|
221
|
Lise Ödev Kaynakları / Ödev istek / Ynt: Cebir ile ilgili yardım
|
: Mart 18, 2008, 02:13:41 ÖÖ
|
Cebir, yapı, bağıntı ve nicelik üzerine uğraşan bir matematik dalıdır. Bilinmeyen değerlerin, simge ve harflerle betimlenerek kurulan denklemlerle bulunması (ya da bilinmeyenlerin arasındaki bağıntının bulunması) temeline dayanır. Cebir temellerini El Harezmi'den alır. Cebir sözcüğü de Harezmi'nin "El’Kitab’ül-Muhtasar fi Hısab’il Cebri ve’l-Mukabele” (Cebir ve Denklem Hesabı Üzerine Özet Kitap) adlı eserinden gelmektedir. Bu eser aynı zamanda doğu ve batının ilk müstakil cebir kitabı olma özelliğini taşımaktadır. El Harezmi'den bu yana cebir çok değişmiştir.Ayrıca Cezeri'nin Kitab Ül Hiyal adlı kitabında da bu konuyla ilgili bilgiler bulabilirsiniz.
|
|
|
|
|
222
|
Lise Ödev Kaynakları / Ödev istek / Ynt: Işığn Kırılması
|
: Mart 18, 2008, 02:09:52 ÖÖ
|
Aradığın şey bu olsa gerek;SNELL YASASI Snell yasası: ışığın geldiği ortamın kırıcılık indisiyle geliş doğrultusunun normalle yaptığı açının sinüsünün, ışığın gittiği ortamın kırıcılık indisiyle gidiş doğrultusunun normalle yaptığı açının sinüsüyle çarpımına eşitlenmesiyle oluşan formüle dayalı fiziğin optik dalında yer alan bir yasadır. Yandaki şekle göre;  Bu denkleme göre ortamların kırıcılık indisleri ışığın o ortamdaki hızıyla ters orantılıdır. Kırıcılık indisi ne kadar çoksa ışık o kadar yavaş hareket eder.  n1 = ışığın geldiği ortamın kırıcılık indisi (katsayısı) n2 = ışığın gittiği ortamın kırıcılık indisi (katsayısı) θ1 = ışığın geliş doğrultusunun normalle yaptığı açı θ2 = ışığın kırıldıktan sonraki gidiş doğrultusunun normalle yaptığı açı Normal: Bir optik sisteminde ışığın kırıldığı noktadan asal eksene çizilen dikme. Işığın kırılması Bir ışık ışını saydam bir ortamda ilerlerken başka bir saydam ortamın sınırına çarpınca, ışık ışınlarının bir kısmı yansır, bir kısmıda ikinci ortama girer. İkinci ortama giren ışın sınırda bükülür.Bu bükülmeye kırılma denir. Gelen ışın, yansıyan ışın ve kırılan ışının tümü aynı düzlemdedir, kırılma açısı, her iki ortamın özelliklerine ve sin X bağıntısı ile geliş açısına bağlıdır. Burada V1 ışığın birinci ortamdaki, V2 ise ikinci ortamdaki hızlarıdır. Bu bağıntı Snell yasası olarak bilinir. Geliş, yansıma ve kırılma açılarının tümü yüzeyin kendisinden ziyade yüzeyin normalinden itibaren ölçülürler. Ölçümün, bu şekilde yapılmasının nedeni, üç boyutlu bir cismin yüzeyi ile bir ışık ışınının yaptığı açının tek olmamasıdır. Kırıcı yüzeye doğru geçen bir ışık ışının izlediği yolun tersinir olduğu bulunmuştur. Örneğin şekil 1'deki ışın, A noktasından B noktasına ilerlemektedir. Şayet ışın B noktasından çıksaydı, A noktasına ulaşmak için aynı yolu izleyecekti. Fakat son durumda yansıyan ışın cam ortamında olacaktı. Işık hızının yüksek olduğu bir maddesel ortamdan, daha düşük hızda olduğu bir ortama geçtiğinde X kırılma acısı geliş açısından daha küçük olur. Işık, yavaş ilerlediği bir maddesel ortamdan daha hızlı ilerlediği bir maddesel ortama geçerse normalden uzaklaşacak şekilde kırılır. Snell Kanunu Işık bir ortamdan diğerine geçerken, hızı her iki ortamda farklı olduğu için kırılır. Herhangi bir maddesel ortamdaki ışığın hızı boşluktakinden daha azdır. Gerçekte, boşlukta ışık maksimum hızda(c) ilerler. Bir ortamın " n" kırılma indisini, ışığın boşluktaki hızının (c), ortamdaki hızına (V) oranı belirler. Bu tanımdan anlıyoruz ki kırılma indisi ( 1)' den büyük ve boyutsuz bir sayıdır; çünkü V daima c 'den küçüktür. Işık bir ortamdan diğerine ilerlerken frekansı değişmez. Bunun niçin böyle olduğunu şekil-2'de inceleyelim. Dalga cepheleri birinci ortamdaki A noktasında bulunan gözlemciyi belirli bir frekans ile geçip 1. ve 2 ortamlar arasındaki sınıra gelmektedirler. İkinci ortamdaki B noktasında bulunan gözlemciyi geçen dalga cephelerinin frekansı, birinci ortamdaki A noktasına ulaşan dalga cephelerinin frekansına eşit olmalıdır. Şayet bu olmasaydı, ya dalga cepheleri sınırda bulunacaklar ve ya sınırda olacaklardır. Bunun böyle olması için ışık ışını bir ortamdan, diğerine geçerken frekans sabit olmalıdır. Bundan dolayı V=f* bağıntısının her iki ortamda geçerli olması ve f1=f2=f olması nedeniyle V1=f ve V2=f olduğunu görürüz . Kırılma indisi ve dalga boyu arasındakı ilişki, bu iki denklemi birbirine oranlayalarak Buradan elde edilir. Şayet birinci ortam boşluk veya hava ise n1=1'dir. Böylece herhangi bir ortamın kırılma indisi oranı ile ifade edilebilir. Burada, ışığın boşluktaki dalga boyu ve ise kırılma indisi n olan ortamdaki dalga boyudur. Değişik bir biçimde Snell yasasını (denklem 1) ifade edebilecek durumdayız. Eşitlik 3 ü eşitlik 1 e yerleştirirsek n1= elde ederiz. Bu, Snell yasasının en yaygın olarak kullanılan pratik biçimidir.
|
|
|
|
|
223
|
Lise Ödev Kaynakları / Ödev istek / Ynt: BIOS Nedir ? Ne Değildir ? Dönem Ödevi ! YardıM Pls...
|
: Mart 18, 2008, 02:06:53 ÖÖ
|
|
Buyur Kardeşim;
Bios; (Basic Input-Output System) (Basit ya da Temel Giriş-Çıkış Sistemi). EPROM adı verilen bir yonga üzerinde ROM Bellek (Read Only Memory, tr: Salt Okunur Bellek) biçiminde yer alan bir tür yazılımdır. Bilgisayar açıldığı anda işlemciye tüm diğer donanımları sırasıyla tanıtır. Donanımların temel iletişim protokollerini belirler. İşletim sisteminin başlangıç öğelerinin Herhangi bir sürücüden (H.d.d,CD-ROM vb.) yüklenmesini sağlar. İşletim sistemi çalışırken donanım ve işletim sistemi arasındaki ilişkileri düzenler.
Konu başlıkları
* 1 Çalışması * 2 Yazılım Üreticileri * 3 Dipnotları
Çalışması
Basic input output system (temel giriş çıkış sistemi)nin kısaltması olarak okunan BİOS, işletim sistemiyle donanım arasındaki bütün bağımsız sürücü programlarını yönetir. Donanım üreticileri sürücüleri, her işletim sistemine özgü olarak verir. İşletim sistemleri farklı yapılardaki PC’lerde çalışabilir (Windows Mac'te, Mac Windowsta), ancak farklı donanımları işletim sistemine tanıtan BIOS’tur. Bellekte çalışan bir arabirimdir ki, işletim sistemi ile donanım arasındaki, sürücüler toplamını içeren yazılımdır. Bir kısmı ROM denilen bellek çiplerine yüklüdür. Bios’un üç kaynağı vardır:
1. Anakarttaki ROM (read only memory: salt okunur bellek) çipi: klavye, disket sürücü, sabit sürücü, seri port ve paralel portların sürücüleri), 2. Adaptör kartındaki ROM, 3. Diskten yüklenen sürücüler.
Anakarttaki BİOS sistemi çalıştıran ilk sürücü yazılımıdır.BİOS bütün sürücüleri içermez, birçok ek kart takıldığında bunların içindeki ROM'un kodunu okuyarak işletim sistemi açılmadan önce sürücüyü yükler. BİOS’la CMOS (complementary metal oxide semiconductor) RAM karıştırılmamalıdır. (1) Anakart biosu bir çipte sabittir. CMOS RAM denilen ve pille çalışan ve anakartta ayrıca bulunan RTC/NVRAM (gerçek zamanlısaat/kalıcı bellek: REAL TİME CLOCK/NONVOLATİLE MEMORY) sayısal bir saat çipidir.
"Bios setup"'a girmek için PC’yi açtıktan sonra ekranda ilk görünen ve belleği saydıran ve BİOS bilgisini görüntüleyen ekrandayken F takımından bir tuşa basıldığında "Bios setup"'a girilir. Burada fabrika ayarları önceden kuruludur, bu ayarlar değiştirilirse, değişiklik CMOS RAM’a işlenir ve her açılışta bios bu bilgileri okuyarak açılışı yönlendirir. BİOS şu işlevlere sahiptir:
Bütün anakartlarda ROM BİOS yazılımı yüklü bir çip vardır, ilk açılışta POST (power on self test) ekrana gelir: işlemci, bellek, çipseti, video adaptörü, disk denetleyicileri, disk sürücüleri, klavye temel bileşenlerinin test edilmesidir. Sürücü yükleme hataları burada belli olur. Mesela MBR'de hata varsa, DİSK BOOT FAİLURE, açılış sektörünü bulamadım diye uyarır. BİOS Setup: Sistem ayarları ekranıdır. Açılış yükleyicisi: Disk sürücüleri okuyan ve geçerli bir ana açılış sektörüne bağlanan yükleyici. Bu sektörde işletim sisteminin temel dosyaları bulunur. İşletim sistemleri,açılış yükleyicisindeki temel dosyaları genellikle MBR’ye yazarlar. Linux’un açılış yükleyicisi olarak kullandığı programlardan GRUB, başka platformların açılış yükleyicisini de okutabilir.Salt okunurdur yani üzerine yazılamaz , ROM kalıcı belleği, güç kesilse bile silinmez,açılış yönergelerini depolar. Sıkça sanıldığı gibi ROM VE RAM zıt anlamlı değildir (2).Ekran sürücüleri diskten yüklenmez, ROM’dadır, çünkü PC açılırken sürücüler yüklenmemişse ekran görünmez, klavye çalışmaz ve hiçbir sisteme girilemez.
ROM çipleri dört çeşittir: ROM (salt okunur), PROM, (programlanabilir), EPROM (silinebilir), EEPROM (Flash ROM, elektrikle silinebilir). Son teknikte kullanılan Flash ROM'ların özelliği çipin karttan çıkarılmadan, hatta bilgisayar kasası açılmadan proglamlanabilmesidir. Güncellenmiş ROM’un anakart üreticisinin sitesinden indirilerek yüklenmesi BİOS terfii için yeterlidir. AMI, Award, Phoenix gibi büyük bios üreticileri tanınmıştır ve birçok OEM bağımsız olarak kendi ROM’larını üretmektedir. (3).
Yazılım Üreticileri
* Phoenix Technologies * Award Software (1998'de Phoenix bünyesine katılmıştır.) * Insyde Software * Micro Id research (MRBIOS) * General Software * Ami (American Megatrends)
Dipnotları
1 Mueller: 2001, s. 327 vd. 2 Mueller, a.g.e. 3 Mueller, a.g.e., s. 339
|
|
|
|
|
224
|
Lise Ödev Kaynakları / Ödev istek / Ynt: dönem ödevi: insanda embriyolojik gelişim acil yardımm!!!
|
: Mart 18, 2008, 02:02:31 ÖÖ
|
Embriyonik gelişim, eşeyli üreyen canlılarda görülen ve canlının, döllenme ile doğumu ya da yumurta veya kozadan çıkmasına kadar geçen süredeki gelişimi. Embriyonik gelişimin safhaları ve yeri canlıdan canlıya farklılık göstermekle birlikte, bu süreç genelde annenin veya annenin ürettiği bir yapı koruyuculuğunda geçer.
Hayvanlardaki embriyonik gelişimde 3 aşama görülür:
1. Bölünme 2. Şekillenme 3. Değişim
Bölünme
Bu aşamada alışılmışın dışında bir büyüklüğe sahip zigot, kendi genomunun aynısını taşıyan daha kücük hücreler üretmek amacıyla üstüste mitoz hücre bölünmelerini gerçekleştirir. Ancak ilk anda zigotun kendi genleri aktif durumda değildir . Bölünme, halen annenin daha önceden zigota döllenmemiş yumurta aracılığıyla verdiği proteinler ve haberci RNAlar (mRNA) aracılığıyla yine annenin genomunun kontrolündedir. Bölünme dönemi, blastosöl oluşumu ile sona erer.
Şekillenme
Bu aşamada, önceden bölünmüş hücreler mekansal değişimlerle kendilerini hücre kümeleri ve tabakaları haline getirir. Bu olaya gastrulasyon denir. Şekillenme sonrası hayvanlarda 4 düzlem meydana gelir:
* Ön ve arka (anterior-posterior eksen) * Sırt ve karın (dorsal-ventral eksen) * Sol ve sağ (rostro - caudal eksen) * Yakın ve uzak (proximal-distal eksen)
Bu aşamada hücre katmanlarında değişim (differentiation) görülmezken, proteinlerin ve mRNAların hücreler arasında eşitsiz dağılımı sonucunda, ileride hangi hücrenin hangi hücre tipi olacağı belli olur. Bu olaya "kader belirlenmesi" (fate determination) denir.
Gastrulasyon, 3 eşey zarını oluşturur (germ layer). Bunlar;
* Ektoderm * Mezoderm * Endodermdir.
Gastrula aşamasında, zigot artık kendi genlerini aktif hale getirir. Bu etkinliğe orta-blastosöl geçişi (mid-blastula transition) denir.
Değişim
Zamanla embriyodaki hücreler, yetişkin canlıdaki hücre tiplerini oluştururlar. Bu olaya değişim (differentiation) denir. Bu hücre tiplerinden bazıları; sinir hücreleri, kan hücreleri ve kas hücreleridir. Bu hücreler tabakalar halinde dokuları, dokular organları, organlar da sistemleri oluşturur.
|
|
|
|
|
225
|
Lise Ödev Kaynakları / Ödev istek / Ynt: arkadaşlar çok acilllllllllll.(coğrafya ödeviiii)
|
: Mart 18, 2008, 01:59:20 ÖÖ
|
|
Relikt bitki, 4.zamandaki buzul devrinde yaşayabilen iklimlerin ısınmasıyla günümüzde dağların yüksek kesimlerindeki soğuk alanlarda yaşamını sürdüren eski devre ait bitkilerdir.
Endemik, alanları belirli bir ülke veya bölgeye ait, yerel, ender ve çok ender bulunan türler. Latince endemos (indigenous) kelimesinden gelir ve “yerli” anlamında kullanılır.
Endemik alan; bir ada, bir yarımada veya bir dağ olabileceği gibi birkaç metrekarelik alanlar da olabilir. Türkiye endemik bitkiler açısından dünyanın önemli ülkelerinden birisidir.
Yurdumuzun siyasi hudutları içerisinde doğal olarak yetiştiği halde başka hiçbir yerde yetişmeyen, diğer bir deyişle dünyada yalnız ülkemizde yetişen bitkiler Türkiye endemikleri olarak adlandırılır. Yurdumuz endemiklerinin sayısı 3000 dolaylarında olup endemizm oranı %33 civarındadır.(Davis, 1965-1988). Ülkemizde endemik tür sayısı diğer Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında ülkemizin bu zenginliği daha iyi anlaşılır. Avrupa ülkeleri arasında en çok türe sahip olan ülke Yunanistan olup 800 civarındadır. Aynı şekilde endemik türlerce zengin İspanya ve Sırbistan’da ise bu sayı 400-500 arasındadır.
Ülkemizdeki endemik türlerin en önemlilerinden birkaçı; Kazdağında orman meydana getiren Kazdağı göknarı (Abies equi-trojani), Eğridir güneyindeki Kasnak meşesi (Quercus vulcanica), Köyceğiz-Dalaman arasında yaygın olan Sığla ağacı veya Günlük ağacı ve ormanları (Liquidambar orientalis), Beşparmak Dağları (Ege bölümü)ndaki Kral eğreltisi (Osmunda regalis) ile Datça yarımadasında bulunan Datça hurması (Phoneix theophrasti)dır. Yurdumuzun bilhassa dar derin yarılmış dağlık alanlarında endemiklerin sayısı bir hayli yüksektir. Bunun yanında özellikle Pleistosen’deki iklim şartlarına göre yetişmiş ve yayılma imkanı bulmuş, fakat günümüzde bilhassa dağlık bölgelerimize lokal alanlarda hayatiyetlerini sürdüren çeşitli flora bölgelerine ait bitkiler görülür. Örnek olarak, Karadeniz Fitocoğrafya Bölgesindeki Akdeniz elemanları, Nur, Dedegöl, Ağrı, Nemrut, Mercan(Munzur) dağlarındaki nemli ılıman ve nemli soğuk bitkilere örnek verilebilir.
Bunun yanında ülkemizde Konzervatif endemikler yanında, yeni gelişmekte olan progresif endemikler de bulunmaktadır. Bu bakımdan ülkemiz, hem çeşitli familyalara ait hem de endemikler yönündende çok zengindir.
Türkiye’de yetişen endemik türler doğada, aşırı otlatma, yangın, bilinçsiz kesim, söküm,ıslah çalışmaları, yapılaşma, şehirleşme ve herbisit kullanımı gibi çeşitli tehlikelerle karşı karşıyadır.Bu olumsuz faktörler kimi zaman bitkinin yok olmasına ve bir anlamda yer yüzünde ortadan kalkması anlamına gelmektedir. Ekim ve arkadaşları(1985) yaptıkları çalışmada endemik türlerin 12’sinin neslinin tükendiğini belirlemişlerdir[kaynak belirtilmeli]. Bu olumsuz faktörler zamanla bitkilerin durumlarını tespit etme ve gerekli önlemleri alma ihtiyacını doğurmuştur. Bu ihtiyaca yardımcı olmak amacı ile “Uluslararası Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği(IUCN)” kurulmuştur. Bu kuruluş yapığı çalışmalarla bitkiler için tehlike sınıflarını belirlemiş ve kritik durumdaki bitkileri buna göre değerlendirerek Kırmızı Bülten denilen “Red Data Book ” isimli eseri ortaya çıkarmışlardır. Bu çalışmalardan sonra aynı kategoriler esas alınarak “ Türkiye’nin Nadir ve Endemik Bitkileri ” adlı bir kırmızı bülten hazırlanmıştır.Bazı endemik bitkiler:
* Alıç * Sevgi çiçeği * Köknar...
|
|
|
|
|