bedava ödev indir
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. Kasım 23, 2008, 00:35:18 ÖÖ


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz



Reklamlar

Sayfa: 1
  Yazdır  
Gönderen Konu: REKABET KANUNU  (Okunma Sayısı 136 defa)
Abruzzi
Çalışkan öğrenci
****
Mesaj Sayısı: 1031



Üyelik Bilgileri
« : Mart 14, 2008, 18:32:01 ÖS »

REKABET KAVRAMI

Rekabeti genel bir ifadeyle “Mal ve hizmet piyasalarındaki teşebbüsler arasında özgürce ekonomik kararlar verilebilmesini sağlayan bir yarış” olarak tanımlayabiliriz.

Rekabet Kanunu ilk olarak 19. yüzyılın sonlarına doğru 1890 yılında ABD’de kabul edilmiş ve diğer ülkelere örnek teşkil etmiş ve yüzyıllık bir geçmişi olan ABD bu konuda önemli sayılabilecek Alman Kartel Kanunu, Japon Rekabet Kanunu ve Avrupa Topluluğu rekabet kurallarına temel olmuştur. Ülkemizde de Aralık 1994’de yasalaşan 4054 sayılı Rekabet Kanunu biraz gecikmenin ardından 6 Kasım 1997’den itibaren uygulanmaya başlanmıştır.

Rekabet Hukukunun temelini, rekabet kavramı oluşturur. Böylece rekabet ile neyin ifade edileceği ve Rekabet Hukukunun esas aldığı rekabet kavramının genel rekabet olgusu içindeki yerinin belirlenmesini gerektirir.

Rekabet sosyal hayatta kimin daha iyi olduğunun bilinmediği durumlarda bunu belirleme yoludur. Ekonomik yaşamda olduğu gibi, sosyal yaşamın diğer bölümlerinde de rekabet bize belirli bir durumda kimin başarılı olduğunu göstermektedir. Kişilerin diğerlerinden daha başarılı olmak için tüm faydalı bilgi ve becerilerinden yararlanması da toplumsal bir kazançtır.

Ekonomi biliminde rekabetin biri alıcı ve satıcı davranışları, diğeri de alıcı ve satıcıların faaliyet gösterdikleri piyasa yapısı ile iki farklı anlamı vardır. Stigler rekabeti, “her bir alıcının sonsuz miktarda talep ile karşılaştığı piyasa” olarak tanımlamıştır. Rekabet piyasasından ya da sadece rekabetten söz edebilmek için çok sayıda alıcı ve satıcıların bulunması ve homojen olması gerekir. Modern ekonomi teorilerinin rekabete verdiği bu anlam, rekabetin günlük yaşamda kullanıldığı şeklinden daha sınırlıdır.

Rekabet sözcüğü, günlük hayatta hala kendi amaçları doğrultusunda diğer firmaların çıkarlarının aksine davranmak olarak kullanılmakta olsa bile ekonomik anlamda, sadece çok sayıda alıcının ve satıcının bulunduğu ve hiçbirinin tek başına piyasayı etkileme gücüne sahip olmaması durumu ile ilgilidir.

REKABET HUKUNUN KONUSU

Rekabet Hukukunun konusu, teşebbüslerin rekabet şartlarını bozmaya yönelik faaliyetleri ile rekabet şartlarının gerçekleşmediği piyasalarda faaliyet gösteren teşebbüslerin piyasaları kontrole yönelik faaliyetleridir.

Rekabet Hukuku ile amaçlanan, piyasaların kendi doğal şartları içinde gelişmesini sağlamaktır. Bu da devletin toplumda önemli boyutta iktisadi kıymetleri ellerinde tutanların piyasaları kontrole yönelik faaliyetlerini sona erdirmesinin yanı sıra devlet yönetimini eline geçirmiş olanların da ekonomik hayatı etkilemek yetkisinden vazgeçmeleri ile gerçekleşebilir.


REKABET KANUNLARININ İŞLEVİ

1) Genel Olarak :
Rekabet kanunları devletin ekonomiye serbest rekabeti kurma ve koruma amacıyla müdahale aracıdır. Rekabet kanunlarında işletmelerin anlaşmalarla, birleşme ve devirlerle veya hakim durumu kötüye kullanma yoluyla rekabeti sınırlamaları yasaklanmıştır. Bunun sonucunda her şeyden önce kişilerin hak ve özgürlüklerinin bir parçası olan fırsat eşitliği ve girişim özgürlüğü sağlanmakta  sosyal bakımdan da tüketicinin korunması yönünde önemli bir gelişme sağlanmaktadır.

Genel bir bakış açısıyla bakıldığında, serbest rekabet sistemlerini benimseyen ekonomilerde bu sistemi koruyucu nitelikle rekabet kanunlarına ihtiyaç olunduğu anlaşılmaktadır.

2) Ekonomik Bakımdan :
Ekonomik hayatın düzenlemesinde rekabetin önemli bir yeri vardır. Rekabet Hukuku anlamında rekabet “ekonomik rekabet” anlamına geldiği için amacı, öncelikle rekabetin ekonomik sonuçlarını elde etmektir. Rekabet ekonomik verimliliğin elde edilmesinde en önemli yöntem olarak kabul edilmektedir. Rekabet Hukuku kaynak dağılımında verimlilik sağlanmasına yol açar. Kaynak dağılımında verimlilik toplumda belirli bir malın ne kadar üretileceği, toplumsal değerlerin ne şekilde tahsis edileceği ile ilgilidir.

Ayrıca rekabet, teknolojik gelişmeyi ve yenileşmeyi de desteklemektedir. Rekabetçi bir pazarda kalabilmek maliyetleri düşürebilme yeteneğine bağlıdır ve bunun yolu da yeni üretim teknolojilerini kullanmaktan geçer. Böylece firma hem Pazar payını genişletir hem de rakiplerine karşı bir adım önde yer alır. Bu nedenle rekabet hukuklarında genellikle teknolojik gelişmeyi sınırlandırıcı anlaşmalar rekabeti bozucu bulunmakta, teknolojik araştırmaya yönelik işbirliği faaliyetleri ise desteklenmektedir.

3) Sosyal Bakımdan :
Rekabet Hukuku her ne kadar iktisadi alanlardaki rekabeti düzenlemeyi amaçlasa da, bunu gerçekleştirirken sosyal bazı tedbirler almak yanında ekonomik tedbirlerin de nihai sosyal etkileri bulunmaktadır. Bu yüzden rekabet kanunlarında sosyal ve ahlaki değerler sebebiyle konulmuş hükümler de bulunur.

4) Tüketicinin Korunması Bakımından :
Rekabet Hukuklarının, rekabeti korumaya yönelik almış olduğu tedbirler genellikle işletmeler üzerine kuruludur. Bu sebeple kanunlarda daha çok işletmelerden bahsedilir, tüketicilerden ise pek bahsedilmez. Fakat rekabet kanunlarından yararlanan en geniş kesim ise tüketici kesimidir. Tüketici kanunlarda açıkça yer almasa bile rekabet hukukunun en önemli amaçlarından birisi de tüketicilerin korunmasıdır.

5) Siyasi Bakımdan :
Serbest Rekabet, siyasi bakımdan batı demokrasilerinin temeli ve güvencesidir. Rekabet ekonomik konulardaki tercihlerin tüketiciler tarafından yapılmasını sağlar. Ekonomik tercihlerin tüketiciler yerine, tekeller ya da karteller tarafından yapılması ekonomik güce sahip hayatta da egemen olmalarını sağlamaktadır. Ekonomik tekeller oluştuktan sonra bu gücü siyasi alanda da kullanmakta zorlanmazlar ve siyasi alanda da tekelleşmeye giderler. Rekabet hukuku bu açıdan özgürlüklerin teminatı niteliğindedir.




TÜRK REKABET HUKUKU İLE İLGİLİ GENEL BİLGİLER

1980’li yıllar tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de “rekabet” kavramının ve bu kavramla ilişkili diğer bazı kavramların (serbest piyasa, özelleştirme, yeniden yapılanma...vb gibi) çok sık kullanıldığı yıllar olmuştur. Türkiye’de doğrudan doğruya rekabeti sınırlayıcı anlaşmaları ve uygulamaları düzenleyen bir kanun bu yıllarda yoktu. Sadece rekabet ile ilgili olarak; 82 Anayasasının 167. maddesinde devlete "para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri" alma; "piyasalarda fiili veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi" önleme görev ve sorumluluğunu yüklenmiştir. Ayrıca TTK. 56-65 maddeleri haksız rekabeti düzenler fakat buradaki kuralların amacı taciri ve ticari işletmeyi korumak idi. Oysa rekabet hukukunun asıl amaçlarından birisi rekabetin kendisini korumaktır. Bu gelişmelerin sonucunda 13 Aralık 1994 yılında  ABD, İngiliz ve AT Rekabet Hukukları dikkate alınarak  4054 sayılı “Rekabetin Korunması Hakkında Kanun”  yürürlüğe girmiş ve 1997 yılından itibaren de uygulamaya konulmuştur.

Kanunun amacından başlayacak olursak, kısaca rekabetin korunmasını sağlamaktır. Bunun sağlanması için mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaların ve piyasaya hakim olan teşebbüslerin hakimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetlemeleri yapmaktır.

Kanunun kapsamını incelediğimizde ise, burada da aynı şekilde rekabeti engelleyici, bozucu, kısıtlayıcı, anlaşma, karar ve uygulamalar ile birlikte piyasaya hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmamaları ve son olarak da birleşme ve devralmaları, rekabeti önemli ölçüde azaltmak şartına dikkat ederek denetlemektir.

Rekabet Kanununda üç temel yasak göze çarpmaktadır. Bunlardan birincisi aynen Roma Anlaşması’nın 85. maddesinden alınmıştır. Bu maddedeki yasaklar belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan doğruya veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma, kısıtlama amacını taşıyan, bu amacı taşımasa bile böyle bir etkiyi doğuran veya bu etkiyi doğurabilecek nitelikte olan anlaşma, karar ve uyumlu eylemlerdir. Herhangi bir anlaşma sadece rekabeti bozmak amacı ile veya bu sonuçla yapılmamış olabilir fakat sonucu itibari ile bu etkiyi doğurabilecek nitelikte görülmesi halinde dahi bu anlaşma ya da teşebbüs birliği kararı ya da teşebbüslerin uyumlu eylemler kanunumuzun 4. maddesi ile hukuka aykırı ve yasak sayılmıştır.

İkinci yasak hükmü daha öncede amaç ve kapsam bölümlerinde anlattığımız gibi “hakim durumun kötüye kullanılmasıdır”.  AT rekabet hukukundan farklı olarak burada tekel ya da hakim durumunda bulunmak tek başına yasaklanmamış; hakim durumun kötüye kullanılması yasaklanmıştır. Bu tek başına yapılabileceği gibi tekel olan bir firma veya oligopol yapıdaki firmaların başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da uyumlu eylemler yoluyla da kötüye kullanılması imkanı vardır.

Üçüncü yasak ise kanunumuzda Roma Anlaşması’ndan farklı bir yön olarak ortaya çıkan ve Roma Anlaşması’nda yer almayan bir düzenleme olan bazı birleşmelerin yasaklanmasıdır. Buna göre bir ya da birden fazla teşebbüsün hakim durum yaratmaya veya mevcut hakim durumlarının daha da güçlendirmeye yönelik olarak ülkenin bütününü veya bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasalarında rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmelerdir.



HAKİM DURUMUN KÖTÜYE KULLANILMASI


Hakim durum, belirli bir piyasada bir veya birden fazla teşebbüsün, rakiplerinden ve müşterilerinden bağımsız olarak fiyat, arz, üretim, dağıtım gibi ekonomik verileri belirleyebilme gücünü ifade etmektir. Avrupa Topluluğu Anlaşmasının 85. maddesiyle ve yine Rekabetin Korunması Hakkında Kanunumuzun 6. maddesiyle; bir veya daha fazla işletmenin ilgili pazarda veya onun herhangi bir bölümünde hakim durumlarını kötüye kullanmaları yasaklanmıştır. Buradaki yasaklama işletmenin sahip olduğu hakim durum ile ilgili olmayıp, bu sahip olunan hakim durumun kötüye kullanılması ile ilgilidir. Yani ilgili pazarda ekonomik güze sahip ve buna bağlı olarak hakim durumda bulunan işletmenin bu güce dayanarak rekabet kurallarını ihlal etmesidir.

Hakim durumun unsurlarından bahsetmek gerekirse bunlardan birincisi pazarda elde etmiş olduğu ekonomik güç, ikincisi diğerlerinden bağımsız olarak hareket edebilme gücü, üçüncüsü ise işletmenin sahip olduğu hakim durumun süreklilik arz etmesidir.

Bir işletmenin hakim durumda olup olmadığı iki adımda tespit edilmelidir. İlk adım, işletmenin içinde faaliyet gösterdiği ilgili pazarın tanımlanması; ikinci adım ise, işletmenin ilgili pazarda hakimiyetinin tespit edilmesidir.

İlgili Ürün Pazarı :
İlgili ürün pazarı belirli ürün ve onunla yüksek ikame edilebilirliği olan diğer mallardan oluşan pazardır. İlgili ürün pazarının tespiti hakim durumun tespiti bakımından büyük önem arz etmektedir. İlgili ürün pazarının tespitinde incelenmesi gereken iki kriter mevcuttur. Bunlardan ilki talep ikamesi, ikincisi ise arz ikamesidir.

Talep ikamesinde, ürünler arasında kullanım, fiyat ve nitelikleri bakımından tüketici gözünde yeterli düzeyde bir değişebilirlik oranı mevcut ise, bu ürünler arasında talep ikamesinin varlığından bahsedilebilecek ve söz konusu ürünler aynı ürün pazarına dahil olacaklardır.  Talep ikamesinin incelenmesi kapsamında çapraz talep esnekliğine de değinmekte fayda vardır. Bu esneklik benzer ürünler arasında birinin fiyatındaki artışın diğerine olan talepteki artışını ifade eder. Ayrıca ilgili ürün pazarının saptanması aşamasında aynı ürünün değişik uygulamalar için kullanılması halinde iki farklı ürün pazarına dahil edilebileceği hususunu da dikkate almakta fayda vardır.

Arz bakımından ilgili ürün pazarının saptanması aşamasında talep ikamesinin tespiti kadar arz ikamesinin tespiti de dikkate değer bir unsurdur. Arz ikamesi diğer sektörde faaliyet gösteren işletmelerin, üretim tekniklerinde yapacakları fazla bir zaman ve yatırıma dayanmayan değişiklik sonucunda ilgili pazarda rekabet edebilecek duruma gelmeleri halinde ilgili pazarın bir parçası olarak görülmelidir.

İlgili Coğrafi Pazar :
İlgili coğrafi Pazar, ilgili ürüne uygulanan bütün rekabet koşullarının tüm taraflar için eşit dağıtıldığı yerdir. İlgili coğrafi pazar, belirli bir pazarın topraksal sınırı, taşıma maliyetleri (navlun, paketleme gibi) malın çürüyebilirliği, dağıtım sisteminin alanı ve etkinliği, belirli sağlayıcılar bakımından tüketici tercihleri ve hatta geleneksel alışkanlıklar ve müşterilerin sahip olduğu zevkler gibi faktörlere bağlıdır. Tüm pazar alanını kapsayabileceği gibi pazarın bir kısmını da kapsayabilmektedir. İlgili coğrafi pazar tespitinde pazar dışında kalan rakipler göz önünde tutulmamakta ve bunun sonucu olarak da ilgili coğrafi pazarlara çok dar bir tanımlama getirilmektedir.


Birlikte Hakim Durum :
Rekabet Hukukuna göre “bir veya birden fazla işletmenin” hakim durumlarını kötüye kullanmaları yasaklanmıştır. Bu bağlamda bir tek işletmenin hakim durumda bulunabileceği gibi birden fazla işletmenin de birlikte hakim durumda bulunabilecekleri esası dikkate alınmıştır. Aralarında yapmış oldukları kartel anlaşmaları vb. anlaşmalar sayesinde pazarda kendilerini tek bir işletme olarak sunmaları ve anlaşmalar ile müşterilerin, ürünleri birbirleriyle fiyat ve satış şartları bakımından rekabet eden sağlayıcılardan almasının engellenmesi, bu işletmelerin birlikte hakim durumlarını kötüye kullanmaları olarak tespit edilmiştir.


Hakim Durumun Saptanması

Hakim durumun ilgili pazar dahilinde varlığının saptanmasında işletmenin pazar payı en önemli belirleyici olarak rol oynamaktadır. Ancak bunun yanında pazara başka işletmelerce giriş engellerinin var olup olmaması ve hakim durumu araştırılan firmaların davranışları da bu saptamada büyük rol oynamaktadır. İşletmelerin hakim durumlarının saptanması aşamasındaki bu üç kriter ve özellikle de işletmenin pazar payı kıstası hakim durumun saptanması bakımından en elverişli yaklaşım olarak görülmektedir.

Pazar Payı :
İşletmenin ilgili pazarda hakim durumunun saptanmasında kullanılan en önemli kıstas işletmenin pazar payı kıstasıdır. İşletmenin pazar payının tespitinde işletmenin içinde faaliyet gösterdiği pazarın büyüklüğüne oranla pazar payı ve işletmenin diğer rakiplerine oranla pazar payı durumunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

İşletmenin pazar payına ilişkin kararları değerlendirildiğinde, dikkat edilmesi gereken hususlar, % 40’dan daha aşağı pazar payına sahip işletmelerin genelde pazarda hakim durumlarının istisnai durumlar hariç olmak üzere söz konusu olmadığı; % 40’ın üzerinde bir pazar payına sahip olan işletmeler bakımından ise;
•    Bu hakimiyetin belirli süredir korunuyor olması,
•    En yakın rakiplerin sahip oldukları pazar payları ve
•    Diğer faktörlerin varlığı ( bu faktörler giriş engellerinin bulunup bulunmadığı ve hakimiyeti araştıran firmaların davranışlarıdır) ilgili pazarda işletmelerin hakimiyetlerinin saptanması bakımından önem taşımaktadır.

Giriş Engelleri :
İşletmenin ilgili pazar dahilindeki hakimiyetinin saptanması aşamasında pazar paylarının belirlenmesi her ne kadar büyük öneme sahipse de, ilgili pazara giriş engellerinin var olmaması veya çok düşük olması durumunda çok yüksek pazar payına sahip olan işletme dahi hakim durumda olmayabilir. Bu sebeple teknolojik üstünlük, faaliyette çeşitlilik, işletmenin büyüklüğü ve gücü, dağıtım ağı...vb. pazara giriş engellerinin var olup olmadığı da dikkate alınmalıdır. Giriş engelleri kavramı kısaca yeni işletmelerin ilgili pazara girerken karşılaşabilecekleri zorluklar olarak ifade edilebilir.

İlgili İşletmelerin Davranışları :
Bir işletmenin hakim durumunun, ilgili işletmenin pazar payı içindeki davranışlarının kontrol edilmesi suretiyle de saptanabileceği görüşü oldukça yaygındır. Eğer işletmenin pazardaki ortamında rekabeti dikkate almaksızın serbestçe davranabileceği hususunda  deliller var ise, çıkarılacak sonuç rekabetin oldukça etkisiz olduğudur. Ancak, işletmenin hakim durumunun saptanması aşamasında davranış kıstasının diğer iki kıstasa yardımcı bir araç olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.


Kötüye Kullanma

Kötüye kullanma, bir hakim işletmenin rekabeti sınırlayıcı bozucu veya engelleyici olan veya kendisine haksız avantajlar sağlayabilecek her türlü davranışı kötüye kullanmadır. Kötüye kullanma halleri özellikle şunlardır;
•    Ticari faaliyet alanına başka bir teşebbüsün girmesine doğrudan veya dolaylı yollardan engel olunması
•    Eşit durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar ileri sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak ayırım yapılması
•    belirli bir piyasadaki hakimiyetin yaratmış olduğu finansal, teknolojik ve ticari avantajlardan yararlanarak başka bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabet koşullarını bozmayı amaçlayan eylerler,
•    Tüketicinin zararına olarak üretimin, pazarlamanın ya da teknik gelişmenin kısıtlanması...vb hal ve hareketler olarak sıralayabiliriz.









MUAFİYET

Rekabeti sınırlayıcı olmasına karşın, belirli koşullarla yasak kapsamı dışına çıkarılması bazı anlaşmaları daha adil ve ekonomik bakımdan daha yararlı hale getirir. Böyle bir muafiyet sistemi Avrupa Topluluğunda bulunmakta iken ABD’de böyle bir sistem bulunmamaktadır.

AET anlaşmasına göre; üretimde, malların dağıtımında ekonomik ve teknik gelişmenin arttırılmasında iyileştirme sağlayan ve bu yararlardan tüketicinin de uygun bir pay aldığı;

•   İşletmeler arası anlaşmalarda

•   İşletme birlikleri karar gruplarında

•   Uyumlu davranış gruplarında, muafiyet sistemi geçerlidir ve Kanunumuz da aynı sistemi kabul etmiştir.

Muafiyet koşullarını ikiye ayırmak mümkündür. Bunlar iki olumlu koşul, iki olumsuz koşul olarak kümülatif olarak gerçekleşmesi gereken koşullardır. Birincisi malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanmasının amaçlanmasıdır. Bu amacın yanında, amaçlanan ilerlemenin gerçekleşmesi için rekabetin kısıtlanması zorunlu olmalıdır. İkincisi, bu gelişmeden tüketicinin yarar sağlaması şart olarak ortaya konulması lazımdır. Olumsuz koşullar ise, ilgili anlaşma ile, rekabetin ortadan kalkmaması, yani ilgili piyasanın önemli bir bölümünde tamamen ortadan kalkması gerekmektedir. Bir diğer şart ise anlaşmanın amacını gerçekleştirmek için zorunlu olandan fazla bir şekilde rekabeti kısıtlama getirmemiş olmasıdır. Bir başka deyişle, anlaşmanın gerçekleşmesi için zorunlu olan kısıtlama neyse rekabet ancak o kadar kısıtlanabilecek ama zorunlu olandan fazla bir kısıtlama olduğu takdirde söz konusu anlaşmaya muafiyet verilmeyecektir.

 Bireysel Muafiyet Koşulları :

 5. maddeye göre muafiyetin verilebilmesi için şu koşullar gereklidir;

a)   Yararlı Olma : Dağıtımda, üretimde, hizmet sunumunda, ekonomik ve teknolojik unsurlarda olumlu yönde bir gelişme anlaşma ile oluşabilmesi gerekmektedir.

b)   Tüketici Yararı : Tüketiciye, anlaşmanın fiyat düşüşü veya kalitenin arttırılması gibi hususlar ile yansıması gerekir.

c)   Sınırlamanın Zorunluluğu : Rekabet üzeriden meydana gelen sınırlama anlaşmanın ortaya çıkardığı yararlara ulaşmak için gerekenden daha fazla olmamalıdır.

d) Pazarın Bir Bölümünde Rekabetin Kaldırılmaması :Muafiyetin oluşması için bu dört koşulun bir arada bulunması gerekir, ve belirli süreler için verilen muafiyet, koşullar devam ederse yenilenebilir.

Grup Muafiyeti :

Avrupa Topluluğunda komisyon, Konseyin  çıkardığı yetki tüzüklerine ve ilgili maddeye dayanarak grup muafiyeti tüzükleri yoluyla belirli anlaşma kategorilerine grup olarak muafiyet tanımaktadır.

Komisyona verilen yetki Türkiye’de tebliğler çıkarmak suretiyle Rekabet Kurulu tarafından kullanılmaktadır. Rekabet Kurulunu muafiyet konusunda, genel muafiyet koşulları dışında sınırlayan husus yoktur.

Muafiyetin Sonuçları :

Bireysel muafiyet ilgilinin talebi üzerine ve bildirim yoluyla verilebilirken, grup muafiyetinde bildirime gerek yoktur. Rekabet Kurulunun çıkaracağı tebliğlere uygun olan anlaşmalar bildirime gerek duyulmadan, otomatik olarak muafiyetten yararlanmaktadır.

Muafiyet verilen bir anlaşma hakkında para cezası uygulanmaz. Muafiyet süresince yapılan her türlü hukuki işlem geçerlidir.

Grup muafiyetinde bildirim olmadığı halde muafiyetten yararlanılır, çünkü grup muafiyeti otomatiktir. Fakat şüpheli bir durumda bildirimde bulunmak tarafların yararınadır.

Muafiyetin Geri Alınması :

Kanunun 13. maddesi gerekli halleri göstermektedir. Rekabet Kurulu, kararı geri alabileceği gibi yeni şartlar da getirebilir. Şartlara bağlı olarak verilmiş muafiyetlerde şartlara aksi yönde hareket edilmesi kararı geri aldırabilir. Eksik ya da yanlış, yanıltıcı bilgiyle alınan muafiyetler geri alınabilir.

Eğer bu eksik, yanlış ya da yanıltıcı bilgide bir kast unsuru tespit edilirse, Rekabet Kurulu yaptırımlarda, para cezalarında bulunabilir. Grup muafiyetinin kararla verilmemesinden dolayı,  geri alınması söz konusu değildir. Grup muafiyetinde yapılacak tek şey, grup muafiyetinin tebliği içine girip girmediğinin tespiti yapılabilir.

Ayrıca, muafiyetlerin kesinlikle verilmeyeceği kartel türleri vardır. Bunlar; fiyat karteli ve Hard-Core kartelidir. Fiyat kartelini fiyatın tespiti şeklinde kısaca özetleyebiliriz. Hard-Core kartel ise; kesinlikle yasak olan sonuçları doğurmasa bile kendiliğinden yasaklanan anlaşma türleridir.






BİRLEŞME ve DEVİRLER

Birleşme ve devirler belirli bir sektörde kurulu işletmelerle ilgili işlemlerdir ve bir kapasite yaratmadığı gibi, rekabette azalamaya sebep olur. Küçük işletmelerin birleşmeleri rekabeti arttırıcı bir etkiye sahipse de büyük işletmeler arasında yapılan birleşmeler rekabeti azaltır.

Dış rekabet açısından oldukça olumlu etkisi olan birleşmeler, iç rekabeti bozması halinde müdahale edilmelidirler. Rekabet Kanunu ile, birleşme ve devir yoluyla işletmelerin hakim duruma gelmesi veya hakim durumu güçlendirmesi yasaklanmıştır.

Devir bir işletmeyi kontrol eden kişi veya kişilerin, başka bir işletmenin kontrolünü bir anlaşmaya dayanarak elde etmesi olarak açıklanabilir. Devirlerle birleşmelerin ekonomik etki ve sonuçları aynı olduğu için belirlenen objektif ölçü Rekabet Kuruluna bırakılmıştır. Bu ölçü, ilgili işletmelerin sahip oldukları pazar payına göre hesaplanır.

Çeşitleri :

Birleşmeler genellikle yatay, dikey ve aykırı olmak üzere üç bölüme ayrılır ve farklı yasal düzenlemeler ile Rekabet Kurulunun takdiri doğrultusunda incelenir. Buna göre;

1) Yatay Birleşmeler : Bir mal veya hizmetin elde edilmesi sürecinin aynı aşamasında yer alan işletmelerin birleşmesidir ve genellikle Pazar yapısını etkileyici bir özelliğe sahiptir.

2) Dikey Birleşmeler : Bir ürünün üretim sürecinde farklı aşamalarda yer alan işletmelerin birleşmesidir. Pazar yapısını doğrudan değiştirmez.

3) Aykırı Birleşmeler : Aynı pazarda olmayan, aynı veya benzer ürünlerin üretim süreçlerinin farklı aşamalarında bulunmadıkları halde aralarında birleşen işletmelerin yaptıkları birleşmelerdir. Rekabet açısından diğerlerine göre daha kararsız bir yapıdadır.

DÜZENLENİŞ TARZI

Birleşme ve Devrin Hukuki Şekli :

TTK.’ya göre birleşme iki veya daha fazla ticaret şirketinin birbirleriyle birleşerek yeni bir ticaret şirketi kurmalarından veya bir yahut daha fazla ticaret şirketinin mevcut diğer bir ticaret şirketine iltihak etmesinden ibarettir.

TTK. işin hukuki yönüyle ilgilenmektedir. Yani birleşmenin olabilmesi için iki ticaret şirketi olmalı,  bunların en az birinin tüzel kişiliği sona ermelidir. Birleşme halinde her ikisinin de tüzel kişiliği sona erer ve yeni bir ticaret şirketi oluşur. Katılma halinde ise birinin tüzel kişiliği sona ererken diğerininki devam eder.

Rekabet Hukuku ise işin ekonomik yönüyle ilgilenmektedir. Rekabet Hukuku; bir işletmenin iktisadi gücünü diğer bir işletmenin iktisadi gücü ile birleşerek daha yeni ve daha farklı bir iktisadi güç elde edilmesiyle ilgilenmektedir.


Yasaklama Sebepleri :

Kanunun 7. maddesine göre; “ bir ya da birden fazla teşebbüs, hakim durum yaratmaya veya hakim durumlarını daha da güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün veya kişinin diğer bir teşebbüsün veya kişinin malvarlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahipliği olma yetkisi veren araçları miras yoluyla iktisap durumları hariç olmak üzere, devralması hukuka aykırı ve yasaktır.”

Kanunumuza göre Avrupa Topluluğu’nda olduğu gibi tekel ya da hakim durumda bulunmak tek başına yasaklanmış değildir. Ancak, hakim durumun kötüye kullanılması yasaklanmıştır. Hakim durumun kötüye kullanılmasının unsurları kanunumuzda yazılmıştır. Bunu tek başına yapabileceği gibi tekel olan bir firma veya oligopol yapıdaki firmaların başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da uyumlu eylemler yoluyla da kötüye kullanması imkanı vardır. Kötüye kullanma halleri yine Roma Anlaşmasının 86. maddesindeki emsallere göre kanunumuzda yazılmıştır. Bunların bazılarını sınırlayacak olursak,  piyasaya girişlerin, engellenmesi veya rakiplerin piyasadaki faaliyetlerinin zorlaştırılmasıdır. Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak ayrımcılık yapmak sureti ile yine hakim durumu kötüye kullanma imkanı vardır. Mesela, sözleşmenin yapılmasını, sözleşmeyle bağlantılı olmayan ek edimlerin kabul şartına bağlamak ve yeniden satış koşullarını sınırlandırmak kötüye kullanma örneği olarak gösterilmektedir. Diğer bir örnek ise belirli piyasadaki hakimiyetin yaratmış olduğu finansal, teknolojik ve ticari avantajlardan yararlanarak başka mal veya hizmet piyasasındaki rekabet koşullarını bozmaktır. Son olarak da tüketicinin zararına olarak, üretimin, pazarlamanın ya da teknik gelişmenin kısıtlanması da hakim durumun kötüye kullanılmasına olarak örnek gösterilmiştir. Bu anlamda, birleşme ve devirler yukarıda sözü geçen durumları oluşturan birleşme ve devir işlemleri kanunumuzca yasaklanmıştır ve çok ağır yaptırımlar getirilmiştir.
 
Yasakların Yaptırımları:

Kanunumuz gerçekten çok ağır yaptırımlar getirmiştir. Önemli bir yaptırım ihlale son verme yaptırımıdır. Yani herhangi bir ihlal söz konusu ise o ihlal konusu eylem, anlaşma, uygulama ne ise bunun sona erdirilmesi de bir yaptırımdır. Bunu geçici tedbir olarak soruşturmanın başladığı andan itibaren, Kurulun verme yetkisi de vardır. Birleşme ve devralmadan önceki duruma dönme biraz önce sözünü ettiğim ayrıntısı ile herhangi bir birleşme, devralma söz konusu fakat bildirilmemiş ise veya bildirilmiş de bizim birinci fıkra kapsamına yasak olduğunu tespit ettiğimiz bir birleşme ve devralma ise derhal birleşmeden önceki duruma dönem mal varlıklarının, hisse senetlerinin, birleşme konusu olan neyse eski hale döndürülmesi konusunda karar verme yetkisi vardır ve bu kararın uygulanması da zorunlu idari para cezalarını ikiye ayırmak mümkündür. 16. maddedeki para cezaları ve 17. maddedeki süreli para cezaları olarak ikiye ayırabiliriz. 16. maddedekiler de ikiye ayrılarak incelenebilir, birincisi maktu para cezaları dediğimiz fiks edilmiş cezalardır, bu da 16. maddenin ilk fıkrasının a, b, c bentlerinde sayılmıştır. Bildirimde bulunmamak, eksik belge vermek gibi belirlenmiş olan eylemlere öngörülmüş olan cezalardır. Bunların da bu yılki bütçe kanunu ile öngörülen katsayı esası alınarak hesaplanan miktarı 3 Milyar Liradan aşağı olmayacak ve 6 Milyar 200 Milyon Liraya kadar çıkan cezalardır. Yönetici olanlara da bu verilen cezanın %10’una kadar ceza verme imkanı getirilmiştir kanunumuzda. Nispi para cezaları ise, son derece etkili olan cezadır. Avrupa Topluluğu’ndan aynen alınmıştır. Alt sınır 12 Milyar 400 Milyon Lira bu sene için ama ilgili teşebbüsün bir yıl önceki gayri safi satışlarından yani toplam cirosunun üzerinden alınacak bir cezadır. Süreli para cezası ise en etkili olan cezalardır. Rekabet Kurulunun etkinliğini sağlamak üzere öngörülmüştür. Her gün için diyelim ki; belli bir davranışa zorlama kararı aldınız, bu kararı tebliğ ettiniz, bu tebliğden itibaren uyulmasını öngördüğünüz süre geçti. O geçen her gün için öngörülen günlük para cezaları dediğimiz para cezalarıdır. 1 Milyar 240 Milyon Liradan aşağı olmuyor ve 3 Milyara kadar çıkan para cezaları olarak öngörülmüştür. Amerikan hukukundan alınmış olan uğranılan zararın 3 misline kadar tazminat isteme hakkını öngören hükümdür ve 56. maddede düzenlenmiştir.

BİRLEŞME ve DEVİRLERE ÖRNEKLER

ÖRNEK 1:
REKABET KURULU KARARI

Dosya No   : D4/1/S.C. -98/1 
Karar  No   : 84/666-131
Karar  Tarihi   : 24.09.1998
Toplantıya Katılan
Başkan: Prof. Dr. Aydın AYAYDIN,
Üyeler : Prof. Dr. Tamer MÜFTÜOĞLU (II.Başkan), Bahaddin ELÇİ,       Mehmet Zeki UZUN, Salih Zeki BENGÜ, Aydın EMRE, Sadık KUTLU, Kemal EROL, İsmet CANTÜRK, Nejdet KARACEHENNEM,Mustafa PARLAK.

Bildirimde Bulunan: - Daimler – Benz A.G. Vekili Av. Ömür YARSUVAT
                       Hacıadil Sk., No:44, 2. Levent/İSTANBUL
Taraflar:   - Daimler-Benz A.G.
     70546, Stuttgart/ALMANYA
   -  Chrysler Corporation
      1000 Chrysler Drive, Auburn Hills MI, 48326-2766, USA

Dosya Konusu: Daimler-Benz A.G. ile Chrysler Corporation’ın, Daimler Chrysler Aktiengesellschaft adı altında birleşmeleri.

Raportörlerin Görüşü: Sözkonusu işlemin 4054 sayılı Kanunun 7’nci maddesine dayanılarak çıkarılan 98/2 sayılı Tebliğ ile değişik 97/1 sayılı “Rekabet Kurulu’ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ” kapsamında bir birleşme işlemi olduğu, ancak, bu işlem sonucunda, aynı Kanunun 7’nci maddesinde belirtilen şekilde ilgili ürün pazarında hakim durum yaratılması ya da bir hakim durumun güçlendirilmesine yönelik olarak rekabetin önemli ölçüde azaltılmasının sözkonusu olmadığı bu nedenle izin verilmesi gerektiği.

Logged

OgrenciForum.Org
Sponsor

Logged
Abruzzi
Çalışkan öğrenci
****
Mesaj Sayısı: 1031



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Mart 14, 2008, 18:32:50 ÖS »

Dosya Evreleri: Merkezi Almanya’da bulunan sanayi grubu Daimler-Benz AG  ile merkezi Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan otomotiv sanayi kuruluşu Chrysler Corporation’un imzaladıkları bir işbirliği anlaşması ile, “Daimler Chrysler Aktiengesellschaft” adı altında birleşmelerine izin verilmesi talebi ile Kurumumuz kayıtlarına en son 17.09.1998 tarih, 3030 sayı ile intikal etmiş olan, Daimler-Benz A.G. Vekili Av. Ömür YARSUVAT imzalı bildirim üzerine, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 7’nci maddesi ile Rekabet Kurulu’ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında 1997/1 sayılı Tebliğin ilgili hükümleri uyarınca, İnceleme Uzmanı Özlem GÜVEN ile Raportörler Süleyman CENGİZ ve Serpil ÇINAROĞLU tarafından düzenlenen 23.09.1998 tarih, D4/1/S.C.-98/1 sayılı Birleşme Ön İnceleme Raporu, 23.09.1998 tarih, REK.0.08.00.00/65 sayılı Başkanlık önergesi ile 84 sayılı Kurul gündeminde ele alınmıştır.

    Birleşme/Devralma Ön İnceleme Raporu’nda yeralan bilgi/belgelerin değerlendirilmesi ve yapılan görüşmeler sonucunda;

SONUÇ

Daimler Benz A.G. ile Chrysler Corporation’ın, Daimler Chrysler Aktiengesellschaft adı altında birleşmelerine ilişkin bildirimin, tarafların ilgili ürün pazarındaki toplam ciroları .. ………… -TL yönüyle 4054 sayılı Kanun’un 7’nci maddesine dayanılarak çıkarılan 98/2 sayılı Tebliğ ile değişik 97/1 sayılı “Rekabet Kurulu’ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ” kapsamında bir birleşme işlemi olduğu,             ancak, bu işlem sonucunda aynı Kanun’un 7’nci maddesinde belirtilen, ilgili ürün pazarı olan otomobil piyasasında hakim durum yaratılmasına ya da bir hakim durumun güçlendirilmesine yönelik olarak rekabetin önemli ölçüde azaltılmasının sözkonusu olmadığı anlaşılarak bildirim konusu birleşme işlemine izin verilmesine OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.

ÖRNEK 2:
REKABET KURULU KARARI
Dosya No   : D3/1/ Y.K.-99/5
Karar  No   : 99-21/165-84
Karar  Tarihi   : 28.04.1999
Toplantıya Katılan
II.Başkan : Prof.M.Dr.Tamer MÜFTÜOĞLU,
Üyeler  : Mehmet Zeki UZUN, Sadık KUTLU, Dr.Kemal EROL,                     İsmet CANTÜRK, Nejdet KARACEHENNEM, Mustafa PARLAK,  Ali Ersan GÖKMEN, R. Müfit SONBAY,    Kubilay ATASAYAR.
Bildirimde Bulunan: The Coca Cola Company şirketini temsilen
Bekir AROMA, Güllü Sk., No:1, 3’üncü Levent, 80630 İSTANBUL.
Taraflar:   - The Coca Cola Company
                  One Coca-Cola Company Plaza, Atlanta, Georgia 30301 ABD             
   - Cadbury Schweppes Plc.
      28, Clarendon Road, Watford Herts, WD1 JJ, İNGİLTERE
Dosya Konusu: The Coca Cola Company’nin, Cadbury Schweppes şirketinin Türkiye’deki ticari içecek markalarını devralmasına izin verilmesi talebi.
Raportörlerin Görüşü: Söz konusu işlem sonucunda, ilgili pazarda, The Coca Cola Company (TCCC)'nin Cadbury Schweppes (CS) ürünlerinin üretim ve dağıtım aşamalarını 1990 yılından bu yana elinde bulundurması nedeniyle önemli bir değişiklik olmayacağı; 4054 sayılı Kanun’da yasaklandığı şekliyle mevcut bir hakim durumun güçlendirilmesi ve bunun sonucu olarak da ülkenin bütünü veya bir kısmında rekabetin önemli ölçüde azaltılması gibi bir sonucun doğmayacağı; TCCC’nin ilgili pazarda hakim durumda olduğunun varsayılması halinde dahi, söz konusu devralmanın CS şirketinin sahip olduğu pazar payının … olması nedeniyle ilgili pazarda rekabetin önemli ölçüde azaltılmasına neden olmayacağı, bu yüzden anılan devralma işlemine izin verilmesi gerektiği.

DEĞERLENDİRME
The Coca Cola Company (TCCC)’nin Cadbury Schweppes (CS) şirketinin Türkiye’deki ticari içecek markalarını devralmasına izin verilmesi talebi ile Kurum kayıtlarına 11.01.1999 tarih, 104 sayı ile intikal etmiş olan TCCC adına Bekir AROMA imzalı bildirim üzerine, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 7’nci maddesi ile 1997/1 sayılı Rekabet Kurulu’ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ’in ilgili hükümleri uyarınca, Raportörler Yüksel KAYA ve Hakan SABUNCU tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen 25.03.1999 tarih, D3/1/Y.K.-99/5 sayılı Devralma Ön İnceleme Raporu’nu içeren (08.04.1999 tarih, 99-18/123-57 sayılı karar ile Kurul gündeminde bulunan) 07.04.1999 tarih, REK.0.07.00.00/13 sayılı Başkanlık önergesi, 99-21 sayılı Kurul toplantı gündeminin 2’nci sırasında ele alınmıştır.

   Başvuru çerçevesinde ilgili pazar, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içindeki ticari içecek pazarının alt segmentlerinden olan alkolsüz içecekler kapsamındaki gazlı alkolsüz içecekler pazarıdır.

   Dosya mevcudu bilgi ve belgelerden, TCCC’nin ilgili pazarda sahip olduğu payın %… olduğu, CS şirketinin ise %… oranında bir paya sahip olduğu görülmektedir. Her iki şirketin pazar payları toplamının %… olması nedeniyle bu işlem, tarafların ilgili ürün pazarındaki toplam pazar payı yönüyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 7'nci maddesine dayanılarak çıkarılan 1997/1 sayılı “Rekabet Kurulu’ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ”'in 4'üncü maddesi kapsamında izne tabi bir devralma işlemidir.

   Öte yandan, TCCC şirketinin alkolsüz gazlı içecekler pazarındaki satışlarının büyük oranda CS’nin faaliyet göstermediği kola segmentindeki içeceklerden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

   İlgili ürün pazarında TCCC şirketi ve CS şirketinin çakışan ürünleri portakal aromalı içecekler ve renksiz gazoz segmentlerinde olup TCCC’nin Fanta adlı ürününün portakal aromalı ürünlerde pazar payının %…, CS’nin Schweppes markalı ürününün payının ise %… olduğu görülmektedir. Böylece, devralma sonrası TCCC’nin portakal aromalı gazlı içecek payı %… olacaktır. Renksiz gazoz segmentinde ise CS şirketinin payı %…, TCCC şirketinin payı ise 1998 yılında  satın aldığı … bir ticari marka olan Sen Sun ticari markasının payı olan %…’dir. Öngörülen işlem sonrası TCCC kendi içecekleriyle aynı içecekler segmentlerinde bulunan yaklaşık olarak aynı sayıdaki içecek şirketiyle rekabet halinde olmayı sürdürecektir.

   Halen ilgili pazarda diğer meyve aromaları, tonik/içki tatlandırıcıları ve bitter gibi gazlı içeceklere ilişkin her hangi bir faaliyeti, dolayısıyla da ürünü bulunmayan TCCC şirketinin devralma sonrası bu içeceklerdeki payları sırasıyla %… ve %… olacaktır. Böylece TCCC şirketi ilgili pazarda sahip olduğu ürün çeşitlerini artırmakta ve güçlü içeceklere sahip olmadığı diğer meyve aromaları, tonik/içki tatlandırıcıları ve bitter segmentlerinde önemli pazar paylarına sahip olmaktadır. Ancak, anılan segmentlerin Türkiye’de toplam gazlı içecek satışlarının sadece % … gibi oldukça düşük bir oranını oluşturduğunun da gözönünde bulundurulması gerekmektedir.

   Devralma işleminin halihazırda CS ürünlerinin üretim, dağıtım ve perakendeciye satış faaliyetlerini içeren şişeleme düzeyinde olması, CS içeceklerinin şişeleme hakkına, 1990 yılından beri TCCC’nin tamamen sahibi olduğu TCCEC şirketinin sahip bulunması, TCCC’nin %100’üne sahip olduğu Coca Cola Meşrubat Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin, CS’nin içecek konsantrelerini yine TCCC’nin %40 oranında sahibi olduğu MAKSAN, ANSAN ve İMBAT şirketlerine satması, bu şirketlerce üretilen içeceklerin de, yine TCCC’nin %40’ına sahip olduğu MEPA, MEDA, ÖZDAĞ ve ÖZ-PA adlı dağıtım şirketleri tarafından pazarlanmakta ve dağıtılmakta olması dolayısıyla, söz konusu devralmanın pazarda her hangi bir etkisinin olmayacağı anlaşılmaktadır. Diğer bir deyişle, öngörülen işlem ile TCCC, marka mülkiyetini aldığı Schweppes içeceklerinin İspanya ve İrlanda’da bulunan konsantre üretim tesislerini de satın almasından dolayı anılan içeceklerin konsantre üretiminden dağıtım aşamasına kadar olan iktisadi süreçlerin tamamına sahip olmuş olacaktır ki konsantre üretimi hariç diğer aşamalar zaten söz konusu işlem öncesinde de bu şirketin doğrudan ve dolaylı iştirakler vasıtasıyla elinde bulunmaktadır.

SONUÇ
Ön İnceleme Raporu’ndaki bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen değerlendirmeler ışığında; The Coca Cola Company’nin, Cadbury Schweppes şirketinin Türkiye’deki ticari içecek markalarını devralması işleminin, her iki şirketin ilgili pazarda sahip olduğu payları toplamının % 25’i geçmesi nedeniyle 4054 sayılı Kanun’un 7’inci maddesine dayanılarak çıkarılan 1997/1 sayılı Rekabet Kurulu’ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ’in 4’üncü maddesi kapsamında izne tabi bir devralma olduğu, ancak bu devralma işleminin 4054 sayılı Kanun’da yasaklanan şekilde mevcut bir hakim durumun güçlendirilmesine ve bunun sonucu olarak ülkenin bütünü veya bir kısmında ilgili pazarda rekabetin önemli ölçüde azaltılmasına neden olmayacağı kanaatine varılarak bildirim konusu devir işlemine  izin verilmesine OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.


ÖRNEK 3:
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı  :      D2/1/I.S.-99/5      ( Devralma )
Karar  Sayısı  :      00-16/160-82
Karar  Tarihi   :      02.05.2000
A-   TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
   Başkan   : Prof. Dr. M. Tamer MÜFTÜOĞLU
   Üyeler   : Dr. Kemal EROL, İsmet CANTÜRK, Sadık KUTLU,                     Nejdet  KARACEHENNEM, Mustafa PARLAK, A.Ersan GÖKMEN, R. Müfit SONBAY, Kubilay ATASAYAR, Murat GENCER
B-   RAPORTÖRLER: Ilgaz SARIOĞLU, Ali DEMİRÖZ, Arif Ogün SARI
C-   BİLDİRİMDE BULUNAN:   -   Cisco Systems Inc. adına Av. Tolga KARATAŞ
      La Martine Cad. No:10, 80090
   Taksim/İSTANBUL
-   IBM Corporation adına Av. Gülsar Türkeri
    Sağlamfikir Sk., Yüksel Çağlar İş Merkezi,
    No:15, Esentepe/İSTANBUL,                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                               
D-   TARAFLAR:   -   Cisco Systems Inc.
      170 West Tasman Drive, San Jose, Ca 95134 A.B.D.
   -   International Business Machines Corparation
      1 New Orchard Road, Armonk, NY 10504 A.B.D.
E-   DOSYA KONUSU: IBM’in bazı veri ağı ürünlerine ilişkin fikri mülkiyet haklarının Cisco Systems Inc tarafından satınalınması işlemine izin verilmesi talebi.
F-   DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 17.11.1999 tarih, 3768 sayı ile giren bildirim üzerine, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 7 nci maddesi ile 1997/1 sayılı Rekabet Kurulu'ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ'in ilgili hükümleri uyarınca düzenlenen, 02.12.1999 tarih, D2/1/I.S.-99/5 sayılı Ön İnceleme Raporu, 08.12.1999 tarih, 99-56/600-382 sayılı Kurul kararı ile 4054 sayılı Rekabetin korunması Hakkında Kanun’un 10/2. maddesi uyarınca nihai incelemeye alınmıştır.

Söz konusu karar uyarınca, düzenlenen 14.04.2000 tarih, D2/2/I.S.-00/1 sayılı Nihai İnceleme Raporu, 01.05.2000 tarih, REK.0.06.00.00/18 sayılı Başkanlık önergesi ile 00-16 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.
G-   RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ : IBM’in routing ve switching ürünlerindeki fikri mülkiyet haklarına ilişkin 144 ABD patenti ve henüz beklemede olan 58 ABD patent başvurusunu kapsayan hakları Cisco'ya devrini içeren işlemin 4054 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinde yasaklandığı üzere ilgili pazarlarda rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğurmayacağı ve dolayısıyla söz konusu devralma işlemine izin verilmesinde sakınca bulunmadığı düşünülmektedir.
H-   İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
          1. İlgili Pazar
Ürün Pazarı: Cisco tarafından fikri mülkiyet hakları devralınacak olan ürünler, switchler (anahtarlar) ve routerlardır (yönlendiriciler). Veri iletiminde kullanılan bu ürünler aynı zamanda Cisco tarafından da üretilmektedir. Veri iletimi, veri ağları aracılığıyla sağlanmakta ve son yıllarda teknolojisi sürekli yenilenmektedir. İşleme konu ürünler veri ağı ekipmanlarının önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Bir veri ağı, aktif ve pasif unsurlardan oluşmaktadır. Pasif unsurlar veri ağının fiziksel altyapısını (kablolama) oluşturmaktadır. Aktif unsurlar ise verileri bu hatlar üzerinde yönlendirmekte ve en kısa yoldan istenilen adrese ulaşmasını sağlamaktadır. Veri ağının aktif unsurları şu ürünlerden oluşmaktadır: NIC, hub, switch, router, RAS ve modem. Aktif unsurlar içerisinde switch ve routerların toplam payı %50'yi geçmektedir. Aktif ve pasif unsurların birbirlerinin yerine kullanılması mümkün değildir.

İşlemin değerlendirilmesinde esas alınacak ürün pazarlarının belirlenmesinde, yeni teknolojik gelişmelerle ürünlerin fonksiyonlarının birbirine yaklaştığı görülse de, halihazırda bu ürünlerin birbirleriyle ikame edilemediği gözönüne alınarak ürün bazında bir pazar tanımı yapılmış; "router pazarı" ve "switch pazarı" olarak iki ayrı ürün pazarı esas alınmıştır.

Coğrafi Pazar: IBM ve Cisco ürünlerinin tüm Türkiye’de satıldığı ve söz konusu devralma işleminin Türkiye pazarını tümünü etkileyeceği düşünüldüğünden ilgili coğrafi pazar, Türkiye Cumhuriyeti sınırları olarak belirlenmiştir
 
     2. Yapılan Tespitler ve Hukuki Değerlendirme
Türkiye switch pazarı 1998 yılı itibariyle 17’den fazla teşebbüsün faaliyet gösterdiği, 4 firma yoğunlaşma oranının (CR4) %66,9 olduğu sıkı oligopolistik bir yapıya sahiptir. Bu pazarda, taraflardan Cisco % …’lik pazar payı ile lider konumda iken, IBM ise nispeten oldukça düşük olan %…’luk bir paya sahiptir. Cisco, her ne kadar ilgili pazarın lideri konumunda ise de, mevcut pazar yapısı dahilinde hakim durumda olduğu iddia edilememektedir. Söz konusu devralma işlemine izin verilmesi durumunda, IBM pazardan çekilirken, Cisco’nun pazar payı %26,6 olacak; CR4 ise % 68,8’e yükselecektir. Dolayısıyla, söz konusu devralma işlemi nedeniyle switch pazarında hem Cisco’nun pazar payında hem de ilgili pazarın yoğunlaşma oranında meydana gelecek artışın, pazardaki rekabeti olumsuz yönde etkileyeceği düşünülmemektedir.

Türkiye router pazarı ise 1998 yılı itibariyle 11’den fazla teşebbüsün  faaliyet gösterdiği, 4 firma yoğunlaşma oranının (CR4) ise %86,6 olduğu sıkı oligopolistik bir yapıya sahiptir. Bu pazarda, taraflardan Cisco % …’lik pazar payı ile lider konumda iken, IBM ise nispeten düşük olan %…’lük bir paya sahiptir. Ancak, IBM %…’lük payı ile pazarın üçüncü büyük teşebbüsü konumundadır. Devralma sonrasında IBM’in pazardan çekilmesiyle Cisco’nun pazar payının %70,5’e çıkacağı ve CR4’ün ise % 89,7’e yükseleceği görülmektedir. Yapılan analizler  ilgili işlemin, hali hazırda yüksek bir yoğunlaşma oranına sahip olan router pazarının biraz daha yoğunlaşmasına ve Cisco’nun lider konumunun ise biraz daha güçlenmesine neden olacağını göstermektedir.

Cisco’nun işlem öncesi ve sonrası router pazarındaki pazar payları hakim durumda olduğuna işaret etse de, bir teşebbüsün pazar payı, ilgili pazardaki hakim durumu için önemli bir gösterge olmakla birlikte tek başına yeterli değildir. Bu nedenle, pazarın gösterdiği özelliklerin tümünün birarada değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bu noktada pazara giriş engelleri ve potansiyel rekabet hakim durumun tespitinde dikkate alınması gereken önemli bir unsurdur. Paylar ve yoğunlaşma oranları açısıdan incelendiğinde pazar sıkı oligopolistik bir yapı sergilese de, pazara giriş ve çıkış engellerinin olmaması faaliyet gösteren teşebbüslerin pazar davranışlarını etkileyebilmektedir.

Network (ağ) sektörü  her yıl ortalama %30-40 oranında büyümektedir ve bu büyümenin artarak devam edeceği tahmin edilmektedir.  Sektörün bu kadar hızlı büyümesi yeni girişleri teşvik etmektedir. Bu ürünlerin yüksek teknolojiye sahip olması herhangi bir giriş engeli yaratmamakta, tam aksine sektördeki yeniliklerin çoğunlukla esnek yapıda belirli alanlarda yoğunlaşmış küçük oyuncular tarafından yapıldığı gözlenmektedir. Bunun yanı sıra bu ürünlerde müşterilerin davranışları da pazara yeni girişleri teşvik etmektedir. Pazardaki alıcılar herşeyden önce aldıkları aktif ürünlerde belirli standart özellikler aramakta ve üreticiler de bu standartlara göre üretim yapmakta bu da pazara girişte patent ve lisansların önemini azaltmaktadır. Bir diğer teşvik edici sebep de alıcıların bu ürünleri farklı satıcılardan temin etme yoluna gitmeleridir.Hızla  büyümekte olan sektör yeni teşebbüsleri bu alana çekmekte ve yeni oyuncular da bu pazarda kendilerine yer bulabilmektedir.

Ayrıca, bilgi teknolojileri alanında son yıllarda önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Bilgi ve hizmetlere erişim ihitiyacının artmasıyla birlikte, birçok kuruluş, mevcut dağınık ağlarını tek bir çoklu hizmet ağına dönüştürme arayışına girmişlerdir. Bu nedenle, geleneksel ses ekipmanı üreticisi olan şirketler tüm trafiği taşıyacak bir ağ ile, bir yandan müşterilerine geniş yelpazede hizmetler sunarken diğer yandan maliyet tasarruflarını müşterilerine yansıtmayı amaçlamaktadırlar.  Veri, ses ve görüntü iletişiminin bütünleşmesi, müşterilerin maliyetlerden önemli ölçüde tasarruf etmelerini ve aynı zamanda çoklu hizmet ağı üzerinden Web TV, Ağ Ticareti, E-posta, Sanal Özel Ağlar, Internet üzerinden ses, uzaktan öğrenim/öğretim ve desktop toplantılar ve tıbbi görüntüleme gibi yenilikçi uygulamalardan yararlanmalarını sağlayacaktır.
    
Bu eğilime uygun olarak telefon ekipmanı sağlayıcıları, bilgisayar ağı teknolojisine hem dahili araştırma ve geliştirme yoluyla hem de devralma yoluyla büyük yatırımlar gerçekleştirmektedirler. Bu alanda yakın geçmişte önemli devralmalar gerçekleşmiştir. Bu nedenle, sektörde global çapta bir rekabet yaşanmakta ve Nortel, Ericsson, Alcatel, Motorola, Siemens gibi klasik telekomünikasyon ekipmanı sağlayıcılarının devralmalar yoluyla bu rekabeti daha da artıracağı ve Cisco'nun bu büyük şirketler karşısında rekabet gücünün azalacağı beklenmektedir.

   Yukarıda açıklanan nedenlerle, IBM’in routing ve switching ürünlerindeki fikri mülkiyet haklarının Cisco'ya devri işleminin ilgili ürün pazarlarındaki yoğunlaşmayı ve Cisco’nun router pazarındaki payını artırmasının rekabetin önemli ölçüde azalması sonucunu doğurmayacağı; dolayısıyla, ilgili pazarlarda devralma işlemi sonucunda Kanun’un 7 nci maddesine aykırı bir durumun ortaya çıkmayacağı kanaatine varılmıştır.
İ-   SONUÇ
Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında; Cisco ile IBM arasında akdedilen, IBM’in routing ve switching ürünlerindeki fikri mülkiyet haklarına ilişkin 144 ABD patenti ve henüz beklemede olan 58 ABD patent başvurusunu kapsayan devralma işleminin, 4054 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinde yasaklandığı üzere router ve switch pazarlarında rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğurmayacağı ve dolayısıyla söz konusu devralma işlemine izin verilmesine OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.











KAYNAKÇA


   ASLAN Yılmaz İ., “Rekabet Hukuku ve Rekabetin Korunması Hakkında Kanun” Ekin Kitapevi Yayınları, Bursa,1997

   ASLAN Zehreddin- BERK Kahraman, “Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ve İlgili Tebliğler ile Yönetmelikler”  Alfa Yayınları, İstanbul,2000

   “Rekabet Hukuku ve Politikası Özel İhtisas Komisyonu Raporu” DPT Yayınları, 1998

   ESİN Zümrüt, “Avrupa Rekabet Hukukunda Hakim Durumun Kötüye Kullanılması” Yüksek  Lisans Tezi, İstanbul, 1997

   “Gümrük Birliği Çerçevesinde Rekabet Hukuku” Seminer Notları, TÜSİAD, 1998

   www.rekabet.gov.tr

   “Rekabet Dergisi”, Rekabet Kurulu Yayınları, Sayı: 1,2,3


Logged

OgrenciForum.Org
Sayfa: 1
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC

Tagged evden eve nakliye - evden eve taşıma - Sesli Chat
forumtahtasi.com elektornik devre - Sohbet - AVOYUN - Dönem ödevi - ödev - e-okul - evden eve nakliyat - msn nickleri - Ödev Sitesi
XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu! Dilber MC Theme by HarzeM