BÖLÜM I
INTERNET, WEB SERVER’LAR, WEB TARAYICILAR
1.1 INTERNET
HTML dilini öğrenmenin amacı, ya bir web sayfası ya da bir web sitesi oluşturmaktır. Bir web sayfası ya da bir web sitesi oluşturmak için de bilmek gereken bir çok kural vardır. Bu kurallar ise Internetin çalışma tarzından ve protokollerinden doğan kurallardır.
1.1.1. Internet’in Tarihçesi
Internet, 1970’lerde Amerika Savunma Bakanlığı’nın çeşitli araştırma projelerinde çalışan bilim adamları, üniversiteler ve araştırma kurumları arasında bilgi alışverişini sağlamak için oluşturulmuştur. Amerika Genelkurmay Başkanlığı’nın Savunma Araştırmaları Proje Dairesi (DARPA) tarafından, hangi bilgisayarın, hangi bilgisayara günün hangi saatinde bağlanacağını ve aralarında bilgilerin hangi ilkelere göre alınıp verileceğini belirleyen bu sistem (ARPANET), bilim adamları arasında haberleşmeyi ve çok büyük bilgisayar dosyalarını alıp-vermeyi o kadar kolaylaştırdı ki, bir süre sonra sistem askeri nitelik taşımayan ve fonu Savunma Bakanlığı tarafından sağlanmamış projelerle ilgili bilgi aktarımında da kullanılmaya başlandı. Üniversiteler, özel firmalara ARPANET’ten (ve bu ağ üzerinde oluşturulan USENET’ten) yararlanma hakkı satmaya başladılar. 1979 yılında Amerika Savunma Bakanlığı, üniversitelerarası haberleşme sisteminin bütün masrafını savunma bütçesinden karşılamanın haksızlık olduğunu belirterek, ARPANET’ten desteğini çekeceğini açıkladı.
1980’lenin başlarında Amerikan Ulusal Bilim Vakfı (NSF), sadece AR-PANET’e bağlı bilgisayarları değil fakat bazı üniversitelerdeki süper bilgisayarları birbirine bağlamaya karar vermiş ve bu amaçla Cornell Üniversitesi Teori Merkezi (Kısaca, NY), Illionis Üniversitesi Ulusal Süper Bilgiişlem Uygulamaları (NCSA, Urbana, Champaign), Pittsburgh Üniversitesi Süper Bilgiişlem Merkezi (Pennsylvania), California Üniversitesi San Diego Süper Bilgiişlem Merkezi (California) ve Princeton Üniversitesi Jon Von Neumann Merkezi (New Jersey) arasında TCP/IP standardı ile çalışacak bir bağlantı için harekete geçmişti. Amaç, bu süper bilgisayarları Amerika ye Kanada’daki bütün bilim adamlarının hizmetine sunabilmekti. NSF, 5 merkez arasında 56 Kbps bir ağ için gerekli parayı sağladı ye bu merkezlerin çevresindeki bütün üniversitelere, fiziken bu ağa ulaşabiliyorsa, bağlanabileceklerini bildirdi. Bu dev bilgisayarlardan yararlanmak isteyen çok sayıda üniversite daveti kabul etti ve Internet’in çekirdeği toprağa atılmış oldu.
Bir süre sonra kullanıcılar, bu ağın, sadece beş büyük süper bilgisayardan yararlanmaya değil, ağa dahil bilim adamı meslektaşlarına elektronik posta göndermeye, dosya aktarmaya ve haber grupları oluşturmaya yaradığını gördüler. Böylece ağın trafiği birden arttı. Kasım 1987’de, NSF, Michigan Üniversitesi Bilgisayar Merkezi Merit’e, IBM, MCI ve Michigan eyalet hükümetleriyle ortaklaşa, mevcut 56 Kbps’lik ağı 1,544Mbps (ki bu bağlantıya daha sonra T1 adı verilecekti) hızına çıkartma işini ihale etti. Yeni ağ, ilk beş merkez ile Kolorado eyaletinin Boulder kentindeki Ulusal Atmosfer Araştırmaları Merkezi’ni ve Michigan Üniversitesi’ni de kapsayacaktı. İhaleden sekiz ay sonra 1 Temmuz 1988’de T1 omurgası hizmete girmiş ve ilk ay içinde 152 milyon “data paketi” aktarılmıştı. Projenin ortaklarından MCI telefon şirketi Michigan eyaletinin Ann Arbor kentinde Merit binasında 24 saat görev yapacak modern bin ağ denetim merkezi kurmuş ve omurgaya bağlı 13 yerde 170 yerel ağı izleme imkânı sağlamıştı. NSFNET, 24Temmuz 1988 günü 56 Kbps’lık eski omurgayı kapattı.
Bu tarihte Amerika ve dünyanın çok yerinde üniversiteler ve özel sektör birçok “Bölgesel Internet” kurmuş bulunuyordu, ve bu “Internet’ler,” NSFNET’e girmek için NSF’e baskı yapmaya başlamışlardı. Örneğin Türkiye Üniversiteler ve Araştırma Kurumları Ağı (TÜVAKA) 1986’da birçok Üniversite ve Tübitak’a bağlı araştırma merkezini birbirine bağlamış ve bu bağlantıyı, Amerika’da EARN/BITNET ağı vasıtasıyla, dünyaya açmıştı. 1991-92’de Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Tübitak, bu bağlantıya RIPE adlı ağı ekleyerek network protokolü olarak IP kullanmaya başlamıştı. Bağlantı noktası olarak Fransa yenine Almanya’nın tercih edilmesi ile 1994’te Türkiye’nin dış bağlantı hızı 64 Kbps’a çıkmıştı. Daha sonraki yıllarda, X.25 ağı, kiralık hatlarla hızla gelişecekti.
Amerika içinde ve dışındaki bu baskılar sonucu, Ocak 1989’da Merit-IBM-MCI ortaklığı, NSF’e, ağ hızını arttıracak ve giderek artan yükü kaldıracak bir güncelleştirme programı önerdi. Bu sırada IBM 45 Mbps (buna da T3 bağlantı hızı adı verilecekti) hızda çalışan ilk Router (ağ yönlendirme bilgisayarı) cihazını imal etmeyi başarmıştı. Vakfın verdiği 4 milyon dolar ile, Kasım 1991’de omurga T1’den T3’e çıkartıldı, merkez sayısı 16’ya, merkeze bağlı ağ sayısı ise 3500’e çıkartıldı. İşte bu omurga, bugün Internet dedinilen şeydir.
Bu tarihten sonra Internet günlük yaşantıya giren bir kelime oldu. Trafik, bir taraftan ticari nitelik kazanırken, diğer taraftan tek omurganın kaldıramayacağı kadar artmıştı. California eyaletinde Santa Clara kentinde Willtel telefon şirketi kendi router’ını devreye sokarak, özel şirketlere NFS-NET bağlantısı satmaya başladı. Aynı şeyi Federal Hükümet, Washington’da yapıyordu. Bu gelişmeler üzerine NSF, 1993’te, Network Access Pornts (NAP, Ağ Erişim Noktaları) adını verdiği dört nokta oluşturacağını ve arzu eden firmanın omurga kurarak, omurgasını bu noktada Internet’e bağlayabileceğini duyurdu. Açılan ihalenin sonuçlarına göre, bu dört noktadan birincisi San Francisco’da Bell telefon şirketi, ikincisi Chicago’da Bell-Ameritech ortaklığı, üçüncüsü NewYork’ta Sprint, dördüncüsü New Jersey’de Pennsauken kentinde Metropoliten Fiber Systems tarafından işletilecekti. Bu noktalardan Sprint’e ait olan, Amerika dışı bağlantıları da sağlanacaktı. 30 Nisan 1995’te, NFSNET resmen kapatılmış oldu. Bu ilk NAP’lara yeni omurgalar bağlandıktan sonra fiilen 13 bağlantıları bağlama (enterkonnekte) merkezi doğmuş oldu. Fakat zamanla bu da önemini yitirdi; omurga işleticisi firmalar resmi bağlantı yerlerinin dışında da özel bağlantı merkezleri kurdular.
Omurga Nedir?
Bilgisayarlar arası bağlantı şebekesi (ağ, network) genel olarak router denen cihazlarla birbirine bağlanır. Bu cihazlara, yol bulan, yol veren anlamına gelen bu kelimenin verilmesi, cihazın kendisine ulaşan bir veri paketini okuyup, paketi üzerindeki “adres”e “yollaması”ndan kaynaklanmaktadır. Internet, birbirine bağlanmış router’lar zinciridir.
Router’lar arası en etkili iletişim yer kabloları ile bağlandığı için günümüzde router’ların çoğu, telefon sistemi ile birbirine bağlıdır. Telefon teli ile yapılabilecek bir iletişimin hızı ise azami 53 Kbps olabilir. Daha fazla hız için, router’ların kiralık daimi bir hat ile birbirine bağlamak gereklidir. Kiralanacak hatların ise taşıyabilecekleri bilgi miktarı (hattın aktardığı elektrik sinyalinin frekansı) kullanılan telden tele ve mesafeye göre değişir. DS-0 (Data Service -0) adı verilen en basit hat, 56Kbps hıza sahiptir. DS-1 hattı kiralanırsa, bu hız 1544 Mbps’ çıkar. 0 zaman bu bağlantıya T1 bağlantısı denilir. 45 Kbps hıza sahip hatta DS-2, kurulan bağlantıya T3 adı verilir. Kiralanan hattın optik olmasını arzu edilirse, OC-3 hattı kiralanabilir ve router 155 Mbps ile bilgi alışverişi yapar. OC- 12 hat kiralanacak olursa kapasite 622 Mbps’a çıkar. Omurga denilen şey, bir telefon firmasının veya benzeri bir başka iletişim şirketinin, router’ları arasında kurduğu ana hattır.
“Ulusal Internet Omurga Sağlayıcı” firmalar, birbirleriyle NAP’da bağlanırlar. Dolayısıyla aslında birden fazla olan omurgalar, Internet kullanıcısına bir tek “bilgi süper otoyolu” gibi görünür. Aslında bu süper otoyolunda, birincisi “Ulusal Internet Omurga Sağlayıcı” şirketler,..., dördüncüsü bizim abonesi olduğumuz ISS’ler olmak üzere dört hız seviyesi vardır. Fakat bunu kesin bir kural olarak algılamamak gerekir. Zincirde dördüncü halka olan bir ISS’in, ikinci halkaya bağı T3 bile olabilir. Bu, ISS’in ödemek istediği kiraya bağlıdır. Internet kullanıcısı bir firma, isterse kendi ISSWine kiralık T1 hattı ile bağlanabilir. Ama ISS, üçüncü seviye bağlantı noktasına 56 Kpbs bir hat ile bağlı ise, bu firma parasını çöpe atmış olur; çünkü binlerce dolar vereceği kablodan, herhangi bir Internet abonesi gibi azami 53 Kbps(56K bile değil) hızında iletişim sağlayacaktır. (1)
1.1. 2. Internet Nedir, Nasıl Çalışır?
Internet bir demiryolu şebekesine benzetilebilir. Yüzlerce lokomotif ve binlerce vagondan oluşan bir sistemin, sonuç itibariyle aynı raylar üzerinde, belirli bir sisteme göre hareket etmesi gibi, Internet’te yüzlerce omurga,binlerce omurgalar arası bağ, onbinlerce hizmet sağlayıcıdan oluşan bir sistemle, milyonlarca kişiye hizmet sunuyor.
Internet, bilgisayar ağları arası ağ demektir. İki veya daha fazla bilgisayar arasında iletişim kurmak, bir başka deyişle bağımsız bilgisayarları bir ağ halinde birbirine bağlamak için her şeyden önce bu bilgisayarları bir suretle birbirine bağlamak gerektiği gibi bilgisayar ağlarını da birbiriyle alışveriş yapabilir hale getirmek için önce birbiriyle irtibatlandırmak gerekir.
Bu bağ oluşturulduğu zaman, karşımıza bir bilgisayarın birbirine bilgi aktarmalarını ve aktarılan bilginin doğru anlaşılmasını sağlayacak ilkeler üzerinde de anlaşmalarını sağlama sorunu çıkar. Aralarında alış veriş sağlayabilmek için, bilgisayarları ortak bir dil konuşur hale getirmek gerekir. Bilgisayar ağı ve Internet uzmanları, ortak iletişim diline “dil” yerine “protokol” derler. Bir protokol ise sistemdeki bütün birimlerin birbirine nasıl ve hangi sırayla hitap edeceklerini gösteren ilkeler listesidir.
1.1.3. Internette Kullanılan Protokoller
Bir Web sayfasının ziyaretçinin ekranına kadar kat ettiği yolda, çeşitli protokoller (kurallar) ona eşlik eder. Bunların başında bir bilgisayar ağı olan Internet’in Hypertext dosyalarını ulaştırma kuralları (HTTP) geliyor.
Hypertext dosyalarını olduğu kadar çoklu ortam unsurlarını (ses, video ve diğer grafik unsurlarından oluşan Multimedya dosyalarını) ve bilgisayar programlarını, ağ içindeki bilgisayarlar arasında alıp-vermeye yarayan başka protokoller de vardır: FTP (File Transfer Protocol- Dosya Aktarma Kuralları) bunlardan biridir.FTP, Internet’te iki bilgisayar arasında dosya aktarmakta kullanılır. Bu dosyalar herhangi bir veri veya yazılım dosyası olabilir. FTP yönteminden, browser programın server’dan alıp ziyaretçinin ekranında oluşturması uzun zaman alabilecek dosyaların aktarılmasında yararlanılır.
Internet bağlantısını, bir telin iki ucunda bulunan iki bilgisayar arasındaki ilişki olarak görülebilir. Web sayfalarını içeren bilgisayar, Web ilişkisinde “SERVER” (Hizmet eden) diye adlandırılır. Ziyaretçinin bilgisayarı Internet’e telefon bağlantısı ile bağlı ise “CLIENT” (Müşteri) sayılır. Hizmet veren bilgisayarla, bu hizmetin müşterisi olan bilgisayar (Server ile Client) arasındaki ilişkiyi düzenleyen kurallara TCP/ IP (Transmission Control Protocol/ Internet Protocol- Aktarma Denetim kuralları-Internet Kuralları) adı verilir. Gerek HTTP gerekse FTP, müşterinin, sizin bilgisayarınızdan, Web Server olarak adlandırdığımız HTML sayfalarını ve bu sayfaların içinde yer alan resimlerin, grafiklerin, ses ve video dosyalarının durduğu bilgisayardan bilgi isteme ve bu isteğe karşılık verildiğinde verilen karşılığın doğru gelip gelmediğini anlamasını sağlar. Yani, gönderilecek bilginin küçük parçalara ayrılmasını ve karşı tarafta düzgün bir şekilde birleştirilmesini sağlar.
Müşteri bilgisayar ile servis sunan Web Server arasında oluşan bağlantı bazen kesilebilir. Fiziki bağlantının kesilmesi, aktarma işinin tümüyle kesilmesi, sona ermesi anlamına gelmemesi için, Internet Kuralları’nın IP bölümü, TCP’ye göre paketlere bölünen bilginin fiziksel olarak bir cihazdan çıkıp diğerine en uygun yoldan gitmesini sağlar. Yani, iki bilgisayar arasındaki bağlantının doğru kanallardan kurulmasını sağlar. Ağları birbirine bağlayan sistemde,Gateway ve Router denen, ana geçitler ve yönlendiriciler vardır. Aslında bu cihazlar kendi başına birer bilgisayardan ibarettir. Router cihazları,kendilerine gelen bilgi paketinin üzerindeki adrese göre doğru yönde ilerlemesini sağlar. Bu işlemi yaparken, evrensel bir adres sisteminden yararlanır. Internet’te servis sunan bilgisayarlar, başka bir deyişle Web Server’lar kaynak sayıldığı için, IP, aradığı kaynağı Universal Resource Locator (URL) denilen (Evrensel Kaynak Belirleyici) adres sistemini kullanarak bulur. Aynı kurallar demetinin TCP bölümü ise kurulan bağlantı sayesinde gelen bilgini doğru anlaşılmasını sağlar.
Birden fazla bilgisayar birbirine bağlandığında birbirlerine mesaj gönderme imkanları da vardır. Bu mesaja Elektronik Posta (E-Mail) deniliyor. E-Mail göndermek için de günümüzde Internette iki protokol kullanılıyor: Simple Message Protocol (SMTP, Basit Mesaj Aktarma Protokolü), elektronik mesajların Internet’te bir server’dan alınıp, adreste belirtilen server’a aktarılmasını sağlayan kuralları içerir. Bu protokole uygun gönderilen elektronik mesaj demeti, en uygun, en elverişli yoldan gönderilir. Post Office Protocol (POP, Posta Dairesi Protokolü) ise server’a ulaşan mesajların müşteriye (client) aktarılmasını sağlar. Internet server programlarının her iki protokole uygun elektronik mesaj hizmetleri vardır.
1.1.4.Internet ve Web İlişkisi
Aslında her bilgisayar, Merkezi İşlem Birimi (CPU) ile ekran, klavye, CD-ROM sürücü, vb. arasında bir ağ demektir. Böyle bir ağın Internet’ten farkı iki taraf birbirinin durumuna her an vakıftır; birbirlerinin ne durumda olduklarını her an bilirler. Oysa iki kıta arasında kurulmuş bir Internet ilişkisinde, müşteri hizmet verenin, hizmet veren müşterinin durumunu, bağlantıdaki kesilmeler nedeniyle, bilemeyebilir. TCP/IP, “durumun bilinmediği ilişki” esasına dayanır.
Müşteri bilgisayar servis sunucudan istediğini HTTP veya FTP kurallarına göre talep eder. Bunun için Web Server’ın kendisini bulup bu talebi doğruca ona iletmesine gerek yoktur; bu talebi kendisine Internet bağlantısı sağlayan (ISP) firmanın bilgisayarına iletmesi yeterlidir. Bunu yaparken talep ettiği şeyin adını bildirdiği gibi, bulunacağı kaynağı belirlemek için gerekli adresi de (URL) bildirmek zorundadır. Internet hizmeti sağlayan firmanın bilgisayarı, bu talebi ve talebi karşılayacak kaynağın adresini, Internet’in omurgası olan ana bağlantıyı kuran,bakımını yapan ve ISP’lere hizmet sunan firmanın bilgisayarına iletir. Ana omurga firmasının bilgisayarında dünyadaki tüm Internet kaynaklarının listesi ve onlara ulaşmak için hangi omurgadan, kime yol açılması gerektiğini gösteren bir liste bulunur. Ana omurga şirketinin bilgisayarı bu listeye göre, müşterinin talebini diğer bir ana omurga firmasına, o firma da bunu hedef Web Server’a ev sahipliği yapan (host) bilgisayara iletir. Bu talep, hedef Web Server’a talebin konusu ve talep edenin adresi ile birlikte bildirilir. Sizin müşteri olarak o sırada sadece kendi Internet hizmet sunucunuzla bağlantınız sürmektedir; yoksa sizin bilgisayarla hedef Web Server arasında doğrudan, birebir bir ilişki yoktur. Hedef Web Server, müşteri olarak sizin kim olduğunuzu ve size nasıl ulaşabileceğini, ancak kendisine gelen talebin altındaki adresten bilmektedir. Web Server sizin o anda kendi Internet Hizmet Sunucu’nuzla arasındaki bağlantının devam edip etmediği ile ilgilenmez. Onun için önemli olan kendisine iletilen talebin karşılığını, talebin altındaki adrese iletmekten ibarettir. Aynı yol bu kez tersine kat edilir; arzu ettiğiniz bilgi sizin ekranınıza ulaşır. Kısaca ne talep sahibi müşteri bilgisayar, ne talebi karşılayan Server bilgisayar, bir diğerinin o anda nerede ve ne durumda olduğu ile ilgilenmez. Bu “durumdan haberdar olmama” hali özellikle Internet’te ticaret bahsinde çok önem taşır.(1)
1.2. WEB SERVER YAZILIMLARI
HTTP ve FTP, müşteri bilgisayarla, servis sunan bilgisayarın üzerinde anlaştıkları bir dille(HTML) birbirine ilettikleri talep ve talebin karşılandığı olan malzemenin alınıp verilmesinde TCP/IP denilen kurallardan yararlanılarak yapılan iletişimi düzenleyen ilkelerdir. Bu ilkelere uygun olarak çıkartılan bir talep Web hizmetini sunan bilgisayar tarafından karşılanır ve karşılık olarak belirli bir bilgi kümesi müşteri bilgisayara iletilir. Web Server olarak tayin edilmiş bilgisayarda, kendisine gelecek HTTP ve FTP taleplerini anlaması ve bu talepleri yerine getirmesine yarayan programlar(örneğin Apache Web Server,MS Internet Information Server veya Netscape Web Server) sürekli çalışır vaziyette olur. Bu programların , bilgi- alıp vermenin yanı sıra,elektronik posta alıp verme ve yönlendirme, veri tabanlarına erişme ve içinden seçme yapma (Querry, SQL,vb. gibi), kendi sabit diskinde duran bir dosyayı alıp karşı tarafa aktarma (FTP,Gopher, WAIS) veya karşı tarafın vereceği dosyayı alıp kendi sabit diskine kaydetme yeteneği olur.
İlk Web Server programı,HTML dilinin geliştirilmesindeki öncü konumu sebebi ile İsviçre’deki CERN kurumu tarafından geliştirildi; ama kısa zamanda UNİX platformunda, anonim bir tarzda ve ücret ödemeden kullanılabilen bir şekil aldı. NCSA Server, National Center for Supercomputing Applications- Superbilgiişlem Uygulamaları Ulusal Merkezi adlı, şimdi kapanmış olan kurum tarafından UNİX işletim sistemi için geliştirilmişti. NCSA Server’in geliştirilmiş olduğu Apache Server ise uzun süre ücretsiz dağıtıldıktan sonra günümüzde ticari olarak geliştiriliyor ve satılıyor. Bugün hala NCSA Server veya Apache’nin ücretsiz sürümlerini dayalı Web alanları bulunmakla birlikte, Sun Solaris, IBM AIX ve diğer Unix sistemleri için geliştirilmiş çok sayıda Web Server hizmete girmiş durumda. Kişisel bilgisayarların Unix gerektiren bilgisayarlara oranla daha ucuz olması, Microsoft’un NT, IBM’nin OS/2 işletim sistemlerinin Unix ile ciddi bir rakip haline gelmiş bulunmaları sebebiyle, bu sistemlere dayalı Web Server programları da hızla artıyor. Apache Web Server’in NT sürümü piyasaya çıktı.
NT Workstation ve Windows 95/98, aslında kişisel Web Server adı verilen, internete 24 saat bağlı olmadan, başka bir firmanın ev sahipliği yaptığı Web alanlarına hizmet sağlayabilir. Hatta NT Workstation, aynı anda 10’u geçmemek üzere, 24 saat süre ile internete bağlanabilecek ve müşteri taleplerini karşılayabilecek yetenektedir. IBM’in OS/2 işletim sistemi ise,internet Connection Server adlı paket kurulduğu zaman,bir PC’nin fiziksel olarak kaldırılabileceği kadar internet bağlantısına cevap vermesini sağlamaktadır. Macintosh bilgisayarları için. StarNine firmasının MacHTTPd programı ile,ücretsiz edinilebilecek http4Mac ve EasyServe adlı programlarla, Internet servisi sağlamak mümkün.
Ayrıca,bugün PC’lerde de UNIX işletim sistemi kurmak hem kolay,hem ucuz hale gelmiş bulunuyor. Solaris,BSDI,Esix,SCO UNIX bu alandaki ticari programlar. Bunun yanında Linux ve FreeBSD adlı,ücretsiz dağıtılan UNIX işletim sistemleri de,ticari olanları aratmayacak niteliklere sahip. Bu tür ücretsiz programlar, Apache Web Server’in ücretsiz sürümünüde içeriyorlar.
Yalnız PC ‘lerin, internetin gerektirdiği en önemli özellik olan aynı anda bir çok iş yapabilme becerisinin, işletim sistemi kadar, donanım kaynaklarının genişliğine bağlı olduğunu unutmamalıdır.
Bir Web Server yazılım paketi seçerken dikkat edilmesi gerekenler: Yazılım paketi yeterli güvenliği sağlayacak özelliklere sahip olmalıdır. Binalarda bir odadaki yangını yandaki odaya sıçramasını önleyen ateşe dayanıklı duvarlardan (friwall) esinlenerek adlandırılan bir dizi program, Web Server yazılımının bulunduğu bilgisayarın, kötü niyetli kişiler tarafından bozulmasını engel oluyor. Ancak Web Server’in kendi içinde mevcut güvenlik önlemlerinin neler olduğunu dikkatle araştırmak gerekir. UNİX işletim sistemi ve ona bağlı çalışan Web Server programlarının daha güvenli olduğuna ilişkin, kimi zaman Web tasarımcısını ve internet hizmet sunucusunu rahatlatan, yaygın bir söylenti vardır bu doğru değil. Kötü niyetli bir kişi windows NT sistemine verebileceği zararı, aynı rahatlıkta UNİX’de verebilir. Bir diğer yaygın ve aynı ölçüde yanlış inanç ise NT’nin güvenli olmadığıdır. Microsoft firmasının NT’nin 4. Sürümünü güncelleştirmek için dağıttığı SP3 adlı tamir programının yerleştirilmesinden sonra, NT sistemleri güvenlik açısından herhangi bir başka işletim sistemi ile boy ölçüşebilir hale geldi (5.0 sürümüyle de daha da gelişti). Burada önemli olan, internet’e açılmanın, iyi niyetli- kötü niyetli herkese açılmak olduğunu unutmamaktır. Özellikle form denilen, HTML’ in ziyaretçi bilgisayarın ev sahibi bilgisayara talepten başka şeyler göndermesine imkan veren etiketlerini ve ona bağlı CGI ( Common Gateway Interface-Ortak Geçit Arabirimi ) adı verilen ziyaretçinin ev sahibi bilgisayarın programları harekete geçirebildiği buluşma noktasında yer alabilecek programları tasarlarken, daima kötü niyetli kişileri dikkate alarak hareket etmek gerekir.
Web hizmeti sunan kişi sadece başkalarının kendi bilgisayar sisteminde arzu edilmeyen şeyler yapmalarını önlemekle değil, aynı zamanda kendisine tevdi edilen başkalarına ait bilgileri de saklamak ve başkalarından korumakla yükümlüdür. Bu bilgiler, ziyaretçinin adı, elektronik adresi, hatta kredi kartı numarası olabilir.
Web hizmeti sunan kişi olarak, kimin hangi sayfadan sizin sayfanıza atladığını bilmek, kendi sayfanızın reklamını bu sayfalarda daha çok yapmanıza imkan verir. Özellikle elektronik ticarete dayalı veya mesajınızı daha çok kişiye iletmek amacıyla hazırlanan Web alanlarını işletenlerin, sayfalarının varlığını duyurmak için, mümkün olan her yoldan yararlanmaları gerekir. Web Server, size bu kolaylıkları sağlamalıdır. Web Server, kimin hangi tür bilgileri edinmek istediğine ilişkin rapor tutmalıdır. Bu raporu incelemekle, Web alanınızda hiç talep edilmeyen bilgilerden çok talep edilen anlarda daha çok bilgi sunabiliriz.
Web Server programı ile ilgili teknik destek ve problem çözme hizmeti alıp almamak, programın seçiminde belki de en önemli unsur sayıla bilir. Özellikle başlıca işi bilgisayar mühendisliği olmayan bir hizmet sunucu, yazılım donanımla uyum sağlamada karşılaşabileceği güçlükleri ancak yazılımı piyasaya süren firmanın teknik servisinden veya o yazılımla ilgili uzmanlığı olan danışmanlardan sağlayabilir. Piyasada hiç tanınmayan veya internet’ten ücretsiz olarak edinilen -dolayısılya belli bir firmanın malı olmayan – server programları, çoğu zaman gerekli teknik destekten de mahrumdur. Buna karşılık büyük yazılım firmalarının programları, firmanın kendi mühendis ve uzman kadrosu ve buna ek olarak bu programları destek sağlayarak hayatını kazanan kişiler tarafından en ince ayrıntılarına kadar bilinmektir. Bir gece yarısı çöken Web Serveri yeniden çalıştırmamanın bedeli,o programın ilk maliyetinden çok daha yüksek olabilir.(1)
1.3. WEB TARAYICI(BROWSER)LAR
Web standart olarak bilgi hizmetlerinin görüntülenmesi ve hazırlanması için birçok değişik platform(Unix, Windows, MacOs,...) üzerinde çalışan programlara izin verir. Bu programlara Web Tarayıcılar(Browsers) denir. HTML kodları World Wide Web(Dünya Çapında Kütüphane) için hazırlanmış Web tarayıcılarında görüntülenir. Her bir HTML dökümanı tarayıcılar tarafından görüntülenebilse de tarayıcılardan kaynaklanan çeşitli eksiklik ve özelliklerden ötürü hazırlanan dökümanlar her tarayıcıda aynı görüntülenmez.
Neden değişik tarayıcıların değişik sürümlerine ihtiyacımız var?Bu sorunun cevabı,HTML’in Internet’ın ortak dili olduğu gerçeğine bir ölçüde gölge düşürecektir. Çünkü ortak bir HTML dili bulunmasına rağmen, tarayıcıların ve aynı tarayıcının farklı sürümlerinin HTML’i yorumlayışı farklıdır. HTML, Uluslararası Web Konsorsiyomu adlı kuruluşun çıkarttığı standart sayılan ve 4.01 Sürümüne ulaşmış bir dil konumundadır. Böyle bir standartlaşmaya rağmen, Netscape ve Microsoft firmaları, bilgisayar kullanıcılarını rağbet ettiği tek tarayıcı programını kendi programları olmasını sağlamak üzere giriştikleri rekabet çerçevesinde, programlarını sadece HTML’i aynı şekilde yorumlayan ve dolayısıyla birbirinden farksız sonuçlar veren programlar olmaktan çıkartmak istediler. Bunun sonucu ise Web tasarımcısının, bazen Netscape’in anladığı ama IE’nın anlamadığı, kimi zaman IE’in becere bildiği, buna karşılık Netscape’ in henüz programına koyamadığı HTML özelliklerinden hangisini kullanacağına karar veremez duruma düşmesi oldu.
HTML’i kullanarak, ticari amaçlı Web tasarımı yapan kişi,Internet ile bağlantılı bilgisayar kullanıcılarının (Internet kullanıcıların) hepsinin ekranda aynı şekilde gösrerilecek sayfalar yapmaya mecburdur.Buna karşılık bir firmanın intranet ortamı için Web tasarımı yapan kişinin,HTML’in sadece kendi firmasının standart olarak benimsediği tarayıcının anlayabileceği özelliklerinden yaralanması mümkündür.
Günümüzde bir çok web tarayıcı programı olmasına rağmen, en çok öne çıkanları Internet Explorer (IE) ve Netscape Navigator (NN)’dır.
1.3.1. En Çok Kullanılan Web Tarayıcıları
1.3.1.1. Mıcrosoft Internet Explorer
Tarayıcı piyasasına diğer tarayıcılardan sonra girmesine rağmen, Microsoft’un Web tarayıcı olan Internet Explorer, piyasa payındaki artış hızı , HTML’nin tanıdığı özellikleri ve HTML’ye ilave ettiği diğer görsel kabiliyetler bakımından ,diğer programları geride bırakmış bulunuyor. IE artık sadece bilgisayar kullanıcısının Internet ile bağlantı kurmasını ve Internet’ ten alacağı HTML sayfalarını ekranda canlandırılmasını sağlamakla kalmıyor,aynı zamanda bilgisayarın disklerinin taranması ve dosya yönetimi gibi işlemleri de yapıyor. Windows işletim sistemiyle beraber de yüklenebilen IE’nin,daha geriden gelmekle birlikte,Macintosh uyumlu sürümü de bulunmaktadır.
1.3.1.2. Netscape Navıgator
Netscape Communications Corporation’ ın(NCC) piyasaya sürüldüğü NN, IE’ ın hızlı yükselişine rağmen,kurulduğu bilgisayar sayısı bakımından piyasanın en uygun tarayıcısıdır. NN,sadece Windows ve Macıntosh ortamında değil,fakat aynı zaman da UNIX işletim sisteminde de işleye bilmekte ve ayrıca LINUX işletim sistemiyle beraber de bilgisayara kendiliğinden kurulabilmektedir. NCC,yakın zamana kadar,hem tarayıcı hem de Web Server programları alanında Internet’te öncü konumda idi. Internet’ in bugün sahibi olduğu bir çok özellik,HTTP ve FTP ilklerinin çoğu,bu firmanın tasarımı sonucudur.
1.3.1.3. Diğerleri
Web tarayıcı piyasanın NCC ve MS firmalarının egemenliklerine almış olmaları sebebi ile, piyasada başka tarayıcı bulunmadığını sanılsada piyasada, çoğu ücretsiz veya sınayıp da beğenenlerin yazarına az bir ücret ödedikleri paylaşım yazılımı türünden 50’den fazla tarayıcı programı bulunmaktadır. Bu programların en yaygını, tarayıcı programın ilk mucidi NCSA’ e ait Mosaic’ tir. Spyglass firmasının Mosaic’ i esas alan programı , hala yaygın olarak kullanılmaktadır.
Bir Web tasarımcısının mutlaka aşina olması gereken bir tarayıcı , HTTP , FTP ve HTML gibi Web ’ in protokol ve dillerini belirleyen , Evrensel Kaynak Belirleyici (URL) sistemini işleten , yani tüm dünyadaki Web adreslerini sağlayan ve bu listeyi üstlenici firmalar aracılığıyla hergün tüm dünyadaki Internet omurga işletimcilerine ulaştıran uluslar arası kurum olan W3C’nin kendi tarayıcı programı olan Amaya’dır. Bu program , sadece Internet tarayıcı değil, aynı anda HTML sayfaları tasarlamakta ve oluşturmakta da kullanabileceğiniz bir HTML editörüdür. Birden fazla HTML sayfasını açabilen, Internet’e bağlı iken bir yandan da sayfa tasarımı yapmanıza imkan veren Amaya, HTML’ i olduğu gibi anlayıp, ekranda gösteren tek tarayıcı programıdır. NN ve IE, HTML’ ye kendi yorumlarını katarken, Amaya, sayfalarınızdaki çalışmalarda gerçek HTML değerlerini ekrana getirecektir. Bu program ücretsiz olarak
http://www.w3C.org adresinden indirilebilir.
1.3.2. Yardımcı Programlar Ve Ek Birimler
Internet tarayıcıları, sadece HTML kodları ile yazılmış metinleri okuyup anladıkları günleri çoktan geride bıraktılar. NN ve IE, artık birçok grafik dosyasını okuyup, ekranda resmedebiliyorlar. Bu gelişmeye rağmen, Internet tarayıcının başlıca işi, her gün yeni bir türü ortaya çıkan ses, video ve diğer çoklu ortam dosyalarının, veritabanı veya muhasebe tablolarının hızlı gelişimine ayak uydurup, onları ekranda canlandırmak olmadığı için, tarayıcı programını yazan uzmanlar, bu gibi programların dışardan çalıştırılmasına imkan sağlıyor. Kullanıcı isterse tarayıcısına, Internet’te adının uzatması, örneğin “.xls” olan bir dosya ile karşılaşınca, bunu ekranda göstermek için Microsoft Excel programını çalıştırmasını bildirebilir. Bu durumda MS Excel, Netscape veya IE’ nin ‘yardımcı programı’ haline gelmiş olur.
Plug-in denilen ek birimler ise tarayıcıya tamamen farklı bir programı açmak yerine, belirli bir tür dosya türünü ekranda canlandırabilme yeteneği kazandıran eklerdir. Tarayıcı program bilgisayara kurulurken bu ek birimler olmaksızın (ya da sadece en yaygın olanları ile ) yüklenir. Internet’te yeni bir dosya türü oluşturmak isteyen, ya da mevcut türlerin Internet servisi sunan bilgisayarlarda( server) müşteri bilgisayara aktarılmasında yeni bir yöntem geliştirenler, bu yeni dosya türünün tarayıcı tarafından bilgisayarda oluşturulabilmesi için bir de “plug-in” oluşturur ve bunu genellikle ücretsiz dağıtır.
Diyelim ki, bir firma, Internet’te ses naklini çok daha hızlı ve kolay hale getirdiğini düşündüğü yeni bir yöntem geliştirdi. Bu yöntemin Internet hizmeti verenler tarafından benimsenmesi ve yaygın olarak kullanılması tarayıcı programların bu biçimi tanımasını, bu da firmanın yani ses nakil yönteminin gerektirdiği plug-in programcıklarının etkin şekilde dağıtmasına bağlıdır. Kimi zaman bir yöntem o kadar beğenilir ve Internet hizmeti verenler tarafından tutulur ki, plug-in, taryıcı kullananların satın almak isteyecekleri bir program haline gelir. Çoğu zaman, tarayıcı için gerekli plug-in kullanıcılara ücretsiz ulaştırılırken, yeni yöntemi kullanarak Internet alanında sundukları içeriği daha etkin hale getirmek için gerekli oluşturma programı para ile satılır. Bunun bir örneği Internet’ te gerçek zamanlı ses aktarmakta kullanılan RealAudio ses kayıt ve saklama yöntemidir. Firma, ses dosyalarını bu yöntemle sıkıştırıp hızlı şekilde ulaştırmak isteyenlere kodlama ve bunu Server’a yerleştirerek, isteyen tarayıcıya aktaracak programı satarken kendi kullanıcılarına RealAudio dosyalarını okuyarak, bilgisayarın ses kartını ve hoparlörünü kullanarak bu dosyayı sese çevirecek ek birimi ücretsiz dağıtmaktadır.
Web tasarımcısı, özellikle ses, video ve diğer grafik unsurları Server’ dan müşteriye aktarılmasında ne gibi yöntemler olduğunu ve gelişmeleri izlemek zorundadır. HTML sayfanıza bir ses unsuru koymaya karar verdiğiniz zaman NN veya IE kullanan bir kişinin bunu bilgisayarında dinleyip-dinleyemeyeceğini de hesaba katmak zorundasınız . (1)
Şekil-1.1. 1999 öncesi ve sonrası BROWSER’lar (2)
BÖLÜM II
WWW (WORLD WİDE WEB)
2.1. WWW ( WORLD WIDE WEB ) NEDİR?
World Wide Web(Dünya Çapında Kütüphane), protokollere dayanan, standart yollarla Internet üzerinden çok sayıda doküman ve bilgilere ulaşmak için kullanılan Internet hizmetidir.
2.1.1. WEB Sayfası
World Wide Web’ler herbiri tek bir anda browserlar tarafından hizmete sunulan milyonlarca Web Sayfasından oluşmuştur. Bir Web sayfası genellikle, teksler, grafikler, sesler ve hypertext linklerden oluşan tek bir HTML dökümanıdır.
2.1.2. WEB Sitesi
Bir Web Sitesi, belirli kişi ya da belirli bir grubun kontrolü altında birden fazla Web sayfasının biraraya getirilmesiyle oluşturulur. Genellikle bir Web sitesi içiçe bilgilerle kuşatılmıştır. Sitenin giriş sayfası bir indeks niteliğindedir. Bu indeks sayfasındaki hypertext linkler kullanılarak diğer sayfalara(sitenin diğer kısımlarına) ya da diğer sitelere geçiş mümkündür. (2)
2.2. WEB’DE NASIL YER ALINIR
Web'de yer almak için iki seçenek vardır. Bunlardan birincisi; başka birine (muhtemelen bir ISS’ye ait) Web sunucusundan belirli bir sabit disk alanı kiralamaktır. Türkiye’deki servis sağlayıcılar bu tür hizmetler veriyorlar. Hatta bazı ISS’lerde Internet hesabı açtırdığınızda size küçük de olsa ücretsiz bir Web sayfası alanı sağlıyorlar. Ama hazırlayacağınız Web sayfalarını ticari amaçlarla kullanacaksanız, örneğin firmanızın ürünlerini Web sayfalarınızda tanıtmak ve pazarlamak istiyorsanız belirli bir ücret ödemek zorundasınız.
İkinci seçenek; genelde firmalara yöneliktir. Yani, Türk Telekom’a başvurup bir kiralık hat (leased line) aracılığı ile Web sayfalarınızı kendi Web sunucunuz üzerinden yayınlamak veya Web sunucunuzu bir ISS’ye yerleştirip buradan yayın yapmak. Kuşkusuz bu seçenekler içinde bir ISS’nin sunucusundan - kiraladığınız yerin MB cinsinden büyüklüğüne göre ücret ödeyerek - yer kiralamak en ucuzu. Bunun karşılığında Web sayfalarınıza karşılık gelecek bir Web adresi (URL) ediniyorsunuz. Bu adres ISS’nizin ismi ile başlayıp kendi sitenizin ismi ile devam edebileceği gibi (örneğin
http://www.iss.com.tr/benimsitem ), ISS’nizle yaptığınız anlaşmaya göre tamamen kendi verdiğiniz isim de olabilir (örneğin
http://www.benimsitem.com.tr ).
Yurtdışında hesabı olsun olmasın herkese Web sayfalarını yayınlamak için ücretsiz belirli bir alan açan ISS’ler de var. Örneğin Geocities (
http://www.geocities.com/homestead/) herkese 3MB’lık bir Web sayfası alanı açıyor veya Tripod ( (
http://www.tripod.com/homestead/) herkese 2MB’lık bir Web sayfası alanı açıyor. Internet’te sörf yaparken kuşkusuz bu tür başka promosyonlarla da karşılaşılabilir. Hazırladığınız sayfaları bir FTP client programı ile (örneğin ws_ftp) bu sitelere ‘ upload’ edebiliyorsunuz. Yine de bu hizmetin sürekliliği konusunda emin olunamaz. (2)
Şekil-2.1. Internette ücretsiz WEB sayfası veren bir site
2.3. PROFOSYONEL WEB TASARIM
Web, ticaretin, yayıncılığın ve haberIeşmenin en pratik yoludur.Bu sebeple başarılı,düzenli ve şematik bir web sitesi veya sayfası dizayn edebilmek önemli bir konu haline geldi.
Bütün bu düzenli şematik görüntülerin altında yatan neden, insan beyninin algılama ve hatırlama kapasitesidir. Psikologlara göre çoğu insanlar, kısa bir zaman diliminde 4-7 farklı yoğunlukta bilgileri hatırlıyabiliyorlar fakat zaman uzadıkça konuya hakimiyetleri de azalıyor. Şematik görüntülerin hedefleri ise ana başlıklar altında kısa, öz, anlaşılabilir ve tasarım destekli bilgiler vererek insanların belleklerinde belli bir süre de olsa yer edinebilmektir.
Bir çok web sitesi, insanların araştırabileceği küçük bölümlerde referans bilgiler içerirler. Kullanıcılar (=okuyucular) uzun ve bitişik belgeleri nadiren bilgisayar ekranından okurlar. Çoğu insanlar özellikle aradığı belgeleri kısa, anlaşılır, referans bilgilerin bulunduğu sayfalardan aramayı ve aradıklarını bulduktan sonra uzun içerikli bilgileri yazıcıda bastırmayı tercih ederler. Küçük bölümler halinde anlatılmış belgeler, anlaşılabilir organizasyon şeması oluşturmak açısından önemlidir ve ayrıca web sitenizde hipermetin bağlantılar kurmaya yardımcı olurlar.
Kısa, şekilsel-organize belgeler bölümleri kullanıcıları sayfaya daha fazla çeker. Çünkü;
• Çok az web kullanıcıları, ekranda uzun belgeleri okuyarak zaman kaybederler. Çoğu kullanıcılar uzun belgeleri sabit disklerine kaydederler veya kağıttan okumak amacıyla yazıcıya bastırırlar.
• Belgeleri bölümlere ayırmak, onları web bağlantıları ile birbirine bağlamak açısından yaralıdır. Belli konularda ilgili bilgiler elde etmek isteyen kullanıcılar için, bağlantılar, belgelerin ayıklanması ve aradıklarını kolay bulma açısından önemlidir. Fakat belgeler gereğinden fazla bölümlere ayrılmamalıdır. Aksi halde okuyucuların beklentileri boşa çıkartılır. Bölümlerin web üzerinde 1-3 sayfa kadar olmaları mantıklıdır. Sadece küçük bir paragraf içeren bağlantılar çoğu koşullarda çirkin görünecektir.
• Bilgilerin sunumunda ve organize edilmesinde hazırlanan belirli bir format, şekilsel açıdan önemli olmasının yanısıra kullanıcıların sitenizdeki geçmiş deneyimini, gelecekteki aramalar ve araştırmalarına uygulamalarında yardımcı olur.
Eğer okuyucu için temel tarama yapısına uygun bir site isteniyorsanız, belgeler;
• Uygun bölümlere ayrılmalı,
• Önem ve genelliğe bağlı olarak bir hiyerarşi içinde olmalı,
• Hiyerarşi bölümler arasındaki ilişkiyi yapılandırmada kullanılmalı,
• Sistemin işlevsel ve estetik başarısını analiz etmelidir.
Şekil-2.2.WEB sitesi sayfa yerleşim taslağı
Sayfanızda ilk olarak öncelikli bilgileri sunarsanız, en önemliden veya en genel başlıklardan daha ilgili veya daha ayrıntılı bilgilere doğru bir hiyerarşik düzen kurabilirsiniz. Web' de hiyerarşik organizasyonlar gereklidir. Çünkü çoğu ana sayfa ve bağlantı şemaları hiyerarşik bir düzene sahiptirler. Aşağıdaki sayfada da görüldüğü gibi ana sayfayı alt sayfalar ve içeriksel sayfalar izler.
Şekil-2.3. Ana sayfanın içeriğinin hiyararşik düzeni
2.3.1. Sayfalar Arası İlişkiler
Mantıklı bir site organizasyonu, kullanıcıların aradıklarını nerede bulabilecekleri hakkında doğru yönlendirmeler yapar. Eğer ilişkiler mantıklı yapılar halinde kurulmazsanız sayfa okuyucunu aklını karıştırmaktan başka işe yaramaz.
Şekil-2.4. Düzensiz bir site örneği
Yapıyı oluşturduktan sonra istatistikleri ve organizasyon şemasının pratikliği ve ne kadar hızlı ve verimli çalıştığı analiz edilmelidir. Geçerli www site tasarımı geniş olarak yapının dengelenmesi ve menü ilişkileri veya ana sayfa ve ara sayfalar, diğer bağlantılı sayfalar, grafikler ve belgelerin sonucudur. Amaç kullanıcıya doğal gelen menü ve sayfa hiyerarşisi oluşturabilmektir. Birkaç örnek verirsek;
1- Çok geniş ;
Şekil-2.5. Geniş alana yayılmış site örneği
(Esas menü, birbirleriyle ilgisiz çok yayılmış,tekdüze bir yapı gösteriyor.)
2- Çok derin ;
Şekil-2.6. Çok derin alana yayılmış site örneği
(Menü sayfaları gereksizce derinlere doğru uzanıyor, fakat içerik oldukça az. Yani başı ve sonu gelen sayfalar var. Sayfalar hem çok ince hemde çok uzun görünüyor.)
3- İyi dengelenmiş ;
Şekil-2.7. Dengeli yapıda bir site örneği
İyi dengelenmiş hiyerarşik bir ağaç yapısı oluşturmada amaç, okuyucunun sayfa yapısını kolay idrak edebilmesini ve sayfalar arasında kaybolmamasını sağlamaktır. Eğer menülerimiz 4-5 bağlantıdan az bağlantı içeriyorsa değerlerini kaybederler.
Web sayfalarının düzenli ve tutarlı bir sistemle hazırlanmasındaki amaç, hedef kitlenin kısa sürede sayfa düzenine adapte olarak aradıkları bilgiye kolayca erişmelerini sağlamaktır.
Web sayfasına iyi bir örnek şekil-2.8'de verilmiştir. Bu örnekte; sayfanın alt ve üst kısmında görüntü haritaları kullanılmıştır.
Sayfanın hangi siteye ait olduğu, belgelerin içeriği, konu başlıkları gibi temel bilgiler burada sabit bir düzen içinde verilerek aynı zamanda "ileri" "geri" düğmeleri eklenerek bir önceki ve bir sonraki sayfaya geçiş kolaylığı sağlanmıştır.
Sayfanın sol yanında ayrılan bölüm ana sayfaya ve konunun alt başlıklarına bağlantı için kullanılmıştır. Okuyuculara sunulan bilgi bu sınırlandırma içinde, düzgün ve orantılı başlıklar altında metin ve grafik olarak gösterilmiştir. Belgelerin bütün sayfaları bu standart formata uygun halde hazırlanmıştır. Böylece, kullanıcılar ilk sayfayı inceledikten sonra diğer sayfalarda aradıkları bilgilerin nerede olduğunu tahmin edebileceklerdir.
Şekil-2.8. WEB sayfasına iyi bir örnek
2.3.2. Bir Sayfa Hazırlanırken Dikkat Edilecekler
2.3.2.1. Sayfada Grafik Kullanılırken Dikkat Edilecekler
Grafiklerin güvenli bir sekilde görüldüğü alan, iki ayrıntıya göre belirlenir:
1. Günümüzde kullanılan en düşük ekran çözünürlüğü.
2. Web sayfalarının yazdırılacağı kağıdın boyutu.
2.3.2.2. Ekran Boyutu
Akademik olarak ve iş ortamında en çok kullanılan ekranlar 14-16 inch'lik olanlardır ve bu nisbeten küçük olan ekranlar 640X480 nokta ekran çözünürlüğüne sahiptir. Bu ölçüleri aşan web grafiklerini görebilmek için kullanıcılar ekrandaki görüntüyü aşağı ve yana kaydırmak zorunda kalacaklardır.
2.3.2.3.Sayfanın Yazdırılabilirliliği
En küçük ekranlarda bile görülebilen grafikler bazen yazdırılma sırasında standard A-4 sayfasını aşmaktadırlar. Özellikle uzun metinler halinde hazırlanan web sayfalarının yazdırılabilirliliğine çok dikkat edilmelidir. Birçok okuyucu ekrandan okumak yerine bu sayfaları yazdırmayı tercih eder ve sayfalar fazla geniş hazırlanmış ise artan kelimeler yazdırılamayacaktır.
Aşağıda verilen değerler, 640X480 nokta ekran çözünürlüğü baz alınarak hesaplanmış, Internet Explorer ve Netscape Navigator gibi sık kullanılan tarayıcılar ve MacOS ve Windows95 işletim sistemlerinde problemsiz olarak görülüp yazdırılabilecek sayfa boyutlarıdır.
Yazdırılabilirlik ===> Maksimum genişlik : 535 pixel
Maksimum yükseklik : 295 pixel
Ekranda Görüntü ===> Maksimum genişlik : 595 pixel
Maksimum yükseklik : 295 pixel
Planlı bir grafik tasarımın amaçlarından birisi de kullanıcıların gözünde, siteye ait her sayfaya bir özellik kazandırmaktır. Siteye ait olan her sayfada bir imza niteliği taşıyan bantlar kullanıcılara farklı başlıklar sunarak istedikleri diğer bağlantı sayfalarına geçiş imkanı verir.
Uzun dökümanlar halinde hazırlanan web sayfalarında konu başlıkları her sayfada verilerek okuyucuya kolaylık sağlanmalıdır. Böylece okuyucular, istedikleri zaman konunun herhangi bir alt başlığına doğrudan geçiş yapabileceklerdir. Ayrıca genel hatlarıyla dökümanın neleri içerdiğini her an görebilecek ve bir kopukluk yaşamadan istedikleri bilgileri alabileceklerdir.
Sayfa sonlarında yine sayfanın hangi siteye ait olduğunu ve siteden genel anlamda ulaşılabilinecek sayfaları gösteren bir bant bulundurulabilir. Genelde kullanıcılar sayfa sonuna geldiklerinde, sayfanın en başında sunulan bilgileri ve bağlantıları göremezler, dolayısıyla sayfa sonundaki menü kullanıcılar için bir avantaj sağlayacaktır.
2.3.2.4.Döküman Uzunluğu Ve Ekran
Araştırmalara göre uzun dökümanlarda, tarayıcı ekranını aşağıya doğru kaydırmak zorunda kalmak problem yaratmaktadır. Kullanıcılar sayfada aşağı doğru indiklerinde sayfanın üst kısmında verilmiş olan ana başlıkları, diğer sayfalara olan bağlantıları ve konu başlıklarını kaybetmektedir.
Uzun web sayfalarında gezinebilmek için kullanıcı ekranın sağında bulunan kaydırma çubuğunu kullanmak zorunda kalmaktadır. Machintosh ve Windows 3.1 gibi birçok grafik arayüzünde kaydırma çubuğunun boyutu sabittir ve belgelerin uzunluğu hakkında fazla bilgi vermez. Çok uzun web sayfalarında kaydırma çubuğunun küçük bir hareketi ekranın tüm görünümünü değiştirebilir.
Şekil-2.9. Uzun belgelerdeki kaydıma çubukları
Şekil-2.9. Uzun bir WEB sayfası örneği
Ancak uzun web sayfalarının bazı avantajları da vardır. Sayfa tasarımcıları için hazırlaması, kullanıcılar içinde yüklemesi kolaydır. Uzun belgelerde site tasarımcıları bağlantı sayfalarını organize etmek zorunda kalmazlar. Böylece kullanıcılarda her defasında ayrı ayrı dosyaları yüklemek yerine bir kerede uzun belgeleri yüklerler.
Web sayfaları çok uzun olduğunda kullanıcılar bu sayfaları okumak yerine yazdırırlar.
2.3.2.5. Browser’Iara Dikkat
Dünya çapında en çok kullanılan browser’lar Microsoft Internet Explorer ve Netscape Communicator’dır. Sitenizi oIuştururken mutlaka ve mutlaka her iki browser’da da test edin. Mümkünse bu testi sabit diskinizde değil siteniz web server’a yüklendikten sonra ağ üzerinden yapın. Böylece sayfanın yükIeniş hızı hakkında da bir fikir elde edersiniz. Bowsen’ları birbirinden tens düştüğü hususların başında tablolar geliyor. Tabloları oluştururken genişlik elemanlarını % ile değil de piksel olarak verilirse daha sağlam bir sayfa ortaya çıkar. Böylece farklı ekran çözünürlülüklerinde çalışan kullanıcıların sayfayı aynı şekilde görmeleri sağlanmış olur.
2.3.2.6. Sütunlar
Bir gazete veya dergi satın aldığınızda yazıların belirli sütunlar halinde yerIeştiriIdiğini görürsünüz. Asla ye asla yazılar dümdüz bir sıra halinde yazılmaz. Bunun amacı yazıların daha kolay okunabilir hale getirmek. insan gözü ancak 5 veya 6 kelimelik sütunları problemsiz olarak takip edebilir. Daha uzun yazları okurken, özellikle bir alt satıra geçerken yazının hakimiyeti kaybedilebilir ye zamanla göz yorulur. Bunun için sayfalarınıza metinler yerleştirirken mümkün olduğunca daha ince sütunlar kullanmaya çalışın. Böylece daha hoş görünümlü bir sayfa elde edersiniz. Aynı zamanda ziyarete gelenler sayfaları daha rahat okuyabilirler.
2.3.2.7. Paragraflar
Uzun yazıları paragraflara ayırmak, onları çekici hale getirmenin bir yolu. Paragrafsız uzun yazılar, hem görünüm açısından kötü olur hem de okuyucu yazıyı takip etmekte zorlanır. Paragraflar ayrıca değişik konuları birbirnden ayırmak içinde iyi bir yöntemdir.
2.3.2.8. Klişe Görüntüler
Web üzerindeki binlerce URL arttk birbirinin kopyası haline geldi. Aynı zemin desenleri, butonlar, javascniptler vs. her sayfanın birbirine benzemesine sebep oluyor. Öncelikle kendinize özgü birşeyler yapmalısınız. Eğer bir sayfada butonların yerleşimini beğendiyseniz ve bunu kullanmak istiyorsanız en azından butonlar oldukça farklı bir şekilde kendiniz dizayn etmeye çalışın. Özellikle aşağıda görülen unsurlardan uzak du-run.
2.3.2.9. ÇaIışma Ortamı
Bilgisayarınızla çalışırken hangi editörü kullanıyor olursanız olun birkaç yardımcı programa ihtiyaç duyacaksınız. Bu programların kıtsa yollarını kolay ulaşalabileceğiniz yerlerde bulunsun(3)
Ana sayfa scrollbar’ı bu kadar küçültecwk derececde uzun olmamalı
Font rengi sayfa ile uyuşmuyor. Başlık resim olmadığı için antialias problemi var
Zemin deseni kötü seçilmiş. Bu sebepten yazılar kolay okunamıyor. Sayfanın ortasına konulan uyarı ise bir çok ziyaretçinin canını sıkacaktır.
Lüzumsuz bir gif animasyonu
640x480 ayarında monitör kullananlar logoyu ortadan
kesik görüyorlar.
Şekil-2.10. Kötü hazırlanmış WEB sayfası örneği(2)
BÖLÜM III
HTML
3.1. HTML’NİN TARİHÇESİ
HTML, Netscape Navigator, Internet Explorer, Mosaic, Spry gibi bilgisayar kullanıcısı, bilgisayar ve Internet arasında ara birim görevi yapan programların yani WEB tarayıcılarının anladığı bir veri ve komut ulaştırma yöntemidir.
Diğer bilgisayar programlarından farklı olarak sabit disk veya disket gibi bilgisayar kayıt ortamlarına kaydedilirken, düz yazı olarak kaydedilir; her hangi bir düz yazı programıyla oluşturulabilir, okunabilir veya değiştirilebilir.
Yine diğer bilgisayar programlarından farklı olarak, disk veya disketlere yazılırken Binary – İkili Sistemle yazılmaz; içinde 16 Tabanlı – Hexadecimal komutlar yoktur; her şey standart düz yazı olarak yer alır.
Bunlara karşılık her hangi bir düz yazı dosyasından farklı olarak metnin içinde “<” ve “>” işaretleri arasında yer alan İngilizce bazı komut – kelimeleri vardır.
HTML, önceleri Machintosh, ardından IBM uyumlu bilgisayarları yardım dosyalarının oluşturulmasında kullanılan bir yöntem olarak yaygın bir kullanım alanı buldu. Ancak HTML kısaltmasının açık şekli olan Hypertext Markup Language’da geçen Hypertext terimini, 1950 yılında Ted Nelson adlı bir bilgisayar uzmanı tarafından içinde başka bir metinle yada resimle ilişkilendirilmiş noktalar bulunan metin anlamında kullanılmıştı. Apple firması, bu yöntemi ekranda gösterilen yardım metinlerinin içinde bir kelimeyi yada simgeyi tıklayarak ilgili başka bir metine veya simgeye gitme yöntemi olarak kullandı. Metinler böylece “hyper” yani hareketli hale geliyordu.
1989 yılında, Avrupa Parçacık Fiziği Laboratuarı CERN uzmanlarında Tim Berners-Lee, laboratuar yönetimini ortak bir yazı biçimlendirme sistemine ikna edebilmek için, “Enformasyon Yönetimi: Bir Öneri” başlıklı bir rapor hazırladı. Bu raporda daha sonra bugünkü Internetin temeli olacak bilgisayar şebekeleri arası ağda bilgi alış verişi için Hypertext’in ortak yöntem olmasını önerdi. Bu öneri bugünkü HTML’nin temeli oldu.
Interneti Internet yapan iki unsur vardır: Birincisi bilgisayarlar arası iletişimi gerçek zamanlı olmaktan çıkartan bağlantı protokolünün (HTTP) geliştirilmesi; diğeri ise HTML dilinin ortak dil olarak benimsenmesini mümkün kılacak basitlikte olmasına karşın, bir metinin biçimlendirilmesi ve resim, ses, video gibi diğer unsurlarla bütünleştirilmesini sağlayabilecek yeterlikte olması.
Bugünkü Internet’in temeli olan üniversiteler ve araştırma kurumlarının bilgisayar ağlarını birbirine bağlayan ağlar 1980’lerin başlarında bağlantının gerçek zamanlı olmasını gerektiriyordu. Internet’in adı da ağlar arası ağ anlamına gelen İngilizce “Inter-networks-network:Inter-net” kısaltmasından doğmuştur. Bir bilimadamı bir başka bilimadamının bilgisayarının bulunduğu ağa bağlandığı zaman, bu bağlantı, gerekli dosyanın bir bilgisayardan diğerine aktarılması süresince devam etmek zorunda idi. İki bilgisayar, aralarında gidip gelen bilginin hata kontrolünü ancak gerçek zamanlı bağlantı olursa yapabiliyorlardı. HTTP (Hypertext Transmission Protocol – Hypertext İletişim Kuralları) ise iki bilgisayarın, alışverişin hatasız olduğunu denetlemek için, bilginin tümü alıp-verilinceye kadar birbirine bağlı kalmaları zorunluluğunu ortadan kaldırıyor. Bu zorunluluğun kalkmasının önemi; örneğin: Otomobille bir yerden diğerine gideceksiniz, takip edeceğiniz yolda inşaat var ve yol kapalı. Yolun kapalı kısmını atlamanız için gerekli servis yolu da yok. Bu durumda yolculuğunuz ilk engelde sona ermiş olacaktır. Oysa daha dolambaçlı da olsa bir servis yolu olsaydı, yolunuza devam etmiş olacaktınız. İşte HTTP ise sürekli bir servis yolu sağlamayı öngörüyor ve bu yolun hem gidişte hem de gelişte izlenecek levhaları gibi, kıtalararası telefon bağlantılarının kesilmesi halinde, bilgisayarlar arası iletişimin devamını sağlıyor.
HTTP’nin resmen standart olarak tanınması, 1990 yılında World Wide Web Konsorsiyomu’nun (W3C) kurulmasıyla mümkün olduğu için, bugünkü Internet’in de doğum tarihi 1990 yılı sayılabilir.Doğumundan bugüne 10 yıl bile geçmemiş olmasına rağmen, Internet’in hem HTTP hem de HTML ilkeleri ihtiyaca yetmiyor ve sürekli kendini yeniliyor.
HTML, Web tasarımcısına, belgelerini ziyaretçinin ekranında nasıl oluşmasını istiyorsa öyle şekillendirme imkanı verir. Bunula birlikte tarayıcı programlarının (Netscape Navigator veya Internet Explorer) HTML komutlarını yorumlayışlarında az da olsa fark vardır ve bu fark sayfaların bir ziyaretçinin bilgisayarında başka, diğerinin bilgisayarında başka gösterilmesine yol açabilir. Ayrıca ziyaretçiler, tarayıcı programlara verdikleri komutlarla, aldıkları sayfalarda değişiklik veya kısıtlamalar yapabilir.
Bugünkü imkanlarıyla HTML, Web sayfası terimine yeni bir anlam kazandırmış bulunuyor. “Web Sayfası” terimi, dört-beş yıl öncesinin web sayfaları, durağan belgelerden ibaret olduğu için ortaya atılmıştı. Bugünkü web sayfalarının ise “sayfa” kavramı ile ilgisi kalmadı. Bugün sadece HTML ögeleri kullanılarak, ziyaretçinin ekranında adeta bir televizyon programının grafik etkisini sağlamak mümkün. Bununla birlikte HTML, bir kelime işlem ya da masa üstü yayıncılık programının oluşturabileceği görsel özelliklere sahip sayfalar oluşturamaz. Bu kısıtlamalara, Interneti tasarlayan uzmanların, platformlar (Windows 3.x, Windows 95/98, Windows NT, Unix, MacOs), donanımlar (Mac, PC, Sun) ve tarayıcı programlar (IE, Netscape) arasındaki farkların, sunulacak malzemenin tasarımın kastettiğinden tamamen farklı bir şekilde sunulmasını önleme arzusu sebep oluyor. HTML, örneğin bir masaüstü yayıncılık programı kadar hassas ölçmelere ve biçimlendirmelere izin verse idi, bu ancak belirli bir platformda, belirli bir program kullanmayı gerektiridi. Oysa Internet’i Internet yapan unsurların başında, hemen herşeyin ekranda ve kağıt üzerinde, ortak denilebilecek şekilde oluşturulması geliyor.
HTML ile oluşturulacak statik alanların içine dinamik sonuçlar doğuracak programlar konulabilir. Bu programların oluşturulması için, ziyaretçinin Internet’e PC veya Mac ile bağlanmış olması, yada bağlantı programının şu yada bu firmaya ait bulunması gibi farklılıklardan etkilenmeyen, her türlü ortamda aynı sonucu veren ortak bir dil gerekliydi. Microsoft’un Visiual Basic programlama dilinin bir türevi olan VBScript ve çeşitli firmaların ortaklaşa ürünü JavaScript de bu tür düşüncelerin sonuçlarıdır. Fakat adı benzemekle birlikte, JavaScript’in Java ile, VBScript’in de Visual Basic ile ilgileri yoktur.
Internet tarayıcı programlarından Internet Explorer hem JavaScript hem de VBScript dillerini anlayabilir ve yorumlayabilir. Buna karşılık Netscape tarayıcı programı VBScript diliyle yazılmış bölümler içeren bir HTML metnini yorumlayarak ekrana getiremez. Bugünkü şekliyle JavaScript ve VBScript, tarayıcı programların imkan ve kabiliyetleri ile sınırlıdır. (4)
3.2. HTML’NİN VERSİYONLARI
3.2.1. HTML 2.0
HTML 2.0(RFC 1866) IETF'nin HTML Çalışma Grubu tarafından tam 1996’nın başlarında oluşturuldu. Fakat temeli 1994 atılmış ve o yıllarda eksikleri gözardı edilerek kullanılmıştır.
3.2.2. HTML 3.2
1996 yılınını sonlarında ilk olarak duyuruldu. HTML’nin bu versiyonu bir önceki versiyonda olmayan tablo, applet’ler, imajların etrafına text akışı sağlamak, superscript’ler ve subscript’ler ekleyebilme gibi özelliklere sahipti.
3.2.3. HTML 4.0
HTML 4.0 ilk olarak 18 Aralık 1997 duyuruldu. 24 Nisan 1998’de bir günceelleme geçirdi. Gelişen koşullara bu güncelleme de karşılık vermeyince tüm hataları düzetilip eksikleri tamalanarak HTML 4.01 adını aldı.
3.2.4. HTML 4.01
HTML’nin günümüzdeki en son versiyonudur. 4.01 versiyonunu diğer versiyonlarından ayıran bazı özellikler:
• HTML 4.0 Gözardı Edilen Hataların Düzeltilmesi
• Stil Sayfalarını Desteklemesi
• Uluslarası Özellikler(Arap ve İbraniler için Metin yazımının sağdan sola çevrilebilmesi gibi)
• Tablolar ve Formlar Oluşturabilme özelliği
• Script ve Multimedya Ögeleri Ekleme özelliği (5)
3.3. HTML EDİTÖRLERİ
Internet’in tek dili olan HTML ile bir Web sayfası yapabilmek için geçmiş senelere kadar tek ihtiyaç iyi bir kelime işlem programıydı. Bu programlar içinde en çok kullanılan da notepad idi. Notepad , hem herkesin sisteminde bulunuyor, hem de en hızlı metin editörüydü. Ancak notepad’in kullanımındaki en büyük zorluk HTML tag’lerin hepsinin yazılmak zorunda olmasıdır. Ayrıca notepad ‘de en fazla 64KB’lık dosyalar oluşturulabilir. Tüm bu dezavantajlar daha gelişmiş editör ihtiyacını doğurdular.
İlk çıkan editörler menüler sayesinde bazı işlemleri daha rahat yaptırmaktan öteye gitmediler. Mesela bir tablo açılabiliyordu ancak daha sonra hücrelere bölmek ve zemin renkleri, çerçevelerle uğraşmak tasarımcıya kalıyordu. Özellikle yeni HTML standartlarına yetişmek ve bütün tag’leri ezberden yazmak imkansizlaşıyor, ayrıca eskinin metin ağırlıklı Web sayfaları yerine daha görsel ve estetik sayfalar artık gündemdedir. Bunu için de renkler doğru seçilmeli, değişik butonlar kullanılmalı, Style Sheet’ler ile metinler daha güçlü bir şekilde ayarlanmalı. Bunlarda ancak daha güçlü editörlerle olur.
Web tasarım programları işleyiş bakımından ikiye ayrılır. Birinci grup tamamiyle görsel bir alanda çalışma alanı sunan WYSIWYG( What You See Is What You Get ) tarzı programlar. Bu gruptaki programlarda HTML tag’ler ikinci planda yer alır. Bunun yerine sayfalar masaüstü yayıncılık programında hazırlanıyormuş gibidir. Bu tip programlara örnek olarak Macromedia DreamWeaver, FrontPage, Corel Web Designier Adobe PageMill verilebilir.
İkinci grup ise kod tabanlı programlardır. Bu tarz programlarda çalışma alanı kod penceresidir ve genellikle çeşitli menüler yardımıyla kodlar yazılmadan rahatça sayfaya yerleştirilebilir. Bu tarz programlara örnek olarak HomeSite, HotDog ve CoffeeCup verilebilir.
Her iki tarz programın da kendine has avantajları ye dezavantajları var. Meselâ WYSIWYG tarzı programlarda sayfanın hazırlanması çok daha kolay ve hızlıdır. Kod tabanlı programlarda ise hazırladığımız sayfadan hakimiyetiniz çok daha fazladır. Herhangi bir problemin çıkma ihtimâli daha azdır. Birçok profesyonel Web tasarımcısı sayfaları hazırlarken kod tabanlı programları kullanmayı tercih eder.
HTML kodlarını bilinmezse, herhangi bir tasarım problemi ile karşılaşınca problem aşılamayabilir. Hazır programların olması, kodların el değmeden programlar tarafından yazılması elbette daha güzel, daha kolay ve daha hızlıdır. Ancak hazırlanan sayfaların nasıl oluştuğunu, nasıl çalıştığını, arka planda nelerin olduğunu bilmeden, ezberci bir zihniyet kullanmak bir programcı mantığına terstir. Ayrıca bu tür programları hemen her yerde bulanamayabilir. Dökümanların değiştirilmesi gereken yerlerde eğer hazırladığınız program yoksa ve de HTML dilini biliyorsanız her hangi bir editörden dökümanınıza müdahale edebilirsiniz.(6)
3.4.HTML SORUNLARI
HTML çıkışında, belirli anlamlar yüklü elemanları kullanarak bilginin eleman anlamına uygun olarak sunulmasını amaçlıyordu. Bilginin gösterici programlarca gösteriminin nasıl olacağını ise düşünülmüyordu. Örneğin konu başlığı, içerik başlıkları ve vurgulanacak metin kesimleri, TITLE, H1 ve EM gibi HTML elemanlarıyla ifade ediliyordu ve bu elemanların gösterici bir program tarafından nasıl görüntüleneceği HTML yazarı tarafından bilinmiyordu. Fakat bu elemanlar dışında güzel görünüş elde etmek için FONT, I ve B gibi elemanların kullanılması, bilginin ifade edilmek istenen anlamının belirlenememesi sorununu getirdi. Bir başka deyişle bilginin işlenmesi güçleşti. Çünkü B elemanı ile HTML sayfasında koyu olarak görünen bir cümlenin, sayfa içinde ne anlama geleceği anlaşılamaz. Örneğin; bu cümle bir alt konu başlığı olarak da kullanılmış olabilir, bir kişi adını vurgulamak için de kullanılmış olabilir. Kısaca, HTML elemanlarından bazıları belirli bir anlamı ifade etmek için kullanılıyor olmasına rağmen, bazılarının sadece biçim ya da görünüş ile ilgili olması, HTML dilini bilgiyi ifade etmede kullanılamayacağını gösterir.
HTML gösterici programlar, konu başlıklarının ve vurgulanan metin parçalarının nasıl gösterileceğine, kullanıcı tercihlerine göre karar vermelidir. Fakat HTML içinde özel biçimleme bilgisi içeren elemanların kullanımı bu esnekliği ortadan kaldırmış oldu. Bu sorunun aşılması için görünüş bilgisinin HTML belgesi dışına atılması düşünüldü. Bu bilgi CSS(Cascading Style Sheet) kurallarına uygun olarak düzenlendi. Bu sayede HTML görünüş ile ilgili dezavantajlarından kurtarılmaya çalışıldı. Buna rağmen, CSS özellikleri üzerinde tüm Web gösterici yazılımları standart davranışlar göstermemektedir. HTML içine standart olmayan özelliklerin üretici firmalar tarafından eklenmesi, HTML dilini giderek kuralsızlaştırmıştır.
HTML ile ilgili bir diğer sorun da, bilginin istenilen kesinlikte ifade edilememesidir. Çünkü HTML, bilginin istenilen her anlamda ifade edilmesini sağlayan eleman çeşitliliğine sahip değildir. HTML, Web sayfası hazırlamak için basit ihtiyaçları karşılamak üzere tasarlanmıştır ve sabit sayıda eleman içermektedir. HTML isteğe bağlı eleman tanımlamaya da izin vermez. Pratikte ise her türlü anlama karşılık gelecek elemanın HTML tanımında bulunması mümkün değildir.
HTML dilinin yapısal zayıflığı da onun problemlerinin bir diğeridir. Zayıflık, bir başka deyişle, bir HTML belgesini oluşturmak için kullanılan bir çok elemana anlamsal bir karşılık bulunamamasıdır. HTML dilinde içerik BODY elemanının içine yazılır ve bunun dışında her eleman herhangi bir yerde kullanılabilir. Yani elemanların sıralanışı ile ilgili bir kural yoktur.
HTML kolay öğrenilmesi ve evrenselliği ile her zaman gözde bir programdır. Ama tüm bu sorunları, kolay kopan linkleri, formatındaki kısıtlamalar onun için hep dezavantajdır. Bu dezavantajaları ortadan kaldırmak için scriptlerler eklendi, stil verildi, tablolandı ve framelendi. Ama hala birçok dezavantaja sahip.
Netscape, Microsoft, Macromedia ve diğer birçok şirket HTML’nin problemlerini çözmek için birçok çözüm ürettiler: Markaya özel HTML uzantıları, Ac