Bedava Ödev İndir > Akademik-Üniversite Kaynaklar > Ekonomi Kaynakları > TÜRK TARIMININ AB KARŞINDAKİ REKABET GÜCÜ

Reklamlar

Sayfa: 1
  Yazdır  
Gönderen Konu: TÜRK TARIMININ AB KARŞINDAKİ REKABET GÜCÜ  (Okunma Sayısı 136 defa)
Mart 11, 2008, 16:26:08 ÖS
Abruzzi
Çalışkan öğrenci
****

Rep +6/-0
Mesaj Sayısı: 1031



Üyelik Bilgileri
« : Mart 11, 2008, 16:26:08 ÖS »

TÜRK TARIMININ AB KARŞINDAKİ REKABET GÜCÜ

AB TARIM POLİTİKASINA UYUM
1963 tarihli Ankara Anlaşması, belirli aşamalardan geçilmesini takiben Türkiye’nin AB’ne tam üye olmasını öngörmektedir. Bu hedefe ulaşılabilmesi için hazırlık dönemi, geçiş dönemi ve son dönem olmak üzere üç aşama öngörülmüştür. 1973 yılında yürürlüğe giren Katma Protokol ile geçiş döneminin süresi ve bu dönemde, tarım da dahil olmak üzere taraflar arasındaki ticarette geçerli olacak kurallar tespit edilmiştir.
Geçiş dönemini düzenleyen Katma Protokol, esas olarak, Ortaklık Anlaşmasının asıl hedefi olan tam üyelik yönünde tamamlanması gerekli olan Gümrük Birliğinin tesisine yönelik ticaret ve rekabet alanlarına dair düzenlemeleri içermektedir.
1973-1996 arasında 22 yıl süren geçiş döneminin tamamlanmasını takiben, Türkiye - AT Ortaklık Konseyinin 1/95 sayılı Kararı ile Gümrük Birliğinin son aşamasının uygulanmasına dair esaslar belirlenmiştir.
Tam üyelik hedefini öngören bir anlaşma olarak Ortaklık Anlaşması, ilke olarak ticarete konu bütün ürünlerin Gümrük Birliği kapsamına alınması hükmünü amirdir. Bu husus gerek Katma Protokol’de gerekse 1/95 sayılı Gümrük Birliği Kararı’nda teyid edilmektedir. Ancak, Katma Protokol’de, tarım ürünlerinde de serbest dolaşımın tesis edilmesi hedefi gösterilirken, bunun, Türkiye tarafından, Topluluğun Ortak Tarım Politikasının (OTP) üstlenilmesi halinde mümkün olacağı belirtilmiş ve bu hedefe varılması için de 22 yıllık geçiş süresi tespit edilmiştir. Bir başka ifade ile, 22 yıllık geçiş dönemi sonunda sanayi ürünleri itibariyle gümrük birliği tamamlanmış olacak, tarım ürünleri bakımından ise serbest dolaşıma geçilebilmesi için gerekli bütün şartlar olgunlaşmış olacaktır.
Geçiş dönemi boyunca OTP’nın üstlenilmesi yönünde mesafe alınamaması nedeniyle, 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı (OKK)’nda, tarım ürünleri ticaretinde serbest dolaşıma geçilebilmesi için belirsiz bir ek süre tanınmıştır. Sonuç olarak, Katma Protokol’ün tarım sektörüne ilişkin hükümlerinin yürürlükte bulunduğu teyid edilmiştir.
Katma Protokol’de, serbest dolaşım tesis edilinceye kadar tarafların, aralarındaki tarımsal ürün ticaretinde karşılıklı olarak taviz tanımaları da hükme bağlanmıştır. Bu hüküm çerçevesinde, çeşitli Ortaklık Konseyi Kararları ile Topluluk tarafı, hemen hemen bütün tarımsal ürünlerde Türkiye’ye, ad-valorem gümrük vergisi muafiyeti, tarife kotaları kapsamında muafiyet, spesifik vergi indirimi ve muayyen takvimler çerçevesinde gümrük vergisi muafiyeti şeklinde pazara giriş kolaylıkları tanımıştır. Söz konusu tavizlerle, Türkiye’nin Topluluğa yönelik tarımsal ürün ihracatının % 76’sı tercihli muameleden yararlanır hale getirilmiştir.
Geçiş dönemi boyunca, benzer yükümlülüğü olduğu halde Türkiye, tarım ürünleri ithalatında Topluluğa kayda değer bir taviz tanımamıştır. Nihayet, 1993 yılında, gerek Katma Protokol’ün ilgili hükmü gerekse ilgili GATT kuralları gereği, karşılıklı tarım ticaretinde taviz dengesinin tesisi amacıyla Topluluk ile taviz müzakerelerine başlanmıştır. Müzakerelerin başlamasından sonra AB’ne üç yeni üyenin katılması, GATT Tarım Anlaşmasının tamamlanması ve bu Anlaşmanın ithalatta tatbik edilen bazı koruma tedbirlerinde değişikliğe gitmesi gibi bazı teknik sebeplerle de, Türkiye’nin 1995 yılına kadar yararlanageldiği tavizlerde değişiklik yapılması ihtiyacı belirmiştir.
Müzakereler 1997 yılında tamamlanmış ve 1/98 sayılı OKK istihsal edilerek 1 Ocak 1998 itibariyle yürürlüğe girmiştir. Anılan Karar gereği, domates salçasında Topluluğun açmayı taahhüt ettiği 30.000 ton/yıl seviyesindeki muafiyete tabi tarife kotası uygulaması 1997 yılında, fındık için taahhüt ettiği indirilmiş sabit gümrük vergisi uygulaması ise 1999 yılı başında uygulamaya konulmuştur.
Söz konusu OKK ile Türkiye’nin AB’ne yönelik tarımsal ürün ihracatının, 1999 yılı verilerine göre, % 96’sı herhangi bir şekilde tavizden yararlanır hale getirilmiştir. Türkiye’nin Topluluk lehine, seçilmiş ürünler itibariyle tanıdığı tavizler ise AB menşeli tarım ürünleri ithalatımızın yaklaşık % 54’ünü kapsamaktadır.
Roma Antlaşması’nın I sayılı Ek’i dışında olup, "işlenmiş tarım ürünleri (İTÜ)" olarak tanımlanan ve imalatında hububat, şeker ve süt gibi temel tarım ürünleri kullanılan bir kısım üründe AB, ad-valorem vergilerle (sanayi koruması/sanayi payı) birlikte spesifik vergi (tarımsal koruma/tarım payı) de uyguladığından ve bu ürünler sanayi payları itibariyle Gümrük Birliğinin kapsamında mütalaa edildiğinden Türkiye de 1/95 çerçevesinde aynı sistemi tesis etmiş bulunmaktadır. Bu çerçevede, taraflar karşılıklı olarak sanayi paylarını sıfırlamış olup, tarımsal koruma bakımından ise otonom olarak hareket etmektedirler. Ayrıca, her iki taraf, üçüncü ülkelerden ithalatta da tarım payından ileri gelen koruma oranlarını birbirlerinden bağımsız olarak tesis etmektedirler.
Öte yandan, Avrupa Birliği'nin Luxemburg zirvesinde (Aralık 1997) alınan kararlar arasında yer alan Türkiye ile ilişkilerin derinleştirilmesi yönündeki talimat üzerine Komisyon'un hazırladığı ve Cardiff zirvesinde (Haziran 1998) kabul edilerek, Türkiye'ye resmen iletilen "Türkiye İçin Avrupa Stratejisi" başlıklı belgede özetle;
•   tarafların tarım politikalarına ilişkin bilgi ve mevzuat değişimi yapılması,
•   ayrıntıların karşılıklı görüşülmesi,
•   Türk tarım politikası ile OTP’nın farklılıklarının saptanması,
•   Türkiye’nin OTP’nı üstlenmesi için teknik ve mali yardım sağlanması,
•   Türkiye’nin, önceliklerini içeren bir liste hazırlamasını müteakip teknik yardımın başlatılması,
öngörülmektedir.
Türkiye’de daha çok bitkisel ürün, ağırlıklı olarak da tarla bitkileri üretimi bulunması nedeniyle, bu ürün grubunda tarafların mevzuatı üzerinde çalışmalar başlatılmıştır.
Buna mukabil, söz konusu belgeye Türkiye tarafından hazırlanan ve Temmuz 1998 tarihinde AB tarafına iletilen cevapta da; Türkiye ile AB arasında tarım ürünlerinde de serbest dolaşımının sağlanabilmesini teminen Türkiye'nin OTP'na uyum çalışmalarına AB'nin mali ve teknik yardım vermesinin beklendiği, uyum çalışmalarının ayrıntılarının tespiti amacıyla teknik düzeyde müzakerelere başlanılmasının uygun olacağı ve bu konuda izlenecek yöntemlerin açıkça tespitinin gerektiği hususları belirtilmektedir.
Türkiye İçin Avrupa Stratejisi belgesi kapsamında yukarıda belirtilen çalışmalar sürdürülürken, 10-11 Aralık 1999 tarihinde Helsinki’de gerçekleştirilen Zirve Toplantısında ülkemize AB’ne katılmaya aday diğer ülkeler ile eşit koşullarda “aday ülke” statüsü tanınmıştır. Zirvede alınan kararlar uyarınca, Türkiye, AB’nin tam üyeliğe aday ülkeler için geliştirdiği “Katılım Öncesi Strateji”ye dahil edilecek ve bu çerçevede Topluluğun genişleme perspektifi içerisinde Türkiye’ye yönelik mali desteği de tek bir şemsiye altında toplanacaktır.
Türkiye’nin Topluluk mevzuatına uyumu konusunda yapılacak çalışmaların koordinasyonu ve takibi amacıyla, Türkiye-AT Ortaklık Konseyi’nin 11 Nisan 2000 tarihli toplantısında alınan Karar uyarınca, farklı sektörlere/konulara mahsus olmak üzere 8 adet Alt Komite oluşturulmuştur. Bu çerçevede, Türkiye’nin tarım, balıkçılık ve ormancılık alanlarında mevzuat uyumunu sağlamak için gerekli tarama ve tespit çalışmalarını izlemek ve yönlendirmek amacıyla, “Tarım ve Balıkçılık Alt Komitesi” teşkil edilmiştir.
Katılım Öncesi Stratejinin en önemli aracı olan “Katılım Ortaklığı Belgesi (KOB)”, 8 Kasım 2000 tarihinde AB Bakanlar Konseyi’ne sunulmuştur. Belgenin hazırlanmasında Türkiye için hazırlanan 2000 yılı ilerleme raporundaki analizler ve tespitler dikkate alınmıştır. Söz konusu belgede, Türkiye için kısa ve orta vadeli öncelikler ile bu önceliklerin gerçekleştirilmesi için sağlanan mali imkanlar belirlenmiştir.
KOB’nde yer alan ve tarımla ilgili olarak öngörülen çalışmalara ilişkin hükümler aşağıda belirtilmiştir.
Kısa Vadeli Öncelikler (2001 yılı sonuna kadar tamamlanması gerekmektedir)
Tarım
•   İşlerliğe sahip kadastro sistemi, hayvan tanımlama sistemleri, bitki sertifika sistemlerinin geliştirilmesi, tarım sektöründeki pazarların gözetimine yönelik idari yapıların iyileştirilmesi ile çevresel, yapısal ve kırsal kalkınma önlemlerinin uygulanması.
•   Bitki ve hayvan sağlığı alanında ilgili Topluluk mevzuatının uyarlanması için uygun strateji belirlenmesi, bu çerçevede önceliğin hayvan ve bitki hastalıkları ile mücadeleye ilişkin mevzuatın uyumlaştırılması ile başta laboratuar ortamında test uygulamalarının, denetleme düzenlemeleri ve kuruluşlarının iyileştirilmesi olmak üzere, mevzuat uygulama kapasitesinin iyileştirilmesine verilmesi.
Balıkçılık
•   Balıkçılık ürünleri kaynaklarının kullanımının izlenmesine, pazar gelişiminin ve yapısal gelişimin kaynak yönetimi politikası yoluyla izlenmesine, denetleme ve kontrol önlemlerinin izlenmesine yönelik idari yapıların oluşturulması ve balıkçılık filosu kaydı alanında ilerleme kaydedilmesi.
Orta Vadeli Öncelikler (Tamamlanması 1 yıldan uzun sürebilecek hususlar)
Tarım
•   Ortak Tarım politikası ve kırsal kalkınma politikalarının uygulanmasına yönelik hazırlıkların tamamlanması.
•   Gıda üretiminin (et, süt mamulleri üretim tesisleri) AB’nin hijyen ve kamu sağlığı standartlarına uyacak şekilde modernize edilmesi, test ve teşhis merkezlerinin kurulması.
Balıkçılık
•   Ortak Balıkçılık Politikasına uyum sağlanması ve uygulanmasına yönelik kapasite geliştirme çalışmalarının tamamlanması.
•   Türkiye’deki balıkçılık ürünlerinde genel kalite standardı ve güvenliğin artırılmasına devam edilmesi.
AB REKABET POLİTİKASINA UYUM
Avrupa Birliği’nin temel ekonomik hedefi, üye ülkeler arasında tüm ekonomik engellerden arındırılmış bir ortak pazar oluşturmaktır. Rekabet hukuku kuralları bu temel amaca ulaşılmasında Topluluğa üye ülke ve Topluluk organlarının büyük bir duyarlılıkla izledikleri araçlar olmuştur.
Dolayısıyla rekabet politikası, Türkiye AB ortaklık ilişkileri ve Gümrük Birliği çerçevesinde büyük önem taşımaktadır.
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki Gümrük Birliği kapsamında, rekabet kuralları ve mevzuat uyumu ile uygulamalarda işbirliğine ilişkin yükümlülükler 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı’nın 30 ila 42. maddelerinde düzenlenmiştir
Sözkonusu maddelerde, AB ile Türkiye arasındaki ticareti etkilediği ölçüde, “teşebbüsler arasında rekabeti bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamalar” ile “hakim durumun kötüye kullanılması” yasaklanmış ve Türkiye’nin, Gümrük Birliği’nin öngördüğü ekonomik bütünleşme için gerekli olan mevzuat uyumunu gerçekleştirmesi yükümlülüğüne işaret edilmiştir. Ayrıca, Gümrük Birliği’nin yürürlüğe girmesinden itibaren bir yıl içerisinde, AB’de yürürlükte bulunan tüm blok muafiyet yönetmeliklerinde ve AB makamlarınca geliştirilen içtihat hukukunda yer alan ilkelerin Türkiye’de de uygulanmasının sağlanması öngörülmüştür. Bunlara ek olarak, sözkonusu Karar’ın 38. maddesinde, Topluluğun rekabet politikası kapsamında alacağı ve Türkiye’nin çıkarlarını etkileyecek kararları Türkiye’ye bildirmesi konusu hükme bağlanmış; Karar’ın 41. maddesinde ise taraflar arasında rekabet konusunda işbirliği yapılması hükmüne yer verilmiştir.
AB’NİN REKABET POLİTİKASINA UYUM ÇERÇEVESİNDE ALINAN TEDBİRLER
KONU   AB MEVZUATI   TÜRK MEVZUATI
Haksız Rekabetin Önlenmesi   Roma Antlaşması madde 85- 91   Rekabetin Korunması Hakkında 4054 sayılı Kanun
(13.12.1994 tarih ve 22140 sayılı R.G.)
* Rekabet Kurulu 27.2.1997 tarih 22918 sayılı R.G’de yayımlanan 97/9090 sayılı Kararname ile oluşturulmuştur.
Rekabet Kurulu tarafından çıkarılan tebliğler
•   Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında 1997/1 Sayılı Tebliğ
•   Anlaşmalar, Uyumlu Eylemler ve Teşebbüs Birliği Kararlarının, Kanunun 10. maddesine Göre Bildiriminin Usul ve Esasları Hakkında 1997/2 Sayılı Tebliğ
•   Tek Elden Dağıtım Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği (No: 97/3)
•   Tek Elden Satın Alma Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği (No: 97/4)
•   Rekabet Kurumu Teşkilatının Oluşturulduğuna İlişkin Tebliğ (No: 97/5)
•   Rekabet Kurumu Teşkilatının Oluşturulmasından Sonra Teşebbüslerin ve Teşebbüs Birliklerinin 4054 Sayılı Kanun'dan Doğan Hak ve Yükümlülüklerine İlişkin Tebliğ (No: 97/6)
•   4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 16. ve 17. Maddelerinde Düzenlenmiş Olan İdari Para Cezalarının 1998 Bütçe Yılı Sonuna Kadar Geçerli Olmak Üzere Artırılmasına İlişkin Tebliğ (No: 98/1)
•   Rekabet Kurulu'ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında 1997/1 Sayılı Tebliğ'in 4. maddesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Tebliğ (98/2)
•   Motorlu Taşıtlar Dağıtım ve Servis Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Hakkında Tebliğ (No:98/3)
•   Özelleştirme Yoluyla Devralmaların Hukuki Geçerlilik Kazanabilmesi için Rekabet Kurumuna Yapılacak Ön Bildirimlerde ve izin Başvurularında Takip Edilecek Usul ve esaslar Hakkında Tebliğ (No: 98/4)
•   Rekabet Kurumuna Yapılacak Ön Bildirimlerde ve İzin Başvurularında Takip Edilecek Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No:98/5)
•   Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 98/6)
•   Franchise Anlaşmalarında İlişkin Grup Muafiyeti tebliği (No:98/7)
•   4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 16. ve 17. Maddelerinde Düzenlenmiş Olan İdari Para Cezalarının 31.12.1999 tarihine Kadar Geçerli Olmak Üzere Artırılmasının Duyurulmasına İlişkin Tebliğ (No: 99/1)
•   Franchise Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Tebliğ (No:99/2)
Devlet Yardımları   Roma Antlaşması
madde 92-94   1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı, gümrük birliğinin gerçekleşmesiyle eşzamanlı olarak uyum sağlanması gereken tekstil ve konfeksiyon sektörü hariç olmak üzere, devlet yardımları konusunda AB mevzuatının üstlenilmesi için, Türkiye’ye iki yıllık bir süre tanımaktadır.
Tekstil sektöründeki devlet yardımlarına ilişkin olarak Eylül 1995’te verilen Bildirim, Komisyon tarafından kabul edilmiştir. Bu taahhüte uygun olarak Türkiye, 1.1.1996 tarihinden itibaren AB’nin tekstil ve konfeksiyon sektöründeki devlet yardımı programlarına uyum sağlamıştır.
Tekstil ve Konfeksiyon dışındaki sektörlerde, AB mevzuatına iki yıllık uyum mükellefiyetimiz çerçevesinde, 1997 yılının ikinci yarısında yapılan çalışmalara önce bölgesel yardım mevzuatı ele alınarak başlanmış ve Kasım 1997'de ilk çalışma sonuçları, görüş ve katılımlarını almak üzere Topluluk Komisyonuna iletilmiştir. Ancak, AB tarafı bu girişime henüz bir yanıt vermemiştir.
Fikri, Sınai ve Ticari Mülkiyet Haklarının Korunması   Çeşitli Anlaşmalar, Konsey ve Komisyon Yönetmelikleri   •   Türk Patent Enstitüsü’nün Kurulmasına Dair. 95/544 sayılı Karar (24.6.1995 tarihli R.G.)
•   İhracatımızın AB ve GATT yükümlülüklerimize uygun olarak desteklenmesi amacıyla, İhracata Yönelik Devlet Yardımları Hakkında Para-Kredi ve Koordinasyon Kurulu Tebliğleri 31.7.1997 tarih ve 23066 sayılı RG'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
•   Bern Sözleşmesi’nin (Paris Metni,1971) kabulüne dair 4117 sayılı Kanun (12.7.1995 tarihli R.G.)
•   Roma Sözleşmesi’nin kabulüne dair 4116 sayılı Kanun (12.7.1995 tarihli R.G.)
•   Nice Anlaşması’nın kabulüne dair 95/7094 sayılı Karar
•   Markaların şekilli elemanlarının uluslararası sınıflandırılmasını tesis eden Viyana Anlaşmasına Türkiye'nin katılımı, 13.8.1995 tarih ve 23373 sayılı RG'de yayımlanan 95/7094 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanmıştır.
•   Uluslararası Patent Sınıflandırılması ile ilgili Stazburg Anlaşmasına Türkiye'nin katılımı, 13.8.1995 tarih ve 22373 sayılı RG'de yayımlanan 95/7094 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanmıştır.
•   Patent İşbirliği Anlaşması’nın kabulüne dair 4115 sayılı Kanun
•   Sınai mülkiyetin korunmasına ilişkin Paris Anlaşması’nın (Stockholm Metni) kabulüne dair 5903 sayılı Karar
•   Sınai mülkiyet haklarına ilişkin cezai hükümlerin düzenlenmesine ilişkin 4128 sayılı Kanun
•   Fikir ve sanat eserlerine ilişkin 5848 sayılı Kanun’un bazı hükümlerine değişiklik getiren 4110 sayılı Kanun (27.6.1995 tarih ve 22311 sayılı R.G.)
•   Patent haklarının korunmasına ilişkin 95/551 sayılı Karar (27.6.1995 tarih ve 22326 sayılı R.G.)
•   Ticari markaların korunmasına ilişkin 556 sayılı Karar (27.6.1995 tarih ve 22326 sayılı R.G.)
•   Sınai tasarımın korunmasına ilişkin 554 sayılı Karar (27.6.1995 tarih ve 22326 sayılı R.G.)
•   Coğrafi işaretlerin korunmasına ilişkin 555 sayılı Karar (27.6.1995 tarih ve 22326 sayılı R.G.)
•   “Markaların Uluslararası Tescili Konusundaki Madrid Sözleşmesi ile İlgili Protokol” ve “Endüstriyel Tasarımların Uluslararası Sınıflandırılmasına İlişkin Locarno Anlaşması” ile “Patent İşlemleri Amacıyla Mikroorganizmaların Tevdi Edilmesinin Uluslararası Kabulü Konusunda Budapeşte Anlaşması”na katılmamız Hakkında Karar (22.8.1997 tarih ve 23088 sayılı mükerrer R.G.)
•   3257sayılı Sınama, Video ve Müzik Eserleri Kanunu'nun bazı maddelerinin değiştirilmesine ilişkin düzenleme TBMM'nin gündemindedir.
•   Madrid Protokol'ü 1 Ocak 1999 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.
Tüketicinin Korunması       •   Tüketicinin Korunması Hakkında 4077 sayılı Kanun (8.3.1995 tarih ve 22221 sayılı R.G.)
•   Uygulama Yönetmeliği (15.8.1995 tarih ve 22375 sayılı R.G)


Tarımda Türkiye-AB ilişkilerinin anahtarı: OTP'ye uyum

Tarım alanında Türkiye-AB ilişkileri büyük ölçüde Ankara Anlaşması, Katma Protokol, 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı (OKK) ve 8 Kasım 2000 tarihli Katılım Ortaklığı Belgesi (KOB) çerçevesinde yürütülmektedir.

Anılan mevzuat çerçevesinde tarım alanında Türkiye-AB ilişkileri;

* Tarım ürünlerinin serbest dolaşımı: Türkiye tarımının OTP'ye uyumu,

* Tarım ürünleri ticaretinde karşılıklı olarak tercihli bir rejim uygulanması (tarım tavizleri),

* İşlenmiş tarım ürünleri

konuları olmak üzere üç yönlü bir gelişme göstermektedir.

Tarım alanında Türkiye-AB ilişkilerinde en önemli konu, Türkiye tarımının OTP'ye uyumudur. Türkiye tarımının OTP'ye uyumu gerçekleştiğinde, Türkiye ile Topluluk arasında tarım ürünlerinin serbest dolaşımı sağlanacak, dolayısıyla, işlenmiş tarım ürünleri (tarım öğesi açısından) ve karşılıklı tarım tavizleriyle ilgili rejim OTP kapsamına girerek sona erecektir.

AB ile Türkiye tarımı arasında büyük farklılıklar

AB ile Türkiye tarımı karşılaştırıldığında en belirgin farklılık, Türkiye'de tarım sektörünün GSYİH içindeki payının, toplam nüfus içinde tarımsal işgücü oranının ve tarımsal işletme sayısının yüksekliğidir.


Türkiye'de GSMH içinde tarımın payının çok yüksek olmasına karşın; AB ülkelerinde GSYİH içinde tarım sektörünün payı yüzde 0.8 (Almanya) ile yüzde 7.5 (Yunanistan) arasında değişirken, ortalama yüzde 1.8 dolayındadır. Türkiye'de ise bu oran yüzde 14 dolayındadır.

1998 yılı verilerine göre, tarım sektöründe kişi başına GSMH; AB'de 9.286 dolar, Türkiye'de ise 1.398 dolardır. Ancak gerek IMF ve Dünya Bankası'nın yönlendirdiği program, gerekse bu programın yarattığı 2001 Şubat krizi diğer sektörleri olduğu gibi tarımı da derinden etkilemiş ve tarımda kişi başına GSMH 1.000 doların altına (878 dolara) düşmüştür.

15 AB ülkesinin toplam nüfusu 376 milyondur. Toplam istihdamda tarımın payı; yüzde 2.2 (İngiltere) ile yüzde 20.8 (Yunanistan) arasında değişmekte olup ortalama yüzde 5 düzeyindedir.

Türkiye'de ise 2001 yılı itibariyle 21.8 milyon kişi olan sivil işgücünün yüzde 35.2'si (7.7 milyon) tarım kesiminde istihdam edilmektedir.Bu durum tarımda işgücü verimliliğini ve tarımda çalışanların gelir düzeyini düşüren en önemli etkenlerden birisidir.

15 AB ülkesinde toplam tarım alanı 135 milyon hektar, toplam 7 milyon işletme bulunuyor. İşletme sayısı 3 bin (Lüksemburg) ile 2.5 milyon (İtalya) arasında değişmekte olup, ortalama işletme büyüklüğü 174 dekardır.

Türkiye'de 28 milyon hektar tarım alanı ve 4 milyon işletme bulunmaktadır. 1980'de 66 dekar olan ortalama işletme büyüklüğü 1991'de 59 dekara düşmüştür.

AB'ye göre "tarımsal girdi" kullanımı

Türkiye'de kimyasal gübre kullanımı bitki besin maddesi olarak hektara 85 kg düşüyor, bu miktar 116 kg/ha olan dünya ortalamasının çok altındadır. Hektar başına gübre kullanımı Türkiye'ye göre AB ülkelerinden İngiltere'de 3.3 kat (283 kg), Fransa'da 2.8 kat (240 kg), İtalya'da 2.6 kat (220 kg), Almanya'da ise 2.4 kat (201 kg) daha fazladır.

Türkiye'de hektar başına tarım ilacı kullanımı 1.500 gr'dir. Etken madde tüketimi ise 598 gr ile Avrupa ortalamasının onda biri düzeyindedir.

Makineleşme göstergeleri açısından Türkiye'nin 1990'ların sonunda ulaştığı seviye Yunanistan, Fransa ve İtalya gibi AB ülkelerinin 1980'li yılların başında ulaştıkları seviyenin altında olduğu görülmektedir.


Tarımsal üretim/verimlilik yönünde karşılaştırıldığında Türkiye'nin AB'nin çok gerisinde olduğu görülmektedir. Örneğin;

* Buğday verimi, Türkiye'de 1.900 kg/ha AB'de 5.700 kg/ha,

* Şeker pancarı verimi Türkiye'de 38.000 kg/ha AB'de 58.000 kg/ha,

* Tütün verimi Türkiye'de 960 kg/ha AB'de2.350 kg/ha'dır.

Yani AB'de verimlilik, şeker pancarında 1.5, tütünde 2.4, buğdayda 3 kat daha fazladır.

İşletme başına düşen hayvan sayısı Türkiye'de 3.9, AB'de 38.7'dir. Yani AB'de Türkiye'den 10 kat daha fazladır.

Türkiye'de inek başına yıllık süt verimi 1.800-2.000 kg, AB'de ise 5.500 kg'dir. Türkiye'de ortalama karkas ağırlığı 170 kg, AB'de ise 281 kg'dir.

Yani AB'de süt verimi Türkiye'ye göre 3 kat, ortalama karkas ağırlığı ise 1.7 kat daha fazladır.

AB'de üretilen sütün yüzde 94'ü, Türkiye'de ise yüzde 15-20'si sanayiye teslim edilmektedir.

Türkiye AB'nin işlenmiş tarım ürünleri pazarı

Türkiye'nin ihracatında tarımın payı yüzde 11, AB'de yüzde 7.5; Türkiye'nin ithalatında tarımın payı yüzde 5.7, AB'de yüzde 10.5'dir.

Türkiye işlenmiş tarım ürünlerinde ihracatçı ülke konumunda olmasına karşın AB ile olan ticaretinde ithalatçı ülke durumundadır. Nitekim Türkiye'nin işlenmiş tarım ürünleri ithalatında Birliğin payı yüzde 90 dolayındadır.

2001 yılı rakamları ile AB tarıma 105.6 milyar dolar destek verirken, Türkiye aynı dönemde 6.3 milyar dolar destek vermiştir. AB, bütçesinin yüzde 50'sini, ekonomisinin yüzde 5'ine karşılık gelen tarım sektörüne aktarılmaktadır.

Türkiye'de ise tarıma yönelen toplam desteklerin GSMH'ye oranı yüzde 4.3'tür.

Buna göre 2001 yılında AB'de çiftçi başına tarımsal destek 5.700 dolar, Türkiye'de ise 280 dolardır. Yani AB çiftçisini Türkiye'ye oranla 20 kat daha fazla desteklemektedir.

Ancak 1997 verilerine göre AB'de üreticiye yapılan toplam transferlerin yüzde 55'ini fiyat desteği, yüzde 30'unu ise doğrudan ödemeler oluşturmaktadır.

Türkiye ise transferlerin büyük bölümünü (yüzde 79'unu) fiyat desteği biçiminde yapmaktadır.

Ortak Tarım Politikası'nın (OTP ) kuruluş aşamasında tarım ürünlerinde dışa bağımlı olan AB, 1970'li yıllardan itibaren pek çok üründe verimlilik artışı ile kendi kendine yeterlilik düzeyine ulaşmış, bazı ürünlerde ürün fazlası vermeye başlamıştır.

Türkiye ise IMF ve Dünya Bankası'nın dayatmasıyla girdi, kredi ve fiyat desteklerine dayanan mevcut destekleme sistemini kaldırarak -AB'nin yararsız bulduğu ve kaldırılması işin iç tartışma başlattığı- doğrudan gelir desteği (DGD) sistemini temel destekleme politikası olarak kabul etmiştir.

Bu politikanın temel amacı Türkiye tarımını üretimsizliğe sürüklemek, çokuluslu tarım/gıda şirketlerinin açık pazarı haline getirmek, ABD ve AB gibi metropollerin biriken stoklarını eritmektir.

OTP'ye uyum süreci Türkiye tarımına ne getirir?

Türkiye'nin büyük bir tarım ülkesi olması ve tarımsal yapısının AB'den büyük farklılıklar göstermesi nedeniyle, OTP'ye uyum önemli sorunlar yaratabilecektir.

OTP'ye uyum sürecinin Türkiye tarımında yaratacağı yeni sorunlar şöyle özetlenebilir:

* Mevcut koşullarda uyum, mevcut üyelerin çıkarlarını gözeten kararları benimsemek anlamına gelecektir.

* Hayvancılık açısından rekabet koşulları ağırlaşacaktır.

* Kimi tahıl ve baklagiller bu süreçten olumsuz etkilenecektir.

* Türkiye ile AB'nin tarım yapılarının farklılığı, Türkiye'deki işletmelerin rekabet gücünü olumsuz etkileyecek, bu durum bir kısım üreticinin tasfiye sürecini hızlandıracaktır.

Türkiye, IMF ve Dünya Bankası'nın dayatmalarına, çokuluslu gıda ve tarım tekellerinin isteklerine göre değil, ülkenin gereksinimlerine ve doğal koşullarına uygun gerçek bir tarım reformu programı hazırlamalı ve uygulamaya koymalıdır.

Logged

OgrenciForum.Org
Sponsor Bağlantı

SON SAVAŞ (ONLİNE STRATEJİ OYUNU)
HEMEN ÜYE OL. ORDUNU KUR SAVAŞMAYA BAŞLA.
İYİ DERECELER ELDE EDENE BÜYÜK ÖDÜLLER VERİLECEK.

Logged
Sayfa: 1
  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.6 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC | Sitemap
Rengli Theme By Burak & Forum - Tagged
iyinet webmaster forumu 2008 seo yarışması - evden eve nakliye - evden eve taşıma - Sesli Chat - jinekolog
izlesene - ForumTahtasi.com - Karadeniz Video - Forumlar - Blouse - Sohbet - ingilizce eğitim seti - ÖDEV - Ayyıldız - AVOYUN - Dönem ödevi - ödev - e-okul - evden eve nakliyat - msn nickleri - Ödev Sitesi
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Arşiv (Basit Görünüm)
Bu Sayfa 0.509 Saniyede 18 Sorgu ile Oluşturuldu