendilerini yaşıtları ile kıyaslarlar. Başarı için içten gelen bir heves duyarlar. Başarı için titiz, sabırlı, özverili ve özverili bir şekilde çalışırlar Düzenli yaşam ve beslenme alışkanlığı kazanırlar… İçlerindeki yaşadıkları topluma kolay uyum sağlarlar. Kurallara uymayı, karşılıklı yardımlaşmayı, ve ekip ruhunu benimserler. Çocuklarının Spor Yapması Ailelerinin de Bazı Kötü Alışkanlıklardan Uzak Kalmasını sağlar. DEĞİŞİK SPOR BRANŞLARINA ÖZGÜ ÇALIŞMALARA KATILIM İÇİN ÖNERİLEN BAŞLANGIÇ YAŞI Atletizm - 11 yaş Basketbol -10 yaş Boks - 17 yaş Bisiklet - 14 yaş Futbol - 10 yaş Cimnastik - 9 yaş Kayak - 11 yaş Yüzme - 10 yaş Tenis - 10 yaş Voleybol - 11 yaş Halter - 14 yaş Güreş - 12 yaş AİLELER İÇİN ÖNERİLER Çocuğunuz kazansa da, kaybetse de onu sevdiğinizi bildiğinden emin olun. Çocuğunuzun fiziksel yetenekleri konusunda gerçekçi olun. Çocuğunuzun kendisine gerçekçi hedefler belirlemesine yardımcı olun. Hedefin kazanmak değil fiziksel kapasite ve yetenekleri geliştirmek olduğunu vurgulayın ve gelişmiş yetenekleri güçlendirin. Geçmişteki sportif başarılarınızı çocuğa anımsatmayın. Antrenman ve yarışmalarda çocuğunuza güvenilir, riski azaltılmış bir ortam sağlayın (uygun antrenman yöntemi ve malzeme). Oyun ve yarışmalarda duygularınızı kontrol edin diğer oyuncu, antrenör ve görevlilere bağırmayın. Takımın diğer üyeleri ve çocuğunuz için amigoluk yapın. Çocuğunuzun antrenörüne saygı duyun ve gösterin. Onunla iletişim halinde olun. Eğer uygulamaları ile ilgili katılmadığınız oktalar varsa çocukla değil direk antrenörle bunu paylaşın. Spordan zevk alın, kendi hedeflerinizi belirleyin ve çocuğunuza pozitif bir model olun.
Kendinizin veya Çocuğunuzun Nerede Olmasını İstiyorsunuz!
|
|
|
|
|
83
|
Lise Ödev Kaynakları / Ödev istek / Ynt: sporun insanları zararlı alışkanlıklardan koruması
|
: Mayıs 09, 2008, 09:31:52 ÖÖ
|
|
Bunu buldum umarım işine yarar.
Yağmur AKKOYUNLU
Beden Eğitimi ve Sporun insanlar üzerindeki etkisi bazı seyir sporlarının milyonlarca insanı televizyon karşısına çekebilmesi ve ülkeler arasında güçlü bir etki aracı olmaya devam etmesiyle günümüzde açıkça farkedilir duruma gelmiştir. Hatta bazı günümüz devletleri Beden Eğitimi ve Sporu bir devlet politikası haline getirmişlerdir. Beden Eğitimi ve Spor modern insan hayatının önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Gerçekte Beden Eğitimi ve Spor kişinin hem ruh hem de beden yapısını, sağlığını güçlendirerek dengeli bir kişiliğe sahip olmasını sağladığını bilimsel gerçekler ortaya koymuş durumdadır. Bir başka deyişle Beden Eğitimi Milli Eğimin temel ilkelerine uygun olarak kişinin beden, ruh ve fikir gelişimini sağlamaktadır. Bedensel etkinlikler kişinin bedenen sağlam, fikirce uyanık ve ruhen sağlıklı olmasını amaçlar. Anahtar Kelimeler: Yüzyıl, Eğitim, Spor, Gelişim, Politika
Beden Eğitimi ve Sporun insanlar üzerindeki etkisi bazı seyir sporlarının milyonlarca insanı televizyon karşısına çekebilmesi ve ülkeler arasında güçlü bir etki aracı olmaya devam etmesiyle günümüzde açıkça farkedilir duruma gelmiştir. Hatta bazı günümüz devletleri Beden Eğitimi ve Sporu bir devlet politikası haline getirmişlerdir. Beden Eğitimi ve Spor modem insanın hayatının önemli bir bölümünü hatta bir parçasını oluşturmaktadır. Gerçekte Beden Eğitimi ve Spor kişinin hem ruh ve hem de beden yapısını, sağlığını güçlendirerek dengeli bir kişiliğe sahip olmasını sağladığını bilimsel gerçekler ortaya koymuş durumdadır. Günümüzde "Beden Eğitimi" ve "Spor" kavramları çoğu kez birbirlerini tamamlayan, bazen de birbirlerinin içine giren tanımlarla açıklanmaya çalışılmaktadır. Bilindiği gibi insanın canlılığının belirtisi harekettir. Bu da insanın varoluşundan bu yana varlığını südrümektedir. İlk zamanlar insanınilkel güdüleriyle oluşan ve sadece varlığını koruma ve sürdürme güdülemeyi gerektiren "doğal hareketler" dediğimiz hareketleri kapsardı. Fakat günümüz toplumları teknolojinin getirdiği imkanlardan yararlanma yoluna giderek, gerekli bedensel ve ruhsal faalilyetleri tabiilikten çıkarmış, bilinçli olarak kendi bulduğu yöntemlerle bedensel aktiviteleri sağlamıştır. "P.O.Astrant'ıri dediği gibi insan organizması hareket için yaratılmıştır. Düzeni ona göre kurulmuştur."1 Doğal hareketlerin, uygarlığın ilerlemesi ile değişikliğe uğraması, bir takım vücut bozuklukları ve hastalıklarında Beden Eğitimi ve Spor bir tedavi aracı gibi kullanılmaktadır. Öyleyse insan yeni şartların getirdiği bozukluğu tabii olmayan hareket ve faaliyetlerle gidermeye çalışmaktadır. İşte gerek doğal gerekse yapma faaliyetlerle kişide yeni değişiklikler, daha önceki zayıf durumunu düzeltici iyi durumunu muhafaza edici, yetersizliğini iyileştirici faaliyetler olarakBeden eğitimi faaliyetleri ortaya çıkmıştır. Beden eğitimini tanımlayacak olursak "Bedensel etkinlikler aracılığıyla eğitimin sağlanmasıdır." denilebilir. Öyleki rekor kırma şampiyon olma amacım gütmez. "Beden Eğitimi, organizmanın bütünlüğü ilkesine dayalı tüm kişiliğin gelişmesidir. Genel eğitimi tamamlar ve ayrılmaz bir parçasıdır. Sağlıklı, güçlü ve mutlu olma dengeli kişilik, toplumsallaşma, kültürleşme ve vatandaşlık eğitimidir."2 Bir başka deyişle Beden Eğitimi Milli Eğitimin temel ilkelerine uygun olarak kişinin beden, ruh ve fikir gelişimini sağlamaktır. Bedensel etkinlikler kişinin bedence sağlam fikirce uyanık ve ruhen sağlıklı olmasını amaçlar. Beden Eğitimi sporsuz düşünülemeyeceğinden spor için gerekli tanımları ve açıklamaları yapalım. Spor kelimesinin kaynağı "dis" ve "portare" veya "disportare" kelimesinden geldiği "sedesporter" ya da "deporter" şeklinde kullanıldığını ve bu deyimle yapılan ve top oyunlarını anlatmak için kullandıkları belirtilmektedir. "Spor az veya çok dakiklik, incelik isteyen beden hareketlerinin doğrudan kendisinden zevk alırken eğlendiren hatta dinlendiren ve genellikle bazı kurallara uyularak yapılan bir eylemdir."3 "Spor, insan ruhundaki mücadele ve başarma azminin sistemli ve adil şartlar içerisinde çeşitli güçlükleri göze alarak bedeni bir yarışmaya dönüşmesidir."4 "Spor ferdin tabii çevresini beşeri çevre haline getirirken elde ettiği kabililyetleri geliştirirken, belirli kurallar altında araçlı ya da araçsız, ferdi veya toplu olarak, boş zaman kavramı içerisinde veya tam zamanını alacak şekilde meslekleştirilerek yaptığı sosyalleştirici, toplumla örgütleştirici, ruh ve fiziği geliştiren rekabetçi, dayanışmacı ve kültürel bir olgudur."5 Tanımlardan anlaşılacağı üzere "spor" terimi ile "beden eğitimi" terimleri aracı insan, amacı insan davranışlarında değişiklik olarak ortak özelliklere sahip olduğu görülmektedir. Bazı tanımlarda ise tanımın "spor" mu yoksa "beden eğitimi" mi olduğunu kestirmek mümkün olmamaktadır. Beden Eğitimi ve Spor'un farklılığı teorik olarak şu noktalarda ortaya çıkmaktadır. Beden eğitiminde pedagojik eğitimin amacı "rekor kırma veya şampiyon olma" değil, kişiliğin oluşumu ve bunların bütünlük içerisinde düzenlenmesi için eğitimin bir aracı olarak çalışma ve dinlenme biçiminde yaşam içine alınmasıdır. Beden eğitimi mümkün olduğunca yarışmadan kaçınır ya da oyun-mücadele-ağır kas çalışmalarım en az düzeye indirerek hafifletir. Çalışmanın ölçüsünü ayarlar. Spor ise fiziksel yeteneklerin limitine yaklaşmak ve maksimal verimi elde etmek için insanı çekinmeden eziyet ve zorlamaya sokarak şampiyon olma, rekor kırma gibi kesin rekabete dönüştüren bir kavram olarak ortaya çıkmaktadır. Ancak nerede Beden Eğitimi nerede Sporun başlayıp bittiği kesin çizgilerle belirlenememiştir. Bu iki terimin başlangıçta da belirttiğimiz gibi daha pekçok tanımı ve açıklamaları yapılabilir. Seçilen tanımların mümkün olduğunca örnek teşkil edecek tanımlardan olmasına gayret edilmiştir. Sporun bugünkü halk dilinde Beden Eğitimi ile aynı anlamda kullanıldığı bir gerçektir. Bir eğitim şekli olan spor, fiziki ve ruhi bir eğitimdir. Tanımına da baktığımızda zamanla, Beden Eğitiminin yerini "Beden Eğitimi ve Spor" terimine bıraktığını görüyoruz. Bu iki terimin de yerini sadece halk dilinde değil, bilimde de "Spor"'a bırakacağını düşünmek mümkündür. KAYNAKLAR Hüseyin ÇOLAKOĞLU, Çocuk ve Spor, MEB., Ankara, 1986. Refik ARSLAN, Beden Eğitimi Bilgileri, BİMAŞ Mat.Ltd.Şti., Ankara, 1979. Sabri ÖZBAYDAR, İnsan Davranışlarının Sınırlan, Spor Psikolojisi, İstanbul, 1986, Gültekin ÇEKİ, K.b., İstanbul, 1986. Osman Nuri KOÇTÜRK, Sporcular İçin Besin ve Beslenme El Kitabı, İstanbul, 1969. 2 Refik ARSLAN, Beden Eğitimi Bilgileri, BİMAŞ Mat.Ltd.Şti., Ankara, 1979. 3 Sabri ÖZBAYDAR, İnsan Davranışlarının Sınırları, Spor Psikolojisi, İstanbul, 1986 4 Gültekin ÇEKİ, K.b., İstanbul, 1986. Osman Nuri KOÇTÜRK, Sporcular İçin Besin ve Beslenme El Kitabı, İstanbul, 1969.
|
|
|
|
|
85
|
Web Tasarım & Seo / Web Tasarım İçin / Ynt: Forum kurmak istiyorum.
|
: Mayıs 07, 2008, 13:58:08 ÖS
|
|
Enes'cim bu forumdan iyi olma garantisi ne ile verebilirsin insanların sormak istedikleri konu bu olacaktır. Eğer ki daha göze hitap eder bir tema ve gereksiz modifikasyonlar ise bence hiç kurma daha iyi.Yoksa ben de A dan Z ye forum modifikasyonlarını kurabilirim.Önemli olan sadeliktir.Sayfadaki fazla kodlar sitenin popülaritesini arama motorlarında düşürür. Eğer ki günlük 7000 ziyaretçiye ulaştıysak bu SEO çalışmaları,sadelik ve kaliteli içeriktir. Saygılar.
|
|
|
|
|