alındı. Yiğit'in yönetimindeki Bank Ekspres'in mali bünyesinin giderek zayıfladı. Bankaya 23 Ekim 1998'de el konularak TMSF'ye devredildi. Bank Ekspres'in 1998 yıl sonu mali tablolarında 131.8 trilyon liralık zararın, bankanın özkaynaklarından 100.4 trilyon lira erittiğini ortaya koydu.
Bank Ekspres’in Kimliği:
Eski sahibi:Korkmaz Yiğit
Mevduatı:340,7 trilyon
Kredileri:128,6 trilyon
Aktifleri:212,2 trilyon
Sektör payı:0,24
Personel sayısı:667
Ana hissedar:TMSF
INTERBANK A.Ş.
1988'de Selanik Bankası T.A.Ş. olarak kuruldu. Adı değiştirilerek, 1969'da Uluslararası Endüstri ve Ticaret Bankası, 1990'da da Interbank A.Ş. oldu. Özel ticari banka olan Interbank, 1996'da Çukurova Grubu'ndan Cavit Çağlar'ca satın alındı.
7 Ocak1999'da da Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu'nca (TMSF) risk teşkil ettiği gerekçesiyle el konuldu.
Interbank’ın Kimliği:
Eski sahibi:Cavit Çağlar
Mevduatı:1,1 katrilyon
Kredileri:102,2 trilyon
Aktifleri:1,0 katrilyon
Sektör payı:1,48
Personel sayısı:1972
Ana hissedar:TMSF
TÜRK TİCARET BANKASI
İslam Ticaret Bankası adıyla 1913'te kuruldu. 1937'de Türk Ticaret Bankası adını aldı. Mayıs 1997'de özkaynakları eriyen banka bünyesinde sermaye artırımına gidildi ve bankanın yüzde 84.5 oranındaki hissesi Mayıs 1997’de TMSF'ye devredildi. TSMF'ce yeniden yapılandırılan banka özelleştirilmeyi bekliyor.
1998'de Mesut Yılmaz'ın başbakanlığı dönemindeki Türkbank özelleştirme ihalesini Korkmaz Yiğit kazanmıştı. Yiğit'in mafya ilişkisi kamuoyuna yansıyınca ihale iptal edilmiş, dönemin başbakanı Mesut Yılmaz istifa etmek zorunda kalmıştı. Yiğit, "İhaleye fesat karıştırmaktan" yargılanıyor.
Türk Ticaret Bankası’nın Kimliği:
Eski sahibi: Türkbank Em. San.
Mevduatı: 584,7 trilyon
Kredileri: 114,2 trilyon
Aktifleri: 644,0 trilyon
Sektör payı: 0,74
Personel sayısı: 4099
Ana hissedar: TMSF
BANKA SERMAYELERİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ PROGRAMI DENETİM VE DEĞERLENDİRME AŞAMASI
Temel olarak üç evreden oluşan “Banka Sermayelerinin Güçlendirilmesi Programı”na ilişkin süreç, Şema 1’de verilmektedir.
Bankaların gerçek mali durumlarının ortaya çıkartılabilmesi için üç aşamalı bir denetim sistemi uygulanmıştır. Bu denetimler sırasıyla; bağımsız denetim kuruluşlarının ilk denetimi, bağımsız denetçilerin uygunluk açısından yaptıkları ikinci denetim ve Bankalar Yeminli Murakıplarının yerinde denetimleridir. Çok aşamalı bir denetim yöntemi benimsenmesinin nedeni, olabilecek tartışmaların asgariye indirilmesi ve güvenilirliğin artırılmasıdır.
Denetim sürecinde standardizasyon sağlanabilmesi için, öncelikle bankaların ve bağımsız denetim kuruluşlarının takip edecekleri usul ve esaslar belirlenmiştir. Denetim süresi boyunca BDDK bünyesinde kurulmuş bulunan “Danışma Merkezi”, bankalardan ve bağımsız denetçilerden gelen uygulamaya ilişkin tereddütleri gidermiş ve bu suretle denetimin tutarlılığının sağlanmasına katkıda bulunmuştur.
Üçlü denetim sonucunda ortaya çıkan banka bazındaki standart raporlar, BDDK bünyesinde değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Buna yönelik olarak, bir üst komitenin eşgüdümünde faaliyet göstermek üzere banka bazında “çalışma grupları” oluşturulmuştur.
Sermaye ihtiyacının gerçekçi bir şekilde tespit edilebilmesi için, dinamik bir yaklaşım benimsenerek, 31 Aralık 2001 sonrası mali bünyeyi etkileyebilecek nitelikteki olumlu ve olumsuz gelişmeler de değerlendirmelerde dikkate alınmıştır. BDDK tespitleri hakkında bankalarla toplantılar yapılmış ve Program kapsamındaki bankaların sermaye ihtiyacı 13 Haziran ve 19 Haziran 2002 tarihlerinde kamuoyuna açıklanmıştır.
BDDK’nın 13 Haziran 2002 tarihli açıklamasında 24 banka ile ilgili gelişmelerden bahsedilmiş, ancak, Pamukbank’ın Yapı ve Kredi Bankası’na devri ile ilgili talebi değerlendirmesi bir sonuca bağlanamadığından, bu iki banka ile ilgili açıklama yapılamamıştır.
19 Haziran 2002 tarihi itibariyle, bu iki bankayla ilgili olarak BDDK tarafından yapılan değerlendirmeler sonuçlanmıştır. Buna göre:
-Çukurova Grubu tarafından Pamukbank’ın Yapı ve Kredi Bankası’na devrine ilişkin yapılan önerinin, Pamukbank’ın 2001 yıl sonu itibariyle yaklaşık 2 milyar dolar tutarında sermaye açığı bulunması nedeniyle Yapı Kredi Bankasının mali bünyesini bozacağı ve bu nedenle sunulan plan ve fizibilite raporlarının uygulanabilir olmadığı,
-Pamukbank’ın, Bankalar Kanunun 14’üncü maddesinin 1 ve 2 numaralı fıkraları kapsamında alınması istenen tedbirleri almadığı, bu tedbirleri almış olsa dahi mali bünyesinin güçlendirilmesine imkan bulunmadığı,
-Yükümlülükleri toplamının varlıklarının toplam değerini aştığı,
-Faaliyetine devamının mevduat sahiplerinin hakları ve mali sistemin güven ve istikrarı bakımından tehlike arz ettiği tespit edildiğinden, Bankanın temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesine karar verilmiştir.
PAMUKBANK
Türk bankacılık sektörünün yedinci büyük bankası olan Pamukbank, bankacılık sektörünün toplam aktiflerinin yüzde 5,5’ine, kredilerinin yüzde 12,7’sine, mevduatın ise yüzde 6,2’sine sahiptir. Yapılan denetimler sonrasında, Bankanın toplam aktifleri Aralık 2001 itibariyle 6.273 trilyon lira olarak hesaplanmıştır. 5.478 trilyon lira olan kredi portföyünün 4.214 trilyon liralık kısmı denetim sonucu takibe alınarak, reeskontları (biriken ödenmemiş faiz bakiyesi) iptal edilmiş ve kalan tutar için karşılık ayrılmıştır. Yapılan incelemeler sonucu, tahsil olasılığı çok düşük olan kredilerin anapara ve faiz tahsilatlarının gerçekleştirilememesi ve bu kredilere reeskont uygulanarak gelir yaratılması nedeniyle, Bankanın büyük miktarlarda zarar ettiği ve bu zararın zaman içinde büyüdüğü Kurul tarafından tespit edilmiştir. Bankanın Aralık 2001 itibariyle temel göstergeleri aşağıdaki tabloda yer almaktadır.
(Trilyon TL)
Toplam Aktifler 6.273
Krediler 1.264
Takipteki Alacaklar 1.224
Ayrılan Karşılıklar 349
Takipteki Alacaklar (net) 874
Mevduat 7.429
Özkaynaklar -2.288
Sermaye Yeterliliği Standart Oranı (%) -46,2
%8’e ulaşmak için Kaynak İhtiyacı 2.963
Yukarıdaki verilerden anlaşılacağı üzere, Bankanın özkaynakları tamamen erimiş, özkaynakların negatife dönüşmesi; zararın mevduata yansımasına ve kaynak ihtiyacının oldukça yüksek boyutlara erişmesine yol açmıştır. Bankanın sermaye yeterliliği hesaplamasında, Fiskobirlik’ten olan alacağı ile ilgili olarak hukuki ihtilaf henüz çözülemediğinden herhangi bir düzeltme işlemi yapılmamıştır.18.06.2002 tarihi itibariyle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devredilen Pamukbank’ın tasfiyesi yönünde yapılan herhangi bir işlem söz konusu değildir. Kısa vadede şube kapatılması veya personel azaltımı düşünülmemektedir. Pamukbank bundan böyle TMSF’nin sahipliğinde gerekli destek sağlanarak her türlü bankacılık hizmetlerini sürdürmeye ve yükümlülüklerini yerine getirmeye devam edecek ve TMSF tarafından satışa sunulmasına yönelik işlemler ivedilikle sonuçlandırılacaktır.
YAPI VE KREDİ BANKASI
Çukurova Grubu tarafından Pamukbank’ın Yapı ve Kredi Bankası’na devrine ilişkin olarak yapılan öneri, Pamukbank’ın yüksek miktardaki sermaye açığı nedeniyle uygulanabilir bulunmamıştır. Bu talebin kabul edilmesi durumunda, sermaye yeterliliği sorunu bulunmayan Yapı ve Kredi Bankasının mali bünyesinin ve dolayısıyla diğer ortakların haklarının olumsuz yönde etkileneceği hususları göz önünde bulundurulmuştur.
Yapı ve Kredi Bankasının sermaye yeterliliği standart oranı asgari yasal seviyenin üstünde gerçekleşmiş ve bankanın sermaye ihtiyacı bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Yapı ve Kredi Bankası'nın sermaye yeterlilik oranı, 31 Aralık 2001 tarihi itibariyle yüzde 10,21 olarak hesaplanmıştır. Bu hesaplama yapılırken Gruba verilen krediler ihtiyatlılık prensibi çerçevesinde değerlendirilmiş ve gerekli karşılıklar tesis edilmiştir.
Ancak, Pamukbank’ın Fon’a devredilmesi üzerine, Bankalar Kanununa göre banka hissedarı olmanın gerektirdiği nitelikleri kaybeden ve aynı zamanda Yapı ve Kredi Bankası’nda doğrudan veya dolaylı olarak yüzde 10 veya daha fazla paya sahip olan Çukurova Grubuna dahil kişilerin Yapı ve Kredi Bankası’ndaki ortaklık hakları Fon’a geçmiş bulunmaktadır. Diğer bir ifadeyle, Yapı ve Kredi Bankası mevcut ortaklarının mülkiyetlerinde faaliyetlerini sürdürürken, Kanunda aranan nitelikleri kaybetmiş olan hissedarlarının temettü dışındaki ortaklık haklarını Fon kullanacaktır. Bu çerçevede, Bankalar Kanununun hükümleri uyarınca yönetici olma niteliklerini kaybeden iki üyenin yerine yönetim kuruluna iki yeni üye atanmıştır.
Bu uygulamaya, söz konusu paylar Bankalar Kanunu’nda belirtilen banka hissedarı olmanın gerektirdiği nitelikleri haiz kişilere devredilinceye kadar devam olunacaktır. Gelişmelerden, Çukurova Grubunun teknoloji yoğun şirketleri herhangi bir şekilde etkilenmeyecektir.
Diğer taraftan, mevcut grup risklerinin tasfiyesi hususunda hakim ortak ile görüşmeler en kısa zamanda başlatılacaktır. Yapılacak bu görüşmelerin olumlu sonuçlanması halinde, grup kredileri için ayrılan karşılıkların iptal edilmesi gündeme gelebilecek ve dolayısıyla Bankanın sermaye yeterliliği oranı daha da yükselebilecektir.
DENETİM VE DEĞERLENDİRME AŞAMASININ SONUÇLARI
Değerlendirme aşamasında Program kapsamındaki 25 bankanın sermaye ihtiyacı 1.326 trilyon lira olarak tespit edilmiştir. Bunun üzerine bankalarla görüşmeler yapılmış, alınan önlemler ve 2002 yılındaki olumlu gelişmeler sonucunda, sermaye ihtiyacında 1.102 trilyon liralık azalma ortaya çıkmıştır.
Söz konusu tedbirlerin başında; 162 trilyon liralık nakit sermaye girişi ile daha önce sorunlu kredi olarak gösterilip karşılık ayrılan alacaklardan yapılan 738 trilyon liralık tahsilat gelmektedir (bu tutarın 468 trilyon liralık kısmı bankaların hakim hissedarlarına ait sorunlu kredilerin tahsilatından kaynaklanmaktadır). Görüldüğü üzere, söz konusu tahsilatların sorunlu kredilere ilişkin olması, “Program, bankaları sermaye yeterliliğini tutturmaya zorlamakta ve bu nedenle canlı krediler geri çağrılmaktadır” iddialarının mesnetsizliğini de ortaya koymaktadır. Ayrıca, Aralık 2001-Mayıs 2002 döneminde bankaların bilanço içi açık pozisyonlarını kapatmaları neticesinde kur riskine esas varlık ve yükümlülüklerinin yaklaşık yüzde 14 oranında azalması; piyasa riski için bulundurulması gereken sermaye ihtiyacını 72 trilyon lira düşürmüştür. Bu tedbirlerin yanı sıra, faizlerdeki genel düşüşlerin, menkul kıymetler cüzdanındaki kağıtların değerlemesini 130 trilyon lira tutarında olumlu yönde etkilemesi, sermaye ihtiyacını azaltan önemli bir gelişme olmuştur.
Tüm bu gelişmeler sonucunda, bankaların ilave sermaye ihtiyacı 224 trilyon liraya gerilemiş ve 13 Haziran 2002 tarihinde “denetim ve değerlendirme aşaması”nın sonuçlarından biri olarak kamuoyuna açıklanmıştır. Söz konusu sermaye açığının, öncelikle, bankalarca karşılanması gerekmektedir. Gerekli sermayenin tamamının bankalar tarafından temin edilememesi halinde, TMSF katkısı gündeme gelebilecektir.
Tablo 1: Denetim ve Değerlendirme Aşaması Özet Sonuçları
Trilyon TL Milyon $ (*)
Toplam Sermaye İhtiyacı (I) 1.326 866
Bankaların Aldıkları Önlemler (II) 972 635
Nakit Sermaye Artışı 162 106
Sorunlu Kredilerin Tahsilatı Nedeniyle Daha Önce Ayrılmış Olan Karşılıkların Düzeltilmesi (Nakit)
-Grup Kredilerinden
-Diğer
738
468
270
482
306
176
Piyasa Riskindeki Değişime Bağlı Olarak Sermaye İhtiyacının Azalışı 72 47
2002 Yılı Olumlu Gelişmeleri (III) 130 85
Menkul Kıymetlerin Değerlemesi 130 85
Kalan Sermaye İhtiyacı (I-II-III) 224 146
(*) 21 Haziran 2002 tarihli TCMB döviz alış kuru kullanılmıştır.
SONUÇ
Bankacılık krizleri ile karşılaşan diğer ülke tecrübeleri, uygulanacak politikaların etkili olabilmesi ve toplumsal maliyetinin asgaride tutulabilmesi için, bankaların mali bünyelerinin güvenilir yöntemlerle, en doğru şekilde ve en kısa sürede teşhis edilmesinin hayati önem taşıdığını göstermektedir.
Bu gerçekten hareketle, “Banka Sermayelerinin Güçlendirilmesi Programı”nın ilk adımını oluşturması öngörülen “denetim ve değerlendirme” aşaması; bankalarla ve bağımsız denetim kuruluşlarıyla işbirliği içerisinde başarılı bir şekilde tamamlanmış bulunmaktadır. Denetleme ve değerlendirme aşamasının başarısının en somut göstergesi, kamuoyundan ve piyasalardan alınan olumlu tepkilerin yanı sıra bankaların hakim ortaklarında sermaye yeterlilik oranını artırma yönünde bir teşvik yaratılmış olmasıdır.
Program kapsamında yapılan denetim ve değerlendirme; sadece “Banka Sermayelerinin Güçlendirilmesi Programı”nın başarı şansını artırmakla kalmayacak, Türk bankacılık sistemi üzerinde daha uzun vadeli etkiler de yaratacaktır. Bu etkilerin başında, sektördeki şeffaflığın artırılması gelmektedir. BDDK tarafından toplulaştırılmış rakamlara ilişkin yapılan açıklamaların yanı sıra banka genel kurullarının gerçekleştirilmesiyle banka bazında sağlıklı bilgilerin ve bu arada grup riski, açık pozisyon, gayri nakdi riskler gibi verilerin yakın zamanda kamuoyu ile paylaşılması mümkün olacaktır. Böylece, Türk bankalarının gerçek mali durumu ortaya konularak piyasa aktörleri açısından sektöre yönelik şüpheler çok büyük ölçüde giderilmiş olacaktır. Denetim ve değerlendirme aşamasının başarısıyla, ikinci olarak, kamu otoritesi açısından sağlam ve etkin bir bankacılık sektörü oluşturmaya dönük politikaların daha sağlıklı bir şekilde tasarımı ve uygulanması imkanı artırılmıştır.
Bilindiği gibi, yüzde 8’lik sermaye yeterliliği oranı güvenli bir bankacılık sistemi için global olarak kabul gören bir kriterdir. Söz konusu oran, ulaşılmak istenen bir yeterlilik oranı olmaktan çok minimum sermaye yeterliliğini yansıtmaktadır. Türk bankacılık sektörünün sağlıklı bir şekilde faaliyet gösterebilmesi ve uluslararası piyasalarda güven yaratarak rekabet edebilmesi için, yüzde 8’in üzerinde bir SYR’nin hedeflenmesi tabiidir. Değerlendirmeler sonucunda, sektör ortalamasının yüzde 14,8 ile asgari oranın üzerinde olduğu ortaya çıkmıştır. İleriki dönemlerde, sermaye yeterliliğinin daha da güçlendirilmesi ve bu seviyelerde korunması için BDDK tarafından gereken her türlü çaba gösterilecektir. “Erken uyarı fonksiyonu” çerçevesinde bankalar ve BDDK’ya önemli görevler düşmektedir.
Sermaye desteği programı bankacılık sektörünün güvenli ve istikrarlı bir şekilde çalışmasını temine yönelik olan yeniden yapılandırma programının yalnızca bir parçasını oluşturmaktadır. Gerek denetim ve değerlendirme aşaması gerekse bu aşamada elde edilen sonuçlara bağlı olarak gerçekleştirilmekte olan sermaye artırımları sektörde belli bir şeffaflık ve sermaye seviyesine ulaşılmasını sağlayacaktır.
Diğer taraftan, “Bankacılık Sektörü Yeniden Yapılandırma Programı”nın önemli bir bölümü tamamlanmış olmasına rağmen, mevduat ve diğer yükümlülükler üzerindeki tam garantinin kaldırılması için uygun ortamın oluşması beklenmelidir. Koşullar uygun hale geldiğinde ve yeterli bir süre öncesinden kamuoyu bilgilendirilmek suretiyle uygulama uluslararası standartlara paralel hale getirilecektir.
KAYNAKÇA:
http://www.bddk.org.tr/turkce/yayinlarveraporlar/rapor/yapilandirmaprogrami/_Toc12799203http://www.bddk.org.tr/turkce/yayinlarveraporlar/rapor/tmsf/tmsf2000faaliyet.htmhttp://www.bddk.org.tr/turkce/yayinlarveraporlar/rapor/tmsf/tmsfrapor/tmsfrapor.dochttp://www.netbul.com/superstar/ozeldosyalar/ekonomi/icibosaltilanbankalar.htmhttp://www.bddk.org.tr/turkce/yayinlarveraporlar/rapor/tmsf/tmsf2000faaliyet/TMSF_FR2001_may2002.ziphttp://www.bddk.org.tr/turkce/mevzuat/tmsfyonetmeligi.doc