|
2
|
Lise Ödev Kaynakları / Kim Kimdir? / maggie
|
: Mayıs 02, 2008, 21:31:02 ÖS
|
|
20 Eylül1964'de Honk Kong'da doğdu. Ailesi, o sekiz yaşındayken İngiltere'ye taşındı. Ancak 1981 yılında Hong Kong'a geri dönen Maggie, modellik yapmaya başladı. 1983 yılında Miss Hong Kong güzellik yarışmasında ikinci seçilince, TVB ile sözleşme imzaladı ve ilk önemli rolünü Jackie Chan'in baş rolünde yeraldığı ''Polis Story'' (1985) filminde aldı. Ardından birçok Chan filminde yer aldı. Ama kariyerinde yükselişe, yetenekli yönetmen Wong Kar-wai ile tanışmasıyla geçti; İlk kez 1988 yılında ''As Tears Go By'' da rol aldı. iki yıl sonra ''Days of Being Wild'' ile yine ünlü yönetmenle çalıştı. Aynı yıl, Golden Horse Film Festivali'de ''Full Moon in New York'' filmindeki perfonmansıyla en iyi kadın oyuncu ödülüne layık görüldü. 1991 yılında Berlin Film Festivali'nde en iyi kadın oyuncu ödülünü alan ilk Çinli oldu.
Cheung mesleğe ilk adımlarını attığı basamakları unutmadı ve 1992 yılında yeniden Jackie Chan'in ''Polis Story 3: Supercop'' unda May karakteriyle kamera karşısına geçti. Ardı ardına bir çok filmde rol aldı ancak 1994 yılında oyunculuğa ara verdi. Tekrar filmlerde yeralmayacağına dair bir çok söylenti çıksa da 1996 yılında sinemaya geri döndü. ''Irma Vep'' gibi bir çok başarılı filmde yer aldı. Daha sonra1998'de bu filmin Fransız yönetmeni Olivier Assayas ile evlendi. 2000 yılında yine bir Wong Kar-wai filmi olan ''In The Mood For Love'' daki göz dolduran performansıyla ayakta alkışlandı. Baş rollerini Tony Leung Chiu Wai ile paylaştığı film, Asya'da olduğu gibi Batıda da büyük yankı uyandırdı. Onu ''2046'' ve ''Hero'' izledi.
Olivier Assayas ile 2001 yılında boşanan yetenekli oyuncu, eski yönetmen eşiyle ''Clean'' filminde birlikte çalıştı. Bu filmde canlandırdığı uyuşturucu bağımlısı bir şarkıcı olan Emily Wang karakteriyle, 22 Ocak 2007 tarihli New York Times'ın seçtiği en iyi 22 performans arasınsa yer aldı. Ayrıca bu filmde David Roback ve Mazzy Star'ın yazdığı şarkıları seslendiren oyuncuya, Emily rolü Cannes'da en iyi kadın oyuncu ödülünü de getirdi. Beş kez Hong Kong Film Festivali'nde, beş kez de Golden Horse Film Festivali'nde en iyi kadın oyuncu ödülüne layık görüldü.
En önemli filmleri, Police Story, The Seventh Curse(1986), Project A Part 2(1987), As Tears Go By(1988), Police Story 2(1988), A Fishy Strory(1989), Days of Being Wild(1991), Center Stage(1991), The Heroic Trio(1993), Flying Dagger(1993), Ashes of Time(1994), In the Mood For Love(2000), Hero(2002), 2046(2004), Clean(2004)
|
|
|
|
|
3
|
Lise Ödev Kaynakları / Kim Kimdir? / madonna
|
: Mayıs 02, 2008, 21:30:40 ÖS
|
|
16 Ağustos 1958’de Bay City, Michigan’da dünyaya geldi. Kökenleri İtalya’nın Pacentro kenti olan İtalyan asıllı Amerikalı babası Silvio \"Tony\" Ciccone ve Fransız asıllı Kanadalı annesi Madonna Louise Fortin’in 6 çocuğundan üçüncüsüydü. Katolik olan ailesiyle birlikte Pontiac ve Avon Township’in Detroit banliyölerinde yaşıyordu. 1 Aralık 1963’te annesini göğüs kanserinden kaybetti. Madonna hayatının en trajik olayını henüz beş yaşındayken yaşadığı için oldukça zor bir süreç onu bekliyordu. Babası bir süre sonra kahyalık yapan Joan Gustafson’la evlendi. Çiftin 2 çocuğunun dünyaya gelmesiyle Ciccone ailesi daha da büyüdü.
Çocukluğunda baleye büyük ilgi duyan Madonna, babasından kurslara gitmek için izin aldığında, aslında dolaylı olarak show dünyasına ilk adımını atmış oldu. Bale öğretmeni Christopher Flynn’in, gay diskolarına gittiğini açıklaması yüzünden oldukça üzülen Madonna, Rochester Adams High School’a kaydoldu. A’dan aşağı notu olmayan ve okulun en başarılı öğrencilerinden biri olan Madonna, aynı zamanda amigo ekibindeydi. Dans bursu almaya hak kazandığı University of Michigan’da Damian Zikakis’le tanıştı ve aşık oldu.
Okulunu 1978’te bırakmaya karar vermesindeki tek nedeni New York’a gidip dans kariyeri yapmaktı. New York deneyimi için daha sonraları kendisiyle yapılan röportajda şunları söyleyecekti: “New York’a geldiğimde uçağa ilk kez biniyordum, taksilere de. Her şeyin ilkini bu şehirde yaşadım. Cebimde sadece 35 dolar vardı ve New York’a gelmek hayatımda yaptığım en cesurca şeydi.”
Amerika’nın en büyük şehirlerinden birinde yalnız ve parasız olan Madonna, uzun bir süre düşük ücretli işlerde çalışarak ayakta kalmaya çalıştı. O dönemde yaptığı işlerden biri de çıplak pozlar verdiği modellikti. Ülkenin en iyi dansçı ve koreograflarından Martha Graham ve Pearl Lang’le çalışma fırsatı bulduktan sonra aralarında Alvin Ailey, Walter Nicks’in ekipleri de olan dans şirketlerinde performans gösterdi.
1979’da Fransız dansçı Patrick Hernandez’in ekibinde dünya turnesine çıkan Madonna müzisyen Dan Gilroy’la tanıştı. Gilroy, Madonna’nın daha sonraları ilk şarkıcılık tecrübesini yapacağı rock grubu Breakfast Club’le yolunun kesişmesine neden oldu. Grubun vokali olan Madonna aynı zamanda bateri de çalıyordu.
1980’de erkek arkadaşı Stephen Bray’in de yer aldığı ikinci grubu Emmy’de söylemeye başladı. Bray’le dans şarkıları yazıp bestelediler ve ikili performanslarıyla New York diskolarında boy gösterdi. Müzik dünyasındaki bu ilk önemli deneyimler DJ ve prodüktör Mark Kamins’in de ilgisini çekti. Madonna’nin bir demosunu dinleyen Kamins, duyduğu sesten çok etkilenince, demoyu Seymour Stein’in kuruculuğunu yaptı Sire Records’a ulaştırdı.
Madonna, 1982 yılında, yaptığı her single için 5 bin dolar almak üzere, resmi olarak Sire Records’la anlaştı. Yayınlanan ilk single’ı “Everybody” Billboard Hot Dance/Club Chart’ta üst sıralara yerleşirken, Billboard Hot 100 için beklenen sonucu getirmedi. Amerika’nın en çok dinlenen R&B radyolarında plağı dönmeye başlayan Madonna o dönem zenci zannediliyordu. Sesinin R&B’ye yakın olması ve ekranlarda hiç görünmediği için dinleyicide oluşan bu ilk olumlu izlenimin etkileri de uzun sürdü.
1983’te yayınlanan "Burning Up" ve "Physical Attraction”dan oluşan ikinci single çalışması, şarkıcının dans listelerinde büyük başarı kazanmasını sağladı ve Sire Records’ı bir albüm yapmak için harekete geçirdi.
İlk albüm kendi adını taşıyordu: Madonna. Başlangıçta prodüksiyonu için Reggie Lucas’la anlaşılan, fakat Madonna’nın Lucas’la yaşadığı sorunlar yüzünden aranjörlüğünü erkek arkadaşı John \"Jellybean\" Benitez’e yaptırdığı albüm, Amerika’da büyük ses getirecekti. En iyi albümler listesinde 8 numaraya kadar çıkan, "Holiday," "Borderline," ve "Lucky Star" single’ları yılın en sevilen çalışmaları arasında yer alan albüm, tüm dünyada 3 milyondan fazla sattı.
80’lerin bu ilk yarısında gelen büyük başarı, Madonna’nın bir stil ikonu olarak da genç kızların büyük ilgisini çekmesine neden oldu. Kendi tarzındaki giysileri ve aksesuarları o dönem oldukça popülerdi. Boncuklu kolyeler, siyah kol bantları, haç figürlü mücevherler New York’ta açılan “Madonna Clothing Store”’da yok satıyordu.
1984’te “Madonna” albümünü takip eden ikinci albüm çalışması “Like A Virgin”, uluslararası bir başarının kapılarını açtı. Albümle aynı adı taşıyan ilk single “Like A Virgin”, Billboard Hot 100 Singles listesinde 6 hafta süreyle bir numarada kaldı. O tarihte, ülkenin başarılı şarkıcılarının Afrika’daki açlara yardım amacıyla bir araya gelerek seslendirdikleri “We Are The World” , Billboard listelerinin bir numarasıydı ve ikinci sırada Madonna’nın bir diğer 45’liği "Material Girl" yer alıyordu. USA For Africa's’ta We Are The World’ü de söyleyen Madonna için bu çifte başarı anlamına geliyordu. Albümün çıkış tarihinin hemen ardından gelen 20 milyonluk satışı, sonraları tüm dünyada 17 milyon kopyanın daha satmasıyla 37 milyon olacaktı.
Marilyn Monroe'nun “Diamonds are Girls Best Friend”'deki performansına adanan Material Girl’ün listelerdeki büyük başarısından sonra Beastie Boys’la dünya turnesine çıkan şarkıcının, albümden çıkan üçüncü 45’liği “Crazy For You” bir numaraya yerleşen ikinci single’ı oldu.
1985’te “A Certain Sacrifice” ve “Vision Quest” filmlerinde aldığı rollerle beyazperdede de görünmeye başlayan Madonna, aynı yıl başrollerini Rosanna Arquette ve Aidan Queen’le paylaşacağı ilk önemli filmi Desperately Seeking Susan’da rol aldı.
70’lerin sonunda verdiği siyah beyaz çıplak pozlarının Penthouse ve Playboy dergilerince yayınlanmasından sonra, hakkındaki sonu gelmeyen tartışmalar başladı.
Aynı yıl ilk görüşte aşık olduğu aktör Sean Penn’le yaşgünü olan 16 Ağustos’ta evlendi.
Arkalarında bir medya ordusuyla gezen Penn çifti Amerika’nın gözdesiydi. İkilinin 1986’da birlikte rol aldıkları “Shangai Suprise" filmi, box-office’te beklenen başarıyı getirmedi.
1986 yılı Madonna’nın müzikal kariyerini çok daha iyi bir noktaya taşıyacak prodüktör Patrick Leonard ‘la tanıştığı yıldı. Birlikte hazırladıkları üçüncü debut albümü “True Blue”, diğer albümlerine göre daha olgun bir içeriğe ve müzikaliteye sahipti ve dünya çapında 21 milyondan fazla sattı. Daha sonraları yayınlayacağı “The Immaculate Collection”'dan sonra en fazla satan Madonna albümü “True Blue” olacaktı. Albümden sırasıyla Live To Tell, Papa Don't Preach, Open Your Heart, True Blue ve La isla Bonita gibi hitler çıktı ve ilk 3 45’lik Amerika listelerinde bir numara oldu.
1987’de vizyondaki bir diğer başarısızlığı getiren “Who's That Girl” filminde rol aldı. Filmin soundtrackinde aynı isimle yer alan single, listelerde bir numaraya yerleşti ve albümde yer alan diğer 4 Madonna şarkısı da hatrı sayılır bir ilgiyle karşılandı. Bu yüzden dünya çapında gerçekleştirdiği ilk turnesi “Who's that girl Tour” adıyla Japonya'da başladı. Milyonlarca kişiye seslenen Madonna turneden kazandıklarının bir bölümünü Aids’le mücadele eden AMFAR’a bağışladı. Whos That Girl Tour’dan sonra Japonya’da Madonna pulları postaya verildi.
1988’de, Broadway'de sahnelenen 'Speed The Plow' adlı tiyatro oyununda oynayan Madonna’nın oyunculuğu eleştirmenlerce vasat bulundu.
Yılın sonlarına doğru, Sean Pean ile Madonna'nın evliliklerinin çatırdamak üzere olduğu haberleri yayınlanmaya başladı. İlişkilerinde sorun yaşayan Penn çifti, bir evlilik danışmanından yardım almalarına rağmen evliliklerini 1989’da noktaladılar. Bu dönemde Madonna ile John Kennedy Jr. arasında duygusal bir ilişki yaşandığı da kulaktan kulağa yayılmaya başlamıştı.
Aynı yıl Madonna diskografisinde oldukça önemli olacak yeni albümü “Like A Prayer”ı yayınladı. Albümle aynı adı taşıyan ilk single’ın videosu ekranlara gelmeye başladığında, etkisi tüm düm dünyada ama özellikle koyu Katolikler arasında büyük olacak yeni bir tartışma başlamış oldu. Like A Prayer’ın videosunda, Madonna yanan haçların önünde dansediyor ve zenci bir İsa ile öpüşüyordu. Katolik Kilisesi’nin ayaklanması sonucu Madonna aforoz edildi ve Papa II. Jean-Paul onu kınayan bir mektup yazdı. Şarkının yarattığı skandal bir yana, albüm dinleyiciler tarafından çok sevildi ve eleştirmenlerden de tam puan aldı.
Madonna'nın popülaritesi Pepsi'yi de heyecanlandırdı ve firma yeni reklam filmi için şarkıcıyla 5.000.000 $'lık bir anlaşma imzaladı. Ancak 'Like a Prayer' skandalından önce çekilen reklam filminin yayını tartışmalardan sonra durduruldu. Like a Prayer’dan sonra albümden çıkan ikinci 45’lik Express Yourself için çekilen video, 800.000 $’lık bütçesiyle o dönemde çekilen en pahalı müzik videosu olma özelliğini taşıyordu.
1990 yılında, daha önce rol aldığı filmlerde oyunculuğu iyi bulunmasa da Warren Beatty ile başrollerini paylaştığı Dick Tracy ile yeniden kamera önüne geçti. İkilinin filmdeki aşkları gerçeğe dönüştü ve Sean Penn'den sonra Madonna’yı magazin basınının baş sayfalarına taşıyan ikinci büyük aşkı başlamış oldu. Beatty ‘den sonra "Cherish" ve "Justify My Love"’ın kliplerinde de oynayan genç model ve porno yıldızı Tony Ward ile çıkmaya başladı.
Yeni albümü ve Dick Tracy’de söylediği şarkılara da yer verdiği “I'm Breathless”albümü aynı dönemde piyasaya sürüldü. Madonna'nın diğer albümlerinden farklı olarak 30'lu ve 40'lı yılların jazz soundunu taşıyan I'm Breathless’ten çıkan ilk single 'Vogue' atlantiğin her iki yakasında da bir numara oldu. Vogue, Madonna’nın idollerinden bahsettiği sözlere sahipti: Greta Garbo, Marilyn Monroe, Marlene Dietrich, Bette Davis ve Grace Kelly. Filmin öne çıkan şarkısı Sooner or Later' ise aynı yıl Oscar adayı oldu ve bestecisi Stephen Sondheim'e Orjinal Şarkı kategorisinde Oscar kazandırmayı başardı.
1991 yılında "Truth and Dare" adlı bir belgeselde oynadıktan sonra tüm dünyada büyük yankı uyandıran ve Naomi Campbell’le birlikte birçok ünlünün de fotoğraflarıyla yer aldığı "Sex" adlı kitabı yayınladı. Fransız Katolikler Steven Meisel’in çektiği fotoğrafların gençliği pornografiye teşvik ettiği gerekçesiyle Madonna’ya ve yayıncısına dava açtılar. 'Sex'in toplatılması için açılan dava düşerken, kitabın satış rakamları hızla artmaya devam ediyordu. 'Sex' , New York Times ve Washington Post listelerinde best seller olmuştu .
Aynı yıl A League of Their Own filmi için yaptığı "This Used to Be My Playground" Amerika listelerinde bir numara olan onuncu hiti oldu.
1992’de Shep Pettibone ile birlikte yaptığı "Erotica" albümü, albümle aynı adı taşıyan şarkısı yüzünden porno albümü şeklinde nitelendirildi. Çok tartışılan Erotica, cüretkar videosu yüzünden MTV’de sadece 3 kere yayınlanabildi. Bu kısıtlamalara rağmen single, US Hot 100 Airplay chart listesinde tüm zamanların en uzun süre 2 numarada kalan şarkısı olarak büyük başarı kazandı.
Aynı yıl Sex kitabında da yer alan ve 8 ay aşk yaşadığı Vanilla Ice’la birlikteydi. Sonrasında bodyguard’ı James Albright’la olan birlikteliği uzun süre konuşuldu.
William Dafoe ile birlikte rol aldığı erotik gerilim tarzındaki Body of Evidence' filmi 1993’te gösterime girdi ancak müzik kariyerindeki başarıyla ters orantılı biçimde düşüş gösteren aktrisliğiyle Madonna’nın yeni filmi de fiyasko oldu. Film ayrıca "Basic Insticts"in(Temel İçgüdü) ucuz bir taklidi olarak değerlendirildi.
Aynı yıl yeni turnesi The Girlie Show Tour ‘a çıkan Madonna, yeni tartışmalarla karşı karşıya kaldı. Konserlerinde Luca Tommassini ve Carrie Ann Inaba gibi üstsüz dansçılarla performans gösteren, kırbaç gibi materyaller kullanan şarkıcı büyük tepki aldı. Ortodoks Yahudiler ilk defa İsrail’deki bir show yüzünden ayaklanıyorlar, Porto Riko’da verdiği konserde ülkenin bayrağını bacaklarının arasına alarak yaptığı gösteri büyük gürültü koparıyordu. Sanatçı ayrıca turuyla aynı ismi taşıyan The Girlie Show kitabını yayınladı.
Bu skandallar, tartışmalar ve çılgınlıklarla dolu periodun ardından 1994’te altıncı stüdyo albümü Bedtime Stories geldi. Nellee Hooper ve R&B aranjeleri yapan Dallas Austin tarafından prodüksiyonu gerçekleştirilen albüm, Madonna’nın R&B sounduna dönüşünü müjdeliyordu. Albüm Avrupa ve Avustralya’da büyük ilgi görmesi dışında en iyi pop albümü dalında Grammy adaylığı da kazandı. Babyface tarafından aranjesi yapılan ve Björk’ün sözlerinin bir kısmını yazdığı single “Take A Bow”, Billboard Hot 100’de art arda 7 hafta boyunca bir numarada kaldı. Take A Bow’un videosundaki ekipte olan Michael Haussman, daha sonraları Evita filmindeki rolü alması için Madonna’ya yardım edecekti.
1994’te 4 ay gibi kısa bir süreyle ünlü basketbolcu Dennis Rodman’la ilişkisi oldu.
Aynı yılın eylül ayında Central Park’ta yürüyüş yaparken tanıştığı Kübalı fitness hocası Carlos Leon’a aşık oldu ve çiftin 14 Ekim 1996’da kızları Lourdes Maria Ciccone Leon dünyaya geldi.
7 Kasım 1995’te Madonna balladlarından oluşan yeni albümü Something To Remember’ı çıkardı. Albümde 3 yeni şarkı da bulunuyordu. Marvin Gaye klasiği "I Want You", albüm için Massive Attack’la yeniden düzenlendi ve "You'll See" single’ı uzun süre listelerde kalmayı başardı.
1996’da sinema kariyeri için oldukça kritik ve önemli bir rolü canlandıracağı “Evita” filmi vizyona girdi. Filmin soundtrack’i oldukça başarılı oldu ve albümden "Don't Cry for Me Argentina" ve "You Must Love Me" gibi uluslararası hitler çıktı. En iyi film müziği dalında oskar ve Golden Globe kazandığı şarkısı “You Must Love Me” filmin başarısını da olumlu etkiledi. Madonna’nın aktris olarak performansı Evita’yla ciddiye alınmaya başladı ve sanatçı filmdeki rolüyle Golden Globe’da en iyi kadın oyuncu ödülünü kazandı.
1997’de Carlos Leon’la olan ilişkisi sona erdi.
1998’de yedinci stüdyo albümü Ray Of Light raflardaydı. Like A Prayer’dan sonra eleştirmenler tarafından en çok beğenilen albümü olan Ray Of Light, Rolling Stone dergisince yapılan yorumda mainstream popla technonun oldukça etkili bir bileşimi olarak tanımlandı. Albümden çıkan Frozen, Avrupa listelerinde bir numara oldu ve albüm 1999 Grammy törenlerinde 4 dalda ödül aldı. Rolling Stone dergisinin tüm zamanların en iyi 500 albümü sıralamasında da 363. oldu.
1999 senesinde ortak arkadaşları Sting ve ve karısı Trudie Styler’ın verdiği bir yemekte İskoçyalı yönetmen Guy Ritchie ile tanıştı.
Evita’daki başarılı oyunculuğundan sonra gelen 2000 tarihli yeni filmi The Next Best Thing, box-office’te hayalkırıklığı yarattı. Ancak soundtrack’te yer alan "Time Stood Still" ve 1970 tarihli Don McLean klasiğinin dans coverı "American Pie” Avrupa’da bir numaraya yerleşti.
22 Aralık 2000 tarihinde İskoçya’da düzenlenen bir törenle Guy Ritchie ile dünya evine girdi. Çiftin 11 Ağustos 2000 tarihinde erkek çocukları Rocco John Ciccone Ritchie dünyaya geldi.
2000 yılında ayrıca sekizinci stüdyo albümü Music’i de yayınlayan Madonna, dans, pop ve house müziklerini party ruhu taşıyan bir soundda birleştiriyordu. Like A Prayer’dan sonra Amerika albüm listelerinde bir numara olan ikinci Madonna albümü özelliğini taşıyan Music’ten, “Don’t Tell Me” ve "Gone" gibi uluslararası hitler de çıktı. Albümden çıkan üçüncü 45’lik "What It Feels Like for a Girl"ün yönetmenliğini Madonna’nın eşi Guy Ritchie yaptı ve video, şiddet unsurları içerdiği için VH1 ve MTV tarafından yasaklandı.
2001’de başarılı konserlerle geçen Drowned World Tour’a çıkan sanatçı, aynı yıl şarkılarının remixlerinden oluşan GHV2’yi piyasaya sürdü.
2002’de yeni James Bond filmi için yazdığı Die Another Day isimli 45’likle Golden Globe ödülü alırken, Golden Raspberry ise şarkıyı yılın en kötüsü seçti.
2003’te, dokuzuncu stüdyo albümü “American Life”ı yayınladı. Amerikan rüyasını oluşturan ün, servet öğelerine gönderme yapan şarkı, aslında savaş, suç ve emperyalizme dikkat çekmek istiyordu. Şarkının videosunda tüm ülkelerin bayrakları arasında görünen Madonna, yeni albümüyle müzik kariyerinin en az satış yapan çalışmasına imza atmıştı. Aynı yıl American Life’ın remixlerinden oluşan Remixed & Revisited isimli bir EP yayınladı.
2004 MTV Müzik Ödülleri’nde “Hollywood” şarkısını Britney Spears, Cristina Aguilera ve Missy Elliot gibi ünlü isimlerle birlikte seslendiren sanatçı, Spears ve Aguilera’yı dudaklarından öpünce tüm dünyanın gözleri yine yeni bir Madonna skandalına çevrilmiş oldu. Ardından Spears’ın albümünde yer alan Me Against Music’te konuk vokal olarak yer aldı ve şarkının klibinde de oynadı.
Şarkıcı aynı sene Avrupa ve Amerika’da toplam 56 konser verdiği The Re-Invention Tour’a çıktı ve turla ilgili I'm Going to Tell You a Secret isimli bir belgesel hazırladı.
Rolling Stone dergisinin tüm zamanların en iyi 100 artisti listesinde 36. oldu.
2005 ocağında Tsunami felaketinde zarar görenlere yardım amacıyla düzenlenen Tsunami Aid: A Concert of Hope konserinde John Lennon’ın “Imagine” şarkısını seslendirdi.
Yine 2005’te 70’lerin dans müziği sounduyla günümüzdeki müzikal tatları birleştirdiği onuncu stüdyo albümü Confessions on a Dance Floor’u yayınladı. Albüm 1998 tarihli Ray Of Light’tan sonra en olumlu eleştirileri aldığı ikinci çalışması oldu. ABBA şarkısı "Gimme! Gimme! Gimme! (A Man After Midnight)"tan sampling alarak düzenlediği Hung Up isimli ilk 45’lik 41 ülkede büyük ilgi gördü ve listelerin üst sıralarında yer aldı. Albümden çıkan bir diğer çalışma ”Sorry”, sanatçının bir numaraya çıkan 36. single’ı olarak Billboard müzik tarihinde bir ilki gerçekleştirdi.
Ünlü marka H&M’in yeni yüzü olmak üzere şirketle anlaştı. H&M bünyesinde faaliyet gösterecek olan ve sanatçının kendi tasarımlarından oluşacak M by Madonna markasının çıkış tarihi Mart 2007 olarak belirlendi.
Madonna ekim 2006’da yetimler yurdu kurmak için Malawi’ye gitti ve ordan David isminde bir erkek çocuk evlat edindi.
Madonna halen eşi Guy Ritchie ve 3 çocuğuyla, İngiltere’nin Wiltshire kentinde yaşamaktadır. Sanatçı yeni albümü için prodüksiyon çalışmalarına başladığını açıklamıştır.
|
|
|
|
|
4
|
Lise Ödev Kaynakları / Kim Kimdir? / 1.mahmut
|
: Mayıs 02, 2008, 21:29:31 ÖS
|
|
I. Mahmut, 2 Ağustos 1696'da Edirne'de doğdu. Babası II. Mustafa'nın, Saliha Valide Sultan'dan olan oğludur. Şehzadeliği Edirne'de geçti. Şeyhülislan Feyzullah Efendi'den yüksek fen ve din eğitimi aldı. Babası II. Mustafa 23 Ağustos 1703'te tahttan indirilince birlikte Topkapı Sarayı'na getirilip kafese yerleştirildi. 2 Ekim 1730'da tahta geçene kadar 27 sene kafes hayatı yaşadı.
Amcası III. Ahmet'in Patrona Halil isyanı sonucu tahttan indirilmesinden sonra tahta geçen I. Mahmut, kendisinden önceki padişahın tavsiyelerinden istifade edip Patrona Halil isyanındaki elebaşlarını ele geçirip öldürttü. İstanbul'da asayişi sağladıktan sonra Lale Devri'nde yapılan ilim, kültür ve sanat eserlerinin korunmasını sağladı.
Ülkedeki iç huzuru sağladıktan sonra doğuda sınırları ihlal eden İran Safevi Devleti ile batıda Avusturya ve Rusya'ya karşı tedbirler aldı. Doğuda III. Ahmet devrinden beri süregelen anlaşmazlığı bitirmek istedi ancak İran Şahı, Revan üzerine yürüyerek gerginliğin artmasına neden oldu. İran Seraskeri Ahmet Paşa ile Erzurum Valisi ve Revan Seraskeri Hekimoğlu Ali Paşa kumandasında gönderdiği bir ordu ile iki koldan Urmiye'yi feth ve Tebriz'i istila etmesi için gönderdi. 30 Temmuz 1731 tarihinde Kirmanşah alındı. İran Şahının barış istemesi üzerine 1732 Ocak ayında Ahmet Paşa Antlaşması yapıldı. Antlaşmaya göre Aras Nehri iki ülke arasında sınır kabul edilirken Revan, Gence, Nahcivan, Bitlis, Şirvan ve Dağıstan Osmanlılara; Tebriz, Kirmanşah, Hamedan ve Erdelan İran'a bırakıldı. 1733 yılında İran tahtına geçen Nadir Han, anlaşmayı tanımayıp tekrar saldırarak Erbil ve Bağdat'ı kuşattı. 1733 Temmuz'unda geçekleştirilen seferde Osmanlı ordusu mağlup edildi ve I. Mahmut bu savaşta Gazi ünvanı aldı. İran'da Safevi sülalesine son vererek Avşar sülalesini başlatan Nadir Şah, Kekük'e kadar ilerleyerek Revan, Gence ve Tiftis'i Osmanlı'dan geri aldı.7 yıl süren barış döneminden sonra tekrar saldırıya geçen İran Devleti, Irak Cephesi'nden girerek 1743 yılında Musul'a saldırdı. 1744 yılında Kars'a kadar ilerlese de Osmanlı Devleti'nin güçlenerek geri gelmesinden çekinen Nadir Şah, 1639 yılında yapılan Kasr-ı Şirin Antlaşması esaslarına dayanan İstanbul Antlaşması'nı Ekim 1746'da imzaladı.
Osmanlı Devleti'nin doğudaki İran ile mücadelesinden yararlanmak isteyen Avusturya ve Rusya, Azak Kalesi üzerinden Gözleve, Kılburun ve Urkapı'ya kadar ilerlediler. Avusturya ordusu 12 Temmuz 1737'de Bosna, Sırbistan ve Eflak'a girdi. I. Mahmut, Muhsinzade Abdullah Efendi ve Hekimoğlu Ali Paşa'yı bölgeyi kontrol altına almaları için görevlendirdi. Yapılan muharebede Avusturya kuvvetlerinin büyük kayıplar vermesi üzerine barış teklifinde bulunuldu. 18 Eylül 1739 tarihinde imzalanan Belgrad Antlaşması'na göre Avusturya ile 7 yıllık, Rusya ile kesintisiz olarak sulh yapıldı. Avusturya ile Tuna ve Sava Nehirleri sınır kabul edilecek ve Belgrad Osmanlı Devleti'ne kalacaktı. Ruslar Azak Denizi ve Karadeniz'de donanma bulunduramayacak, Kazaklar Osmanlı Devleti'ne, Kırım Hanliğı da Rusya'nın sınırlarına girmeyecekti. 1718 Pasarofça Antlaşması ile Avusturya’ya bırakılan yerlerin bir kısmı ile Azak Kalesi geri alınıyordu. Bunların yanı sıra Osmanlı Devleti'ne olan yardımlarından dolayı Fransa'ya kpitülasyonlar sınırsız ve sürekli hale getirildi.
Belgrad Antlaşması'yla Osmanlı Devleti 28 yıllık bir barış sürecine girdi. Devlet sürekli savaş halinde olduğundan Anadolu'da ve bazı vilayetlerde Ayan adı verilen yöneticiler güçlenmiş ve yönetimi ele geçirmişlerdi. Ayanlar, özellikle merkezi otoriteyi sürdüremeyen, kırsal alanda tımar sisteminin yozlaşması ve zayıflamasıyla denetim gücünü yitiren ve gerek bu boşluktan ötürü, gerekse nüfus artışı ve işsizlikle birlikte baş gösteren iç ayaklanmalar karşısında merkezi devletin de onayladığı yerel savunma milislerinin liderleri konumunda olan ve zaman içinde iltizam sistemi sayesinde iktisadi olarak da güçlenen, neredeyse devletin taşradaki gayri resmi temsilcileriydi. 1740 yılında Humbaracı Ahmet Paşa'nın çabalarıyla Ayanlar İstanbul'a davet edilerek Adaletname çıkartıldı ve Ayanlar'ın Osmanlı Devleti'ne bağlılıklarını bildirmeleri istendi.
Askeri alanda birçok faaliyette bulunuldu. Humbaracı Ahmet Paşa, Topçu ve Humbaracı Ocakları'nda ıslahatlar yaptı. Üsküdar'da Kara Mühendishanesi (Mühendishane-i Berri Hümayun)adlı bir subay okulu açıldı. I. Mahmut bundan sonra ülkede pek çok imar faaliyetlerinde bulunup, ilim, kültür, sanat alanlarında çok kıymetli eserler yaptırdı. Kağıthane civarındaki Bahçeköy ile Balaban köyleri arasında geçen iki çayın sularını toplayan Topuzlu Bendini yaptırdı. Burada toplanan sular, Taksim'deki depodan, Tophane'deki Meydan Çeşmesi ile Azapkapı'da Saliha Sultan Çeşmesi ve Beşiktaş, Galata, Kasımpaşa, Tepebaşı semtlerinin çeşitli yerlerindeki kırk kadar çeşmeye su verildi. Pek çok saray, kasır inşa ve tamir ettirildi. Beşiktaş Sarayı'nın bir çok kısımlarını ve Bayıldım Kasrı'nı yeniden yaptırdı. Yûşa Tepesi civarındaki Tokat Köşkü'nü donatıp, Hümayun-abad, Kandilli Sarayı'nı imar ettirerek Nevabâd isimleri verildi. Kanlıca'da Mihr-abâd Kasrı'nı yaptırdı. İstanbul'da Ayasofya Camii içine, Fatih Câmii yakınında ve Galatasaray’da olmak üzere üç, Belgrad’da bir kütüphâne yaptırdı. Ayasofya Câmii Kütüphanesine sarayın hazine odasından pek çok kitaplar gönderdi. Ayasofya Kütüphanesine İslam aleminin en meşhûr hattatlarından Yakut-ı Musta'sımî, Şeyh Hamdullah ve Hafız Osman hatlarıyla Mushaflar ve hazret-i Osman ve Hz.Ali'ye ait olduğu söylenen iki Kur’ân-ı Kerîm de kondu. Kütüphanenin masrafını karşılamak için de Cağaloğlu'nda çifte hamamı yaptırıp, gelirini vakfetti. Ayasofya'ya bitişik aşevi yaptırıp, huzûrunda tertiplenen merasimle açıldı. Nûruosmaniye Camiinin yapımını başlattıysa da, vefatından bir yıl sonra tamamlanabildi. Beşiktaş'da Arap İskelesi Camii, Rumeli Hisarı'nda İskele Camii, Üsküdar'da Sultan Mahmut Camii ve Kandilli, Defterdarkapısı, Tulumbacılar odası, Yalıköşkü, Yıldıztepe mescidlerini yaptırdı.
I. Mahmut, 13 Aralık 1754 tarihinde İstanbul'da vefat etti. İstanbul'da Yeni Camii yanındaki Turhan Sultan türbesine defnedildi. Zeki, anlayışlı ve merhametli olan padişah Askeri ıslahat taraftarıydı. Faaliyetleri ciddiyetle takip ettirip zamanın ve ülkenin durumuna göre icraatlarda bulunurdu. Aynı zamanda bir sanatkar olan I. Mahmut "Sebkâti" mahlasıyla şiirler yazardı.
|
|
|
|
|
5
|
Lise Ödev Kaynakları / Kim Kimdir? / 2.mahmut
|
: Mayıs 02, 2008, 21:29:05 ÖS
|
|
20 Temmuz 1785'te İstanbul'da doğan II. Mahmut'un babası I. Abdülhamit, annesi ise Nakş-ı Dil Sultan'dır. Şehzadeliğinde yüksek din ve fen ilimleri, askeri teknik bilgiler ve devlet idaresi konusunda dönemin önemli âlimleri tarafından yetiştirildi.
Şehzadeliği sırasında amcası III. Selim'in yenilikçi düşüncelerinden etkilenen II. Mahmut, Kabakçı Mustafa İsyanı ile tahttan indirilen amcasının yerine geçen ve asilerle işbirliği içinde olan IV. Mustafa'nın, Alemdar Mustafa Paşa tarafından tahttan indirilmesi üzerine 28 Temmuz 1808 terihinde Osmanlı tahtına geçti. Tahta geçtiğinde 23 yaşındaydı. Avrupa'daki yenilikleri ve gelişmeleri yakınen takip etmekteydi.
Tahta geçmesine yardımcı olan Alemdar Mustafa Paşa'ya geniş yetkiler vererek iç karışıklıklara ve devletin otoritesinin zayıflamasına neden olan "Ayanlar" meselesinin çözülmesini sitedi. Bunun üzerine 29 Eylül 1808'de İstanbul'da toplanan ayanlar ile hükümetin emirlerini yerine getireceklerine dair Sened-i İttifak'ı imzaladı. Bu olay padişahın ayanlar karşısında çaresiz durumda görülmesine yol açtığı için bu belgeler kısa bir süre sonra yok edildi. Amcası III. Selim'in yolundan ilerleyen II. Mahmut, Nizam-ı Cedid ordusunu Sekban-ı Cedid adıyla yeniden düzenledi. Sekban-ı Cedid'in giderek güçlenmesi ve aylıklarının fazla olması nedeniyle rahatsız olan Yeniçeriler ayaklandılar. Bu ayaklanmada Alemdar Mustafa Paşa hayatını kaybetti. İstanbul'da birçok yangının ve yağmanın başlaması üzerine 18 Eylül 1808'de Sekban-ı Cedid ocağı kaldırıldı.
İstanbul'daki olayların yatışması üzerine Hicaz'ı işgal eden Vahhâbiler üzerine gidildi. Bu konuda Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa'dan yardım isteyen padişah, hac yolundaki düzensizliğin ve Müslümanlara işkencelerin durdurulmasını istedi. Burada gösterdiği başarı ile Mehmet Ali Paşa itibar kazandı.
II. Mahmut tahta geçtiğinde 1806'da başlayan Osmanlı-Rus Savaşı devam etmekteydi. Osmanlı Devleti'nin savaş maliyetini ve yogunluğunu kaldıramaması ve Rusya'nın Fransa ile olan mücadelesi dolasıyla 28 Eylül 1812'de Bükreş Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma ile Sırplara birçok hak tanınmış oldu. Ancak Bükreş Antlaşması'nın hükümlerini yerine getirmeyen Sırplar, bölücü faaliyetlerde bulunuyorlardı. Ertesi yıl Hurşit Paşa'nın komutasındaki bir ordu ile sefere çıkıldı. Bağımsızlık isteyen Sırplar üzerine yüründü, Belgrad ve Semendire Kaleleri ele geçirildi.
Milliyetçilik fikrinin yayılması sonucu Balkanlarda ve Yunanistan topraklarında sık sık isyanlar başgöstermişti. Rum Patrikanesi'nin ve Etniki Eterya Cemiyeti'nin desteği ile 12 Şubat 1821'de Mora'da Yunan ayaklanması başladı. Kısa zamanda isyan Atina, Teselya ve adalara yayıldı. Bunu 6 Mart 1821'de Eflak'ta çıkan isyan izledi. Asiler Avrupa devletlerinden yardım almaktaydılar. Kısa bir süre sonra isyan bölgesine gönderilen Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa, Mora ve Girit Valiliklerinin kendisine verilmesi şartıyla isyanı bastırdı. Yunan isyanını destekleyen İngiltere, Mora Valiliğinin Mehmet Ali Paşa'ya verilmesinden hoşnut değildi. İngiltere, Rusya ve Fransa Yunanistan'a bağımsızlık verilmesi için II. Mahmut ile anlaşma yapmak istediler ancak II. Mahmut'un bunu kabul etmemesi üzerine Yunan kıyılarına giren donanmaları, Navarin Limanı'nında demirlemiş olan Osmanlı donanmasını 20 Ekim 1827'de yaktılar.
Rusya'nın bu olaydan dolayı savaş tazminatı istemesi ile Osmanlı-Rus Savaşı başladı. Sekban-ı Cedid'in yerine kurulan Asakir-i Mansure-i Muhammediye isimli yeni ordunun teşkilatının henüz oturmaması nedeniyle başarı elde edemediler. Ruslar Eflak ve Boğdan'ı işgal edip Tuna'ya kadar ilerlediler. Ruslar'ın batıda Edirne, doğuda Erzurum'a kadar ilerlemeleri sonucunda Osmanlı Devleti barış istemek zorunda kaldı. 14 Eylül 1829'da imzalanan Edirne Antlaşması'na göre Rusya, Boğdan ve Eflak'tan Dobruca, Silistre, İshakçı, Pazarcık, Varna, Yanbolu ve Rumeli'den işgal ettiği yerleri geri verecek; Prut Nehri Tuna'ya karıştığı yerden sınır kabul edilecekti. 1828'de İran- Rusya arasındaki Türkançay Antlaşması gereğince Revan, Nahçıvan hanlıkları da Rusya'ya geçmişti. Bu bakımdan iki devlet arasındaki yeni sınır, Ahıska, Poti, Anapa kaleleri Rusya tarafında; Kars, Bayazıt, Erzurum bölgeleri Osmanlılarda kalmak üzere düzenlenecekti. Boğazlar Rus ticaret gemilerine açıldı. Akkerman Antlaşması ile Sırplara tanınmış olan muhtariyet sağlamlaştırılarak; 6 Temmuz 1827'de Londra'da, Rusya, İngiltere ve Fransa arasında ve Yunanistan'ın bağımsızlığıyla ilgili antlaşmaya bağlılık bildirilerek ; 22 Mart 1829'da bu esasa göre düzenlenen protokolü de kabul edecek; antlaşmanın tasdikinden sonra Rusya, İngiltere ve Fransa murahhaslarıyla birlikte ve antlaşma esaslarının uygulanmasını kararlaştırmak üzere, Osmanlı Devleti tarafından murahhaslar tayin edilecekti. Bu antlaşma ile Osmanlı Devleti Yunanistan'ın bağımsızlığını kabul etmiş oluyordu.
1797 yılında Yeniçeriler'in Cezayir'in yönetimi için seçtiği İzmirli Hüseyin Paşa, Fransa için borç para vermişti ancak Fransa borcu ödemeyince Hüseyin Paşa'nın hakaretlerinden dolayı iki ülke arasında gerginlik oluştu. Bu olayı da bahane eden Fransa 1829 yılında Osmanlı Devleti'ne savaş açtı, 1830 yılında da Cezayir'i işgal etti. Ancak o sırada Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın isyanının başlaması üzerine Cezayir meselesi sonuçsuz kaldı. Mehmet Ali Paşa, II. Mahmut'un emirlerine uymayıp Osmanlı-Rus Savaşı için kuvvetlerini göndermemişti. Mehmet Ali Paşa, Suriye Valiliğini istemekteydi. Bunun üzerine Mehmet Ali Paşa, oğlu İbrahim Paşa komutasında bir orduyu Osmanlı Devleti'nin Suriye eyaleti üzerine gönderdi. 1831-1832 yılları arasında geçen mücedelede Mehmet Ali Paşa'nın kuvvetlerinin çokluğu ve intizamlı olması sebebi ile Kütahya'ya kadar ilerleyince, Osmanlı Devleti Rusya'dan yardım istemek zorunda kaldı. Osmanlı Devleti ile Rusya'nın yakınlaşması İngiltere ve Fransa'yı tedirgin etti. Fransa'nın aracılığıyla Mehmet Ali Paşa ile Osmanlı Devleti arasında 8 Nisan 1833 tarihinde Kütahya Antlaşması imzalandı. Antlaşmaya göre, Mehmet Ali Paşa'ya Mısır valiliğinin yanında Suriye, oğlu İbrahim Paşa'ya da Adana eyaleti muhassıllık olarak verildi. 8 Temmuz 1833'te Rusya ile savunma ve yardım esasına dayanan Hünkâr İskelesi Antlaşması imzalandı. Antlaşmaya göre hem Rusya hem de Osmanlı Devleti herhangi bir savaş durumunda birbirlerine yardım edeceklerdi. Rusya'ya karşı bir durum olduğunda Osmanlı Devleti boğazlarını diğer ülkelere kapatacaktı.
8 yıllık bir süre için imzalanan bu ittifak antlaşması Fransa ve İngiltere'yi telaşa düşürdü. Osmanlı Devleti 1826 yılından itibaren hem ham maddesini dışarıya çıkmasını engellemek hem de işsiz esnafı himaye altına almak için yed-i vahid denilen tekel uygulaması koymuştu. Bu sistem ile yeni kurulan Asarkir-i Mansure-i Muhammediye ordusu için kaynak da elde etmiş oluyordu. İngilizler bu uygulamadan şikayetçilerdi. Mehmet Ali Paşa'nın isyanının Osmanlı Devleti'ni zayıflatmasını fırsat bilerek baskılarını arttırdılar. Görüşmeler sonucunda 16 Ağustos 1838'de Baltalimanı Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma ile İngiltere'ye ticari imtiyazlar tanınmakla beraber yed-i vahid kaldırılıyordu.
Mısır sorunu tam anlamıyla çözülmemişken 1 Temmuz 1839'da vefat etti. Verem yüzünden vefat eden II. Mahmut, Divanyolu, II. Mahmut türbesine defnedildi.
II. Mahmut, padişahlığı boyunca askeri, idari ve sosyal alanda ıslahatlar yapmaya çalışmıştı. Yeniçeriler'in düzensizliği ve eşkiyalığa varan davranışları nedeniyle düzenli yeni bir ordunun kurulması gerektiğine inanarak Sekban-ı Cedid'i kurmuştu. Ancak gelen tepkiler üzerine bu orduyu kaldırmak zorunda kaldı. Ancak Yeniçeriler'in ne kadar büyük bir tehlike olduğunu anlayarak kaldırmak için hazırlıklara başladı. Amcası III. Selim'in akibetine düşmemek için bu çalışmaları gizli tuttu. Nihayet 15 Haziran 1826'da Yeniçeri Ocaklarını kaldırdı. Büyük bir katliam ile Yeniçeriler toptan yok edildi. Bu olaya tarihte Vaka-i Hayriye denilmektedir. Kaldırılan Yeniçeri Ocağı'nın yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye adında yeni bir ordu kurdu.
Avrupa'daki yarı örnek alınarak Divan teşkilatı kaldırıldı ve yerine nazırlıklar (bakanlık) kuruldu. Ayrıca Avrupa'nın çeşitli şehirlerinde elçilikler kurdu. Devletin yüksek devlet memurlarının mallarına el koyması olan "Müsadere" usulunu ortadan kaldırdı. Devlete ıslahat hareketlerinde yardımcı olmak, yeni teklifler getirmek, memurların terfi ve yargılanmasıyla uğraşmak üzere Darü'ş Şuray-ı Bab-ı Ali kuruldu. Başvekalet, Maliye, Dahiliye, Hariciye, Evkaf nezaretleri gibi teşekküller hep onun emriyle kuruldu. Askeri konuları görüşmekle görevli Dar-ı Şura-yı Askeri, sivil görevlilerin yargılanması ve hükumetle halk arasında davaların görüşülmesi için Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye kuruldu. Bir fermanla ilköğrenimin zorunlu ve parasız olduğunu ilan etti. Rüştiyeler (orta okul) ve devlet memurlarının yetişmesi için Mekteb-i Maarif-i Adliye kuruldu. 1827'de Tıbbiye ve Harbiye okulları açıldı. Bu okullar için yabancı kaynaklı eserler Osmanlıca'ya çevrildi.
3 Mart 1829'da çıkarttığı kıyafet kanunu ile devlet memurlarının kavuk, sarık, şalvar ve çarık giymelerini yasakladı. Bunların yerine fes, pantolon, ceket giyilecekti. Buna karşı çıkanları şiddetle cezalandırdı. kendisi de setre pantolon giyerek sakalını kısa kestirdi, Padişahın resminin devlet kurumlarına asılması kuralını getirtti.
1831 yılında sadece erkekleri kapsayan nüfus sayımını yaptı. Bu sayım sonucunda 4 milyon Hıristiyan ve 8 milyon Müslüman tespit edildi. Ayrıca Anadolu'da 2.500.000'dan fazla, Rumeli'de de 1.500.000 erkek vatandaşın yaşadığı tespit edildi. 1 Kasım 1831'de ilk resmi gazete olan Takvim-i Vekai'nin çıkmasını sağladı. Posta teşkilatının kurulması ve 1838'de ilk karantina uygulaması da yine II. Mahmut döneminde gerçekleştirildi. Yabancı tüccarlarla rekabet edebilmeleri için yerli tüccarlara gümrük kolaylıkları getirildi. Ülke içinde ve dışında yapılacak seyahatlar için, bazı esaslar kabul edildi. Buna göre ülke içinde seyahat yapacak yurttaşlar mürur teskeresi (geçiş belgesi) taşıyacaklar, ülke dışına çıkacak yurttaşlar da Hariciye Nezareti'nden (Dış İşleri Bakanlığı) pasaport alacaklardı.
Mimari alanlarda da çalışmalar yaptı. Ülkenin sanat, hayır ve sosyal kurumlarına önem vererek pek çok eser yaptırdı. Bayezid Yangın Kulesi'ni; Unkapanı ile Azapkapı arasındaki şimdi Unkapanı Köprüsü denilen Mahmudiye Köprüsü'nü; Beylerbeyi ve Çırağan Saraylarını; Tophane'de Nusratiye, Bahçekapı'da Hidâyet, Üsküdar'da Adliye, Arnavutköy sahilinde Tevfikiye Camilerini yaptırdı. Hazret-i Halid’in türbesini tamir ettirip üzerindeki yazıyı kendi el yazıları ile yazdı. Tophane’de Kadiri Camii ve tekkesini tamir ettirdi. Gayret ve azim sahibi olan II. Mahmut, "Adlî" mahlasıyla şiirler de yazardı.
|
|
|
|
|